T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/426 Esas
KARAR NO:2023/1013
DAVA:Yönetim Kurulu Kararının İptali
DAVA TARİHİ:31/12/2021
BİRLEŞEN ... ... ESAS SAYILI DOSYASINDA
DAVA:Yönetim Kurulu Kararının İptali
DAVA TARİHİ:13/01/2022
KARAR TARİHİ:14/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Yönetim Kurulu Kararının İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada, davacı dava dilekçesi ile; ... A.Ş.'nin borsada işlem gören hisselerinden 250.000 adedine sahip bir hissedar olduğunu, davalı şirketin gerçekte sermaye arttırımını gerektirecek bir sebep ve ihtiyaç olmamasına rağmen dürüstülük kuralına aykırı olarak sermaye artırıma ilişkin aldığını, karar neticesiyle kendisini ve diğer pay sahiplerini zarar uğrattığını, şirketin buradaki tek amacının bu tarz bir kararla hisseyi baskılayarak zaten bedelliye katılacak gücü kalmamış küçük yatırımcının elindeki hisselerini kat be kat zararına elinden çıkarmasını sağlamak ve böylece hissesini diğer paydaşların zararına olacak şekilde artırmak olduğunu, şirketin kasasında daha 2020 yılı sonunda yaptığı %400 bedelli sermaye artırımından 400 milyon TL kasasında olduğunu, artı 20213'üncü çeyreğinde karını 18 milyon' dan 256 milyona çıkardığını, İstanbul' da devam eden ve bitmiş projelerden beklenen 700 milyon TL' nin kasasına girmeye yakın olduğunu, davalı şirketin borsada işlem fiyatının, 2020 yılında yapılan bedelli sermaye artışı sürecinde yükseldiğini, ancak bölünmenin gerçekleştiği tarihten sonra sürekli düştüğünü ve bu düşüşün 23/12/2021 tarihli sermaye artırımına ilişkin Yönetim Kurulu Kararı'nın KAP'a bildirilmesine kadar devam ettiğini ve o seviyelerde kaldığını, bedelli sermaye artırım kararının, onaylanmadığı taktirde baskının yapılamayacağını, 2020 yılında yapılan sermaye artırımının gereklerinin yerine getirilmediği, hangi ölçüte göre yeni bir sermaye artırımının talep edildiğini, sermaye artırım kararının konusu ve amacının, dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, bu durumda, çoğunluk pay sahiplerinin sermaye artırımı haklarının, azınlık pay sahiplerinin zararına olacak şekilde hakkın kötüye kullanılması şeklinde ortaya çıktığını, ortaklığın mali durumu gerektirmediği halde veya gerektiğinden fazla artırım yapılarak azınlık pay sahiplerinin ortaklıktaki sermaye ve pay oranlarının küçültülmesinin / azaltılmasının amaçlandığını, sermaye artırımında vergisiz iç kaynaklar var iken, bedelli yeni pay alma haklarını kullanamayacakları bilinen azınlık pay sahiplerinin ödemesiz pay alma oranlarını düşürmek amacıyla yapıldığını, yönetim kurulu kararının çoğunluk pay sahiplerinin sermaye artırımı haklarını kötüye kullandıklarını ve dürüstlük kuralına aykırı davrandıklarını gösterdiğini ifade ederek Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen sermaye artırım kurallarının ihlali nedeniyle ortaya çıkacak zararları konusunda hukuki ve cczai olmak üzere her türlü yasal hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikle ve ivedilikle işin ivediliği ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun sermaye artırımı ile ilgili karar yermesinden önce, Yönetim Kurulu Kararının yürütülmesinin geri bırakılması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bu kararın uygulanması için Sermaye Piyasası Kurulu'na yazı yazılmasına, Sermaye Kurulu'na yazı yazılarak Yönetim Kurulu Kararının İptali için dava açıldığı hususunun şerh verilmesine, yargılama sonunda ise; davalarının kabulüne, 13/12/2021 tarihli Yönetim Kurulu Kararının iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili asıl davada verdiği cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin gayrimenkul yatırım ortaklığına dönüşmek maksadıyla SPK'ya müracaat yaptığını, SPK tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonrasında, ... Yapı Anonim Şirketi unvanı ile kurulan şirketin SPK ve buna dayanılarak çıkarılan tebliğler kapsamında, şirketin bugünkü haline dönüşmesine izin verdiğini, ve bunun Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından onaylandığını, 2499 sayılı SPKK'nın yürürlükten kaldırıldığını, yerine 6362 sayılı SPK'nın TBMM'de kabul edildiğini, yeni kanuna uyum sağlanması maksadıyla SPK tarafından daha önce çıkarılan tebliğlerin yenilendiğini, 25/12/2013 tarihli Resmi Gazete'de, tebliğin 5. maddesi ile kayıtlı sermaye sistemindeki ortaklıklara verilen izin çerçevesinde oluşturulan kayıtlı sermaye tavanının, beş yıl içerisinde sermaye arttırımlarıyla tamamlanmasının öngörüldüğünü, 5 yıl içinde kayıtlı sermaye sistemindeki çıkarılmış/ödenmiş sermayenin kayıtlı sermaye tavanına ulaşmaması halinde, yönetim kurulunun sermaye arttırımı kararı alabilmesi için daha önce izin verilen tavan ya da yeni bir tavan tutarı için kuruldan izin almak suretiyle yapılacak ilk genel kurul toplantısında yeni süre için yetki alınması zorunluluğu getirildiğini, yeni alınan yetkinin süresinin de beş yıl olarak sınırlandırıldığını, sürelere uyum sağlanması amacıyla müvekkili şirket tarafından SPK'ya başvuru yapıldığını, hem ana sözleşmenin yeni TTK'ya ve SPK'ya, hem de sermaye piyasası kurulu tarafından çıkarılan ikincil mevzuata uyumunun sağlanması maksadıyla ana sözleşme değişikliğine onay istendiğini, kurul tarafından ana sözleşme değişikliğinin onaylanmasına ilişkin talebin uygun bulunması üzerine müvekkili şirket genel kurulunun 28/06/2013 tarihinde toplanarak ana sözleşmenin birçok maddesinin tadiline karar verdiğini, tadil edilen sermaye ve paylar başlığı taşıyan ana sözleşmenin 8. maddesi ile; "Sermaye Piyasası Kurulu'nca verilen kayıtlı sermaye tavanı izni 2012-2016 yılları (5 yıl) için geçerli..." olduğuna dair düzenlemeye yer verildiğini, kayıtlı sermaye tavanı olan 1.400.000.000,00-TL'lik tutarın 2016 yılına kadar da tamamlanamadığı için sürenin uzatılması maksadıyla yeniden SPK'ya müracaat edildiğini, kurul tarafından verilen izin ve Sanayi ve Ticaret bakanlığı'nın onayı çerçevesinde sürenin yeniden uzatıldığını ve 2016-2020 yılları içerisinde kayıtlı sermaye tavanına kadar sermayenin tamamlanması ile ilgili ana sözleşme değişikliğinin 22/06/2017 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında yapıldığını ve 05/07/2017 tarihli ve 9360 sayılı TTSG'de yayınlandığını, şirketin kayıtlı sermaye sistemine geçtiği tarih olan 05/03/2008 yılı itibariyle, kayıtlı sermaye tavanının 1.400.000.000,00-TL olarak belirlenmiş olmasına karşın, ödenmiş sermayesinin 70.000.000,00-TL'si olduğunu, bu sermayenin 28/02/2011 tarihli yönetim kurulu kararıyla 87.500.000,00-TL'sine, 03/05/2012 tarihli yönetim kurulu kararıyla 124.000.000,00-TL'sine ve 04/09/2020 tarihli yönetim kurulu kararıyla 620.000.000,00-TL'sine çıkarıldığını, halihazırda çıkarılmış ve tamamen ödenmiş sermayesinin 620.000.000,00-TL'si olduğunu, dava konusu edilen kararla bu sermayenin 1.395.000.000,00-TL'sine çıkarılması için 13/12/2021 tarihinde yönetim kurulu kararı alınmış olup izin için SPK'ya müracaat edildiğini, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında, müvekkili şirket tarafından sermayenin arttırılmasına ilişkin alınan yönetim kurulu kararının iptali talebiyle açılan bir dava bulunduğunu, davanın halen derdest olduğunu ve içerik bakımından eldeki dava ile hemen hemen aynı olduğunu, müvekkili şirketin işleminin kanuna uygun olduğunu, ana sözleşmeyle kayıtlı sermaye tavanına kadar sermayenin arttırılması hususunda yönetim kuruluna yetki verildiğini, dolayısıyla TTK'nın 445. maddesinde yer alan genel kurul iptal sebeplerinden biri olan kanuna aykırılık söz konusu olmadığını, dava konusu işlemin ana sözleşmeye de aykırı olmasının söz konusu olmadığını, dürüstlük kuralına aykırılıktan ve eşit işlem ilkesine aykırılıktan da söz edilemeyeceğini, davacının sermaye arttırımını gerektirecek bir sebep ya da ihtiyaç olmadığını ileri sürdüğünü, ancak sermaye arttırımıyla fon kullanım raporunda ihtiyaç duyulan fonun tamamının karşılanamadığını, bu nedenle eksik kalan kısmın projeden satışlarla elde edilen finansman ile prohelerin ilerlemesinin sağlandığını, yıllık %30'lara varan kredi faizleri ile yapılacak yatırımlardan kâr etmenin imkansızlığı nazara alındığında, şirketin özkaynaklarına dayalı olarak yatırım politikası izlemesinin ortakların aleyhine değil, lehine sonuç doğuracağını, sermaye arttırımının oluşturacağı kaynağın, .... projelerinde kullanılmasının amaçlandığını, buna ilaveten .... projelerinin de yapılan ihaleler sonucu müvekkili şirkette kaldığını, arsa bedellerine ilaveten projenin gerçekleştirilmesi için yapılacak harcamalar da dikkate alındığında, arttırılan sermayenin sadece tek bir projeyi bile karşılayamayacağının aşikar olduğunu, müvekkili şirket tarafından yürütülen projelerin, davacının ileri sürdüğü gibi proje kapsamında üretilen bağımsız bölümlerin satışıyla elde edilecek gelir çerçevesinde gerçekleştirilebileceği yönündeki iddiasının yerinde olmadığını, davacının bir diğer iddiası olan sermaye arttırımları nedeniyle küçük yatırımcılar üzerinde baskı kurmak ve ellerindeki hisseleri geri almak olduğu şeklindeki iddasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ve yine davacının sermayenin arttırımının şirketin amaç ve gereksinimlerine uygun olmadığı, çoğunluk pay sahiplerine menfaat sağlarken münferit ve azınlık pay sahiplerini zarara uğrattığı iddiasının tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının sermaye arttırımına katılmasını, dolayısıyla rüçhan hakkını kullanmasını engelleyen herhangi bir işlemin de söz konusu olmadığını, davacının, mahkememizi yanıltmak maksadıyla sehven yapılan ve daha sonra düzeltilen bir işlemden bile medet umduğunu, sermaye arttırımı ile ilgili yönetim kurulu kararıyla sermaye piyasası kuruluna yapılan başvurunun çelişkili olduğu iddiasını öne sürmekten çekinmediğini, yine davacının, davalı şirketin borsada işlem gören hisse değerinni düştüğü iddiasının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yine aynı şekilde davacının yapılan işlemin TTK'ya aykırı olduğu yönündeki iddiasının da gerçek dışı olduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle, davacının tedbir talebinin ve davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen İstanbul ... ... esas sayılı dosyasında davacı dava dilekçesi ile; davalı şirketin borsada işlem gören hisselerinden 908.502 adedine sahip bir hissedar olduğunu, kendisi gibi küçklü büyüklü binlerce hissedar olduğunu, davalı şirketin gerçekte sermaye arttırımını gerektirecek bir sebep ve ihtiyaç olmamasına rağmen, dürüstlük kuralına aykırı olarak sermaye arttırımına ilişkin aldığı karar neticesinde, kendisini ve diğer azınlık pay sahiplerini zarara uğrattığını, şirketin buradaki tek amacının, bu tarz bir kararla hisseyi baskılayarak, zaten b edelliye katılacak gücü kalmamış küçük yatırımcının elindeki hisselerini kat be kat zararına elinden çıkarmasını sağlamak ve böylece şirketteki hissesini, diğer paydaşların zararına olacak şekilde arttırmak olduğunu, şirketin kasasında daha 2020 yılı sonunda yaptığı %400 bedelli sermaye arttırımından 400.000.000,00-TL olduğunu, 2021'in 3. çeyreğinde kârını 18.000.000,00-TL'den 256.000.000,00-TL'ye çıkardığını, İstanbul'da devam eden ve bitmiş projelerinden beklenen 700.000.000,00-TL'nin kasasına girmeye çok yakın olduğunu, dolayısıyla yeni yatırımlar için büyüme ve kaynak yaratma iradesinin olmadığını, 2020 yılında sermaye artışı sürecinde, şirket hissesinin değerinin 17,40-TL'ye çıktığını, oralardan 9,75-TL'ye düştüğünü ve bölünmenin gerçekleştiği 10/11/2020'de şirket hisse değerinin 2,75-TL olarak belirlendiğini, o günden beri şirket hisse değerinin 2,75-TL'yi bile görmediğini, sermaye arttırımına dair 13/12/2021 tarihli yönetim kurulu kararının KAP'a bildirilmesi ile şirket hisse değerinin 1,66-TL'lere düştüğünü ve halen o seviyede olduğunu, sermaye arttırımı nedeniyle geçen sene 2,48-TL ortalama ile aldığı 250.000 hisseye bir yıl önce ödediği bedelin 620.000,00-TL olduğunu, geçen bir yıllık sürede dövüzün 7,00-TL'lerden 18,00-TL'lere çıktığını ve enflasyonun da aynı düzeyde artığını, normalde 1.500.000,00-TL olması gereken yatırımının şu andaki değerinin 400.000,00-TL olduğunu, bunun sebebinin sermaye arttırımı kararı ile şirketin hisseye yaptığı bilinçli baskı olduğunu, sermaye arttırımı onaylanmadığı veya iptal edildiğinden bu baskınnı yapılamayacağı ve şirket yatırımcılarının da mağdur edilemeyeceğini, davalı şirketin 13/12/2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında, şirket esas sözleşmesinin 8. Maddesinin vermiş olduğu yetkiye dayanarak, 1.400.000.000,00-TL kayıtlı sermaye tavanı içerisinde, 620.000.000,00-TL olan çıkarılmış sermayenin tamamının nakden karşılanmak suretiyle 775.000.000,00-TL nakit olarak %125 oranında arttırılarak 1.395.000.000,00-TL'ye çıkarılmasına dair karar alındığını, sermaye arttırımlarının, şirketin amaç ve gereksinimlerine uygun olmadığını, çoğunluk pay sahiplerine yarar sağlarken, münferit ve azınlık pay sahiplerinin azarara uğramasına sebebiyet veriyor ise dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, şirketin daha 2020 yılında yaptığı sermaye arttırımının gereklerini yerine getirmediğini, hangi ölçüte göre yeni bir sermaye arttırımı talep edildiğini anlamakta güçlük çektiğini, sermaye arttırımlarının şirket amaç ve gereksinimleriyle paralelliğinin; çoğunluk pay sahiplerinin sermaye arttırımına gitmelerindeki amacın salt kişisel yarar sağlamak olup olmadığı, azınlık pay sahiplerinin sermaye arttırımı sebebiyle zararının bulunup bulunmadığı ve zarara uğramaları kaçınılmaz ise de an az zarar verecek yolun seçilip seçilmediği gibi kıstaslarla değerlendirilmesi gerektiğini, sermaye arttırımının, vergisiz kullanılabilecek iç kaynaklar var iken, bedelli yeni pay alma haklarını kullanamayacakları bilinen azınlık pay sahiplerinin ödemesiz pay alma oranlarını düşürmek amacıyla yapıldığının kuşkusuz olduğunu, aynı zamanda eşit işlem ilkesine de aykırı olduğunu, bu nedenle kararın batıl olduğunu, ayrıca davalı şirketin, sermaye arttırımı için SPK'ya yapmış olduğu başvuruda yanlış rakamlar ile izahname sunumu yaptığını, yönetim kurulu kararında %125 arttırım öngörülürken, başvuruda %400 gibi arttırımdan bahsederek çelişki yarattığını, yalnızca bu durum nedeniyle bile kararın iptal edilmesi gerektiğini, nihayetinde davalı şirket yönetiminin, dürüstlük kuralına son derece aykırı hareket ederek ticari ahlaka, iyi niyete ve teammüllere uygun hareket etmediğini, tüm bu nedenlerle ve mahkememizce re'sen nazara alınacak nedenlerle, TTK'nın öngörülen sermaye arttırım kurallarının ihlali nedeniyle ortaya çıkacak zararı konusunda hukuki ve cezai olmak üzere her türlü yasal hakları skalı kalmak kaydıyla, öncelikle işin ivediliği ve SPK'nın sermaye arttırımı ile ilgili karar vermesinden önce, yönetim kurulu kararının yürütülmesinin geri bırakılması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve bu kararın uygulanması için SPK'ya yazı yazılmasını, sermaye kuruluna yazı yazılarak yönetim kurulu kararının iptali için dava açıldığı hususunun şerh verilmesini, yargılama sonunda davanın kabulünü ve 13/12/2021 tarihli yönetim kurulu kararının iptalini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin gayrimenkul yatırım ortaklığına dönüşmek maksadıyla SPK'ya müracaat yaptığını, SPK tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonrasında, ... Yapı Anonim Şirketi unvanı ile kurulan şirketin SPK ve buna dayanılarak çıkarılan tebliğler kapsamında, şirketin bugünkü haline dönüşmesine izin verdiğini, ve bunun Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından onaylandığını, 2499 sayılı SPKK'nın yürürlükten kaldırıldığını, yerine 6362 sayılı SPK'nın TBMM'de kabul edildiğini, yeni kanuna uyum sağlanması maksadıyla SPK tarafından daha önce çıkarılan tebliğlerin yenilendiğini, 25/12/2013 tarihli Resmi Gazete'de, tebliğin 5. maddesi ile kayıtlı sermaye sistemindeki ortaklıklara verilen izin çerçevesinde oluşturulan kayıtlı sermaye tavanının, beş yıl içerisinde sermaye arttırımlarıyla tamamlanmasının öngörüldüğünü, 5 yıl içinde kayıtlı sermaye sistemindeki çıkarılmış/ödenmiş sermayenin kayıtlı sermaye tavanına ulaşmaması halinde, yönetim kurulunun sermaye arttırımı kararı alabilmesi için daha önce izin verilen tavan ya da yeni bir tavan tutarı için kuruldan izin almak suretiyle yapılacak ilk genel kurul toplantısında yeni süre için yetki alınması zorunluluğu getirildiğini, yeni alınan yetkinin süresinin de beş yıl olarak sınırlandırıldığını, sürelere uyum sağlanması amacıyla müvekkili şirket tarafından SPK'ya başvuru yapıldığını, hem ana sözleşmenin yeni TTK'ya ve SPK'ya, hem de sermaye piyasası kurulu tarafından çıkarılan ikincil mevzuata uyumunun sağlanması maksadıyla ana sözleşme değişikliğine onay istendiğini, kurul tarafından ana sözleşme değişikliğinin onaylanmasına ilişkin talebin uygun bulunması üzerine müvekkili şirket genel kurulunun 28/06/2013 tarihinde toplanarak ana sözleşmenin birçok maddesinin tadiline karar verdiğini, tadil edilen sermaye ve paylar başlığı taşıyan ana sözleşmenin 8. maddesi ile; "Sermaye Piyasası Kurulu'nca verilen kayıtlı sermaye tavanı izni 2012-2016 yılları (5 yıl) için geçerli..." olduğuna dair düzenlemeye yer verildiğini, kayıtlı sermaye tavanı olan 1.400.000.000,00-TL'lik tutarın 2016 yılına kadar da tamamlanamadığı için sürenin uzatılması maksadıyla yeniden SPK'ya müracaat edildiğini, kurul tarafından verilen izi nve Sanayi ve Ticaret bakanlığı'nın onayı çerçevesinde sürenin yeniden uzatıldığını ve 2016-2020 yılları içerisinde kayıtlı sermaye tavanına kadar sermayenin tamamlanması ile ilgili ana sözleşme değişikliğinin 22/06/2017 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında yapıldığını ve 05/07/2017 tarihli ve 9360 sayılı TTSG'de yayınlandığını, şirketin kayıtlı sermaye sistemine geçtiği tarih olan 05/03/2008 yılı itibariyle, kayıtlı sermaye tavanının 1.400.000.000,00-TL olarak belirlenmiş olmasına karşın, ödenmiş sermayesinin 70.000.000,00-TL'si olduğunu, bu sermayenin 28/02/2011 tarihli yönetim kurulu kararıyla 87.500.000,00-TL'sine, 03/05/2012 tarihli yönetim kurulu kararıyla 124.000.000,00-TL'sine ve 04/09/2020 tarihli yönetim kurulu kararıyla 620.000.000,00-TL'sine çıkarıldığını, halihazırda çıkarılmış ve tamamen ödenmiş sermayesinin 620.000.000,00-TL'si olduğunu, dava konusu edilen kararla bu sermayenin 1.395.000.000,00-TL'sine çıkarılması için 13/12/2021 tarihinde yönetim kurulu kararı alınmış olup izin için SPK'ya müracaat edildiğini, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında, müvekkili şirket tarafından sermayenin arttırılmasına ilişkin alınan yönetim kurulu kararının iptali talebiyle açılan bir dava bulunduğunu, davanın halen derdest olduğunu ve içerik bakımından eldeki dava ile hemen hemen aynı olduğunu, müvekkili şirketin işleminin kanuna uygun olduğunu, ana sözleşmeyle kayıtlı sermaye tavanına kadar sermayenin arttırılması hususunda yönetim kuruluna yetki verildiğini, dolayısıyla TTK'nın 445. maddesinde yer alan genel kurul iptal sebeplerinden biri olan kanuna aykırılık söz konusu olmadığını, dava konusu işlemin ana sözleşmeye de aykırı olmasının söz konusu olmadığını, dürüstlük kuralına aykırılıktan ve eşit işlem ilkesine aykırılıktan da söz edilemeyeceğini, davacının sermaye arttırımını gerektirecek bir sebep ya da ihtiyaç olmadığını ileri sürdüğünü, ancak sermaye arttırımıyla fon kullanım raporunda ihtiyaç duyulan fonun tamamının karşılanamadığını, bu nedenle eksik kalan kısmın projeden satışlarla elde edilen finansman ile prohelerin ilerlemesinin sağlandığını, yıllık %30'lara varan kredi faizleri ile yapılacak yatırımlardan kâr etmenin imkansızlığı nazara alındığında, şirketin özkaynaklarına dayalı olarak yatırım politikası izlemesinin ortakların aleyhine değil, lehine sonuç doğuracağını, sermaye arttırımının oluşturacağı kaynağın, ... projelerinde kullanılmasının amaçlandığını, buna ilaveten ... projelerinin de yapılan ihaleler sonucu müvekkili şirkette kaldığını, arsa bedellerine ilaveten projenin gerçekleştirilmesi için yapılacak harcamalar da dikkate alındığında, arttırılan sermayenin sadece tek bir projeyi bile karşılayamayacağının aşikar olduğunu, müvekkili şirket tarafından yürütülen projelerin, davacının ileri sürdüğü gibi proje kapsamında üretilen bağımsız bölümlerin satışıyla elde edilecek gelir çerçevesinde gerçekleştirilebileceği yönündeki iddiasının yerinde olmadığını, davacının bir diğer iddiası olan sermaye arttırımları nedeniyle küçük yatırımcılar üzerinde baskı kurmak ve ellerindeki hisseleri geri almak olduğu şeklindeki iddasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ve yine davacının sermayenin arttırımının şirketin amaç ve gereksinimlerine uygun olmadığı, çoğunluk pay sahiplerine menfaat sağlarken münferit ve azınlık pay sahiplerini zarara uğrattığı iddiasının tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının sermaye arttırımına katılmasını, dolayısıyla rüçhan hakkını kullanmasını engelleyen herhangi bir işlemin de söz konusu olmadığını, davacının, mahkememizi yanıltmak maksadıyla sehven yapılan ve daha sonra düzeltilen bir işlemden bile medet umduğunu, sermaye arttırımı ile ilgili yönetim kurulu kararıyla sermaye piyasası kuruluna yapılan başvurunun çelişkili olduğu iddiasını öne sürmekten çekinmediğini, yine davacının, davalı şirketin borsada işlem gören hisse değerinni düştüğü iddiasının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yine aynı şekilde davacının yapılan işlemin TTK'ya aykırı olduğu yönündeki iddiasının da gerçek dışı olduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle, mahkememiz dosyasının .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini ve tedbir talebi ile davanın reddini talep etmiştir.
İhbar olunan ihbara cevap dilekçesi ile; davalı şirket ile ilgili ve dava konusu tüm kayıt, bilgi ve belgelerini sunmuş, ihbara cevap dilekçesi ve ekindeki bilgi ve belgeler dışında davanın aydınlatılması için kurullarundan her safhada bilgi belge talep edilmesi mümkün olduğundan, davanın kurullarına ihbarına ve davaya müdahil olarak katılınmasında hukuki yarar bulunmadığı dikkate alınarak, davanın kurullarına ihbarına ilişkin ara karardan dönülmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava ve birleşen dava, davalı şirketin 13/12/2021 tarihli bedelli sermaye artırımına ilişkin yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkin bulunmaktadır.
Asıl dosyanın yargılamasına öncelikle .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası üzerinden başlanılmış olup; birleşen dosyanın yargılamasına ise öncelikle .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/31 esas sayılı dosyası ile başlanmış, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2022 tarihli, ... esas ve ... karar sayılı kararıyla dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi neticesinde dosya, mahkememize tevzi edilerek mahkememizin ... esas sırasına kaydedilmiş, mahkememizin 15/04/2022 tarihli, ... esas ve ... karar sayılı kararıyla dosyalar arasında bulunan hukuki-fiili irtibat nedeniyle mahkememiz dosyasının, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/03/2023 tarihli, ... esas ve 2023/... karar sayılı kararıyla dava dosyasının konusu itibariyle İstanbul 6., 7., 8., ve 9. Asliye Ticaret Finans İhtisas Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmiş olup dosya, İ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/... esas sırasına tevzi olmuş, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/06/2023 tarihli, 2023/... esas ve 2023/... karar sayılı kararıyla; "İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin birleşen davasının açılış tarihi 13/01/2022 tarihi olup; Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 25.11.2021 tarih ve ... karar nolu kararında belirtilen 15/12/2021 tarihinden sonraki bir tarihtir. Buna göre birleşen davanın açıldığı tarihte İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi HSK kararında belirtilen finansla ilgili davalara bakmakla görevli Mahkemedir. Asıl ve birleşen davanın SPK kanunundan doğduğu ve bu kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle dosya Mahkememize tevzi edilmiş ise de; doğal hakimlik ilkesi gereğince birleşen davanın ilk açıldığı... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından bakılması gerektiği, asıl davanın da aynı mahiyette olup birleşen dava ile birlikte görülmesi gerektiğinden.." gerekçesiyle dosyanın mahkememize gönderilmesine karar verilmiş olup, mahkememize tevzi edilen dosya mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapılmıştır.
Mahkememizce, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları, davalının ticaret sicil kayıtları, Sermaye Piyasası Kurulu cevabi yazısı, davalı şirketin İzahname, 2021 Kar Dağıtım Tablosu, 2021 Fon Kullanım Raporu, 2020 Fon Kullanım Raporu, 2020 Sermaye Artırımı Tescili, 2020 Sermaye Artırımına İlişkin YK Kararı, 31/12/2021 Tarihli Finansal Tablolar, 30/09/2021 Tarihli Finansal Tablolar, 30/06/2021 Tarihli Finansal Tablolar, Kurul Kararı (İPC Uygulanması), genel kurul toplantı tutanakları, SPK tarafından düzenlenen belgeler ve bedelli sermaye artırımı onay kararı ile ilgili yazışmalar dosyamız arasına alınmış, bilirkişi heyetinden rapor temin edilmiştir.
Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; davacılar tarafından iptali talep edilen davalı ... A.Ş. Yönetim Kurulu’nun 13/12/2021 tarih ve 194 sayılı toplantısında alınan Yönetim Kurulu Kararının;
“Şirket Esas Sözleşmesinin 8. Maddesinin vermiş olduğu yetkiye dayanarak 1.400.000.000 TL olan kayıtlı sermaye tavanı içerisinde 620.000.000 TL olan çıkarılmış sermayenin tamamı nakden karşılanmak suretiyle 775.000.000 TL nakit (bedelli) olarak %125 oranında arttırılarak 1.395.000.000 TL’ye çıkarılmasına,
Arttırılan 775.000.000 TL sermayeyi temsil eden, beheri 1 TL nominal değerli, 56.250.000 adet A grubu nama yazılı imtiyazlı, 718.750.000 adet B Grubu hamiline yazılı olarak ihracına,
Mevcut ortakların yeni pay alma haklarının (Rüçhan Hakkının) kısıtlanmamasına, yeni pay alma hakkının kullanılmasında 1 TL nominal değerli bir payın kullanım fiyatının 1 TL olarak belirlenmesine,
İşbu sermaye arttırımında (A) Grubu imtiyazlı pay sahiplerine (A) Grubu imtiyazlı nama yazılı pay, (B) grubu pay sahiplerine (B) Grubu hamiline pay verilmesine,
Yeni pay alma hakkı kullanım süresinin 15 (onbeş) gün olarak belirlenmesine, bu sürenin son gününün resmi tatile rastlaması halinde yeni pay alma hakkı kullanım süresinin izleyen iş günü akşamı sona ermesine,
Yeni pay alma haklarının kullandırılmasından sonra kalan payların 2 iş günü süreyle nominal değerden düşük olmamak üzere Birincil Piyasasında oluşacak fiyattan ... A.Ş.’de halka arz edilmesine,
Sermaye arttırımı nedeniyle çıkarılacak payların şirket ortaklarına, SPK ve MKK’nın kaydileştirmeyle ilgili düzenlemeleri çerçevesinde kaydi pay olarak dağıtılmasına ve yeni pay alma haklarının kaydileştirme sistemi esasları çerçevesinde kullandırılmasına,
Sermaye arttırımı işlemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla gerekli başvuruların yapılması, izinlerin alınması ve işlemlerin ifa ve ikmali için Sermaye Piyasası Kurulu, ... A.Ş., Ticaret Bakanlığı ve ilgili tüm resmi kurum ve kuruluşlar nezdinde gerekli işlemlerin yapılması hususunda yönetime yetki verilmesine,” şeklinde olduğu, davacıların ileride fiyatın en az 6 TL olacağı beklentisiyle borsadan 1 TL / nominal değerde olan ... A.Ş. hisse senetlerini ortalama 2,48 TL fiyatla satın aldıkları, hisse fiyatında bekledikleri artışın olmaması ve sermaye artış kararı ile fiyatın 1,60 TL civarında oluşması nedeniyle hisse senedi portföylerinde alım satım zararına uğradıkları, bu nedenle yönetim kurulu tarafından alınan sermaye artışı kararı ile hissenin borsa fiyatının bilinçli olarak baskılandığı, bu durumun küçük yatırımcının elindeki payların büyük ortaklar tarafından ele geçirilmesine neden olacağı iddiasıyla kararın iptalini talep ettikleri, ancak borsadan B grubu hamiline hisse senedi satın alan pay sahiplerinin bedelli sermaye artışına katılmaları halinde şirket sermayesi içerisinde sahip oldukları pay oranlarının değişmeyeceği, ...’da yatırımcılar tarafından alınıp satılması yoluyla işlem gören hisse senetleri fiyatlarının, günün ekonomik ve politik koşullarına ve beklentilere bağlı olarak artan talebe ve işlem hacmine göre anlık ve günlük olarak artabileceği gibi düşmesinin de mümkün olduğu, bu şekilde fiyat dalgalanmalarının menkul kıymet piyasalarının en temel özelliği olduğu, böylece yatırımcıların satın aldıkları zamana ve fiyata göre fiyatın yükselmesiyle kar, düşmesiyle zarar edebileceği, davacılar tarafından iptali talep edilen bedelli sermaye artışına ilişkin Yönetim Kurulu Kararı ile bu kararlara ilişkin yapılan sermaye artışı işlem ve uygulamalarında; “Kayıtlı Sermaye Sistemine” tabi olan ... A.Ş.’nin “Esas Sözleşmesi” ve tabi olduğu “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu” ile bu kanuna dayanılarak 25/12/2013 tarih ve 28862 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “SPK Kayıtlı Sermaye Sistemi Tebliği (II-18.1” hükümlerine, “6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu”nun Md. 357’deki “Pay sahipleri eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulur.” hükmünde belirtilen “eşit işlem ilkesine”, “6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu”nun 369-(1)’deki “Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.” hükmünde belirtilen “dürüstlük ilkesine” herhangi bir aykırılık bulunmadığı, bedelli sermaye artırımının SPK tarafından da onaylandığı anlaşılmış, bu hususlar dikkate alınarak, davalı şirketin dava konusu yönetim kurulu kararının iptalini gerektirir bir husus bulunmadığı sonucuna varılarak, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilerek, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davada davacı Fatih Kaya tarafından davalı hakkında açılan davanın REDDİNE,
1/1-Asıl davada; Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 269,85-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 210,55-TL harcın, davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
1/2-Asıl davada, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
1/3-Asıl davada davalı tarafından yapılan 200,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilemsine,
1/4-Asıl davada; davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 17.900,00-TL vekâlet ücretinin, davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
2-Birleşen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasında, davacı Rafet Güzel tarafından davalı hakkında açılan davanın REDDİNE,
2/1-Birleşen davada; Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 269,85-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 189,15-TL harcın, davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
2/2-Birleşen davada, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
2/3-Birleşen davada davalı tarafından yapılan 200,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilemsine,
2/4-Birleşen davada; davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 17.900,00-TL vekâlet ücretinin, davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
3-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince, davacılar ve davalı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; tarafların yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
14/12/2023
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ..
e-imzalıdır
.