T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/429 Esas
KARAR NO: 2025/826
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 12/06/2025
KARAR TARİHİ: 12/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Dosya kapsamına göre, davacıların murisi ...’un 27.08.2023 tarihinde, ... plakalı araçla E-90 karayolunda seyir hâlindeyken Aksaray ili Sapmaz Köyü yakınlarında aracın yoldan çıkarak devrilmesi sonucu hayatını kaybettiği, kaza sırasında eşi ... ile müşterek çocukları ..., ... ve...’un da araçta bulunduğu anlaşılmaktadır. Kaza tespit tutanağı ve soruşturma evrakları dosyada mevcut olup, murisin vefatıyla eşi ve çocuklarının ömür boyu destekten yoksun kaldıkları sabittir. Kazaya karışan araç, kaza tarihinde davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında sigortalı olup, 2918 sayılı KTK’nın 91. maddesi uyarınca ölüm halinde sigortacının poliçe limitleri ölçüsünde sorumlu olduğu açıktır. Destekten yoksun kalma tazminatının hukuki niteliği ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğince, murisin eşi ve reşit olmayan çocuklarına maddi destekte bulunduğu karine olup, bu hususun ayrıca ispatına gerek olmadığı; sürücünün kusurlu görülmesinin araçta bulunan üçüncü kişiler olan destekten yoksun kalan davacılara yansıtılamayacağı, ZMMS kapsamında kusur oranına bakılmaksızın sorumluluğun tehlike sorumluluğu esasına dayandığı kabul edilmektedir. Davacıların 14.03.2024 tarihinde davalı sigorta şirketine yaptıkları başvurunun sonuçsuz kaldığı, oluşturulan hasar dosyası kapsamında ödeme yapılmadığı, arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığı; yalnızca araçta bulunan ... ile ihtiyari arabuluculuk yoluyla uzlaşma sağlandığından davaya dahil edilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davacılar ..., ...ve ...’un muristen yoksun kalmaları nedeniyle uğradıkları zararın poliçe limiti dâhilinde tazmini amacıyla, belirsiz alacak davası niteliğinde ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı yönünden şimdilik 100 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek faizleriyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili talep edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı sigorta şirketi vekili, 27.08.2023 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında sürücü konumundaki ...’un %100 kusurlu olduğu ve vefatı üzerine davacıların ileri sürdüğü destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Savunmada, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’nın yalnızca üçüncü kişilere verilen zararları teminat altına aldığı, sürücünün kendi kusuruna dayanan zararların poliçe kapsamında olmadığı, bu nedenle davacıların talep hakkının bulunmadığı ileri sürülmüş; ayrıca davanın, kaza tarihi ile dava tarihi arasındaki süre dikkate alındığında zamanaşımına uğradığı savunulmuştur. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, davacıların alacak miktarını belirleyebilecek durumda olmaları nedeniyle HMK m.107’nin şartlarının somut olayda bulunmadığı, bu sebeple davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiği ifade edilmiştir. Davacıların, dava öncesinde müvekkil şirkete usulüne uygun bir başvuru yapmadığı, gerekli belgeler (tıbbi kayıtlar, aktüerya hesaplamasına esas veriler, açık rıza beyanı vb.) sunulmadığından temerrüdün oluşmadığı ve dava şartının eksik kaldığı ileri sürülmüştür. Ayrıca, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğu, kusur durumunun Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi ile Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden alınacak bilirkişi raporları ile belirlenmesi gerektiği savunulmuş; destekten yoksun kalma talebinde bulunan davacıların müteveffanın kendilerine fiilen destek olduğunu ispatlamaları gerektiği, salt mirasçılık sıfatının buna yeterli olmadığı vurgulanmıştır. Destek paylarının doğru tespiti için müteveffanın tüm desteklerinin belirlenmesi, bu kapsamda nüfus kayıtlarının celbi ve hesaplamanın belgelendirilebilir gelir üzerinden, Hazine Müsteşarlığı’na kayıtlı aktüer bilirkişi tarafından TRH tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiği belirtilmiş; faiz talebinin ise ancak usulüne uygun başvurudan itibaren sekiz iş günü sonrası için ve yalnızca yasal faiz üzerinden istenebileceği savunulmuştur. Tüm bu nedenlerle davanın hem usulden hem de esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılar üzerinde bırakılması talep edilmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davacıların eşi ve babası ...'un 27/08/2023 tarihinde sürücüsü olduğu... plakalı araç ile tek taraflı trafik kazasında vefatı sebebiyle, aracın ZMMS sigortası davalıdan, davacıların destekten yoksun kalma talebinden ibaret olduğu görüldü.
DELİLLER;
... Cumhuriyet Başsavcılığı Karar Masası'na müzekkere yazılarak ...Soruşturma sayılı dosyasının uyap üzerinden celp edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, tek taraflı trafik kazasında sürücünün ölümü nedeniyle destekten yoksunluk tazminatı istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davalı tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalanan aracın, 27/08/2023 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde kendi kusuru ile vefat eden sürücünün desteğinden mahrum kalan davacıların zararının sigorta teminatı kapsamında kalıp kalmadığına yöneliktir.
Davalı tarafın sorumluluğu, 2918 Sayılı KTK'nın 91. maddesi gereğince, araç işleteni tarafından yaptırılması zorunlu olan ve aynı yasanın 92. maddesi kapsamındaki haller dışında kalan ve işletenin sorumluluğunu üstlenen poliçeden kaynaklanan zararlarla sınırlı olduğundan, davalı ancak sigorta teminatı kapsamındaki zararlardan sorumludur.
01.06.2015 tarihinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında değişiklik yapılarak Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde; “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde; “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” açısından sigortanın sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile vefatı nedeniyle hak sahiplerinin destek zararları da bu kapsamdadır. 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 Sayılı Kanun'un 4. maddesi ile 2918 sayılı Yasanın 92. maddesine eklenen "h" ve "i" maddelerinde de bu konuda düzenleme yapılmış, anılan maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle yapılan iptal başvurusu üzerine, Anayasa Mahkemesi tarafından 2019/40 E. - 2020/40 K. sayılı, 17/07/2020 tarihli karar ile teminat kapsamının belirlenmesine ilişkin 2918 sayılı Yasanın 92. maddesinin "i" bendinin Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilmişken, "h" bendinde yer alan sigorta teminatı kapsamında kalmadığı belirtilen "İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri" maddesine ilişkin gerekçesinde; "2918 sayılı Kanun’un 92. maddesinin itiraz konusu (h) bendinde ilgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat taleplerinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının kapsamında olmadığı belirtilmektedir. Kanun’da ilgililerin kimler olduğu belirtilmemiş ise de anılan ibareyle ifade edilenin kazaya uğrayan kişi dışında tazminat talep edebilecek kişiler olduğu anlaşılmaktadır. Kuralda yer alan “...sigortalının sorumluluk riski...” ibaresinin anlamı da değerlendirilmelidir. Yukarıda da açıklandığı üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının amacı işletenin Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen hukuki sorumluluğunu güvence altına almaktır. Dolayısıyla bu hukuki sorumluluğunu sigorta ettirmekle yükümlü olan işletenin sigortalı konumunda olduğu, sigortalının sorumluluk riskinin ise Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen hukuki sorumluluk kapsamında gerçekleşmesi olası risklerle sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönleriyle kuralın belirsiz olduğu söylenemez." denilerek 2918 sayılı Yasa'nın 85. maddesi kapsamında kalmayan üçüncü kişilerin zararlarının, sigorta kapsamında kalmadığına yönelik bir düzenleme olduğundan bahisle düzenlemenin belirli olduğu ve Anayasaya aykırı olmadığından iptal talebinin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, sigortalı araç sürücüsünün kendi kusuru ile meydana gelen ölüm olayında, hak sahibi üçüncü kişilerin destek zararlarından sigortanın sorumlu olup olmadığı, 2918 sayılı Yasa'nın 92/h maddesinin 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olması ve Anayasa Mahkemesi gerekçesine göre söz konusu zararların 92. maddenin "h" bendi kapsamında değerlendirilecek olması karşısında, bu tarihten sonra meydana gelen kazalarda işletenin sorumlu olmadığı hususların, sigorta teminatı kapsamında olmayacağı Kanun ile düzenlenerek açıklığa kavuşturulmuştur. Bu nedenle 26.04.2016 tarihinden sonraki tek taraflı kazalarda zarar dolaylı ya da doğrudan olsun, 2918 sayılı Yasa'nın 85/1. maddesi gereğince işletenin sorumlu olmadığı durumlarda, sigortanın da sorumluluğu olmayacaktır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2019/3490 E. - 2020/4957 K. sayılı 08.09.2020 tarihli kararında; "Yeni Genel Şartlar 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır. Bunun doğal sonucu olarak artık eski genel şartların, yeni genel şartların yürürlük tarihinden sonra düzenlenen poliçelerde uygulanma imkanı bulunmamaktadır." denilerek, sorumluğun belirlenmesinde poliçe tanzim tarihindeki genel şartların nazara alınacağını belirtmiş, yine aynı kararında "01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde “Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.” şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde; “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür.
Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Kapsama giren teminat türlerinin tanımlandığı A.5. maddesinin (ç) bendinde ise destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı; “Üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla ölenin desteğinden yoksun kalanların destek zararlarını karşılamak üzere bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek tazminattır.” şeklinde ifade edilmiştir. Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde; “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında kalan hallerden sayılmıştır." denilerek, 01/06/2015 tarihinden sonra tanzim edilen ZMMS poliçelerine istinaden yeni Genel Şartlar uygulanacağından, işleten veya sürücünün kendi kusuru ile vefatı nedeniyle desteğinden mahrum kalan üçüncü kişilere karşı, sigortalının (işletenin) sorumluluğu olmamasına göre, yapılan düzenleme ile sigortanın da sorumlu olmayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, kaza (27/08/2023) ve poliçe düzenleme tarihinde (16/03/2023) yürürlükte olan 2918 sayılı KTK'nın 92/h maddesi gereğince Sigorta Şirketi tarafından işletenin üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu poliçe limitleri kapsamında teminat altına alındığı, sigortalı araç sürücüsü müteveffa ...’un ölümüne neden olan kazanın tek taraflı olduğu ve kazada müteveffanın tam kusurlu olduğu anlaşıldığından, ZMMS sigortacısı davalı Sigorta Şirketinin meydana gelen zarardan poliçe kapsamında bir sorumluluğu olmaması nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40 TL nispi karar harcı peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 282,00TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,
4-Arabuluculuk ücreti olan 4.700,00 TL’nin davacıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır