T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2015/23 Esas
KARAR NO: 2019/699
DAVA: İSTİRDAT
DAVA TARİHİ: 05/08/2009
KARAR TARİHİ: 21/10/2019
Davacı tarafından davalılar aleyhine mahkememize açılan; "İstirdat" davasının yapılan yargılaması sonunda;
D A V A
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin organik tarım yapmak için 2005 yılında kurulduğunu, şirket ortaklarından diğer davalı ...’na ait ... Beldesi’nde bulunan 1513,6 dönüm araziyi kiralayarak başladığını, 2006 yılı Mart ayından itibaren ekonomik ihtiyaçlarla faaliyetini ...ünvanlı şirket üzerinden sürdürdüğünü, ...ile işletme anlaşması yaptığını, devam eden ekonomik sorunlar, nakit sıkıntısı nedeni ile, davacı şirket ortağı ... ile görüştüğünü, işbirliği şartlarında mutabakat yaptıklarını, 30.05.2007 tarihinde yol haritası imzaladıklarını, yol haritasına göre ...’in de ortak olacağı bir şirketin kurulması, bu şirket davalı ...Ş.’ne %60 oranında pay sahibi olması ve diğer davalı arazi sahibi ...'nun arazinin tamamını yeni kurulacak şirkete 50.000,00-TL ile 12 yıl süreli olarak kiralaması, davalı ...'nun, ... alanında yaklaşık 64 dönüm ile 34 dönüm yatırım alanını yeni ortaklık yapısındaki ...'a 350.000,00-TL karşılığında satmayı vaad ve taahhüt ettiğini, ayrıca bu satış bedelinin 200.000,00-TL’lik kısmını da davalı şirkete vermeyi kabul ve taahhüt ettiğini, yol haritasına göre müvekkili ... A.Ş.’nin İstanbul’da kurulduğunu ve...A.Ş.’ne 2007 Ekim - Aralık arasında toplam 222.000,00-TL nakit fon aktardığını, ancak davalıların hiçbir şekilde yol haritasındaki yükümlülükleri yerine getirmediğini, müvekkili şirketin davalı arazi sahibinin bu tavır ve davranışlarının ardından iş yapamadığını, davalılara yatırım amaçlı verdiği parayı geri alabilmenin çarelerini aradığını, bunun için taraflar arasında 03.09.2008 tarihli, ilk protokole ek adi yazılı, bizzat davalı ... tarafından yazılan bir anlaşma yapıldığını, protokole göre organik tarım yapılan arazi müvekkil şirkete kiralanacak, davalı arazi sahibi kendi arazisini parsellere ayıracak ve ilk protokolde belirtilen alanları (müvekkil şirketin yatırım bedelini karşılamak üzere) bila bedel olarak müvekkil şirkete tapudan devir yapacak ve bu alanlar dışındaki tüm araziyi ise yine müvekkil şirkete kiralayacağını, ancak davalı arazi sahibinin bu yükümlülükleri de yerine getirmediğini, daha sonra davalının bu tür davranışları ile şirketin iki yıl süre ile iş yapamaz hale getirdiğini, finansal krize soktuğunu ve sözleşme şartlarına ve hakkaniyete aykırı olarak feshettiğini, müvekkili şirkete olan 222.000,00-TL borcu ödeyemez hale getirdiğini, müvekkili şirketin davalılardan hem alacak ve hem de mahrum kalınan kar kaybı zararı doğduğunu, sözleşme gereği davalının müvekkili şirkete devretmesi gereken ...’na ait ... Mevkii’nde bulunan 2371 parsel no'lu tarım arazisinin 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için gayrimenkul üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, davalılara ödenen 222.000,00-TL’nın sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği ödeme tarihlerinden itibaren değişen ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00-TL zarar ve mahrum kalınan kar kaybının davalılardan alınarak müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
S A V U N M A /
Davalı ... A.Ş. vekili 06.11.2009 havale tarihli cevap dilekçesi ile; davacı şirketin yetkililerinin ve yönetim kurulunun ..., ... ve ...'den müteşekkil olduğunu, ...'un, ...’in sahibi ve büyük ortağı bulunduğu ... Şti.’nin taşeronu ve gizli ortağı ...A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı ve yetkilisi olduğunu, ...in sahibi ve büyük ortağı bulunduğu ... Şti.’nin taşeronu ve gizli ortağı...A.Ş.'nin diğer şirket yetkilisi ve yönetim kurulu üyesi ...'ın ...’un eski eşi olduğunu, ... ve ...’un dost olduklarını, organik tarım işini ... ile birlikte müştereken organize edip borçlandıkları kişi ve şirketlerin malvarlığını ele geçirmede müştereken hareket ettiklerini, ...’ın müvekkili şirketin aleyhine açtığı İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... E.s. derdest davasında hasım ve davacı olduğunu,...’ın aynı zamanda müvekkili davalı ... A.Ş.’de müdürlük görevinde bulunduğunu, yöneticilik yaptığını, ...’in bu davadaki davacı ...’nin yönetim kurulu üyesi ve şirket yetkilisi olduğunu, ..., ... ve ...bir araya gelerek ve müvekkili şirketin yetkilisi arazi sahibi diğer davalının ...’de bulunan 1500 dönümlük arazisini beğenerek müvekkili şirket ve arazi sahibi diğer davalının aleyhine ve zararına müştereken hareket ederek kendi lehlerine menfaat temini amacı ile yukarıda zikredilen şirketleri hilede araç olarak kullanmak suretiyle müvekkili şirketi hayali muhasebeleştirme teknikleriyle ve kendi adlarına kredi çektirmek suretiyle zarara uğratarak borçlandırdıklarını, davacı şirketin davacı yönetim kurulu üyeleri ve yetkilileri ve eski eş tarafından birlikte hareket etmek ve belirtilen şirketleri hilede araç kullanarak müvekkili şirketin mağdur durumda bırakıldığını, hayali muhasebe teknikleri ve kendi adlarına kredi çektirerek aşırı surette borçlandırıldıklarını, müvekkilinin davalı şirket ...A.Ş. ve ... Şti.’in iki farklı şirket olduklarını, tek müşterek noktalarının ... Şti.’nin büyük hissedarı ...’in, ...’nin yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, ... Şti. yetkilisi ve büyük hissedarı ... ve davacı şirketin ortağı ... ve eski eşi ...’ın amacının müvekkili şirketi sıkıntıya sokarak, hayali muhasebe teknikleriyle borçlandırarak 1/4'ü ormanlık olan ve 40 yıldır ekim yapılmayan ... ele geçirmek olduğunu, aynı amaçla davalı şirketin fahiş surette borçlandırıldığını, 30.05.2007 tarihli yol haritası belgesinin mutabakat belgesi bir anlaşma ve sözleşme belgesi olmadığını, belgede “…...’in de ortak olacağı bir şirket kurulacak….” ibaresinin kati surette yer almadığını, müvekkili şirketin kaşe ve imzası olmadığı gibi müvekkili şirket yönetim kurulu tarafından alınmış bir karar da bulunmadığından bu belgenin hiçbir geçerliliğinin bulunmadığını, davacının ... A.Ş.’ne aktardığı toplam 220.000,00-TL nakit fonun ..., ... ve ... tarafından çekildiğini, vasıta olarak kullandıkları şirketler tarafından birbirlerine ödeme şeklinde organize edilerek buharlaştırıldığını, bu hususun şirket ve kasa teslim alınırken paranın bulunmaması ile sabit olduğunu, 220.000,00-TL’nin geri döndüğünü, işlem yapan banka kayıtlarında nakit fonları yollayanlarla çekenler ve müvekkillerini borçlandıranların aynı şahıslar olduğunun görülebileceğini, davacı şirkete hiçbir taahhüdü ve yükümlülüğü ve bu hususta yönetim kurulu kararı olmayan müvekkili şirketin edimlerini yerine getirmediğinden söz etmenin gerçek dışı olduğunu, ... Bankası A.Ş.’den alman işletme kredisinin ..., ... ve ... zimmetinde olduğunu, müvekkili şirketin haksız zenginleşmediğini, aksine haksız surette fakirleştirildiğini, davanın haksız ve mesnetsiz bulunduğunu, ihtiyati tedbir istemenin yasal bir dayanağının olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili 06.11.2009 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında herhangi bir protokol veya sözleşme bulunmadığını, davacının iddia ettiği para hiçbir zaman müvekkiline verilmediğinden husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, davalı ... şirketinin dava dışı işletmecisi ... şirketinin ve ... şirketinin...e Şubesi müdürleri olan ... ve ...’ın tamamen hatalı yönetimi sonucu aşırı derecede zarara uğrattığını, davacı tarafından sunulu yol haritasının hiçbir hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, diğer davalı ... şirketinin şube müdürleri olan ... ve ...’ın davacı ...şirketinin kurucu ortakları ve yöneticileri olduğunu, davacı şirketin ortaklarının hem şahsi olarak hem de yine ortakları oldukları dava dışı ... şirketinin müvekkilinden alacaklı olduklarını iddia eder birçok dava açmaları niyetlerinin haksız kazanç sağlamak olduğunu, davacı şirket alacaklı olduğunu iddia ettiği para transferini müvekkili hesabına değil diğer davalı ... şirketinin banka hesabına yaptığını, müvekkilini dava etmesinin haksız kazanç elde etmek istediğinin göstergesi olduğunu, davacı tarafından diğer davalı şirkete transfer yapıldığı iddia edilen paranın kim tarafından çekilerek kullanıldığının ve şüpheli olduğunu, davacı şirket ortaklarının hayali muhasebe işletmeleri ile diğer davalı ... şirketinin içini boşaltarak borçlandırdıklarını, davacı şirket tarafından yapıldığı iddia edilen ödemenin yine davacı şirket şirketin kurucu ortakları ve diğer davalı ... şirketinin müdürleri olan ... ve ... tarafından kullanıldığını, ödemenin gerçek olmadığını ve tek amaçlarının ... Şirketini borçlandırmak ve müvekkilinin sahibi olduğu çiftliği ele geçirmek olduğunu savunarak, öncelikle husumet itirazlarının kabulü ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
G E R E K Ç E /
Davacı tarafça sunulan “YOL HARİTASI” başlıklı belgede aynen, “1- ... arasındaki alacak vs. sıfırlanacak 2- Yeni ... hisseleri %40, %60 olacak, 3- EG alacaklarından yatırıma taahhakuk eden 400.000-TL yeni ...'a devredecek, 4- ... 50.000-TL kira sözleşmesi yapacak, (12 yıl), 5- ... eski kiralama fesholacak, ... eski sözleşme fesholacak, 6- ...arsası ve 34 dönüm yatırım arsasını ...'a satacak, (şartlı satış için 34 dönüm) – 350.000-TL olacak, MAB-200.000-TL yeni ...'a koyacak, X- 300.000-TL yeni ...'a koyacak” ibarelerinin bulunduğu, 30.05.2007 tarihli bu belgenin altında bulunan imzaların yanında ..., ..., ..., ..., ... isimlerin bulunduğu görülmüştür.
Davacı tarafça sunulan 03.09.08 tarihli el yazısı belgenin ise fotokopi olup yazıların okunabildiği kadarıyla; “1 -Çanakkalede parselasyon yapılacak, 2-...no.lu parsellerin ... satılacak, (ama aslı bila bedel), 3- ... uyutulacak (0 borç, 0 alacak v.s.), ismini ...a kiralayacak, 4- MAB ...a ortak olacak (.... aslı bila bedel), 5- MAB arsayı ...a kiralayacak, 6- ... X parselleri dertop edip satacak, eski borçlar kapanacak, kalanın tamamı çiftliğe yatacak, 7- ... bittiğinde X parsel geri verilecek, sonra yolcu yoluna hancı hanına” ibarelerinin bulunduğu, belge altında 3 adet imza yanında isim bulunmadığı görülmüştür.
Taraf delilleri toplanmış, banka kayıtları celp edilmiş, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 09.06.2011 tarihli raporda; davacı şirketin 2007-2008 yılı ticari defterlerinin açılış onaylarının yapıldığı, 2007 yılı ticari defterlerinden sadece envanter defterinin kapanış onayının yapıldığı, 2008 yılında yevmiye ve envanter defterlerinin kapanış onayı yapıldığı, davacı ticari defter kayıtları uyarınca 02.10.2007 - 31.12.2008 tarihleri arasında toplam 222.000,00-TL'nin davacının ...Bankas...Şubesi'ndeki hesabından davalının ...Bankası ...Şubesi'ndeki hesabına avans olarak gönderildiği, ödemelerin davacının banka hesap ekstresinden teyit edildiği, davacıya ait defterlerin banka hesap ekstreleri ve belge kayıtlarını teyit ettiği, davalı ...'nin diğer davalı şirkette münferit temsile yetkili kişi olması, yol haritası başlıklı belgede imzasının bulunması, her ne kadar imza yanında davalı şirket kaşesi yok ise de, bu imzanın ...'ye ait olmadığı kanıtlanmadıkça hem şahsen ...'yi hem de ...'nin münferit temsile yetkili olduğu davalı şirketi bağlayacağı, yeni kurulacak şirketteki hisse oranı olarak %40-60 oranının yol haritasında yer alması, ayrıca yeni kurulacak şirkette...'nin 200.000,00-TL koymasının kararlaştırılmış bulunması, çok ayrıntılı olmaması ve hükümlerinin oldukça kısa yazılmasına rağmen imza sahiplerinin müşterek niyetlerini ve aralarındaki uygulamaları göstermesi bakımından yol haritasının hukuken değersiz ve geçersiz bir belge olarak sayılamayacağı, dosyaya sunulan bilgi ve delillerin davacı iddialarını desteklemesi, aksine savunmaların yeterli delillerle kanıtlanamamış ve soyut gözüken beyanlar olması kanaatine varılarak davacının 222.000,00-TL alacaklı olduğu, davacının ticari defterinde davalı şirketin 222.000,00-TL borcu olduğu, diğer davalı ... ile ilgili herhangi bir kayıt olmadığı kanaati açıklanmış, davalı şirketin ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 16.01.2012 tarihli ek raporda, davalı şirketin ticari defterlerinin açılış onaylarının zamanında ve usule uygun olarak yaptırıldığı, kapanış onaylarının yaptırılmadığı, ancak kayıtların yasalara ve muhasebe tekniğine uygun olarak tutulduğu, düzenli ve birbirini teyit ettiği, davalı şirketin ticari defter kayıtlarında ... adına düzenlenmiş olduğu anlaşılan faturalar sonucu 2008 yılı sonu itibariyle ...'ın 225,08-TL borçlu, 24.01.2009 tarihi itibariyle 1.568,08-TL borçlu bulunduğu, davalı şirketin ticari defter kayıtlarının davacı şirketin defter kayıtları ile örtüşük olduğu, taraf şirketler arasında herhangi bir temel ticari ilişki tespit edilememiş olmasına karşın davacı şirket hesabından davalı şirket hesabına 222.000,00-TL'nin banka yoluyla aktarılmış olduğu, bu tutarın hangi amaçla aktarıldığının da anlaşılamadığı, davalı yanın da paraları hangi amaçla aldığı konusunda net bir cevabı bulunmadığı, ancak alınmış olduğunun kabulü nedeniyle, iadesi gerektiği açıklanmıştır.
İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... ( İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... ) E.s. dosyasında davacı ... tarafından aynı davalılar aleyhine, aynı belgelere dayanılarak, davalılara yapılan toplam 60.798,95-TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği tahsili talebiyle açılan davada, yapılan inceleme sonucu dosyaya sunulu bilirkişi raporunda davacı ...'ın davalı ...Ş.'nin...Şube Müdürü olduğu münferit imzası ile 10.000-TL'ye kadar para çekmeye, resmi dairelerden işlem yapmaya münferit yetkili kılındığı, 10.04.2005 tarihinde verilen müdürlük yetkisinin 11.08.2008 tarihinde 3 yıl süre ile uzatıldığı, 31.10.2008 tarihi itibariyle istifa ettiği, yaptığı 14 adet ödeme ve 4 adet tahsilat sonucu 05.08.2009 dava tarihi itibariyle davalı şirketten 62.663,53-TL alacaklı göründüğü açıklanmıştır.
Taraf ticari defter kayıtlarının incelemesi ile düzenlenen bilirkişi raporu ile davaya konu tutarın hangi amaçla davalı şirkete aktarıldığının tespit edilememesi karşısında, davacı vekiline yemin teklif hakkı hatırlatılmış, davacı vekilince hazırlanan yemin metni karşısında davalı ... 18.06.2012 tarihli yeminli beyanında; “30.05.2007 tarihli belge hazırlandığında X diye birinin henüz ortada olmadığına, bu nedenle zaten kendisine X dendiğini, sadece şirkete 300.000,00-TL koyacak kişinin arandığını, X diye birinin ortada olmadığını, bulunacak X, 300.000,00-TL koyduğunda kendisinin de 250.000,00-TL değerinde olan arazisini yeni kurulacak bir şirkete devredecek olduğunu, yeni kurulacak şirket ile belgede imzası bulunan şahısların da o araziyi geliştirip tarafına olan borçlarını ödeyecek olduğunu, kendisine okunan 03.09.2008 tarihli el yazısı belgedeki yazıların kendisine ait olduğunu, ilk yani birinci imzanı da parafın da kendisine ait olduğunu, bu belgede kastedilenin ... A.Ş. olduğunu 30.05.2007 tarihli belgeden sonra sözleşme yapılamadığını, 03.09.2008 tarihli belge ile anlaşılmaya çalışıldığını, ... A.Ş.’nin tarafınca alınan krediyi ödemediğini, bu krediyi kefil sıfatıyla kendisinin ödediğini, onun üzerine bütün anlaşmaların çalışmaların durduğunu, 222.000,00-TL'nin hangi ticari ilişkiye istinaden ... A.Ş. hesabına gönderildiğini bilmediğini, tarafıma açılan 6 ayrı dava ile şirket, ...., ..., ... ve huzurdaki davacı tarafından para verildiği iddiasıyla dava açıldığını, oysa kendisinin ... Şti.'nin kasasını teslim aldığında kasada bir kuruş paranın olmadığını, yukarıda ismini saydığı şahıslardan birinin koyduğu parayı diğerinin aldığını ve bu şahısların hepsinin ... A.Ş.'nin ortakları olduğuna” ilişkin beyanda bulunarak, HMK.’nun 225 vd. maddeleri uyarınca usulüne uygun yemin etmiştir.
Toplanan deliller dosya kapsamından; davacı tarafça yol haritası başlıklı belgeye ve 03.09.2008 tarihli belgeye dayanılarak, davalı şirkete banka havalesi yoluyla gönderilen paraların, belgelerdeki taahhütlerin yerine getirilmediği gerekçe ve iddiası ile bedelin iadesi ve bu nedenle uğranılan zarar nedeniyle 5.000,00-TL tazminat bedelinin davalılardan tahsili istemiyle açılan davada, davacı şirket tarafından davalı şirkete 02.10.2007- 31.12.2008 tarihleri arasında muhtelif tarihlerde toplam 222.000,00-TL'nin davalı şirketin banka hesabına gönderildiği banka ticari defter ve kayıtları ile saptanmış ise de, davacı dayanağı yol haritası ve 03.09.2008 tarihli belgede davalı şirketi temsilen kaşe ve imzanın bulunmaması, taraflara yüklenilen edimlerin açık olarak belirlenmemesi, sözleşmenin açık olmaması, bu bedelin hangi amaçla ve hangi ticari ilişki nedeni ile davalı şirket hesabına aktarıldığının saptanamaması, davalı şirket vekilinin davacı şirket tarafından para gönderildiğini kabul edip, bu paranın davacı şirket ile organik bağ içerisinde bulunan yönetici ve idareciler tarafından çekildiği savunması karşısında, ispat yükü kendisine düşen davacı tarafça, dava konusu bedelin davalı hesabına gönderilme nedeni, ödemenin iler sürülen ilişki nedeni ile yapıldığı kanıtlanamamış, bu nedenle davalı şirket hakkında açılan davanın, kanıtlanamadığından reddine karar verilmesi uygun görülmüştür.
Davacı şirket tarafından davalı şirkete havale yolu ile gönderilen para ile davalı ... arasında herhangi bir bağlantı olmadığından, davacı şirketin ticari defter kayıtlarında dahi davalı ... ile ilgili herhangi bir kayıt bulunmadığından ve davalıya yapılan bir ödeme saptanamadığından, davalı ...’na husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmış, davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın, 6100 s. HMK'nun 114/d ve 115 maddeleri uyarınca pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 11 HD' nin 11/03/2014 tarihli 2012/14977 Esas 2014/4677 karar sayılı kararıyla;...Dava, taraflar arasında düzenlendiği ileri sürülen protokolün haksız feshi nedeniyle ödenen paranın istirdadı ile mahrum kalınan karın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı gerçek kişi ile müvekkilinin ortakları ve başka kişilerin katılımıyla düzenlenen 'yol haritası' adlı 30.05.2007 tarihli belge ve bunun eki olarak düzenlenen protokol kapsamında davalı şirkete ödeme yapıldığını, davalıların anılan protokolü ihlal ettiğini ileri sürerek, haksız fesih nedeniyle müvekkilince ödenen paranın istirdadı ile mahrum kaldığı karın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dayanak ilk protokol tarihi itibariyle davacı tüzel kişilik kazanmadığı gibi, 03.09.2008 tarihli protokolde de davacı imzası bulunmamaktadır. Esasen, anılan protokollerin tarafları, taraflara tanınan haklar ve yükümlülükleri bakımından yeterince açıklık içermediği de dosya kapsamıyla sabittir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davalı şirket hakkındaki davanın da reddine karar verilmiştir. Ancak, bu davalı bakımından yapılan değerlendirme yerinde görülmemiştir. Gerek görüşüne başvurulan bilirkişi raporu içeriğinden gerekse taraf kayıtlarından 02.10.2007-25.01.2008 tarihleri arasında davacı şirketin davalı şirket hesabına banka yoluyla toplam 222.000 TL gönderdiği tespit edilmiştir. Bu ödemeler, davacı hesabından davalı hesabına virman yapılmak suretiyle gerçekleşmiştir. Davalı şirket de cevap layihasında yapılan ödemeleri esasen kabul etmiş, ancak anılan ödemelerin bir borcun ifası amacıyla yapıldığı yönünde savunmada bulunmamış, aksine taraf şirketlerde ortak olan ve kendisinin müdürlüğünü yapan kişilerce kasadan usulsüz tahsil edildiğini savunmuştur. O halde, davacı şirket tarafından davalı şirket hesabına para gönderildiği, gönderilen bu paraların bir borcun ödenmesine yönelik olduğu yönünde savunmada bulunulmadığı, aksine yatırılan paraların yetkililerce tahsil edildiği belirtildiğine göre, anılan paraların davacıya ödendiği olgusunun davalı şirketçe kanıtlanması gerekmektedir.
Bu durum karşısında, davacı şirket tarafından davalı şirket hesabına 222.000 TL gönderildiği, gönderilen paraların bir borcun ödenmesine yönelik olduğu yönünde davalı şirketçe bir savunmada bulunulmadığı, anılan paraların davalı şirket yetkililerince usulsüz şekilde tahsil edildiğinin belirtildiği dikkate alınıp, davacıya ödendiğinin ispat yükünün davalı şirkette olduğu kabul edilerek inceleme yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir..." gerekçesi ile mahkememiz hükmü bozulmuştur.
Usul ve yasaya uygun Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulmuştur.
İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. savı/ı dosyası: Davacı... Şti. vekili tarafından ... A Ş. ve ... aleyhine 04.05.2009 tarihinde açılan itirazın iptali davasında; Mahkemenin 04/07/2012 tarih, ... E-... K. sayılı kararında özetle; "... Davacı tarafından dayanılan ürün satış ve işletme sözleşmesi kapsamında davacının davalı şirketten 539.280,55 TL alacaklı olduğu, ...davalı ...'nun, davacı tarafından dayanılan sözleşmede taraf sıfatının bulunmadığı, her ne kadar şirket kaşesinin üst kısmında bu davalının adı yazılmış ise de, atılan imzanın şirketi temsile yönelik olup,...' gerekçeleri ile; Davalı ... aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davalı şirket aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, icra müdürlüğüne yapılan itirazın 539.280,59 TL için iptaline... karar verilmiştir.
İstanbul ... Aslive Ticaret Mahkemesi’nin ... E.. (İstanbul ...ATM ... E.) sayılı dosyası: Davacı ... tarafından... A Ş. ve ... aleyhine 05.08.2009 tarihinde açılan alacak davasında yapılan yargılama sonucunda; Mahkemenin 26/10/2011 tarih, ... E-... K, sayılı kararında; “...Davalı şirketin 2006, 2007 ve 2008 yılına ait ticari defter ve kayıtlarında davacıdan yapılan tahsilatların ve davacıya yapılan ödemelerin deftere kayıt edildiği, buna göre davacının yaptığı 14 adet ödeme ve 4 adet tahsilat sonucunda dava tarihi itibariyle davalı şirketten 62.663,53 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır... Bu nedenle davacının davalı şirketten dava tarihi itibariyle 62.663,53 TL alacaklı olduğu kanaati mahkememizde hasıl olmuştur. Ancak davacı, dava 60.798,95 TL talep ettiğinden ve taleple bağlılık ilkesi gereği davacının alacağı 60.798,95 TL olarak kabul edilmiştir. Davacı bu alacağını tahsil amacıyla öncesinden davalı şirkete usulüne uygun ihtar çekip davalı şirketi temerrüde düşürmediği anlaşıldığından işlemiş temerrüt faizi talep edemeyecektir. ...Davacının davalı olarak gösterdiği diğer davalı ..., davacının ibraz ettiği tahsil ve tediye makbuzlarının tarafı veya alacak davasının direkt tarafı olmadığından davacıya karşı borçlu bulunmamaktadır. Zira davacı atacağın dayanağı olarak sunduğu tahsil ve tediye makbuzları davalı şirket adına düzenlenmiş olduğundan davacının muhatabı davalı şirket olacaktır..." gerekçeleri ile; davacının dava tarihinden itibaren değişen oranlar göz önünde tutularak işleyecek ticari faizi ile birlikte ve 60.798,95 TL alacağın davalı tasfiye halinde davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, davalı ... yönünden açılan davanın tarafı olmadığından husumet yönünden reddine karar verilmiştir."
Dosya kapsamı itibariyle Yargıtay Bozma İlamından sonra yaptırılan bilirkişi incelemesinde: İhtilaf konusu ticari ilişki nedeniyle, taraflar arasında muhtelif davalar açıldığı, davacı şirketçe 02.10.2007- 25.01.2008 tarihleri arasında davalı şirket banka hesabına virman yoluyla yapılan ödemelerin toplam tutarının 222.000,00 TL. olduğunu, ödemelerin davalı şirket kayıtlarına da alındığını, davalı şirketin ödenen bu tutarın taraf şirketlerde ortak olan ve kendisinin de müdürlüğünü yapan kişilerce kasadan usulsüz olarak tahsil edildiğini ileri sürdüğünü, davalı şirket defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarına göre; davalı şirket ... Şube Müdürü... tarafından verilen talimatlara istinaden davalı şirketin... no.lu banka hesabından yapılan ödemeler ve nakit çekimlerin 222,587,52 TL olduğu, anılan tutarın 113.650,- TL’lık kısmının kasa hesabına, 85.900,- TL'lık kısmının ... hesabına, kalan 23.037,52 TLYıin muhtelif firma cari hesabına borç kaydedildiği, dosya içeriğinde; 222.000,00 TL’nin davacıya ödendiğini kanıtlamak amacıyla davalı şirketçe sunulmuş yeni bir belge ve bilgiye rastlanmadığı belirtilmiştir.
Dosya kapsamına göre yapılan değerlendirmede;
Dava, taraflar arasında düzenlendiği ileri sürülen protokolün haksız feshi nedeniyle ödenen paranın istirdadı ile mahrum kalınan karın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı gerçek kişi ile müvekkilinin ortakları ve başka kişilerin katılımıyla düzenlenen 'yol haritası' adlı 30.05.2007 tarihli belge ve bunun eki olarak düzenlenen protokol kapsamında davalı şirkete ödeme yapıldığını, davalıların anılan protokolü ihlal ettiğini ileri sürerek, haksız fesih nedeniyle müvekkilince ödenen paranın istirdadı ile mahrum kaldığı karın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dayanak ilk protokol tarihi itibariyle davacı tüzel kişilik kazanmadığı gibi, 03.09.2008 tarihli protokolde de davacı imzası bulunmamaktadır. Esasen, anılan protokollerin tarafları, taraflara tanınan haklar ve yükümlülükleri bakımından yeterince açıklık içermediği de dosya kapsamıyla sabittir. Gerek görüşüne başvurulan bilirkişi raporu içeriğinden gerekse taraf kayıtlarından 02.10.2007-25.01.2008 tarihleri arasında davacı şirketin davalı şirket hesabına banka yoluyla toplam 222.000 TL gönderdiği tespit edilmiştir. Bu ödemeler, davacı hesabından davalı hesabına virman yapılmak suretiyle gerçekleşmiştir. Davalı şirket de cevap layihasında yapılan ödemeleri esasen kabul etmiş, ancak anılan ödemelerin bir borcun ifası amacıyla yapıldığı yönünde savunmada bulunmamış, aksine taraf şirketlerde ortak olan ve kendisinin müdürlüğünü yapan kişilerce kasadan usulsüz tahsil edildiğini savunmuştur. O halde, davacı şirket tarafından davalı şirket hesabına para gönderildiği, gönderilen bu paraların bir borcun ödenmesine yönelik olduğu yönünde savunmada bulunulmadığı, aksine yatırılan paraların yetkililerce tahsil edildiği belirtildiğine göre, anılan paraların davacıya ödendiği olgusunun davalı şirketçe kanıtlanması gerekmektedir.
Bu durum karşısında, davacı şirket tarafından davalı şirket hesabına 222.000 TL gönderildiği, gönderilen paraların bir borcun ödenmesine yönelik olduğu yönünde davalı şirketçe bir savunmada bulunulmadığı, anılan paraların davalı şirket yetkililerince usulsüz şekilde tahsil edildiğinin belirtildiği dikkate alınıp, davacıya ödendiğinin ispat yükünün davalı şirkette olduğu kabul edilmiştir. Ancak dosya kapsamına göre toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu da dikkate alındığında, davalı şirketçe bu husus ispatlanamamıştır.
Bu nedenler ile; 02.10.2007- 25.01.2008 tarihleri arasında davacı şirketin davalı şirket hesabına banka yoluyla gönderdiği 222.000 TL 'nin istirdadını istemekte haklı olduğu kanaatine ulaşılmış, temerrütün dava tarihinde oluştuğu kabul edilerek 222.000,00 TL' nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari reeskont faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Önceki kararımızda, davacının, 5.000,00 TL' lik mahrum kalınan kâr talebi yönünden verilen red kararı ve davalı ... yönünden verilen pasif husumet yokluğundan verilen red kararı yönünden bir bozma yapılmamış olduğundan bu hususlarda önceki karar ve gerekçemiz aynen korunmuş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Davacı tarafından davalı Tasfiye Halinde ... AŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile; 222.000,00 TL' nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari reeskont faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
3-Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,
4-Alınması gereken 15.028,20 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.071,25 TL' nin mahsubu ile bakiye 11.956,95 TL' nin davalı Tasfiye ...AŞ' den tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.071,25 TL' nin davalı Tasfiye Halinde ... AŞ' den alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan 15,60 TL başvurma harcı parası, 76,00 TL müzekkere ve posta masrafı, 1.200,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam; 1.291,60 TL yargılama masrafının davanın kabul edilen miktarına göre 1.263,15 TL' sinin davalı Tasfiye Halinde ...AŞ' den alınarak davacıya ÖDENMESİNE, arta kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı Tasfiye Halinde ... AŞ tarafından yapılan 98,60 TL yargılama masrafının davanın reddedilen miktarına göre hesaplanan 2,17 TL' sinin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine, arta kalan masrafın bu davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davanın kabul edilen miktarı yönünden hesap ve takdir edilen 19.150,00 TL vekalet ücretinin davalı Tasfiye ... AŞ' den alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davanın reddedilen miktarı yönünden hesap ve takdir edilen 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Tasfiye ... AŞ' ne ÖDENMESİNE,
9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...' na ÖDENMESİNE,
10-HMK 120 maddesi uyarınca taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısımların karar kesinleştiğinde ilgililere İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
Hakim ...