T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/227 Esas
KARAR NO:2024/677
DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ: 24/03/2023
KARAR TARİHİ: 02/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı bankanın işlem yapıldığı tarihte ... Şubesi müşterisi olduğu, Müvekkili ... ...’nın davalı bankada... nolu EUR hesabı ve ... iban nolu vadeli hesabında 11.06.2015 tarihinde müvekkilinin bilgisi, rızası ve talimatı dışında işlem yapılarak 101.665.00 EUR işlem yapıldığı tarihteki kur olan 3,09 TL üzerinden bozularak 2427-45684 TL ve ... iban nolu TL hesabı açılarak TL hesabına aktarıldığı, Yapılan işlemin müvekkilin onayı, bilgisi ve rızası dışında hesap sahibi olmayan 3.kişiye ait ... adresinden 10.06.2015 tarih ve 17,42 saatle işlemi gerçekleştiren banka çalışanı ... ait maişl adresine geçilen talimatla yapıldığı, 11.06.2015 tarih ve 12,30 saatle ... tarafından yine aynı mail adresine, talep üzerine 101.665.00 EUR 3,09 kurdan TL’na çevrildiği ve 32 gün %9,80 faiz ile vadeli TL olarak bağlandığı bilgisi geçildiği, Yapılan işleme dair müvekkilin banka sistemine kayıtlı olan GSM operatörüne bilgi mesajı yada sözlü talimatın alınması noktasında bir dönüş olmadığı gibi müvekkil işlemin yapıldığı tarihte ıslak imzalı talebi de alınmadığı, müvekkil işlem yapıldığı sırada Türkiye’de dahi olmadığı, bu durum pasaport kayıtları ile de sabit olduğu, müvekkilin talimatı dışında yapılan işlemi birkaç ay sonra Türkiye’ye gelip aynı hesaba EUR para yatırmak istediğinde öğrendiği, işlemin kimin talimatı ile yapıldığı sorulduğunda ise ... adresinden gelen maile karşılık işlemin yapıldığı bilgisinin alındığı, Banka çalışanı ... kendisi tarafından ıslak imzalı talimatsız ve hatalı işlem yapılmasına müteakip müvekkilin şikayette bulunmaması adına zararı telafi edeceğini söyleyerek müvekkile güven telkin etmeye çalışmış ve müvekkilin uzun süre zaman kaybına sebep olduğu, ancak aradan geçen süre içerisinde müvekkilin zararı oldukça artmış ve bunun üzerine müvekkil tarafından davalı bankadaki hesap kapatıldığı, dava açılmadan ve söz konusu bankaya ihtarname çekilmeden önce 2022 senesi içerisinde müvekkil tarafından .../... Şubesine müracaat edilerek Hesap açılış tarihinden hesap kapanış tarihine kadar bütün hesap hareketleri ve yazılı talimatlar istenildiği, ancak bankadan Bankacılık Kanunu Madde 76 aykırı hareket edilerek hesap hareketleri dışında yazılı yada sözlü talimatları içeren bilgi verilmediği, Bunun üzerine 07.07.2022 tarihinde vekaletname eklenilmeden ...adresine ihtarname çekilmiş, banka tarafından 26.10.2022 tarihinde verilen cevabi mektupta ; “..ez cümle vekaletname olmadan müşteri bilgilerinin paylaşılamayacağı bildirildiği, daha sonra 27.10.2022 tarihinde aynı kep adresine vekaletname ile birlikte müvekkilin uğratıldığı tararın tazmini talebini içeren İhtarname çekilmiş, davalı tarafça 27.10.2022 tarih 20-51 saatle teslim alını, 27.10.2022 tarih 22,01 saatle okunduğu, Ancak, söz konusu ikinci ihtarnameye cevap verilmemiş ve müvekkilin zararını tazmin adına her hangi bir ödemede yapılmadığı, Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vade de ayni veya misli ile geri iade etmekle yükümlü olduğu, Bankanın kendisine emanet edilen mevduatı koruma özel yükümlülüğü gereğince kimlik doğrulaması yaparak işlemi gerçekleştiren kişinin hesap sahibi/ hesap müşterisi olup olmadığına şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, mevduat koruması için bir zorunluluk olduğu, Bankalar özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ile katılım fonlarını müşterileri lehine özenle korumak zorunda olan kurumlar olduğu, Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebi ile bankacılık işlemlerinin güvenilen tarfı konumunda olup, bu durum bankalarıın bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özen güven sebebi ile ağırlaştırılmasını gerektirdiği, Bankalar ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları, Buradan hareketle, bankalar ağırlaştırılmış sorumluluğu gereğince objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları, Davaya konu olayda; Müvekkile ait olmayan bir mail üzerinden gelen bir talimatla işlem yapılması müvekkilin bu konuda sesli yada yazılı bir onayının olmaması yada banka sistemine kayıtlı olan GSM Operatörüne bilgilendirme mesajı gönderilmemesi, bankanın güvenlik zafiyetini açıkça ortaya koyduğu, Tüm bu sebeplerle müvekkilin bilgisi ve talimatı dışında yapılan ve ihtarnamelere ve Arabuluculuk toplantılarında olumlu bir geri dönüş alınamayan bankaya karşı dava açılması zorunlu hale geldiği, Fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile ve yukarıda izah edilen gerekçelerle; Yapılan işlemin müvekkilin bilgi ve talimatı dışında yapıldığının tespiti ile davanın kabulüne, Müvekkilin uğradığı zararın güncel EUR Kurundan işlemin yapıldığı tarihteki EUR Kuru düşülerek (3,09) işlem tarihinden itibaren Mevduat faizi ile birlikte tahsiline, dava masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi talep edilmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı, müvekkili bankanın ... Şubesinde bulunan vadeli EUR hesabında 11.06.2015 tarihinde bilgisi dışında işlem yapıldığını ve EUR hesabında bulunan 101.665.55 EUR ‘nun 11.06.2015 tarihli kur karşılığı 3,09 TL üzerinden bozdurularak yeni açılan TL hesaba aktarıldığını iyi niyetten yoksun ve gerçeklikten uzak bir şekilde iddia edildiği, Ancak, davacının 11.06.2015 tarihinde gerçekleşen döviz bozdurma ve bozdurulan dövizin TL karşılığı olan değerin yeni bir vadeli TL hesap açılarak bu hesaba aktarılması işlemlerini bilmediği yönündeki iddiası hem iyi niyetten yoksun, hem de gerçek dışı olduğu, Dava konusu işlem, davacının 10.06.2015 tarih saat 17,42’de müvekkil bankaya gönderdiği “Sevgili ... hanım, görüştüğümüz üzere 32 günlük vadeli EUR Hesabımdaki Bakiyenin 3,9000 EUR ve üzeri piyasa değerlerinden Türk Lirası satın alınmasını ve bir 32 gün vadeli Türk lirası hesabına transfer edilmesini arz ederim. Saygılarımla ... ... “ şeklindeki talimatı üzerine davacının bilgisi ve onayı dahlinde gerçekleştirildiği, Davacının, yukarıda yer verilen ve E.POSTA yoluyla müvekkil bankaya iletilen talimatı dışında dava konusu işlem gerçekleştirilmeden önce yer verilen deliller arasında da yer alan E.Posta metninden de açıkla anlaşılacağı ve davacının kendisinin de ifade ettiği üzere davacının telefonu ile de onayının alındığı, davacının E.postada yer alan talimatı ile hiçbir tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde sabit olduğu üzere dava konusu işlemler davacının bilgi ve onayı dahlinde gerçekleştiği, aksinin gerçeği yansıtmadığı ve ispata muhtaç olduğu, Dava konusu işlemlerin talimatların yer aldığı e.posta adresi davacının kullandığı E.Posta adresi olduğu, Davacı, dava dilekçesinde ... şeklindeki E.Posta adresinin kime ait olduğunu bilmediğini beyan edilmemekle , anılan E.posta adresinden üçüncü kişinin E.posta adresi olarak bahsedildiği, Önemle belirtmek gerekirki ... adresi davacının oğlu... ile davacının kendisinin ortak olarak kullandıkları bir e.posta adresi olduğu, buda davacının anılan e.posta adresinden müvekkil bankaya gönderilen E.postada unvan olarak T***k S*******’e E.posta metninin altında ise ... ... isimlerinin yazılmasından açıkça anlaşıldığı, Davacının bir başka işleminin gerçekleştirilmesinde de aynı e.posta adresinin kullanıldığı, Davacının Banka ile süregelen ilişkide zaten ... e.posta adresinin davacı tarafından kullanıldığı, bu itibarla davacının ileri sürdüğü iddialar iyi niyetli olmayıp hakkın kötüye kullanılması yasapğına tabi olduğu, Kaldı ki ; davacının müvekkil banka nezdindeki hesap hareketleri ve müvekkil bankaya ilettiği eski talimatları incelendiğinde davacı ilk olarak 04.01.2013 tarihinde 298.000 TL tutarlı vadeli hesap açtırdığı, 23.01.2014 tarihinde yine dava konusu işlemlerde olduğu gibi ... şeklindeki E.posta adresinden vermiş olduğu talimat ile TL hesabını kapattırarak 101.665.00 EUR satın alıp vadeli EUR hesabı açtırdığı, sonrasında da EUR kurunda ilgili tarihlerde bir artış olmaması üzerine dava konusu işlemlere ilişkin talimatların yer aldığı E.Posta ile EUR hesabında bulunan bakiyenin tamamının TL Vadeli mevduat hesabına aktarıldığı müvekkil banka kayıtları ile sabit olduğu, davacının en son açılan TL vadeli mevduat hesabına her ay düzenli olarak EK FAİZ verildiği, Davacı 01.07.2021 tarihinde anılan hesabını Müvekkil Bankanın ... şubesine devir aldığı, Görüldüğü üzere; 23.01.2014 tarihli davacının TL hesabının kapattırılarak 101.665 EUR satın alınması işlemi de yine davacı tarafından ... şeklindeki E.Posta adresinden davacının verdiği “Sayın ... Hanım, ... nolu vadeli hesabımın kapatılarak Bakiyesinin 3,1099’dan EUR satışını yapınız. 32 gün vadeli EUR hesap açılmasını rica ederim. Saygılarımla ... ....” şeklindeki talimat üzerinden ve telefon ile davacının teyidi alınarak sonuçlandırıldığı, aynı şekilde gerçekleştirilen 23.01.2014 tarihli TL hesabının kapatılarak EUR hesabının açılması işlemine hiçbir itirazı, ihtirazı kaydı bulunmayan davacının 11.06.2015 tarihli döviz bozdurma ve vadeli TL hesabına aktarma işlemine itiraz etmesiiyi niyetten yoksun olup, hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, öte yandan dava konusu işlem yalnızca MAİL yolu ile alınan talimat üzerine değil sonrasında telefon ile davanın teyidinin de alınmasıyla gerçekleştiği, dolaysıyla davacının sözlü talimatı alınmadığı ve dava konusu işlemden haberinin olmadığı iddiasının gerçek olmadığı anlaşılcağı, Davacı, dava konusu işlemlerin tarihi olan 11.06.2015 tarihinden birkaç ay sonra Türkiye’ye geldiğini ve dava konusu işlemlerden haberinin olduğunu, müvekkil banka emeklisi dava dışı ...’ın davacının şikayette bulunmaması adına kendisine zararını telafi edeceğini söylediğini ve kendisine güven telkin ederek oyalandığını iddia ettiği, işbu iddiaların davacı tarafından ispatı gerektiği, dava konusu işlemlerin gerçekleştiği 2015 yılından günümüze kadar dava dışı ... davacıyı 8 yıl oyaladığı, geçen sürede hiçbir aksiyon alınmamasının hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, Davacının kendisine ve vekiline hesap hareketlerinin ve yazılı talimatların verilmesinin istenildiği ancak, bu bilgilerin verilmediği iddia edildiği, Davacının belirttiği bilgi ve belgeler Müvekkil bankanın İnternet Bankacılığı Şubesinden davacının kolayca elde edebileceği bilgi ve belgeler olduğu, Şahsen başvurulduğu ve talep edilen bilgi ve belgelerin kendisine verilmediği iddiasının hayal ürünü olduğu, Huzurdaki davada uyuşmazlık , davacının dava konusu etmiş olduğu işlemlerden haberinin olup olmadığı noktasında toplandığı, davacının dava konusu etmiş olduğu işlemlerden haberdar olduğu da yukarıda verilmiş olan açıklamalar davacının 24.01.2014 tarihli E.Postası diğer bilgi ve belgeler ve müvekkil kayıtları ile ispat edildiği, Davacı, 11.06.2015 tarihli döviz bozdurma ve vadeli TL hesabı açma işlemlerinin 3.cü bir kişi tarafından kendisinin bilgisi ve izni olmadan gerçekleştirildiğini iddia ettiği, 3.kişi dava konusu işlemleri gerçekleştirip kendisine ne gibi yarar sağladığı, Kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere bir an için dava konusu işlemlerin 3.cü bir kişi tarafından davacının bilgisi ve onayı olmaksızın gerçekleştirildiği düşünülürse, işlemi gerçekleştiren 3.kişinin TL’ye çevrilen tutarı kendisinin veya bir başkasının hesabına aktarması gerekmezmiy di ? TL’na çevrilen döviz tutarı yine davacının adına açılan vadeli TL mevduat hesabına aktarıldığı, Esasen döviz kurunun artmasını fırsat bilen davacı iyi niyetten yoksun bir şekilde huzurdaki davayı ikame ettiği, haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiği, Dava dilekçesinde her e kadar dava konusu edilen mevduat faizi ile birlikte ödenmesi talep edilmiş ise de; somut olayda müvekkil bankanın her hangi bir ödeme yükümlülüğü bulunmadığından her hangi bir faize katlanmasının da söz konusu olmadığı, bu itibarla faize ilişkin taleplerin de reddi gerektiği, Arz ve izah edildiği üzere ve resen nazara alınacak hususlarla, davanın hukuka, usul ve yasalar hakkaniyete, iyi niyet kurallarına, hayatın olağan akışına aykırı ve dayanaksız talepler içeren haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
SAFAHAT:
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından verilen 03/04/2023 tarihli karar ile davalı tarafın banka olması ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın bankacılık işlemlerinden kaynaklanması nedeniyle gönderme kararı verilerek dava dosyası mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilmiştir.
DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacıya ait olmayan bir e-posta üzerinden gelen talimatla davalı bankanın işlem yapması nedeniyle davacının uğramış olduğu zararın tazmini istemine ilişkindir.
Arabuluculuk Tutanak örneği, ...Çekilen İhtarname Örneği, davalı tarafça verilen cevap mektubu örneği, davacının yurtdışı giriş-çıkış kayıtları, e-posta Yazışmaları, 11.06.2015 tarihine ait Vadeli Hesap Kapama / Virman Dekont Örneklerinin dosyamız arasında olduğu görülmüştür.
Taraflarca sunulan dilekçe ve belgeler ile getirtilen kayıtlar incelenmiş, davacının uğramış olduğu maddi zarar olup olmadığının, varsa işlem tarihlerinden itibaren talep edebileceği zarar miktarı ile faizin tespiti noktasında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi 03/09/2024 tarihli raporunda; tarafların iddia ve savunmaları, davacının davalı banka nezdindeki EUR ve Türk Lirası Mevduat hesap ekstreleri, davacı tarafından e-posta yoluyla, davalı banka çalışanına gönderilen talimat yazıları ve karşı e.posta cevapları, Banka kayıt ve belgeleri ve taraflarca dosyaya sunulan delillerle sınırlı olmak üzere; davacının, davalı banka nezdindeki EUR vadeli mevduat hesabının 11.06.2015 tarihinde güncel 3,09 TL/EUR kur üzerinden bozdurularak Türk Lirası üzerinden vadeli mevduat hesabı açılmasının ve Türk Lirası vadeli hesap üzerinden faizlendirilmesine ilişkin yapılan işlemlerin, davacının da kullanımında olan oğlu ... adına açılmış ... mail adresi üzerinden verilen talimatların davacının bilgisi dahilinde olduğunun kabulü gerektiği, davacının bilgi ve onayı ile yapılan işlemlerin Bankacılık uygulamaları çerçevesinde gerçekleştiği ve davalı bankaya kusur atfedilebilecek bir husus olduğu yönünde kanaat oluşmadığı şeklinde görüş bildirmiştir.
Bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, teknik ve ayrıntılı olarak hazırlanmış olması nedeniyle rapor Mahkememizce de benimsenmiş ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir.
Yapılan yargılama neticesinde tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,
Davalı banka tarafından cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunulmuş olup, dava dilekçesi incelendiğinde davalı bankanın davacı talimatı olmadan banka hesaplarında işlem yapılmak suretiyle davacının zarara uğradığının iddia edildiği, bu durumun banka tarafından davacı müşteriye haksız eylem teşkil ettiği, bu haliyle dava konusu olaya 6098 sayılı TBK'nın 72. Maddesinde düzenlenen 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin uygulanması gerektiği, davacı vekilinin 20/09/2023 tarihli duruşmada davacının 2018 yılında Türkiye'ye gelmesi üzerine olayı öğrendiğini beyan ettiği, Emniyet Müdürlüğünden temin edilen yurda giriş çıkış kayItlarına göre davacının Türkiye'ye 20/01/2018 tarihinde giriş yaptığı, 28/01/2018 tarihinde ise çıkış yaptığı, öğrenme tarihini davacı lehine olacak şekilde iddia edilen tarihin son günü olan 28/01/2018 tarihi kabul edildiğinde dava zamanaşımının 28/01/2020 tarihinde dolacağı anlaşılmakla davalı bankaya 21/10/2022 tarihinde keşide edilen e-posta şeklindeki ihtarname, arabulculuk ve dava tarihi dikkate alındığında davacı talebinin kanunda belirtilen 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmediği fakat davacı tarafından iddia olunan eylemin ayrıca 5411 sayılı bankacılık kanuna muhalefet suçu oluşturabileceği, bu suçun 15 yıllık dava zamanaşmına tabi olduğu anlaşılmakla davacının davasını zamanaşımı süresinde ikame ettiği anlaşılmıştır.
Davacının oğlu ...'nin kullanımda olan ... adlı e-posta hesabından 23/01/2014 tarihli e-posta talimatı ile davalı banka çalışanı ...'a “Sayın ... Hanım, ... nolu vadeli hesabımın kapatılarak Bakiyesinin 3,1099’dan EUR satışını yapınız. 32 gün vadeli EUR hesap açılmasını rica ederim. Saygılarımla ... ....” Şeklindeki EUR mevduat hesabının açılış talimatının gönderildiği, aynı e-posta adresinden davalı bankanın aynı çalışanına10/06/2015 tarihinde “Sevgili ... hanım; Telefonda da görüştüğümüz üzere 32 günlük vadel EUR hesabımdaki Bakiyenin 3,09000 EUR ve üzeri piyasa değerlerinden Türk Lirası satın alınmasını, ve bir 32 gün vadeli Türk Lirası hesabına transfer edilmesini arz ediyorum. Saygılarımla,… ... ...” şeklinde e-posta gönderildiği ardından davalı banka çalışanı ... tarafından 11/06/2015 tarihinde ... adlı e-posta adresine “Merhabalar, 101.665 EUR , 3,09 kurdan TL ‘na çevrilmiş 314.144 TL 32 gün 9,80 faiz oranı ile Vadeli TL olarak bağlanmıştır. Syg.” şeklinde bilgilendirme babında e-posta gönderildiği, her iki işlemin davacının bilgi ve onayıyla yapıldığı, talimatın verildiği e-posta adresinin tarafların bilgisi dahilinde olan bir e-posta adresi olduğu, işlemlerin yapıldığı tarih itibarı ile davacının kendi zararına bir işlem yapmadığı, kaldı ki kur oranındaki değişikliklerle, vadeli hesap açılması nedeniyle davacı kazanç-zarar oranının davacı aleyhine önemli bir değişklik yaratmadığının bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar ile ortaya konulduğu, aynı e-posta adresinden davalı banka çalışanına yönelik hesaplarda işlem yapılmasına yönelik talimat verildiğinin davacı tarafından duruşmada beyan edildiği, yine davacı tarafından işlem tarihinden itibaren birkaç ay sonra Türkiye'ye gelip durumu bankadan öğrendiklerine dair beyanları varsa da, yurt dışı giriş çıkış kayıtlarında davacının Türkiye'ye talimattan yaklaşık 4 yıl sonra geldiği, davacı vekili tarafından dilekçe ekinde zararın giderilmesine yönelik bankaya e-posta şeklinde gönderdiği ihtarnamede ise zararlandırıcı işlemin 2022 yılında davacı tarafından öğrenildiğinin belirtildiği, davacı beyanlarının çelişkili olduğu arada başkaca hesap hareketleri olduğunun banka kayıtlarından anlaşıldığı, davacının iddia ettiği gibi talimatlardan habersiz olduğunun dosya kapsamı ile samimi olmadığı, Türkiye'de 2018 yılı Mayıs ayında kur krizi yaşandığı bu nedenle döviz kurlarında olağanüstü artışlar yaşandığı, davacının yaptığı işlemden dolayı zarar etmesi nedeniyle bankaya göndermiş olduğu talimatların bilgisi olmadan oğlunun e-posta adresinden gönderildiği bahanesi altına sığınarak zararını bu şekilde tazmin etme yoluna çalıştığı, oysa davacı beyanından anlaşılacağı üzere aynı hesaptan davalı bankaya itiraz edilmeyen başkaca talimatların da gönderildiği, davalı bankanın davacı müşteri aleyhine kötü niyetle hareket ederek zararına neden olan işlemlere yol açtığının dosya kapsamı ile sabit olmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafça açılan davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından peşin olarak yatan 179,90-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 247,70-TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm tesisine YER OLMADIĞINA,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 1.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
8-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.02/10/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır