T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/887 Esas
KARAR NO2024/549
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ:29/12/2022
KARAR TARİHİ:01/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davanın müvekkil şirket ... ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşme kapsamında çalışmış olan personellere ödenen işçilik alacaklarının sözleşme ve yasal mevzuat gereği davalıdan rücuen tazmini amacıyla ikame olduğu, müvekkil ...'ın dosyaya arz olunacak sözleşmelere rağmen ihale makamı sıfatına haiz olmadığı yönünde bir takdir oluşması durumunda, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin genel hukuka göre nitelendirilmesi ve davalı şirketin, fazlaya ilişkin haklarımızın saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin, müvekkil ... tarafından gerçekleştirilen ödemelerin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiliyle müvekkile ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İhale sonunda yapılan Sözleşmelerde işçilik hak ve alacaklarından yüklenicinin sorumlu olacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla KİK'in hesaplamasına göre Kıdem Tazminatı zımnen ihale yapan makamın uhdesinde kalmakta ve buna göre teklif verilmekteydi.
...'ın ödediği 1.000,- TL'nin ancak yarısı olan 500.-TL'yi şirketimizden talep edebileceğine; Yargılama giderleri ve ücret-i vekâletin taraflara sorumlulukları oranında tahmiline karar verilmesi arz ve talep olunur.
DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi, cevabi yazı içerikleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bulunmaktadır.
Mahkememizde açılan dava öncelikle, görev, yetki, taraf sıfatı ve diğer dava şartları açısından incelenmiş ve Mahkememizin görevli ve yetkili olduğu ve ayrıca diğer dava şartlarının bulunduğu anlaşılmakla davanın esasına geçilmiştir.
Davacı vekili 13/05/2024 tarihli dilekçesi ile taleplerini 5.679,03-TL artırarak davalarını 6.679,03-TL olarak ıslah etmiş ve bu değer üzerinden eksik harcı yatırmıştır.
Dava konusu somut olaya ilişkin olarak, taraflarca sunulan deliller ile başka yerden getirtilmesi gereken tüm deliller toplanmış, gelen yazı cevapları dosyamız içerisine katılmış, ön inceleme duruşması yapılarak tarafların iddia ve savunmaları, uyuşmazlık konusu, tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, dava şartlarının bulunup bulunmadığı, ilk itiraz olup olmadığı, tarafların sulh olup olamayacakları ortaya konulmuş ve yargılama ön inceleme duruşmasında tarafların onay verdikleri uyuşmazlık nitelendirmesi ile sonuçlandırılmış ve Mahkememizin 22/01/2024 tarihli ara kararı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi ... tarafından tanzim edilerek mahkememize ibraz olunan 06/05/2024 tarihli raporunun incelenmesinde özetle de; "Somut uyuşmazlıkta hizmet cetveli kayıtlarının incelenmesinde dava dışı işçi ...’ın 19.12.2006 – 25.04.2008 tarihleri arasında ihale dönemi içerisinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Dava dışı işçi için icra dairesine ve işçiye ödenen toplam tutar (icra dairesinden iade gelen miktarlar da gözetilerek) 55.464,42 TL olarak tespit edilmiştir. Dosya kapsamında bahse konu icra dosyası fiziki olarak yer almamakla birlikte banka havalelerinin incelenmesinde 60.635,70 TL tutarında toplam ödeme gerçekleştirildiği, bunun 1.040,04 TL’si ile 4.131,24 TL’sinin iade edildiği ve dolayısıyla toplam ödemenin 55.464,42 TL olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmeden atıfla incelenen Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin ilgili hükümleri çerçevesinde davalı yüklenicinin kıdem tazminatı ve ferilerinden dava dışı işçiyi kendi nezdinde çalıştırdığı süreyle orantılı olarak sorumlu olduğu, - Davalı tarafın sorumlu olduğu miktarın 6.679,03 TL (Talep 1.000,00 TL) olarak hesaplandığı," şeklinde değerlendirmeler yapmıştır.
Bilirkişi raporunun denetlenmesinde, raporların hukuki yönleri ayrık olmak üzere, yapılan tespitler bakımından ayrıntılı, gerekçeli ve birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğu anlaşıldığından, hükme esas alınmasına karar verilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Davacı ...'ın ihale nedeniyle alt iş veren konumunda olan davalılardan dava dışı işçiye ödemek zorunda kaldığı 7.297,27TL kıdem tazminatından şimdilik 1.000,00TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep ettiği, davalı vekilince sözleşme ve ihale şartnamesi gereğince davacının ödemelerden %50 oranında sorumluluğunun bulunduğuna yönelik savunmada bulunduğu görülmüştür.
Borçlular arasında iç ilişkiyi düzenleyen TBK'nın 167. Maddesine göre; aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.
Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.
Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.
Davalı vekilinin cevap dilekçesi ile dayandığı 21/02/2019 tarihli 7166 sayılı Kanunun 11. maddesi ile 4857 sayılı Kanunun 112. maddesine eklenen ek fıkra ve Geçici 9. maddenin 1. fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 19/9/2019 tarihli ve 2019/42 Esas, 2019/73 Karar sayılı kararı iptal edildiği anlaşılmakla ödenen kıdem tazminatı yönünden davalının sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi'nin 2024/617 E., 2024/1142 K. ve 14/05/2024 tarihli kararında; "Kural olarak her yüklenici çalıştırdığı işçinin işçilik haklarından kendi çalıştırdığı dönemle sorumludur. Aynı işin devamı niteliğinde idareye bağlı yerlerde hizmet verip dava dışı işçiyi çalıştıran diğer firmalar içinde sözleşme hükümleri ve yasal düzenlemeler çerçevesinde idareyi sorumlu tutmak mümkün değildir. Buna göre davacı kurum davalı firmaların işçiyi çalıştırdıkları döneme isabet eden işçilik alacaklarını davalıdan isteme hakkına sahiptir. Bu açıklamalara göre işçinin, işçilik alacakları için İş Mahkemesi'ne açtığı davada, idarenin sorumlu tutulması İş Kanununundan kaynaklanan bir zorunluluktur. Davacı kurum tarafından ödenen kısmın rücuen tahsiline ilişkin davada ise taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakılması gerekir. Sözleşmede ve sözleşmenin eki şartnamelerde tarafların sorumluluklarına dair düzenleme bulunması halinde bu düzenlemenin uygulanması gereklidir. İlk derece mahkemesi alınan bilirkişi raporu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerini değerlendirmiştir. Yapılan tespitler kapsamında işçilik alacaklarından alt işverenlerin sorumlu olacağı yönünde düzenleme bulunduğu, bilirkişinin de dava dışı işçilerin davalı şirket nezdinde çalıştıkları dönemleri, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve Yargıtay uygulamaları göz önünde bulundurarak hesaplama yaptığı anlaşılmıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince toplanan deliller, delillerin gerekçede tartışılmasının usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle davanın kabulü yönünde kurmuş olduğu hüküm yerinde olup" şeklinde karar verilmiş olup ayrıca Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/40470 Esas, 2016/8872 Karar sayılı ilamı ile 2018/6643 Esas, 208/12347 Karar sayılı ilamı ve 2016/13473 Esas, 2018/5192 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.
Buna göre; Mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca dava konusu edilen işçilik alacaklarından davacı işverenin sorumluluğuna yönelik özel bir hüküm bulunmadığı, aksine taraflar arasında 25.10.2006 – 25.04.2008 tarihleri arası dönem için imzalanan ... İhale Kayıt Numaralı Hizmet Alım Sözleşmesi'nin 9.2. maddesinde hizmet işleri genel şartnamesinin sözleşmenin eki olarak anıldığı, 23. Maddesinde de “Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür” düzenlemesinin yer aldığı görülmüştür.
Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 38. maddesine göre ise, yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamının yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretlerinin ödenmesinden doğrudan doğruya yüklenicinin sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, sözleşmede işçi hak ve alacakları nedeniyle açıkça yüklenicinin (alt işveren davalıların) sorumlu olacağı belirtilmiş olup, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinin tarafları bağlayıcı olacağı tartışmasızdır. Buna göre; çalıştırılan işçilerin ücret ve yan ödemelerinden yüklenici, çalıştırdığı dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaktır. Bu halde taraflar arasında serbest irade ile imzalanan sözleşme karşısında Türk Borçlar Kanunu’nun 167/1. maddesinin dava konusu olayda uygulanmasının mümkün olmadığı ancak davacı talebinin 167/2. maddeye uygun rücu talebine ilişkin olduğu anlaşılmakla, Mahkememizce davacı kurumun tüm ihale süreci boyunca alt yükleniciler ile yaptığı sözleşmeler uyarınca davalı payına düşen alacak kısmının 6.679,03TL olduğu, yapılan ödemelere ve davacının 13/05/2024 tarihli ıslah dilekçesi uyarınca bu miktarın 03/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği kanaatiyle dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntısı yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacının davasının KABULÜ ile; 6.679,03TL alacağın 03/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 456,24TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin ve ıslah olarak yatan 177,70-TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 278,54-TL'nin davalıdan tahsili ile HAZİNE'YE İRAT KAYDINA,
Davacı tarafından dava açılırken peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan 177,70TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan posta ve bilirkişi ücreti gideri 3.336,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı yan davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2. maddesine göre hesaplanan 6.679,03TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya VERİLMESİNE,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL Arabuluculuk giderinin, davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
6-HMK'nın 120. maddesi gereğince; varsa taraflarca yatırılan gider avansının arta kalan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa İADESİNE,
7-HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına,
Dair; davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca; miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/07/2024
Katip ...
Hakim ...