T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/345
KARAR NO : 2025/405
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 23/07/2019
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin, ... %100 iştiraki olan davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü olarak görev yapmakta iken, ... tarihli ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 683 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirlerin Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kamu Personeline İlişkin Tedbirler" başlığını taşıyan 1. maddesinin 1. fıkrası kapsamında kamu görevinden çıkarıldığını, ancak müvekkilinin anılan kanun kapsamındaki terör örgütleriyle herhangi bir ilişkisinin olmaması nedeniyle, ... tarihli ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "İade Hükümleri" başlıklı 2. maddesi ile işine iadesine karar verildiğini, bunun üzerine müvekkilinin, 10.07.2018 tarihinde davalı kurumuna yazılı olarak başvurarak, görevden çıkartıldığı tarihten işe başlama tarihine kadar olan mali ve sosyal haklarının ödenmesini talep ettiğini, ancak davalı kurumun haksız olarak müvekkilini işe başlatmadığı gibi, anılan yasada açık bir şekilde belirtilen çalışmadığı döneme ait mali ve sosyal haklarını da ödemediğini, müvekkilinin, bugüne kadar yasal yollara başvurmadan, görüşerek yasal haklarının iadesi için çaba gösterdiğini, ancak bir netice almaması üzerine yasal yollara başvurmak zorunda kaldığını, bu kapsamda müvekkilinin arabuluculuğa başvurduğunu, ancak anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkilinin işten ayrılmadan önce genel müdür görevi nedeniyle aylık 24.974,83-TL brüt maaş ve yönetim kurulu başkanı sıfatıyla da yaklaşık aylık 4.669,92-TL brüt huzur hakkı almakta olduğunu, kurum çalışan/yöneticisi olması nedeniyle dönemler halinde dağıtılan prim, araç tahsisi, sağlık sigortası, yemek vs. diğer ekonomik, sosyal haklarından kaynaklanan alacağının da bulunmakta olduğunu, yine müvekkilinin işe başlamak için yazılı başvurusuna rağmen davalı tarafından işe başlatılmaması nedeniyle, bu dönem ile ilgili izin, kıdem ve ihbar tazminatından kaynaklanan alacak haklarının bulunmakta olduğunu, müvekkilinin çalışmadığı 23.01.2017-10.07.2018 tarihleri arasında kendisi ile aynı pozisyonda yer alan genel müdür ile yönetim kurulu üyesi/başkanına ödenen ücret/ücret artışı, bu ücrete ilave edilmesi gereken prim, araç tahsisi bedeli, sağlık sigortası gibi sosyal yardım bedellerinin müvekkili tarafından tam ve kesin olarak tespitinin mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin sair talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00-TL genel müdür sıfatına binaen ücret ve diğer mali ve sosyal yan haklar ve 5.000,00-TL yönetim kurulu üyeliği/başkanlığı sıfatına binaen huzur hakkı olmak üzere toplam 15.000,00-TL'nin, müvekkilinin görevden alındığı 23/01/2017 tarihi ile göreve iade edilmesine karar verildiği 08/07/2018 tarihleri arasındaki mali ve sosyal hakların, talep tarihi olan 10/07/2018 tarihinden sonra işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin, Bankacılık Kanunu'nun 143. maddesi kapsamında ...'nun iştiraki olan bir varlık yönetim şirketi olduğunu, davacının, müvekkili şirkete 29.04.2016 tarihinde yönetim kurulu kararı ile atandığını, 06.05.2016-23.01.2017 tarihleri arasında genel müdür olarak İş Kanunu kapsamında çalıştığını ve ayrıca yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, kamu görevinden ihraç edilenlerin iş akdine 683 sayılı KHK’nın 1. maddesinin 2. fıkrasında sayılan hüküm ve sonuçlar arasında yer verilmediğini, kamu görevinden ihraç edilen/edilmeyen ayrımı olmaksızın yani bir bağlam şartı olmaksızın işçiler hakkında ayrıca düzenleme olan 673 sayılı KHK'nın 7. maddesi kapsamında şüphe feshi ile haklı fesihle İş Kanunu kapsamında sona erdirilmekte olduğunu ve davacının tabi olduğu hükmün de 673 sayılı KHK'nın 7. maddesi olduğunu, davacının, 683 sayılı KHK'nın 1. maddesinin 1. fıkrasında yer alan gerekçe ile 1 sayılı listede kamu görevinde bulunması sebebiyle yer aldığını, listede davacının bağlı kurum adı ... ve unvanının ise genel müdür olarak belirtilmiştir, davacının rütbesi ve/veya memuriyetinin bulunmamakta olduğunu, dolayısıyla davacı yönünden "rütbe ve/veya memuriyetinin alınması" şeklinde hüküm ve sonuç doğmadığını, ... personel norm kadrosunda genel müdürlük olarak bir kadro bulunmamakta olduğunu, davacının, ...’den ayrı tüzel kişilik olan müvekkili şirkette genel müdür sıfatıyla 4857 sayılı İş Kanunu'na tâbi olarak çalıştığını, ... iştiraki olan müvekkili şirkette genel müdür dahil müvekkili şirketin tüm çalışanlarının İş Kanunu'na tabi olduğunu, davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tâbi kamu personeli olmadığını, davacının icra ettiği yönetim kurulu üyeliklerinin ise 683 sayılı KHK'nın "Kamu Personeline İlişkin Tedbirler Başlıklı" 1. maddesinin 2. fıkrası olan; “ihraç edilenlerin uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır." hükmü gereği ihracın hüküm ve sonuçları kapsamında müvekkili kurumdaki yönetim kurulu üyeliği ile Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketindeki yönetim kurulu üyeliğinin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın sona erdiğini, Fon Kurulu tarafından, yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesi nedeniyle müvekkili şirket yönetim kurulunda boşalan üyeliklere ve genel müdürlüğe atama yapıldığını, şirket kuruluş ana sözleşmesi gereği tüm üyelerin ilk genel kurulun yapıldığı 29.09.2017 tarihinde de görevlerinin sona erdiğini, davacının adının 08.07.2018'de yayımlanan 701 sayılı KHK'nın 2. maddesinde belirtilen 2 sayılı listede yer aldığını, bağlı kurumun ... olarak belirtildşpşnş, unvanının ise belirtilmediğini, davacının 08.07.2018'de yayımlanan 701 sayılı KHK'nın 2. maddesinde belirtilen 2 sayılı listede yer almasıyla birlikte ihracın hüküm ve sonucu olan haklı feshin, hükmün ve sonucunun ortadan kalkması ile müvekkili şirket açısından iş akdinin feshinin haksız feshe dönüştüğünü, davacının ilgili kurum olan ...'na vermiş olduğu 10.07.2018 tarihli dilekçede görevine iade ile mali ve sosyal haklarının ödenmesi talebinde bulunduğunu, davacının, devlet memuru olmaması sebebiyle göreve iadesinin mümkün olmadığını, bu sebeple talebinin işleme alınmadığını ve süresi içerisinde de müvekkili şirkete karşı işe iadeye ilişkin dava açılmadığını, 701 sayılı KHK ile, 683 sayılı KHK'nın 1. maddesinin hüküm ve sonuçlarının ortadan kalktığını, fakat devlet memuru olmayan davacının mali ve sosyal haklar talebi yönünden taraf sıfatı bulunmadığı gibi, müvekkili şirketin de davalı sıfatının da bulunmamakta olduğunu, zira ilgili KHK gereği mali ve sosyal hakların ödenmesinin, ihraç listesinden çıkarılmış memuriyetten çekilmemiş olan devlet memurlarına ilişkin olduğunu, işlemler ve taleplere muhatap tarafın ise ... olduğunu, ihtilafın görüleceği yerin ise idari yargı olduğunu, ayrıca huzur hakkının TTK'nın 394. maddesi uyarınca tanınmış bir hak olması nedeniyle iş mahkemelerinin huzur hakkı konusunda karar verme görev ve yetkisinin bulunmamakta olduğunu, davacının devlet memuru olmadığını, ihraç listesinde yer almasının davacıya devlet memuru sıfatını kazandırmyacağını, geniş imza ve temsil yetkisi ile kamu görevini ifa etmesi nedeniyle KHK kapsamına alındığını ve resmi gazetede yayımlanan listede yer aldığını, genel müdür sıfatıyla müvekkili şirket ile arasındaki iş akdinin KHK kapsamında haklı fesih ile sonlandığını, davacının iş akdinin KHK kararı olmasa dahi her zaman İş Kanunu kapsamında haklı veya haksız fesih ile sona erdirilebileceğini, ihraç listelerinde hem kurumlarında kamu görevi icra eden devlet memurları ve hem de iştiraki şirketlerde çalışan işçi statüsündeki kamu görevlilerinin yer almakta olduğunu, davacının, İş Kanunu kapsamında müvekkili şirkette hizmet süresi olarak 1 yılı dolmadığından kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alması ile genel müdür statüsünde olması nedeniyle işe iadesinin mümkün olmadığını, bu nedenle davacı hakkında herhangi bir işlem tesis edilmediğini, davacının 06.05.2016 tarihinde göreve başlamış olduğunu, 1 yıllık süre dolmadan 23.01.2017 tarihinde görevinden ihraç edilmiş olduğundan kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamamakta olduğunu, zımni ret karşısında dilekçe sahibinin hak düşürücü 60 günlük süre içerisinde idari yargıda dava açmadığını, her devlet memurunun kamu görevlisi olduğunu; ancak her kamu görevlisinin devlet memuru olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Dava, ... iştiraki olan davalı şirketin genel müdürü ve yönetim kurulu olan davacının, 683 sayılı kararname kapsamında görevden uzaklaştırılması ve 701 sayılı kararname kapsamında ise görevine iade edilmesi üzerine davalı şirket tarafından, çalışmadığı 23.01.2017-10.07.2018 tarihleri aralığındaki genel müdür sıfatına binaen ücret ve diğer mali ve sosyal yan haklar ve yönetim kurulu üyeliği/başkanlığı sıfatına binaen huzur hakkının ödenmediğinden bahisle, söz konusu alacağın tahsili istemine ilişkin bulunmaktadır.
Eldeki dava dosyasının öncelikle 256,17-TL peşin harç yatırılmak suretiyle 15.000,00-TL harca esas değer üzerinden ... 3. İş Mahkemesinde ikame edildiği ve bu mahkemece görülmeye başlandığı, mahkemenin 12/04/2022 tarihli, ... esas ve ... karar sayılı kararıyla; "4857 sayılı İş Kanunu'nun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
Kanunun 2. maddesinde bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır. İşçi ve işveren sıfatları aynı kişide birleşemez.
Yasanın 8. maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir. İş sözleşmesini eser ve vekâlet sözleşmelerinden ayıran en önemli ölçüt bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede, iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağımlılığı vardır.
İş sözleşmesini belirleyen ölçüt hukukî-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukukî bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirir. İşçinin işverene karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini, işçinin işverenin talimatlarına göre hareket etmesi ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, işçinin bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli, kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin ölçüt teşkil etmez. İşçinin işverenin belirlediği koşullarda çalışırken kendi yaratıcı gücünü kullanması ve işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Çalışanın işyerinde kullanılan üretim araçlarına sahip olup olmaması, kâr ve zarara katılıp katılmaması, karar verme özgürlüğüne sahip bulunup bulunmaması bağımlılık unsuru açısından önemlidir.
İş sözleşmesinde işçi işveren için belirli veya belirsiz süreli olarak çalışır. Vekâlet sözleşmesinde ise vekil kural olarak uzmanlığı bakımından iş sahibinin talimatları ile bağlı değildir. İş sözleşmesinin varlığı ücretin ödenmesini gerektirir. Oysa vekâlet için ücret zorunlu bir öğe değildir. Vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümlerde iş sözleşmesinin aksine sosyal nitelikte edimlere ve koruma yükümlülüklerine rastlanmaz. Vekil bağımsız olarak iş görür, bu nedenle faaliyetini sürdüreceği zamanı belirlemede kısmen de olsa serbestliğe sahiptir. Bütün zamanını tek bir müvekkile özgülemek zorunda olmayan vekil, farklı kişilerle vekâlet sözleşmeleri yapabilir. Ekonomik olarak tek bir işverene bağımlı değildir.
Tüzel kişilerde yönetim hakkı ile emir ve talimat verme yetkisi organlarını oluşturan kişiler aracılığıyla kullanılır. Tüzel kişiler yönünden tüzel kişinin kendisi soyut işveren, tüzel kişinin organını oluşturan kişiler ise somut işveren sıfatını haizdir.
Ticaret şirketleriyle tüzel kişilerde somut işveren sıfatını taşıyan organ bir kurul olabileceği gibi tek başına bir kişiye verilen yetki çerçevesinde gerçek kişinin de organ sıfatını kazanması mümkündür.
Limited, hisseli komandit ve kolektif şirketlerde yönetim yetkisi şirket ortaklarından birine bırakıldığında, bu kişi müdür sıfatıyla kişi-organ sayılır. Türk Ticaret Kanununun 319 uncu maddesine göre, anonim şirketler yönünden yönetim ve temsil yetkisinin yönetim kurulu üyelerine bırakılması halinde, bu kişi veya kişiler kişi-organ sıfatını kazanır. Şirketi temsil ve yönetime yetkili kişi-organ sıfatını taşıyan kişiler işveren konumunda bulunduklarından işçi sayılmazlar.
İş Kanununa tabi genel müdür olarak çalışanların aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olmaları halinde kişi-organ statüsünü taşıyıp taşımadıklarının araştırılması gerekir. Genel müdürün organ sıfatını kazanmaksızın yönetim kurulu üyesi olması halinde, “genel müdürlük görevi” sebebiyle iş ilişkisinin devam ettiği sonucuna varılmalıdır. Buna karşın şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi-organ sıfatı kazanılmışsa, işçi ve işveren sıfatı aynı kişide birleşemeyeceğinden iş ilişkisinin bulunmadığı kabul edilmelidir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesine göre, iş mahkemelerinin görevi “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi”dir. İşçi sıfatını taşımayan kişinin talepleriyle ilgili davanın, iş mahkemesi yerine genel görevli mahkemelerde görülmesi gerekir (Yargıtay 9. H.D. 05/04/2018 gün... E, ...K.).
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dosyada mevcut davalı şirkete ait 24/01/2017 yönetim kurulu kararında davacının davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü olduğunun ifade edildiği, davacının yönetim kurulu başkanı olarak davalı şirkette görev yaptığı hususunda taraflar arasında ihtilaf olmadığı, davacının pozisyonu gereği davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu, şirketi temsil ve yönetime yetkili kişi-organ sıfatını taşıyan kişiler işveren konumunda bulunduklarından işçi sayılamayacakları, işçi sıfatını taşımayan kişinin talepleriyle ilgili davanın, iş mahkemesi yerine genel görevli mahkemelerde görülmesi gerektiği anlaşıldığından, mahkememizin görevsiz olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılarak" gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın, İstanbul nöbetçi asliye ticaret mahkemelerine gönderilmesine karar verildiği, verilen kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesinin 19/04/2023 tarihli, ...esas ve... karar sayılı kararıyla; "...Davacının Yönetim Kurulu Başkanı olup, şirketi temsile yetkili olduğu, işçi sıfatı taşımadığı ve taleplerinin işçilik alacaklarından olmadığı, huzur hakkı alacağının iş sözleşmesi veya İş Kanunu'ndan doğan bir alacak olmadığını, TTK'dan doğduğundan dolayı, karar vermeye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili ve görevli olduğu..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddedildiği ve dosyanın mahkememize tevzi edilerek yargılamaya mahkememizce devam olunduğu, mahkememiz dosyası kapsamında bilirkişi heyetinden rapor temin edildikten sonra mahkememizin 25/02/2025 tarihli duruşmasında; "Davacı vekiline, talep artırım dilekçesini sunması ve artırdığı miktar üzerinden eksik harcı tamamlaması bakımından 2 haftalık süre verilmesine," ve duruşmanın 24/06/2025 günü saat 11:00'e bırakılmasına karar verildiği, davacı vekilinin 11/03/2025 havale tarihli dilekçesiyle taleplerinin 2.552.605,96-TL'ye arttırıldığı beyan edildiği ve aynı gün 43.335,96-TL tamamlama harcının ikmal edilmesi üzerine, mahkememizin 12/03/2025 tarihli ara kararı ile; "Davacı tarafça harçlandırılan dava değeri itibari ile davanın heyetçe görülüp karara bağlanması gereken bir dava halini almış olması sebebiyle dosyanın heyete tevdine" karar verildiği ve yargılamaya mahkememiz heyetince devam olunduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce... tarihli ve ... numaralı ve ayrıca... tarihli ve ... numaralı Resmi Gazete nüshaları, 10/07/2018 tarihli göreve başlatılma dilekçesi, davalı şirket yönetim kurulunun fesih ve atama kararları, işe giriş-çıkış bildirgeleri, yıllık ücretli izin belgeleri, ücret bordroları, hizmet döküm cetveli, iş yeri tescil belgeleri, huzur hakkı dekontu, ... Bankası Anonim Şirketinin 31/03/2016 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağı, davalı şirketin 2016 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağı, ... ile davalı şirket arasındaki yazışmalar, dekontlar, personel listeleri, bordolar, özlük dosyası, emekli maaş listesi, davacı ile SGK yazışmaları, arabuluculuk son tutanağı vs. dosyamız arasına alınmış, iş hukuku uzmanı bilirkişiden rapor ve ek rapor, mali müşavir ve şirketler hukuku öğretim üyesinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor, ek rapor ve ikinci ek rapor temin edilmiştir.
... Üniversitesi muhasebe-finans öğretim üyesi ... ve ticaret hukuku öğretim üyesi ...'den oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 10/01/2025 havale tarihli rapor ile; davacı tarafından toplam elde edilmesi gereken gelirin 580.064,77-TL olduğu, bu miktardan emekli maaşı toplamı olan 87.136,86-TL'nin düşülmesi neticesinde net 492.927,91-TL gelire ulaşıldığı, dava tarihine göre yapılan denkleştirme hesabına göre ise davacının, davalıdan 2.552.605,96-TL alacağının bulunduğu tespit edilmiştir.
23 Ocak 2017 tarihli 29957 sayılı Kanun Hükmünde Kararname İle Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbîrler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yayımlanmış olduğu(Karar Sayısı:KHK/683) Olağanüstü hal kapsamında bazı tedbirler alınması; Anayasanın 121 inci maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4 üncü maddesine göre, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nca 2/1/2017 tarihinde
kararlaştırılmış;
"Kamu personeline ilişkin tedbirler
MADDE 1 - (1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.(2)Birinci fıkıa gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın,rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kuınl, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır.
Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. Bu kişiler hakkında bakanlıkları ve kuramlarınca ilgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerine pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir.(3)Birinci fıkra kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar, varsa uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan
yararlanamazlar. İade hükümleri
MADDE 2 - (1) Ekli (2) sayılı listede yer alan kamu görevlileri, ilgili kanun hükmünde kararnamenin eki listelerin ilgili sıralarından çıkarılmıştır.
(2) ilgili kanun hükmünde kararname hükümleri, birinci fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılır. Söz konusu personelden bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren on gün içerisinde göreve başlamayanlar çekilmiş sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz. Bu personelin görevlerine iadesi, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihte bulundukları yöneticilik görevi dışında öğrenim durumları ve kazanılmış hak aylık derecelerine uygun kadro ve pozisyonlara atanmak suretiyle de yerine getirilebilir. Bu maddeye ilişkin işlemler ilgili bakanlık ve kuramlar tarafından yürütülür.
Kapatılan kurum ve kuruluşlar
MADDE 3 - (1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olan ve ekli (3) sayılı listede yer alan özel televizyonlar kapatılmıştır.
(2) Birinci fıkra kapsamında kapatılan özel televizyonlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hâzineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Bunların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hâzineden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kuramlardan gerekli yardımı almak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından yerine getirilir.
Doçentlik başvuruları
MADDE 4 - (I) Terör örgütlerine veya ... milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olması ya da değerlendirilmesi sebebiyle görevden uzaklaştırılan veya haklarında adli soruşturma ya da kovuşturma yapılan doçent adaylarının, görevden uzakta geçirdikleri süre boyunca veya adli soruşturma ya da kovuşturma sonuçlanıncaya kadar doçentlik başvurularına ilişkin işlemler durdurulur. Bunlardan haklarında kamu görevinden çıkarılma veya mahkûmiyet kararı verilenlerin doçentlik başvuruları iptal edilir.
Sermaye piyasasına ilişkin tedbir
MADDE 5 - (1) 20/7/2016 tarihli ve ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerle doğrudan veya anılan kanun hükmünde kararnamelerde öngörülen usuller çerçevesinde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum ve gruplara aidiyeti, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek hakkında çeşitli tedbir ve yaptırımlar uygulanmış olan halka açık ortaklıklar ve sermaye piyasası kurumlan ve/veya bunların iş ve işlemleri hakkında ... tarihli ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında açılan dava ve takiplerde idare aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilemez, hükmedilenler tahsil edilemez.
Türk Lirası ile yapılacak tahsilat
MADDE 6 - (I) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa tabi tüm kamu idareleri ve bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, ... tarihli ve ... sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye tabi kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklar, ... tarihli ve ... sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun çerçevesinde özelleştirme programında bulunan ve sermayesinin yarısından
fazlası kamuya ait işletmeci kuruluşlar, ... ve sermayesinde doğrudan veya dolaylı olarak kamu payı olan özel kanunlar ile kurulmuş anonim ortaklıklar, niteliğine bakılmaksızın yabancı para cinsinden yurtiçi ödeme yükümlülüğü olan alacaklarını, borçlunun talebi üzerine 2/1/2017 tarihinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan döviz alış kurundan, 31/12/2017 tarihine kadar Türk Lirası olarak tahsil edebilirler. Bu madde kapsamındaki işlemler ve sonuçları, bütçe gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmez.
Şahsi sorumluluk davalarına ilişkin tedbir
MADDE 7 - (1) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerin, kayyım atanmasından önceki sahipleri, ortakları, yönetim kurulu üyeleri, müdürleri ve diğer sorumlu yetkilileri aleyhine kayyımlar tarafından açılmış veya açılacak şahsi sorumluluk davalarında ilgili tüzel kişiliğin genel kumlunun veya yetkili kurulunun kararı aranmaz.
(2) Kayyım atanan şirketlerin soruşturma kapsamındaki şüpheli ortakları ile kayyım tarafından hakkında şahsi sorumluluk davası açılan şirket ortaklarına ait ortaklık hak ve payları, soruşturma veya davanın açıldığı tarihten soruşturma, kovuşturma veya davanın kesin hükümle sonuçlandığı tarihe kadar devir ve temlik edilemez. Ortaklık hak ve paylarına ait temsil ve idare yetkisi kayyım tarafından kullanılır. Devir ve temlik yasağı Cumhuriyet savcılığı veya mahkeme tarafından resen ticaret sicili müdürlüklerine bildirilir ve tescil edilir." hükümlerini içermektedir.
Olağanüstü hâl kapsamında bazı tedbirler alınması; Anayasanın 121 inci maddesi ile ... tarihli ve ... sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4 üncü maddesine göre, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nca 4/6/2018 tarihinde kararlaştırılmış;"
Kamu personeline ilişkin tedbirler
MADDE 1 (1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işlemegerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir. (2) Birinci fıkra gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler;
bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu
kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. Bu kişiler hakkında bakanlıkları ve kurumlarınca ilgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerine pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir.
(3) Birinci fıkra kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar, varsa uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar.
İade hükümleri
MADDE 2
(1)Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler, ilgili kanun hükmünde kararnamenin kabulüne ilişkin kanunun eki listelerin ilgili sıralarından çıkarılmıştır. İlgili kanun hükmünde kararnamenin kabulüne ilişkin kanunun hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılır. Söz konusu personelden bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren on gün
içerisinde göreve başlamayanlar çekilmiş sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz. Bu personelin görevlerine iadesi, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihte bulundukları yöneticilik görevi dışında öğrenim durumları ve kazanılmış hak aylık
derecelerine uygun kadro ve pozisyonlara atanmak suretiyle de yerine getirilebilir. Bu maddeye ilişkin işlemler ilgili bakanlık ve kurumlar tarafından yürütülür. (2) Ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler, ilgili kanun hükmünde kararnamenin kabulüne ilişkin kanunun eki listenin ilgili sıralarından çıkarılmıştır. İlgili kanun hükmünde kararnamenin kabulüne ilişkin kanunun hükümleri, bu kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılır. Bu fıkraya ilişkin işlemler ilgili bakanlık ve kurumlar tarafından yürütülür." hükmünü içermektedir.
Davalı ... Şirketinin, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. ve geçici 1. maddeleri ile Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’e göre ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 6803 sayılı ve 24 Mart 2016 tarihli kuruluş iznine uygun olarak, 28 Mart 2016 tarihinde Anonim Şirket olarak kurulmuş olduğu, 28 Nisan 2016 tarihinde tescil edilen kuruluş kararı, 4 Mayıs 2016 tarih ve 9068 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanmış olduğu, 28 Temmuz 2016 tarihinde toplanan yönetim kurulunun, ... Şirketinin, ...Şirketine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 155. maddesinin 1. fıkrasının b bendi ve 156. maddesi hükümleri ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19 ve 20. maddeleri uyarınca kolaylaştırılmış birleşme hükümlerine göre bütün aktif ve pasifleriyle birlikte devir olmak suretiyle birleşmesine ilişkin karar aldığı, davalı şirketin 6 Mart 2017 tarihli ve 77 numaralı yönetim kurulu kararı doğrultusunda, 4 Nisan 2017 tarihinde ... Şirketi ile birleştiği, bu birleşme işleminin, davalı şirketin çatısı altında gerçekleşmiş ve herhangi bir adres ya da unvan değişikliğine gidilmemiş olduğu, davalı şirketin 24.03.2016 tarihinde kurulmuş olduğu, 04.04.2017 tarihinde ... Şirketi ile davalı ... Şirketi adı altında birleştiği ve davalı Birleşim Varlık
Yönetim Anonim Şirketinin sermayesinde TMSF’nin doğrudan hakimiyetinin bulunduğu, bu bağlamda davalı şirketin, Bankacılık Kanunu'nun 143. maddesi kapsamında Tasarruf Mevduatı Sigorta
Fonunun %100 payı ile iştiraki olan bir varlık yönetim şirketi olduğu anlaşılmıştır.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda mahkememiz dosyası kapsamı hep birlikte incelendiğinde, dava, ... iştiraki olan davalı şirketin genel müdürü ve yönetim kurulu başkanı olan davacının, 683 sayılı kararname kapsamında görevden uzaklaştırılması ve 701 sayılı kararname kapsamında ise görevine iade edilmesi üzerine davalı şirket tarafından, çalışmadığı 23/01/2017-10/07/2018 tarihleri aralığındaki genel müdür sıfatına binaen ücret ve diğer mali ve sosyal yan haklar ve yönetim kurulu üyeliği/başkanlığı sıfatına binaen huzur hakkının ödenmediğinden bahisle, söz konusu alacağın tahsili istemine ilişkin bulunmaktadır. Davacının, 683 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 22/01/2017 tarihi ile kamu görevinden çıkarıldığı ve 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 08/07/2017 tarihi ile işine iadesine karar verildiği, 683 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılması üzerine, davalı şirketçe 24/01/2017 tarihli 61 sayılı yönetim kurulu kararı ile; “kamu görevinden çıkarılan kişilerin uhdelerinde bulunan yönetim kurulu üyeliklerinin de sona erdiğinin hüküm altına alınmış olduğu, kararname kapsamında kamu görevinden çıkarılan davacının genel müdürlük ve yönetim kurulu üyeliğine yönelik imza yetkilerin kaldırılmasına karar verilmiş olduğu, SGK hizmet cetvelinin incelenmesi ile davacının ...tarihleri arasında ... sigorta sicil sayılı, ... tarihleri arasında ... sigorta sicil sayısı ile davalı şirkette Genel Müdür olarak çalıştığı, davacının, davalı şirkette 29/04/2016 tarihinde yönetim kurulu kararı ile atandığı, 06/05/2016-22/01/2017 tarihleri arasında genel müdür olarak İş Kanunu kapsamında görev yaptığı, bunun yanı sıra davalı şirkette yönetim kurulu üyeliği bulunduğu, 24/01/2017 tarihli 61 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacının genel müdürlük ve yönetim kurulu üyeliğine yönelik imza yetkilerinin kaldırılmasına karar verilmiş olduğu, davalı şirketin genel
müdürlüğünden, davacının personel özlük dosyasının ve görev yaptığı dönemdeki maaşını gösterir tüm kayıtlar ile yönetim kurulu üyesi ve başkanının huzur hakkının ne kadar olduğuna ilişkin kayıtlar ile davacının ücret ve huzur hakkı dışındaki diğer sosyal haklarının neler olduğunun ve ne kadar olduğunu gösterir kayıtlar incelendiğinde, davalı şirket tarafından ilgili müzekkerelere ilişkin dava dosyasına sunulan belgelerin ayrıca celp edilen belgelerin incelenmesi neticesinde davacının, 2016 yılında aylık net 15.000,00-TL, 23/01/2017-31/12/2017 tarihleri arasında net 16.000,00-TL, 01/01/2018-08/07/2018 tarihleri arasında net 17.280,00-TL genel müdür görevi nedeniyle maaş aldığı, maaş ödemelerinin ay sonunda yapıldığı, maaş tutarının belirlenmesine yönelik yönetim kurulu kararlarının, 06/05/2016 tarihli 17 sayılı yönetim kurulu kararı ile, ataması yapılan personel(06.05.2016 tarihli 6 sayılı YKK ile) 06/05/2016 başlangıç tarihli hizmet sözleşmesine istinaden aylık net 15.000,00-TL ücret ödenmesine karar verilmiş olduğu, 30/10/2017 tarihli 62 sayılı yönetim kurulu kararı ile, 01/01/2017 tarihinden geçerli olmak üzere 2017 yılında personel ücretlerine uygulanacak genel zam oranlarının %8,5 olarak belirlenmesine, ... tarihli ... sayılı yönetim kurulu kararı ile, net ücreti 3.000,00-TL'ye kadar olan personele %9, net ücreti 3.000,00-TL'nin üzerinde olan personele %8 uygulanmasına, personelin Ocak 2018 ayı ücretlerinin belirlenmesinde düzeltilmiş net ücretlerin dikkate alınması şeklinde olduğu, Ocak 2017 tarihinde genel müdür net maaşının 15.000,00-TL olduğu, 22/01/2017 tarihinde iş akdinin feshedildiği ve 22 gün ücret ödenmiş olduğu, ayrıca davacının SGK’dan emekli olduğu ve şirket nezdinde çalışanların 5335 sayılı kanunun 30. maddesinin 2. fıkrası uyarınca emekli maaşları ödenmemekte olduğu, davacının emekli olduğundan şirket ile ilişiği kesildikten sonra 23/01/2017-08/07/2017 tarihleri arasında emekli maaşının tahakkuk ettiği ve ödendiği, bu sebeple aldığı emekli maaşının aylık maaştan düşülmesi gerekmekte olduğu, şirket yönetim kurulu üyelerinin genel kurulda 1 yıllığına seçilmekte olduğu, ilk genel kurulda şirket yönetim kurulu başkan ve üyelerinin aynı zamanda şirket ile birleşen ... Şirketi üyesi olması nedeniyle herhangi bir huzur hakkı ödemesi belirlenmemiş olduğu, ... Şirketi genel kurulunda ise yönetim kurulu başkanına aylık 3.000,00-TL huzur hakkı ücreti belirlenmiş olduğu, davalı ... Şirketinin 29/09/2017 tarihinde 2016 yılı olağan genel kurul toplantısı ile yönetim kurulu üyelerine verilecek huzur hakkının belirlenmiş olduğu, bu tarih ile tüm yönetim kurulu üyelerinin görevinin sona ermiş olduğu, bu kapsamda 23/01/2017-29/09/2017 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulu başkanının huzur hakkı ücretinin aylık 3.000,00-TL olduğu, 04/05/2016 tarihli 9068 sayılı TTSG incelendiğinde davacının, şirket ana sözleşmesinin 28/04/2016 tarihle tescili ile 3 yıl için(2016-2017-2018) yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiş olduğu ve aylık net 3.000,00-TL huzur hakkı ödenmesine karar verilmiş
olduğu, ... 18. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ile tasdiki yapılan şirket ana sözleşmesinde, davacının 3 yıl için yönetim kurulu üyeliğine seçilmiş olduğu, şirketin 29.09.2017 tarihli 2016 yılı olağan genel kurul toplantısında ise, 2017 yılı için yönetim kurulu başkanlığına yönelik huzur hakkının aylık net 6.000,00-TL olarak belirlenmiş olduğu, şirketin 27.04.2018 tarihli 2017 yılı olağan genel kurul toplantı tutanaklarında yine 3. dönem yönetim kurulu başkanlığı için 6.000,00-TL huzur hakkı ödemesi yapılmasına karar verildiği, şirketin ... kayıtlarının incelenmesi ile ... 18. Noterliğinin ... tarihli ve ... sayı ile tasdikli, 27.4.2018 tarihli genel kurul kararının tescil edilmiş olduğu, buna göre daha önce 1 yıl
için seçilen yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ..., ... ve ...’nin yönetim kurulu üyeliklerinin sona erdiği ve bu kişilerin yeniden atama ile 27/04/2019 tarihine kadar 1 yıl yeniden yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiş oldukları, bu tespitle davacının, 683 sayılı kanun hükmünde kararname ile 22.01.2017 tarihi ile görevinden alınmamış olması durumunda, şirketteki hem genel müdürlük hem de yönetim kurulu üyeliğinin ve dolayısı ile yönetim kurulu başkanlığının 04.05.2016
tarihli TTSG ilanı ile 3 yıl için seçilmiş olması nedeniyle halen devam ediyor olması gerektiği, ... Şirketinin, davalı şirket adı altında 04.04.2017 tarihinde birleşmiş olması nedeniyle, ...i Anonim Şirketine ait makbuzlar incelendiğinde, huzur hakkı ödemesinin, davacının ... Bankası Anonim Şirketi nezdindeki ... IBAN numaralı ... hesabına gönderilmek üzere yapılmış olduğu, bahsi geçen genel kurul kararları kapsamında 2016 yılı için aylık net 3.000,00-TL’nin kendisine ödenmiş olduğu, 2017 yılında ise 22.01.2017 tarihi ile şirketteki görevlerinin sonlandırılmış olması nedeniyle, şirketin 29.09.2017 tarihindeki genel kurul toplantısında belirtilen ve Ekim 2017 tarihinden itibaren geçerli olan 6.000,00-TL aylık net huzur hakkı ödenmesine yönelik Ocak 2017 huzur hakkının 3.000,00-TL şeklinde tam olarak ödediği, diğer bir ifadeyle kıstelyevm ödenmemiş olduğu, dosyaya sunulan bordrolardan, davacının görevinin yönetim kurulu başkanı olarak belirlendiği, brüt ücretin 4.669,92-TL’ye tekabül ettiği, net ücretin ise 3.000,00-TL olarak ödendiği, ayrıca davalı şirketin 10.01.2020 tarihli yazısı ile, 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 12. maddesinde, “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinden, kurum ve kuruluşların yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu, danışma kurulu üyelikleri ve komisyon, heyet, komite ile benzeri organlarda görev alanlara, kurum içi ve kurum dışı ayrımı yapılmaksızın
bu görevlerinden sadece biri için ücret ödenebilir. Bu maddenin uygulanmasında oluşacak tereddütleri gidermeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.” hükmüne yer verilmiş olduğu ancak davacı ...’nin ... Anonim Şirketine 31.03.2016 tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiş olduğu ve KHK hükmüne aykırı olarak iki yerden huzur hakkı ücreti almış olduğu hususuna yer verildiği, bu bilgiye ilişkin Kamuoyunu Aydınlatma Platformunda yer alan 31.03.2016 tarihli
genel kurul toplantı tutanaklarından, davacının ... Anonim Şirketinin yönetim kurulu üyesi olarak 3 yıllığına seçilmiş olduğu ve uhdesinde kamu görevi bulunan üyeler için 01.01.2016 tarihinden geçerli olmak üzere aylık net 7.500,00-TL yönetim kurulu üyeliği ücretine hak kazanmış olduğu, buna mukabil davacının 23.01.2017 tarihi ile ...Şirketindeki yönetim kurulu üyeliğinden ayrılmış olduğu, davacının 01.02.2016-05.02.2016 tarihleri dahil 5 gün izin kullanmış
olduğu, 19.02.2016-23.02.2016 tarihleri aralığında 5 gün izin kullanmış olduğu, böylece toplam izninden 15 gün kalmış olduğu ve 15 günlük izin ücretinin 05.05.2016 tarihinde tarafına ödenmiş olduğu, dosyaya sunulan ödeme dekontlarından, davacıya toplam 77.338,77-TL’nin kıdem-ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücreti olarak davalı firma tarafından ödenmiş olduğu, davalı şirketin, Bankacılık Kanunu'nun 143. maddesi kapsamında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun %100 payı ile iştiraki olan bir varlık yönetim şirketi olduğu, bu bağlamda sermayesi %100 kamu kurumuna ait olan bir şirketin de kamu girişimi ile oluşturulan ve faaliyet gösteren kamu kuruluşu olarak adlandırılabileceği, dosya kapsamında davacının atama ile göreve başlatıldığı ve imzalanmış bir iş sözleşmesi bulunmadığı, buna mukabil SGK’ya bildirilen işe giriş bildirgesinde "..." kodu ile işe girişin yapılmış olduğu, ayrıca şirket yönetim kurulunca alınan kararlardan 24.01.2017 tarihli ve 61 sayılı kararda, davacının işine son verilmesine yönelik içeriğin “ …..… 683 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirlerin Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin, "Kamu Personeline İlişkin Tedbirler" başlığını taşıyan 1.maddesinin (1) fıkrası kapsamında kamu görevinden çıkarılmıştır.
……….., kamu görevinden çıkarılan ve Yönetim Kurulu Üyeliği ile Genel Müdürlüğü sona eren ...'nin imza yetkilerinin iptaline, karar verilmiştir.” ifadeleri yer almakta olduğu, şirket yönetim kurulunca da davacının kamu görevlisi olduğunun beyan ve imza altına alındığı, bu kapsamda dava dosyasına davacıya ait bir iş sözleşmesinin sunulmamış olması, atama ile şirkette göreve başlatılmış olduğunu göstermekte olduğu, ayrıca 06.05.2016 tarihli ve 7 sayılı yönetim kurulu kararında “ataması yapılan personel” ifadelerinin yer almakta olduğu, bu kapsamda davacının kamu yetkili kurumu tarafından ataması yapılmış kamu çalışanı olduğu anlaşılmıştır. Mahkememiz dosyası kapsamında muhasebe-finans ve ticaret hukuku öğretim üyelerinden oluşan bilirkişilerden oluşan heyet tarafından, davacının işten çıkarıldığı 22.01.2017 tarihi ile işe dönüşüne yönelik kararın çıktığı 08.07.2018 tarihleri aralığında, genel müdürlük görevine ilişkin toplam 287.978,67-TL, 66.000,00-TL yönetim kurulu üyeliği/yönetim kurulu başkanlığı huzur hakkı ücreti, 82.749,00-TL prim, 8.487,98-TL özel sağlık sigortası, 7.986,00-TL yemek ücreti, diğer sosyal menfaatler olarak özel araç bedeli toplamı 85.643,09-TL, taşıt yakıt gideri olarak 25.043,00-TL, temsil ağırlama gideri olarak 16.443,70-TL olmak üzere bu bağlamda davacının toplam 580.064,77-TL alacağı tutarın mevcut olduğu, bu miktardan emekli maaşı toplamı olan 87.136,86-TL'nin düşülmesi neticesinde net 492.927,91-TL gelire ulaşıldığı, dava tarihine göre yapılan denkleştirme hesabına göre ise davacının, davalıdan 2.552.605,96-TL alacağının bulunduğu tespit edilmiş, mahkememizce denetime ve hüküm tesisine elverişli bulunan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davacının işçi statüsünde bulunmaması nedeniyle mevduat faizi değil yasal faiz talep edebileceği hususu da dikkate alınarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafça açılan davanın KABULÜ ile; 2.552.605,96-TL alacağın, 10/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 174.368,51-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 256,17-TL peşin harç ve 43.335,96-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 43.592,13-TL'nin mahsubu ile, bakiye 130.776,38-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan toplam 43.592,13-TL harcın, davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
3-Arabuluculuk görüşmelerinde arabulucu olarak atanan ...(...)'a 680,00-TL ödemenin suçüstü ödeneğinden karşılandığı anlaşıldığından 680,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-13'e göre, davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 340.786,66-TL vekâlet ücretinin, davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 44,40-TL başvurma harcı, 8.700,00-TL bilirkişi ücreti ve 323,55-TL posta ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 9.067,95-TL yargılama giderinin, davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin, kendi üzerinde bırakılmasına,
7-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/06/2025
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır