T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/690 Esas
KARAR NO: 2019/1050
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/07/2018
KARAR TARİHİ: 25/12/2019
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan menfi tespit davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
D A V A /
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Davacının dava konusu bonoyu 09/02/2012 tarihinde tedavüle sunduğunu, e-devlet sistemi üzerinden kontrol ettiğinde kendisi aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü ...E. Sayılı dosya ile iş bu bonoya dayalı icra takibi başlatıldığını öğrendiğini, dosyayı incelediğinde borcun şirket borcu olduğunu, kendisinin herhangi bir borcu olmadığını, kendisinin de şirkete hiçbir şekilde kefil ya da aval olmadığının bilinmesi karşısında kendisine karşı başlatılan takibin iptal edilmesini talep etme zorunluluğunun doğduğunu, davacının bonodan görüleceği üzere borçlu şirketin kaşesinin yanına imza attığını, uygulamada eskiden alışkanlık olarak senetlerin altına çift imza atıldığını, ancak burada asıl borcun kaynağının araştırılması gerektiğini, bu anlamda bakıldığında davacının hiçbir şekilde kefil ya da aval olma kastının bulunmadığını, durumun anılan tarihteki kefalet hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini, bu açıdan bakıldığında davacı hakkında açılan icra takibinin iptal edilmesi ve borçlu olmadığına karar verilmesi gerektiğini, zira, özellikle tacir tarafından verilen kıymetli evrakın ne karşılığında alındığının davalı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, bedelsizlik iddiasının da dinlenmesini ve delillerin de bu çerçevede tartışılması gerektiğini beyan ettiğini, ayrıca, haksız ve hukuka aykırı açılan icra takibinin yargılamanın sonuna kadar teminatsız ya da belirlenecek teminat mukabilinde durdurulmasını, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
S A V U N M A /
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; dava konusu bono üzerinde şirket kaşesi dışında açığa atılan ikinci imzanın davacının imzası olması, davacı ...'in de borçtan sorumlu olacağını gösterdiğini, davacının borçtan sorumlu olmadığına dair iddiaları hukuki mesnetten yoksun olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği de şirket kaşesi üzerine atılanın şirketi, açığa atılan diğer imzanın da imza sahibinin şahsı adına atılmış olduğunu, ikinci imzanın açığa atıldığı ve aval hükmünde olduğunu, bonoda davacının ikinci imzasının bulunması ve imza itirazında bulunmaması sebepleriyle davacı ... aval konumunda olduğunu, borçtan şahsen sorumlu olduğunu, davalı müvekkili şirket davaya konu bonoları kendisinden önce gelen ciranta ile arasındaki ticari ilişki gereği teslim almış olup, ciro silsilesine göre de iyiniyetli ve meşru hamil olduğunu, kambiyo senetlerinde mücerretlik ve soyutluk ilkeleri gereği davacı davaya konu bono dolayısıyla müvekkile borçlu olmadığı iddiasında bulunamayacağını, huzurdaki davanın müvekkil şirketin iyiniyetli meşru hamil olduğu göz önünde bulundurulduğunda, müvekkile yöneltilemeyeceği açık olduğundan davacının ihtiyati tedbir kararı verilmesi yönündeki isteminin de reddi gerektiğini, davacı – borçlu aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
G E R E K Ç E /
Dava; dava ve takip konusu senetten dolayı menfi tespit istemine ilişkindir.
İcra dosyası celp edilmiş, taraf delilleri toplanmıştır.
İstanbul ... İcra Dairesinin... Esas sayılı icra takip dosyasında; Davalı alacaklı ... tarafından davacı borçlu ... dahil toplam 4 borçluya karşı 09/08/2012 keşide tarihli 20/01/2013 vade tarihli 4.500,00 TL bedelli senetten dolayı Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla icra takibi yapıldığı anlaşılmıştır.
Dava ve takip konusu senedin ...Şti tarafından keşide edildiği, keşideci şirket kaşesinin yanında iki imzanın bulunduğu görülmüştür.
Davacı, senedin ön yüzünde atılan iki imzanında kendisine ait olduğunu, eskiden gelen alışkanlıktan dolayı iki imza attığını, ikinci imzanın aval hükmünde değerlendirilemeyeceğini, bu nedenle ikinci imzadan dolayı şahsi sorumluluğunun olmadığını iddia etmektedir.
Davalı ise; ikinci imzanın aval hükmünde olduğunu, davacının şahsen de sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini talep etmektedir.
Takip dayanağı senedin ön yüzünde bulunan iki imzanın da davacı borçlu ...'e ait olduğu tartışmasızdır.
Takip dayanağı senedin keşide tarihi itibariyle uygulanması gereken TTK.nun 671. maddesi gereğince, takip konusu belgenin bono vasfını taşıması için "Bono'yu keşide eden kimsenin (keşidecinin) imzasını" ihtiva etmesi zorunludur. Anılan maddede sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiş, birden fazla imzanın bulunması koşul olarak kabul edilmemiştir. Yine, TTK.nun 701/3 maddesi gereğince, keşideci imzası dışında bono'nun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. Aval için sadece imza yeterli olup, ayrıca ad ve soyadın yazılması gerekmez. Davacı Borçlu ..., şirketin yetkili temsilcisi olup çekin ön yüzünde iki imzası bulunduğuna göre, imzalardan birisinin şahsen, diğerinin ise şirket adına atıldığının ve ikinci imzanın aval olduğunun kabulü gerekir.
Bu nedenlerle yerinde bulunmayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 44,40-TL harçtan peşin alınan 76,85-TL'den mahsubu ile fazla yatan 32,45-TL' nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yapılan 6,40 TL vekalet harcı giderinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve taktir olunan 2.725,00-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalı yana VERİLMESİNE,
6-Taraflarca HMK 120 madde gereğince yatırdıkları gider/delil avansından kalan miktarın karar kesinleştiğinde talep halinde taraflara İADESİNE,
Dair, karar taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip ...
Hakim ...