T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/761
KARAR NO : 2025/586
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/12/2023
KARAR TARİHİ : 30/09/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
D A V A /
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile Davalı Borçlu ... A. Ş. arasında 04.07.2022 tarihinde ...Kiralama Sözleşmesi akdedildiğini, davalı işbu sözleşme nedeniyle İnşaat Asansör kiralama, servis, bakım vb. Hizmetlerini aldığını, sözleşmeye göre Kira Süresi 31/05/2023 tarihine kadar belirlenmişse kira süresi uzatıldığını, 01.05.2023 tarihli zeyilname ile aynı koşullarda kalmak kaydıyla kiralama süresi 30.08.2023 tarihine kadar uzatıldığını, müvekkili şirket tarafından sözleşme ile belirlenen tüm yükümlülükler eksiksiz şekilde yerine getirilmiş olmasına rağmen davalı, aldığı hizmetin bedelini ödemekten imtina ettiğini, bu sebeple, taraflar arasında sözleşmeden ve ticari ilişkiden kaynaklı bir borç ilişkisi bulunmakta olduğunu, e-faturalardan ve cari hesap ekstresinden de görüleceği üzere davalı borçlu müvekkili şirkete takip tarihi itibariyle 2.024,10 EUR + 421.387,46 TL borcu bulunmakta olduğunu, taraflarınca keşide edilen ... tarihli ... 12. Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile fatura bedellerinin ve cari hesap borcunun müvekkili şirkete ödenmesi hususu ihtaren bildirildiğini, işbu ihtarnameye davalı tarafça "taraflar arasında imzalanna sözleşme kapsamında ... Fabrikasında kiralama, servis ve bakım hizmeti alındığı, ancak ... A.Ş tarafından haksız şekilde kendi aralarında akdedilen sözleşmeden dönülmüş olması nedeniyle işin devamının mümkün olmadığı, bu sebeple ihtarname ile istenilen hususların yerine getirilemeyeceği" cevaben bildirildiğini, söz konusu borç müvekkili şirkete ödenmemiş olduğu gibi ödenmeme sebebi olarak da, davalının dava dışı üçüncü firma ile yapmış olduğu sözleşmeden dönülmüş olduğu gösterildiğini, müvekkilinin yaptığı yazılı ve sözlü ikazlar sonuçsuz kalınca ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme kapsamında davalı firmaya tahakkuk edilen faturaların tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket tarafından taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince ticari ilişkisinden kaynaklı faturalar ve cari hesap ekstresi alacağının tahsili talebiyle davalı aleyhine ... 36. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafça haksız ve salt süreci uzatmak adına yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, kötü niyetli olarak icra takibine itiraz eden davalı borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı üzerine bırakılmasına dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
S A V U N M A /
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava, taraflar arasında akdedilen inşaat asansör kiralama sözleşmesinden kaynaklanan bir alacağa dayandığından davanın Sulh Hukuk Mahkemeleri nezdinde görülmesi gerekeceğini, bu itibarla görev itirazında bulunduklarını ve davanın görev açısından reddini talep ettiğini, davacı şirketin sözleşme ile üstlendiği işi sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğini, bu sebeple davacının edimini ifa ettiğine dair ispat yükü kendisine ait olup hakediş tutanaklarının yetkilendirilmiş kişiler tarafından imzalandığını ve sözleşme ile üstlenilen işi yaptığını ispat etmek zorunda olduğunu, iddiaları kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının, müvekkili şirkete fatura edebileceği bir işin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığını işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının tespiti ile taraflar arasındaki alacak borç miktarının bu hususa göre belirlenmesi gerekmekte olduğunu, zira davacı, üstlendiği edimleri gereği gibi yerine getiremediğini sözleşmeye aykırı davranmış olduğundan işbu dava ve icra takibi hakkaniyetten yoksun olduğunu, faturanın tek başına borç doğuran bir belge olmadığını, somut olayda faturanın hizmet sözleşmesinin varlığını ispat açısından davacı yan sorumlu olduğunu, öncelikle davaya bakmaya görevli mahkeme İstanbul Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğundan davanın görev yönünden usulden reddine, davacı tarafından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline, müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
G E R E K Ç E /
Dava; Taraflar arasında imzalanan Alımak Asansör/Platform Kiralama Sözleşmesi'ne istinaden davacı şirket tarafından davalıya karşı ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası dosyamız arasına alınmış, tarafların 2022-2023 yıllarına ait BA -BS formları celp edilmiş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Dava konusu ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklı tarafından davalı borçluya karşı, taraflar arasında imzalanan Alımak Asansör/Platform Kiralama Sözleşmesi'ne istinaden düzenlenen faturalardan doğan cari hesap alacağının tahsili amacıyla 894,66 TL ihtar gideri, 416.092,48 TL asıl alacak 4.400,32 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 421.387,46 TL toplam alacak, 2.024,10 EUR asıl alacak, 3,33 EUR fiili ödeme tarihi işlemiş faiz olmak üzere 2.027,43 EUR fiili ödeme tarihi toplam alacak olmak üzere 2.027,43 EUR+421.387,46 TL = 482.114,26 TL toplam alacak üzerinden 03/11/2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 03/11/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 03/11/2023 tarihinde takibe itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce SMMM bilirkişi ...'dan alınan 19/11/2024 tarihli kök raporunda özetle; İnceleme ve Değerlendirmeler: Davacı kayıtlarının incelenmesi: Davacının sunduğu 31.12.2022 tarihli ve 01.01.2023 tarihli hesap ekstresine göre; 120.01.0166 kodlu cari hesapta takip edilen davalı yanla ilgili işlemler neticesinde; 89.034,82 TL + 172,28 Euro (3.267,61 TL) olmak üzere davalı yanın (...’nın) toplam 92.302,43 TL borcu bulunmakta olduğunu, diğer bir ifade ile davacı yan 31.12.2022 tarihi itibari ile davalı yandan 92.302,43 TL alacaklı olduğunu, 2022 yılındaki toplam işlem hacmi ise 273.537,42 TL görünmekte olduğunu, davacı kayıtlarına göre bu tutarın 181.234,99 TL kısmı davalı yanca ödendiğini, davacının sunduğu 31.12.2023 tarihli cari hesap ekstresine göre; (C197) cari hesap kodu ile takip edilen davalı yanla ilgili işlemler neticesinde, yalnızca 2023 yılında toplam işlem hacmi 1.016.048,35 TL olarak hesaplandığını, bu tutarın 470.396,20 TL kısmı davalı yanca ödendiğini, 2022 yılından devir gelen 92.302,43 TL bakiye de eklendiğinde 31.12.2023 tarihinde davacının alacak bakiyesi 637.954,58 TL olarak hesaplandığını, davacının iddiasına göre bu tutara 2.168,10 EUR karşılığı da dahil olduğunu, ancak dava 6 Aralık 2023 tarihinde açılmış, takip talebi 21.10.2023 tarihinde başlatıldığını, ödeme emri 03.11.2023 tarihinde oluştuğunu, hâl böyle olunca, davacının sunduğu cari hesap ekstresindeki 31.12.2023 tarihli 149.712,00 TL ve 18.000,00 TL borç tahakkuku dikkate alınmayacağını, netice itibari ile bu tutarlar düşüldüğünde takip tarihi olan 21.10.2023 tarihinde davacının alacağı 470.242,58 TL üzerinden sorgulanacağını, davacının sunduğu cari hesaba göre 3.200,60 Euro alacak doğmuş, 1.204,78 Euro tahsil edildiğini, 2.168,10 Euro bakiye kaldığını, bu miktarın son dövizli işlem tarihi olan 11.10.2023 tarihindeki TL karşılığı (Merkez Bankası’nın 29,2970 Euro kuru üzerinden) toplam 63.518,83 TL olarak hesaplandığını, bu miktarın takip tarihi olan 21.10.2023 tarihli kura göre (29,6017) değerlenmesi neticesinde tutar bu defa 64.179,45 TL hesaplandığını, ezcümle, davacının sunduğu kayıtlara göre davalı yandan 2.168,10 Euro karşılığı 64.179,45 TL ve 406.063,13 TL olmak üzere toplam 470.242,58 TL alacağı olduğunu iddia ettiği anlaşılmakta olduğunu, Davalı kayıtlarının incelenmesi: görüleceği üzere, davacının ve davalının 2022 ve 2023 yıllarına ait B formları karşılıklı incelendiğinde ticari ilişkiye dair toplam tutarların “birebir” mutabık olduğu tespit edildiğini, bu yönü ile bakıldığında davalı yanın, davacı yanca düzenlenen tüm faturaları kayıtlarına aldığı ve/veya bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan ettiği anlaşılmakta olduğunu, ayrıca, davalı yanın cari hesap kayıtlarını ibraz etmemiş olması nedeni ile davacı yanın sunduğu cari hesap ekstresi ile karşılaştırma yapılamadığını, davalı ...’nın incelemeye sunduğu evrak aşağıdaki gibidir: ... A.Ş. malzeme kapı çıkış formu (...imzalı) ve mezkûr firma güvenliğine gönderildiği söylenen e-posta ekran görüntüsü, Defter tasdik ve beratları, dolayısı ile davalının faturalara itiraz ettiğine dair bir belge, ödemelerini ispata yarar dekont, varsa iade faturası, davacı cari hesabına ait hesap ekstresi, teslimin/ifanın gereği gibi yapılmadığını gösteren tutanaklar ya da geçici/kati kabul belgesi görülemediğini, işin gereği gibi yapılmadığı ve eksik iş iddiaları, işin sözleşmeye uygun yapıldığı veya yapılmadığı gibi iki tarafın da iddia ettiği sözleşme hukukuna ve sektörel değerlendirmelere yönelik hususlar mali müşavir bilirkişi tarafından değerlendirilemeyeceğini, SONUÇ: Davacının sunduğu cari hesaba göre, davalı yandan takip tarihi olan 21.10.2023 itibari ile; 2.168,10 Euro karşılığı 64.179,45 TL ve 406.063,13 TL olmak üzere toplam 470.242,58 TL alacaklı olduğunu, takip tarihi ile yapılan tespitten sonra bu tarihi takip eden tarihler için faiz, kur farkı gibi fer’ilerin hesaplanmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bilirkişinin “kendiliğinden” takip tarihini aşan günler için hesaplama yapamayacağını, tarafların 2022 ve 2023 yıllarına ait B formları incelendiğinde tutarların “birebir” mutabık olduğunu, bu yönü ile bakıldığında davalı yanın, davacı yanca düzenlenen tüm faturaları kayıtlarına aldığı ve/veya bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan ettiğinin anlaşıldığını, davalı yanın cari hesap kayıtlarını ibraz etmemiş olması nedeni ile davacı yanın sunduğu cari hesap ekstresi ile karşılaştırma yapılamadığını, davalının faturalara itiraz ettiğine dair bir belge, varsa iade faturası, teslimin/ifanın gereği gibi yapılmadığını gösteren tutanaklar ya da geçici/kati kabul veya itiraz/şerh belgesi görülemediğini, bu durumun hukuki değerlendirmesinin mahkemenin takdirinde olduğu, mali müşavir bilirkişinin hukuki görüş serdedemeyeceğini, işin gereği gibi yapılmadığı ve eksik iş iddiaları, karşılıklı edimlerin sözleşmeye uygun yapıldığı veya yapılmadığı gibi iki tarafın da iddia ettiği sözleşme hukukuna ve sektörel değerlendirmelere yönelik hususların mali müşavir bilirkişi tarafından değerlendirilemeyeceği görüş ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce SMMM bilirkişi ...'dan alınan 06/09/2025 tarihli ek raporunda özetle; Takipteki Talep İle Kök Rapordaki Tutarın Farklılığı: Öncelikle davacının ve davalının 2022 ve 2023 yıllarına ait B formları karşılıklı incelendiğinde ticari ilişkiye dair toplam tutarların “birebir” mutabık olduğu tespit edildiğini, bu yönü ile bakıldığında davalı yanın, davacı yanca düzenlenen tüm faturaları kayıtlarına aldığı ve/veya bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan ettiği anlaşılmakta olduğunu, ayrıca, davalı yanın cari hesap kayıtlarını ibraz etmemiş olması nedeni ile davacı yanın sunduğu cari hesap ekstresi ile karşılaştırma yapılamadığını, fakat kayıtlarla beyanların uyumlu olması esas olduğundan, davalının vergi dairesine beyan ettiği tutarların kayıtlarında da yer aldığının kabulü gerekeceğini, takdir mahkemenin olduğunu, netice itibari ile kök raporda tespiti yapılan rakamlar incelemeye sunulan davacı evrakı üzerinden tespit edildiğini, bu husus kök raporda da açıkça yazıldığını, davalı ne kök rapor öncesinde ne de kök rapor sonrasındaki itiraz dilekçesi ekinde cari hesap ekstresi sunmadığını, 2023 yılı: davacının sunduğu ancak davalının sunmadığı cari hesap ekstresi söz konusu olup, davacının sunduğu cari hesaplarda da görüleceği üzere “takip tarihi olan” 21.10.2023’ten sonraki hareketler dikkate alınmamış ve takiple bağlılık esas alındığını, ayrıca, davacının takip tarihi itibari ile 2.024,10 Euro olarak talep ettiği dövizli alacağının cari hesap ekstresinde 2.168,10 Euro olduğu görülmekte olduğunu, takipteki rakamlarla ticari alışverişe dayalı cari hesaplar arasındaki farkın; esas alınan döviz kuru, kullanılan faiz türü ve oranı gibi enstrümanlara göre oluştuğu değerlendirilebileceğini, takip tarihi olan 21.10.2023 tarihinde davacının talep ettiği tutar 416.092,48 TL ve 2.024,10 EURO olduğunu, bu tutarların “taleple bağlılık ilkesi kapsamında” değerlendirilmesi tamamı ile mahkemenin takdirinde olduğunu, davacı ayrıca 894,66 TL ihtarname giderini de takibe koymuş olduğunu, bu tutarın davaya esas alınıp alınmayacağı yönünde mali bilirkişi tarafından hukuki bir kanaat belirtilemeyeceğini, Mahkemenin kök rapordaki tutarlar yerine “talebe bağlılık ilkesi” kapsamında icra takibi ve ödeme emrine konu olan tutarları dikkate alması durumunda hesaplamalar aşağıdaki gibi olacağını, takipte talep edilen faiz türüne göre hesaplanan TL alacağı ana para+ faiz 419.247,37 TL olduğunu, Euro alacak iddiası bakımından: 2.024,10 Euro (12.10.2023 kuru 29.3644 üzerinden 59.436,48 TL), Takipte talep edilen faiz türüne göre hesaplanan Euro alacağı ana para+ faiz 2.026,94 EURO olduğunu, bu tutarın takip tarihindeki TL karşılığı ise 2.026,94x29.6017 = 60.000,87 TL olduğunu, SONUÇ: Davacının kök rapora karşı herhangi bir itirazının görülemediğini, davalının kök rapora karşı yapmış olduğu itirazların işbu raporun içeriğinde madde madde ele alındığını, davalının kök rapordan farklı olarak dosyaya sunduğu ve kök rapordaki görüşleri değiştirecek bir belge ya da bilgi bulunmadığını, davacının sunduğu hesap ekstreleri, dosyada bulunan faturalar ve taraflara ait Ba-Bs bildirimlerine göre davacının takip tarihi olan 21.10.2023 itibar ile; 2.168,10 Euro karşılığı 64.179,45 TL ve 406.063,13 TL olmak üzere toplam 470.242,58 TL alacaklı göründüğünü, ancak mahkemenin itirazın iptali davalarının takiple sıkı sıkıya bağlı olduğu yönündeki takdirine göre davacının takip tarihi olan 21.10.2023 itibari ile; 2.026,94 Euro karşılığı (ana para + faiz) 60.000,87 TL ve (ana para + faiz) 419.247,37 TL olmak üzere toplam 479.248,24 TL alacaklı göründüğünü, 470.242,58 TL ile 479.248,24 TL’den hangisinin davacının alacağı olarak kabul edileceğinin “taleple bağlılık ilkesi mucibince” mahkemenin takdirinde olduğunu, yukarıdaki hesaplamaların; faturalar, ticari defterler, cari hesap ekstresi, Ba-Bs bildirimleri gibi vesikalara üzerinden yapıldığı; eksik iş, sözleşme koşullarına uyma, ayıplı ifa, yargıtay kararları, faturanın tek başına borç doğurup doğurmayacağı, fatura içeriği işin yapılıp yapılmadığını, faturalara süresinde itiraz edilmemesinin borcun kabulü anlamına gelip gelmeyeceği gibi hem hukuki hem de sektörel hususların mali müşavir bilirkişinin değerlendirebileceği hususlar olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi rapor ve raporu bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre;
Dava, taraflar arasında imzalanan Alımak Asansör/Platform Kiralama Sözleşmesi'ne istinaden düzenlenen faturalardan doğan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava konusu ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası icra takip dosyası ile; Davacı alacaklı tarafından davalı borçluya karşı, taraflar arasında imzalanan Alımak Asansör/Platform Kiralama Sözleşmesi'ne istinaden düzenlenen faturalardan doğan cari hesap alacağının tahsili amacıyla 894,66 TL ihtar gideri, 416.092,48 TL asıl alacak 4.400,32 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 421.387,46 TL toplam alacak, 2.024,10 EUR asıl alacak, 3,33 EUR fiili ödeme tarihi işlemiş faiz olmak üzere 2.027,43 EUR fiili ödeme tarihi toplam alacak olmak üzere 2.027,43 EUR+421.387,46 TL = 482.114,26 TL toplam alacak üzerinden 03/11/2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 03/11/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 03/11/2023 tarihinde takibe itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafça, dava dilekçesi ile, sözleşme kapsamında davacının tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği, ancak taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında düzenlenen faturaların davalı tarafça ödenmediği, faturalara itiraz edilmediğinden faturaların kesinleştiği, bu kapsamda davalı tarafın dava konusu icra takibine vaki itirazlarının haksız olduğu ileri sürülmüştür.
Davalı tarafça, cevap dilekçesi ile, davacı tarafın sözleşme kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmediği, eksik ve ayıplı ifada bulunduğu, ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, davacı tarafa borcunun bulunmadığı savunulmuş, icra takibine itirazında da, sebep belirtmeksizin davacı tarafa borcunun bulunmadığı ileri sürülerek icra takibine itiraz edilmiştir.
Öncelikli olarak, dava şartları, ilk itirazlar veya süreler yönünden değerlendirme yapılmıştır;
Davalı tarafın mahkememizin görevine ilişkin itirazının incelenmesinde, taraflar arasındaki sözleşmenin sadece kiralamaya ilişkin olmadığı, kiralamanın hizmet alımı ile birlikte olduğu ve taraflar arasındaki sözleşmenin bu kapsamda hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğu anlaşılmakla dava konusu uyuşmazlıkta mahkememiz görevli olduğundan davalı tarafın görev itirazının reddine karar verilmiştir.
İ.İ.K.'nın 67/1 maddesi uyarınca itirazın iptali davalarının, itirazın tebliğinden itibaren 1 sene içerisinde açılacağı, itiraz tarihi, dava tarihi dikkate alındığında eldeki davanın yasal süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava şartlarının tam olduğu, incelenecek başkaca bir ilk itiraz veya süreler yönünden itiraz olmadığından davanın esasına geçilmiştir.
Dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır.
Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.
Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Somut olayda, dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre; Tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafça düzenlenen dava ve takip konusu cari hesap alacağının dayanağı faturaların, davacı tarafça BS formları ile davalı tarafça BA formları ile ilgili vergi dairelerine beyan edildiği, her iki tarafın B formlarının örtüştüğü, davalı tarafça cari hesap kayıtları sunulmadığından cari hesap karşılaştırması yapılamamış olsa da, dava ve takip konusu faturaların BA formaları ile ilgili vergi dairesine beyan edilmiş olmasının dava ve takip konusu faturaların davalı tarafça teslim alınarak kayıtlarına işlendiğini gösterdiği, davalı tarafça, bu faturalara yasal süresi içerisinde itirazda bulunulduğuna, eksik veya ayıplı iş ve benzeri nedenler ile faturaların davacı tarafa iade edildiğine dair bir ispatın bulunmadığı, bu kapsamda dosya kapsamına bir delil sunulmadığı, bu hususlarında her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının örtüştüğünü gösterdiği, her iki tarafın örtüşen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 2.168,10 Euro ve 406.063,13 TL alacaklı olduğu, davalının, davacı tarafından düzenlenen faturaları BA formları ile ilgili vergi dairesine beyan etmekle ve ticari defter ve kayıtlarına işlemekle, dava konusu faturaları ve içeriklerini kabul etmiş olduğu, davacı tarafın üzerine düşen ispat külfetini yerine getirdiği, davalı tarafın faturaların bedelini ödendiğine, istenebilir olmadığına dair bir ispatının da olmadığı anlaşılmakla ve değerlendirilmekle; Davacı tarafın, davalıdan, taleple bağlılık ilkesi de göz önünde bulundurulduğunda dava ve takip konusu faturalardan dolayı, takip tarihi itibarıyla 2.024,10 Euro ve 406.063,13 TL alacağının bulunduğu, icra takibindeki asıl alacak talebinin 2.024,10 Euro ve 406.063,13 TL tutarlar yönünden yerinde olduğu, davacı tarafça ihtarnamenin tebliğ şerhi ve ihtarname giderine ilişkin makbuz sunulmadığından, davacının ihtarname gideri talebinin ve takipten öncesi için işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, temerrütün takip tarihinde oluştuğu, 406.063,13 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi uyarınca avans faizi, 2.024,10 EUR asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca, devlet bankalarının EUR ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden temerrüt faizi talep edilebileceği, davacının icra takibindeki fazlaya dair talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla ve değerlendirilmekle, davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla dava konusu ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası kapsamında 406.063,13 TL asıl alacak ve 2.024,10 EUR asıl alacak ve 406.063,13 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi uyarınca avans faizi, 2.024,10 EUR asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca, devlet bankalarının EUR ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına ödediği en yüksek faiz oranı talep edilebileceği, davalının bu miktarlar yönüyle icra takibine itirazlarında haksız olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca, davacı tarafça icra inkar tazminatı talep edilmiş olmakla, davalı tarafın kabul edilen miktar yönüyle itirazında haksız bulunduğu, dava ve takip konusu alacağın fatura alacağı olduğu, likit ve belirlenebilir olduğu anlaşılmakla, hükmolunan alacağın %20'si oranında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Bu nedenler ile aşağıdaki şekilde hüküm kurularak yargılama sonuçlandırılmıştır.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı Tarafça Açılan Davanın KISMEN KABULÜ İLE; Davalı borçluların dava konusu ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına vaki itirazlarının, 406.063,13 TL asıl alacak ve 2.024,10 EUR asıl alacak yönünden İPTALİNE, Takibin bu asıl alacak miktarları üzerinden ve 406.063,13 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi uyarınca avans faizi, 2.024,10 EUR asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca, devlet bankalarının EUR ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına ödediği en yüksek faiz oranı, uygulanmak suretiyle DEVAMINA,
Fazlaya dair istemin REDDİNE,
2-Hükmolunan 467.302,28 TL alacağın %20'si oranında hesap ve takdir edilen 93.460,45 TL icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacı alacaklıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gereken 32.060,05 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 5.871,45-TL'nin mahsubu ile bakiye 26.188,60 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacı tarafından peşinen karşılanan 5.871,45-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı parası, 100,00 TL müzekkere ve davetiye posta masrafı, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.369,85 TL yargılama masrafının davanın kabul ret oranı göz önünde bulundurularak hesaplanan 6.164,49 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlasının kendisi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 74.399,75 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı yan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddolunan dava değeri üzerinden karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 15.634,80 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk giderinin, 3.019,41 TL'sinin davalıdan, 100,59 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
9-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/09/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır