T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/1115 Esas
KARAR NO: 2019/1034
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ
DAVA TARİHİ: 30/12/2015
KARAR TARİHİ: 24/12/2019
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
D A V A /
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; cari hesap ektresi kapsamında alacağın tahsili amacıyla başlatılan İstanbul...İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına vaki mesnetsiz, takibi durdurmak ve zaman kazanmak suretiyle borçtan kaçma amacı taşıyan itirazın iptali ile takibin devamına hükmedilmesi ve borçlunun %20 'den aşağı olmamak üzere icra -inkar tazminatına mahkum edilmesi talep ve dava edilmiştir.
S A V U N M A /
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın bütün iddialarının asılsız ve tamamen müvekkilinin zarara uğramasına yönelik girişim olduğunu, bu şekilde ikame edilen davayı ve ileri ürülen bütün iddiaları reddettiğini, müvekkili ile davacı arasında 20/09/2013 tarihinden beri fiilen karşılıklı borç ve alacak ilişkisi olduğunu, davacı tarafça tutulan cari hesap tablosun da anlaşılacağı üzere davalının davacıdan olan alacaklarıyla borçları toplam olarak hesaplandığında davalının davacıya karşı herhangi bir borcu olmadığını, aksine alacak borç hesabı yapıldığında davalının davacıdan 05/02/2015 tarihinden kalan 4.492,49 TL alacağı olduğunu beyanla, dava açma ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
G E R E K Ç E /
Dava, İİK 67 maddesi kapsamında açılmış itirazın iptali davasıdır.
Celbedilen İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı- alacaklının davalı- borçludan "Cari Hesap Ekstresi Gereği Bakiye Fatura Alacağı" açıklamasıyla 15.580,51 TL asıl alacağın yasal faiziyle tahsili talebinde bulunduğu, borçlunun borca itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce verilen 06/11/2017 tarih ve ... Esas, ... sayılı kararla;"Her ne kadar davacı dilekçesinde gösterdiği gerekçelerle dava açmış ise de davanın esasını teşkil eden " faturaya, cari hesaba dayalı alacak iddiası ile icra takibine yapılan itirazın iptali" talebi bakımından mahkememizce istenebilecek miktarın tespiti ve davacı tarafından delil olarak dayanılan ticari defterlerin incelenmesini gerektiren bir konu olması nedeniyle bilirkişi inceleme hususunda ara karar oluşturup, ara karada bilirkişi görevlendirilip bilirkişi için gerekli olan masraf bakımından kesin süre verilmesine karşın bu süre içinde giderin tamamlanmasından dolayı inceleme yapılamamış ve verilen ihtarat gereği davacı taraf bu delille dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığından ve dava bu şekilde ispat olunamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hakimin de bağlı olduğu, dolayısıyla hakimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.12.2012 gün ve 2012/9-1199 E., 2012/1215 K. sayılı ilamında da bu ilkeler benimsenmiştir.Gider avansının yatırılmaması halinde açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir (Yön. m. 45/3); delil avansının yatırılmaması halinde ise, o delilden vazgeçilmiş sayılır(Yön. m. 45/3).Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde karara ulaşmak bakımından mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler bulunmakta olup, her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile normatif bir değer kazanan bu zaman aralıklarına süre denilmektedir. Böylece usul işlemlerinin yapılması zamansal olarak tarafların ya da mahkemenin arzularına, inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır.
Misal olarak Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas No: 2016/2262 Karar No: 2017/5528 tarihli kararında "Bu sebeple mahkemece yapılacak iş dosya ve özellikle banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişiye ya da gerektiğinde bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak rapor alınıp, ödemeler düşülerek takip tarihi itibariyle varsa davacı banka alacağı belirlenip, taraf iddia ve savunmaları hep birlikte değerlendirilerek ve usulü kazanılmış haklar gözetilerek bu çerçevede bir hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır. " görüşü ve yerleşik Yargıtay içtihadı doğrultusunda bu tip ticari davalarda faturaya dayalı takip bakımından tarafça da dayanılan ticari defterlerin incelenmesi, tarafların hesap durumu ile hesaplama gerektiren diğer konularda bilirkişi raporu alınmadan hükme varabilmek mümkün değildir.
Mevcut delillere göre değerlendirme yapıldığında ise dosyada mübrez bir fatura bulunduğu, cari hesap olmasına karşın ispat bakımından bu hesabın mali müşavir tarafından incelenmesi gerektiği ancak yukarıda verilen izahat gereğince incelemenin yapılamamış olması, faturanın davalı ticari defterlerindeki kayıt durumunun bilinememesi, yalnızca fatura ve tek taraflı cari hesap durumunun alacağın genel hükümlere göre ispatına yeterli olmadığı nedenleriyle davanın ispat olunamadığı kanaatine varılmıştır. Talep olmadığından ve takibi yapmakta alacaklı-davacı taraf kötüniyetli olmadığından kötü niyet tazminatına karar verilmemiştir.
Nitekim Yargıtay 15. Hukuk Dairesi Esas No: 2016/3858, Karar No: 2017/2944 sayılı ilamında " Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir." içtihatı bulunmaktadır. Bu sebeple ticari defter incelemesi yapılmaksızın ve mevcut delillerle davanın sabit olmadığı kanaatiyle" davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi 18/10/2018 tarih ve ...Esa,... Karar sayılı kararıyla; "... Bu durumda, ilk derece mahkemesince düzenlenen inceleme ara kararında delil avansı olarak yatırılması gereken ve bilirkişi için takdir edilen ücret gösterilmiş ise de seçilen bilirkişinin uzmanlık alanının açık ve şüpheye yer vermeyecek şekilde ara kararda gösterilmediği gibi, taraflara ticari defterlerini ibraz etmeleri konusunda HMK'nın 222 ve TTK'nın ilgili hükümleri uyarınca ihtarat yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişinin taraf defterlerini nerede ve nasıl inceleyeceği, tarafların defterleri nerede hazır bulunduracağı konusunda ara kararında hiç bir açıklık yoktur. Burada söz konusu olan sadece bilirkişi delili değil, ticari defter delili de söz konusudur. O halde mahkemece verilen ara kararında, tarafların defterleri ibraz etmeleri konusunda uyarılması, ibraz etmemenin sonuçlarının gösterilmesi, defterlerin nerede ve nasıl ibraz edileceğinin kararda gösterilmesi ve eğer bilirkişiye HMK'nın 278. maddesi uyarınca yerinde inceleme yetkisi veriliyorsa bu hususun da açıkça ara kararında gösterilmesi, tarafların da bu inceleme sırasında hazır bulunabileceklerinin açıklanması gerekir.
O halde somut olayda, mahkemenin ret kararına dayanak yapılan inceleme ara kararının bu koşulları taşıdığından ve HMK'nın 324. maddesine uygun nitelikte olduğundan söz edilemez. Mahkemenin bu uygulaması, tarafların ispat hakkını ve adil yargılanma hakkını zedeler niteliktedir." gerekçesiyle mahkememiz kararının kesin olarak kaldırılmasına karar vermiştir.
İstinaf kararından sonra yapılan yargılamada ticari ilişkinin kayıtlara yansıyış şeklini de tespit bakımından bilirkişi incelemesi ara kararı oluşturulmuş, alınan bilirkişi raporunda özetle; davacı şirket ticari defter ve belgeleri ibraz edilemediğinden, davacı kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı, davalı şirketin ibraz edilen ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı firmanın 2013 yılı ticari defterlerinde dönem sonu itibariyle 28.068,55 TL borçlu gözüktüğü, cari hesap bakiyesinin bir sonraki yıla devrettiği, bu tutarın davacı yanca sunulan hesap ekstresindeki bakiye ile de uyumlu olduğu, davalı firmanın 2014 yılı ticari defterlerinde dönem sonu itibariyle davacıya 20.795,51 TL borçlu gözüktüğü ve cari hesap bakiyesinin bir sonraki yıla devrettiği, ancak davacı yanın sunduğu hesap ekstresinde davalıdan 31/12/2014 itibariyle 41.068,51 TL alacaklı gözüktüğü, aradaki 20.273,00 TL farkın 20/01/2014 tarihli 7.000,00 TL tutarlı "davacı nakit ödeme" açıklamalı- davalı kayıtlarında da yer alan 10/01/2014 tarihli 6.997,00 TL tutarlı "davalı tahsilatı "davalı tahsilatı" açıklamalı ve davalı kayıtlarında yer almayan 07/06/2014 tarihli 270,00 TL tutarlı "... Nolu Davacı Faturası" açıklamalı ve 18/08/2014 tarihli 20.000,00 TL tutarlı "Çek Çıkış" açıklamalı kayıtlar sebebiyle oluştuğu, mahkeme kasasına alınan ve birer örnekleri takip dosyasında bulunan 7 adet faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve hesaplara dahil edildiği, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacağının bulunmadığı, davalının 4.692,49 TL davacıdan alacaklı olduğu belirtilmiştir.
İddia, savunma, toplanan tüm deliller ile alınan bilirkişi raporu bir bütün halinde değerlendirildiğinde; taraflar arasında süregelen ticari ilişki bulunduğu, davacı yanca bir kısım fatura ve cari hesap ekstresine dayanarak davalıdan alacak talebinde bulunulmuşsa da sunulu bulunan 7 adet faturanın davalı şirketin ticari defterlerinde kayıt altına alındığı, hesaplara dahil edildiği ve karşılıklarının ödendiğinin tespit edilmiş olması sebebiyle sunulu bulunan faturalar kapsamında davacının alacak talebinin yerinde olmadığı; davacı yanın defter ibrazında bulunmaması sebebiyle aksi ispat edilemediğinden davalı ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu; davacı yanca sunulan hesap ekstresi ile davalı kayıtları arasındaki 20.273,00 TL'lik farkın ... nolu fatura ve 20.000,00 TL bedelli çek çıkışından kaynaklandığı anlaşılmakla, bu kayıtların davalının ticari defter ve dayanak belgelerinde yer almaması, davacının bu kayıtlara yönelik alacak hakkı bulunduğunu elverişli delillerle ispatlayamaması ve davalı yanın lehine delil vasfına haiz kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacıya borçlu bulunmadığının görülmesi nedeniyle davacının alacak isteminin yerinde olmadığına kanaat getirilmiş, davanın reddine dair aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yerinde görülmeyen davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 44,40 TL harcın peşin alınan 188,18 TL harçtan mahsubu ile kalan 143,78TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4- Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 2.725,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE.
5-Artan gider ve delil avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE.
Dair; davalı vekili yüzüne karşı, davacı taraf yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
Hakim ...