T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/615 Esas
KARAR NO : 2025/197
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 10/10/2024
KARAR TARİHİ : 05/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sözleşmenin konusu ... ili ... ilçesi, ... bölgesinde bulunan 103 ada 3 parsel,4 parsel, 6 parsel,7 parsel, 8 parsel, 9 parsel, 10 parsel, 11, parsel, 12 parsel, 13 parsel, 14 parsel, 15 parsel, 16 parsel, 18 parsel, 19 parsel, 20 parsel, 25 parsel, 26 parsel, 27 parsel, 28 parsel, 29 parsel, 30 parsel, 33 parsel; 104 ada 11 parsel, 12 parsel; 113 ada 3 parsel, 12 parsel, 13 parsel, 14 parsel no ile tapu kütüğüne kayıtlı 44 nolu ... kapsamında sözleşmenin Ek 2’de bulunan Investland stok listesindeki 51 numara ile belirtilen 14.903 m2 boyutundaki ve ifrazından sonra tapu bilgileri netleşecek arazinin sözleşmedeki şartlar dahilinde satıcı ... Ticaret Limited Şirketi tarafından alıcı ...’a mülkiyetinin devredilmesi, tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi olduğunu, işbu sözleşmeye göre, davalı tarafın sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte sözleşme şartları dahilinde ceviz tarımcılığı yapmak için arazinin işletmeciliğini ve yönetimi yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini, sözleşmenin 5.1. maddesinde görüldüğü üzere sözleşmeye konu projeden elde edilen yıllık toplam gelirden işletmeye dair maliyetler çıkarıldıktan sonra elde edilecek net karın %20’si yönetim firmasına, geri kalan %80’i arazi sahibine yani davacıya verileceğini, 5.2.maddede ise proje gelirlerinin hasat sezonlarındaki... piyasa satış fiyatıyla doğru orantılı olacağı ve gelirlerin her sene aralık ayının bitiminden önce arazi sahibine verileceği belirtildiğini, ilk gelir yılı 2021 yılı olması ve banka komisyonun yönetim firması tarafından ödeneceği belirlendiğini, sözleşmenin ayrıca projeye ek gelir sağlamak amacıyla yer alan Gezen Tavuk Yumurta Üretimine dair eki bulunduğunu, buna göre yönetim firması söz konusu iş modelinin tamamından sorumlu olduğunu, kurulum, altyapı maliyetleri ve işletme organizasyonu yine davalıya ait olduğunu, bu iş modelinin gelirinin yıllık olarak hesaplanması ve arazi sahibine verilecek gelirin paylaşım oranının net kar üzerinden hesaplanmasına ve ilk 10 sene için %40, bu tarihten sonrası için %20 olarak belirlenmesine karar verildiğini, davalı taraf 2021 yılında davacıya sözleşme uyarınca o yılın ... piyasa satış fiyatıyla doğru orantılı olacak şekilde %4.2 oranında 5.500,29-USD. ödeme yaptığını, ancak davalı borçlu 2022 yılı için ödemesi gereken %6.7 oran üzerinden 8.775,53- USD. Bedeli ve 2023 yılı için ödemesi gereken %9.8 oranlı 12.833,98- USD. Bedeli davacı alacaklıya ödemediğini, fazlaya ilişkin tüm talep dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile, davalı borçlunun ... 12. İcra Müdürlüğü’nün...E.sayılı dosyasına yapmış olduğu tüm itirazların iptali ile icra takibinin devamını, %20’den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... A.Ş. Arasında 07/12/2018 tarihinde tarım arazisi yönetim ve işletme sözleşmesinin imzalanmış bulunulduğunu taraflar arasında imzalanan bu sözleşme isminde de belirtildiği üzere bir ürüne katılmalı ürün kirası sözleşmesi olduğunu ürüne katılmalı kira bedelinin devşirilecek ürünün belli bir oranı olarak kararlaştırıldığının ürün kirası olduğunu ürün kirasının sözleşmesinin unsurlarından birisinin ürün veren bir kiralananın mevcut olmasıdır. Kiralananın bir hak veya bir eşya olmasının mümkün olduğunu ancak her ikisinin de ürün getirme kabiliyetinin bulunması şartı olduğunu davacının haksız ve hukuki temelden yoksun davasının tüm talepleri ile birlikte reddi ile yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;taraflar arasında imzalanan Tarım Arazisi Yönetim ve İşletme Sözleşmesinden kaynaklı eksik ödeme yapıldığı iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibaret olduğu görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, taraflar arasındaki "Tarım Arazisi Yönetim ve İşletme Sözleşmesi" ve eki niteliğindeki "Gezen Tavuk Yumurta Üretimi" sözleşmesinde düzenlenen projeden elde edilen yıllık toplam gelirden işletmeye ilişkin maliyetler çıkarıldıktan sonra elde edilecek net karın %20'sinin davalıya, %80'nin davacıya ait olduğuna ilişkin madde doğrultusunda elde edilen karın kendisine ödenmediği iddiasıyla davacı tarafça başlatılan icra takibine davalının itirazı neticesinde duran takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında "Tarım Arazisi Yönetim ve İşletme Sözleşmesi" ve eki niteliğindeki "... Yumurta Üretimi" sözleşmesi düzenlendiğine ilişkin uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 3. Maddesine göre, sözleşme Manisa ili, Gördes İlçesi, ...mahallesinde ... Stok listesinde 44 numaralı ceviz arazisi projesi, ... numarada bulunan tarım arazisinde hasat geliri paylaşım ortaklığı esasına göre ceviz arazisi işletmesinin kurulması ve kurulan bu işletmenin yönetimi ile işletilmesi konusunda yapılmıştır. 4.1 maddesine göre yönetim firması (davalı) bu sözleşmenin imzalanması ile birlikte sözleşme şartları dahilinde ceviz tarımcılığı yapmak için arazinin işletmeciliğini ve yönetimini yapacaktır. Yönetim firması (davalı) ceviz tarımı işletmeciliği ve yönetimi anlamında arazide tarım yapılabilmesi ve hasat elde edilmesi için sözleşme konusu araziyi kullanmada tam yetkiye sahiptir. 5.1 maddesine göre projeden elde edilen yıllık toplam gelirden işletmeye ilişkin maliyetler çıkarıldıktan sonra elde edilecek net karın %20'sinin davalıya, %80'nin davacıya aittir. Yine sözleşmenin eki niteliğindeki "Gezen Tavuk Yumurta Üretimi" sözleşmesinin 1.1 maddesi, söz konusu proje arazisi veya başka bir Invest4land proje arazisinde ek gelir sağlamak amacı ile gezen tavuk yumurta üretimi yapılacaktır. Yönetim firması (davalı) söz konusu iş modelinin tamamında sorumlu ve sahibidir. Bütün kurulum, altyapı maliyetleri ve işletme organizasyonu yönetim firması tarafından yapılacaktır şeklinde düzenlenmiş olup, 1.3 maddesi arazi sahibine (davacı) verilecek gelir paylaşım oranı net kar üzerinden hesaplanacaktır ve ilk 10 sene %40, bu tarihten sonra ise %20 olarak hesaplanacaktır şeklinde düzenlenmiştir. Davacı sözleşmelerin bu maddeleri gereği kendisine ödenmesi gereken 2021 yılında ödendiğini ancak 2022 yılında ödenmediğini iddia etmektedir.
TTK'nın 4.maddesinde, bir davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir. Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticari sayılan davalardır (mutlak ticari davalar). Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup TTK'nın 4/1 hükmünde (a) ile (f) bentleri arasında sayılmıştır. İkincisi ise, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK'nın 4/1-son cümlesi uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da gerekli ve yeterli görülmüştür. Üçüncü grup ise, nispi ticari davalar olup, TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. TTK'nın 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticari iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticari sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ''ticari iş'' esasına göre değil, ''ticari işletme'' esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması tek başına davayı ticari dava haline getirmez.
Somut uyuşmalıkta, taraflar arasındaki sözleşme, hasılat kirası sözleşmesinin unsurlarını içerdiği gibi istisna sözleşmesi ve hizmet sözleşmesinin de unsurlarını içermektedir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın kaynağı olan karma nitelikteki sözleşmesi TTK'da düzenlenen bir konu olmadığından dava mutlak ticari dava değildir. Dava, yukarıda sayılan ve TTK'nın 4/1-son cümlesinde yer alan ticari davalardan da değildir. Bu durumda somut uyuşmazlıkta davanın üçüncü grup dava yani nispi ticari dava olup olmadığının tespiti gerekir TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Öte yandan, görev konusundaki uyuşmazlığın çözümü için öncelikle başta TTK olmak üzere, 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/12362 sayılı "Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin'' Bakanlar Kurulu kararı ve VUK'un ilgili maddeleri uyarınca davacının tacir mi yoksa esnaf mı olduğunun belirlenmesi gerekir.
TTK'nın 11. maddesinin ikinci fıkrası "(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." hükmünü amirdir. İlgili fıkrada her ne kadar ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği ifade edilmişse de söz konusu fıkranın 2/7/2018 tarihli değişiklikten önceki halinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmekteydi. Nitekim 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturulduğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, halen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır.
Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nun 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. Anılan ... sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, sadece ikinci sınıf tacirlerin esnaf olarak kabulü söz konusu olabilir. Yani birinci sınıf tacirler hiç bir koşulda esnaf olarak kabul edilemez.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176. maddesine göre tüccarlar, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrılır. Birinci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre defter tutanlardır. İkinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlardır. VUK'nun 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir. Salt ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması, esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Gelir İdaresi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Başkanlığının 21/11/2024 tarihli cevabi yazısında, davalının vergi numarası, TC kimlik numarası verilmesi halinde sağlıklı cevap verilebileceğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin dava dilekçesinde davacının TC kimlik numarasını ya da vergi kimlik numarasını bildirmediği gibi dava açarken sunulan vekaletnameden de davacının Bahreyn vatandaşı olduğu ve vekaletnamesinin de bu ülke apostili ile sunulduğu görülmüş olup davacının TTK 4/1, VUK 176, 177. Maddeleri uyarınca tacir olduğuna ilişkin bilgi ve belge bulunmadığından davacının tacir olmadığı anlaşılmakla, davanın nispi ticari dava olduğunun kabulü de mümkün değildir. Bu sebeple eldeki davanın her iki tarafı tacir olmadığından ticari dava niteliğinde bulunmayan davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesidir. (HGK'nun ... esas,... karar sayılı ve 21/03/2019 tarihli emsal ilamı aynı yöndedir.) Uyuşmazlığın çözümünde genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli Mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA,
3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.05/03/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır