T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/449
KARAR NO:2023/1010
DAVA:Maddi Tazminat
DAVA TARİHİ:30/06/2022
KARAR TARİHİ:14/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket adına kayıtlı ... plaka numaralı ... ... marka/model aracın, 30/07/2021 başlangıç tarihli, ... poliçe numaralı kasko poliçesi ile davalı şirket nezdinde sigorta ettirildiğini, davalı şirkete sigorta ettirilen aracın 21/09/2021 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, şirketçe gönderilen sigorta eksperi tarafından aracın kullanılamaz(pert) halde olduğunun tespit edildiğini, 21/09/2021 kaza tarihinden itibaren rayiç kasko poliçe bedelinin taraflarına ödenmesi için davalı sigorta şirketine müracaat edilmiş ise de, hasarın tazminine ilişkin taleplerine cevap verilmediğini, tüm tazmin taleplerinin oyalanmak suretiyle geçiştirildiğini, bunun üzerine taraflarınca arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak toplantı sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığını, tüm bu nedenlerle bilirkişi marifetiyle güncel kasko değeri belirlendiğinde talebin arttırılacağını beyan ederek; davanın kabulü ile 21/09/2021 tarihindeki rayiç kasko bedeli olarak taraflarınca belirlenen 600.000,00-TL tutarındaki alacağın 21/09/2021 kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacıya ait aracın, müvekkili şirket nezdinde birleşik kasko sigorta(genişletilmiş kasko) poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçe ve teminatın varlığının, hasarın her durumda sigorta poliçesinden ödenecek olduğu anlamına gelmemekte olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe şartları ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, dosyanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili şirketin adresinin Anadolu yakasında olması nedeniyle davaya bakmakta yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, poliçede muafiyet düzenlemesinin ve rehinli alacaklının bulunmakta olduğunu, hal böyle iken davacı tarafın öncelikle rehinli alacaklıdan muvafakat yazısı almasının gerekmekte olduğunu, aksi takdirde huzurdaki davayı açmakta hukuki yararının olmayacağını, yapılan ekspertiz incelemesi sonuçlarına yer vermeden önce, eksperlik kurumunun hukuki niteliğine değinmekte fayda olduğunu, ekspertiz raporlarının delil niteliği taşıdığını belirleyen yasa kuralı ile sigorta eksperlerinin, sigortalayan ve sigorta ettirene karşı tarafsız ve bağımsız çalışma ilkeleri gereği tazminat yükümlülüğünü doğuran olayların nedenlerini de ortaya koyan raporların hukuken geçerli belge niteliği taşıdığının kabulünün zorunlu olduğunu, müvekkili şirkete yapılan ihbar sonrası yapılan incelemelerde kazanın meydana geliş şeklinin şüpheli bulunduğunu, bu nedenle araştırma gerçekleştirilmek üzere dosyanın bağımsız bir araştırma şirketine gönderildiğini, söz konusu araştırma neticesinde sürücü ...'in, ...'in aracı aldığını ifade ettiği ...'nın defalarca aranmalarına rağmen kendilerinden cevap alınamadığı; mağdur ... ...'dan sürücü kimliği konusunda cevap alınamadığı, tutanaktaki sigortalı araç sürücüsü ...'den görüşme sırasında kaza anında araçta kardeşi ...'in de bulunduğunu ifade ettiğinden, kardeşinin sürücü belgesini o anda ibraz edemediğini, daha sonradan ulaştıracağını ifade ettiği, o aşamadan sonra telefonlarına cevap vermediğinden kardeşinin sürücü belgesinin olup olmadığının tespit edilemediği; kira sözleşmesine ulaşılamadığı, aracın kim veya kimler tarafından ne amaçla sürücü ...'e verildiğinin anlaşılamadığı; bu denli ağır hasara rağmen gerek sigortalı ve gerekse kiracı tarafın ketum davranış gösterdikleri; tüm bu nedenlerle de kaza anında araçta bulunan sürücü ve yolcuların meydana gelen hasarın ağırlığı göz önünde bulundurulduğunda ya da yaralanan yolcularla kıyaslandığında, kaza anında araçta bulunan sürücü ve yolcuların yaralanmalarının kaçınılmaz olarak görüldüğünden ve kendisi ile birebir görüşme sağlanan ...'in kaza anındaki sigortalı araç sürücüsü olduğuna dair kanaat oluşmadığının tespit edildiğini, bu bulgular neticesinde müvekkili şirket tarafından kazanın beyan edildiği şekilde gerçekleşmediği ve sürücü değişikliğinin yaşandığı sonucuna ulaşıldığını, sürücü belgesi olmaksızın araç kullanımı ve beyan yükümlülüğüne kasten aykırılığın, kasko genel şartları gereği hasarın teminat dışı kalmakta olduğunu, hasar tazminat talebinin poliçe teminatı dışında olduğunu, kara araçları kasko sigortası genel şartları gereği müvekkili şirketin herhangi bir tazminat yükümlülüğünün bulunamamakta olduğunu, davacı tarafın hukuka aykırı avans faizi talebinin reddinin gerekmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile uygulanması gereken faiz türünün yasal faiz olduğunu, yine kabul anlamına gelmemek kaydı ile faiz başlangıç tarihinin ihbar tarihinden itibaren 45 gün sonrası olabileceğini, hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığı değerlendirilse dahi, araç rayiç değeri ve hasar tespiti noktasında ekspertiz raporunun dikkate alınmasının gerekmekte olduğunu, davacı tarafından bildirilen tutarın oldukça fahiş olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Dava, davalı sigorta şirketi nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı ve davacı şirketin maliki olduğu aracın trafik kazasına karışarak kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle, aracın rayiç poliçe bedelinin davalı şirket tarafından ödenmediğinden bahisle, bu bedelin tazmini istemine ilişkin bulunmaktadır.
Mahkememizce 30/07/2021 başlangıç tarihli, ... poliçe numaralı kasko poliçesi, 21/09/2021 tarihli kaza tespit tutanağı, ...-1 numaralı hasar dosyası, krokiler, görseller, tramer kayıtları, mail yazışmaları, ödeme dekontu, daini mürtehin bilgileri, rehin kaldırma yazısı, 24/09/2021 kayıt tarihli kesin ekspertiz raporu, ... plaka numaralı araca ilişkin tescil özet raporu vs. Dosyamız arasına alınmış, kusur uzmanı makine fakültesi ve sigorta hukuku öğretim üyelerinden oluşan bilirkişilerden rapor temin edilmiştir.
... makine mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. ...ile ... sigorta hukuku öğretim üyesi Prof. Dr. ...'den oluşan heyet tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 03/11/2023 havale tarihli bilirkişi raporu ile; dosyadaki ekspertiz raporunun incelenmesinden, dava konusu ... plakalı ... marka ... ... tipi 2021 model ve 8297 Km'deki otomobildeki hasarın 240.250,00-TL olduğu, aracın kazadan önceki değerinin 380.000,00-TL olduğu, araçtaki hasarın, aracın tamiri sırasında artabileceği hususu da dikkate alındığında, aracın tamirinin ekonomik olmadığı ve pert total sayılması gerektiği, aracın hasarlı haliyle sovtaj değerinin ortalama 150.000,00-TL olduğunu, dolayısıyla araçtaki gerçek hasar miktarının 380.000,00-TL-150.000,00-TL=130.000,00-TL olduğunu, dava konusu trafik kazasının beyan edilen yer ve koşullarda meydana gelemeyeceği, rizikonun teminat dışında kaldığını ispat yükünün esasen sigortacıya ait olduğu, ancak teknik değerlendirmede sigortalının ihbar ettiği şekilde rizikonun gerçekleşmesinin mümkün
olmadığı, bu halde sigortalının ihbar görevini iyiniyet kurallarına uygun olarak yerine getirdiğinden söz edilemeyeceği, dosyada yapılan incelemede rizikonun teminat içinde olduğu hususunun davacı tarafından ispat edilemediği tespit edilmiştir.Davalı tarafça her ne kadar mahkememizin yetkisine itiraz edilmiş ise de, HMK'nın 15 ve 16. maddeleri kapsamında itirazı yerinde görülmediğinden, davalı tarafın yetki itirazına itibar edilmemiştir.Mahkememize tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre dava, davalı sigorta şirketi nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı ve davacı şirketin maliki olduğu aracın trafik kazasına karışarak kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle, aracın rayiç poliçe bedelinin davalı şirket tarafından ödenmediğinden bahisle, bu bedelin tazmini talebine ilişkindir. Dava konusu kazaya ilişkin olarak düzenlenen yaralanmalı maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağına göre 21/09/2021 günü saat 19:40 sıralarında İstanbul Eyüpsultan ilçesinde yerleşim yerleri dışındaki 3 şeritli 10,5 m genişliğindeki bölünmüş yolda, hava açık, vakit gece, yol asfalt kaplama ve kuru iken sürücü olduğunu iddia eden ... yönetimindeki ... plakalı aracıyla D20 Karayolu ... yönüne seyrederken ... Kavşağını geçtikten sonra aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek aynı yönde sağ şeritte seyreden sürücü ... ... yönetimindeki ... plakalı araca sol arka kısımlarından çarpması sonucu spin ve takla atarak su kanalına düşmesi sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Tutanağa göre bu kazanın oluşumunda sürücü olduğunu iddia eden ...'in 2918 sayılı KTK'nın 52. maddesinde belirtilen hız kurallarına uymamaktan kusurlu bulunmuştur. Beyan sahibi ...'in davalı şirkete hitaben beyanında, Habipler'de kuyumculuk yapan ...'nın bazen kendisini yardıma çağırdığını, kendisinin pek çok aracı olduğunu, ihtiyacı olduğu zaman kendisine araç verdiğini, olay günü ... plakalı aracı kendisinden emanet aldığını, yanında erkek kardeşi olan kişi, kız arkadaşları ve ... olduğu halde D20 Karayolu üzerinde ... yönüne giderken ... Köyü Kavşağında yandan sıkıştırması sonucu önünde seyreden sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araca hafif olarak çarptığını, kaza olduğunu, trafik polisinin tesadüfen yoldan geçerken müdahale ettiğini, yolcuların hafif yaralandıklarını, polisin sürücü olduğuna neden inanmadığını bilmediğini, kardeşinin ehliyetini ibraz edeceğini, telefon dökümünü ibraz ettiğini belirtmiştir. Olaya ilişkin olarak düzenlenen tutanakta, sürücü olduğunu iddia eden ...'in sol şeritte seyrederken aynı yönde sağ şeritte seyreden sürücü ... ... yönetimindeki ... plakalı aracın sol arka kısımlarından çarptığı belirtilmiş olmasına rağmen sürücü olduğunu beyan eden ..., ... plakalı aracın arkasında seyrettiğini, sol şeritte seyreden bir aracın kendisini sıkıştırması sonucu önündeki araca arkadan çarptığını söylemiştir. Dolayısıyla kaza tutanağında olayın meydana geliş şekli ile sürücü olduğunu beyan eden ...'in beyanı birbiriyle uyumsuzdur. Kaza tutanağında olayın meydana gelişinde, ... plakalı araç sürücüsünün ifadesinin de dikkate alındığı tartışmasızdır. Bu durumda sürücü olduğunu beyan eden ...'in beyanının kazanın meydana gelişiyle uyumsuz olduğu anlaşılmaktadır. Dosyamızda mevcut ve ... ve ... plakalı araçların hasarlı bölgelerinin karşılaştırılmasından, ... plakalı aracın sürücü, ön yolcu ve yan perde hava yastıklarının açılmış olduğu, tavanının çökmüş olduğu, sol ön kısmının darbeli olduğu, ön tamponunun düşmüş ve plastik kelepçelerle tutturulmuş olduğu, ön ve arka camlarının kırık olduğu, aracın ön plakasının arka koltukta durduğu, aracın ön kısmında bariz bir hasar olmadığı, sağ ve sol yan kısımlarının hasarlı olduğu görülmüştür. Sürücü olduğunu beyan eden ..., aracının sıkıştırılması sonucu önündeki araca
hafifçe dokunduğunu ifade etmişse de, aracın takla attığı ve pert total seviyesinde hasarlı olduğu, tüm hava yastıklarının açılmış olduğu, sol ön çamurluk kısmında, sağ yan ve sol yan kısımlarında ciddi hasar olduğu dikkate alındığında, sürücü beyanı ile araçtaki hasarın uyumsuz olduğu, aracın önünde aynı yönde giden araca arkadan çarpmasıyla spin atmasının ve takla atmasının mümkün olmayacağı anlaşılmıştır. Sürücü olduğunu beyan eden ... araçta 5 kişinin olduğunu ifade etmiş olup, tutanakta ... isimli iki yolcunun yaralandıkları kaydedilmiştir. Dosyadaki fotoğrflarda, aracın sürücü ve yolcu emniyet kemerlerinin takılı olmadığı görülmüştür. Bu derece ağır hasar gören, kaza anında takla atan araçtaki 5 kişinin, emniyet kemeri takmadıkları da dikkate alındığında ciddi yaralanmaya maruz kalması kaçınılmazdır. Tüm bulguların birlikte değerlendirilmesinden, araçtaki hasar ile kazanın meydana geldiği yol koşulları ile kazaya karışan araçlardaki hasarların uyumsuz olduğu, kazanın beyan edilen yer ve koşullarda meydana gelmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılmış ve dosya kapsamında temin edilen bilirkişi raporu ile de aynı yönde tespitlere yer verilmiştir. Davalı sigorta şirketi, ... plakalı aracın, kaza tarihini kapsayan kasko sigorta poliçesini düzenlemesi sebebiyle davada taraf olarak yer almaktadır. TTK'nın 1409/2. hükmü uyarınca rizikonun teminat dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya
aittir. Yargıtay uygulamasında, sigortacıdan talepte bulunan kişinin beyan yükümlülüğüne aykırı davranması halinde, ispat yükünün yer değiştirdiği kabul edilmektedir. Yani sigortalı, iyiniyet kurallarına aykırı olacak şekilde rizikonun gerçekleştiğini ihbar ederse ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçmektedir. Dava konusu olay bakımından yapılan teknik değerlendirmede araçtaki hasar ile kazanın meydana geldiği yol koşulları ile kazaya karışan araçlardaki hasarların uyumsuz olduğu, kazanın beyan edilen yer ve koşullarda meydana gelmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu tespitten hareketle sigortalının rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini yerine getirdiğinden söz etmek mümkün bulunmamaktadır. Bunun sonucu olarak ispat yükünün yer değiştirdiği, sigortalının, gerçekleşen rizikonun teminat içinde kaldığını ispat etmesi gerektiği, ancak dava dosyasında yer alan
belgeler incelendiğinde bu hususun davacı tarafından ispat edilemediği kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle, davalı sigorta şirketi hakkında açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından açılan davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 269,85-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 10.246,50-TL'den mahsubu ile fazladan yatan 9.976,65-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Arabuluculuk görüşmelerinde arabulucu olarak atanan Necati EBREK(1605)'e 1.560,00-TL ödeme yapılmasına karar verildiği, ödemenin suçüstü ödeneğinden karşılandığı anlaşıldığından 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-13'e göre davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekillet temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT 13/4. maddesi gereğince belirlenen 17.900,00-TL vekâlet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince, davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.. 14/12/2023
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır