T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/434
KARAR NO : 2025/771
DAVA : Menfi Tespit, İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/02/2019
KARAR TARİHİ : 02/12/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit, İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
D A V A /
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin yapmış olduğu iş sebebiyle çelik alımı yapmak için ödeme aracı olarak kullanacağı çekin kaybolduğunu farketmiş ve çalındığından şüphe ettiğini, üçüncü kişilerin haksız şekilde yararlanarak sebepsiz zenginleşmesine mahal vermemek ve müvekkilin mağdur olmaması amacıyla İhtiyati Tedbir kararı verilerek ödeme yasağı konulmasına(çek, çek teminat bedeli vs. ) ve çeklerin kayıp nedeniyle iptaline karar verilmesi amacıyla çek iptal davası açtığını, ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile iş bu çeke ödemeden men karar verilmiş ve ilgili bankaya çekin ödeme gününden evvel bu karar tebliğ edildiğini, ayrıca ... Adliyesi Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusu yapılarak ... Soruşturma numarası ile soruşturma yapıldığını, ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. sayılı dosyası'na gelen bankanın müzekkere cevabında davaya konu edilen çekin tahsil için kötü niyetle iktisap ettiğini düşündümüz ...'nin çeki takasa koyduğunun bilgisi geldiğini, bu nedenle davalı şirket aleyhine istirdat davası açtıklarını, bu nedenlerle ileride müvekkil şirket lehine açılması muhtemel takibin durdurulması için tedbir kararı verilmesi ile birlikte, davaya konu çekin istirdatı ile iadesi kararının verilmesini, çek bedelinin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, çek nedeniyle davacı şirketin borçlu olmadığının tespitine ve akabinde iş bu çekin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
S A V U N M A /
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava konusu çekin arkasındaki ciro silsilesi ile sabit olduğunu, müvekkil şirket bayisi durumunda bulunan ...TİC.A.Ş. isimli firma tarafından taraflar arasındaki ticari satım ilişkisi kapsamında davalı müvekkili şirkete ciro yoluyla intikal ettiğini, işbu çek bankaya takasa verildiğinde “Çek hakkında Ödeme Yasağı Kararı” olduğu bilgisi verildiğini, bahse konu çek aslının davalı müvekkili şirketçe 06/09/2018 tarihinde ... TİC. A.Ş.’nce görevlendirilen ...’in imzası mukabilinde iade edildiğini, işbu çek bedeli müvekkili şirketçe daha sonra bu firmadan tahsil edildiğini, dava konusu çekin davalı müvekkil şirket elinde bulunmadığı sabit olup davacı iddialarının hukuki dayanaktan tamamen yoksun olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
G E R E K Ç E /
Dava; Dava konusu çek nedeniyle menfi tespit, çekin istirdatı ve iptali istemlerine ilişkindir.
Mahkememizce, ... esas ve ... karar sayılı 09/12/2019 tarihli karar ile, "7155 sayılı Kanunun 20. Maddesi ile 3/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen ve 1.1.2019 tarihinde yürürlüğe giren maddeye göre :
MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
7155 sayılı Kanunun 23 Maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen maddeye göre;
MADDE 18/A- (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
Dava dilekçesinde, davacı yanın arabuluculuğa başvurulduğuna ilişkin bir belge veya başvurulduğuna dair beyan sunmadığı ve davacı vekilinin 09/12/2019 tarihli duruşmada arabuluculuğa başvurmadığına dair beyanda bulunduğu görülmüştür.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler dikkate alındığında, eldeki dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olduğundan, davacı vekilince TTK md/5A ve 6325 sayılı Kanun md/18A uyarınca arabuluculuk son tutanağı aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış suretinin sunulmadığı ve arabuluculuk başvurusunda bulunulmadığının beyan edilmesi karşısında, davanın TTK'nun 5/A., 6325 sayılı Kanunun 18/A-2., HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle,
7155 sayılı Kanunun 20. Maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi ve 7155 sayılı Kanunun 23 Maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca Arabulucuya başvurulmadan dava açılmış olması karşısında, davanın TTK'nun 5/A., 6325 sayılı Kanunun 18/A-2., HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 2021/636 esas ve 2021/661 karar sayılı 10/06/2021 tarihli kararı ile "İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili, davanın çek istirdatı davası olup; bir alacak veya tazminatı konu almadığını, yani parasal bir edimi içeren eda davası niteliğinde olmadığından arabuluculuğun uygulama alanı dışında kaldığını, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.
İlk derece mahkemesince arabuluculuğa başvuru dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ise de; 19.12.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 Sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20.maddesi ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiştir. Anılan maddeye göre; "(1)Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır. Görüldüğü üzere, 6102 Sayılı TTK’ye eklenen 5/A maddesinde, Kanun’un 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan ticari davalarda arabuluculuk, dava şartı olarak belirlenmiştir. Madde gerekçesi "Maddeyle, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurma zorunluluğu getirilerek bu uyuşmazlıkların temelinden, çok daha kısa süre içinde, daha az masrafla ve tarafların iradelerine uygun bir şekilde çözülmesi amaçlanmaktadır." şeklindedir. Yukarıda belirtildiği üzere gerekçede amaçlanan, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların, arabuluculukda çözümlenmesi olup, madde metninde konusu ..."bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava..." denilmek suretiyle dava türleri ayrımı belirtilmemiştir.
Davanın 7155 Sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile TTK'nın 5. maddesine eklenen 5/A maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı uyuşmalık konusu değildir. Bahse konu maddeye göre TTK'nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır. Eldeki davada uyuşmazlık, TTK'nın 792. maddesine göre açılan çek istirdadı davasında arabuluculuğa başvurmanın dava şartı olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. TTK'nın 792. maddesi "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür" şeklindedir. Anılan madde hükmüne göre açılan davada davacının talebi, bir miktar paranın ödenmesi, alacak veya tazminat değil kıymetli evrak olarak çeki haksız olarak elinde bulundurduğu iddia edilen hamilden çekin iadesidir. Bu itibarla TTK'nın 792. maddesi kapsamında açılan çek istirdadı davasında arabuluculuğa başvurmak dava şartı değildir. (Bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2020 tarih ve ... E. - ...K. sayılı ilamı hükmü bu yöndedir.)
Bu itibarla, ilk derece mahkemesinin çek istirdadı davasında arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı olduğu yönündeki değerlendirmesi yerinde değildir. Dava devam ederken çekin bedelinin davalı tarafça tahsil edilmesi halinde davanın çek bedelinin istirdatına dönüşmesinde de durum değişmeyecektir. Zira çek bedelinin istirdatı istemi, çek istirdatı isteminin kabul edilmesine bağlıdır ve terditli bir talep olarak ileri sürülecektir.
O halde ilk derece mahkemesince davacının asıl talebi olan çek istirdatı talebinin 6102 Sayılı TTK 5/A maddesi gereğince arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı dikkate alınarak işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1).a-4 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmiştir." gerekçesiyle,
Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, Mahkememizin 09/12/2019 gün ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince kaldırılmış ve dava dosyası yeniden yargılama yapılmak üzere mahkememize gönderilmiştir.
Mahkememiz İstinaf Mahkemesi kararı ile bağlı olduğundan İstinaf Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda araştırmalar yapılmış, ... CBS'nin ... soruşturma nolu dosyası, ilgili dava ve icra dosyaları, dava konusu çekin ibraz bilgileri celp edilmiş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce SMMM bilirkişi ...'dan alınan 28.09.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Çekin kaybına ve çalınmasına karşı davacı yanca verilen ilanın tarihi 29.08.2018 olduğunu, aynı tarihte ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından çekin üçüncü şahıslara ödenmemesi kararlaştırıldığını, 31.08.2018 tarihinde çekin ... Banka tarafından takasta sordurulduğu...’ın yazısından anlaşılmakta olduğunu, eldeki davanın ise tüm bu safahattan sonra açıldığı anlaşıldığını, dava konusu çekin ciro kısmında ise davacının, ....Şti., ...A.Ş. ve davalının ciro bilgilerinin bulunduğu görüldüğünü, ancak icra dairesince sunulan görselde ...’a ait olduğu anlaşılan cironun karalanmak sureti ile görünmez hale getirildiği anlaşılmakta olduğunu, çekin keşidecisi ... ile davacı arasındaki ticari ilişkiyi gösteren ve davacı yanca sunulan cari hesap ekstresine göre ... numaralı çek 01.07.2018 tarihinde teslim alındığını, bu tarih tahsilat makbuzunun tarihi ile aynı olduğunu, yine aynı tarihte, davacı yanın ticari defterlerine “Çek Tahsilatı ... 31 08 2018” açıklaması ile kaydedildiğini, dava konusu çekte imzası bulunan dava dışı şirketlerle davacı yanın ticari ilişkisi olduğuna dair bilirkişi incelemesine sunulan bir evrak bulunmamakta olduğunu, ayrıca, davacı yanca sunulan ve çekin keşidecisi ile ticari ilişkisini gösteren fatura, sözleşme, çek kayıt defteri ve benzeri vesaik de bulunmamakta olduğunu, davalının sunduğu ve dava dışı ... ile olan ticari ilişkisini gösteren cari hesap ekstresine göre dava konusu çek 14.08.2018 tarihinde teslim alındığını, 06.09.2018 tarihinde iade edildiğini, Sonuç ve Kanaat: Dava konusu çekin “kayıp” olmadığı, ... 12. İcra Dairesinde ... Esas sayılı dosyada derdest olduğunu, dolayısı ile mezkûr çekin davalı uhdesinde olduğuna dair bir sonuca varılamadığını, bu hususun davalı yanca sunulan “çek önce ...’a tarafınca iade edildiğini, ... tarafından da ...’na iade edilmiş” beyanı ile örtüştüğünü, fakat davalının bu beyanını ispata yarar evrakı sayın mahkemeye sunması gerektiğini, şöyle ki; her ne kadar davalı yan beyanında “Davalı Delil Listesi SIRA 2 ve Davalı Delil Listesi SIRA 6 açıklaması ile destekleyici evrakı dosyaya sunduğunu beyan etse de dosya münderecatında bu beyana esas evrak görülemediğini, tarafların, bankaların ve icra dairesinin dava dosyasına sunduğu tüm çek görsellerinde, çekin “aynı çek” ve seri numarasının ... olduğunu, çekin kaybına ve çalınmasına karşı davacı yanca verilen ilan tarihinin 29.08.2018 olduğunu, aynı tarihte ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından çekin üçüncü şahıslara ödenmemesinin kararlaştırıldığını, davalı kayıtlarına göre ise dava konusu çekin -bu tarihten önceki bir tarih olan- 14.08.2018 tarihinde davalı kayıtlarına girdiğinin anlaşıldığını, 31.08.2018 tarihinde çekin ... Banka tarafından takasta sordurulduğunu, eldeki davanın ise tüm bu safahattan sonra açıldığını, davalı kayıtlarında yer alan çek kayıt açıklamasında “...” ifadesine rastlandığını, bu ifadenin muhtemelen “dava konusu çekin alındığı” bir şirket olabileceği ya da davalının sektörü ile ilgili teknik bir kelime olabileceğini, ayrıca, dava konusu çekin ciro kısmında davacının, ... Şti.’nin, ... A.Ş.’nin ve davalının ciro bilgilerinin bulunduğunu, icra dairesince sunulan görselde ... A.Ş.’ye ait olduğu anlaşılan cironun karalanmak sureti ile görünmez hale getirildiğini, bu hususun “davalının çek ... tarafından ...’na devredilmiştir” iddiasını desteklediğinin değerlendirilebileceğini, dava dışı şirket ya da tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesinin mali bilirkişinin görev ve yetki alanının dışında kaldığını, davacıdan ve davalıdan dosyada adı/unvanı yer alan tüm şirketlerle olan ticari ilişkilerini gösteren cari hesap ekstreleri ile destekleyici evrak (fatura, sözleşme, avans belgesi vs.) talep edildiğini, ancak kısmi evrak sunulduğunu, sunulan evrakla ilgili içerik ve detay bilgilerinin raporun inceleme kısmında etraflıca anlatıldığını, çekin keşidecisi ... ile davacı arasındaki ticari ilişkiyi gösteren ve davacı yanca sunulan cari hesap ekstresine göre ... numaralı çek 01.07.2018 tarihinde teslim alındığını ve aynı tarihte davacı yanın ticari defterlerine “Çek Tahsilatı ... 31 08 2018” açıklaması ile kaydedildiğini, dava konusu çekte imzası bulunan dava dışı şirketlerle davacı yanın ticari ilişkisi olduğuna dair bilirkişi incelemesine sunulan bir evrak bulunmadığını, davacı yanca sunulan ve çekin keşidecisi ile ticari ilişkisini gösteren fatura, sözleşme, çek kayıt defteri ve benzeri vesaik de görülemediğini, bir çekin “ticari ilişkiye dayanıp dayanmaması gerektiği, çekin görüldüğünde ödenen bir vesaik olup olmadığı gibi” kıymetli evrak hukukuna dayanan hususların mali müşavir bilirkişinin uzmanlık alanında olmadığını, davalının sunduğu ve dava dışı ... ile olan ticari ilişkisini gösteren cari hesap ekstresine göre dava konusu çekin 14.08.2018 tarihinde teslim alındığını, 06.09.2018 tarihinde iade edildiğini, dökümde, tutar dışında dava konusu çek ile ilgili başka bir veri (tam çek no, keşideci vs.) bulunmadığını, açıklamada yer alan ... ifadesinin ne olduğunun anlaşılamadığını, çek defterinin not kısmında “mahkeme kararı ile ödeme yasağı” ibaresi görüldüğünü, davalının yevmiye kayıtlarında; keşideci, davacı, ... ya da ... şirketlerinin unvanının görülemediğini, dava konusu çekin “diğer şirketler” alt hesabı ile takip edildiğinin anlaşıldığını, davalının çeki kötü niyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğinin ispat edilmesi gerekliliği, davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti olup olmadığını, davalının cirantalardan ciro yoluyla çeki devralıp davacı tarafın aleyhine icra takibine konu edip edemeyeceğini, yine davalı yanın tacir olarak basiretli davranmadan ve yeterli araştırmayı yapmadan dava konusu çeki alıp almadığının tespiti gibi hukuki -kısmen de sektörel- iddia ve taleplerin mali müşavir bilirkişi tarafından değerlendirilemeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre;
Davacı tarafça, dava konusu çekin elinden rızası dışında çıktığı, çekin yetkili hamili olduğu, çekin davalı elinde olduğu, davalının çekin iktisabında kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu ileri sürülerek, dava konusu ... Şubesinin ... seri numaralı, 31/08/2018 tarihli, 31.550,55 TL bedelli çek nedeniyle menfi tespi, çekin istirdatı ve iptali talep edilmiştir.
Davalı tarafça, dava konusu çekin ticari ilişki kapsamında kendisine geçtiği, ibrazında karşılıksız çıkması üzerine çekin, çeki kendisine veren şirkete iade edildiği savunularak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Dava şartlarının tam olduğu, incelenecek bir ilk itiraz veya süreler yönünden incelenecek bir itiraz veya def'i olmadığından davanın esasına geçilmiş, taraflarca bildirilen deliller toplanmış, ilgili soruşturma, dava ve icra dosyaları, çekin ibrazına ilişkin belgeler celp edilmiş, akabinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Alınan bilirkişi raporunun, hukuki değerlendirmeler mahkememize ait olmak üzere dosya kapsamında karar vermeye uygun olduğu değerlendirilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelere ilişkin detaylı açıklamaların yapıldığı Yargıtay Hukuk Genel Kararının...Esas ... Karar sayılı ve 30.11.2021 tarihli kararında da vurgulandığı üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.
Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221).
Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna, Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268).
Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticarî hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 757/1. maddesine göre, iradesi dışında çek elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatap bankayı çeki ödemekten menedilmesini isteyebilir. Aynı Kanun’un 759. maddesi uyarınca, çeki eline geçiren kişi bilinmiyorsa, çekin iptaline karar verilmesi istenebilir. İptal isteminde bulunan kişi, çek elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin bir suretini ibraz etmek veya senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 764. maddesi uyarınca elden çıkan çek, verilen süre içinde mahkemeye sunulmazsa, mahkemece çekin iptaline karar verilir. Çekin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen, iptal talebinde bulunan keşideciye karşı çekten doğan istem hakkı ileri sürebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesine göre, çekten dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’îleri başvuran yetkili hamile karşı ileri süremez. Ancak hamil, çeki iktisap ederken çekin keşidecinin rızası dışında elinden çıktığını ya da çekin karşılığının daha önce çeki elinde bulunduran kişiye keşideci tarafından ödendiğini bile bile keşidecinin zararına hareket etmiş olması durumunda keşideci hamile karşı kötü niyet def’înde bulunabilir.
Çek hakkında iptal kararı verilerek bu karara dayalı olarak keşidecinin lehtara ödeme yapmış olması yetkili hamile karşı 6102 sayılı TTK’nın 687. maddesi gereği ileri sürülemeyeceğinden keşidecinin çekin lehtar tarafından iptal ettirilmesi ve buna dayalı olarak lehtara ödemede bulunması def’ini ancak lehtara karşı ileri sürebilir. Bunu yanında çeki elinde bulunduran yetkili hamile karşı ileri süremez.
Çeklerin devrinin nasıl yapılacağı 6102 sayılı TTK’nın 788. maddesinde poliçeden ayrı ve özel olarak düzenlenmiştir. Bu maddeye göre açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilir. Keza 6102 sayılı TTK’nın 818. maddesinin göndermesi ile aynı Kanun’un 684. maddesine göre, ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile çekten doğan bütün haklar devrolunur.
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde çekin bir başka anlatımla çek üzerindeki hakkın bir başkasına devri için ciro ve kişiye çekin zilyetliğinin geçirilmesi gerekir. Ciro ise 6102 sayılı TTK’nın 683. maddesine göre, çek arka yüzüne veya çeke bağlı olan ve “alonj” denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması ile mümkündür. Bu nedenle cirantanın imzasını taşımayan ciro geçerli ciro sayılmaz. Böyle bir ciro ise çek üzerinde bulunan hakkın devrini sağlamaz.
Çekte hak sahibi olabilmek için yetkili hamil olmak gerekir. 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere bir çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu yani çek üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu çek üzerinde bulunan birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edebilir. Çek üzerindeki cirolar birbirini takip etmiyor veya ciro zincirinde bulunan cirolardan biri geçersiz veya sahte olması dolayısı ile ciro zincirinde kopukluk olması durumunda çekteki hak, kopukluktan sonraki kişilere geçmeyeceği için ciro zincirinde kopukluk olan çeki elinde bulunduran hamil yetkili hamil sayılamaz. Yetkili hamil olmadığı için de ciro zincirinin koptuğu kişiden itibaren ciranta ve keşideciden talepte bulunamaz.
Her ne kadar çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu ispat edememiş olması nedeniyle yani ciro zincirinde kopukluk olması durumunda kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye gidemez ise de, 6102 sayılı TTK’nın 677. maddesinde ki; “Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez.” düzenlemesi karşısında “imzaların istiklali (bağımsızlığı) ilkesi” gereği ciro zincirinin kopmasından sonraki cirantalara başvurabilir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde;
Dava konusu ... Şubesinin ... seri numaralı, 31/08/2018 tarihli, 31.550,55 TL bedelli çeke ilişkin olarak, dosyamız davacısı olan ... tarafından 27.08.2018 tarihinde hasımsız kıymetli evrak iptaline ilişkin dava açıldığı, ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında görülen davada, çekin dosyamız davalısı olan ... tarafından ibraz edildiğinin öğrenilmesi üzerine, davacı tarafa istirdat davası açması için süre verildiği, verilen sürede dava açıldığından, davanın konusuz kaldığından bahisle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu ... Şubesinin ... seri numaralı, 31/08/2018 tarihli, 31.550,55 TL bedelli çeke ilişkin olarak, dosyamız davacısı olan ... tarafından yapılan şikayet üzerine ... CBS'nin ... soruşturma sayılı dosyası ile başlatılan soruşturma sonunda , ihtilafın hukuki ihtilaf olduğundan bahisle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Cep edilen ... 69. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı ve ... 30. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyalarının taraflarının dosyamız tarafları ile konularının dosyamız konusu çek ile alakalı olmadığı anlaşılmıştır.
Dava konusu ... Şubesinin ... seri numaralı, 31/08/2018 tarihli, 31.550,55 TL bedelli çekin incelenmesinde, keşidesinin... Şirketi, lehtarın dosyamız davacısı olan ... olduğu, ilk cironun ... tarafından yapıldığı, sonrasında sırasıyla ... Tic. Ltd. Şti.'nin, ...Tic. A.Ş'nin cirolarının bulunduğu, çekin dosyamız davalısı olan ... tarafından ibraz edildiği görülmüştür.
Dava konusu ... Şubesinin ... seri numaralı, 31/08/2018 tarihli, 31.550,55 TL bedelli çekin ... 12. İcra müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyası ile icra takibine konu edildiği, bu icra dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ...Tic. Ltd. Şti., borçlusunun dosyamız davacısı olan ... olduğu, dava konusu çekin icra takibine konu edilmesi aşamasında çek üzerinde ... ve Gıda San. Tic. A.Ş'nin cirosunun karalanmış olduğu görülmüştür.
Davacı tarafın ticari defterlerinde dava konusu çekin keşideci şirketten kendisine geçtiğine dair kayıt bulunduğu ancak bu geçişe dair bir fatura veya benzeri belge sunulmadığı, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre, dava konusu çekin davalı şirkete ... Tic. A.Ş'den 14.08.2018 tarihinde geçtiği, 06.09.2018 tarihinde de iade edildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre;
Davacı tarafça, dava konusu çek üzerinde bulunan imzasına bir itirazının olmadığı, çekin rızası dışında elinden çıktığı, çekin davalı elinde olduğu ve davalının çeki iktisabında kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunu ileri sürüldüğü, ancak dava konusu çekin “kayıp” olmadığı, dava konusu çekin davalı şirkete ... ve Gıda San. Tic. A.Ş'den 14.08.2018 tarihinde geçtiği, 06.09.2018 tarihinde de ..Tic. A.Ş'ye geri iade edildiği, ... Gıda San. Tic. A.Ş tarafından da kendinden önceki ciranta olan ... Ltd. Şti'ne iade edildiği, dava konusu çekin alacaklı ... Ltd. Şti tarafından ... 12. İcra Dairesinde ... Esas sayılı dosyasına konu edildiği, davalı şirketin dava konusu çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğuna dair bir delil bulunmadığı, dava konusu çekin dava tarihi itibarıyla davalı şirket elinde olmadığı anlaşılmakla, davacının davasında haksız olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Tüm nedenler ile; aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı Tarafça Açılan Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 538,81-TL harcın mahsubu ile bakiye 76,59-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından masraf yapılmadığından bu hususta hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA,
5-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 31.550,55-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
7-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.02/12/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸