T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/412 Esas
KARAR NO:2025/731
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:27/05/2025
KARAR TARİHİ:14/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın davalı bankanın ... ... ilçesi ... şubesinde ... ve ... no'lu iki hesabı bulunduğunu, bu hesaplara giren dolandırıcılar tarafından bu hesaplardaki paranın tamamı ve aynı anda alınan Tüketici kredisininde tamamı peş peşe işlemlerle üçüncü bir hesaba gönderildiğini ve hesaplar boşaltıldığını, dolandırıcılar 16.12.2024 saat 20.28.12 de ... danışmanlık adına 61.008.86 Tl ve 16.12.2024 saat 20.31.21 de ... adına 25.008.86 TL'sı yine 16.12.2024 saat 20.31.de 20.008.86 Tl sı toplam 106.026.58 Tl gönderdiğini, dolandırıcılar bu işlemler için aynı gün aynı saatte para göndermeden hemen önce 16.12.2024 saat 20.29.45 de 48.000.-Tlsı tüketici kredisini davalı bankadan talep ederek bunuda yukarda belirtiğimiz gibi üçüncü bir hesaba gönderdiğini, bu işlemler peş peşe kısa süre içerisinde gerçekleştiğini, bu işlemlerden sonra durumu fark eden müvekkili dolandırıcılar tarafından Davalı bankanın tamamen kusuru sonucu hesaplarından gönderilen paranın iadesini ve tüketici kredisinin tahsilinin durdurulmasını istediğini ancak davalı tarafından paranın iade edilmeyeceği kredininde ödenmesi gerektiği bildirildiğini, bu nedenlerle 107.000.-Tl sı tazminatın mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline masraflar ile vekalet ücretininde davalıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği dolandırıcılık eyleminin müvekkil bankanın herhangi bir kusurundan kaynaklanmadığını, işlemlerin davacının kendi bilgisi dahilinde, yalnızca kendisinin bildiği şifre ve doğrulama kodları kullanılarak, BDDK’nın Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliği’ne uygun şekilde iki faktörlü kimlik doğrulama ve ... doğrulama sistemleri üzerinden gerçekleştirildiğini, bankanın sistemlerinde herhangi bir güvenlik zafiyeti veya hukuka aykırılık bulunmadığını, davacının SMS yoluyla bilgilendirildiği halde gerekli tedbirleri almayarak kendi ağır kusuru ile zarara sebebiyet verdiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili ayrıca, işlemlerin davacının kayıtlı cihazından ve kendisine ait hat üzerinden yapıldığının teknik kayıtlarla sabit olduğunu, müvekkil bankanın hem zararlı yazılım tespit sistemleri (... ve ...) hem de ... onay mekanizmasıyla azami güvenlik önlemlerini uyguladığını, bu nedenle bankaya izafe edilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını savunmuştur. Dilekçede, davacının şifrelerini üçüncü kişilerle paylaşmamakla yükümlü olduğunu, sözleşme hükümleri ve TBK m.114 ile MK m.3 uyarınca kendi özen borcuna aykırı davranışının illiyet bağını kestiğini, bu sebeple zarardan sorumluluğun kendisine ait olduğunu belirtmiştir. Ayrıca davalı vekili, husumetin yanlış yöneltildiğini, davacının iddiası doğrultusunda eylemleri gerçekleştiren kişi veya kişilere yönelmesi gerektiğini, bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, görev yönünden de davacının bireysel müşteri olması sebebiyle uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi’nin görev alanına girdiğini ileri sürmüştür. Davalı taraf, müvekkil bankanın uluslararası standartlarda güvenlik sistemleri kullandığını, yerleşik Yargıtay ve BAM kararları uyarınca benzer olaylarda bankalara kusur atfedilmediğini, davacının kendi ihmaliyle oluşan zarardan dolayı bankanın sorumlu tutulamayacağını belirterek, davanın esastan ve usulden reddine, ayrıca davaya ilişkin faiz talebinin de yersiz olduğuna karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Bireysel kredi sözleşmesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... ile mahkememize gönderilen dosyası Mahkememizce tensip ara karar ile Ön inceleme duruşmasının yapılmasına karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade edeceği, 3/1-l maddesinde ise tüketici işleminin; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde her ne kadar genel kredi sözleşmesinden bahsetmiş ise de; iş bu dosya hakkında başlatılan icra takibinin bireysel kredisinden kaynaklandığı, davacının tacir sıfatını taşıdığı anlaşılamamakla birlikte dava konusu krediyi ticari amaçlı aldığına ilişkin bir belge de dosyada bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacının tüketici sıfatı taşıdığı açıktır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu m. 3/1-l'ye göre bankacılık sözleşmeleri ve aynı yasanın 22/II hükmüne göre tüketici kredisi sözleşmeleri tüketici işlemi olarak kabul edilmiştir. Bu durumda hem davacının tüketici sıfatı taşıyor olması hem de dava konusu olayın tüketici işlemi niteliğinde olması nedeniyle 6502 sayılı yasanın 73'üncü maddesine göre de tüketici işlemlerinden kaynaklı uyuşmazlıklar tüketici mahkemelerinin görevine girdiğinden bu gerekçelerle davanın usulden reddine yönelik olarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2023/2154 Esas ve 2023/2039 Karar sayılı ilamı )
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-6100 sayılı HMK m. 114/I-c ve 115'e göre mahkememizin görevsiz olması nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-HMK 20 maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyanının görevli ve yetkili İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
3-Belirtilen 2 haftalık süre içerisinde talepde bulunulmaması ve süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-HMK 331 md gereğince harç vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece karara bağlanmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/10/2025
Katip ...
Hakim ...