T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/477 Esas
KARAR NO: 2025/943
DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 01/07/2025
KARAR TARİHİ: 16/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... Plakalı ... model araç 29.05.2024 tarhinde trafikte seyir halinde iken, dava dışı ...'in maliki olduğu ... Plakalı araç müvekkilinin aracına arkadan tam kusurlu olacak bir şekilde çarptığını ancak müvekkilinin aracına arkadan çarpılmasına rağmen ve kazada bir kusuru olmamasına rağmen davalı sigorta şirketi ... 23. İcra Dairesi ... E sayılı icra dosyasıyla müvekkiline rucüen tazminat açıklamasıyla ilamsız icra takibi başlattığını, müvekkilinin kusuru olmaksızın, maddi zarar gördüğü kazada ne şekilde rucüen tazminat borçlusu konumuna düştüğünü hiçbir şekilde anlayamadığını, müvekkilinin yabancı olmasından kaynaklı olarak bilgisizliğinden faydalanarak söz konusu takibin kesinleşmiş ve haciz işlemlerinin tatbik edildiğini, kusuru olmadığı bir kazadan kaynaklı olarak başlatılan rücuen tazminat açıklamalı ... 23. İcra Dairesi ... E icra dosyasında müvekkilinin borçsuzluğunun tespit edilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin ... 23. İcra Dairesi ... E. Sayılı icra dosyasında borçsuzluğunun tespitine, haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetle başlatılan icra takibinde takip tutarının %20 sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takibine konu edilen zarardan davacının sorumlu olduğunu, müvekkili şirket nezdinde ... numaralı ... Poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı araç ile davalının maliki olduğu ... plakalı aracın kusurlu olarak çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, haksız fiiliyle kazanın oluşmasına sebebiyet veren davalının malik olduğu araç sürücüsü asli kusurlu, müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsünün ise kusursuz olduğunu, gerçekleşen kazanın akabinde sigortalı araçta meydana gelen zararın tazmini için müvekkili şirket tarafından 475.800 TL'si sovtaj bedeli olmak üzere 640.000 TL tazminat ödendiğini, bu kapsamda gerçek zarar 164.200 TL'nin davacının kusur oranına isabet eden 82.100 TL'sinin davacı tarafından karşılanmasının gerektiğini, bu nedenle ödenen tazminatın rücuen tahsili amacıyla davacı aleyhine ... 23. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine girişildiğini, davalı tarafından takibe itiraz edilmemesi sebebiyle de takibin kesinleştiğini, kazanın oluşumunda davalının maliki olduğu araç sürücüsünün asli kusurlu, sigortalı araç sürücüsünün ise kusursuz olduğu ve sigortalı araçta meydana gelen zarar, bağımsız sigorta eksperi tarafından tespit edildiğini, yapılacak olan incelemede de müvekkili şirketin davacıdan talep edilen miktarda alacaklı olduğunu, davacının meydana gelen kazada kusurlu olduğu nazara alınarak, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak ikame edilen davanın reddine, ücreti vekalet ve yargılama harç ve giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, kasko sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davalı sigorta şirketinin ödediği bedelin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesine göre rücuen tahsili istemiyle başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
Halefiyet, bir kişinin hukuken diğerinin yerine geçmesi anlamına gelir. 6102 sayılı TTK m. 1472(1) hükmünde sigorta tazminatını ödeyen sigortacının, hukuken sigorta ettirenin (başkası hesabına sigortada sigortalının) yerine geçeceği ifade edilmiştir. Bu nedenle hukukumuzda yasal halefiyete ilişkin olarak tazminat alacağının yasa uyarınca sigortacıya geçmesi ilkesi benimsenmiştir. Yasal halefiyet zarar sigortalarında söz konusu olup, mal sigortaları bakımından TTK m. 1472 hükmünde, sorumluluk sigortaları bakımından TTK m. 1481 hükmünde düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz’î haleftir (Yargıtay HGK'nın, 05/02/2019, E...., K. ... tarih ve sayılı kararı).
Davalı sigorta şirketi, davaya konu icra takibini sigortalısının halefi olarak açtığına göre, uyuşmazlığın çözümünde de dava dışı sigortalı ile davacı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun ... tarihli, E...., K. ... sayılı (...) ve 17/01/1972 tarihli E. ..., K. ... sayılı (RG, ...) kararları “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.” şeklinde vurgulanmıştır. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukukî ilişkiye bakılması gerekir. Başka bir anlatımla, 6102 sayılı TTK’nın yukarıda anılan hükümleri kapsamında sigortacının halefiyetine dayalı dava, mutlak ticarî dava olmayıp; sigortalı ile zarara sebep olan arasındaki hukukî ilişkinin ticarî davaya sebebiyet vermesi halinde ticarî dava olarak kabul edilir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı sigortacının dava dışı sigortalısının aracı ile seyir halinde iken kaza yaptığı, kaza sonucunda sigortalıya araçtaki hasar bedelinin öndendiği, sigorta şirketinin kazanın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunu ileri sürerek, 6102 sayılı TTK'nın 1472 (6762 sayılı TTK'nın 1301) maddesi uyarınca, sigortalısına ödenen tazminatın, davacıdan rücuan tahsili için ilâmsız icra takibi başlattığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında; davaya konu istemin, davalının sigortalısı ile davacı arasındaki haksız fiil ilişkisine dayandığı açıktır. Bu durumda, davanın sigorta sözleşmesinden kaynaklanmadığı, bu nedenle 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a hükmü uyarınca mutlak ticarî dava olmadığı, davalının sigortalısı ile davacı arasındaki hukuki ilişkinin haksız fiil olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, haksız fiilin tarafları dava dışı sigortalı ile davacı taraf tacir olmadığından, uyuşmazlık tacirler arası haksız fiil niteliğinde de değildir; bu durumda nispî ticarî dava da söz konusu değildir. 6100 sayılı HMK m. 2(1) hükmüne göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu nedenle hukuki uyuşmazlıklarda asliye mahkemelerinin görevi asıldır. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğu ve yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği, davada asliye hukuk mahkemesi görevli olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,
2-HMK'nın 20.maddesi gereğince; dosyanın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememizden talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-Süresi içerisinde ilgili mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde HMK'nın 331/2. maddesi gereğince talep halinde dosya üzerinden bu durumun tespiti ile, HMK'nın 20. maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-Süresi içerisinde ilgili mahkemeye gönderilmesi talep edildiği takdirde HMK'nın 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan incelemede gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100. HMK'nın 345/1 maddesi gereğince 2 hafta zarfında mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/12/2025
Katip
e-imzalıdır.
Hakim
e-imzalıdır.