T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/577 Esas
KARAR NO :2025/40
DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ:13/02/2024
KARAR TARİHİ:15/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ... 2018 tarihinde ... kentinde gerçekleştirilecek olan ... 2018 Fuarı için ... 2018 Fuarı Fuar Kurulum Fiyat Teklifi ve Kiralama Metni akdedildiğini, anlaşmada stand kurulum hizmeti için 7.450 Euro +KDV belirlenmiş olup müvekkili şirketi tarafından bu bedelin 3.791 Euro'su ödenmiş ve geriye 5.000 Euro'nun fuar sonrasında ödenmesi kararlaştırıldığını, davalı tarafça sözleşme hükümleri yerine getirilmeyerek sözleşmeye uygun bir stand teslimi yapılmadığını, standın kullanılmayacak durumda olması üzerine durumun derhal davalı şirketin ilgilerine bildirildiğini ve davalı şirket çalışanları tarafından aynı gün standın sökülerek toplandığını, bunun üzerine müvekkilinin fuar günü fuara katılabilmek için konteyner kiralamak zorunda kaldığını, müvekkili şirket tarafından davalıya ... 34. Noterliği'nin 18.05.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarı keşide edilerek ödenen bedelin iadesinin talep edildiğini, davalı tarafından bu ihtara ... 51. Noterliği'nin 28.05.2018 tarih 11717 yevmiye sayılı ihtarı ile verdiği cevapta, ödenilen bedelin iadesini kabul edilmediğini, müvekkil şirketin, ödediği 3.791,00 Euro'nun iadesi için ... 3. İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış ise de, bu icra takibine davalı tarafından itiraz edilerek itiraz durdurulduğunu, davalı tarafından esasen sözleşme gereğince kararlaştırılan standın müvekkiline teslim edilmemesine karşın davalı şirket tarafından sözleşmede kararlaştırılan bakiye 5.000,00 Euro'nun tahsili için müvekkil aleyhinde icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça, ... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı dosyasından müvekkil şirkete ödeme emri gönderildiğini, bu ödeme emrinin tebliği üzerine süresi içerisinde müvekkili şirket tarafından borca ve icra takibine itirazda bulunulduğunu, müvekkilinin ... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı icra takip dosyasında borca itirazı üzerine davalı tarafça, müvekkili şirket aleyhinde ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, dava sonucunda dosya bilirkişiye gönderilmiş, bilirkişi raporunda davacının kurulumunu gerçekleştirdiği standın ayıplı olduğu tespiti yapıldığını, bunun üzerine ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 22.01.2020 tarihinde verilen kararda yağış nedeniyle deforme olan standın ayıplı olduğunun davacı yükleniciye bildirildiği, yüklenici davacı şirketin bu ayıplı standı kaldırdığı, böylece standın henüz davacının elinde iken davalı müvekkil iş sahibi şirkete teslim edilmeden önce zayi olduğu tespit edilerek bu nedenle davacı şirketin bedele hak kazanmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, bu davanın reddine kararına karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de , bu istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin 2022/311 Esas 2023/821 Karar 27.09.2023 tarihli kararı ile esastan reddine karar verildiğini, dolayısıyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin kararı ile, davanın reddine dair ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar ve 22.01.2020 tarihli kararı kesinleştiğini, davalı tarafından sözleşme konusu standın sözleşmeye uygun olarak müvekkile teslim edilmediğinin kanıtlanması ve bu yöndeki kesinleşen karara rağmen müvekkilin ödediği 3.791,00 Euro iade edilmediğini bu sebeplerle davalının dava konusu standı sözleşmeye uygun olarak müvekkile teslim etmediğinin kesinleşmesine karşın ödenen bedelin iadesinin tahsili için iş bu davayı açmak zorunluluğu doğduğunu beyan ederek taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğinin yerine getirilmemesi ve ayıplı hizmet nedeniyle müvekkil şirketçe davalıya ödenen 3.791,00 Euro'nun ödeme tarihi olan 11.04.2018 gününden itibaren hesaplanacak devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dilekçesine ek yaptığı yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi kararında, müvekkilinin kusurlu olduguna dair gerekçe olarak gösterdiği Türk Borçlar Kanununun 472. maddesinde malzemenin kararlaştırılan eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek nitelikte olması halinde durumu iş sahibine bildirmekle yükümlü oldugu öngörüldüğünü, oysa somut olayda fuar standının sipariş edildiği üzere ahşap malzeme ile yapılması böyle bir eserin yapımını güçleştirecek veya geciktirecek bir husus olmadığını, zira ahşap malzemeden yapılan fuar standları da somut olayda rastlandığı üzere olağanüstü iklim koşulları cereyan etmediği takdir de pek ala işlevini yerine getirebileceğini ve esasen davacı tarafta böylesine olağanüstü bir yağmur yağabileceğini öngöremediğinden ve bedeli daha ucuz olduğundan ahşap stand yapılmasını istemiş ve isteği müvekkilimiz tarafından yerine getirildiğini, Davacı tarafın mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesinde de; davacı şirketten bir görevlinin ... 2018 günü fuar alanına giderek kullanılacak olan standı kontrol ettiğini, bahse konu standı kullanılamayacak halde olmasından dolayı müvekkil şirkete haber verildiği, standın müvekkil şirketin çalışanları tarafından aynı gün söküldüğünü iddia ettiğini, davacı şirketin kanundan kaynaklanan haklarını kullanabilmesi için ... 2018 tarihinde davacı şirket görevlileri tarafından kontrolü yapılan standın en geç 24 Nisan 2018 tarihinde müvekkil şirkete kanunda belirtilen usulde bildirilmesinin gerektiğini, ancak davacı şirketin standın ayıplı olduğuna ilişkin bildirimini, müvekkili sirkete 30 Nisan 2018 tarihinde dava dışı Sayın ... tarafından atılan bir mailde bildirildiğini, kanun lafzında açıkça görüleceği üzere; tacirler arasında ayıp bildirimi için mailin geçerli olabilmesi için söz konusu mailin güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta olması gerektiğini, ancak somut olayda davacı sirketin müvekkil şirkete usulüne uygun bir ayıp ihbarı yapmadığının aşikar olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için dava dışı ... tarafından müvekkil şirkete gönderilmiş olan 30 Nisan 2018 tarihli mailin kanunda belirtilmis olan maillerden olduğu kabul edilse dahi; dava konusu stant ayıbı Ticaret Kanununda belirtilen süre geçirildikten sonra müvekkil şirkete ihbar edildiğini, her ne kadar Sayın Bölge Adliye Mahkemesi kararına atıf yapılmışsa da bölge adliye mahkemesi kararının hatalı olduğunu, zira BAM kararında basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü olduğu hususunda davalı müvekkiline kusur atfedildiğini, oysa davacı da bir tacir olup kanunun aynı hükümleri davacıya da uygulanması gerektiğini, malzeme seçimi konusunda takdir yetkisinin davacıya ait olduğunu, davacının hava şartlarını, fuar özelliklerini dikkate almaksızın yanlış malzeme seçimi nedeniyle davalı müvekkilimizin basiretli davranmadığı gibi bir sonucun ortaya çıkmasının düşünülemeyeceğini, zira davacının sergileyeceği ürünlerin hangi stand üzerinde daha iyi duracağı veya zarar görmeyeceği yahut fuarda standa ilişkin kural olup olmadığı davacının bilgisi dahilinde olduğunu, dolayısıyla bir an için kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla eserin usulüne uygun olarak teslim edilemediği düşünülse dahi malzeme seçimi nedeniyle davalı müvekkilimizin uğradığı zararın da davacıdan tahsil edilmesi gerektiğini, bu sebeple sayın mahkemenizce gerçekleştirilecek incelemenin ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. - ... K. Sayılı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin 2022/311 E.- 2023/821 K. Sayılı hatalı ilamlarının nazara alınmamasını gerek bu dosyaya gerekse ... 5. ATM dosyasına sunduğumuz tüm dilekçelerimiz nazara alınarak incelemenin gerçekleştirilmesini talep ederek, davanın reddini talep etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;taraflar arasında kurulan eser sözleşmesi gereği eserin sözleşmeye uygun teslim edilmediğinden bahisle ödenen bedelin iadesinin talep edilip edilmeyeceğinden ibaret olduğu görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ... 2018 tarihinde ... kentinde gerçekleştirilecek olan ... 2018 Fuarı için ... 2018 Fuarı Fuar Kurulum Fiyat Teklifi ve Kiralama Metni akdedildiğini, anlaşmada stand kurulum hizmeti için 7.450 Euro +KDV belirlenmiş olup müvekkili şirketi tarafından bu bedelin 3.791 Euro'su ödenmiş ve geriye 5.000 Euro'nun fuar sonrasında ödenmesi kararlaştırıldığını, davalı tarafça sözleşme hükümleri yerine getirilmeyerek sözleşmeye uygun bir stand teslimi yapılmadığını, fuar sonrası ödeme için davalı tarafça başlatılan takibe itirazın iptali davasının reddedilerek istinaf incelemesinden geçtiğini, bu sebeple davalıya ödenen 3.791,00 Euro'nun ödeme tarihi olan 11.04.2018 gününden itibaren hesaplanacak devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararına atıf yapılmışsa da bölge adliye mahkemesi kararının hatalı olduğunu, zira BAM kararında basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü olduğu hususunda davalı müvekkiline kusur atfedildiğini, oysa davacının da bir tacir olup kanunun aynı hükümleri davacıya da uygulanması gerektiğini, malzeme seçimi konusunda takdir yetkisinin davacıya ait olduğunu, davacının hava şartlarını, fuar özelliklerini dikkate almaksızın yanlış malzeme seçimi nedeniyle davalı müvekkilimizin basiretli davranmadığı gibi bir sonucun ortaya çıkmasının düşünülemeyeceğini, zira davacının sergileyeceği ürünlerin hangi stand üzerinde daha iyi duracağı veya zarar görmeyeceği yahut fuarda standa ilişkin kural olup olmadığı davacının bilgisi dahilinde olduğunu, dolayısıyla bir an için kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla eserin usulüne uygun olarak teslim edilemediği düşünülse dahi malzeme seçimi nedeniyle davalı müvekkilinin uğradığı zararın da davacıdan tahsil edilmesi gerektiğini, bu sebeple mahkememizde gerçekleştirilecek incelemenin ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. - ... K. Sayılı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin 2022/311 E.- 2023/821 K. Sayılı hatalı ilamlarının nazara alınmamasını gerek bu dosyaya gerekse ... 5. ATM dosyasına sunulan tüm dilekçeler nazara alınarak incelemenin gerçekleştirilmesini talep ederek, davanın reddini talep etmiştir.
Somut olayda davacının talebi taraflar arasında kurulan eser sözleşmesi gereği eserin sözleşmeye uygun teslim edilmediğinden bahisle ödenen bedelin iadesi talebine ilişkindir.
Taraflar yazılı eser sözleşmesi gereğince davalınının ... 2018 tarihleri arasında Paris'te açık alanda düzenlenecek fuarda kullanılmak üzere stant yapımını üstlendiği, buna karşılık davacının 7.450 Euro +KDV olan bedeli, %50'si nakit, %50'si fuar bitiminde nakit olarak banka havalesi olmak üzere ödeyeceğinin kararlaştırıldığı ihtilafsızdır.
Davacı tarafça 3.791,00 Euro bedelin peşin olarak ödendiği, geriye kalan 5.000,00 Euronun ise ödenmediği de ihtilafsızdır. Söz konusu 5.000,00 Euronun tahsili için dosyamız davalısı tarafından ... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe dosyamız davacısının itiraz etmesi üzerine, dosyamız davalısının ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı dosyasından itirazın iptalini talep ettiği, mahkemece sabit görülmeyen davasının reddine karar verildiği, dosyamız davalısının kararı istinaf etmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin 2022/311 esas, 2023/821 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
HGK'nun 2021/(21)10-370 Esas, 2022/1622 Karar nolu 29.11.2022 tarihli ilamında vurgulandığı üzere;
Medeni usul hukukunda deliller, kesin deliller ve takdiri deliller olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Hukukumuzda kesin deliller, ikrar (HMK m. 188), senet (HMK m. 199 vd.), yemin (HMK m. 225 vd.) ve kesin hüküm (HMK m. 303) olmak üzere dört tanedir. Takdiri deliller ise tanık (HMK m.240 vd.), bilirkişi (HMK m. 266 vd.), keşif (HMK m.288 vd.) ve kanunda düzenlenmemiş diğer deliller (HMK m. 192) olarak sayılmaktadır. Takdiri deliller yönünden delil türlerinin sınırlı olarak sayılmadığı kabul edilmektedir (Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder/ Taşpınar Ayvaz, Sema: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2017, s. 389-390). Bu açıdan kuvvetli (güçlü) delil takdiri bir delil türü olarak nitelendirilebilir.
Kesin hükme gelince, kesin hüküm HMK'nın 303. maddesinde düzenlenmiş olup şekli ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere olarak ikiye ayrılır. Verilen bir hükme karşı kanun yolları kapalı ise veya kanun yolları açık olsa bile süresinde gidilmemişse veya tüm kanun yolları tükenmişse hüküm şeklen kesinlik kazanmıştır.
Maddi anlamda kesin hükümde ise; dava sebebinin (maddi vakıaların), taraflarının ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
Önemle vurgulanmadır ki maddi anlamda kesinlik, yalnız hüküm fıkrası için söz konusudur. Hüküm fıkrası, davada (veya karşı davada) istenen hususlar (talep sonucu) hakkında mahkemece verilen kararı (hükmü) gösterir. Hükmün gerekçesinin kesin hüküm gücü bulun- mamaktadır. Bununla beraber gerekçe maddi anlamda kesinlikten tamamen soyutlanmış da değildir.
Maddi anlamda kesin hükmün amacı da bu hâli ile mahkeme kararlarına güvenilmesini ve uyulmasını sağlamak, taraflar arasındaki uyuşmazlığı kararın maddi anlamda kesinleştiği andan itibaren geleceğe yönelik olarak sona erdirmek ve nihayet çelişkili kararlar verilmesini önleyerek toplum hayatında hukukî istikrar ve güvenliği tesis etmektir.
İspat bakımından değerlendirmek gerekir ise; HMK'nın 204. maddesinin birinci fıkrasına göre ilamlar kesin delil sayılmaktadır.
Birinci davada verilmiş olan hüküm, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak aynı konuya ilişkin olarak açılan ikinci davada, kesin hükme bağlanmış olan husus yönünden kesin delil teşkil eder (HMK m.303/1,2).
Aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak ve aynı hukukî ilişki hakkında açılan ikinci davanın konusu, birinci davadakinden farklı olsa bile, iki davanın da temelini oluşturan aynı hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığı hakkında (birinci davada) verilmiş olan (kesin) hüküm, ikinci davada kesin delil teşkil eder
... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı dosyasının ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin 2022/311 esas, 2023/821 karar sayılı ilamının incelenmesinde;
Taraflar arasındaki sözleşmenin TBK'nın 470 vd. Maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olup, bu konuda çıkacak uyuşmazlıklarda öncelikle TBK'nın 470 vd maddeleri, ayıp konusunda da 474 vd maddeleri uygulanacağı, somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmeye göre tarafların üzerinde anlaştıkları malzemeden imal edilecek olan stand fuardan bir gün önce fuar alanına monte edilerek teslim edileceği, standın fuar alanına montesinden sonra standın davalı iş sahibine teslim edilmeden önce meydana gelen yağış ve rüzgar nedeniyle hasarlandığının, standın davacı elemanlarınca fuar alanından sökülerek kaldırıldığının dosya içeriği ve taraf beyanları ile sabit olduğu belirtilmiştir. Yine somut olayda uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklandığından TTK'nın ticari satım sözleşmelerine ilişkin 23. Maddesinin ve bu maddenin c bendinde düzenlenen ayıba ilişkin hükümlerin uygulanmasına olanak bulunmadığı, davaya konu standın fuar alanında montesinden sonra rüzgar ve yağmur nedeniyle kullanılamayacak hale geldiği ve davacı (mahkememiz dosyası davalısı) elemanlarınca fuar alanından sökülerek götürüldüğü sabit olduğundan, eserin sağlam ve kullanılabilir şekilde tesliminden söz edilemeyeceğinden ve eserin teslimi gerçekleşmediğinden davacı (mahkememiz dosyası davalısı) yüklenicinin bedele hak kazanamayacağı, TBK'nın 472/3 maddesi gereğince basiretli bir yüklenici olması gereken davacı (mahkememiz dosyası davalısı), fuarın açık havada yapılacak olması nedeniyle ahşaptan üretilen satandın yağmur nedeniyle hasara uğrayabileceğini, ahşaptan imal edilecek standın kullanılacak alan için uygun olmayacağını öngörerek malzeme ve yerin esere uygun olmadığı konusunda iş sahibini uyarmakla yükümlü olduğu, davacı yüklenici iş sahibinin bu konuda uyardığını iddia ve ispat edemediği hükmün gerekçesinde açıklanmıştır.
Yukarıda açıklanan dava, mahkememiz dosyası davalısının, aynı sözleşmeye ilişkin bakiye iş bedelinin tazmini talepli mahkememiz dosyası davacısına karşı açtığı dava olup, ilk derece ve istinaf mahkemesince eserin sağlam ve kullanılabilir şekilde tesliminden söz edilemeyeceğinden ve eserin teslimi gerçekleşmediğinden davacı (mahkememiz dosyası davalısı) yüklenicinin bedele hak kazanamayacağı tespit edilmiş olup, ilgili karar kesin delil teşkil etmeyecek ise de güçlü delil mahiyetindedir. Mahkememiz dosyası davalısı, ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı dosyasında ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin 2022/311 esas, 2023/821 karar sayılı ilamında tespit edilen bu hususların aksini ispata elverişli başkaca bir delil sunmadığından, mahkememizce de davaya konu standın fuar alanında montesinden sonra rüzgar ve yağmur nedeniyle kullanılamayacak hale geldiği davalı elemanlarınca fuar alanından sökülerek götürüldüğü sabit olduğundan, eserin sağlam ve kullanılabilir şekilde tesliminden söz edilemeyeceğinden ve eserin teslimi gerçekleşmediğinden davalının yüklenicinin bedele hak kazanamayacağı kanaatine varılarak, davacı tarafça sözleşme gereği ödenen 3.791,00 Euro'nun 28/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının Euro cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın kabulü ile 3.791,00 Euro'nun 28/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının Euro cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 8.567,51 TL nispi karar harcının peşin alınan 2.141,88 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 6.425,63 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yapılan toplam 2.630,28 TL( 427,60 TL BVH, 60,80TL VSH, 2.141,88 TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 996,00 TL (996,00 TL tebliğler ve posta) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren kabul edilen kısım yönünden 2 hafta içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/01/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır