T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/745
KARAR NO: 2025/217
DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 19/03/2024
KARAR TARİHİ: 11/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesi ile; ... 6.İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası ile müvekkili hakkında kambiyo takiplerine özgü icra takibi başlatılmış olduğunu ve söz konusu takibin kesinleşmiş olduğunu, ancak müvekkilinin takip talebinde ve ödeme emrinde belirtildiği kadar borcu olmadığını, müvekkilinin davalıdan borç almış olduğunu ve buna karşılık 215.000,00 TL'lik bono düzenlenmiş olduğunu, müvekkiline verilen borcun banka hesabına yatırılmış olduğunu, ancak davalı tarafın takipten önce müvekkiline senedi kaybettiğini bu sebeple yeniden senet düzenlemeleri gerektiğini söylediğini ve bunun üzerine aynı tarih ve miktarda takibe konu 2. bononun düzenlenmiş olduğunu, davalı tarafın kötü niyetli olarak kaybettiğini söylediği senetle birlikte daha sonradan imzalattığı seneti birlikte icraya koymuş olduğunu, müvekkilinin davalıya borcunun yalnızca 1 bonodaki miktar olan 215.000,00 TL olduğunu, açıklanan nedenlerle, müvekkilinin icra dosyasındaki borcun 215.000,00 TL'lik kısmı için borcunun olmadığının tespiti ile %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin cevap dilekçesi ile; Açılan davanın yersiz ve mesnetsiz olduğunu, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olarak yapılmadığını, davacı ve davalının aynı iş yerinde çalışan iş arkadaşları olduğunu, davacı tarafın müvekkilinden çeşitli sebeplerle toplamda 430.000,00 TL para almış olduğunu ve borcunu en geç 15/09/2021 tarihine kadar iki taksitte ödeyeceğini söyleyerek müvekkiline iki adet bono vermiş olduğunu, ancak davacı tarafın borcunu ödemediğini ve bonoların vadesi geldiğinde müvekkili tarafından takibe konulmuş olduğunu, senede karşı tanıkla ispat yasağı nedeniyle tanık dinletilmesine muvafakatlerinin olmadığını, açıklanan nedenlerle, haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine, borcun %20'sinden az olmamak üzere davalı lehine, borçlu aleyhine icra inkar-kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ... 6.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti hususuna ilişkindir.
Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 05/11/2024 tarihli, ... Esas, ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize tevzi edilen dosya yargılamanın bu nedenle 11/03/2025 gününe bırakılmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27/11/2024 tarih, ... esas ve ... karar sayılı ilamında; "... somut olayda davanın kambiyo senetlerine dayalı menfi tespit davası olduğu, davacıların nakden kaydını taşıyan bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitini istediği, davalının ise borç para verdiğini ve bu alacağa karşılık olmak üzere davacı şirketten usulüne göre düzenlenmiş bono aldığını savunmuştur. Davaya konu olan ve davalı tarafından ... 1. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasında takibe konulan bononun düzenlenme tarihinde şirket ortağı ... tarafından temsil yetkisine dayanarak şirket adına imzalandığı ve davalıya verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalının savunması karşısında talilden söz edilemeyeceğinden ispat külfeti davacıdadır. Davacı iddiasını yazılı delille ispatlamak zorunda olup senet borçlusunun limited şirket olması nedeni ile nakit borçlanmanın da finans kuruluşları dışında yapılmasının mümkün olmadığı ve ticari kayıtlarda senet bedelinin hangi amaçla alındığı veya ne sebeple borçlanıldığı konusunda da herhangi bir kayıt bulunmadığı gerekçesiyle ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek, ispatlanamayan davanın reddi gerekirken ... " gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 20/11/2024 tarih,...Esas ve ... Karar sayılı ilamında; " ... Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına konu 20/03/2020 keşide ve vade tarihli 58.000,00 TL bedelli, 20/04/2020 keşide ve vade tarihli 165.000,00 TL bedelli, 20/05/2020 keşide ve vade tarihli 165.000,00 TL bedelli olmak üzere toplam 388.000,00 TL bedelli bonolardaki imzaların davacıya ait olmadığı ve davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti davasıdır. Mahkemece davanın reddine, davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede; her ne kadar davacı vekili tarafından bilirkişi raporlarının yetersiz ve denetime uygun olmadığı belirtilerek istinaf talebinde bulunulmuşsa da, alınan her iki bilirkişi raporunda da davacıya ait yeterli imzanın davaya konu bonolar üzerindeki imzalarla mukayese edildiği, incelemenin hangi teknik yöntemlerle yapıldığının açıklandığı, her iki raporda da imzaların davacının eli ürünü olduğuna dair görüş bildirildiği, davacı tarafça davalının davacıya birden çok bono imzalattığının dava dilekçesinde açıkça beyan edildiği, bonolar üzerindeki yazıların davacıya ait olup olmamasının sonuca etkili olmayacağı, zira davacı tarafından davaya konu bonolar boş olarak davalı tarafa verilse dahi, bu durumun bonoların geçerliliğini etkilemeyeceği, davacının boş olarak verilen bonoların davalı tarafından aralarındaki anlaşmaya ve rızasına aykırı olarak düzenlendiğini ispat etmesi gerektiği, dosya kapsamında davacının bu hususu ispat edecek bir delili bulunmadığından, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf talepleri kabul edilmemiştir. Davacı vekili, mahkemece taraflar arasında borç ilişkisi bulunup bulunmadığına dair araştırma yapılmadığı gerekçesiyle istinaf talebinde bulunulmuşsa da, davaya konu bonoların kayıtsız ve şartsız borç ikrarı içeren kambiyo senetleri oldukları, bedellerinin nakden alındığının yazılı olduğu, davalı tarafından borç nedeninin talil edilmediği, bu nedenle ispat yükünün davacıda olduğu, ancak davacı tarafından davalıya bonolarda yazılan tutarda borçlu olmadığını ispatlayacak veya bonoların teminat için verildiğine dair yazılı bir delil sunulmadığı, eksik incelemenin söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı vekili tarafından davalının isticvap edilmemesi nedeniyle istinaf talebinde bulunulmuşsa da, kayıtsız şartsız borç ikrarı niteliğindeki kambiyo senetleriyle ilgili davalının isticvap edilmesine gerek bulunmadığı, isticvap koşullarının mevcut olmadığı, yazılı belge niteliğindeki bonolar nedeniyle davalıya borçlu olmadığının davacı tarafça yazılı belgeyle ispatlanması gerektiğinden, mahkemece davalının isticvap edilmemesi usul ve kanuna uygundur. Davalı vekilinin istinaf talebiyle ilgili incelemede; Mahkemece davacı tarafın talebi üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği ve kararın uygulandığı anlaşıldığından, İİK’nun 72/4. maddesi uyarınca alacağın %20’sinden az olmamak üzere davalı lehine tazminata hükmedilmesi gerekirken, tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, kazanılmış haklar korunarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine, takibe konu alacağın %20’si olan 79.557,52 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir... " şeklindedir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalı taraftan kötüniyetli olarak mükerrer alınan bonodan kaynaklı menfi tespit istemine ilişkin iş bu davanın açıldığı, davalı tarafça borç karşılığı iki adet bononun verildiğinin beyan edildiği, davaya konu bonoların kayıtsız ve şartsız borç ikrarı içeren kambiyo senetleri oldukları, bedellerinin nakden alındığının yazılı olduğu, davalı tarafından borç nedeninin talil edilmediği, bu nedenle ispat yükünün davacıda olduğu, ancak davacı tarafından davalıya bonolarda yazılan tutarda borçlu olmadığını ispatlayacak veya bonoların teminat için verildiğine dair yazılı bir delil sunulmadığı anlaşılmakla; davanın reddine, yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40-TL maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 3.671,67-TL harçtan mahsubu ile geri kalan 3.056,27-TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 34.400,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Arabuluculuk ücreti olan 3,600,00-TL’nin davacıdan alınarak, hazineye GELİR KAYDINA,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/03/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸