T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/144
KARAR NO :2025/343
DAVA:İstirdat
DAVA TARİHİ:26/02/2021
KARAR TARİHİ:27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
D A V A /
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı vekili 26.02.2021 tarihinde açtığı dava dilekçesinde mal varlığı hakkında davalı tarafından ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, ihtiyati hacze konu faturalardaki imzalarının şirket yetkililerine ait olmadığını, faturaların müvekkiline ihtar edildiği bildirilmiş ise de delil sunmadıklarını, davalı şirket yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, kanunun açık hükmüne rağmen alacaklı vekili ve alacaklı vekili tarafından yönlendirilen icra memurunun işleyen bir kafe olan ve içeride müşterileri olan mahalden eşyaları toplayarak kamyonete yüklemeye başladığını, bu nedenle ihtirazi kayıtla 2 yıldır işlem yapılmamış defterlerde olmayan fatura bedelini ödemek durumunda kaldığını; 06.11.2020 tarihinde iki defa 72.222-TL ve 50.000-TL olmak üzere icra dosyası vekiline ihtirazi kayıt ile ödeme yaptıklarını, ihtiyati haciz kararı akabinde icra takibi açıldığını ve ödeme alınca dosyadan feragat ettiğini davalının kötü niyetli olduğunu bildirerek, icra tehdidi altında ödenen 122.222-TL'nin ticari faizi ile birlikte ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; huzurdaki davanın istirdat davası mı yoksa tazminat davası mı olduğu hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiği, davacı tarafça dava açılırken herhangi bir harç yatırılmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiği, karşı taraf, müvekkili tarafından yapılan icra takibi sonucunda; borca itiraz, ihtiyati tedbir talepli dava hatta menfi tespit davası açabilecek durumda bulunmasına rağmen dosya borcunu herhangi itirazi kayıt düşülmeden ödediği, kaldı ki, ihtiyati haciz bedelinin itiraz-i kayıt ile dosya borcuna istinaden teminat olarak yatırılması durumunda takibin kendiliğinden duracak olmasına rağmen, icra dosyasından da açıkça anlaşılacağı üzere haciz işlemi tarihindeki kapak hesabına göre takip borcu tarafımıza herhangi bir itirazi kayıt düşmeden dosya borcunu haricen ödediğini, müvekkili alacağına istinaden 06.11.2020 tarihinde borçlu tarafa hacze gidildiği, borçlu şirket yetkilisi ... haciz mahallinde hazır bulunduğu, haciz tutanağının 2. sayfasına bakıldığı zaman şirket yetkilisi ... "burasının alacaklı firmaya zaten borcu var bu borç ödenecek sadece süre verilsin" diyerek borcu kabul ettiği, haciz tutanağına mahallede hazır bulunan ve borcu kabul eden şirket yetkisi ... tarafında da herhangi bir itirazi kayıt düşülmeden imza altına alındığı, davacı taraf her ne kadar 06.11.2020 tarihinde haciz yapılan adresin borçlu şirket ile bir ilgisi bulunmadığını iddia etmiş ise de borçlu şirket yetkilisi mahalde hazır bulunmuş olup ayrıca sözde 3. şahıs şirketin yetkilisi aynı zamanda borçlu şirketinde ortağı olduğu, yine davacı tarafın .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... değişik iş dosyasına yaptığı itirazların da reddine karar verildiği, borçlu adına yapılan icra takibi sonrasında, takibe itiraz edilmeden, tedbirli dava ya da menfi tespit davası açılmadan dosya borcu, mahalede hazır bulunan borçlu şirket yetkilisi tarafından, borçlu şirketin resmi banka hesabından herhangi bir itirazi kayıt düşülmeden ödendiği, açıklanan nedenlerle davanın reddine, kötü niyetli davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE/
Dava; cebri icra tehdidi altında ödendiği iddia olunan toplam 122.222,00-TL'nin ticari faizi ile birlikte davacıya iadesi istemine ilişkin bulunmaktadır.
Eldeki davada, dava şartlarının tam olduğu, incelenecek başkaca bir ilk itiraz ve süreler yönünden itiraz bulunmadığından davanın esasına geçilmiştir.
Mahkememizce .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.İş dosyası, CBS Dosyalarının uyap kayıtları, .... İcra Müdürlüğü... esas numaralı dosyası, .... İcra Müdürlüğü 2020/... talimat numaralı dosyası, tarafların BA/BS formları, tarafların ticari defter ve kayıtları dosyamız arasına alınmış ve mali müşavir bilirkişiden rapor temin edilmiştir.
Mali müşavir bilirkişi ... tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan kök rapor ile; Davacı tarafın 2019 ve 2020 yılı ticari defterlerinin ....md.sinin 3.fıkrası son cümlesi kapsamında 06 Haziran 2013 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 28669 ile yapılan değişikliğin 15/a md.si kapsamında tasdiklerinin süresi içersinde yapıldığı, HMK 222./2 maddesi kapsamındaki koşulları taşıdığı belirlendiği, davacı tarafından incelemede 2018 yılı defterlerinin vergi incelemesinde olduğu, davacı vekili tarafından 2018 yılına ait ticari defter sunulmadığını, davalı tarafın 2018,2019,2020,2021 yılı ticari defterlerinin ... SY Gü.md.sinin 3S.fıkrası son cümlesi kapsamında 06 Haziran 2013 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 28669 ile yapılan değişikliğin 15/a md.si kapsamında tasdiklerinin süresi içerisinde yapıldığı, HMK 222./2 maddesi kapsamındaki koşulları taşıdığı, davaya konu hususlara ilişkin incelemeler davalı tarafından faturalar sebebiyle mahkemeye başvurularak ihtiyati haciz alındığı, icra takibi yapıldığı ve ihtiyati haciz uygulanan davacı haksız ihtiyati haciz sebebiyle müvekkili şirketin defterlerinde yer almayan fatura bedellerinin ödenmek zorunda kaldığını, icra tehdidi altında ödenen 122.222-TL'nin ticari faizi ile iadesine karar verilmesi talep ettiğini, ....İcra Müdürlüğünün 2020/... Tal sayılı Haciz Tutanağı incelendiğinde ihtiyati haciz işlemlerinin yapıldığı, 6.11.2020 tarihinde davacı tarafından davalı şirket vekili hesabına 06.11.2020 tarihinde toplam 122.222 TL havale ödemesi yaptığı, davacı tarafından sunulan ticari defterlerinde 320.01.0068 ... hesabında, davalının 31.10.2019 tarihinde tanzim ettiği 1.770,00 TL ve 24.08.2020 tarihinde tanzim ettiği 531,00-TL tutarındaki faturalarının davalı alacağı olarak kaydedildiği, davacının 15.11.2019 tarihinde yapmış olduğu 1.770-TL ödeme neticesinde davacının davalı şirkete 531,00-TL borçlu olduğu, davalı tarafından sunulan 120.01.0546 ... hesabı incelendiğinde, 2018 yılında hareket olmadığı, sunulan 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin hesapta davalının tanzim ettiği 1.770 TL ve 531,00-TL tutarındaki iki adet faturanın davacı borcu olarak kayıtlandığı, karşılığında 1.770-TL havale ödemesinin kayıtlanması neticesinde 531,00 TL davacı borcu olduğu, davacı “şirkete ilişkin" ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 05.01.2022 tarihli müzekkereye cevap yazısına ekli BA/BS formları incelendiğinde, davalı Şirkete ilişkin 2018 yılında fatura ettiği 94.400-TL tutarında faturaya ilişkin herhangi bir kayıt mevcut olmadığı, diğer faturaların ise 5.000-TL altı olması sebebiyle bildirme yükümlülüğü bulunmadığından herhangi bir kayıt görülememiştir. Davalı şirkete ilişkin Kağıthane Vergi Dairesi Müdürlüğünün 17.12.2021 tarihli müzekkereye cevap yazısına ekli BA/BS formları incelendiğinde davalının 2016 yılına ilişkin 94.400-TL tutarındaki Baturcanın 12018 yalı BS (Mal ve Hizmet- Satış formlarında beyan edilmediği, davalının tanzim ettiği 4 adet faturadan 2019-2020 yılına alt 2 adedinin her iki taraf kayıtlarında mevcut olduğu, davalının tanzim ettiği 2018 yılına ait faturalarının ise davalı şirket tarafından vergi dairesine beyan edilmediği 20198 yılına ilişkin davacıya ait hesapta 2018 yılından devreden borç kaydı mevcut olmadığı tespit edilmiş olup, suretleri bulunan söz konusu faturaların Malzemeli servis bedeli ve Kimyasal Bakım Temizlik açıklamalı faturalar olduğu, davalının takibe konu ettiği 97.137,60-TL tutarındaki faturalarının 2019 ve 2020 yılına ait 2.S01 TL'lik kısmının her iki taraf kayıtlarında mevcut olduğu bu kısma ilişkin 531,00-TL davacı borcu mevcut olduğu, davalının takibe konu ettiği 2016 yılına ait 94.936,60 TL tutarındaki faturaların ise Vergi Dairesine beyan edilmediği, söz konusu form içerikleri uyarınca verilen servis hizmetine ilişkin form üzerindeki tutarlar toplamının 29.230,00-TL olduğu, davalı alacaklı davacı borçluya teslim edilen malzeme bedeli açıklamalı 94.836,60 TL tutarındaki faturalara dayalı olarak alacaklı olduğundan bahisle 03.11.2020 tarihinde alınan ihtiyati haciz kararına binaen davacı şirketin işletmesinde 06.11.2020 tarihinde ihtiyati haczin uygulanması sebebiyle davacı tarafından, cebri icra tehdidi altında 06.11.2020 tarihinde ödemiş olduğu toplam 122.222 TL ödemenin ödeme tarihinden itibaren faiz ile birlikte ödenmesini 26.02.2021 talep ettiği, taraflar arasında 2019 ve 2020 yılları sunulan kayıtlarında karşılıklı ticari ilişki olduğu bu İlişkide davalının Servis ekipmanlarına ilişkin “Soğutucu dolabı kapı menteşe değişimi, vd..“ faturaları olduğu, ihtiyati hacze ve icra takibine konu faturalar ile ilgili her ne kadar 2018 davacı ticari defterleri incelenememiş ise de dosyaya gelen BA/BS formlarında davacının söz konusu faturaları alınan mal ve hizmet olarak vergi dairesine bildirmediği mevcuttur, keza davalı tarafın da dosyaya sunulan faturaları kayıtlarına almadığı ve beyan etmediği dosyaya gelen BA/BS formları kapsamında belirlenmiştir. 2019 ve 2020 yıllarında ise karşılıklı kayıtlarda aşağıdaki 2 adet faturanın mevcut olduğu, davalının ihtiyati hacze konu ettiği faturaların asıllarının tespitinde ticari kayıtlarda davacı ve davalının yer almadığı, taraf kayıtları uyarınca ihtiyati hacze konu fatura sebebiyle borç mevcut olmadığı, buna mukabil ticari kayıtlar kapsamında tespit edilen hususların dışında davalı taraf cari hesap ekstresi ve fatura olarak ihtiyati haczin dayanaklarını bildirdiği, bu dayanaklar fatura ve cari hesap ekstresi sunulmuş ise de ticari defterler ile teyidi bulunmadığını, bununla birlikte, faturaya konu ihtiyati hacze esas alınan irsaliyeli faturaya konu malların davacı borçlu şirkete tesliminin belirlenmesi halinde bu mal tesliminden kaynaklanan borç alacak ilişkisinin değerlendirilmesi uzmanlık alanım kapsamında bulunmamaktadır, keza haciz tutanağında bulunan & hacze gelinen mahallin borçlu ile ilgisi yoktur, mahaldeki tüm mallar ... 'e aittir..her türlü şikayet hakkımızı saklı tutarak icra baskısı ile ödeme yapıyoruz...." şeklinde tutanağa geçen beyanların ve ödemenin ... tarafından yapılmış olmasının ve ayrıca “.. Bu esnada ... söz alarak burasının alacaklı firmaya zaten borcu var, istirdata konu alacak olup olmadığı noktasında, ticari kayıtlarda davalı şirketin lehine ve davacı şirketin aleyhine ihtiyati hacze konu edilen borç mevcut olmadığı, bu nedenle haksız ihtiyati haciz değerlendirmesinin Sayın Mahkemece yapılması halinde icra edilen ihtiyati haciz kararı sebebiyle zarar değerlendirilmesinde veyahut davacının haksız ihtiyati haciz sebebiyle ödemek zorunda kaldığı 122.222-TL talebine konu tutarın istirdata konu edebileceği yönünde hukuki tavsifin Sayın Mahkemeye ait olacağı, taraf kayıtlarına ilişkin incelemeler ve dosyaya gelen vergi dairesi yazıları ve sunulan belgeler kapsamında davacı ve davalının ticari kayıtlarında ihtiyati hacze konu edilen fatura ve tutar borç bulunmadığı, davacının 06.11.2020 fiili haciz tarihinde ödenen davaya konu 122.222-TL'yi talep ettiği kanaatine varılmıştır.
Mahkememizin 09/10/2023 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı ile, davacı vekilinin itirazları ile dosyaya sunmuş olduğu belgeler de birlikte değerlendirilmek suretiyle ek rapora gönderilmesine karar verilmiş, bilirkişi ... tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan ek rapor ile; davalının itirazında bildirdiği hususlarda ve ekinde sunulan teknik servis formları incelendiğinde kök raporda tespit edilenlerin dışında 1958 nolu teknik servis formunun tespiti yapılmış olup, iş bu defa servis hizmetine ilişkin form üzerindeki tutarlar toplamının 61.230-TL olduğu, davalının tanzim ettiği 4 adet faturadan 2019-2020 yılına ait 2 adedinin her iki taraf kayıtlarında mevcut olduğu, davalının tanzim ettiği 2018 yılına ait faturalarının ise davalı şirket tarafından vergi dairesine beyan edilmediği 2019 yılına ilişkin davacıya ait hesapta 2018 yılından devreden borç kaydı mevcut olmadığı, suretleri bulunan söz konusu faturaların malzemeli servis bedeli ve Kimyasal Bakım Temizlik açıklamalı faturalar olduğu, davalının takibe konu ettiği 97.137,60-TL tutarındaki faturalarının 2019 ve 2020 yılına ait 2.301-TL'lik kısmının her iki taraf kayıtlarında mevcut olduğu bu kısma ilişkin 531,00-TL davacı borcu mevcut olduğu, müvekkil evraklarının dilekçe ekinde olduğu beyan edilerek dilekçe ile teslim edilen klasörün içeriğine dair dilekçede “2018 alış satış fatura dosyası alındı 1 adet klasör açıklamaları mevcut olduğu, davacı tarafın vergi dairesinde bulunan 2018 yılı ticari defterlerin sunulmadığı, davalının 2018,2019,2020 incelenen kayıtlarında 531,00-TL davacı borcu, davacının 2019,2020 incelenen kayıtlarında 531,00 TL davalıya borçlu olduğu, davacı tarafından sunulan klasör içeriğinde fatura ve muavin kayıtları bulunduğu, 2018 yılı defterlerinin sunulmadığı, hususlarındaki tespitlere ilave sunulan klasör içeriği ve davalının itiraz ekindeki belgelerin incelemelerinde yeni bir sonuç elde edilemediği iş bu ek inceleme kapsamında davalının itiraz dilekçesi ekindeki teknik servis formları içeriğinde toplam tutarın 61.230-TL olduğu tespit edilmiştir.
İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre;
Dava, cebri icra tehdidi altında ödenen toplam 122.222,00 -TL bedelin istirdatı istemine ilişkindir.
İİK 72/7. Maddesinde, borçlu olmadığı bir parayı ödemek mecburiyetinde kalan kişinin ödediği tarihten itibaren bir sene içerisinde umumi hükümler dairesinde paranın geri alınmasını isteyebileceği düzenlenmiş olup, davacı tarafça icra dosyasına yapılan ödemelerin tarihinin 06.11.2020, eldeki davanın tarihinin 26.02.2021 olduğu, bu kapsamda eldeki davanın yasal süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava şartlarının tam olduğu, incelenecek başkaca bir ilk itiraz veya süreler yönünden itiraz olmadığından davanın esasına geçilmiştir.
Dava, icra dosyasına cebri icra tehdidi altında ödenen bedelin istirdatı davası olup, öncelikli olarak davalı alacaklı tarafça, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davacı borçlu tarafa geçecek ve borcunun olmadığı veya borcun istenebilir olmadığı, borçlu olunmayan bir paranın cebri icra tehdidi altında ödendiği hususlarının ispat edilmesi gerekecektir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır.
Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.
Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Somut olayda, dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre;
Dava ve takip konusu olan 27.09.20218 tarihli, ... numaralı, 94.400,00 TL bedelli ve 19.12.20218 tarihli, ... numaralı, 436,60 TL bedelli faturalardan dolayı .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.İş dosyası ile 03.11.2020 tarihinde 94.836,60 TL üzerinden ihtiyatı haciz kararı verildiği, bu ihtiyati haciz kararı ve cari hesaba istinaden davalı alacaklı tarafça davacı borçlu tarafa karşı .... İcra Müdürlüğü... esas numaralı dosyası üzerinden toplam 98.341,21 TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, .... İcra Müdürlüğü 2020/... talimat numaralı dosyası ile 06.11.2020 tarihinde haciz uygulandığı ve bu hacizden dolayı cebri icra tehdidi altında aynı tarihte davacı borçlu tarafından davalı alacaklı tarafa 72.222,00 TL ve 50.000,00 TL olmak üzere toplam 122.222,00 TL ödeme yapıldığı, haciz tutanağı içeri borçlu şirket yetkilisi beyanlarına göre ödemelerin ihtirazi kayıtla yapıldığı; Dava ve takip konusu faturalardaki teslim alan imzalarının davacı şirket yetkililerine ait olmadığı, davalı taraf yetkililerince atıldığından bahisle özel belgede sahtecilik suçundan dolayı, dosyamız davacısı müşteki ...'nin dosyamız davalısı olan şüpheli ... Servis Hizmetleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'ni şikayet etmesi üzerine,... CBS'nin 2021/... Soruşturma sayılı dosyasının açıldığı, bu dosyada verilen yetkisizlik kararı üzerine, ... CBS'nin ... soruşturma sayılı dosyası üzerinden soruşturmanın devam ettiği ve soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği; Davacı vekilince, dava ve takip konusu faturalardaki teslim alan imzasının davacı şirket yetkililerine ait olmadığının ileri sürülerek iş bu dava açılmış ise de, davacı vekilince, verilen kesin sürede davacı şirket yetkililerinin ıslak imzalı belgelerinin bulunduğu yerler bildirilmediğinden, mahkememizce, davacı tarafın imza itirazından vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği; Dava ve takip konusu faturaların her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olmadığı, yine miktar olarak beyanı zorunlu olan faturanın davalı tarafça BS formları ile, davacı tarafça BA formları ile ilgili vergi dairelerine beyan edilmediği, ancak, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğu, davacı tarafça, dava konusu faturalarda bulunan teslim alan imzalarına yönelik itirazdan vazgeçilmiş olması nedeniyle imzaların davacı şirket yetkililerine ait olduğu, faturaların irsaliyeli fatura olduğu, davacı borçlu tarafça, bu faturalara yasal süresi içerisinde itirazda bulunulduğuna, faturaların davacı tarafa iade edildiğine dair bir ispatın bulunmadığı, bu kapsamda dosya kapsamına bir delil sunulmadığı, faturaların taraflarca ticari defterlerine işlenmemesi hususunun vergisel bir durum olduğu, salt faturanın vergi dairesine beyan edilmemiş olmasının faturanın ve fatura konusu malın-hizmetin teslim edilmediği, verilmediği anlamına gelmeyeceği, davacı tarafın düzenlenen dava ve takip konusu faturaları ve içeriklerini kabul etmiş olduğu, bu kapsamda, davalı tarafça yapılan icra takibinin haklı olduğu ve davalının borcu olan bir parayı icra dosyası kapsamında ödemiş olduğu anlaşılmakla ve değerlendirilmekle; Davacı tarafın, davasında haksız olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılarak, davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafça, kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de, istirdat davalarında, davacı tarafın davasında haksız çıkması halinde kötü niyet tazminatı ödeneceğine dair bir yasal düzenlemenin bulunmadığı, kaldı ki, mahkememiz dosyasından verilen ve davalının alacağına kavuşmasını engelleyen bir tedbir kararı da olmadığı, davalının iş bu dava öncesinde alacağını tahsil ettiği anlaşılmakla ve değerlendirilmekle, davalı tarafın kötü niyet tazminat talebininde reddine karar verilmiştir.
Bu nedenler ile aşağıdaki şekilde hüküm kurularak yargılama sonuçlandırılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı tarafça açılan davanın REDDİNE,
2-Davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE,
3-Alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.087,25-TL harçtan mahsubu ile fazladan alınan 1.471,85-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı tarafından yapılan 51,50-TL yargılama giderinin, davacı taraftan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,
6-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk giderinin, davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
9-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair, davacı vekilinin / taraf vekillerinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/05/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸