T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/742 Esas
KARAR NO: 2025/645
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 29/11/2024
KARAR TARİHİ: 24/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı banka ile ... Ltd. Şti. arasında, 11.02.2021 tarihli ve 1.000.000 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi ile 21.07.2022 tarihli ve 5.000.000 TL bedelli Limit Artırım Sözleşmesi akdedilmiştir. Davalı ... ise anılan sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Söz konusu sözleşmeler kapsamında davacı banka tarafından davalılara kredi kullandırılmış, ancak kredi borçlarının vadesinde geri ödenmemesi üzerine, ... 2. Noterliği’nin ... tarihli ihtarnamesi ile hesaplar kat edilmiştir. İhtarnamede belirtilen süre içerisinde herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi, ihtarnameye de itiraz edilmemiştir. Bu nedenle ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin...E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlatılmıştır. Davalılar, bu takibe itiraz etmiş; ancak 23.09.2024 tarihli arabuluculuk son tutanağından da anlaşıldığı üzere taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştır. Davalıların takibe itirazı, davacının alacağını tahsilini geciktirmeye yönelik, haksız ve dayanaktan yoksun bir nitelik taşımaktadır. Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi’nin 31.3. maddesi uyarınca banka kayıtlarının kesin delil niteliğinde olduğu kararlaştırılmıştır. Bu bağlamda, davalıların borçlarının bulunmadığı yönündeki iddiaları sözleşmeye açıkça aykırıdır. Takibe konu borç, ferileri hariç olmak üzere, 361.265,66 TL olup, bu tutar banka kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesiyle de teyit edilecektir. Davalıların, usulüne uygun şekilde gönderilen ihtarnameye süresi içinde itiraz etmemelerine rağmen, sonradan icra takibine itiraz ederek takibi durdurmaya çalışmaları; ayrıca faiz talep edilmeyen bir takipte faiz oranlarına yönelik itiraz ileri sürmeleri kötü niyetli bir davranıştır. Bu nedenlerle, davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına, kötü niyet nedeniyle alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep edilmektedir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı vekili, müvekkilinin borca hiçbir karşılık almaksızın kefil olduğunu, bu nedenle Türk Borçlar Kanunu’nun kefilin korunmasına yönelik düzenlemelerinin somut olayda göz önünde bulundurulması gerektiğini ileri sürmüştür. TBK m. 583 gereği, kefalet sözleşmesinin geçerliliği için yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olacağı azamî miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefillik iradesinin el yazısı ile belirtilmesi zorunludur. Ayrıca TBK m. 584 gereği, eş rızasının yazılı ve zamanında verilmiş olması gerektiği hatırlatılmıştır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin ...E., ... K. sayılı kararına da atıfla, ticari işlerde dahi müteselsil kefaletin ancak kanunda veya sözleşmede açıkça öngörülmesi hâlinde geçerli olabileceği, somut olayda müteselsil kefillik iradesinin el yazısıyla belirtilmediği için geçerli bir müteselsil kefalet ilişkisinin kurulmadığı savunulmuştur. Davalı vekili, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, mevcut bir borç var ise de bunun hatalı şekilde hesaplandığını, özellikle talep edilen tutarın ve uygulanan faiz oranlarının fahiş olduğunu belirterek borç miktarını kabul etmediklerini beyan etmiştir. Ayrıca, asıl borçluya başvurulmadan doğrudan kefil hakkında takip yapılmasının hukuka aykırı olduğu, bu nedenle davanın reddi gerektiği savunulmuştur. Takibe konu faiz ve masrafların da fahiş olduğu ve bu hususun yapılacak bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkacağı belirtilmiştir. Davalı taraf, ayrıca gönderilen ihtarnamenin hem süre bakımından geç hem de şekil ve içerik bakımından yasal unsurları taşımadığını, dolayısıyla hukuken geçerli olmadığını ileri sürmüştür. Mezkur alacağın zamanaşımına uğradığı savunularak bu yönden de davanın reddi gerektiği ifade edilmiştir. Son olarak, davacının kötü niyetli şekilde başlattığı takibin sonuçları itibarıyla müvekkil aleyhine haksız yük doğurduğu, bu nedenle davacı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği talep edilmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; genel kredi sözleşmesinden kaynaklı davalılar asıl borçlu ve kefil aleyhine alacaklı olunduğu iddiası ile başlatılan icra takibine itirazın iptali isteminden ibaret olduğu görüldü.
DELİLLER;
... 2. Noterliğine müzekkere yazılarak ... tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarname ve tebliğ şerhlerinin onaylı suretleri celp edilmiştir.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 01/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Takdiri Sayın Mahkemenin olmak üzere, detayları yukarıda verilen inceleme, tespit ve değerlendirmeler sonucunda; 317.207,53 TL Asıl Alacak (Leasing) (tespitlerimiz gibi), 23.622,82 TL Asıl Alacak (Kredi Kartı) (banka talep gibi), 9.893,14 TL Gecikme Cezası (Leasing) (tespitlerimiz gibi), 2.790,14 TL Gecikme Cezası (Kredi Kartı) (banka talep gibi) ve 7.751,23 TL Masraf olmak üzere toplam 361.265,66 TL alacaklı olunduğu hesaplanmıştır. Ayrıca, davacı bankanın 19.08.2024 takip tarihinden itibaren borç tamamen ödeninceye kadar tüm davalılardan, taksitli finansman kredisi borcu için toplam 317.207,53 TL asıl alacak üzerinden %64,62 oranında gecikme cezası ve bu tutar üzerinden %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte talepte bulunabileceği; kredi kartı borcu için ise toplam 23.622,22 TL asıl alacak üzerinden %9654,60 oranında gecikme cezası ve bu tutar üzerinden %65 gider vergisi (BSMV) ile birlikte talepte bulunabileceği değerlendirilmiştir. Tarafların diğer talepleri ise Sayın Mahkemenin takdirindedir." sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava; davalıların borçlu ve kefil olarak yer aldıkları genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebi ile başlatılan ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminat taleplerine ilişkindir.
Davacı banka ile davalı kredi lehtarı borçlusu (asıl borçlu) ... Şirketi arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, anılan sözleşmeyi davalı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu, davalı ...'ın kredi tarihinde borçlu şirketin yetkilisi ve ortağı olduğu anlaşıldığından TBK 584.madde gereği eş muvafakatine gerek olmadığı, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler dosyada mevcut olduğundan, davacı bankanın davalılar hakkında takip ve dava hakkının bulunduğu, davalı kefilin sözleşmede gösterilen kefalet limitinin 11/02/2021 tarihli 1.000.000,00 TL bedelli sözleşme nedeniyle 1.000.000,00 TL olduğu, 21/07/2022 tarihli limit artırımı ile toplam kefalet limitinin 5.000.000,00 TL olduğu temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan toplam asıl alacak tutarının kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefilin hesaplanan mevcut borcun tamamından müteselsilen sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin temerrüt kar payı başlıklı 16.4.3 maddesinde "taraflar arasında oran konusunda yazılı bir mutabakat yoksa hesaplamanın yapıldığı tarihte bankanın kredilere uyguladığı en yüksek cari akdi kar payı oranlarının %50 fazlasına kadar bir oran esas alınır." düzenlemesi bulunmakta olup davacı banka tarafından takip talebinde kredi kartı alacağı için aylık 3,96 oranında ve yıllık %47,52 oranında temerrüt kar payı talebinde bulunduğu, Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğ'in 6. Maddesinin atfıyla, 25.07.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranlan ve Katılma Hesaplan Kar ve Zarar Katılma Oranlan İle Kredi İşlemlerinde faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğinin Kredi faiz oranları ve sağlanacak diğer menfaatler başlıklı 4. Maddesinin Bankalarca, reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirlenir. Takip tarihi itibariyle TCMB tarafından akdi gecikme cezası oranı aylık %4,25, azami gecikme cezası oranı %4,55 olarak belirlenmiş olup, yıllık temerrüt cezası %54,60 olarak uygulanacak olup alacaklı banka tarafından takip talebinde aylık %3,96 (yıllık %47,52) oranında gecikme cezası talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak davacının talep ettiği orana itibar edilmiştir. Leasing riski hesabı yönünden ise takip talebinde aylık %4,62 yıllık (%55,44) oranında gecikme cezası talep edilmiş olup sözleşmenin 16.4.3 maddesi gereği davacının talep edebileceği yıllık gecikme cezası %55,53 olduğundan davacının talebi ile bağlı kalınarak takip talebinde belirtilen orana itibar edilmiştir.
Davacı tarafça .. 2. Noterliği’nin ... Tarih ... Yevmiye sayılı ihtarnamesi ile; 341.949,26 TL nakdi, alacak yönünden hesabın 13/06/2024 tarihinde kat edildiği, kat ihtarının asıl borçlu ... Şirketi' ne 25/06/2024 tarihinde ve kefile 24/06/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların 27/06/2024 tarihinde temerrüte düştükleri kabul edilerek bu veriler dikkate alınmak suretiyle hazırlanan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir.
Davalı tarafça bilirkişi raporuna itirazda kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu, faiz miktarı ve oranının fahiş olduğu, alacağın zamanaşımına uğradığı iddia edilmiş ise de kefalet sözleşmesinin kanunen gerekli unsurlarının tam olduğu, gecikme cezası ve oranının doğru tespit ve hesap edildiği, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla itirazlarının reddine karar verilerek hüküm kurulmuştur.
Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen alacak miktarının % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
Davanın KABULÜ ile;
1-... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıların yaptığı itirazın iptali ile; 317.207,53 TL asıl alacak, 7.751,23 TL masraf, 9.893,14 TL gecikme cezası, 23.622,82 TL kredi kartı alacağı, 2.790,94 TL kredi kartı gecikme cezası olmak üzere toplam 361.265,66 TL alacak üzerinden devamına,
2-Asıl alacak tutarı tamamen ödeninceye kadar 317.207,53 TL asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren aylık %4.62, 23.622,82 TL asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren aylık %3.96 oranında gecikme cezası ve %5’i oranında BSMV uygulanmasına,
3-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarının %20’i oranına tekabül eden 72.253,13 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 24.678,05TL nispi karar harcının peşin alınan 4.363,19 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 20.314,86 TL harcın davalılardan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 57.802,51-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yapılan toplam 4.851,59 TL(427,60 TL BVH, 60,80TL VSH, 4.363,19 TL peşin harç) harcın davalılardan alınarak, davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 6.885,00 TL ( 135,00 TL tebliğler ve posta, 6.750,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-Arabuluculuk ücreti olan 3.800,00 TL'nin davalılardan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2025
Katip
E-imzalıdır
Hakim
E-imzalıdır