T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/89 Esas
KARAR NO:2025/814
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:03/02/2025
KARAR TARİHİ:05/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf ile teleskopik konveyör cihazının yapımı ve teslimi hususunda anlaştıklarını, söz konusu cihazın davalı tarafın yapılarak davacıya teslim edildiğini ve davacı tarafça Belçika'da mukim müşteriye satıldığını, yurtdışındaki dava dışı şirket tarafından kullanım sonrası cihazın anlaşılan ebatlara uygun imal edilmediğinden arıza meydana geldiğini, ürünün teslim anında dahi ayıplı olduğunu, ürüne ek olarak bazı parçalar alarak davası tarafça yurtdışına gönderildiği ve bu parçaların takıması akabinde ürünün rulmaları dağıldığını ve sair hasarlar oluştuğunu, bu itibarla aksin feshi konveyör ve yedek parça bedelinin avans faizi ile ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;HMK’nın 6. maddesi uyarınca bir davada genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir. Müvekkil şirketin dava açıldığı tarihteki adresinin Başakşehir/İstanbul olduğu tespit edilmiş olup, bu nedenle davanın yetki yönünden usulden reddi ile dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesi talep edilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 194. maddesi ve Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, taraflar iddialarını ispata elverişli şekilde somutlaştırmak ve dayandıkları delilleri açıkça belirtmek zorundadır. Ancak davacı taraf, ürünün sözleşmede belirtilen ölçülere uygun üretilmediği iddiasını somut delillerle ispat edememiştir. Basit yargılama usulüne tabi olan davada, davacı tarafın dilekçesi ve ekleri dışında delil sunulması müvekkil tarafından kabul edilmemekte olup, kamera kayıtlarının tarafımıza tebliğ edilmemesi nedeniyle bu hususta beyan hakkı saklı tutulmuştur. Davacı tarafın iddiasına göre, dava konusu ürün yurtdışındaki satıcının talep ettiği ölçülere uygun değildir. Oysa müvekkil ile dava dışı Belçika’da mukim şirket arasında herhangi bir sözleşme mevcut değildir ve bu nedenle talep edilen ölçülere uygun ürün teslim edilmediği iddiası müvekkile karşı ileri sürülemez. Davacının, ürünün ayıplı olduğu iddiasıyla dava açabilmesi için, dava konusu makinenin iade edilmesi ve dava dışı şirketin zararının karşılanması gerekmektedir; ancak bu hususa ilişkin delil sunulmamıştır. Davacı tarafın sipariş formu ve fatura incelemesi, ürünün sipariş formunda belirtilen ölçülere uygun olarak teslim edildiğini göstermektedir. Ayrıca, davacı taraf ürüne eklemeler yapmış ve ürünü orijinal haliyle kullanmamıştır; bu durum üründen yeterli verimin alınamamasına ve kullanıcının hatasına yol açmıştır. Bu nedenle, kullanıcı hatasından doğan zararın müvekkil tarafından karşılanması mümkün değildir. Davacı ve müvekkil tacir olduğundan, Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Somut olayda davacı, ürünü teslim alırken ihtirazı kayıt koymamış ve müvekkil tarafından keşide edilen faturaya itiraz etmemiştir. Ayrıca, davacı üründe ayıp bulunduğunu süresi içinde ihbar etmemiştir; ürün tesliminde açıkça belli olmayan ayıplar, TTK 23/c maddesi uyarınca teslimden sonra sekiz gün içinde satıcıya bildirilmelidir. Davacının ihbar süresini aşması, ayıp iddiasını geçersiz kılmaktadır. Davacı tarafın ödediği bedelin ve yedek parça bedellerinin Euro olarak talep edilmesi de, öncelikle ödemeyi Euro olarak yaptığı ispat edilmediği sürece mümkün değildir. Yedek parça bedellerinin ise müvekkilden talep edilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Davacı tarafın faiz talebi ise, netice talep ve konu kısmında çelişkilidir ve 3095 sayılı Kanun 4/a maddesi uyarınca döviz alacaklarında kamu bankalarının en yüksek mevduat faizi uygulanabileceğinden, avans faizi talebi reddedilmelidir. Sonuç olarak, yukarıda açıklanan gerekçelerle, davacı tarafın iddialarını ispat edememesi, ayıp ihbarını süresinde yapmaması ve delil yetersizliği nedeniyle davanın reddine; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine; dava sürecinde alınacak bilirkişi raporlarının tarafımıza tebliğine ve UYAP kaydının yapılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davalı tarafça imal edilerek davacıya teslim edilen teleskopik konveyör cihazının ayıplı olduğu iddiasıyla cihaz bedelinin iadesi talepli davada, cihazın ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, davacının varsa alacağının subüt ve miktarından ibaret olduğu görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, eser sözleşmesine dayalı makinenin ayıplı olduğu iddiasıyla, ödenen makine ve yedek parça bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında teleskopik konveyör cihazının yapımı ve müvekkili şirkete teslimi konusunda davalı ile anlaşma yapıldığını, makinenin müvekkili şirkete teslim edildiğini, yurtdışı temsilciliği aracılığıyla dava dışı Belçika'da mukim müşterisine satıldığını, makinenin ayıplı olduğunun sonradan anlaşıldığını, makinenin şasesinin tek parça halinde 7.500 mm olması gerekirken 6000mm+1500mm kaynaklı imal edilmesi sebebiyle makinenin dikey düzlemde esnemesine neden olunduğunu, sac kalınlıklarının düşük olduğunu, konveyörün tek parça ST 52 kalitede olması gerekirken kaynaklı ST 37 kalitede olduğunu, makinenin ayıplı olması sebebiyle müşterisinin mal bedelini tarafına ödemediğini, kapalı hali 800mm ve tam açılma hali 22000 mm olan konveyörün tam açılma halinde ucunda duran sepetteki personel-işçinin düşmesine yol açacak kadar esnediğini, bu durumun teslim anında da mevcut olduğunun açık olduğunu, davacı şirket tarafından müşterisini memnun etmek için bazı yedek parçaların ücretleri ödenerek satın alındığını ancak buna rağmen makineden verim alınmadığını, bu sebeple ödenen makine bedelinin ve yedek parça bedelinin kendilerine ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirket ile davalı müşterisi Belçika'da mukim şirket arasında sözleşme olmadığından talep edilen ölçülere uygun ürün teslim edilmediği iddiasının kendilerine karşı ileri sürülemeyeceğini, davacı tarafça sunulan fatura ve sipariş formu karşılaştırıldığında, sipariş formunda belirtilen ölçülerde ürün tesliminin yapıldığının açık olduğunu, davacının ürünü teslim alırken herhangi bir ihtirazi kayıt koymadığını, faturaya da itiraz etmediğini, süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, davacının iddia ettiği gibi ürün teslim anında ayıplı ise ayıp ihbarının süresinde yapılmadığının açık olduğunu, fatura tarihinin Şubat 2023 olmasına karşın ihbar tarihinin Mayıs 2024 olduğunu, davacının ayıp iddiasını ispatlayamadığı gibi süresinde ihbarda da bulunmadığından davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı tarafça yetki itirazında bulunulmuş ise de HMK 10. Maddesi gereği "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir." Dava konusu makinenin, davacıya teslimi ilk olarak davacının yerleşim yerinde yapıldığından sözleşmenin ifa edileceği yer davacının yerleşim yeri olmakla davalının yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
"...13.Bilindiği üzere eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür.
14. Bu noktada eser sözleşmesinde “ayıp” ile ilgili genel açıklamaların yapılmasında fayda vardır.
15. Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır.
16. Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 359-363. maddeleri) ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir.
17. Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir.
18. Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır.
19. Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır.
20. Maddî ayıplar, açık veya gizli ortaya çıkan, gözle görülen ve duyu organları ile hissedilen ayıplardır. Bunun dışında gözle görülmeyen, ancak yapılmamış olması nedeniyle karşı tarafça fark edilen projenin onaylatılmaması, yapı kullanma izin belgesinin alınmaması gibi hukukî ayıplar vardır. Maddî ve hukukî ayıpların da tıpkı açık ve gizli ayıplar gibi yükleniciye ihbar edilmesi zorunludur.
21. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1. maddesi (BK, m. 359/1) maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. Gerek TBK’da gerekse mülga BK’da iş sahibinin muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup, işin niteliği ve olayın özelliğine, imal edilen eserin büyüklüğü ve genişliğine göre süreler farklı olacak ve işin uzmanı bilirkişiler tarafından belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi veya ayıbın belirlenmesini iş sahibi bizzat yapabileceği gibi, TBK’nın 474/2. ve mülga BK’nın 359/2. maddesine göre mahkeme aracılığıyla bilirkişi raporu ile de tespit ettirmesi mümkündür. Açık ayıpta iş sahibi muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmezse, eseri kabul etmiş sayılır ve yüklenici açık ayıplarla ilgili sorumluluktan kurtulur.
22. Gizli ayıplarla ilgili mülga BK’nın 359/1. maddesindeki makul sürede muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin düzenleme mevcut değildir. Ancak TBK’nın 477/3. maddesi ile mülga BK’nın 362/3. maddesinde, eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması hâlinde, iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi takdirde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilerek gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin yükleniciye ayıbı ihbar etmek yükümlülüğü getirilmiştir.
23. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve BK’da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir.
24. Ayıp hâlinde iş sahibinin hakları TBK’nın 475. (BK, m. 360) maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olması hâlinde sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını isteme veya aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır. İş sahibi bu seçimlik haklarının yanında ayıplı meydana getirilmiş olan eserin neden olduğu zararın tazminini de isteyebilir. Başka bir anlatımla iş sahibi tazminat hakkı ile seçimlik haklarını birlikte kullanabilir. Tazminatın istenebilmesi için de, ayıpta yüklenicinin kusurunun bulunması ve ayıp ihbarının süresinde yapılmış olması gerekir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(15)6-3030 E., 2021/1077 K. sayılı kararında da değinilmiştir..." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.12.2021 tarih ve 2018/(19)11-1107 Esas 2021/1568 Karar sayılı kararı)
"...Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Ayıp, eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. İlk bakışta görülebilen veya basit muayene ile anlaşılabilen türden ayıplar açık ayıp; ilk bakışta görünemeyen veya basit muayene ile hemen anlaşılamayan, sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir. Ayıplı iş ile eksik iş birbirinden farklıdır. Ayıplı işvasıf noksanlığını ifade ettiği halde, noksan iş yapılmayan işi ifade eder.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 818 sayılı BK'nın 359-363 (6098 sayılı TBK 474-478) maddeleri arasında düzenlenmiştir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 359/I. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Aynı kanunun 362/II. maddesi gereğince iş sahibi kanunen tayin olunan muayene ve ihbarı ihmal ederse eseri zımnen kabul etmiş sayılır. BK'nın 362/I. maddesine göre de eserin sarahaten veya zımmen kabulünü müteakip yüklenici her türlü mesuliyetten kurtulur. Eserin kabulü ile yüklenici açık ayıplara ilişkin sorumluluktan kurtulur. Eserin kabulü, kasten saklanıldığı usulünce yapılan muayenede görülemeyecek olan açık ve gizli ayıplar ile sonradan kullanılmakla ortaya çıkan gizli ayıplar yönünden ise yükleniciyi sorumluluktan kurtarmaz. Kasten saklanılan ayıplar ile gizli ayıplar yönünden yüklenicinin sorumluluğu eserin kabulünden sonra da devam eder. İş sahibinin ayıba karşı tekeffülden doğan haklarını kullanabilmesi için eserdeki ayıbı yükleniciye bildirmesi zorunludur. BK'nın 359/I. maddesine göre açık ayıplarda bildirimin “işlerin mutad cereyanına göre imkânını bulur bulmaz” diğer bir ifadeyle işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde, BK'nın 362/III. maddesine göre gizli ayıplarda ise gizli ayıba vakıf olur olmaz (öğrenir öğrenmez) yapılması gerekir. Süresinde ayıp ihbarında bulunulmamışsa yüklenici sorumluluktan kurtulur. Ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanılarak yükleniciden bir talepte bulunulamaz. Şayet sözleşmede garanti süresi kabul edilmişse, iş sahibi 359/I. ve 363/III. maddelerde öngörülen sürelerle bağlı olmayıp, ayıp ihbarını garanti süresi içinde her zaman yapabilir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla BK'nın 360. (TBK'nın 475.) maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Kanun koyucu, ayıp halinde işsahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır..."(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2022 tarih ve 2021/3983 Esas 2022/1336 Karar sayılı ilamı)
"...Eser sözleşmesi ilişkilerinde sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 359. ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, BK 362 son ve TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler gereğince gerek açık gerek gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilmektedir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün, 2013/4976 E. 2014/4282 K. sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları)..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 03.06.2021 tarih ve 2020/1722 Esas 2021/2490 Karar sayılı ilamı)
Somut olayda, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacı tarafça sunulup davalı tarafça açıkça itiraz edilmeyen 13/04/2022 tarihli, davalı tarafça düzenlenen teklif formuna göre dava konusu malın "Sepetli Teleskobik Konveyör" makinesi olduğu, makinenin teknik özelliklerinin teklif formunda belirtildiği, toplam makine bedelinin 38.100,00 Euro olduğu görülmüştür. Taraflarca bu konuda açık bir uyuşmazlık bulunmadığından makinenin fatura tarihi olan Şubat 2023 tarihinde davalı tarafça davacıya teslim edildiği kabul edilmiştir. Nitekim fatura bedeli ile teklif formundaki bedellerin uyumlu olduğu görülmüştür. Faturanın düzenlenme tarihinin 01/02/2023 olduğu bedelinin ise 38.100,00 Euro olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça davacıya 03/02/2023 tarihli tambur motor ek maliyet bedeli açıklamalı 826,00 Euroluk ikinci bir faturanın düzenlendiği görülmüştür. Davacı tarafça davalıya .... Noterliğinin 03/05/2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile dava dilekçesinde iddialar tekrar edilmiş, yurt dışında konunun uzmanı bilirkişiler ile gerçekleştirilen inceleme ve tespitlerde, konveyörün dizaynının hatalı olduğu, yük ve denge hesabının doğru yapılamamış olduğu ve konveyör, revizyon ya da onarımdan geçse dahi ayın ölçülere sahip olduğu sürece sonunun çözülmeyeceğini belirtildiği davalıya bildirilerek makinedeki ayıpların giderilerek ücretsiz şekilde onarılmasını, aksi takdirde sözleşmeden dönme ve makinenin ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi hakları saklı kalmak kaydıyla hukuki yollara başvurulacağının ihtar edildiği görülmüştür. Davacı tarafça ayıp iddiasına dayanak olarak sunduğu, 06/03/2023 tarihli Elektrik Elektronik Mühendisi ... ... imzasını taşıyan "... tarafından üretilen ve Isıtec tarafından Belçika ... firmasına satılan teleskobik konveyör hakkında görüş bildirimi" başlıklı tutanakta, 14/02/2023 tarihinde makinenin kurulumuna eşlik etmek için ... fabrikasını ziyareti esnasında davacı vekilinin dava dilekçesinde ayıba ilişkin ileri sürdüğü iddiaların tespit edildiği mahkememizce görülmüştür. Mahkememizce davacının ileri sürdüğü ayıplar ile dilekçesi ekinde sunduğu uzman görüşüne göre davacının eksik iş iddiasında bulunmadığı, hatalı malzeme ve hatalı dizayn sebebiyle ayıplı olduğu iddiasına bulunduğu değerlendirilmiştir. Dava konusu makinenin davalı tarafça davacıya tesliminin 01/02/2023 tarihinde yapıldığı, teslim yapıldığı esnada davacı tarafça davalı tarafa herhangi bir bildirim ya da ihbarda bulunulmadığı, davacının 14/02/2023 tarihinde yaptırdığı tespit sonucunda düzenlenen 06/03/2023 tarihli uzman görüşüne göre ayıpları tespit ettirdiği ve ayıplardan haberdar olduğu görülmüştür. Davacı davalıya ayıp ihbarını ise .... Noterliğinin 03/05/2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yapmıştır. Davacı bu tarihten önce davalıya ayıp ihbarında bulunduğuna ilişkin herhangi bir delil sunmadığı gibi dava dilekçesinde tanık deliline de dayanmadığından bu tarihten önce ihbar yapıldığına ilişkin başkaca bir delili görülememiştir. Dava konusu makinenin Belçika'da bulunuyor olması, makine üzerinde keşif ve inceleme yapılmasının masraflı ve uzun süreyi gerektiriyor olması, davacı tarafça makinedeki ayıpların 06/03/2023 tarihli uzman görüşü raporuyla öğrenildiğinin kabulü ile birlikte ilk ayıp ihbarının 03/05/2024 tarihinde yapılması birlikte değerlendirildiğinde makinedeki ayıpların gizli ayıp olduğu yapılacak inceleme neticesinde tespit edilse dahi TBK'nın 477/3. maddesi uyarınca, davacı iş sahibinin ayıpları gecikmeksizin yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, bildirmezse eseri kabul etmiş sayılacağı gözetilerek 06/03/2023-03/05/2024 tarihleri arasında makul ihbar süresinin aşıldığı ve bu sebeple davacının eseri kabul etmiş sayılacağı kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40 TL maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 25.445,48 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 24.830,08 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 226.600,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,
4-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL’nin davacıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/11/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır