T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2016/517
KARAR NO: 2018/700
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 06/06/2003
BİRLEŞEN DOSYA
İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’NİN 2004/77 ESAS
DAVA : ALACAK
DAVA TARİHİ : 15/01/2004
KARAR TARİHİ: 05/07/2018
Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan Alacak davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
D A V A /
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...A.Ş.'nin %95 hissedarı iken şirketin iflasına karar verildiğini, iflas işlemleri devam ederken davacı ile davalılardan... ile arasında iflası istenilen A.Ş. adına kayıtlı bulunan ... isimli inşaat halindeki otelin % 50 hissesinin davalı ...'e devri konusunda düzenlenen 12.06.2002, 30.08.2002 ve 06.01.2003 tarihli protokollerin amacının, iflas kararının kaldırılarak otelin yeniden hayata geçirilip işletmeye açılmasını sağlamak amacıyla %50 hissenin davacı tarafından davalı ...'e devredilmesi olduğunu, anılan protokoller uyarınca davacının üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalı ...'in edimlerini yerine getirmediğini, davalının kötüniyetli olduğunu, müvekkilince davalı ...'e ihtarname keşide edilerek protokollerden doğan edimlerini yerine getirilmesinin istenilmesine rağmen yerine getirilmediğini, bunun üzerine davacı tarafından akdin feshedildiğini ileri sürerek, 12.06.2002 ve 30.08.2002 tarihli akitlerin feshine, davalının ödemiş olduğu tüm paraların mahkemece tespit edilecek yere tevdi karşılığında davalılara yapılmış şirket hisse devirlerinin iptali ile davacı adına hükmen tesciline, 05.09.2002 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile düzeltme beyanlarına ilişkin sözleşmelerin feshine, 30.08.2002 vadeli 3.000.000-USD bedelli senet ile 03.04.2004 keşide tarihli 3.500.000,00-TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile iptaline, tapu kayıtlarında ... Bankası lehine yer alan ticari işletme rehinleri ile ipoteklerin banka alacağının temlikname ile davalı ...'e temlik edilmiş olması nedeniyle kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
S A V U N M A /
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu ...A.Ş.'nin hisselerinin %73'ünü ...'e, %1 hisseyi müvekkiline ve %1 hisseyi diğer davalı...'a devrettiğini, A.Ş.'nin 13.03.2003 tarihli TSG'de ilan edilen 09.01.2003 tarihli genel kurul toplantısında alınan ve şirket ana sözleşmesine eklenen kararla 30.08.2002 tarihli protokol ve ekleri ile bu tarihten önce imzalanan adi sözleşmelerin tüm içerikleri ile geçersiz sayılıp hiçbir bağlayıcılığının kalmadığını, davacının hiçbir geçerliliği kalmayan protokollere dayanarak talepte bulunamayacağını, davacının şirket ana sözleşmesi uyarınca üstlendiği edim ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, taraflar arasındaki 12.06.2002 ve 30.08.2002 tarihli protokollerin yerine 06.01.2003 tarihli protokolün imzalanıp, ana sözleşme haline getirildiğini, ana sözleşmeye eklenen Ek 15. madde hükmü gereğince 30.08.2002 tarihli ve daha önceki yazılı anlaşmaların tümüyle iptal edildiğini, dolayısıyla iptal edilen sözleşmelere dayanarak iptal davası açılmayacağını, 06.01.2003 tarihli protokoldeki edimlerini yerine getirmeyenin esasen davacı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, taraf sıfatı yokluğundan davanın reddini istemiştir.
G E R E K Ç E /
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda verilen asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine ilişkin ... Esas, ... Karar sayılı ilamın taraf vekillerince temyizi üzerine, Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 21/12/2009 gün ve... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile geri çevrilmesi sonrasında Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile;
(... Taraflar arasında görülen davada İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.02.2006 tarih ve 2003/756-2006/62 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen dava dilekçelerinde müvekkilinin ...A.Ş.'nin %95 hissedarı iken şirketin iflasına karar verildiğini, iflas işlemleri devam ederken davacı ile davalılardan ... arasında iflası istenilen A.Ş. adına kayıtlı bulunan ... isimli inşaat halindeki otelin % 50 hissesinin davalı ...'e devri konusunda 12.06.2002, 30.08.2002 ve 06.01.2003 tarihli protokollerin tanzim edildiğini, anılan protokollerin amacının otelin iflas kararının kaldırılarak yeniden hayata geçirilip işletmeye açılmasını sağlamak amacıyla %50 hissenin davacı tarafından davalı ...'e devredilmesi olduğunu, anılan protokoller uyarınca davacının üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalı ...'in edimlerini yerine getirmediğini, davalının kötüniyetli olduğunu, müvekkilince davalı ...'e ihtarname keşide edilerek protokollerden doğan edimlerini yerine getirilmesinin istenilmesine rağmen yerine getirilmediğini bunun üzerine davacı tarafından akdin feshedildiğini ileri sürerek, 12.06.2002 ve 30.08.2002 tarihli akidlerin feshine, davalının ödemiş olduğu tüm paraların mahkemece tespit edilecek yere tevdi karşılığında davalılara yapılmış şirket hisse devirlerinin iptali ile davacı adına hükmen tesciline, 05.09.2002 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile düzeltme beyanlarına ilişkin sözleşmelerin feshine, 30.08.2002 vadeli 3.000.000 USD bedelli senet ile 03.04.2004 keşide tarihli 3.500.000.000.000 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile iptaline, tapu kayıtlarında ...Bankası lehine yer alan ticari işletme rehinleri ile ipoteklerin banka alacağının temlikname ile davalı ...'e temlik edilmiş olması nedeniyle kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan ... vekili, davacının ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu ... A.Ş.'nin hisselerinin %73'ünü ...'e, %1 hisseyi müvekkiline ve %1 hisseyi diğer davalı ...'a devrettiğini, A.Ş.'nin 13.03.2003 tarihli TSG'de ilan edilen 09.01.2003 tarihli genel kurul toplantısında alınan ve şirket anasözleşmesine eklenen kararla 30.08.2002 tarihli protokol ve ekleri ile bu tarihten önce imzalanan adi sözleşmelerin tüm içerikleri ile geçersiz sayılıp hiçbir bağlayıcılığının kalmadığını, davacının hiçbir geçerliliği kalmayan protokollere dayanarak talepte bulunamayacağını, davacının şirket ana sözleşmesi uyarınca üstlendiği edim ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, taraflar arasındaki 12.06.2002 ve 30.08.2002 tarihli protokollerin yerine 06.01.2003 tarihli protokolün imzalanıp, anasözleşme haline getirildiği, anasözleşmeye eklenen Ek 15.madde hükmü gereğince 30.08.2002 tarihli ve daha önceki yazılı anlaşmaların tümüyle iptal edildiğini,dolayısıyla iptal edilen sözleşmelere dayanarak iptal davası açılmayacağını, 06.01.2003 tarihli protokoldeki edimlerini yerine getirmeyenin esasen davacı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, taraf sıfatı yokluğundan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre,tarafların aralarındaki 06.01.2003 tarihli sözleşme ile mevcut sözleşme ilişkilerini farklı bir boyuta taşıdıkları ve 09.01.2003 tarihli genel kurul toplantısında anasözleşme hükmü haline getirdikleri, buna göre taraflar arasındaki tüm eski sözleşmelerin geçersiz hale getirildiği, buna göre taraflar arasındaki eski sözleşmelerdeki borçların taraflar arasında bir anlam ifade etmeyeceği ve taraf borçlarının 06.01.2003 tarihli protokolde yer alan borçlardan ibaret olduğu, eski protokoller kapsamında düzenlenen senet ve çeklerin hükümsüz hale geldiği, teminat amaçlı temlik yoluyla % 25 payın devri yönünden ise davalı ...'in kendi kira alacağı ödenene kadar temlik konusu bölümü elinde tutabileceği, davalı ...'in şirket borcunu ... Bankasına ödemiş olması karşısında bankadan temlikname ile ipotekleri devralmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin kanuna karşı hile sebebiyle geçersiz bulunduğu gerekçeleriyle asıl davanın kısmen kabulüyle davaya konu gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin ve 30.08.2002 tarih ve 3.000.000 USD tutarlı bono ile 03.04.2004 tarih ve 3.500.000 YTL tutarındaki çekin iptaline, diğer istemler ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece davalılardan ... tarafından yapılan temyiz talebinin adı geçene HUMK’nun 434.maddesine göre çıkartılan muhtura gereğinin yerine getirilmediğinden bahisle temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş ise de, adı geçen tarafından Beykoz ...Asliye Hukuk Mahkemesi kanalıyla verilen temyiz dilekçesi ile birlikte 20.03.2009 tarihinde 8.280 YTL temyiz harcının yatırılmış olduğunun anlaşılmasına ve esasen muhturanın Teb.K.’nun 35.maddesine göre tebliğinin de usulsüz bulunmasına göre yerel mahkemenin ...’in temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına dair 15.06.2009 tarihli kararının bozularak kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davalılardan...’la ilgili davanın bu davadan tefrik edilmiş olmasına ve kendisinden tahsil edilen harcın da iade edilmiş bulunmasına göre adı geçenin temyizde hukuki yararı kalmadığından adı geçenin temyiz istemli dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
3- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve taraflar arasındaki 06.01.2003 tarihli protokolün 1.maddesi uyarınca “..." tarafından şirketin ihyası için taraflar arasında akdedilen ekli listedeki gayrimenkul mallar ile menkul malların, tescil masraflarının kendi uhdesinden muafiyeti koşuluyla yazılı talebin tebliğinden ve bu sözleşmenin tescil ve ilanından sonra ...’a veya tayin edeceği kişilere devir ve teslim edileceğinin kararlaştırılmasına, anılan protokolün 09.01.2003 tarihli genel kurulda anasözleşme hükmü haline getirilip 13.03.2003 tarihinde tescil ve ilan edilmiş olmasına rağmen davacı tarafça muaccel hale gelmemiş borç için 07.03.2003 tarihinde ihtarname çekilmiş bulunmasına,anılan protokolün 4.maddesinde açıkça mecurun her hangi bir şekilde işletilememesi halinde de davacı tarafın kira parası ödeme yükümlülüğünün devam edeceğinin kararlaştırılmış bulunmasına, davadaki istemlerden bir tanesinin de otelin üzerinde bulunduğu taşınmaz kayıtları üzerindeki ticari işletme rehni ve ipoteklerin kaldırılması oluşturup, 30.08.2002 tarihli protokolün 14.maddesi hükmünün 06.01.2003 tarihli protokolde yer almamasına göre esasen kaldırılması gerekirse de,davacının sıfatı itibarıyla böyle bir talepte bulunmasına hukuken olanak bulunmamasına göre, taraflar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
4- Davaya konu bononun davadan önce davacıya bila bedel iade edildiği, çekin ise yargılama esnasında bankaya iade edildiği anlaşılmakla gerek bono ve gerekse çek için davanın konusuz kaldığının düşünülmemesi yanlış olduğu gibi, esasen 06.01.2003 tarihli protokol ve 09.01.2003 tarihli genel kurul kararıyla gayrimenkul satış vaadinin de geçersiz kaldığı davacının geçersizliği kabul edilen satış vaadi için hükümsüzlüğünün belirlenmesi ile yetinmesi gerekirken iptaline karar verilmesi de doğru olmamıştır.
5- Gerek gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin ve gerekse davaya konu çek ve bononun davalılardan ... ile bir ilgisinin bulunmaması karşısında bu istemler yönünden adı geçen davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken bu yönün düşünülmemiş olması da doğru görülmemiştir.
6- Birleşen davanın davalısı şirket hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş olmasına karşın bu davada kendisini vekille temsil ettiren...A.Ş yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da hatalı olmuştur.
7- Taraflar arasında anasözleşme hükmü haline getirilen 06.01.2003 tarihli protokolün 6.maddesi içeriğinden davacı tarafından % 25 payın teminat amaçlı olarak verildiği anlaşılmaktadır. Davalılarca gerekçesi bu yönüyle temyiz edilmeyen kararla davacı borcunun 1.400.000 USD olduğu belirlendiğinden, mahkemece tarafların söz konusu protokolle bir hesaplaşma tarzını da göstermiş olmaları nedeniyle % 25 payın anılan maddede öngörülen her bir payın 60.000 USD hesabıyla değeri belirlendikten sonra davacının borcu olan 1.400.000 USD’nin mahsubundan sonra bakiye kalacak hisselerin davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken bu husustada yanlış değerlendirme sonucu hatalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılardan ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemenin 15.06.2009 tarihli temyiz isteminden vazgeçmiş sayılma dair kararının bozularak kaldırılmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle...’ın temyiz istemli dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, (3) numaralı bentte yer alan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalılar, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ..., (6) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılardan ... A.Ş, (7) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA...) karar verilmiştir.
Mahkememizce, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmuştur.
Mahkememizce bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda; asıl davada davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, birleşen davada davanın reddine ilişkin 23/10/2013 tarih ... Esas, ... Karar sayılı hükmün taraf vekillerince temyizi üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 09.12.2014 gün ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile;
(...Davacı vekili, asıl ve birleşen dava dilekçelerinde müvekkilinin ... A.Ş'nin % 95 hissedarı iken şirketin iflasına karar verildiğini, iflas işlemleri devam ederken davacı ile davalılardan Refik Tuncer arasında iflası istenilen A.Ş. adına kayıtlı bulunan ... isimli inşaat halindeki otelin %50 hissesinin davalı ...'e devri konusunda 12.06.2002, 30.08.2002 ve 06.01.2003 tarihli protokollerin tanzim edildiğini, anılan protokollerin amacının otelin iflas kararının kaldırılarak yeniden hayata geçirilip işletmeye açılmasını sağlamak amacıyla %50 hissenin davacı tarafından davalı ...'e devredilmesi olduğunu, anılan protokoller uyarınca davacının üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalı ...'in edimlerini yerine getirmediğini, davalının kötüniyetli olduğunu, müvekkilince davalı ...'e ihtarname keşide edilerek protokollerden doğan edimlerini yerine getirilmesinin istenilmesine rağmen yerine getirilmediğini, bunun üzerine davacı tarafından akdin feshedildiğini ileri sürerek, 12.06.2002 ve 30.08.2002 tarihli akidlerin feshine, davalının ödemiş olduğu tüm paraların mahkemece tespit edilecek yere tevdi karşılığında davalılara yapılmış şirket hisse devirlerinin iptali ile davacı adına hükmen tesciline, 05.09.2002 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile düzeltme beyanlarına ilişkin sözleşmelerin feshine, 30.08.2002 vadeli 3.000.000 USD bedelli senet ile 03.04.2004 keşide tarihli 3.500.000.000.000 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile iptaline, tapu kayıtlarında ... Bankası lehine yer alan ticari işletme rehinleri ile ipoteklerin banka alacağının temlikname ile davalı ...'e temlik edilmiş olması nedeniyle kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan ... vekili, davacının ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu ... A.Ş'nin hisselerinin %73'ünü ...'e, %1 hisseyi müvekkiline ve %1 hisseyi diğer davalı...'a devrettiğini, şirketin 13.03.2003 tarihli TSG'de ilan edilen 09.01.2003 tarihli genel kurul toplantısında alınan ve şirket anasözleşmesine eklenen kararla 30.08.2002 tarihli protokol ve ekleri ile bu tarihten önce imzalanan adi sözleşmelerin tüm içerikleri ile geçersiz sayılıp hiçbir bağlayıcılığının kalmadığını, davacının hiçbir geçerliliği kalmayan protokollere dayanarak talepte bulunamayacağını, davacının şirket ana sözleşmesi uyarınca üstlendiği edim ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, taraflar arasındaki 12.06.2002 ve 30.08.2002 tarihli protokollerin yerine 06.01.2003 tarihli protokolün imzalanıp, anasözleşme haline getirildiği, anasözleşmeye eklenen ek 15. madde hükmü gereğince 30.08.2002 tarihli ve daha önceki yazılı anlaşmaların tümüyle iptal edildiğini, dolayısıyla iptal edilen sözleşmelere dayanarak iptal davası açılmayacağını, 06.01.2003 tarihli protokoldeki edimlerini yerine getirmeyenin esasen davacı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, taraf sıfatı yokluğundan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı şirketin sermayesinin 200.000 paya bölünmüş 102.000,00 TL olduğu, beher hissenin nominal değerinin 102.000,00 TL/200.000 = 510.000,00 TL'sine (0,51 TL) isabet ettiği, 10.03.2003 tarihinde TCMB efektif satış kuru 1.609.168 TL üzerinden karşılığının 510.000/1.609.168 TL = 0,32 USD'a isabet ettiği, taraflar arasında düzenlenen 06.01.2003 tarihli protokolün 6. maddesinde beher hisse bedelinin 60,00 USD yerine sehven 60.000 USD olarak yazıldığı, davacı tarafından davalıya teminat amacıyla verilen 200.000 x 0,25=50.000 adet hissenin USD cinsinden karşılığının beheri 60 USD üzerinden (50.000 x 60 USD) 3.000.000 USD olduğu, protokolün 6. maddesine göre davalının 1.400.000 USD kira alacağının mahsubu ile davacıya iade etmesi gereken hisse senedinin (3.000.000 USD–1.400.000 USD) 1.600.000 USD / 60 USD= 26.666 adet hisse senedine isabet ettiği açıklandığı, davacı vekilinin her bir hissenin değerinin 60.000 USD olarak belirlenmesi ve hesaplamanın buna göre yapılması gerektiğini belirttiği, ancak BK'nın 24/son maddesi uyarınca, basit hesap yanlışlıklarına sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceği, bunların sadece düzeltilmesini ile yetinilebileceği, her bir hissenin değerinin 60.000 USD olarak belirtilmesinin açık bir hesap hatası olduğu, ... A.Ş'nin 10.03.2003 tarihide tescil edilen ana sözleşmesine göre sermayesinin 200.000 paya bölünmüş 102.000,00 TL olduğu, her bir hissenin değeri 60.000 USD olarak kabul edildiğinde payların (şirketin) gerçek değerinin 200.000 x 60.000-USD= 12.000.000.000 USD yapacağı, nominal değerde bu derece yüksek bir gerçek değerin ancak hesap hatası olarak açıklanabileceği, davalı ... aleyhine açılan davada kendisine husumet düşmeyeceği, davaya konu 30.08.2002 vadeli 3.000.000 USD bedelli bononun davacıya bila bedel iade edildiği, bu bono ile ilgili davada davacının hukuki yararı bulunmadığı, 03.04.2004 keşide tarihli 3.500.000 TL bedelli çekin yargılama esnasında bankaya iade edildiği, bu çek ile ilgili davanın da konusuz kaldığı, 06.01.2003 tarihli protokol ve 09.01.2003 tarihli genel kurul kararları ile Kadıköy ... Noterliği'nce düzenlenme 05.09.2002 tarih ve 17.09.2002 tarihli taşınmazı satış vaadi sözleşmelerinin hükümsüz kaldığı, 06.01.2003 tarihli protokolün 6. maddesi uyarınca %25 payın her bir payı 60 USD hesabı ile belirlenen 3.000.000 USD değerinden davacının 1.400.000 USD borcunun mahsubu ile bakiye 1.600.000 /60 USD = 26.666 adet hissenin davacıya iade edilmesinin zorunlu olduğu gerekçesiyle asıl davada davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, davaya konu 30.08.2002 vadeli 3.000.000 USD bedelli bononun davacıya bila bedel iade edildiği anlaşılmakla, bu bono ile ilgili davanın, davacının hukuki yararı bulunmadığından reddine, 03.04.2004 keşide tarihli 3.500.000,00 TL bedelli çekin yargılama esnasında bankaya iade edildiği anlaşılmakla, bu çek ile ilgili konusuz kalan davanın esasına ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, satış vaadi sözleşmelerinin hükümsüzlüğünün tespitine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davanın davalıları vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; asıl ve birleşen davalar, taraflar arasında düzenlenen protokole dayalı taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin iptali ile geçersizliğin tespiti, bu kapsamda verilen bono ve çeklerin iptali ile anonim şirket pay devrinin iptali ve davacı adına tescili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, bozma ilamına uyulmakla taraflar için usulü kazanılmış hak oluşmaktadır. Ayrıca, mahkemece bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Dairemizin bozma ilamının 7. maddesinde belirtildiği üzere, taraflarca akdedilen ve anasözleşme hükmü haline getirilen 06.01.2003 tarihli protokol kapsamında davacının % 25 payını teminat amaçlı olarak devrettiği anlaşılmaktadır. Anılan protokolde teminat amaçlı olarak devir edilen bu payların hangi koşullarda davacıya iadesi belirtilmiş, bir hesaplama tarzı kararlaştırılmıştır. Protokolün 6. maddesinde % 25 payın her bir payın 60.000 USD hesabıyla değeri belirlendikten sonra davacının borcu olan 1.400.000 USD'nin mahsubundan sonra bakiye kalacak payların davacıya iade edileceği hükme bağlanmıştır. Karara temel alınan bilirkişi raporunda bir payın değerinin 60.000 USD olmasının hayatın olağan akışına ve şirketin sermayesine uygun olmadığı, bunun sehven yazıldığı, değerin 60.00 USD olarak belirlendiğinin kabul edileceği görüşüne itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, sözleşme serbestisi gereği iadede bir nevi çarpan olarak tayin edilen bir payın değerinin şirketin sermayesiyle bir ilgisi bulunmamaktadır. Esasen, tarafların bu miktarın sehven 60.000 USD tayin edildiği yönünde de bir itirazları olmamıştır. O halde, bir payın değerinin 60.00 USD olarak değerlendirilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durum karşısında, mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen gereğinin yapılmaması, davacıya iade edilecek payın miktarının protokolün 6. maddesine ve bozma ilamında açıklamaya göre tespit edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın davalıları vekillerinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA...) karar verilmiştir.
Mahkememizce, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmuştur.
Öncelikle, her iki bozma ilamı kapsamı ve Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 09.12.2014 gün ve ... Esas,... Karar sayılı bozma ilamının Protokolün 6.maddesine ilişkin hesaplamaya münhasır olması karşısında, diğer hususlar yönünden ve ilk bozma ilamına uyularak (ve yukarda belirtilen 6.maddeye ilişkin hesaplama dışında) bozmaya uygun şekilde tesis olunan 23/10/2013 tarih ... Esas, ... Karar sayılı önceki hükmün, anılan 6.maddeye dair hesaplama sonucu verilen kısım dışında, Davalı ... aleyhine açılan ve davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin, 30.08.2002 vadeli 3.000.000,00 USD bedelli bono yönünden iade nedeniyle davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığına ilişkin ve 03.04.2004 keşide tarihli 3.500.000,00 TL bedelli çek yönünden dava sırasında iade edilmiş olması karşısında konusuz kalan dava bakımından esas hakkında hüküm tesisine yer olmadığına ilişkin ve ayrıca 06.01.2003 tarihli protokol ile 05.09.2002 tarihli gayrımenkul satış vaadi sözleşmelerinin hükümsüzlüğünün tesbitine dair ve Birleşen 2004/77 Esas sayılı dava yönünden davanın reddine ilişkin verilen önceki hükümlerin kesinleştiği sonucuna varılmıştır.
( Bu noktada davalı taraf, gerekçeli karar yazımından önce sunduğu 12.07.2018 tarihli dilekçesi ile 25.09.2002 tarihinde davalının ... Bankasından aldığı temlikin iptalinin davacı tarafından talep edilemeyeceğine Yargıtay ilamında yer verildiği ve bu yönün de kesinleştiğinin kısa kararda belirtilmesi gerektiğini, ifade etmiş olmakla birlikte, bu husus Yargıtay bozma ilamında mahkemece dosya kapsamına göre yapılan değerlendirmenin anlatımında yer almış ve mahkemece de tümüyle değerlendirme yapılıp, temlike dair tesbit ve değerlendirme de yapılarak sonuca varılabilmesi için bu hususa gerekçede yer verilmiş olup, ilamın gerekçe kısmı kesin hüküm teşkil etmeyeceği gibi, son bozma ilamına konu mahkememiz kararında temlike dair bir hüküm de -son kısa karar da- tesis olunmamıştır).
Mahkememizce uyulan bozma ilamı doğrultusunda uzman bilirkişi kurulundan, uyulan bozma ilamı da dikkate alınmak suretiyle ayrıntılı, denetime ve hüküm tesisine elverişli rapor alınmıştır. Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere; taraflarca akdedilen ve anasözleşme hükmü haline getirilen 06.01.2003 tarihli protokol kapsamında davacının % 25 payını teminat amaçlı olarak devrettiği anlaşılmaktadır.
Anılan protokolde teminat amaçlı olarak devir edilen bu payların hangi koşullarda davacıya iadesi gerektiği belirtilmiş, bir hesaplama tarzı kararlaştırılmıştır.
Buna göre Protokolün 6. maddesinde % 25 payın her bir payın 60.000 USD hesabıyla değeri belirlendikten sonra davacının borcu olan 1.400.000 USD'nin mahsubundan sonra bakiye kalacak payların davacıya iade edileceği de hüküm altına alınmıştır. Anılan madde de açıkça " % 25 payın her bir payın 60.000 USD hesabıyla" değerinin belirleneceği ifade edilmiştir.
Bu durum karşısında taahhütnamede yer alan 60.000 USD'nin şirketin %1 payının karşılığı olduğu, iradenin şirketin %1 payı için 60.000 USD ödemeyi taahhüt etmek olduğu anlaşılmaktadır.
Şirketin toplam sermayesi 200.000 paya bölünmüş 6.000.000,00 USD olup bir payın bedeli (6.000.000 / 200.000=)30,00 USD ve teminat verilen hisse oranı %25 ve buna göre hisse adedi de (200.000 x %25=) 50.000 adet olup, teminat verilen %25 hisse bedeli (50.000 x 30,00=) 1.500.000,00 USD'dir. Davalının toplam borcu 1.400.000,00 USD olmakla, teminattan alacak miktarı da (1.500.000,00-1.400.000,00=) 100.000,00 USD'dir.
Buna göre iadesi gereken hisse miktarı da: (1000.000 USD/30,00 USD=) 3.333,33 adetten ibarettir. Davalı taraf bu miktar hisse senedini iadeye hazır olduğunu da beyan etmiştir. Yine taahhütte %25 payın bir payı 60.000,00 USD olarak kabul edilmekle 25 payın karşılığı da (%25 payın her payı 60.000,00 USD kabul edildiğinden)bu durumda da aynı sonuca (25 pay x 60.000,00 USD=1.500.000,00 USD) varılmaktadır. Kaldı ki varılan bu sonuç ve belirlenen bu miktarlar taraflar arasındaki ilişki kapsamında belirlenen miktarlarla (1.400.000 ve 1.500.000 USD'lik belirlemelerle) ve akdi ilişkinin kapsam ve boyutuyla da uyumlu olup, taraf iradelerinin de bu yönde olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan tüm bu nedenlerle ve uyulan her iki bozma ilamı kapsamına göre kesinleşen hususlarda yeniden hüküm tesisine yer olmadığına ve 100.000,00 USD karşılığı 3.333,33 adet hissenin davacıya iadesine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-)Asıl davada;
1-)Davalı ... aleyhine açılan ve davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin ... Esas, ... Karar sayılı önceki hüküm kesinleştiğinden, bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına,
2-)Davalı ... Yönünden davanın kısmen kabulü ile;
2.a-)30.08.2002 vadeli 3.000.000,00 USD bedelli bono yönünden iade nedeniyle davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığına ilişkin ve 03.04.2004 keşide tarihli 3.500.000,00 TL bedelli çek yönünden dava sırasında iade edilmiş olması karşısında konusuz kalan dava bakımından esas hakkında hüküm tesisine yer olmadığına ilişkin ve ayrıca 06.01.2003 tarihli protokol ile 05.09.2002 tarihli gayrımenkul satış vaadi sözleşmelerinin hükümsüzlüğünün tesbitine dair önceki hükümler kesinleşmiş bulunmakla bu hususlarda yeniden hüküm tesisine yer olmadığına,
2.b-)100.000,00 USD karşılığı 3.333,33 adet hissenin davalı tarafça davacıya iadesine,
2.b-1-) Alınması gereken 10.992,23-TL nisbi ilam harcından davacı yanın peşin ve tamamlama harcı olarak yatırdığı toplam 212.705,00-TL harçtan mahsubu fazla yatan 201.712,77 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana iadesine,
2.b-2-)Davacının yaptığı 10.992,33 harç giderinin bu davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2.b-3-)Davacının yaptığı ilk masraf 9,32 TL, 1.200,00 TL bilirkişi ücreti, 867,30 TL olmak üzere toplam 2.076,62 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranı nazara alınarak, taktiren 69,15-TL'lik kısmının bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına.
2.b-4-)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 15.605,01-TL ücreti vekaletin bu davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
2.b-5-)Davalının yaptığı posta gideri ve vekalet harcı+vekalet pulu 206,30 TL yargılama giderinden davanın kabul ret oranı nazara alınarak, taktiren 199,43-TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına.
2.b-6-)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 112.151,00-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile bu davalıya VERİLMESİNE,
B-)Birleşen Davada;
Birleşen 2004/77 Esas sayılı dava yönünden davanın reddine ilişkin verilen önceki hüküm kesinleşmiş bulunmakla bu yönden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına,
3-Tarafların HMK 120 madde gereğince yatırdıkları gider-delil avansından var ise kalan miktarın karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...