T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/3 Esas
KARAR NO: 2025/333
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 02/01/2025
KARAR TARİHİ: 10/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin tümüyle yerli sermaye ile Kasım 2018'de kurulduğunu, özellikle çalışan ve üreten nüfusun yoğun olduğu bölgelerde yaşanmakta olan trafik sorunlarına basit, hızlı ve çevre dostu çözümler sunma amacıyla hizmet vermekte olan yeni nesil bir elektrikli araç kiralama şirketi olduğunu, müvekkili şirketin mülkiyeti kendisine ait olan martıları bir mobil uygulama üzerinden kullanıcılara kısa süreli olarak kiraladığını, davalının 01.11.2021 - 08.11.2023 tarihleri arasında müvekkili şirket bünyesinde "..." ünvanı ile üst düzey yönetici olarak çalıştığını, davalının son brüt maaşının 167.225,14 TL olduğunu, müvekkili şirkette çalışmakta iken 09.010.2023 tarihinde istifa ettiğini ve müvekkili şirketin sektördeki rakiplerinden biri olan ... Taş. A.ş (...) isimli firmada yine Finans Direktörü pozisyonunda üst düzey yönetici olarak çalışmaya başladığını, ...Taş. A.ş'nin rakip firma olduğunu ve davalının benzer faaliyetlerde bulunan bir rakip firmada çalışmaya başlayarak sözleşme kapsamında üstlendiği rekabet yasağını ihlal ettiğini, gerek müvekkili şirketin gerekse davalının çalıştığı .. firmasının ana faaliyet alanlarının birebir aynı olduğunu, akıllı şehir içi ulaşım ve paylaşımlı yoluculuk temeline dayandığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile, davalı ...'nin Müvekkili Şirket ile yapmış olduğu rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiği sabit olup sözleşmede kararlaştırılan her bir ihlal için ayrı ayrı olacak şekilde 24 brüt maaş tutarındaki tazminatın, davalının ... Taş. A.ş'de çalışmaya başladığı tarihten itibaren işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte müvekkil şirkete ödenmesine, müvekkili Şirket'in uğradığı olumlu zararın tespit edilmesi amacıyla uzman bir bilirkişi görevlendirilerek tespit edilen tutarın sözleşmede yer alan cezai şarta ilaveten müvekkil şirkete ödenmesine, harç, masraf ve diğer tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından rekabet yasağı ve işçi ayartma iddialarının gerçeklikten uzak, delilsiz ve tamamen soyut beyanlara dayandığını, müvekkilinin iş sözleşmesinnde yer alan rekabet etmeme ve ayartmama koşullarıyla ceza şartının hukuken geçersiz olduğunu, her halükarda davalının rekabet etmeme ve ayartmama koşullarını ihlal etmediğini, dava dışı ... ile davacı şirket ...'nın faaliyet alanlarının farklı olduğunu, davalı müvekkilinin martı çalışanlarını dava dışı ...şirketinde çalışmak için istifa etmeleri için teşvik etmediğini, çalışanların martıdan özgür iradeleriyle ve kendilerine göre geçerli sebeplerle istifa ettiklerinin açıkça ortada olduğunu, yargıtay içtihatlarının da çalışanların iş değiştirme özgürlüğünü anayasal hak olarak tanımladığını, işbu davada zamanaşımı sürelerinin geçmiş olmasından dolayı zamanaşımı definde bulunduklarını, ispat yükü üzerinde olan davacı şirketin dava dilekçesinde hiçbir somut delil sunmadığını, hiçbir iddiasını ispata elverişli delillere dayandırmadığını ve iddiaların ya tutarsa mantığıyla ileri sürüldüğünü, ayartma ve rekabet yasağına aykırılık hakkında dosyada tek bir delil dahi bulunmadığını, görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olması sebebiyle görevsizlik verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın öncelikle zamanaşımı ve görev yönünden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
... Sosyal Güvenlik Kurumu'na yazılan müzekkere cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, iş akdinin feshinden sonra işçinin rekabet etmeme yasağına aykırı davranışları iddiasına dayalı cezai şart alacağının tahsili talebine ilişkin alacak davasıdır.
Dava, hukuki niteliği itibariyle, hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasına dayalı olarak TBK'nın 446. maddesi uyarınca ceza koşulu alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 01/11/2021 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı taraf, işçinin iş sözleşmesiyle kararlaştırılan rekabet yasağına ve gizlilik protokolüne aykırı davrandığından bahisle kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.
Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği düzenlenmiştir.
25/10/2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğü giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesindeki düzenleme ile, (...) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlere iş mahkemelerinin bakacağı hüküm altına alınmıştır. Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümü hizmet sözleşmelerine ilişkin olarak 393 ve 469. maddeler arasındaki düzenlemelerden oluşmaktadır. İşçinin rekabet yasağına ilişkin 444. Madde de bu bölümde düzenlenmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı 14/03/2023 tarihli ilamında; "Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacağına ilişkin olup Dairemizin 01.06.2021 tarihli bozma ilâmında da detaylı olarak açıklandığı gibi somut olayda uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir.
Dairemizin önceki kararlarında işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonraki dönem bakımından rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şart ve tazminat davalarının ticari dava olduğu belirtilmiş ise de konunun yeniden değerlendirilmesi sonucunda görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu belirlendiğinden önceki karardan dönülmüştür. Hâl böyle olunca somut olayda davacı işçi ile davalı işveren arasında, sözleşme sona erdikten sonraki döneme ilişkin rekabet yasağına aykırılığın sonuçlarını düzenleyen sözleşme maddesi uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart ve tazminata ilişkin davaların görülme yeri iş mahkemeleri olduğundan davalı tarafın bu yöndeki temyiz itirazlarının yerinde değildir." şeklinde karar vermiştir. Aynı dairenin ...esas, ... karar sayılı 14/03/2023 tarihli bir başka ilamında, "Dairemizin önceki kararlarında işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonraki dönem bakımından rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şart ve tazminat davalarının ticari dava olduğu belirtilmiş ise de konunun yeniden değerlendirilmesi sonucunda görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu belirlendiğinden önceki karardan dönülmüştür. Hâl böyle olunca somut olayda davacı işçi ile davalı işveren arasında, sözleşme sona erdikten sonraki döneme ilişkin rekabet yasağına aykırılığın sonuçlarını düzenleyen sözleşme maddesi uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart ve tazminata ilişkin davaların görülme yeri iş mahkemeleri olduğundan davalı tarafın bu yöndeki temyiz itirazlarının yerinde değildir." şeklinde karar verilmiştir. Görüldüğü üzere Yargıtay 9. Hukuk Dairesi istikrarlı şekilde rekabet yasağı ve gizlilik sözleşmesinden kaynaklı uyuşmazlıklarda iş mahkemelerinin görevli olduğu yönünde görüş bildirmektedir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı 07/12/2023 tarihli ilamında, "Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacağına ilişkin olup Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 01.06.2021 tarihli bozma ilâmında da detaylı olarak açıklandığı gibi somut olayda uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin önceki kararlarında işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonraki dönem bakımından rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şart ve tazminat davalarının ticari dava olduğu belirtilmiş ise de konunun aynı dairece yeniden değerlendirilmesi sonucunda görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu belirlendiğinden önceki karardan dönülmüştür (Ör;Yargıtay 9. HD. 01.06.2021 tarih, ... esas, ...karar sayılı bozma ilamı). Hâl böyle olunca somut olayda davacı işçi ile davalı işveren arasında, sözleşme sona erdikten sonraki döneme ilişkin rekabet yasağına aykırılığın sonuçlarını düzenleyen sözleşme maddesi uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart ve tazminata ilişkin davaların görülme yeri iş mahkemeleri olduğundan ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararı hatalı olup davacının bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulü ile dosyanın davanın esasına girilmesi için ilk derece mahkemesine iadesi gerekmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin ... esas, 2023/11 karar sayılı 17/01/2023 tarihli ilamında ve aynı yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı 01/02/2024 tarihli ilamında,
"İşçinin hizmet akdinin sonlanmasından sonra oluşan rekabet yasağının, haksız rekabet ve gizlilik yükümlülüklerine aykırılık nedeni ile açılan tazminat davalarına Yargıtay'ın istikrarlı içtihatlarına göre ticaret mahkemelerinin bakmakla görevli olduğu kabul edilmekteydi. Ayrıca, Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 4/1-c maddesinde Türk Borçlar Kanununun rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447 maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olarak kabul edilmiş ve TTK'nın 5/1. Maddesinde de aksine hüküm bulunmadıkça, tüm ticari davaların asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı düzenlenmiş vaziyettedir. Ancak Mahkemelerin görevi davanın açıldığı durum ve koşullara göre belirlenir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesine göre işçinin rekabet yasağının da yer aldığı TBK'nın Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine ilişkin işçi ve işveren arasındaki ilişkiden kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiştir. 7036 sayılı yasanın 5. Maddesinin gerekçesinde yapılan değişiklikle, iş mahkemelerinin görev alanının genişletildiği ve böylece iş mahkemelerinin işçi ve işveren arasındaki tüm ihtilafları çözmekle görevlendirilerek tam bir ihtisas mahkemesi olarak kabul edildiği, bu yaklaşımla işçi ve işveren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda istikrarlı kararların verilmesinin sağlanacağı ve uzmanlık sebebiyle kısa sürede daha güvenilir sonuçlar elde edileceği ve yargı yoluna başvuranların haklarının daha iyi korunacağı belirtilmiştir. Taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesi her ne kadar iş sözleşmesinden sonraki döneme ilişkin ise de TBK'nın 444/2. Maddesinde açıkça rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olduğu düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağının konusunu işçinin iş ilişkisi içinde öğrendiği işverene ilişkin bilgiler oluşturmaktadır. TBK'nın 446. maddesinde de, rekabet yasağına aykırı davranan işçinin, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlü olduğu ve işçinin kararlaştırılmışsa cezai şarttan da sorumlu olduğu düzenlenmiştir.
İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.09.2008 tarih ve ... E. - ... K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere Borçlar Kanununun 348. maddesinde düzenlenen rekabet yasağı asli yükümlülük doğuran bir sözleşme değildir, iş akdine bağlı olarak fer’i nitelikte bir yükümlülük doğurmaktadır. İş ilişkilerinden doğan rekabet yasağının düzenlenmesinin dayanağı iş ilişkisidir. Bu açıklamalar ve yukarıda anılan düzenlemeler karşısında rekabet yasağının işçi ile iş veren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklandığı açıktır.
Yürürlük tarihi Türk Ticaret Kanunundan daha sonra olan ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan özel nitelikteki 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 5. maddesi uyarınca iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret mahkemesi görevli olmayıp, iş mahkemesi görevlidir." şeklinde karar verilmiştir.
Yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere, İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri ve Yargıtay ilgili daireleri istikrarlı şekilde konuyu yeniden değerlendirerek görevli mahkemelerin İş Mahkemeleri olduğu yönünde görüş bildirmiş, mahkememizce yapılan değerlendirmede de işçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümlerin tek başına işverene talep hakkı vermeyeceği, başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işverenin, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabileceği, bu nedenle, burada borcun kaynağının kanun değil, iş sözleşmesi olduğu, iş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek olmadığı, rekabet yasağının ihlali halinde işverenin, iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi, varsa zararının tazminini de isteyebileceği, Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağının sona ermesini düzenleyen 447.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak ya da işçi tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması halinde rekabet yasağının sona ereceğinin düzenlendiği, haklı fesih müessesesinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ticaret mahkemesince değerlendirilmesinin güçlüğünün ortada olduğu, uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğu, davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine,mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli Mahkemenin İstanbul İş Mahkemesi OLDUĞUNA,
3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 10/04/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır