T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/411
KARAR NO:2024/96
DAVA:Menfi Tespit
DAVA TARİHİ:02/06/2023
KARAR TARİHİ:01/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan incelemesi sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı/alacaklı şirket tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası nezdinde borçlu ... aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi ikame edildiğini, ilgili takip dosyası kapsamında alacağın tahsili için 3. kişilerdeki hak ve alacakların haczi adına müvekkili şirkete 89/1 haciz ihbarnamesi tebliğ edildiğini, ilgili haciz ihbarnamesinde muris ... adına kayıtlı ... takas sicil numaralı hesaplarda bulunan dosya borçlusu ...'ün miras payının haczi ile ilgili bedelin dosyaya temini istendiğini, ancak ilgili ihbarnamede borçlu ...'ün İİK'nın 94. ve 121. maddelerindeki hukuki varlığın ispatlanamamasından ötürü muris ...'e ait hesabın 14.02.2023 tarihli durumunu gösterir rapor da eklenerek ilgili ihbarnameye süresi içerisinde itiraz ettiklerini, bu durum üzerine davalı tarafça beyanlarının zımni olarak kabul edildiğini ve .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası nezdinde İİK'nın 121. maddesi gereği müvekkili şirket uhdesinde duran elbirliği mülkiyetine tabii hak ve alacağın satış şeklinin belirlenmesi için dava ikame edildiğini, bu süreçte icra müdürlüğünce muris adına olan hak ve alacağın müvekkili şirketçe kötüniyetli olarak icra müdürlüğüne temin edilmediği iddiasıyla davalı şirketin talebi üzerine hukuka ve yasaya aykırı olarak müvekkili şirketin takasbank nezdindeki hak ve alacaklarına haciz işlenmesine şeklinde karar verildiğini, ilgili karara karşı müvekkili şirketçe .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas ve 2023/268 karar sayılı kararı ile icra memur işleminin iptali adına şikayet ikame edildiğini, neticeten şikayet kabul edilerek ilgili 12.04.2023 tarihli kararın iptaline karar verildiğini, bu süreçte müvekkili şirket bakımından yasal şartları oluşmamasına karşın hukuka aykırı olacak şekilde İİK'nın 89/2. maddesine göre haciz ihbarnamesi gönderildiğini, ilgili müzekkereye karşı ise müvekkili şirket tarafından yine süresinde olarak açıkça itiraz edildiğini, müzekkere cevabında ise ikinci haciz ihbarnamesinin gönderilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğu, birinci haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmeyen 3. kişiye 2. haciz ihbarnamesinin gönderilebileceği, ancak bu durumun somut olayda vuku bulmadığı, nitekim ilk haciz ihbarnamesine süresinde itiraz edildiğinin belirtildiğini, ilgili icra dosyası kapsamında müvekkilinin İİK'nın 89/3. maddesi müzekkeresine muhatap olmasının hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, bu davada müvekkilinin hukuki menfaatinin bulunmadığını, davalı şirketin müvekkilinin uhdesinde yer alan bedeli kötü niyetli olarak dosyaya ödemediğini iddia etmekteyse de, bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, nitekim müvekkili şirketin yalnızca ... denetiminde olan bir aracı kurum olmanın sorumluluklarını yerine getirdiğini, bu dava tarihi itibariyle de borçluya ait hiçbir bedeli uhdesinde bulundurmadığını, bu davaya konu olan hatalı İİK'nın 89/3. maddesi uygulamasının, İİK'nın 94. madde hükmüne aykırı olduğunu, söz konusu İİK'nın 89/3. maddesi işleminin yoklukla malul olduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle telafisi imkansız zararlara uğranmaması adına İİK'nın 89. maddesi gereğince müvekkili şirketçe süresinde menfi tespit davası açıldığının .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına bildirilmesini, müvekkili şirket uhdesinde .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosya borçlusu ... adına herhangi bir hak ve alacağın bulunmadığının, takip borçlusunun hak ve alacaklarının haczi için müvekkiline gönderilen haciz ihbarnamesi gereğince .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına başkaca bedel ödemekle yükümlüğü olmadığının ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... vekili cevap dilekçesi ile; .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasında 18.05.2023 tarihli 89/3. haciz ihbarnamesi düzenlendiğini ve yine 18.05.2023 tarihinde davacı firmaya tebliğ edildiğini, davacı firma tarafından haciz ihbarnamesi gereği 15 günlük süre içerisinde 02.06.2023 tarihinde dosya borçlusunun şirketleri nezdinde haczedilen hak ve alacağının icra dosyasına ödendiğini, akabinde 02.06.2023 tarihinde aynı gün davacı firma vekili tarafından icra dosyasına 89/3 haciz ihbarnamesi başlıklı gönderdiği cevap yazısında, ilgili 28.921.074,57-TL meblağındaki ödemeye ilişkin evrakları icra müdürlüğüne sunulduğunu, somut olayda davacı firma tarafından, şirketleri nezdinde hacze konu olabilecek dosya borçlusu ...'e ait hak ve alacağı ikrar edilerek kabul edildiğini ve icra müdürlüğünün ihbarnamesi gereği icra dosyasına ödendiğini, durum böyle iken, davacı firma tarafından bu ödemenin gerçekleştiği 02.06.2023 tarihinde aynı gün 89/3 haciz ihbarnamesinde matbu olarak yer alan dosya borcu miktarından şirketlerinin icra dosyasına yaptığı ödemeler ve kesintiler mahsup edilerek ortaya çıkan rakamı dava değeri belirlenip huzurdaki menfi tespit davasının ikame edildiğini, müvekkili firmanın, davacı firma nezdinde dosya borçlusu ...'ün hak ve alacağının haczi ve dosyaya ödenmesi talebinin dayanağının .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı 29.03.2023 tarihli kararı olduğunu, ilgili kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, davacı firmanın, şirketleri nezdinde muris ... adına kayıtlı hesapta hisse senedi ve yatırım fonlarında üzerinde bulunan dosya borçlusu ...'ün hak ve alacağını mahkeme kararı gereği miras payı oranında paraya çevirip 02.06.2023 tarihinde icra dosyasına ödeyerek haczin gereğini yerine getirmiş bulunmakta olduğunu, bu yönüyle şirketlerine yönelik müvekkilinin alacaklısı olduğu icra dosyasında mevcut cebri icra tehdidinin de kalmadığını, müvekkili firmanın aksi yönde herhangi bir talebinin de bulunmamakta olduğunu, dolayısıyla davacı firmanın huzurdaki menfi tespit davasının ikamesinde herhangi bir hukuki yararının bulunmamakta olduğunu, davacı firmanın, dava dilekçesinde 02.06.2023 tarihinde icra dosyasına ödediği meblağa ilişkin istirdat iddiasının da bulunmamakta olduğunu, icra dosyasından davacı firmaya 89/3 haciz ihbarnamesi gönderilmesine, davacı firmanın kendi hukuka ve usule aykırı işlemleriyle sebebiyet verdiğini, 31/03/2023 tarihinde .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... sayılı kararıyla davacı şirketin 89/1 haciz ihbarnamesine ve haciz müzekkeresine ilişkin şikayetinin reddine karar verildiğini, davacı firmanın, icra müdürlüğünün gönderdiği 30.03.2023 tarihli para isteme yazısına karşı da 11.04.2023 tarihli cevap yazısı sunduğunu, cevapta hacze karşı yapılan şikayetin reddedildiğini, bu karara karşı şirketleri tarafından istinafa başvurulduğu, karar kesinleşene kadar paranın gönderilmeyeceğini bildirdiğini, 22.03.2023 tarihli cevapta olduğu gibi somut durumda icrayı durduracak herhangi bir hukuki sebep bulunmadığından, 11.04.2023 tarihli cevabın da hiçbir hukukiliğinin bulunmamakta olduğunu, bu cevap üzerine, icra müdürlüğü tarafından haciz müzekkeresinin ve para isteme yazısına aykırı davranan davacı firmanın ... Bankası nezdinde bulunan hak ve alacaklarına 12.04.2023 tarihli yazı ile ilgili bankaya haciz müzekkeresi gönderildiğini, bu işleme karşı davacı firma tarafından .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile şikayet davası açıldığını ve davanın kabulüne karar verildiğini, taraflarınca, davacı firmanın bu işlemleri nedeniyle 02.05.2023 tarihinde ... sayılı kayıtla Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığına şikayet edildiğini, davacı firmaya gönderilen 89/2 haciz ihbarnamesine karşı davacı şirket tarafından 04.05.2023 tarihinde .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile şikayet davası açılarak 89/2 haciz ihbarnamesinin kaldırılmasının talep edildiğini ve dava dosyasının halen derdest olduğunu, davacı firmanın, hacizli mal varlığını paraya çevirmeyerek yaklaşık 4 ay boyunca icra dosyasına bir takım hukuki olmayan sebepler öne sürerek hacizli mal varlığını icra dosyasına göndermediğini, davacı şirket nezdinde bulunan hesapta 03.05.2023 tarihi itibariyle 66.314.513,43-TL'ye karşılık gelen ... kodlu yatırım fonunda bulunan katılma payı olduğunun görülmekte olduğunu, ilgili fonun kurucusu ... Yönetimi Anonim Şirketi olduğunu, ... Yönetimi Anonim Şirketinin ise davacı firmanın %84,87 ortaklık payı ile ana ortağı olduğunu, bu durumdan, davacı firmanın ne sebeple yaklaşık 4 ay boyunca icra müdürlüğünün haczettiği mal varlığını paraya çevirerek icra müdürlüğüne ödemediğinin anlaşılmakta olduğunu, hacizli hakkın alıkonulmasının arkasındaki gerçeğin, kurucusu oldukları fondan pay çıkışı olmaması ve fonun değerinin düşmemesi olduğunu, icra müdürlüğünce yapılan talepleri üzerine yapılan ihbar neticesinde...Cumhuriyet Başsavcılığı İdari Yaptırım Bürosunun ... numaralı kararıyla da davacı şirketin emre aykırı işlemlerine karşı davacı şirket hakkında idari yaptırım kararı verildiğini, tüm bu nedenlerle her türlü tazminat ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddini ve esastan reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafın, .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından İİK 89/3 md. gereğince düzenlenerek tebliğ edilen haciz ihbarnamesi nedeniyle uhdesinde dosya borçlusu ... adına herhangi bir hak ve alacağın bulunmadığının, icra dosyasına bugüne kadar ödenen bedel dikkate alındığında başkaca herhangi bir bedel ödeme yükümlülüğünün ve borcu olmadığının tespiti talebiyle bu menfi tespit davasını açtığını, ancak davacının müvekkiline karşı menfi tespit davası açmasını gerektirecek herhangi bir sebebin ve davacının hukuki yararının da bulunmamakta olduğunu, davacının, dava dilekçesinde sürekli olarak icra dosyasından yapılan işlemlerin, haciz ihbarnameleri gönderilmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle davasına dayanak oluşturmaya çalışmakta olduğunu, ancak davacının ileri sürdüğü hususların, icra hukukuna ilişkin olup icra takip işlemlerinde yapıldığı ileri sürülen işlemlerin usul ve yasaya aykırı olduğu iddiaları varsa başvuruları halinde ilgili icra tetkik mercii tarafından değerlendirileceğini, dolayısıyla, icra hukukunun konusuna giren hususlara yönelik davacı iddialarının bu davada dikkate alınmasının mümkün bulunmadığını, müvekkilinin, davacı ... ... nezdinde miras payı oranında hak ve alacağının mevcut olduğu sabitken, davacının yaptığı itirazların ve itirazlarına dayanak gösterdiği sebeplerin geçerli bir itiraz olmadığının açık olduğunu, davacı tarafın, enflasyon ve içinde bulunulan ekonomik ortamın, her geçen gün mevcut hesaplarda değer kaybına yol açmış iken müvekkilinin zarara uğramasına sebep olacak şekilde sürecin uzatıldığını, davacının aylar sonra olsa da ödeme yapmasının, aslında icra müdürlüğü haczini kabul ettiğini ve en başından beri ödeme yapması gerektiğini kabul ettiğini göstermekte olduğunu, davacı tarafın gönderilen haciz müzekkerelerine; müvekkilinin miras payının kesinleşmiş mahkeme ilamıyla ispat edilmesi gerektiği, veraset intikal vergisinin ödendiğine dair kayıt ibraz edilmesi gerektiği, terekede hangi oranda hak sahibi olduğunun bilinmediği, elbirliği mülkiyetinin devam ettiği gibi gerekçeler ileri sürüp aylarca icra sürecinin kilitlendiğini, ama buna karşın, diğer mirasçı müvekkilinin kardeşi ...'e, talebi üzerine sorgusuz sualsiz ödeme yaptığını, bu durumun dahi davacının haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkiline karşı bu davayı açamayacağını göstermekte olduğunu, halbuki icra müdürlüğünden davacıya gönderilen müzekkere ve yazılarda açıkça yer aldığı ve davacıya açıklandığı üzere .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 12/05/2021 tarihli, ... esas ve ... karar sayılı kararı ile muris ...'ün mirasının 2 pay olarak kabul edilerek 1 payının müvekkiline aidiyetine kesinleşme şerhi verilmeden infazı kabil kararı verildiğini, davacı firma ödeme yapmayarak borç miktarının yükselmesine sebep olduğundan, uğradıkları zararlara ilişkin her türlü yasal haklarını saklı tutmakta olduklarını, tüm bu nedenlerle davanın öncelikle hukuki yarar yokluğundan reddini ve davanın esastan reddini talep etmiştir.
Dava, .... İcra Müdürlüğü;'nün ... esas sayılı dosyasından İİK'nın 89/3. maddesi gereğince düzenlenerek davacıya tebliğ edilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ödenmiş olan bedeller de dikkate alınarak icra dosyasına borç bulunmadığının tespiti istemine ilişkin bulunmaktadır.
Dava dosyası öncelikle .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sırasına tevzi olmuş, mahkemenin 07/06/2023 tarihli, ... esas ve ... karar sayılı kararıyla dava dosyasının konusu itibariyle İstanbul 6., 7., 8., ve 9. Asliye Ticaret Finans İhtisas Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmiş olup, mahkememize tevzi edilen dosyanın yargılamasına mahkememizce devam olunmuştur.
Mahkememizce .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... ve ... esas sayılı dosyaları, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı İdari Yaptırım Bürosunun ... numaralı 18.05.2023 tarihli kararı, .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tereke sayılı dosyası, .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, 02.05.2023 tarihli ve ... evrak kayıt sıralı ... şikayeti ve ...'nın 05.06.2023 tarihli cevap yazısı, ekran görüntüleri, muris ...(T.C.K.N.: ...) adına kayıtlı ... takas sicil numaralı hesabın 2023 yılı hesap hareketleri vs. dosyamız içerisine alınarak hep birlikte değerlendirilmiştir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Takip hukukunda, borçlunun kendi elindeki alacakları yanında üçüncü kişilerde bulunan mal ve alacakları da haczedilebilir. Borçlunun üçüncü kişilerdeki bir kıymetli evraka bağlı olmayan maaş ve ücretler dışındaki alacakları 2004 sayılı kanunun 106. maddesinin ikinci fıkrasına göre menkul hükmünde olduğundan menkul haczine ilişkin usule göre de haczedilebilir. Alacaklının, borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczi talebi üzerine icra müdürü alacağı haczedip, icra tutanağına geçirip üçüncü kişiye bildirir. Böylece borçlunun üçüncü kişideki alacağı haczedilmiş olur. 2004 sayılı kanunun 89. maddesinde öngörülen usule göre üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderilmesi üçüncü kişideki borçlunun alacağının borçluya ödenmesini önleyen bir muhafaza tedbiridir.
Takibin kesinleşmesi üzerine ve alacaklının talebi ile icra müdürü borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczine karar vererek haciz tutanağı düzenler. İcra müdürü 2004 sayılı kanunun 89. maddesinde öngörülen süreci işleterek birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerini düzenler.
Üçüncü kişi, ikinci haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde bu ihbarnameye itiraz edebilir. Tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci haciz ihbarnamesine itiraz etmez ise borcun üçüncü kişi zimmetinde sayılması kesinleşir. Üçüncü kişi yedi gün içinde ikinci haciz ihbarnamesine itiraz etmemesi nedeniyle zimmetinde sayılması kesinleşen borcu, icra dairesine ödemez ise icra dairesi alacaklının talebi ile üçüncü kişiye üçüncü haciz ihbarnamesi gönderir. Üçüncü haciz ihbarnamesi ile üçüncü kişiye ikinci haciz ihbarnamesine de yedi gün içinde itiraz etmediği için zimmetinde sayılması kesinleşen, borcu(parayı) üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren onbeş gün içinde icra dairesinin banka hesabına ödemesi veya aynı onbeş gün içinde takip alacaklısı aleyhine menfî tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye zorlanacağı bildirilir.
Bu kapsamda üçüncü kişi tarafından açılacak menfi tespit davası, takip alacaklısına karşı açılır. Uygulamada söz konusu menfi tespit davasında, takip borçlusunun da davalı olarak gösterdiği de olmaktadır. Menfi tespit davası yalnızca takip alacaklısına karşı açılmışsa takip alacaklısı bu davayı takip borçlusuna ihbar edebilir. Takip borçlusunun menfi tespit davasına feri müdahalede bulunması da mümkündür.
Üçüncü kişi tarafından açılacak menfi tespit davasının konusu, takip borçlusunun kendisinde hiç ya da haczedilen miktarda alacağının bulunmadığı, yani takip borçlusuna borcunun olmadığı, malın yedinde bulunmadığı, haciz ihbarnamesi tebliğinden önce ödendiği veya borcun sona erdiğine ilişkin iddiadır. Takip alacaklısı, takip borçlusu ile üçüncü kişi arasındaki ilişkiye yabancı olduğu gibi üçüncü kişi de takip alacaklısı ile takip borçlusu arasındaki ilişkiye yabancıdır.
2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme belirlenirken 6100 sayılı kanunun göreve ilişkin hükümlerine bakmak gerekir. 2004 sayılı kanunda söz konusu dava bakımından görev yönünden özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle genel kurallara göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir. 6100 sayılı kanunun 2. maddesinde dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu, bu kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu kabul edilmiştir.
6102 sayılı kanun 4. maddesinde ticari davalar ve çekişmesiz yargı işleri düzenlenmiş, 5 inci maddesinde de ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görüleceği hükme bağlanmıştır.
Uyuşmazlıkların çözümünde asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Özel mahkemede görüleceğine dair açık bir kanuni düzenleme bulunmayan her davanın, genel mahkemelerde görülmesi esastır. 2004 sayılı kanunn 89. maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme konusunda kanunda özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Buna göre davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığının kabulü ile davaya bakma görevi asliye hukuk mahkemesine ait olduğundan(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/11/2023 tarih ve 2023/... E., 2023/... K. Sayılı kararı), mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan, 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Karar kesinleştiğinde ve süresi içerisinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-HMK'nun 331. maddesi uyarınca harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin yetkili mahkemece değerlendirilmesine, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde, talep üzerine harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda mahkememizce karar oluşturulmasına,
4-HMK'nun 20. maddesi gereğince, karar tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde yetkili mahkemeye gönderilmesi talebinde bulunulmaması halinde, davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere herhangi bir Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.01/02/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır