T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2019/513
KARAR NO :2025/68
DAVA:Şirket Ortaklar Kurulu Kararının İptali - Şirket Ortaklığından Çıkarma - Şirket Yöneticisinin Azli - Şirketin Fesih Ve Tasfiyesi
DAVA TARİHİ:02/06/2011
BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN ... ESAS SAYILI DOSYASINDA(KARŞI DAVADA)
DAVA:Şirket Ortaklığından Çıkarma
DAVA TARİHİ:06/07/2011
KARAR TARİHİ:30/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan şirket ortaklar kurulu kararının iptali, şirket ortaklığından çıkarma, şirket yöneticisinin azli ve şirketin fesih ve tasfiyesi davası ve birleşen(karşı) şirket ortaklığından çıkarma davalarının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı/karşı davalı(davacı/birleşen dosyada davalı) ... vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 1993 yılında kurulduğunu ve bu tarihte ticaret siciline tescil edildiğini, şirketin iş konusunun her türlü deniz, gemicilik, tekne, su altı balık adam, dalgıç malzemeleri almak, satmak ve toptancılık yapmak, su ve tarım ürünleri yetiştirmek, satın almak vd. işler olduğunu, müvekkili ...'ın hissesinin 292.500,00-TL, davalı ... ...,ın hissesinin 292.500,00-TL ve davalı ...'ün hissesinin 15.000,00-TL olmak üzere şirket toplam sermayesinin 600.000,00-TL olduğunu, şirketin ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... ... Mevkiinde bulunan midye üretim tesislerinde halen hasatı yapılmamış ve 2012 yılı ocak sonuna kadar hasadı yapılacak tahmini 950 ton civarında ve toplam satış değeri 1.900.000,00-TL olan midye üretim tesislerinin bulunmakta olduğunu, halen Türkiye'de benzer bir üretim yapan başkaca bir şirketin bulunmamakta olduğunu, gerek ihracat ve gerekse iç pazar yönünden şirketin herhangi bir sorununun mevcut olmadığını, davalı ...'ın, kayınbiraderi ...'e her biri 15/12/2010 tanzim tarihli olan 30/03/2011 vadeli, 1.500.000,00-TL bedelli ve 30/04/2011 vadeli, 1.500.000,00-TL bedelli olmak üzere toplam 3.000.000,00-TL bedelli 2 adet bonoyu şirket adına ayrıca kendisine aval vererek tanzim ederek verdiğini, söz konusu borcun şirket kayıtlarında bulunmamakta olduğunu, davalı ...'ın söz konusu bonoları düzenleme nedeninin tüm araştırmalarına rağmen bugüne kadar taraflarınca anlaşılamadığını, ...'in, davalı şirket ile senette aval veren ... aleyhine ihtiyati haciz istemiyle .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... değişik iş sayılı dosyasından başvuruda bulunarak, aynı mahkemenin 10/05/2011 tarihli kararı ile 3.000.000,00-TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verildiğini, söz konusu kararın ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından takibe konulduğunu, akabinde davalı şirketin iş yeri adresindeki menkul malların ihtiyaten haczinin istenildiğini ve karar doğrultusunda işletmede bulunan ve bazıları müvekkilinin şahsi eşyası olan 1.107.250,00-TL değerinde menkul malın ihtiyaten haczedilerek mahcuz menkullerin, davalı ...'ın yakın arkadaşı ...'a yeddiemin olarak teslim edildiğini, haciz sırasında ... plakalı aracın da fiilen haczedildiğini, bunun dışında şirketin iştigal konusunun en önemli unsurlarından olan ve şirket adına gemi sicilinde kaydı bulunan ... adlı geminin kaydına haciz konulmasına, geminin uğraksız geçişler de dahl olmak üzere seferden menine karar verildiğini, şirketin kredi hesabının bulunduğu Türkiye Cumhuriyeti ... Bankası ... Şubesi'ne müzekkere yazılarak her türlü hak ve alacaklarının haczine karar verildiğini, yine aynı şekilde karar doğrultusunda bu defa 13/05/2011 tarihinde haczedilen menkul malların muhafaza altına alınmasına ve borçluya ait hayvanların haczine ve muhafaza altına alınmasına karar verildiğini, söz konusu ihtiyati haciz kararının uygulanmasından sonra 11/05/2011 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine geçildiğini ve şirket ile ...'a ödeme emri gönderildiğini, bu aşamadan sonra müvekkilinin şirkete girmesine dahi izin verilmeyerek, davalıların 18/05/2011 tarihinde müvekkilinin haberi ve bilgisi olmadan, müvekkiline genel kurul çağrısı dahi yapılmadan şirketin temsil şeklini değiştiren yeni bir karar aldıklarını, söz konusu karar gereğince müdürlerin münferit temsil yetkilerinin kaldırıldığını ve müşterek temsil şartı getirildiğini ve bu kararın 25/05/2011 tarihinde ticaret siciline tescil edildiğini, davalı ortak ... başta olmak üzere davalı ortakların yetkilerini kötüye kullanmış olduklarını, ...'ın söz konusu eylemlerinin, ortaklık işlerini idarede gösterilmesi gereken gayret ve ihtimam ile bağdaşır nitelikte olmadığının açık olduğunu ve ortaklıklar arasındaki güven ilişkisinin temelinden sarsılmasına neden olduğunu, davalıların gerçek amacı şirket kayıtlarında olmayan borçlar ihdas ederek icra takiplerine maruz kalmasına, şirket mal varlığını bu yolla yakınlarına devredip şirketin borca batık ve aciz hale gelmesini sağlamakta olduğunu, müvekkilinin söz konusu senetlerin tanzimi sonrasında müdür sıfatıyla .... Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sayılı dosyasıyla ...'e karşı menfi tespit davası açtığını, temsil yetkisini değiştiren ortaklar kurulu kararının asıl amacının, usulsüz olarak tanzim edilen senetlerle ilgili şirketi temsilen müvekkili tarafından açılan menfi tespit davasının lehe sonuçlanma ihtimaline karşı taraflarınca takibini engellemek amacına yönelik olduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle davalı şirket ortaklarının yönetim yetkilerini kötüye kullanması nedeniyle tedbiren yönetim yetkilerinin kaldırılmasına, bilahare azillerine, hisse devrinin durdurulmasına, 18/05/2011 tarihli temsil şeklini değiştiren ortaklar kurulu kararının yürürlüğünün durdurulmasına ve iptaline, davalıların ortaklıktan çıkarılmalarına, şirkete dava sonuna kadar kayyım tayinine ve şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı/karşı davacı(davalı/birleşen dosyada davacı) ...Limited Şirketi vekili cevap ve karşı dava dilekçesi ile; davacının istediği zaman şirket merkezine ve tesislere girebilmekte ve şirketten bilgi alabilmekte olduğunu, davacı taraf iddialarının soyut beyanlardan ibaret olduğunu, temsil yetkisinin değiştirilmesinin sebebinin, davacının şirket imkanlarını kendi çıkarına alet etmesi olduğunu ve şirket aleyhine muvazaa ve hile yapması olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasında menfaat çatışması doğmuşken, davacının şirketi temsil etmesinin düşünülemeyeceğini, aslında davacının, müvekkili şirketin haklarını talep etmesini önlemek amacıyla dava açmış bulunmakta olduğunu, davacı tarafın asıl niyetinin, şirket için gerekli ve zaruri olan hukuki ve ticari işlemleri bile usulsüzmüş gibi lanse edip önünü kesmek olduğunu, şirketin icra takibine uğramış olmasının, davacı tarafından yönetim yetkisinin kötüye kullanılması olarak değerlendirildiğini, 1.500.000,00'er TL bononun dava dışı ...'e verildiğinin doğru olduğunu, bonoların keşide tarihinin 15/12/2010 olduğunu, o tarihte davacının da münferiden temsile yetkili olduğunu ve bu işleme karşı çıkmadığını, müvekkili şirketin nakit ihtiyacını karşılayacak şekilde ve ilerisi için kredi açılması sağlanarak borçların ötelendiğini kendisinin de bilmekte olduğunu, burada önemli olanın bonoların neden ödenemediği olduğunu, davacının tesisi ve diğer arazileri muvazaalı olarak devrettiğinde şirket ile alacaklılarını baş başa bıraktığını, şirketin bu şekilde borçlanmasının ve geri ödemede gecikmesinin müsebbibinin davacı olduğunu, müvekkili şirketin, kuruluşundan bu yana dava dışı ... ve bu kişinin ortağı olduğu Yeşil Kundura ile para alışverişine girdiğini, hatta tesis inşaatı işinin finansmanını dahi bu yolla sağladığını, örneğin tesis inşaatında çalıştırılan alt taşeron ... İnşaat'a yapılan ödemelerin dahi adı geçenlerden alınan çek ve nakit ile yapılabildiğini, davacının şirkete karşı hiçbir yükümlülüğünü ifa etmediğini, sermaye borcu da dahil şirkete olan borçlarını ödemediğini ve kendi menfaatleri için şirket zararına işlemler yaptığını, şirketin feshini isteyen davacının, ortada feshi gerektiren haklı bir neden bulunduğunu yazılı delil sunarak ispat ile mükellef olduğunu, sırf ortaklardan birinin yaptığı işlem sebebiyle şirketin feshinin istenemeyeceğini, ortaklıktan haklı nedenle çıkma hakkı olan davacının, şirketinin feshini istemesinin iyi niyet kuralına aykırı olduğunu, ortaklıktan çıkarma davasında davacı sıfatının, tüzel kişiliği olan müvekkili şirkete ait olduğunu, ortaklıktan çıkarmayı yalnızca şirketin isteyebileceğini ve ortakların bireysel olarak ortaklıktan çıkarma davası açamayacağını, şirket sermayesinin yarısından azını temsil eden davacının, diğer iki ortağın ortaklıktan çıkarılması talebi yönünden aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, 31/12/2009 tescil tarihli, 07/01/2010 tarihli ve 7474 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunan 15/11/2009 tarihli ve ... sayılı sermaye arttırım kararı gereğince şirket sermayesinin 5.000,00-TL'den 600.000,00-TL'ye çıkarıldığını, arttırılan nakdi sermayenin 1/4'ünün 07/04/2010 tarihine kadar; kalanının ise 31/12/2011 tarihine dek ödenmesinin kararlaştırıldığını, fakat arttırılan sermayenin hiçbir kısmının davacı tarafından ödenmediğini, bu hususta davacı tarafa ihtarname keşide edildiğini, ancak davacı tarafça keşide edilen cevabi ihtarname ile, sermaye borcunun ödenmeyeceğinin ve şirketin vekili sıfatıyla hiçbir hukuki işlem yapmamalarının istenildiğini, şirketin mali müşavirinin şirketin pay defterini istediğini ve pay defterinin kargo ile şirket merkezinden gönderildiğini, fakat davacının pay defterinin kargoya verildiğini öğrenerek ve teslimat adresi olan binanın önünde, kargo görevlisine kendisini kargonun muhatabı olarak tanıtıp pay defterini sahte imza ile teslim aldığını, sermaye payını ödememenin sonucunu bilen davacının pay defteri üzerinde ne gibi işlemler yaptığının bilinmemekte olduğunu ve halen şirket pay defterinin teslim edilmemekte olduğunu, davacı tarafın ihtarname ile karar defterini incelemek istediğini bildirmesinin sebebinin, aslında inceleyebilecek durumda olmasına rağmen kendisinin şirketin dışında tutulduğu izlenimini vermek olduğunu, sermaye koyma borcunu süresi içinde yerine getirmeyen limited şirket ortağını, temerrüt faizi ve şirket sözleşmesinde öngörülmesi halinde cezai şartı ödemekle yükümlü olduğunu, başta ticari amaçlarla davacı üzerine arazi alındığını, şirketin kullanımına bırakılmak üzere arazilerden biri üzerine tesis yapılması istendiğini, davacının kendi arazisi üstüne müvekkili şirket kaynaklarından tesis inşa ettirdiğini, alt taşeronun parasını ödeme işinin müvekkiline yüklendiğini, davacının ise müvekkili şirkete ödemesi gereken inşaat bedelini hiç ödemediği gibi birden mal kaçırmaya giriştiğini, davacı tarafın bir anda taşınmaz varlıklarını devre başladığını, şirket alacaklarını ödemekten kaçınmak maksadı ile mal kaçırdığını, aynı çevrede bulunan taşınmazlarını yakın arkadaşı olan ... ... ...'e muvazaalı olarak devrettiğini, bu nedenle de müvekkili şirket tarafından, taşınmaz üzerine inşaatçı ipoteği işlenmesi ve inşaat sebebi ile doğan alacağın ...'tan tahsili amacıyla ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile alacak davası açıldığını, bir otağın kendisine düşen borçlarını yetine getirmemesi ve şahsi menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını suistimal etmesinin, ortaklıktan çıkarmada haklı sebep olduğunu, davacı tarafın şirket kasasından aldığı borçları ödemediğini, davacının şirkete vekil tayin ettiği ve aynı zamanda kendi avukatı da olan Av. ...'in, müvekkili olan şirkete karşı dava açmış konumda olduğunu, yani davacının münferit yetki ile şirket menfaatlerini korumak üzere tayin ettiği avukata talimat verip, şirketin feshi için dava açtırmasındaki gayenin hak arama olmadığını, yani davacının bir yandan tedbir talepli huzurdaki davayı açıp şirketi işlemez hale sokmayı, bir yandan da kendi tayin ettiği vekil eli ile şirkete kendi istediği şekilde işlem yaptırmayı planladığını, tedbir nedeniyle şirketin işletme giderlerinin şirket hesaplarından karşılanamamakta olduğunu, davalı ortaklar haricinde işletme giderlerine katkıda bulunulamamakta olduğunu ve bu halin devamının imkansız olduğunu, ayrıca şirketin canlı deniz ürünlerinin telef olma tehlikesinin bulunduğunu, yani tedbirin bu hali ile şirket yararına olmaktan çıktığını, tüm bu nedenlerle öncelikle şirketin ticari faaliyette bulunmasına engel teşkil eder hale gelen 06/06/2011 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ve 18/05/2011 tarihli ortaklar kurulu kararının aynen uygulanmasına; aksi kanaat hasıl olur ise şirketin kendine gelir sağlanması ve işletmeye devam etmesini temin için diğer ortakların tek imza ile şirket lehine işlemler yapabilmesine müsaade eder şekilde mevcut tedbirin daraltılmasına; bunun da mümkün olmaması halinde son çare olmak üzere tedbir kararı kaldırılarak, tüm ortakların imza yetkisi kısıtlı kalmak kayıdlya şirkete dışarıdan bağımsız mali müşavirlik hizmeti veren ...'ın dava sonuna kadar kayyım olarak tedbiren atanmasına, davanın tüm talepler yönünden reddine, karşı davalarının kabulü ile davacının esas sermayesinin azaltılması hakkındaki hükümlere riayet edilerek veya payı esas sermayenin itibari miktarını geçen mallardan ödenerek şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalılar ... ile ... vekili cevap dilekçesi ile; müvekkillerinin şirket aleyhine işlem yaptıkları iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın iş ve eylemleri ile hem müvekkillerinin ve hem de davalı şirketin zarara uğradığını, kendisinin tüm masrafları şirket kasasından karşılanan ... ... Mevkiindeki 66 parsel sayılı yerdeki fabrika binasını ve arsasını şirketten kaçırdığını ve arkadaşı olan üçüncü kişiye tapuda satış gösterdiğini, fabrika inşaatının alt taşeronu olan ... İnşaat Taahhüt Sanayi Limted Şirketine karşı borç altına girenin sadece ...Limited Şirketi olduğunu, fakat fabrika inşaatı bitince davacının o bölgede üzerine olan tüm taşınmazları ... ... ... adlı kişiye devrettiğini, ayrıca davacının halen şirkete sermaye koyma borcunun bulunduğunu, şirkete karşı muvazaa yapılıp mal kaçırılınca ve davacının diğer yükümlülüklerini yerine getirmeyince temsil yetkisini değiştirmek gerektiğini, zira şirket adına ... aleyhine dava açılmasının şart olduğunu, davacının iddialarının ispata muhtaç olduğunu, davacı tarafın, müvekkili ...'ün hangi işlemi ile ihlalde bulunduğunu belirtmemekte olduğunu, karşı tarafın tüm dayanağının bonoya dayalı icra takibi olduğunu, müvekkili ...'ün bu olaya dahlinin bile olmadığını, müvekkili ...'ün sadece 18/05/2011 tarihli ortaklar kurulu kararında imzasının bulunmakta olduğunu, bu kararda da ifade edildiği üzere ...'ın şirkete karşı hile yapması ve hiçbir görevini ifa etmemesi sebebiyle alındığını, alınan kararın ...Limited Şirketinin lehine bir işlem olduğunu, davacının atıf yaptığı bonolara müvekkili ...'ın aval verdiğini, müvekkilinin kötü niyetli olması durumunda bonolara aval vermeyeceğini, sadece şirket adına kaşe edeceğini, davacı ...'tan bonolara avalist olmasının istendiğini ve fakat kendisinin aval vermediğini, bu nedenle de müvekkilinin şirketle birlikte tek başına borç altına girmek zorunda kaldığını, davacının aksine müvekkillerinin nakdi sermaye borçlarını süresinde ifa ettiklerini, müvekkillerinden ...'ün küçük hissedar olmasına rağmen şirkete 450.000,00-TL nakit aktardığını, diğer müvekkili ...'ın ise şirketten yüksek miktarlarda alacaklı olduğunu, tedbir kararı neticesinde ...'ın şirket hesaplarından ödeme yapılmasına müsaade etmemesi nedeniyle müvekkillerinin halen şirketin masraflarını kendi varlıklarından karşılamaya çalışmakta olduklarını, davacının hiçbir masrafa katılmadığını, müvekkillerinin şirketi ayakta tutmaya çalışmakta olduklarını ve bu durumda müvekkillerinin kötü niyetli olduklarının söylenemeyeceğini, davacının, şirketin feshi talebi yönünden şirkete davayı yönlendirmiş iken, müvekkili ortaklara bu hususta husumet yöneltemeyeceğini, davacının sadece varsayımlara dayalı olarak iddialarını ispat edemeyeceğini ve bu iddiaların yazılı delil ile ispata muhtaç olduğunu, limited şirketlerde ortaklıktan çıkarmanın, ortakların çoğunluğunun alacağı karar sonucu şirket tarafından açılabilecek bir dava olduğunu, müvekkillerinin, ...'ın ortaklıktan çıkarılmasını istemekte ve bu hususta şirket adına açılacak davaya muvafakat etmekte olduklarını, davacının sermaye koyma borcunu ödememiş olmasının bile, tek başına ortaklıktan çıkarma için haklı neden olacağını, yine davacının şirket aleyhine muvazaalı işlem yapmasının da haklı neden olduğunu, davacının, şirket pay defterinin mali müşavire gönderilmesini fırsat bilerek ele geçirdiğini ve defterin halen kendisinde olduğunu, artık davacı ile müvekkilleri ve davalı şirketin çıkarlarının tam tersi istikamet aldığını, şirket menfaatleri ile davacının menfaatlerinin aynı anda korunamayacağını, davacının dava etmiş olduğu şirketin yönetiminde söz sahibi olmasının şirketi bloke ettiğini, davacının tedbir kararını kendi menfaatine kullanır hale geldiğini, halen hasat için bekleyen canlı deniz ürünlerinin tedbir sebebiyle piyasaya sürülememekte olduğunu, özellikle midye ürününün hasat zamanında elden çıkarılamaması durumunda oluşacak zararın büyük boyutta olacağını, şirket giderlerinin karşılanabilmesi için şirketin alışverişini eskisi gibi devam etmesinin sağlanması gerekiğini, konulan tedbirin şirkete zarar verir hale geldiğini, tüm bu nedenlerle öncelikle dosya üzerinde yapılacak inceleme sonucu mahkememizin 06/06/2011 tarihli temsil şeklinin değiştirilmesine ilişkin tedbir kararından dönülmesine; bu taleplerinin yerinde görülmemesi durumunda ticari faaliyeti engeller şekle dönüşen tedbir kararının kaldırılmasına, bunun yerine bağımsız ...'ın dava sonuna kadar geçici kayyım olarak atanmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı/karşı davalı(davacı/birleşen dosyada davalı) ... vekili, karşı/birleşen davaya cevap ve asıl davada cevaba cevap dilekçesi ile; ...Limited Şirketi tarafından müvekkiline karşı ortaklıktan çıkarma davası açılamayacağını, davalılardan ...'ın kötü niyetle ve ağır kusuru ile şirketi borçlandırmış olduğunun belgeler ile doğrulanmış olduğunu ve adı geçenin şirket müdürlüğünden azli ve ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin şirket ortaklığının gerektirdiği tüm yükümlülükleri yerine getirmesine karşılık davalılardan ... başta olmak üzere, mahkememizce verilmiş olan ihtiyati tedbir kararına aykırı olarak şirkete ait midye tesislerindeki midyelerin bir yandan hacze rağmen satışı yapılarak tek başına fatura kesilmekte olduğunu, müvekkilinin, mahkememizce verilmiş olan ihtiyati tedbir kararına rağmen ...'teki şirkete ait işletemeye; yani üretim tesislerine sokulmamakta ve davalıların işletmeye yerleştirdiği birtakım şahıslar tarafından ölümle tehdit edilmekte olduğunu, davalıların gerçek amaçlarının, yapmış oldukları diğer eylemlerle açık bir şekilde ortaya çıkmış olduğunu, davalı ...'ın muvazaalı olarak kıymetli evrak düzenlemek suretiyle temsil yetkisini kötüye kullandığını, davalıların diğer tüm iddialarının, önceki iddiaları gibi soyut ve herhangi bir dayanağı olmayan iddialar olduğunu, davalıların, daha önce müvekkiline ait olan ...'teki taşınmazla ilgili iddialarının tamamen hayal ürünü olduğunu, müvekkilinin sermaye koyma borcunu yerine getirmemiş olduğu iddiasının da tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin taşınmazını diğer davalıya satmış olmasının kendi tasarrufu olduğunu ve herhangi bir mal kaçırma kastının bulunmamakta olduğunu, şirketin tüm mal varlığı haczedilirken, buna karşı hiçbir itirazda bulunmayanların, müvekkilini hile yapmakla suçlamalarının kesinlikle kabul edilemez bir davranış olduğunu, şirketin tüm mal varlığının haczine icazet verenlerin, şirketi aciz haline düşürenlerin %48,75 hissedar olan müvekkilinin elinde bulunan pay defterinin bulunmasını bahane edip müvekkilinin şirket menfaatlerine aykırı hareket ettiğini ileri sürmelerini anlamanın mümkün olmadığını, davalı ...'ın gerçek amacının, müvekkili hisse devrine zorlamak olduğunu, tüm bu nedenlere davanın kabulünü ve karşı davanın reddini talep etmiştir.
Asıl davada talep, davalıların yönetim yetkilerinin kaldırılarak azillerine, 18/05/2011 tarihli Ortaklar Kurulu Kararının İptaline, davalıların ortaklıktan çıkarılmalarına ve şirketin feshine karar verilmesi, birleşen davada talep davalının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesine ilişkin bulunmaktadır.
Mahkememizce ...Limited Şirketinin ticaret sicili kayıtları, ticari defter ve kayıtları, 11/05/2011 tarihli ve gündemi de içeren ortaklar kurulu toplantısına davet kararı, ... .... Noterliğinin 20/05/2011 tarihli ve ... yevmiye numarası ile onaylı 18/05/2011 tarihli ortaklar kurulu kararı, gider bordroları, Türkiye Cumhuriyeti ... Bankası ... Şubesi'nin 01/06/2010 tarihli genel kredi sözleşmesi, nüfus kayıt örnekleri, vergi tahsil alındıları, dekontlar, faturalar, alışveriş fişleri, kredi kartı hareket dökümleri, çek suretleri, tutanaklar, ... Müdürlüğünün ... ve ... barkod numaralı posta alındıları, .... Noterliğinin 22/02/2011 tarihli ve ... yevmiye numarası ile onaylı ortaklar kurulu kararı, ... 18. Noterliğinin 24/01/2011 tarihli ve ... yevmiye sayılı limited şirket hisse devir senedi, ... 1. Noterliğinin 08/07/2010 tarihli ve ... yevmiye sayısı ile onaylı ortaklar kurulu kararı, muhtelif ticaret siciline tescil talep yazıları ve muhtelif ticaret sicili müdürlüğü yazıları, e-mail yazışmaları, ... 1. Noterliğinin 29/12/2009 tarihli ve ... yevmiye sayısı ile onaylı ... sayılı ve 15/11/2009 tarihli ortaklar kurulu kararı, 15/12/2009 tarihli sermayenin ödenmediği tespitine ait SMMM raporu, ... .... Noterliğinin 29/01/2009 tarihli ve ... yevmiye numarası ile onaylı 08 numaralı müdür atama kararı, ... 30. Noterliğinin 26/12/2005 tarihli ve ... yevmiye sayısı ile onaylı 5 numaralı ve 20/12/2005 tarihli ortaklar kurulu kararı, .... Noterliğinin 26/01/2001 tarihli ve ... yevmiye sayılı şirket pay devir ve temlik mukavelenamesi, sermayenin ödendiğinin tespitine ilişkin 15/12/2005 tarihli YMM raporu, 27/04/2012 tarihli ortaklar cari hesabının tespitine ilişkin YMM tasdik raporu, ... 30. Noterliğinin 04/06/1997 tarihli ve ... yevmiye sayılı tadil sözleşmesi, ... 30. Noterliğinin 04/06/1997 tarihli ve ... yevmiye sayılı ortaklar kurulu kararı, ... 1. Noterliğinin 01/04/2010 tarihli ve ... yevmiye sayılı yatırım teşvikine ilişkin ortaklar kurulu kararı, imza beyannameleri, .... Noterliğinin 15/06/2011 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, .... Noterliğinin 04/07/2011 tarihli cevabi ihtarnamesi, .... Noterliğinin 29/07/2011 tarihli ve ... sayılı ihtarnamesi, ... Noterliğinin 20/07/2011 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, ... 3. Noterliğinin 20/05/2011 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, .... Noterliğinin 09/06/2011 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, .... Noterliğinin 15/11/2011 tarihli ve ... sayılı ihtarnamesi, ... 34. Noterliğinin 28/11/2011 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, .... Noterliğinin 26/12/2011 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, .... Noterliğinin 05/03/2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, ... 34. Noterliğinin 02/03/2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, .... Noterliğinin 08/03/2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı cevabi ihtarnamesi, ... 8. Noterliğinin 01/03/2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, ... 30. Noterliğinin 15/03/2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, .... Noterliğinin 06/04/2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, .... Noterliğinin 25/04/2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, ... 30. Noterliğinin 02/08/2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, ... Noterliğinin 11/11/2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, ... Noterliğinin 04/12/2019 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, ... Noterliğinin 05/09/2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı tespit tuanağı, .... Noterliğinin 12/03/2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı tespit tutanağı, ... Liman Başkanlığı yazışmaları, ... İl Tarım Ve Orman Müdürlüğü yazışmaları, ... Balıkçılık Ve Su Ürünleri Yetiştiricilik Dairesi yazışmaları, tapu senetleri ve kayıtları, ...Limited Şirketi ile ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Limited Şirketi arasında akdedilen inşaat, mekanik ve elektrik tesisat işlerinin yapımına ilişkin yüklenicilik sözleşmesi, .... Noterliğinin 04/07/2011 tarihli cevabi ihtarnamesi, ... İcra Müdürlüğünün 2011/... esas sayılı dosyası ile ... İcra Müdürlüğünün 2011/... talimat sayılı dosyası, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, İ.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...(yeni ticaret mahkemelerinin kurulması dolayısıyla dosyanın aktarılması öncesi .... Asliye Ticaret Mahkemesinin...)esas sayılı dosyası, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/... soruşturma sayılı dosyası, .... Sulh Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, .... Ağır Ceza Mahkemesinin ...(bozma öncesi ...) esas sayılı dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyaları, .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... değişik iş sayılı dosyası, .... Ağır Ceza Mahkemesinin ...esas sayılı dosyası, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/... esas sayılı dosyası, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/... soruşturma sayılı dosyası vs. dosyamız arasına alınmış, YMM, muhasebe finansman öğretim üyesi ve özel hukuk öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor, YMM, finansal yönetim uzmanı öğretim üyesi ve özel hukuk öğretim üyesi bilirkişilerden rapor ve ek rapor, YMM, şirketler hukuku öğretim üyesi ve iktisat-ekonometri uzmanı bilirkişilerden oluşan heyetten rapor, mali müşavir ve şirketler hukuku öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor temin edilmiştir.
Mahkememiz dosyası öncelikle mahkememizin ... esas sırasına tevzi edilerek öncelikle mahkememiz heyetince görülmeye başlanmış ve daha sonra mahkememiz tekli hakimince görülmeye devam olunmuş, mahkememizin 21/03/2012 tarihli celsesinde davalı şirket tarafından yasal süre içerisinde açılmayan karşı davanın tefrikine karar verilerek, terfik edilen dosya mahkememizin ... esas sırasına tevzi edilmiş, mahkememizin 14//05/2013 tarihli, ... esas ve 2013/94 karar sayılı kararıyla; "Tarafları ve dava konusu itibariyle bağlantılı olduğundan davanın mahkememizin ... E.s. dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, yargılamanın birleşen dosya üzerinde yürütülmesine, esasın kapatılarak dosyanın ... Es. sayılı dosyası içine konulmasına" karar verilmesi üzerine her yargılamanın tekrar ... esas sayılı dosyası üzerinden yürütülmeye devam olunduğu, mahkememizin 19/11/2014 tarihli celsesinde; "6545 sayılı yasanın 45 maddesiyle değişik 5235 sayılı yasanın 5.maddesiyle aynı yasaya eklenen geçici 5.madde gereğince Asliye Ticaret mahkemelerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin HSYK 1.daire başkanlığının 26/08/2014 gün 1876 kararı uyarınca dava değeri nazara alınarak dosyanın heyete tevdiine" karar verilmesi üzerine dosya tekrar mahkememiz heyetince görülmeye başlanmış, mahkememizin 19/02/2015 tarihli, ... esas ve 2015/118 karar numaralı kararıyla; "Davalı şirketin 18/05/2011 tarih ve 1 sayılı ortaklar kurulu kararının butlanının tespiti ile bu nedenle kararın İPTALİNE, Karar kesinleştiğinde İstanbul Ticaret Sicil Memurluğuna bildirilerek iptal kararının tescil ve ilanına,", "Davacının davalıların ortaklıktan çıkarılmasına dair talebinin aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE", "Şirketin fesih ve tasfiyesine dair talep geri alınmış olmakla bu yönden esas hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA", "Davacı tarafın, davalıların yönetim yetkilerinden azillerine dair talebi yerinde görülmediğinden REDDİNE" ve birleşen davada "Yerinde görülmeyen davanın REDDİNE" karar verilmiş, verilen kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20/12/2016 tarihli, 2015/12831 esas ve 2016/9741 karar sayılı ilamıyla; " 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin, asıl davada davalıların ortaklıkların çıkarılmaları ve asıl davada davalı ...’ün yönetim yetkilerinin kaldırılmasına yönelik temyiz istemlerinin, yönetim yetkilerinin azil sebebi olarak diğer davalı ...’ın kayınbiraderi olan dava dışı üçüncü şahsa şirket adına iki adet bono düzenlenmesi ve anılan bonolar uyarınca da şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayanılmış olup, davalı ...’ün işbu eylemle bir ilgisinin bulunmadığı ve hatta bonoların düzenlendiği tarihte ortak bile olmadığının anlaşılmış bulunmasına göre, aşağıdaki (4) ve (5) no’lu bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Asıl davada davalı ..., ..., ...Ltd. Şti. vekillerinin asıl davada, davalı şirketin 18/05/2011 tarihli ortaklar kurulu kararının butlanın tespiti ile kararın iptaline yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Asıl davada davacı tarafça ortaklar kurulu kararının kendisinin bilgi ve haberi olmaksızın, yokluğunda alındığı iddia edilmiş, mahkemece de ... Merkez Müdürlüğü’nün 16/10/2012 tarih ve 337 sayılı yazılarında ortaklar kurulu kararında bahsi geçen 11/05/2011 tarihinde ...’si tarafından davacı ortağa iletilmek üzere kabul edilen bir taahhütlü ya da iadeli taahhütlü gönderinin bulunmadığı bildirildiğinden toplantıya çağrı bildiriminin davalı şirket tarafından usulüne uygun şekilde davacıya taahhütlü mektupla yapıldığı yönünde bir delil bulunmadığı ve bu itibarla 6762 sayılı TTK’nın 538/4 maddesi uyarınca emredici nitelikteki yasal çağrı şartlarının yerine getirilmediği gerekçesiyle ortaklar kurulu kararının batıl olduğu kabul edilmiş ise de, öncelikle toplantının çağrılı mı, çağrısız mı yapıldığı, tüm ortaklara çağrı yapılıp yapılmadığı, sadece bir ortak yönünden usulsüz çağrı olup olmadığı belirlenerek, çağrısız olarak yapılmış ise butlan, usulsüz çağrı ile toplanılmış ise, iptal yaptırımına tabi olup, davacıya da muhalefet şerhini toplantı tutanağına geçirmeksizin dava açma imkanı vereceğinin nazara alınması gerektiği gibi, davalı taraflarca, davacıya toplantıya çağrının yapıldığı, buna ilişkin taahhütlü mektubun, PTT takip sorgulama sayfalarının sunulduğunun belirtilmesi karşısında bu deliller üzerinde de durulmaksızın toplantıya çağrı bildiriminin usulüne uygun şekilde davacıya taahhütlü mektupla yapıldığı yönünde bir delil bulunmadığından bahisle yanılgılı değerlendirme ile eksik incelemeye dayalı olarak, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Birleşen davada davacı ...Ltd. Şti. vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Dava, davalı şirket ortağının şirketten çıkartılması istemine ilişkin olup, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere bu talep iki ana sebebe dayanmaktadır. Bunlardan biri, ortağın sermaye borcunu ödememesidir. Şirketin 15/11/2009 tarihli sermaye artırımı kararı gereğince şirket sermayesinin 5.000,00 TL’den 600.000,00 TL’ye çıkartıldığı ve artırılan nakit sermayenin 1/4’ünün 07/04/2010 tarihine kadar, kalanının ise, 31/12/2011 tarihine kadar ödenmesinin kararlaştırıldığı, artırılan sermayenin davacı tarafından ödenmemesi üzerine şirketin 20/05/2011 ve 20/06/2011 tarihlerinde ödeme ihtarında bulunduğu iddia edilmiş ve davacı tarafça sermaye borcunun ödenmemesinin şirketten çıkartılması için haklı sebep olduğu ileri sürülmüş ve mahkemece de, davalı ortağın ... Şubesi’ndeki hesabından 371.256,38 TL bedelli 4 adet çeki şirket borcu için dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti. lehine tanzim ettiği, kural olarak sermaye borcunun doğrudan şirkete ödeme yapılarak ifası gerekmekle birlikte sermaye borçlusu ortak tarafından şirketin borcu için 3. kişiye yapılan ödemenin ortağın sermaye borcu ile takas edilmesinde herhangi bir engel bulunmadığı, başlangıçta ilk 1/4'lük bölümün ödenmesinde temerrüt söz konusu olmasına rağmen daha sonra anılan çeklerle sermaye borcunu aşan miktarda dava dışı 3. kişiye şirket borcu için ödemede bulunulduğu, bu ödemelerin şirket kayıtlarına da intikal ettirilip, davalı hesabına alacak ve dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti'ne borç kaydedilmek suretiyle ... İnşaat Ltd. Şti'nin cari hesabının kapatıldığı, dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti'ne yapılan ödemenin 3. şahsın borcunu ifa mahiyetinde olduğunun kabul edildiği anlaşılmıştır.
Davalı ortağın ortaklıktan çıkartılması için ikinci ana gerekçe olarak davalı adına kayıtlı taşınmaz üzerinde şirket eli ile balık üretim tesisi inşa edilmesinin planlandığı, tesisin yapım işinin bir kısmının şirket tarafından ... İnşaat Ltd. Şti.'ne verildiği ve taraflar arasında sözleşme imzalandığı, inşaatın bittiği ve yapı kullanma izin belgesi alındığı ancak, davalının inşaattan doğan davalı şirket alacağını ödemediği, başta ticari amaçlarla davalı üzerine arazinin alındığı, şirketin kullanımına bırakılmak üzere arazi üzerinde tesis yapılması istendiği, davalının kendi arazisi üzerine şirket kaynaklarından tesis inşa ettirdiği, alt taşeronun parasını ödeme işinin şirkete yüklendiği, davalının ise, şirkete ödemesi gereken inşaat bedelini hiç ödemediği gibi, üzerine tesis inşa edilen taşınmazı yakın arkadaşına, düşük bedelle muvazaalı olarak devrettiği iddiasına dayandırıldığı, mahkemece işbu iddia yönünden ise; arazinin satın alınması aşamasında alım bedeli ve arazinin maliki konumunda olan davalı ortak ile şirket arasında, arazi üzerinde inşa edilecek tesisin maliyetinin karşılanması ve sonrasında tesisin şirket tarafından belirli bir süre kullanılması hususları bakımından taraflar arasında bir sözleşme ve yazılı bir başkaca belge bulunmadığı ancak, tesisi inşa eden dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti.'nin şirket kayıtlarında cari hesabının olduğu ve bu kayıtlara göre de davalı tarafından şirket hesabına dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti.'ne 371.256,38 TL tutarında ödeme yapıldığı, kalan 1.143.881,38 TL tutarındaki inşaat bedelinin 772.625,00 TL'lik kısmının da şirket tarafından karşılandığı, şirket ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfı bulunmaması karşısında ancak aleyhe delil olarak değerlendirilebileceğinden şirketin davalıdan alacağının ispata yeterli olmadığı, şirketin ödenen inşaat giderleri tutarında vekaletsiz iş görme ve sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca arazi üzerine yapılan tesisin maliyetini karşıladığı nispette talepte bulunma hakkına sahip olduğu açık olmakla birlikte, şirketin bu alacağının lehine delil vasfı bulunmayan defter kayıtları dışında talep imkanının bulunduğu da dikkate alınarak, davalının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin istemin yerinde olmadığı, keza davalı karşı davacı ortağın çıkarılmasına yönelik bir genel kurul kararının da mevcut bulunmadığı gerekçelerine yer verildiği görülmektedir.
Oysa, öncelikle davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin alınmış bir genel kurul kararı bulunmasa da, davalı dışındaki diğer ortaklar tarafından, şirketin açtığı davaya muvafakat verildiği ve bu itibarla 6762 sayılı TTK’nın 551/3 maddesi uyarınca esas sermayenin yarısından fazlasına sahip ortakların mutlak çoğunluğunun muvafakat vermesi şartının somut olayda gerçekleştiği, davalı adına kayıtlı taşınmaz üzerine kurulan tesisin şirket adına yapıldığı hususunda taraflar arasında yazılı bir sözleşme ya da herhangi bir belge bulunmamakla birlikte davalının taşınmazı üzerindeki tesis ile birlikte kendi adına devrettiği, bu nedenle tesis için ... İnşaat Ltd. Şti’ne verildiği iddia edilen çeklerin apel borcuna mahsup edilmesinin doğru olmadığı kaldı ki, çeklerin karşılıksız olduğu gibi, çeklerle yapılan ödemelerin şirket kayıtlarına da işlendiği ve kayıtlarda sermaye borcuna mahsup edildiği kabul edilmiş ise de, şirket kayıtlarına davalı tarafından yazıldığı ve diğer ortağın ihtarıyla kayıtlardan çıkartıldığına dair itirazlar da bulunduğu ve bu itirazlar üzerinde de hiç durulmadığı ayrıca, şirket ile dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti. arasında tesis inşaatı için sözleşme yapılması ve asıl davada davacı-birleşen davada davalı ...’ın da dava dışı bu firmaya şirket adına ödeme yaptığını ileri sürerek apel borcundan mahsubunu talep etmesi karşısında, taşınmaz üzerindeki tesisin şirket adına yapıldığı da uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmakla, davalının taşınmaz üzerindeki tesisi kendi adına devredip devretmediği, şirket adına devir yapılmış ise ortaklıktan çıkarma için haklı sebep teşkil edeceği değerlendirilmeksizin, davacı tarafça davalının ortaklıktan çıkartılması için haklı sebep olarak ileri sürülen tüm iddialar incelenip, açıldığı iddia edilen hukuk ve ceza dava dosyaları da getirtilmeksizin, eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4- Asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazının incelenmesine gelince davacı tarafından mahkemece verilen 06/06/2011 tarihli tedbir kararına aykırı olarak, davalı ...’ın şirket müdürü sıfatıyla tek başına faturalar düzenleyerek şirkete ait malları 3. şahıslara sattığı iddiası ile ihtiyati tedbir kararına muhalefet suçundan sulh ceza mahkemesinde açılan kamu davasının yasa değişikliği nedeniyle kesinleşen görevsizlik kararı ile mahkemeye gönderilmesine rağmen mahkemece anılan işbu tedbire aykırılık dosyası yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmamış, bu nedenle de kararın bozulması gerekmiştir.
5- Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan bozma sebep ve şekline göre, asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin asıl davada davalı ...'ın yönetim yetkilerinin kaldırılmasına yönelik temyiz itirazları ile asıl davada davalı ... vekili ile yine asıl davada davalı-birleşen davada davacı ...Ltd. Şti. vekilinin asıl davada hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." gerekçesiyle "(1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı ..., ... ile ...Ltd. Şti. vekillerinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın asıl davada davalı ..., ... ile ...Ltd. Şti. yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen davada davacı ...Ltd. Şti. vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı ...Ltd. Şti. yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... yararına BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı- birleşen davada davalı ..., asıl davada davalı ... ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı ...Ltd. Şti. vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına" karar verilmesi üzerine verilen karara karşı davacı/birleşen dosyada davalı ... tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30/04/2019 tarihli, 2017/1666 esas ve 2019/3317 karar sayılı ilamıyla; "1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen asıl davaya yönelik tüm, birleşen davaya yönelik aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
2-Birleşen dava, davalı şirket ortağının haklı sebeplerin varlığı iddiası ile şirketten çıkartılması istemine ilişkin olup, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere bu talep iki ana sebebe dayanmaktadır. Bunlardan biri, ortağın sermaye borcunu ödememesidir. Şirketin 15/11/2009 tarihli sermaye artırımı kararı gereğince şirket sermayesinin 5.000,00 TL’den 600.000,00 TL’ye çıkartıldığı ve artırılan nakit sermayenin 1/4’ünün 07/04/2010 tarihine kadar, kalanının ise, 31/12/2011 tarihine kadar ödenmesinin kararlaştırıldığı, artırılan sermayenin davacı tarafından ödenmemesi üzerine şirketin 20/05/2011 ve 20/06/2011 tarihlerinde ödeme ihtarında bulunduğu iddia edilmiş ve davacı tarafça sermaye borcunun ödenmemesinin şirketten çıkartılması için haklı sebep olduğu ileri sürülmüş ve mahkemece de, davalı ortağın ... Şubesi’ndeki hesabından 371.256,38 TL bedelli 4 adet çeki şirket borcu için dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti. lehine tanzim ettiği, kural olarak sermaye borcunun doğrudan şirkete ödeme yapılarak ifası gerekmekle birlikte sermaye borçlusu ortak tarafından şirketin borcu için 3. kişiye yapılan ödemenin ortağın sermaye borcu ile takas edilmesinde herhangi bir engel bulunmadığı, başlangıçta ilk 1/4'lük bölümün ödenmesinde temerrüt söz konusu olmasına rağmen daha sonra anılan çeklerle sermaye borcunu aşan miktarda dava dışı 3. kişiye şirket borcu için ödemede bulunulduğu, bu ödemelerin şirket kayıtlarına da intikal ettirilip, davalı hesabına alacak ve dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti'ne borç kaydedilmek suretiyle ... İnşaat Ltd. Şti'nin cari hesabının kapatıldığı, dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti'ne yapılan ödemenin 3. şahsın borcunu ifa mahiyetinde olduğunun kabul edildiği anlaşılmıştır.
Ancak, somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK 529. maddesi şirkete karşı parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortağın şirket ortaklığından çıkarılması halini düzenlemektedir. Buna göre, sermaye koyma borcunu ödemeyen ortak noter marifetiyle ve on beş günden aşağı olmamak üzere tayin edilecek müddetlerle iki defa yapılan ihtara rağmen apel borcunu ödemez ise şirket genel kurul kararı ile ortaklıktan çıkarılabilir. Birleşen davada davacı vekili ise 6762 sayılı TTK 551/3 maddesi uyarınca muhik sebeplerin varlığı iddiasına dayalı olarak davalı ortağın ortaklıktan çıkarılmasını talep ve dava etmiştir. Bu tespitler ışığında, mahkemece birleşen davanın dayanağını oluşturan davalı ortağın haklı nedenlerle ortaklıktan çıkarılması talebinin değerlendirilmesinde, kanunda açıkça ve ayrıca yer bulan ve usulü işlemleri ayrıca düzenlenmiş bulunan davalı ortağın apel borcunu ödememesi halinde genel kurul kararı ile ortaklıktan çıkarılabileceği göz ardı edilerek, işbu iddianın da davalının haklı nedenle ortaklıktan çıkarılması talebi içeresinde inceleme konusu yapılmış bulunması doğru olmamış, birleşen davada davalı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
Öte yandan mahkemece davalı ortağın ortaklıktan çıkartılması için ikinci ana gerekçe olarak davalı adına kayıtlı taşınmaz üzerinde şirket eli ile balık üretim tesisi inşa edilmesinin planlandığı, tesisin yapım işinin bir kısmının şirket tarafından ... İnşaat Ltd. Şti.'ne verildiği ve taraflar arasında sözleşme imzalandığı, inşaatın bittiği ve yapı kullanma izin belgesi alındığı ancak, davalının inşaattan doğan davalı şirket alacağını ödemediği, başta ticari amaçlarla davalı üzerine arazinin alındığı, şirketin kullanımına bırakılmak üzere arazi üzerinde tesis yapılması istendiği, davalının kendi arazisi üzerine şirket kaynaklarından tesis inşa ettirdiği, alt taşeronun parasını ödeme işinin şirkete yüklendiği, davalının ise, şirkete ödemesi gereken inşaat bedelini hiç ödemediği gibi, üzerine tesis inşa edilen taşınmazı yakın arkadaşına, düşük bedelle muvazaalı olarak devrettiği iddiasına dayandırıldığı, mahkemece işbu iddia yönünden ise; arazinin satın alınması aşamasında alım bedeli ve arazinin maliki konumunda olan davalı ortak ile şirket arasında, arazi üzerinde inşa edilecek tesisin maliyetinin karşılanması ve sonrasında tesisin şirket tarafından belirli bir süre kullanılması hususları bakımından taraflar arasında bir sözleşme ve yazılı bir başkaca belge bulunmadığı ancak, tesisi inşa eden dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti.'nin şirket kayıtlarında cari hesabının olduğu ve bu kayıtlara göre de davalı tarafından şirket hesabına dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti.'ne 371.256,38 TL tutarında ödeme yapıldığı, kalan 1.143.881,38 TL tutarındaki inşaat bedelinin 772.625,00 TL'lik kısmının da şirket tarafından karşılandığı, şirket ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfı bulunmaması karşısında ancak aleyhe delil olarak değerlendirilebileceğinden şirketin davalıdan alacağının ispata yeterli olmadığı, şirketin ödenen inşaat giderleri tutarında vekaletsiz iş görme ve sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca arazi üzerine yapılan tesisin maliyetini karşıladığı nispette talepte bulunma hakkına sahip olduğu açık olmakla birlikte, şirketin bu alacağının lehine delil vasfı bulunmayan defter kayıtları dışında talep imkanının bulunduğu da dikkate alınarak, davalının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin istemin yerinde olmadığı, keza davalı karşı davacı ortağın çıkarılmasına yönelik bir genel kurul kararının da mevcut bulunmadığı gerekçelerine yer verildiği görülmektedir.
Öncelikle davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin alınmış bir genel kurul kararı bulunmasa da, davalı dışındaki diğer ortaklar tarafından, şirketin açtığı davaya muvafakat verildiği ve bu itibarla 6762 sayılı TTK’nın 551/3 maddesi uyarınca esas sermayenin yarısından fazlasına sahip ortakların mutlak çoğunluğunun muvafakat vermesi şartının somut olayda gerçekleştiği, davalı adına kayıtlı taşınmaz üzerine kurulan tesisin şirket adına yapıldığı hususunda taraflar arasında yazılı bir sözleşme ya da herhangi bir belge bulunmamakla birlikte davalının taşınmazı üzerindeki tesis ile birlikte kendi adına devrettiği, bu nedenle tesis için ... İnşaat Ltd. Şti’ne verildiği iddia edilen çeklerin apel borcuna mahsup edilmesinin doğru olmadığı kaldı ki, çeklerin karşılıksız olduğu gibi, çeklerle yapılan ödemelerin şirket kayıtlarına da işlendiği ve kayıtlarda sermaye borcuna mahsup edildiği kabul edilmiş ise de, şirket kayıtlarına davalı tarafından yazıldığı ve diğer ortağın ihtarıyla kayıtlardan çıkartıldığına dair itirazlar da bulunduğu ve bu itirazlar üzerinde de hiç durulmadığı ayrıca, şirket ile dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti. arasında tesis inşaatı için sözleşme yapılması ve asıl davada davacı-birleşen davada davalı ...’ın da dava dışı bu firmaya şirket adına ödeme yaptığını ileri sürerek apel borcundan mahsubunu talep etmesi karşısında, taşınmaz üzerindeki tesisin şirket adına yapıldığı da uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmakla, davalının taşınmaz üzerindeki tesisi kendi adına devredip devretmediği, şirket adına devir yapılmış ise ortaklıktan çıkarma için haklı sebep teşkil edeceği değerlendirilmeksizin, davacı tarafça davalının ortaklıktan çıkartılması için haklı sebep olarak ileri sürülen tüm iddialar incelenip, açıldığı iddia edilen hukuk ve ceza dava dosyaları da getirtilmeksizin, eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerektiği anlaşılmıştır." gerekçesiyle ; "(1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin asıl davaya yönelik tüm, birleşen davaya yönelik sair karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin birleşen davaya yönelik karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 20.12.2016 tarihli, 2015/12831 Esas-2016/971 Karar sayılı bozma ilamı (3) nolu bendinin çıkarılarak yerine 30.04.2019 tarih 2017-1666 E 2019-3317 K sayılı işbu ilam (2) nolu bendinin eklenmesine, mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA" karar verilmesi üzerine dosya, mahkememizin 2019/513 esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı ...Limited Şirketi tarafından 20/05/2011 tarihinde davalılar ... ile ... aleyhine yapı ipoteği tanınması ve tescili ile inşaat sebebi ile doğan 750.000,00-TL alacağın, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla dava açıldığı, mahkemenin 22/05/2014 tarihli, ... esas ve ... karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, verilen kararın 22/05/2014 tarihinde davacı vekili tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 04/03/2015 tarihli, 2014/6306 esas ve 2015/1159 karar sayılı kararıyla temyiz itirazlarının reddine ve mahkeme kararının onanmasına karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekili tarafından 30/03/2015 tarihinde karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 20/01/2016 tarihli, 2015/2744 esas ve 2016/322 karar sayılı ilamıyla karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmesi üzerine mahkeme kararının da 20/01/2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...(yeni ticaret mahkemelerinin kurulması dolayısıyla dosyanın aktarılması öncesi .... Asliye Ticaret Mahkemesinin...)esas sayılı dosyasının incelenmesinden; davacı ...Limited Şirketi tarafından 17/05/2011 tarihinde davalı ... aleyhine, şirketin davalı tarafa 1.500.000,00-TL bedelli 2 adet bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebiyle dava açıldığı, mahkemenin 06/02/2012 tarihli, ... esas ve 2012/28 karar sayılı kararıyla, şirket ortaklarının davaya muvafakatının sağlanmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, söz konusu kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 11/07/2012 tarihli, 2012/6942 esas ve 2012/11624 karar sayılı ilamıyla temyiz itirazlarının reddine ve mahkeme kararının onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/... soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinden; müşteki ... tarafından 11/08/2011 tarihinde şüpheli ... aleyhine mahkememizin 06/06/2011 tarihli ihtiyati tedbir kararına muhalefet suçu isnadıyla suç duyurusunda bulunulduğu, başsavcılık tarafından 09/10/2012 tarihli ve şüphelinin cezalandırlması talepli iddianame düzenlenmesi neticesinde dosyanın, .... Sulh Ceza Mahkemesinin ... esas sırasına kaydedildiği, mahkemenin 22/10/2012 tarihli, ... esas ve ... karar sayılı kararıyla, 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 398 maddesi uyarınca mahkemelerinin görevsizliğine karar verildiği ve verilen kararın itiraz edilmeksizin 28/11/2012 tarihinde kesinleştiği, dosyanın İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderildiği, akabinde disiplin hapsi için ayrı bir esas açılıp açılmayacağı hususunda Adalet Bakanlığı'ndan görüş sorulduğu, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 18/05/2012 tarihli yazısı doğrultusunda dosyanın, tevzi edilmeksizin mahkememiz dosyası arasına gönderildiği anlaşılmıştır.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/... soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinden, müşteki ... tarafından, sanıklar ..., ..., ... ve ... aleyhine dolandırıcılık ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçları isnadıyla şikayette bulunulduğu, başsavcılığın 21/05/2012 tarihli iddianamesi neticesinde yargılamanın .... Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülmeye başlandığı, mahkemenin 27/11/2013 tarihli, 2012/298 esas ve 2013/478 karar sayılı kararıyla, sanıkların üzerlerine atılı suçları işledikleri sabit olmadığından, CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine karar verildiği, verilen kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 09/12/2019 tarihli, 2017/34072 esas ve 2019/14468 karar sayılı ilamıyla; "...hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu sübut bulduğu halde delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek mahkumiyeti yerine beraatine hükmedilmesi..." gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi üzerinde dosyanın, mahkemenin ... esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam olunduğu, mahkemenin 12/01/2021 tarihli, ...sayılı kararıyla; "Sanık ...'a yüklenen Güveni Kötüye Kullanma suçunun sabit olduğu vicdani kanısına varıldığından eylemine uyan 5237 Sayılı TCK.155/2 maddesi gereğince (TCK 61/1 maddesindeki kıstaslar çerçevesinde yapılan değerlendirmeye göre; suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri dikkate alınarak alt sınırdan takdiri oranda uzaklaşılmak suretiyle) takdiren ve artırılarak 4 yıl hapis ve 1.600 gün adli para cezasına mahkumiyetine", "Şartları oluşmadığından TCK’nın 168/1-2. maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,", "Sanığın eylemden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceğine olası etkileri dikkate alınarak TCK. 62/1. Maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 3 yıl 4 ay hapis ve 1.333 gün adli para cezasına mahkumiyetine,", "Sanığa doğrudan verilen adli para cezasının TCK 52/2. maddesi gereğince 1 tam günü ekonomik durumuna göre 20 TL.ndan hesaplanarak 1.333 gün karşılığı 26.660 TL adli para cezasına mahkumiyetine,", "Sanığın neticeten 3 yıl 4 ay hapis ve 1.333 gün karşılığı 26.660 TL adli para cezasına mahkumiyetine,", "TCK.52/4. Maddesi gereğince sanığa verilen adli para cezasının miktarı dikkate alınarak aylık 20 eşit taksitler halinde sanıktan tahsiline, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının bir defada tahsiline, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği konusunda sanığın uyarılmasına, (sanık uyarıldı)" ve "Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan duruma göre TCK 53. maddesindeki kısıtlılıkların uygulanmasına," karar verildiği, verilen kararın temyiz edildiği ve halen temyiz incelemesinde olduğu anlaşılmıştır.
.... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden; ... tarafından ...Limited Şirketi aleyhine kira alacaklarının tahsili talebiyle İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün 2012/11444 esas sayılı dosyasından örnek 13 ödeme emri gönderildiği, şirket tarafından ödeme emrine itiraz edilmediği gibi 30 günlük yasal süre içinde de takip konusu kira bedellerini ödemeyerek temerrüde düştüğü, bu kapsamda kiralanın tahliyesi talebiyle .... İcra Hukuk Mahkemesine başvurulduğu, mahkemenin 12/12/2012 tarihli, ... esas ve 2012/1108 karar sayılı kararıyla davanın kabulü ile davalının tahliyesine karar verildiği anlaşılmıştır.
... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... değişik iş sayılı dosyasının incelenmesinden; tespit talep eden ... tarafından 01/07/2013 tarihinde karşı taraf ... aleyhine 06/06/2011 tarihinden itibaren yapılan mide hasatının miktarının ve piyasa değerinin, hasadı karşı tarafça yapılan midyelerin yerine ekilen midye olup olmadığı, midye halatlarının kesilip kesilmediğinin; kesilmiş ise şirkete zararının ne miktarda olduğunun, karşı tarafın bu eyleminin şirkete olan maliyetinin ve karşı tarafça meydana getirilen zararın ürün, malzeme ve işçilik dahil olmak üzere tespitinin talep edildiği, dosya kapsamında mahallinde keşif yapılarak su ürünleri yüksek mühendisi ve biyolog bilirkişilerden oluşan heyetten rapor tanzim edildiği anlaşılmıştır.
... Cumhuriyet başsavcılığının 2014/3 sayılı soruşturma dosyasının incelenmesinden; şikayetçi ... tarafından şüpheliler ..., ... aleyhine, mahkememizin 06/06/2011 tarihli ihtiyati tedbir kararına muhalefet edilmesi nedeniyle paydaş ile malik olunan mal üzerinde hırsızlık suçu isnadıyla şikayette bulunulduğu, başsavcılık tarafından 08/01/2014 tarihinde şüphelilerin TCK'nın 144/1-a maddesi gereğince cezalandırılmaları ve TCK'nın 53/1. maddesi gereğince şüpheliler hakkında güvenlik tedbirlerinin uygulanması talepli iddianame düzenlendiği, söz konusu dosyanın Erden Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/39 esas sırasına tevzi edildiği, mahkemenin 04/07/2014 tarihli celsesinde 6545 sayılı yasanın 84. maddesi gereği, 5320 sayılı yasanın eklenen geçici 6. maddenin 7. fıkrası gereği dosyanın asliye ceza mahkemesine devredilmesine karar verilmesi üzerine dosyanın, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sırasına tevzi edildiği, mahkemenin 25/12/2015 tarihli celsesinde sanıkların ayrı ayrı beraatine karar verildiği, verilen kararın ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 09/02/2021 tarihli, 2020/7032 esas ve 2021/1814 karar sayılı ilamıyla sanık ... hakkında kurulan beraat hükmünün bozulmasına ve diğer sanıkların beraat hükümlerinin ise onanmasına karar verilmesi üzerine dosya, mahkemenin 2021/293 esas sırasına kaydedilerek sanık ... yönünden yargılamaya devam olunduğu, mahkemenin 19/07/2022 tarihli kararıyla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyaları kapsamında takipsizlik kararı verildiği, yapılan itirazlar neticesinde de itirazların reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkememiz dosyası kapsamında davacı/karşı davalı ... tarafından davalılar ..., ... ve ...Limited Şirketi aleyhine ihtiyati tedbir talepli olarak açmış olduğu dava üzerine, Mahkememizin 06/06/2011 tarihli ara kararı ile; "Davacının kayyım atanması ve ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulü ile, TTK 540. maddesi uyarınca müdür atanmadığı sürece tüm ortaklar müdür yetkisini haiz bulunmakla şirket müdürlerinden herhangi ikisinin şirketi müşterek imza ile temsil ve ilzamına ilişkin 18/05/2011 tarih 2011/2 sayılı Ortaklar Kurulu Kararı'nın tedbiren yürürlüğünün durdurularak, şirket ortakları davacı ... ile davalılar ... ve ...'ün her üçünün birlikte ticaret ünvanı veya kaşesi altında atacakları müşterek imzaları ile şirketi temsil ve ilzamına, hisse devirlerinin tedbiren önlenmesine," karar verildiği, söz konusu karara karşı taraflarca değişik tarihlerde itiraz edilerek kararın kaldırılması, şirkete kayyım tayin edilmesi talebinde bulunulduğu, bu taleplerin Mahkememizce reddine karar verildiği, Mahkememizin 19/02/2015 tarihli, ... esas ve 2015/118 karar sayılı kararıyla; "Davalı şirketin 18/05/2011 tarih ve 1 sayılı ortaklar kurulu kararının butlanının tespiti ile bu nedenle kararın İPTALİNE", "Davacının davalıların ortaklıktan çıkarılmasına dair talebinin aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE "Şirketin fesih ve tasfiyesine dair talep geri alınmış olmakla bu yönden esas hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA", "Davacı tarafın, davalıların yönetim yetkilerinden azillerine dair talebi yerinde görülmediğinden REDDİNE" ve birleşen davanın reddine karar verildiği, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/12/1016 tarihli, 2015/12831 esas ve 2016/9741 karar sayılı ilamı ve 30/04/2019 tarihli, 2017/1666 esas ve 2019/3317 karar sayılı karar düzeltme ilamıyla asıl dava yönünden; "Davacıya, iptali istenen ortaklar kurulu toplantısı için çağrı yapıldığı, buna ilişkin taahhütlü mektubun, PTT takip sorgulama sayfalarının sunulduğu yolundaki davalı savunmalarının araştırılması gerektiği" ve "Davalı ... hakkında, 06.06.2011 tarihli tedbir kararına muhalefet iddiası ile açılan kamu davası, kanun değişikliği sebebiyle, sayın Mahkemeye gelmiş ancak bu konuda bir karar verilmemiş olması" gerekçeleriyle bozulmasına karar verildiği, ayrıca Mahkememizin 06/06/2011 tarihli ihtiyati tedbir ara kararından sonra, davacı/müşteki ... vekili tarafından 11/08/2011 tarihli dilekçe ile, davalı ...'ın, Mahkememizin 06/06/2011 tarihli ihtiyati tedbir kararına 01/07/2011 tarihi itibariyle muhalefet ettiğinden bahisle 1086 Sayılı HUMK 113/A, 5237 Sayılı TCK 43. maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayete bulunulduğu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılan soruşturma sonunda, 09/10/2012 tarih ve 2012/26970 iddianame numaralı iddianamesiyle, şüpheli ...'ın 1086 Sayılı HUMK 113/A, 5237 Sayılı TCK 53/1-a-b maddeleri gereğince cezalandırılması amacıyla dava açıldığı, .... Sulh Ceza Mahkemesi'nin 22/10/2012 tarih ve .... Sayılı kararı ile, 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 398. maddesi uyarınca açılan dava ile ilgili olarak ihtiyati tedbir kararını veren .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle 5271 Sayılı CMK'nun 3 ve devamı maddeleri gereğince Mahkemelerinin görevsizliğine, dosyanın .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildiği, kararın 28/11/2012 tarihinde kesinleşmesi üzerine dosyanın Mahkememize gönderildiği, mahkememizin 02/12/2021 tarihli celsesinde "Davalı ... vekiline, müvekkilinin açık adresini mahkememize bildirilmesi için 2 haftalık süre verilmesine, adres bildirildikten sonra ihtiyati tedbir kararına muhalefet suçu yönünden değerlendirme yapılarak gerekli ara kararların oluşturulmasına" karar verildiği, davalı/karşı davacı ... ...'ın adresinin, vekili tarafından 16/12/2021 tarihli dilekçe ile bildirilmesi üzerine, Mahkememizin 06/01/2022 tarihli ara kararı ile; "Davacı/karşı davalı ... tarafından 11/08/2011 tarihli şikâyet dilekçesi ile davalı/karşı davacı ... hakkında ihtiyati tedbire muhalefet suçundan cezalandırılması için şikayette bulunulması nedeniyle, davalı/karşı davacı ... adına, 6100 Sayılı HMK'nun 398/2. maddesi gereğince, savunma ve delillerini duruşma gününe kadar bildirmesi ve 07/04/2022 tarihli duruşmaya gelmediği takdirde yargılamaya yokluğunda devam edilerek karar verileceği ihtarını içerir ve davacı/karşı davalı vekilinin 11/08/2011 tarihli şikayet dilekçesi ekli davetiye gönderilmesine" karar verildiği, ilgili davetiyenin kendisine tebliğe edildiği, mahkememizin 07/04/2022 tarihli celsesinde davalı/karşı davacı ...'ın beyanının alındığı, mahkememizin 08/06/2023 tarihli celsesinde, davalı ... hakkında yapılan şikâyetin reddine karar verildiği, mahkememizin 08/06/2023 tarihli celsesinde, davalı/karşı davacı ... vekili, davacı/karşı davalı ...'ın ihtiyati tedbir kararına muhalefet ettiğine ilişkin dosyaya sundukları 31/05/2013 tarihli ve mahkememizin 03/06/2013 havale tarihli dilekçesini dosyaya elden sunmuş, mahkememizce davacı/karşı davalı ... adına, 6100 sayılı HMK'nın 398/2. maddesi gereğince, savunma ve delillerini duruşma gününe kadar bildirmesi ve 09/11/2023 tarihli duruşmaya gelmediği takdirde yargılamaya yokluğunda devam edilerek karar verileceği ihtarını içerir ve davalı/karşı davacı vekilinin 08/06/2023 tarihli celsesinde sunmuş olduğu şikayet dilekçesi ekli davetiye gönderilerek 18/07/2023 tarihinde tebliğ edildiği, mahkememizin 28/11/2024 tarihli ara kararı ile asıl davada davalı/karşı davada davacı ...'ın, ihtiyati tedbire muhalefet nedeniyle cezalandırılması talebinin reddine karar verildiği, yine mahkememizin 25/11/2019 ve 27/11/2019 tarihli ara kararları ile davacı-birleşen dosya davalısı ...'a belirli işlemlerin yapılması konusunda kısmi yetki verildiği, verilen bu ara kararlarına karşı yapılan itirazların Mahkememizin 18/12/2019 tarihli ara kararı ile reddedildiği, bu ara kararından sonra da taraf vekillerince ihtiyati tedbirin kaldırılması, kendilerine münferiden yetki verilmesi yönünde taleplerde bulunulduğu, mahkememizin 21/09/2021 tarihli ara kararı ile; taraf vekilleri adına davetiye çıkarılarak, ihtiyati tedbir olarak davalı karşı davacı ...Ltd. Şti'ne dava sonuçlanıncaya kadar kayyım atanması hususu ile ilgili olarak beyanda bulunmak, var ise üzerinde anlaştıkları kayyım adayını bildirmek üzere ara kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre verilmesine, ihtiyati tedbir ile ilgili taleplerin taraf vekillerinin beyanları alındıktan sonra oluşturulacak ara kara ile değerlendirilmesine" karar verilerek taraflara tebliğ edildiği, davacı/karşı davalı ... vekili 10/10/2021 tarihli dilekçesi ile, şirket tüm malvarlığını kaybettikten sonra kayyım atanmasının şirkete hiç bir katkı sağlamayacağını beyan ederek, şirketin temsil ve ilzamı yönünden müvekkiline yetki verilmesini talep ettiği, davalı/karşı davacı ... vekili 11/10/2021 tarihli dilekçesi ile, temsil yetkisinin müvekkiline verilmesini talep ettiği, asıl davada davalı ... vekili 11/10/2021 tarihli dilekçesi ile, kayyım atamasının şirkete olumlu yönde bir katlı sağlamayacağını beyan ederek, şirketin temsil ve ilzamı yönünden davalı/karşı davacı ...'a yetki verilmesini talep ettikleri, mahkememizin 23/11/2021 tarihli ara kararı ile; "Davanın açılması üzerinden uzun zaman geçmiş olması, Mahkememizin 06/06/2011 tarihli ara kararı ile; 18/05/2011 tarih 2011/2 sayılı Ortaklar Kurulu Kararı'nın tedbiren yürürlüğünün durdurularak, şirket ortakları davacı ... ile davalılar ... ve ...'ün her üçünün birlikte ticaret ünvanı veya kaşesi altında atacakları müşterek imzaları ile şirketi temsil ve ilzamına, hisse devirlerinin tedbiren önlenmesine karar verilmişse de, şirketin 3 ortağının bir araya gelerek işlem yapmalarının dava süreci de nazara alındığında mümkün bulunmadığının açık olması, bu durumun şirketin menfaatini olumsuz yönde etkilemekte olması dikkate alındığında söz konusu ihtiyati tedbirin kaldırılması gerektiği değerlendirilmiştir. Taraflar arasındaki anlaşmazlıklar, şirket ortakları ... ile ... hakkında ceza mahkemelerince verilen kararlar ve kararların içeriği dikkate alındığında da şirket ortaklarından herhangi birisine münferiden şirketi temsile yetki verilmesinin de yerinde olmayacağı anlaşılmıştır." gerekçesiyle "Davalı-karşı davacı ...Limited Şirketi'ne ... T. C. Kimlik Nolu Mali Müşavir ...' in KAYYIM OLARAK ATANMASINA" karar verildiği, davacı/Karşı davalı vekili 06/12/2021 havale tarihli dilekçesi ile, şirketin temsil ve ilzamı yönünden, müvekkiline yetki verilmesini; bu taleplerinin mahkememizce kabul görmemesi durumunda şirket adına; vekil tayin ve azle, personel işe almaya ve iş akitlerini sonlandırmaya, vergi daireleri, ticaret sicil ve SGK'da tahditsiz temsile, bankalarda yeni hesaplar açmaya ve hesaplarda tahditsiz yetkiye ve davalı tarafından 10 yıldır alıkonulan şirket kıymetli evraklarının yenilenmesi hususları ile sınırlı olmak üzere yetkilendirilmesini talep ettiği, mahkememizin 02/12/2021 tarihli celsesinde iş bu talebin incelenerek gerekir ise celse arasında ara kararı oluşturulmasına karar verilmiş, mahkememizce kurulan 06/01/2022 tarihli ara karar ile iş bu talebin, 6100 sayılı HMK'nun 394/4 maddesi gereğince duruşmada değerlendirilmesi ile mürafaanın 20/01/2022 günü saat 14:55'te yapılmasına karar verilmiş, mahkememizce görülen 20/01/2022 tarihli mürafaa ile taraf beyanları alınmış, davacı/karşı davalı tarafın 06/12/2021 havale tarihli dilekçesi ile tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle mahkememizin 20/01/2020 tarihli ara kararı ile; "Davacı-karşı davalı ... tarafından Mahkememizin 23/11/2021 tarihli, ...Ltd. Şti.'ne kayyım tayinine yönelik ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan İTİRAZIN REDDİNE," karar verildiği, kayyım ... tarafından sunulan 14/01/2022 tarihli dilekçe ile, mahkememiz dosyasında oluşturulan ara karar gereği aylık 3.000,00-TL kayyım ücretinin, mahkememiz dosyasından veya harici olarak tarafına ödenmediğini beyan ettiği, davalı/karşı davacı ... vekilinin 02/03/2022 tarihli dilekçesi ile, mahkememiz dosyası kapsamında davalı/karşı davacı şirket ...Limited Şirketi'ne kayyım atanmasına ilişkin 23/11/2021 tarihli ara kararın 4. maddesi uyarınca aylık 3.000,00-TL kayyım ücretinin, şirket bütçesinden ödenmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkili tarafından ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, mahkememizin 20/03/2022 tarihli ara kararı ile; "Mahkememizin 23/11/2021 tarihli ara kararının 4. maddesindeki, kayyım ücretinin davalı-karşı davacı ...Limited Şirketi tarafından karşılanmasına yönelik kararın KALDIRILMASINA," ve "Mahkememizin 23/11/2021 tarihli ara kararı ile belirlenen 3.000,00-TL kayyım ücretinin, ara karar tarihinden(23/11/2021) itibaren davalı-karşı davacı ... tarafından karşılanmasına," karar verilmiş, davalı-karşı davacı ... vekili tarafından kayyım ücretinin, Mayıs(dahil) ayına kadar karşılanmış olduğu anlaşıldığından mahkememizin 07/10/2022 tarihli ara kararı ile; "Davalı-karşı davacı ... vekiline, Haziran ayı ve sonraki aylara ilişkin kayyım ücretini doğrudan kayyıma ödeyerek ilgili dekontu mahkememiz dosyasına ibraz etmek, veya mahkememiz dosyası kapsamına depo etmek üzere 2 haftalık süre verilmesine," karar verildiği, kayyım ... tarafından sunulan 12/05/2023 tarihli dilekçe ile; 23/11/2021 tarihli duruşmada yönetim kayyımı olarak mahkememizce takdir edilen aylık 3.000,00-TL kayyım ücretine dair 12.000,00-TL 20/04/2022 tarihinde ve 3.000,00-TL 27/09/2022 tarihinde olmak üzere toplam 15.000,00-TL 5 aylık kayyım ücreti ödendiğini, Mayıs 2022 dönemi sonrası kayyım ücretlernin ödenmediğini, şirketin gelirinin bulunmaması, gerekli olan iş ve işlemlerin yapılabilmesi yönünde ortakların dahilinin olmaması sebepleriyle mahkememiz dosyasındaki yönetim kayyımı görevinden affını talep ettiği, mahkememizce 08/06/2023 tarihli celsede tarafların beyanları alınmış ve "Mahkememizin 23/11/2021 tarihli ara kararı ile ...Limited Şirketi'ne kayyım atanmasına, kayyım olarak ...'in atanmasına karar verilmiş, kayyım için aylık 3.000,00-TL ücret takdir edilmiş, ücretin de ...Limited Şirketi'nce karşılanmasına karar verilmiştir. ...Limited Şirketi tarafından kayyım ücretinin ödenmemesi üzerine, davalı/karşı davacı ... tarafından, kayyım ücretinin kendisi tarafından ödeneceğinin beyan edilmesi üzerine, Mahkememizce 20/03/2022 tarihli ara kararı ile kayyım ücretinin davalı/karşı davacı ... tarafından ödenmesine karar verilmiş ve davalı ... tarafından 5 ay kayyım ücreti ödenmiştir. Ancak sonrasında yaklaşık 1 yıl boyunca kayyım ücreti ödenmemiştir. Taraf vekilleri Mahkememizin 08/06/2023 tarihli duruşmadaki beyanları ile de, kayyım ücretini yatırmak istemediklerini belirtmişlerdir. Mahkememizce, kayyım için takdir edilen ücretin, gerek kendisine kayyım atanan ...Limited Şirketi, gerekse davacı ve davalılar tarafından ödenmemesi ve ödenmek istenmemesi..." gerekçesiyle "Mahkememizin 23/11/2021 tarihli ara kararı ile ...Limited Şirketi'ne kayyım olarak atanan ...'in istifasının KABULÜNE, istifanın kabul edildiğine ilişkin kararın İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne bildirilmesine" ve "Mahkememizin 23/11/2021 tarih ve 2019/513 E. sayılı, davalı/karşı davacı ...Limited Şirketi'ne kayyım atanmasına ilişkin kararın KALDIRILMASINA" karar verildiği, davacı/Karşı davalı ..., 14/06/2023 havale tarihli dilekçesi ile, şirket yönetimine dair temsil, imza ve yönetim yetkisinin dava kesinleşinceye kadar tedbiren tarafına verilmesini; mahkememizin aksi kanaatte olması durumunda tedbir yolu ile davalı/karşı davacı ... ve asıl davada davalı ...'ün imza yetkilerinin kaldırılmasını; ya da masrafı şimdilik kendisi tarafından sonradan haksız çıkacak taraftan karşılanmak üzere aynı şartlarla kayyım atanmasını; ya da kayyım kararından önceki tedbir kararı ile müşterek 3 imza ile temsil yönününde karar verilmesini talep etmiş, mahkememizin 22/06/2023 tarihli kayyım atama talebinin değerlendirilmesine ilişkin ara kararı ile; "Davacı/Karşı davalının, ...Limited Şirketi'ne kayyım atanması talebinin KABULÜ ile, davalı/karşı davacı ...Limited Şirketi'ne ... T.C. Kimlik Numaralı mali müşavir ...'ın YÖNETİM KAYYIMI OLARAK ATANMASINA" karar verilmiş, kayyım ... tarafından sunulan 31/10/2024 tarihli dilekçe ile, mahkememiz tarafından görevlendirilmesi akabinde dava tarafları ve taraf vekillerine defaatle ulaşmak istemesine rağmen, tüm taraflar ve vekillerinin geri dönüş yapmadıklarını, mahkememizce takdir edilen kayyımlık ücretinin de bugüne kadar kendisine ödenmediğini, kayyım olarak görevlendirildiği şirketin halihazırda faal olmaması, şirketin gelirinin bulunmaması, gerekli olan iş ve işlemlerin yapılabilmesi yönünde ortakların dahilinin olmaması nedenleriyle, yönetim kayyımı görevinden affını ve görevinin sonlandırılmasına ilişkin ticaret sicili müdürlüğüne bildirim yapılmasını talep ettiği, mahkememizin 28/11/2024 tarihli celsesinde; "Mahkememizin 22/06/2023 tarihli ara kararı ile, ...Limited Şirketine kayyım olarak atanan ...'ın istifasının kabulüne; istifanın kabul edildiğine ilişkin kararın İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne bildirilmesine" karar verildiği, mahkememizin 28/11/2024 tarihli kararı ile; "Mahkememizin 22/06/2023 tarih ve 2019/513 esas sayılı davalı/karşı davacı ...Limited Şirketine kayyım atanmasına ilişkin kararının kaldırılmasına" karar verildiği anlaşılmıştır.
Mali müşavir ... ve ticaret hukuku öğretim üyesi Prof. Dr. ...'dan oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 30/10/2024 tarihli rapor ile; davalı şirketin 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış
tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı, fakat yevmiye defterlerinin kapanış tasdikinin
yaptırılmadığı, 2010 yılına ilişkin yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış tasdikinin ve
yevmiye defteri kapanış tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı, ticari
defterlerin sahibi lehine delil niteliği hususundaki takdirin mahkememize ait olduğu,
2008 yılına ilişkin olarak davalı şirketin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla
ortaklarından olan alacak tutarlarının(apeli yapılmış sermaye alacağı, kredi alacağı vb.)
izlendiği 131 ortaklardan alacaklar hesabı ile esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri
dolayısıyla (ödünç alma ve benzer nedenlerle) ortaklara borçlandığı tutarların izlendiği 331
ortaklara borçlar hesabında herhangi bir işlem bulunmadığı, 2009 yılına ilişkin olarak 131 Ortaklardan Alacaklar Hesabında işlem bulunmadığı, 331 ortaklara
borçlar hesabında ise çeşitli tarihlerde davacı ...’a yıl içinde 9.743,05-TL alacak, davalı ...’a 70.061,06-TL alacak kaydedildiği, kasım ve
aralık ayında yapılan ödemelerle anılan tutarlarda borç kaydedildiği, dolayısıyla ortakların
31.12.2009 tarihindeki cari hesaplarının kapalı olduğu, 2010 yılına ilişkin olarak 131 ortaklardan alacaklar hesabında işlem bulunmadığı, 331 ortaklara
borçlar hesabında ise çeşitli tarihlerde davacı ... ve davalı ...
... cari hesabına kaydedilen işlemler sonucunda 331.01.001 alt hesabında izlenen
...’ın 31.12.2010 tarihi itibarıyla 804.378,51-TL alacaklı olduğu, söz
konusu bakiyenin 450 numaralı yevmiye kapanış maddesinde ve envanter defterinin 4.
sayfasında davalı ortak cari hesabı karşısında aynen yer aldığı, 331.01.002 alt hesabında izlenen
...’ın alacak bakiyesinin bulunmadığı,
davalı şirketçe dava dışı ... adına keşide edilen ve davalı ...
... tarafından aval verilen 15.12.2010 keşide tarihli, 30.03.2011 vadeli, 1.500.000,00-TL bedelli ve 30.04.2011 vadeli, 1.500.000,00-TL bedelli bonolara ilişkin herhangi bir kaydın mevcut olmadığı, 31.12.2010 tarihli yevmiye kapanış maddesinde 321 borç senetleri hesabının yer almadığı,
bonoların keşide edildiği ...’in herhangi bir bakiyesinin bulunmadığı,
davacı üzerinde kayıtlı olan ... ilçesi, İlhan köyü, ... mevkii, 66 parseldeki gayrimenkul
üzerine inşa edilecek olan midye üretim tesisi yapım işini üstlenen ... İnşaat Taahhüt Sanayi Limted Şirketine,
inşaatın 23.12.2010 tarihinde bitmiş olmasına karşılık davalı şirketçe ödeme yapılmadığı iddia
edilmesine rağmen, 31.12.2010 tarihli yevmiye kapanış maddesinde, 126 verilen depozito ve
teminatlar hesabının 126.01.005 kodlu ve ... İnşaat Taah. San. adlı alt hesabında
772.625,00-TL borç bakiyesinin bulunduğu, yani dava dışı ... İnşaat Taahhüt Sanayi Limted Şirketine davalı şirket
tarafından bir işin yapılmasının üstlenilmesi amacıyla 772.625,00-TL tutarında ödeme yapıldığı, 31.12.2010 tarihli ve 450 numaralı yevmiye maddesinin incelemesinde 250 arazi ve arsalar
hesabının yer almadığı, 258 yapılmakta olan yatırımlar hesabının 258.01 ... ... Köyü
Yatırımları alt hesabında 1.006.375,85-TL tutarından borç bakiyesinin bulunduğu,
davalı şirketin 18.05.2011 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin olarak ... ...
...’a yapılan çağrının, eski yerleşim yerine yapılması sebebiyle kural olarak usule
aykırı olduğu, usule aykırı çağrının yaptırımının iptal edilebilir olduğu, ancak 18.05.2011
tarihli genel kurul toplantısında alınan kararın iptalini gerektirecek bir hususun tespit
edilemediği,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30/04/2019 tarihli, 2017/1666 esas ve 2019/3317 karar sayılı kararıyla ... ...
...’ın sermaye borcunu ifa etmediğinin tespit edildiği, sermaye borcunun ifa
edilmemesi üzerine şirket tarafından 20.05.2011 ve 20.06.2011 tarihlerinde ödeme ihtarında
bulunulduğu, 6762 sayılı TTK'nın 529/2. maddesi uyarınca noter marifetiyle ve on beş günden aşağı
olmamak üzere tayin edilecek müddetlerle iki defa yapılan ihtara rağmen sermaye koyma
borcunu ödemeyen ortağın şirketten çıkarılabileceği, apele rağmen sermaye borcunun
ödenmemesi üzerine ortağın, genel kurul kararıyla şirketten çıkarılabileceği, somut olayda bir
genel kurul kararı bulunmadığı, bununla birlikte Yargıtayın 6762 sayılı TTK'nın 551/3 . maddesine ilişkin
ifadeleri dikkate alındığında, davalı dışındaki diğer ortaklar tarafından, şirketin açtığı davaya
muvafakat verilmesi sebebiyle 6762 sayılı TTK'nın 529. maddesi gereği ortaklıktan çıkarılabileceği,
6762 sayılı TTK'nın 551/3. maddesi uyarınca haklı sebebin varlığı halinde genel kurul kararıyla şirketten
çıkarılabileceği, somut olayda bir genel kurul kararı bulunmadığı, bununla birlikte Yargıtayın içtihadı uyarınca davalı dışındaki diğer ortaklar tarafından, şirketin açtığı davaya muvafakat
verilmesi sebebiyle asıl davada davacı/birleşen(karşı) davada davalı ...’ın
6762 sayılı TTK'nın 551. maddesi uyarınca ortaklıktan çıkarılabileceği, ...
aleyhine ceza veya hukuk mahkemelerince verilen bir kararın bulunmadığı, ...’a ait taşınmaz üzerinde kurulan tesis için ...’ın tesisi kuran
... İnşaat Taahhüt Sanayi Limted Şirketine yaptığı ödemeleri sermaye borcuna mahsup ettiği, her ne kadar şirketle
... arasında taşınmaza ilişkin bir sözleşme ilişkisi ispat edilemese de, bu
hususun, şirket ile ortağı ... arasında bir ilişkinin bulunduğu izlenimi
vermekte olduğu, bu halde ...’ın şirkete ilgili bedeli geri ödememesi ve
taşınmazı üzerinde davalı şirket lehine bir hak tanımaması hususları ...’ın şirketten çıkarılması bakımından bir haklı sebep olarak görülebileceği,
...’ın, şirket kaynaklarından kendi taşınmazı üzerinde tesis inşa
etmesinin de haklı sebep bakımından değerlendirilmesi gerektiği, şirket sermayesi 600.000,00-TL
iken ... İnşaat Taahhüt Sanayi Limted Şirketine 772.625,00-TL tutarında bir ödeme yapıldığı, söz konusu miktarın
şirketin mali yapısını olumsuz yönde etkileyeceğinin açık olduğu, bu bedelin şirket kayıtlarında
ortağa borç olarak kaydedilmediği, ancak yapılan ödeme karşısında şirkete sağlanan bir
menfaatin de bulunmadığı, açıklamalar bağlamında ... tarafından şirket
kaynaklarının kişisel menfaati için kullanıldığı, bu husus ise ...’ın
şirketten çıkarılması için haklı sebep olarak görülebileceği, ... tarafından taşınmazın şirket adına devredilmesi varsayımının da
haklı sebep bakımından ele alınması gerektiği, taşınmaz üzerindeki tesis için 371.256,38-TL+
1.143.881,38-TL tutarında ödeme yapıldığı, taşınmaz üzerindeki tesisin de şirketin faaliyet
konusu bakımından da önem arz ettiği, ancak taşınmazın devrine rağmen şirket lehine tanınan
bir menfaatin bulunmadığı veya bir bedelin ödenmediği, dolayısıyla bu hususun da ...
... ...’ın şirketten çıkarılması bakımından haklı sebep olarak görülebileceği tespit edilmiştir.
Asıl dava bakımından yapılan değerlendirmede; asıl davada davacı ...'ın taleplerinden birisi davalılar ... ve ...'ün şirket ortaklığından çıkarılmalarına ilişkin bulunmaktadır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 Sayılı eTTK 551/3. Maddesi dikkate alındığında, davacının, şirket ortaklarının ortaklıktan çıkarılması talebi bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, ortağın şirketten çıkarılması istemiyle dava açma hakkının münhasıran şirket tüzelkişiliğine ait olduğu anlaşıldığından, asıl davada davacı ... tarafından davalılar ... ve ...'ün ortaklıktan çıkarılmaları talebiyle açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Asıl davada davalı ...’ün yönetim yetkilerinin kaldırılmasına yönelik talep bakımından yapılan değerlendirmede; yönetim yetkilerinin azil sebebi olarak diğer davalı ...’ın kayınbiraderi olan dava dışı üçüncü şahsa şirket adına iki adet bono düzenlenmesi ve anılan bonolar uyarınca da şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayanılmış olup, davalı ...’ün işbu eylemle bir ilgisinin bulunmadığı ve hatta bonoların düzenlendiği tarihte ortak bile olmadığı anlaşılmakla, davacı ... tarafından davalı ...'ün yönetim yetkilerinden azli talebiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir. bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Asıl davadaki bir diğer talep olan, şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin olarak, bu yöndeki talep davacı tarafça geri alınmış olup, bu talebe karşın davalı tarafın da bir itirazı bulunmadığından, şirketin fesih ve tasfiyesine dair talep yönünden esas hakkında hüküm kurulması da mümkün olmadığından davacı tarafın geri alınan fesih ve tasfiye istemi yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmuştur.
Asıl davadaki 18/05/2011 tarih ve 1 sayılı Ortaklar Kurulu Kararına yönelik talep bakımından yapılan değerlendirmede; asıl davada davacı tarafça ortaklar kurulu kararının kendisinin bilgi ve haberi olmaksızın, yokluğunda alındığı iddia edilmiş bulunmaktadır. Dosya kapsamında temin edilen şirket kayıtları ve ... kayıtları dikkate alındığında, 18/05/2011 tarihinde yapılmasına karar verilen Ortaklar Kurulu Toplantısının çağrılı olduğu, tüm ortaklar adına 11/05/2011 tarihi itibariyle ... Müdürlüğü'nden iadeli taahhütlü davetiye gönderildiği anlaşılmaktadır. ... Müdürlüğü tarafından gönderilen belgeler dikkate alındığında, asıl davada davacının, ... Sokak, No: 12, D: 1 ... adresine ... barkod nolu gönderinin gönderildiği, gönderinin davacı ...'a usulüne uygun olarak tebliğ edildiğine ilişkin bir bilginin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yine dosya kapsamında bulunan Mernis kayıtlarına göre, davacı ... ... ...'ın bu adreste 1992-1997 yılları arasında ikamet ettiği, 1997 yılında bu adresten ayrıldığı, davacı ...'ın kendisine davetiye gönderilen tarih itibariyle adresinin, ... Mahallesi, ... Caddesi, No: 4/5, ... olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, şirket tarafından gönderilen davetiyenin, davacının yaklaşık 14 yıl önce oturduğu adrese gönderildiği görülmektedir. Bu hususlar dikkate alındığında, ortaklar kurulu toplantısı için davacı ...'a usulüne uygun bir çağrı yapılmadığı, davacının toplantıya katılıp müzakere etme, oy verme ve gerekirse alınan kararlara karşı muhalefet etme hakkının elinden alındığı anlaşılmakla, asıl davada, davacı ... tarafından davalı şirket hakkında ortaklar kurulu kararın iptali talebiyle açılan davanın kabulü ile; davalı ...Limited Şirketi'nin 18/05/2011 tarih ve (1) sayılı ortaklar kurulu kararının iptaline karar verilmiştir.
Birleşen dava bakımından yapılan değerlendirmede; birleşen dava, davacı ...Limited Şirketi tarafından, davalı ...'ın, şirket ortaklığından çıkarılması talebiyle açıldığı ve iki ana sebebe dayanmakta olduğu görülmektedir. Bunlardan biri, ortağın sermaye borcunu ödememesidir. Şirketin 15/11/2009 tarihli sermaye artırımı kararı gereğince şirket sermayesinin 5.000,00-TL’den 600.000,00-TL’ye çıkartıldığı ve artırılan nakit sermayenin 1/4’ünün 07/04/2010 tarihine kadar, kalanının ise, 31/12/2011 tarihine kadar ödenmesinin kararlaştırıldığı, artırılan sermayenin davacı tarafından ödenmemesi üzerine şirketin 20/05/2011 ve 20/06/2011 tarihlerinde ödeme ihtarında bulunduğu iddia edilmiş ve davacı tarafça sermaye borcunun ödenmemesinin şirketten çıkartılması için haklı sebep olduğu ileri sürülmüştür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30/04/2019 tarihli, 2017/1666 E., 2019/3317 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi, somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK 529. maddesi şirkete karşı parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortağın şirket ortaklığından çıkarılması halini düzenlemektedir. Buna göre, sermaye koyma borcunu ödemeyen ortak noter marifetiyle ve on beş günden aşağı olmamak üzere tayin edilecek müddetlerle iki defa yapılan ihtara rağmen apel borcunu ödemez ise şirket genel kurul kararı ile ortaklıktan çıkarılabilir. Birleşen davada davacı vekili ise 6762 sayılı TTK 551/3 maddesi uyarınca muhik sebeplerin varlığı iddiasına dayalı olarak davalı ortağın ortaklıktan çıkarılmasını talep ve dava etmiştir. Bu nedenle, davalı ortağın haklı nedenlerle ortaklıktan çıkarılması talebinin değerlendirilmesinde, kanunda açıkça ve ayrıca yer bulan ve usulü işlemleri ayrıca düzenlenmiş bulunan davalı ortağın apel borcunu ödememesi halinde genel kurul kararı ile ortaklıktan çıkarılabileceği, bu iddianın, davalının haklı nedenle ortaklıktan çıkarılması talebi içeresinde inceleme konusu yapılamayacağı anlaşılmakla, birleşen davada, davacının, ortağın sermaye koyma borcunu yerine getirmemesi nedeniyle ortaklıktan çıkarılması nedenine dayalı talebi ile ilgili bir değerlendirme yapılmamıştır. Birleşen davada, davalı ortağın ortaklıktan çıkartılması için ikinci ana gerekçe olarak o tarihte davacı ortak adına kayıtlı ... İlçesi, İlhan Köyü, 107 Ada, 67 Parsel sayılı taşınmaz üzerinde şirket eli ile balık üretim tesisi inşa edilmesini planlandığı, tesisin yapım işinin bir kısmının şirket tarafından ... İnşaat Ltd.Şti'ne verildiği ve taraflar arasında sözleşme imzalandığı, inşaatın bittiği ve 23/12/2010 tarihinde yapı kullanma izin belgesi alındığı ancak, davalının inşaattan doğan davalı şirket alacağını ödemediği, başta ticari amaçlarla davalı üzerine arazinin alındığı, şirketin kullanımına bırakılmak üzere arazi üzerinde tesis yapılması istendiği, davalının kendi arazisi üzerine şirket kaynaklarından tesis inşa ettirdiği, alt taşeronun parasını ödeme işinin şirkete yüklendiği, davalının ise, şirkete ödemesi gereken inşaat bedelini hiç ödemediği gibi, üzerine tesis inşa edilen taşınmazı yakın arkadaşına, düşük bedelle muvazaalı olarak devrettiği iddiasına dayanılmış bulunmaktadır. Öncelikle davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin alınmış bir genel kurul kararı bulunmasa da, davalı dışındaki diğer ortaklar tarafından, şirketin açtığı davaya muvafakat verildiği ve bu itibarla 6762 sayılı TTK’nın 551/3 maddesi uyarınca esas sermayenin yarısından fazlasına sahip ortakların mutlak çoğunluğunun muvafakat vermesi şartının somut olayda gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında yer alan deliller değerlendirildiğinde, arazinin satın alınması aşamasında alım bedeli ve arazinin maliki konumunda olan davalı ortak ile şirket arasında, arazi üzerinde inşa edilecek tesisin maliyetinin karşılanması ve sonrasında tesisin şirket tarafından belirli bir süre kullanılması hususları bakımından taraflar arasında bir sözleşme ve yazılı bir başkaca belge bulunmadığı ancak, tesisi inşa eden dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti.'nin şirket kayıtlarında cari hesabının olduğu ve bu kayıtlara göre de davalı tarafından şirket hesabına dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti.'ne 371.256,38 TL tutarında ödeme yapıldığı, kalan 1.143.881,38 TL tutarındaki inşaat bedelinin 772.625,00 TL'lik kısmının da şirket tarafından karşılandığı, şirket ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfı bulunmaması karşısında ancak aleyhe delil olarak değerlendirilebileceğinden şirketin davalıdan alacağının ispata yeterli olmadığı, şirketin ödenen inşaat giderleri tutarında vekaletsiz iş görme ve sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca arazi üzerine yapılan tesisin maliyetini karşıladığı nispette talepte bulunma hakkına sahip olduğu açık olmakla birlikte, şirketin bu alacağının lehine delil vasfı bulunmayan defter kayıtları dışında talep imkanının bulunduğu da dikkate alınarak, davalının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin istemin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Şirket kayıtlarında, birleşen davada davalı tarafından ... İnşaat Ltd. Şti.'ye verilen çeklerin kayıtlı olduğu görülmekte olup, bu hususların şirket kayıtlarına davalı tarafından yazıldığına ve diğer ortağın ihtarıyla çıkartıldığına ilişkin itirazlar söz konusu ise de, bu yöndeki iddiayı ispat edecek nitelikte bir delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yine temin edilen 30/10/2024 tarihli bilirkişi raporu ile, taşınmaz üzerine yapılan tesisin davalı tarafından şirkete devir edildiği de tespit edilmiş bulunmaktadır. Dosya kapsamın alınan ve birleşen dosya davacısı şirket ortakları ..., ... ve ... hakkında, müştekisi ve sanığı oldukları ceza ve hukuk mahkemesi dosyalarının incelenmesinden, birleşen dava davalısı ... alyehine başlatılan soruşturma ve kovuşturma dosyaları sonucu, şirketin zarara uğramasına neden olacak bir eylemi nedeniyle aleyhinde hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır. Bilakis, şirket ortaklarından ... hakkında, .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 12/01/2021 tarihli, ...sayılı kararıyla güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği görülmektedir. Bu husus da dikkate alındığında, hakkında davalı ile aynı isnadlar nedeniyle soruşturma yapılan, dava açılan ve yargılama sonunda mahkumiyetine karar verilen şirket ortağı(ortakları) tarafından, diğer şirket ortağının(davalının) ortaklıktan çıkarılmasının talep edilmesini de eşit işlem yasağına aykırı olduğu, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu açıktır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davalının, haklı nedenle ortaklıktan çıkarılması talebinin yerinde olmadığı, bu yöndeki iddiaların davacı tarafça ispat edilemediği sonucuna varılarak, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1/1-Asıl davada, davacı ... tarafından davalı şirket hakkında ortaklar kurulu kararın iptali talebiyle açılan davanın KABULÜ ile; davalı ...Limited Şirketi'nin 18/05/2011 tarih ve (1) sayılı ortaklar kurulu kararının İPTALİNE, kararın kesinleşmesi halinde Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde gerekli tescil ve ilan işlemlerinin davalı şirket yönetimince yapılmasına,
1/1/a-Asıl davada, ... tarafından davalı şirket hakkında ortaklar kurulu kararın iptali talebiyle açılan davada Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcından, asıl davada davacı tarafça peşin olarak yatırılan 18,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 597,00-TL'nin davalı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına; davacı tarafça peşin olarak yatırılan 18,40-TL harcın, davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
1/2-Asıl davada, davacı ... tarafından, davalıların ortaklıktan çıkarılması talebiyle açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
1/2/a-Asıl davada, ... tarafından davalıların ortaklıktan çıkarılması talebiyle açılan davada Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcının, davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
1/3-Asıl davada, davacı ... tarafından, davalıların yönetim yetkilerinden azilleri talebiyle açılan davanın REDDİNE,
1/3/a-Asıl davada, ... tarafından davalıların yönetim yetkilerinden azilleri talebiyle açılan davada Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcının, davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
1/4-Asıl davada, davacı ...'ın, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi talebiyle açtığı davadan vazgeçmesi nedeniyle, bu talep yönünden esas hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
1/4/a-Asıl davada, ... tarafından davalı şirketin fesih ve tasfiyesi talebiyle açılan davada Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcının, davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
1/5-Asıl davada ortaklar kurulu kararın iptali talepli davada, davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin davalı ...Limited Şirketi'nden alınarak alınarak davacı taraflara verilmesine,
1/6-Asıl davada davalılar ... ve ..., ortaklıktan çıkarma talepli davada kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin davacı taraftan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine,
1/7-Asıl davada davalılar ... ve ..., yönetim yetkilerinden azil talepli davada kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin davacı taraftan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine,
1/8-Asıl davada, şirketin feshi talepli davada, davalı ...Limited Şirketi kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...Limited Şirketi'ne verilmesine,
2/1-Birleşen Mahkememizin ... E. Sayılı dosyasında, davacı ...Limited Şirketi tarafından, davalı ... hakkında açılan davanın REDDİNE,
2/1/a-Birleşen Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında, davacı ...Limited Şirketi tarafından, davalı ... hakkında açılan davada Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcından, birleşen davada davacı tarafça peşin olarak yatırılan 18,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 597,00-TL'nin birleşen davada davalı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına; birleşen davada davacı tarafça peşin olarak yatırılan 18,40-TL harcın, birleşen davada davalı taraftan alınarak birleşen davada davacı tarafa verilmesine,
2/2-Birleşen Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin davacı ...Limited Şirketi'nden alınarak davalı ...'a verilmesine,
3-Asıl davada, davacı ... tarafından yapılan ve 18,40-TL başvurma harcı, 272,00-TL temyiz yoluna başvurma harcı, 13.900,00-TL bilirkişi ücreti ve 1.217,66-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 15.408,06-TL yargılama giderinden davanın kabul-red oranına göre belirlenen 3.852,01-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacı ...'a verilmesine, artan kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-Asıl davada davalı ... tarafından yapılan ve 119,00-TL+136,00-TL=255,00TL temyiz yoluna başvurma harcı, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti, 15.000,00-TL kayyım ücreti(...) ve 174,00-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 19.429,00-TL yargılama giderinin davacı ...'tan alınarak davalı ...'a verilmesine,
5-Asıl davada davalı ... tarafından yapılan ve 119,00-TL+136,00-TL=255,00-TL temyiz yoluna başvurma harcı ve 80,00-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 335,00-TL yargılama giderinin davacı ...'tan alınarak davalı ...'e verilmesine,
6-Asıl ve birleşen davada, davalı-birleşen dosya davacısı ...Limited Şirketi tarafından yapılan ve 18,40-TL başvurma harcı, 272,00-TL temyiz yoluna başvurma harcı ve 100,00-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 390,40-TL yargılama giderinden davanın kabul-red oranı dikkate alınarak 195,20-TL'sinin asıl davada davacı ...'tan alınarak ...Limited Şirketi'ne verilmesine, artan kısmın ...Limited Şirketi üzerinde bırakılmasına,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avanslarının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, Davalı ...'ün yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/01/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır