T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/621 Esas
KARAR NO : 2025/198
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 07/06/2024
KARAR TARİHİ : 05/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in, ... müşteri numarası ile ...Bankası A.Ş. Nezdinde banka hesabı/kredi kartı kullanıcısı olduğunu, müvekkilinin, Mobil Bankacılık üzerinden 01.02.2019 tarihinde ... zorunlu deprem poliçesi yenileme emri talimatı verdiğini, müvekkilin, otomatik ödeme Talimatı doğrultusunda, 01.02.2019-01.02.2020 , 01.02.2020-01.02.2021 ve 01.02.2021-01.02.2022 tarihleri arasında otomatik ödeme talimatları yerine getirildiğini ancak 2022-2023 ve 2023-2024 yılı ... ödeme talimatları yerine getirilmediğini, müvekkilinin otomatik ödeme talimatı doğrultusunda ... poliçesinin yenilendiğini zannederken, 06/02/2023 tarihli ... merkezli depremlerde , müvekkilin ... 1653 ada 1 parsel bağımsız bölüm 12 A blokta bulunan taşınmazının hasar alması akabinde ... ödemesi için ...'a başvurmuş ve sigortasının primin ödenmemesi nedeniyle yenilenmediğini öğrendiğini, bankanın Bankanın otomatik ödeme talimatını gerçekleştirmeyerek, müvekkilin evinin ... yapılamamasına neden olması nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunulduğunu belirterek, fazlaya ilişkin her türlü talep, dava ve sair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve sonradan artırılmak üzere şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın dava tarihi itibariyle işlemiş ve işleyecek avans faiziyle (mahkemece aksi kanaatte olunması halinde yasal faiz ile) davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankaya karşı husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından müvekkili yönünden taraf sıfatı yokluğu nedeniyle davanın reddine kara verilmesini, davanın mahiyeti itibariyle ...'a ve ...Sigorta Şirketine ihbarını talep ettiklerini, davacının müvekkili bankadan 04.07.2011 tarihinde 55.000,00 TL tutarlı 120 ay vadeli konut kredisi kullandığını ve kullandırılan krediye istinaden davacı ile dava dışı ... Sigorta Şirketi arasında Zorunlu Deprem Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, müvekkili Banka kayıtlarında yapılan incelemede, dava konusu poliçenin son olarak 01.02.2019, 25.01.2020 ve 02.03.2021 tarihlerinde yenilendiği tespit edilmiştir. 25.01.2020 tarihli yenileme işlemi, davacı tarafından İnternet Şubesi'nden, 02.03.2021 tarihli yenileme işlemi ise Şube'den gerçekleştirildiğini, bu kapsamda dava dilekçesinden 01.02.2019 tarihli dekontta yer alan talimattan sonra davacının müvekkil Banka'ya yeni tarihli farklı birden fazla (ilk olarak 25.01.2020 tarihinde, son olarak 02.03.2021 tarihinde) talimat verdiğini, bu nedenle de davacının davasının tek dayanağı olan 01.02.2019 tarihli dekontta yer alan talimatın geçerliliğini yitirdiği, müvekkil Banka'nın davacının yeni tarihli talimatı ile bağlı olduğu hususunun tartışmasız olduğunu, Davacının 02.03.2021 tarihli poliçe yenileme işlemine ait dekontunda yer alan talimatında da poliçenin ilişkili kredi açık olduğu sürece otomatik olarak yenilenmesi belirtildiğini, bu talimattan sonraki poliçe yenileme tarihinde poliçe ile ilişkili kredinin geri ödemeleri sona erdiğini, dolayısıyla kredi kapandığından, dava konusu poliçe tümüyle davacının talimatlarına uygun olacak şekilde (yani ilgili tarihte müşteriye poliçenin sona erdiği ve yenileme talimatı bulunması halinde yenileme yapılacağı bildirilmesine rağmen müşterinin bu yönde bir talimatı bulunmadığından) poliçe müvekkil Banka tarafından otomatik olarak yenilendiğini, görüleceği üzere davacının poliçenin müvekkil Banka tarafından otomatik olarak yenilenmesi gerektiği, hesabının yenileme işlemi için müsait olduğu, müvekkil Banka'ya bu doğrultuda talimat verdiği yönündeki iddiaları huzurdaki davasını ispat açısından hiçbir ehemmiyeti haiz olmadığı, Davacının yenileme tarihinde hesabının müsait olması vs. somut uyuşmazlığın çözümü bakımından mühim olmadığını, bunun nedeninin de davacının 02.03.2021 tarihli otomatik ödeme talimatının ilişkili kredinin açık olması koşuluna bağlanmış olması olduğunu, bu kapsamda, davacının davasında haksız olduğunun müvekkili Banka kayıtları ile sabit olduğunu, dava konusu poliçenin vadesinin, 02.03.2022 tarihinde sona ermiş olup poliçenin ilişkili olduğu kredi kapandığından ve müşteriye poliçenin sona erdiği bildirilmesine rağmen müşteri tarafından iletilmiş bir yenileme talimatı bulunmadığından müvekkil Banka tarafından yenilenmediğini, bu kapsamda, poliçenin yenilenmesi yükümlülüğü davacıda olmasına rağmen poliçe davacı tarafından yenilenmediğini, poliçe yenileme işlemlerine ilişkin olarak müvekkili Banka'nın bilgilendirme yükümlülüğü kapsamında ise müvekkili banka tarafından davacının Banka sisteminde kayıtlı cep telefonuna 07.02.2022 ve 03.03.2022 tarihlerinde aşağıda yer alan SMS'ler gönderildiğini, müvekkili Banka'nın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, somut olayda kusurun davacıya ait olduğunu, davacının kendi kusuru nedeniyle meydana geldiği iddia olunan zararı için müvekkilini sorumlu tutmaya çalıştığını belirterek, davanın "..." adresinde mukim ...'na (...) ve ... Sigorta Şirketi'ne ihbarına, Davacının dava konusu poliçeye ilişkin olarak vermiş olduğu otomatik yenileme talimatının, poliçenin ilişkili olduğu kredinin açık olması şartına bağlı olarak verilmiş ve kredinin poliçenin yenileme döneminde kapanmış olması ve diğer tüm nedenlerle davacının haksız ve mesnetsiz davasının usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davacının, davalı bankadan kullandığı konut kredisinin ödenmesi sırasında onay alınmadan ... Sigortası'nın yenilenmediği iddiası ile buna bağlı olarak uğranılan zarardan kimin ve ne oranda sorumlu olduğu hususlarından ibaret olduğu görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, avacının, davalı bankadan kullandığı konut kredisinin ödenmesi sırasında onay alınmadan ... Sigortası'nın yenilenmediği iddiası ile buna bağlı olarak uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici"; 3/1-(l) maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler "tüketici işlemi" olarak kabul edilmiş ve Tüketici Kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletilmiştir.
Aynı Kanunun 73/1. maddesinde “tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda” tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilirken; 83/2. maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir.
Mahkememizce davalı bankaya kredinin niteliğine ilişkin müzekkere yazılmış olup verilen cevapta müşterinin bireysel segmentte olduğu ve kredinin konut kredisi olduğundan bahisle cevap verilmiştir.
Aynı nitelikte uyuşmazlığa ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı kararında "Her ne kadar davalı vekilince mahkemenin görevsiz ve yetkisiz olduğu ve sigorta şirketi hakkında hüküm kurulmadığı ileri sürülerek istinaf talebinde bulunulmuş ise de; davacının kullandığı kredinin konut kredisi olup bireysel tüketici kredileri sınıfı içerisinde bulunduğu anlaşıldığından görevli mahkemenin TÜketici Mahkemeleri olduğu, 6100 sayılı HMK 15/2 maddesinin kesin yetki kuralı içermediği görüldüğünden mahkemenin yetkili olduğu ve sigorta şirketinin davada taraf sıfatı bulunmayıp ihbar olunan sıfatına haiz olduğu anlaşıldığından bu konudaki istinaf istemlerinin de dinlenemeyeceği görülmektedir." gerekçesi ile görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu tespit edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesii 46. Hukuk Dairesinin... esas, ... karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi; somut olayda uyuşmazlık, bir tarafı tüketici olan konut kredisi sözleşmesinden kaynaklanmakta olup dava 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, 07/06/2024 tarihinde açılmıştır. Bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalarda görevli mahkeme, tüketici mahkemeleri olacaktır. (Yargıtay 11.H.D., 10.10.2016 T., ... E., ...K.). Bu durumda, Mahkememizce, dava şartı (görev) eksikliği sebebiyle HMK m.114/1-c ve HMK m.115/2 uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Dava dilekçesinin görev yönünden usulden reddi ile Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunun tespitine,
2- Karar kanun yoluna başvurulmadan kesinleşir ise kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemelerine gönderilmesine,
3-Yukarıda belirtilen süreler içerisinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına,
4-HMK 331. Maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
5-Artan gider avansının dosyasına aktarılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır