T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/474
KARAR NO: 2025/936
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/12/2014
KARAR TARİHİ: 11/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkilinin ... adı ile Türkiye'nin dışında ... olmak üzere pek çok Avrupa ülkesine Türkçe televizyon yayını yapan bir kuruluş olduğunu, davalılarla yapılan 17.01.2014 tarihli sözleşmeyle kanalın reklam kuşakları içinde yer alan tüm reklam yerlerinin 11.200.000,00 TL karşılığında 14 ay boyunca davalı yana tahsis edildiği, ... nin işi yüklenen taraf, diğer davalıların ise ... olduğunu yürürlüğe giren sözleşme gereğince taraflar karşılıklı olarak edimlerini ifa ederken 30.05.2014 tarihinde ... tarafından müvekkili şirketin yönetim ve denetimine el konulduğunu, davalıların oluşan belirsizlikten istifade ederek sanki taraflar arasında, müvekkili şirket kanalında ne kadar reklam yayınlanmış ise o kadar ücrete hak kazanılacağına dair bir anlaşma varmış gibi bir algı yaratarak ve gerçeğe aykırı beyanlarla müvekkili şirketin bu süre içinde düşük miktarlı fatura düzenlemesini temin ettiklerini, müvekkili şirket yönetim ve denetiminin 18.07.2014 tarihli yargı kararı ile yeniden ... grubuna devredilmesi sonrasında taraflar arasındaki sözleşmenin ... yönetiminden saklandığının anlaşıldığını, dava konusu sözleşmenin garantörü konumunda olan davalı şirket temsilcisine konu aktarıldığında yapılan işlemlerin hatalı olduğunu kabul ettiğini, bir kısmını vadesinden önce nakit olarak bir kısmını ise ileri tarihlî çekle ödeyeceğini ifade ettiğini, bunun üzerine, davalı ...' nin farklı tarihlerde olmak üzere toplam 1.500.000,00 TL nakit ödeme yapıp, vadesi gelmemiş borçlara karşılık 1.250.000 TL, 650.000 TL ve 650.000 TL bedelli üç adet çeki 01 Eylül 2014 tarihinde keşide ederek müvekkili şirkete verdiği bunun karşılığında müvekkili şirketin Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos ayına ait fark faturalarının ilkini 1 Ağustos 2014 tarihinde ikinci grup fark faturaların ise 1 Eylül 2014 tarihinde düzenleyerek davalı şirkete tebliğ ettiğini, ancak davalıların; yasa hükümlerine, Reklam Kurulu normlarına ve yetki verilen Bölge'de yürürlükte olan ilgili yasal düzenlemelere aykırı olacak şekilde reklam yayını yapma taleplerinde bulundukları ve ısrar ettiklerini, müvekkilinin bunu kabul etmemesi üzerine müvekkil şirket emrine keşide ettikleri 1.250.000,00 TL meblağlı çeki ödemediklerini, fatura içeriklerine kötü niyetle itiraz ettikleri ve sözleşme ile üstlendikleri edimlerini yerine getirmeyeceklerini ifade etmeleri üzerine sözleşmenin müvekkili şirket tarafından ... 15. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye No.lu ihtarnamesi ile feshedildiğini, müvekkili şirketin alacağını tahsil etmek amacı ile Önce (1) no.lu davalı tarafından keşide edilerek kendisine verilmiş olan 31.10.2014 tarih ve 1.250.000,00 TL'lik çeki icra takibine koymasına rağmen karşılığını tahsil edemediğini, 30.11.2014 vade tarihli 650.000,00 TL'lik çekin de karşılıksız çıktığını yine davalı yanlar tarafından müvekkili şirkete alacağına mahsuben verilen 28.02.2015 tarih ve 650.000 TL tutarlı diğer çekin de vadesinde ödenmeyeceğinin davalılar tarafından müvekkili şirkete gönderilen ihtarnamede ikrar edildiğini, sözleşmenin yürürlüğe girdiği Ocak 2014 tarihinden sözleşmenin feshedildiği 3 Kasım 2014 tarihine kadar davalılar tarafından toplamda 5.550.000,00 TL ödemede bulunulması gerekirken sadece 1.500.000,00 TL nakit ödemede bulunulduğunu, fesih anına kadar ürün (reklam} pazarlamasından dolayı 4.050.000,00- TL alacak oluştuğunu, bu hedef ve sözleşme hükümlerinin ihlal edilmesi nedeni ile 500.000,00 Euro cezai şart alacağının ödenmesinin ihtar edildiğini ancak davalıların hiçbir ödemede bulunmadıklarını, davalıların farklı İki ülke merkezli tüzel kişilikler oluşturarak tüzel kişilik perdesi arkasına sığındıklarını, müşterilerinden tahsil ettikleri paraları yine yurt dışında yerleşik bankalarda tuttuklarını, (2} ve (3) numaralı davalıların Türkiye'de mukim olmalarına ve keza (1) ve (2} no.lu davalıların yetkililerinin de (3) no.lu davalı olduğu açıkça ortada iken davalı yanların somut olayda sorumluluğu (1) nolu davalıya İndirgeyerek ve hileli bir kısım işlemlere girişmek suretiyle yargıdan kaçmak gayreti içinde olduklarını, bu gerekçelerle müvekkili şirkete ait ... adlı televizyon kanalında yayınlanan reklamlar nedeni ile oluşan alacağının ve sözleşme şartlarına uyulmaması nedeni ile doğan ceza-i şart alacağının tahsili için huzurda görülmekte olan davayı açma zorunluluğu doğduğunu, bir nolu davalı hakkında ... 7. İcra Müdürlüğümün ... E. sayılı dosyası ile takip başlatılmış olduğundan, işbu davada talep edilen alacağın 2.800.000 TL'lik kısmının (1) no.lu davalıdan diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen, 4.050.000-TL asıl alacağın tamamının (2) ve (3) nolu davalılardan müştereken ve müteselsilen, 500.000 Euro tutarındaki cezai şart alacağının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, temerrüt tarihinden itibaren bankaların uyguladığı en yüksek avans faizi ile birlikte tahsilini, dava masraflarıyla vekalet ücretinin davalılar üzerine yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; Müvekkili şirket aleyhine açılan davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacıya karşı müşterek ve müteselsil bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirketin sözleşmenin, tanımlar bölümünde, kısaca "..." olarak adlandırılmış ise de böyle olmadığını, bu kelimenin hukuki anlamda kullanılmadığını, bu yönü ile bakıldığında sözleşmenin müvekkili açısından, bir "Garanti veya ... Sözleşmesi" olmadığını, müvekkilinin "..." olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin yükümlülüğünün sadece çekleri davacı adına keşide edip teslim etmesi olduğunu, bunun dışında bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin belirtilen çekleri keşide ederek davacıya teslim ettiğini, sonrasında davacının kendi isteği ile Eurotürk çeklerini kendisine iade ederek diğer davalı ...'nın çeklerini aldığını, böylece müvekkiline ait bütün sorumlulukların ortadan kalktığını, bu nedenle ceza-i şarttan da sorumlu tutulamayacağını, ... nezdinde hile veya gerçeğe aykırı beyan ile sözleşmenin gizlendiği iddialarının doğru olmadığını bu nedenlerle, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Ip&Media vekili cevap dilekçesi ile; müvekkiline, taraflar arasındaki sözleşmenin fesh edildiğine dair usulüne uygun bir fesih bildirimi yapılmadığını, feshin haksız olduğunu, davacı tarafın 17.012014 tarihli sözleşmedeki yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediğini, sözleşmenin imzasından sonra kanalın içeriğinin ve reytinginin çok düştüğünü, ücreti alınmasına rağmen yayınlanmayan reklamlar nedeni ile piyasada imajının zedelendiğini, davacı ... kanalının uydu transponder’inin arızalı olması nedeniyle Avrupa erişiminin çok düşük olduğunun gizlendiğini, şikâyetler üzerine arızanın davacı tarafından kabul edildiği ancak giderilmediğini, bu yüzden müşterilerinin reklam vermekten imtina ettiklerini, kanala ... (...) tarafından el konulacağı söylentilerinin verilen reklam sayısını tahammül edilemez seviyede düşürdüğünü, ...' nin davacı şirkete el koyması ile birlikte, önceden yayınlanan reklamların yayından kaldırılıp daha önceden kabul edilen tekliflerin reddedildiğini, davacı şirkete ... tarafından el konulması ile sözleşmenin hukuken uygulanamaz hale gelerek sona erdiğini, ...' nin kanala el koymasının ticari hayatta önceden öngörülemeyecek bir mücbir sebep olduğunu, müvekkilinin ödemelerden dolayı temerrüdünün söz konusu olmadığını, sözleşmenin bu nedenle feshinin haklı bir gerekçe olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin, davacı şirkete yayınların kesildiği ve fesih tarihi olarak iddia edilen tarih itibariyle ödenmemiş bir borcu bulunmadığını, sözleşmeye göre davacının ödemelerin vadesinde yapılmaması durumunda davalıya 30 günlük süre vermesi gerektiği halde bu sürenin verilmediğini, davacı tarafın teminat olarak elinde bulundurduğu ve iade etmesi gereken bedelsiz çeki tahsile çalıştığını, müvekkil şirketin hiçbir zaman aykırı yayın talebinde bulunmadığını, daha önce yayınlanmış olan yayınların davacı tarafından sebepsiz ya da siyasi nedenler bahane edilerek yayınlanmadığını, davacı tarafın sözleşmeyi fesih bildiriminde bulunmadan önce müvekkil şirketin reklam yayınlarını durdurarak sözleşmeye aykırı davrandığını, her ne kadar ortada yazılı bir sözleşme bulunmakta ise de sözleşmenin hayatın olağan akışına ve hedeflenen amacın ruhuna uygun olarak ticari hayatın gerekleri ve teamülleri ile genel hukuk kaidelerine uygun olmadığını, bu nedenle birçok hükmünün geçersiz sayılması gerektiğini, davacının, ceza-i şart talep hakkı bulunmadığını, bu nedenlerle; davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Kaldırma kararı öncesi davalı ...'a dava dilekçesi T.K. 35. Maddesine göre tebliğe çıkartıldıktan sonra yokluğunda yargılamaya devam olunmuş ve Mahkememize ait 09/07/2020 tarihli ve ... Esas .. Karar sayılı karar ile "4.048.880,00 TL alacağın davalı ...'nin sorumluluğunun 2.800.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, cezai şart alacağına ilişkin talebin reddine," dair karar verilmiştir.
Davacı vekili ve davalı ... vekilinin kararı istinafı üzerine; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi' nin 14/05/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; istinaf başvurusunun (esasa ilişkin nedenler incelenmeksizin) KABULÜ ile, mahkememize ait 09/07/2020 tarihli ve ... Esas ...Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair karar verildiği ve dosyanın mahkememizin 2025/474 esas sırasını kaydının yapıldığı ve yargılamaya bu esas üzerinden devam olunduğu, gerekli tebligatlar yapılarak taraf teşkilinin sağlandığı görülmüştür.
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; Davacı tarafın, müsnet davada, asıl borçlu / davalı ... şirketinin, taraflar arasında imzalanan,17.01.2014 tarihli sözleşmeye,ödemede temerrüde düştüğü gerekçesi ile aykırı davrandığını,bu nedenle sözleşmeyi haklı nedenler ile feshettiklerini ve sözleşmeden kaynaklı alacakları ile ceza-i şart miktarının , müvekkil dahil bütün davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep ettiğini ancak, ihtilafın dayanağı olan 17.01.2014 tarihli sözleşmenin, hiçbir hükmünde müvekkilinin müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğuna dair bir ibare veya imza olmadığını, müvekkili ... ‘a , 17.01.2014 tarihli sözleşme ile atfedilen ... sıfatından dolayı husumet yöneltilmesinin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, her ne kadar; müvekkilinin sözleşmenin tanımlar bölümünde, kısaca "..." olarak adlandırılmış ise de, sözleşmenin bütün hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, bu tanımın TBK 128 anlamında bir sorumluluk olduğuna dair bir atıf veya açıklama olmadığını, bir sözleşme metninde garanti veya ... kelimesi kullanılması, tek başına ona bir hukuki anlam yüklemez. Bundan dolayı sadece tarafların kullandıkları deyimlere ve başlıklara bakılmaksızın tarafların gerçek iradelerine ve sözleşmenin diğer maddelerine göre değerlendirilme yapılması gerektiğini, bunun yanında , Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.581-603 de "kefalet sözleşmesi " hükümleri düzenlendiğini, bir an için müvekkilinin, sözleşmeden dolayı bir sorumluluğunun olabileceği kabul edilecekse dahi, bu sorumluluğunun, TBK 128 anlamında olmadığı açık iken, ancak , TBK m.581-603 de yer alan düzenlemeler çerçevesinde kefalet sorumluluğu olup olmadığının araştırılması gerektiğini, eğer bir kefalet ilişkisinin varlığı kabul edilecek ise de, söz konusu kefalet ancak "adi kefalet " olabileceğini, 17.01.2014 tarihli sözleşmede, müvekkilinin sorumluluğunun "müteselsil" olduğuna dair bir ibare veya şart olmadığından bir kefalet var ise ancak adi kefalet olabileceğini; bu durumda müsnet davada; asıl borçluya başvuru şartı mevcut olmadığından, dava tarihi itibariyle müvekkilinden talep söz konusu olamayacağını, TBK m. 584 şekil şartlarının ve eş rızasının bulunmadığını, 17.01.2014 tarihli sözleşmenin şartları ve koşullarının imzadan sonra değiştirildiğinden müvekkilinin bir kefaleti var ise dahi belirsiz bir hale geldiğini, ödeme hususunun, sözleşmenin 4.6. Maddesinde düzenlendiğini, ...'ün sözleşmede, müvekkili gibi ... olarak adlandırıldığını ve sözleşme ile sadece, 4.6. maddede belirtilen tabloda yer alan vade ve bedellerdeki çekleri, davacı adına keşide edip teslim etmesi yükümlülüğü yüklendiğini, ...'ün belirtilen çekleri keşide ederek, davacıya teslim ettiği ve sözleşmenin yürürlüğe girdiği ancak sonrasında, davacı kendi isteği ile ... çeklerini, ... 'e iade ederek, diğer davalı ... nin çeklerini aldığı ve ... 'ün bütün sorumluluklarını ortadan kaldırdığını, hal böyle olunca, müvekkilinin imzaladığı sözleşmenin, konusu, ödeme koşulları tamamen değiştiğini müvekkilinin ... "ün çeklerine güvenerek imza atmış iken, bu çeklerin iadesinin müvekkilinin sorumluluğunu ağırlaştırıcı bir sonuç doğurduğunu, sözleşme şartlarında, sonradan yapılan , bu değişiklik ,müvekkil açısından, hukuki sorumluluğunu aleyhe değiştiren / ağırlaştıran bir durum olduğundan KEFİL olarakta sorumluluğunu ortadan kaldıran bir sebep olduğunu, sözleşmenin feshedildiğine ilişkin müvekkiline yapılmış usulüne uygun bir fesih bildirimi bulunmadığını, fesih süreci usulüne uygun ve önel sürelerine uyularak yapılmadığını 30 günlük süreye uyulmadan sözleşmenin 03.11.2014 tarihinde feshedildiğinden ceza-i şart talep edilemeyeceğini kaldı ki, müvekkilinin sorumluluğunun tali nitelikte olduğu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Taraflarca gösteriler deliller toplanmış, ... 7. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası, ... 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, ... Bankası cevabi yazısı, . cevabi yazısı, ...Şubesi Cevabi yazısı, Radyo ve Televizyon Üst Kurumu cevabi yazısı, ... cevabi yazısı celp edilmiş, alacağın varlığı ve miktarı yönünden kaldırma ilamı öncesi bilirkişi incelemesi yaptırılmış bilirkişi heyetinden 11/03/2019 tarihli rapor alınmıştır.
Bilirkişi heyeti 11/03/2019 tarihli raporunda " Davacı taraf Ticari Defterlerinin: 6102 savılı kanunun 66, md. 64. md. ve 215 Savılı Vergi Usul Kanunun 220. md. uyarınca usu/üne uygun olarak tutulmuş olduğu. 6100 Sayılı Kanunun 222.md uyarınca kendi lehlerine delil olma niteliğine haiz olduğu, 2 Nolu Davalı taraf Ticari Defterlerinin; 6102 sayılı kanunun 64. Md. ve 6100 Savılı H.M. Kanununun 222. m d uyarınca kendi lehlerine delil olma niteliğine haiz olmadığı, bu surette kendi aleyhine delil sayılabileceği takdirin yüce Mahkemeye ait bulunduğu, 1 nolu davalı...' nin, Dava dosyası içerisine, kesin süre içerisinde bilgi vermemesi ve inceleme günü herhangi bir beyanda bulunmamış olması sebebiyle Davacı tarafın bilgi, belge ve delil niteliğindeki dökümanları doğrultusunda inceleme gerçekleştirildiği, Taraflar arasında akdedilen 17.01.2014 tarihli ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinin yazılı olarak kayıt altına alındığı ve Isbu mezkûr sözleşme ve anlaşma metinlerinin kanuni sekil şartlarını haiz olduğu, Davacının fesih sebebi olarak belirtmiş olduğu ” Davalı tarafın ...ve gerçeğe aykırı beyanları", ile “reklamların ve programların vasa ve diğer mevzuat hükümlerine bakılmaksızın istendiği seklide yayınlanması ve ısrar edilmesi bulgularının dava dosyasına mübrez bilgi ve belgelerle KAYDİ olarak ispatlanamadığı, Davalının sözleşmenin feshine ilişkin belirtmiş olduğu; "Sözleşmenin İmzasından sonra kanalın içeriğinin ve raitinginin çok düşük olduğu. ücreti alınmasına rağmen yayınlanmayan reklamların olduğu ve bu sebeple Davacının Piyasada İmajının zedelendiği" ile "... kanalının uydu transponderinin arızalı olduğu ve bu nedenle Avrupa erişimin çok düşük olduğu, dolayısı ile müşterilerin reklam vermekten İmtina ettiği" savunma taleplerinin dava dosyasına mübrez bilgi ve belgelerle KAYDİ olarak ispatlanamadığı, davacı şirkete ... tarafından kısa süreliğine el konulmasının Davalı lehine mücbir sebep sayılıp sayılamayacağı hususunda nihai takdir makamının yüce Mahkeme olduğu ve sayın yargı makamının takdirine göre ilgili dava yanının böyle bir hususun varlığı durumunda sadece hizmet verdiği döneme ait hizmet bedeli bakiyesini alabileceği, Davalının savunmasında belirtmiş olduğu, sözleşmenin feshedilebilmesi için gerekli olan 30 günlük bekleme süresinin sadece ödemelerin yapılamaması durumunda geçerli olabileceği, Davacı tarafın sözleşme ödeme planı doğrultusunda sözleşme fesih tarihine kadar toplam 5.550.000 TL'lik hizmet faturası kestiği. buna karşılık 1.500.000 TL nakit tahsilat gerçekleştirdiği, borca karşılık keşide edilen 3 farklı tutardaki çekin ise ilgili tarihlerinde ödenmediği, ... nolu çekin ödenmemiş olması sebebiyle ilgili dönem vasaf sınırları doğrultusunda bankanın sorumlu olduğu 1.120 TL'lik tutarın tahsil edildiği. davacı tarafından keşide edilen ...tarihli ... numaralı TL’lik fatura ile 01.09.2014 tarihli 901747 numaralı 325.000 TL'lik İki faturaya Davalı tarafça itiraz edildiği, bu suretle ispat yükünün Davacıya geçtiği, dava dosyası İçeriğinde bu faturalara İlişkin hizmet ifasının İspat edilemediği. bu suretle Davacının KAYDİ veriler doğrultusunda 3.198.880,- Tl Alacağını Talep Etmekte Haklı Olduğu. Davacı lehine keşide edilen 1.250.000 TL'lik çekin yukarıdaki İncelemeler neticesinde vadesinde ödenmediği, bu durumun Dava dışı ... Bankası tarafından teyit edildiği, 2 ve 3 nolu Davalıların ... unvanına haiz olarak talep edilen alacak tutarından sorumluluklarına ilişkin değerlendirme ve İzahın Mahkemenin görüsüne ara edildiği. Bilirkişiliğimizin görüsünün, eğer davacı yanın sayın yüce Mahkemece benimsenirse, bunun 2.800.000.- kısmından 1 numaralı davalının da mesul olduğu ve bu vön dışında, tamamından diğer davalıların -ödemede tekerrür olmamak üzere- davacı yanı karsı teselsül hükümleri dairesinde mesul olduğu, Davacı tarafın çekin karşılıksız çıkması akabinde sözleşmenin 7.1.maddesi uyarınca 30 günlük bir süre beklemeden sözleşmeyi feshetmesi sebebiyle Cezai Şart Bedeli Talebinin Yerinde olmadığının sayın Mahkemece değerlendirilmesi gerekeceği, Davacı tarafın, ilgili davalı tarafından itiraz edilen ilgili faturalara ilişkin hizmetin verildiğinin İspatı doğrultusunda Borçlar Kanunu 124.Maddesi I.fıkrasından belirtildiği üzere; "Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre venimesmm etkisiz olacağı anlaşılıyorsa" süre verilmesine gerek bulunmadığından sözleşmenin fesih sürecinin usulüne uygunluğunun doğrulanabileceği, bu suretle 500.000 Euro Cezai Şart Bedelini Talep Edebileceği, nihayetinde keyfiyetin yüce Mahkemenin hukuki değerlendirmesi içinde kalacağı. " görüşü bildirilmiştir.
Çelişkilerin giderilmesi ve taraf vekillerince rapora karşı yapılan itirazların değerlendirilmesi için bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından alınan 25/11/2019 tarihli ek raporda " 1 nolu davalı tarafın itiraz dilekçesinde; "Davacının herhangi bir alacağı olmadığı iddialarını tekrar etmekle birlikte, tespit edilen verilere göre rakamın 5.148,880 TL olması gerekir iken, 3.198,880 TL olarak hesaplandığı" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. İlgili İnceleme kapsamında Davacı tarifin sözleşme ödeme planı doğrultusunda sözleşme fesih tarihine kadar toplam 5.550.000 TL'lik hizmet faturası kestiği, buna karşılık 1.500,000TL nakit tahsilat gerçekleştirdiği, borca karşılık keşide edilen 3 farklı tutardaki etkin ise ilgili tarihlerinde ödenmediği. 3180090 nolu çekin ödenmemiş olması sebebiyle ilgili dönem yasal sınırları doğrultusunda bankanın sorumlu olduğu 1.120 TL'lik tutarın tahsil edildiği, ... tarihli ... numaralı 525.000 TL'lik fatura İle ... tarihli ... numaralı 525,000 TL'lik iki faturaya İtiraz edildiği. bu surede İspat yükünün Davacıya geçtiği, Sayın Mahkemenizce, "davacı tarafından hizmetin İfa edildiği" kanaatine ulaşılması durumunda davacı tarafın kaydi veriler doğrultusunda Mali açıdan 4.048.880 TL alacağını talep etmekte haklı olduğu, Sayın Mahkemenizce, "davacı tarafından hizmetin İfa edildiği İddiasının İspatlanamadık kanaatine ulaşılması durumunda, davacı tarafın kaydı veriler doğrultusunda Mail aadan 3.198.880 TL alacağını talep etmekte haklı olduğu, mali olarak değerlendirilmiş olup, HMK 282. M d hükmü gereğince nihai ve hukuki değerlendirme ile takdir Sayın Mahkemenize alt olarak tetkike arz edilmektedir." görüşü bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacının sözleşme kapsamında davalıya verdiği reklam ve yayın hizmeti bedelinin ödenmemesi nedeniyle bu alacağının ve cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce daha önce verilen kararda ... ve ... ... olarak kabul edilmiş ve karar ... tarafından istinaf edilmemiş olup bu hususta davacı lehine kazanılmış hak oluşmuş ise de karar davalı ... tarafından istinaf edilmiş ve kaldırma ilamı sonrası ... vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle müvekkilinin ... olarak sorumlu tutulamayacağını, sözleşmeden dolayı bir sorumluluk doğacak ise bunun kefalet sözleşmesi şartlarına göre değerlendirilmesinin gerekeceğini iddia etmiştir.
Bilindiği üzere, şahsî teminat sağlayan garanti sözleşmeleri, garanti alanın belli bir davranışa girişmesinden (yöneltici, saf garanti sözleşmesi) veya kendisi ile borç ilişkisine giriştiği bir üçüncü kişinin edimini yerine getirmemesinden (teminatı amaçlayan garanti sözleşmesi) doğan zarar tehlikesini, garanti verenin bağımsız bir taahhütle kısmen veya tamamen üzerine aldığı sözleşme olarak tanımlanabilir (Tandoğan, s. 809).Garanti sözleşmeleri mevzuatımızda bağımsız bir tanıma sahip olmamakla birlikte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 128. maddesinde garanti sözleşmelerinin bir alt türü olarak nitelendirilebilecek “üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmeleri” düzenlenmiştir.Türk Borçlar Kanunu’nun 128 maddesi; “Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.
Belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması hâlinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir.” şeklinde olup anılan hükümle üçüncü kişinin fiilini taahhüt/üstlenme müessesesi düzenleme altına alınmıştır (BK m. 110). Buna göre TBK’nın 128. maddesinde üçüncü kişinin fiilini üstlenme, bir kimsenin diğer kimseye üçüncü kişinin herhangi bir fiilini yahut edimini taahhüt ederek bu fiilin gerçekleşmemesi hâlinde uğranılan zararı gidermeyi üstlenmesi olarak ele alınmıştır.(YargıtayHukuk Genel Kurulu... Esas... Karar) Türk Borçlar Kanunu’nda özel bir sözleşme türü olarak düzenlenen kefalet sözleşmesinde ise kefilin borcu, asıl borçlu ifada bulunmazsa para borcunu veya tazminatı yerine getirmektir. Kefilin borcu asıl borçlunun borcuna tabiyken, üçüncü kişinin fiilini taahhüt eden bu fiili yerine getirmeyi bağımsız olarak üstlenir.
Taraflar arasında 17.01.2014 tarihli sözleşme akdedildiği, sözleşmenin Tanımlar başlıklı 2. maddesinde 2.4 kısmında Eurotürk ve ... garantörler olarak belirlendiği, sözleşmenin 3 maddesinde sözleşme konusu belirlenirken mülkiyeti davacı tarafa ait olan ve bölgede yayın yapan kanalda ürün pazarlama ve gelir toplama yetkisinin davalılardan ...'e sağlanması IM'nin sözleşme kapsamındaki davacıya karşı yükümlülüklerinin ise diğer davalılar ... ve ... tarafından garanti edilmesi ifadelerine yer verildiği, sözleşmenin 4.6 maddesinde de sözleşme bedeli, ödeme planı ve garantörlerin sorumluluğu hususlarının hükme bağlandığı, ...'ın ödemelerin zamanında ... tarafından ... ye yapılmasını şahsen garanti ettiği, sözleşmenin tamamı yorumlandığında...'nin ...'ye karşı asli yükümlülüğünün bedeli ödeme olduğu ve davalılar ... ve ...'ın garanti verenler olarak sözleşme kapsamında müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları kanaatine varılmıştır.
Davacının açtığı dava iki ayrı talebe dayalı olmakta olup ilk olarak sözleşmeden kaynaklı alacak talebi incelenecek olursa sözleşmenin süresi 01.02.2014 ile 31.03.2015 tarihleri olup sözleşme bedeli 11.200.000,00 TL'dir. Davacı taraf Şubat-Ağustos 2014 tarihlerindeki bedelin 5.550,000,00 TL olmasına rağmen davalının sadece 1.500.000,00 TL ödemede bulunduğunu belirterek 4.050.000,00 TL alacak talebinde bulunmaktadır. Gerek ticari defter ve kayıtlar üzerinde gerekse çekler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda davacı tarafın ödeme planı doğrultusunda 5.550.000,00 TL hizmet faturası kestiği, buna karşılık 1.500.000,00 TL nakit ödeme gerçekleştiği, bakiye borç için keşide edilen 3 adet çekin ilgili tarihlerde ödenmediği, bankanın sorumluluk bedeli olan 1.120,00 TL'nin tahsil edildiği, davacı tarafından kesilen 01.09.2014 tarihli 525.000 TL'lik ve 01.09.2014 tarihli 325.000 TL'lik iki adet faturanın iade edildiği, iade edilen faturalar yönünden davacının hizmetin verildiğini ve faturanın içeriğini ispat yükümlülüğü bulunmasına rağmen davalı tarafın cevap dilekçesinde "herhangi haklı bir sebep göstermeksizin 31.10.2014 tarihinde yayınlar durdurulmuştur." beyanında bulunulduğu, hizmetin ifasına ilişkin ikrarda bulunulmuş olduğu, ispat yükümlülüğü ters çevrildiği için iade faturalarının alacak hesabında dikkate alınması gerektiği, Eylül-Ekim aylarına ilişkin ilişkin faturalara davalı tarafça itiraz edilmemiş olduğundan Haziran-Temmuz aylarına ilişkin faturaların fark faturası olup tüm bu alacak hesabına göre davacının isteyebileceği miktarın 4.048.880,00 TL olduğu, taraflarca yapılan iddia ve savunmalara gelince davacı tarafça her ne kadar sözleşmenin ...'den saklandığı iddia edilmiş ise de sözleşme aslının davacı tarafta kaldığı sözleşme hükümlerine göre sabit olup bu iddia dikkate alınmamış, davalı tarafça kanala ... tarafından el konulmuş olmasının mücbir sebep oluşturduğu belirtilmiş ise de 30.05.2014 ile 18/07/2014 tarihleri arasındaki kısa dönem için ... yönetimince el konulmuş olmasının sözleşme hükümlerine etki etmeyeceği, bu yönde somut delil olmadığı ve mücbir sebep sayılamayacağı kanaatine varılmış, davalı tarafça sözleşmenin iki tarafa borç yükleyen sözleşme olup davacının yükümlülüklerini yerine getirmediği iddia edilmiş ise de ..., ... ve diğer kurumlardan getirtilen cevabi yazılara göre belirtilen tarihler arasında uydu transporderlerinde herhangi bir arıza olmadığı, yayın kalitesinde sorun bulunmadığı, RTÜK tarafından herhangi bir yaptırım uygulanmadığı saptanmış olup davalı tarafın iddialarına itibar edilmemiş ve netice olarak davacı tarafından mahkememizce sunulan ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulmuş olması ve davalı tarafça defterlerin ibraz edilmediği hususları da gözetilerek davacının 4.048.880 TL alacağı olduğu kanaatine varılmıştır.
Cezai şart alacağı talebinin incelenmesine gelince cezai şarta ilişkin hüküm sözleşmenin 8. maddesinde düzenlenmiş olup ödemelerin vadesinden itibaren 30 gün içinde ödenmemesi veya çeklerden herhangi birinin karşılıksız çıkması halinde 500.000 USD ödemeyi davalıların kabul ve taahhüt ettikleri fakat sözleşmenin 7. maddesinde düzenlenen fesih sürecinin usulüne uygun ve önel sürelerine uyularak yapılmadığı, 30 günlük süreye uyulmadan sözleşmenin 03.11.2014 tarihinde feshedilmiş olduğu, cezi şart bedelinin istenebilirlik koşullarının oluşmaması nedeniyle cezai şart alacağının talep edilemeyeceği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜNE,
A) 4.048.880,00-TL alacağın davalı ... 'nin sorumluluğunun 2.800.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,
B) Cezai şart alacağına ilişkin talebin REDDİNE,
1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 276.578,99 TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 93.499,35 TL harçtan mahsubu ile bakiye 183.079,64 TL harcın ( davalı ... 'nin sorumluluğu 191.268,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap olunan 559.376,80 TL nispi vekalet ücretinin ( davalı ... 'nin sorumluluğu 386.836,61TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan toplam 93.528,35.TL (25,20 TL BVH, 93.499,35 TL peşin harç, 3,89 TL VSH) harcın ( davalı ... 'nin sorumluluğu 64.679,46TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 3.983,20 TL (2.500,00 TL BK ücreti, 1.483,20 TL tebliğler ve posta) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 3.093,88 TL yargılama giderinin davalı ... 'nin sorumluluğu 2.139,57TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesap olunan 217.656,80 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Davalı ... tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 1.026,00 TL (800,00 TL bilirkişi ücreti, 226,00 TL tebliğler ve posta) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 501,28 TL'sının davacıdan alarak bu davalıya verilmesine,
7-Davalı ... tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 62,00 TL (tebliğler ve posta) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranı dikkate alınarak 16,15 TL'sının davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin (e-duruşma ile) ve davalı vekilinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/12/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza