T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/793
KARAR NO : 2026/535
DAVA : Banka Teminat Mektubundan Kaynaklanan Davalar (Finans İhtisas) (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ : 19/12/2023
KARAR TARİHİ : 30/06/2026
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Banka Teminat Mektubundan Kaynaklanan Davalar (Finans İhtisas) (Menfi Tespit) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
D A V A /
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Şirketi Şubesinde Banka hesabı bulunmakta olduğunu, 06.07.2023 tarihinde müvekkilinin rızası ve dahi bilgisi dışında kredi çekilmiş olduğunu, söz konusu durumu müvekkilinin yine aynı tarihte bankanın ilgileri tarafından aranmak suretiyle haberdar olduğunu, müvekkilinin kredi talebi olmadığını, bahsi geçen kredi çekme işlemini müvekkilinin gerçekleştirmediğini, davalı taraf ayrıca söz konusu kredi çekme işlemine binaen müvekkilinin hesabından para çekilmiş kalan tutar için de ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, haksız ve hukuka aykırı olan işbu borca taraflarınca itiraz edildiğini, icra takibi ve bu kapsamda icraya konu olan işlemden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, menfi tespitin mümkün olmaması durumunda takibe konu olarak müvekkilinden alınmış ve alınacak tüm miktarların kendisine geri ödenmesine, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
S A V U N M A /
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu işlemlerin mobil bireysel internet bankacılık kanalından davacı tarafın telefonuna iletilen tek kullanımlık işlem şifresi kullanılarak mobil cihaz aktivasyonu ile iki faktörlü doğrulama yapılarak gerçekleştiğini, dolayısıyla ilgili işlemlerin mevzuata uygun bir şekilde “bildiği unsur” ve “sahip olduğu unsur”un doğrulanması ile gerçekleştirildiğini, davacı ...’un mobil cihazın güvenliğini sağlayamadığını, akabinde itiraza konu işlemlerin gerçekleştiği sabit olduğunu, itirazları doğrultusunda işbu davanın husumet yönünden usulden reddine, mobil cihaz aktivasyonu işleminin müvekkili şirket tarafından iki faktörlü doğrulama yapılarak gerçekleştirilmesi ve kredi kullandırma ve para transferi işlemlerinin bu mobil cihaza gönderilen bildirimlerle gerçekleşmesi sebebiyle müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, davacı tarafa ait şifrelerin ve kimlik bilgilerinin korunmasından hesap sahibi olan davacı tarafın bizzat sorumlu olduğunu ve gerekli güvenlik önlemlerini almadığını, bu nedenlerle doğmuş ve doğacak muhtemel zararlardan davacı tarafın sorumlu olması sebebiyle davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
G E R E K Ç E /
Taraf delilleri toplanmış, dava ve takip konusu krediye ilişkin kayıt ve belgeler celp edilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırlmıştır.
İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesinde;
Dava; davacının bilgisi ve rızası dışında çekilen krediden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibi ve bu kapsamda icraya konu olan işlemden dolayı menfi tespit istemine ilişkindir.
Öncelikli olarak, dava şartları yönünden değerlendirme yapılmıştır.
6100 sayılı HMK nun 1. maddesinde "(1)Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır.
Dava şartları, 6100 sayılı HMK'nın 114. Maddesinde düzenlenmiş, 114/1-c maddesinde de mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmıştır.
Aynı kanunun 115/2 maddesinde de, dava şartı noksanlığı tespit edildiği takdirde davanın usulden rededileceği düzenlenmiştir.
6102 Sayılı TTK nun 4. maddesinde ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi kurumu düzenlenmiştir. TTK nun 4. maddesine göre; Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Yine tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; TTK ndan, TMK nun 962–969. maddelerinden, TBK nun 202, 203, 444, 447, 487–501, 515–519, 532–545, 547–554, 555–560 ve 561–580. maddelerinden, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuattan, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerden ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerden doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır.
TTK nun 5. maddesinde de ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi kurumundan hareket ederek asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu dava ve işler düzenlenmiştir. TTK nun 5. maddesine göre; Asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Yine özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere asliye ticaret mahkemesinde bakmakla görevlidir.
TTK'nın 4. maddesi incelendiğinde, üç grup ticarî davanın bulunduğu, ayrımın 1- Mutlak Ticari Davalar, 2- Havale, Vedia ve Fikir ve Sanat Eserlerine İlişkin Haklardan Doğan ve Bir Ticarî İşletmeyi İlgilendiren Davalar 3- Nispi Ticari Davalar olarak yapılabileceği, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davaların (mutlak ticarî davalar); ticarî sayılması için en azından bir ticarî işletmeyi ilgilendirmesi gereken davalar ve her iki tarafın da ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar (nispî ticarî davalar) olarak nitelendirilebileceği, Mutlak Ticarî Davaların, 6102 Sayılı TTK' nın 4/1.a bendinden f' bendine kadar sayılan hususlardan doğan davalar ile özel kanun hükümleri gereği (Mutlak) ticarî sayılan davalar olarak ikiye ayrılabileceği, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın belirtildiği gibi bu tür davaların mutlak ticarî dava sayılacağı ve Ticaret Mahkemelerinin görevine gireceği, havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan uyuşmazlığın ticarî dava sayılabilmesi için, uyuşmazlığın, taraflardan birinin ticarî işletmesiyle ilgili olması koşulu aranmayacağı (TTK 4.1, son cümle), nispi ticari davalar ile ilgili olarak ise; TTK 4/1 Maddesinde yer alan hükme göre "her iki tarafın da ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının" ticarî dava sayılacağı, taraflardan yalnız birinin ticarî işletmesi ile ilgili olarak yasada sayılanlar dışında sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların, ticarî davaya vücut vermeyeceği, taraflardan birinin ticarî işletmesini ilgilendiren bu tür sözleşmelerin, her ne kadar TTK 19.2 uyarınca diğer taraf için de ticarî iş sayılırsa da, bu durumun, davanın TTK 4/l'e göre (nispî) ticarî dava sayılmasını gerektirmeyeceği anlaşılmıştır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 3/1-k Maddesinde, Tüketicinin " Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlandığı,
Aynı yasanın 3/1- ı- bendinde Tüketici işleminin ise " Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmış olduğu anlaşılmıştır.
Tüketici Mahkemelerinin görevini düzenleyen 73/1 Maddesinde, Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiştir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 83/2 Maddesinde " Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." hükmüne yer verildiği, Geçici 1/1 Maddesinde " Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam eder." hükmüne yer verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler somut olayla birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça, davacının bilgisi ve rızası dışında çekilen krediden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibi ve bu kapsamda icraya konu olan işlemden dolayı menfi tespit talep edildiği, davacının tacir olmadığı, davacının ticari veya mesleki bir amaçla hareket etmemesi nedeni ile tüketici konumunda olduğu, dava ve takip konusu kredinin tüketici kredisi, hesabın bireysel hesap, davalı tarafça sunulan sözleşmenin tüketici sözleşmesi olduğu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 3/1-ı maddesine göre tüketici ile ticari amaçla hareket eden kamu-özel gerçek veya tüzel kişileri arasında kurulan sözleşmesinin tüketici işlemi olarak tanımlandığı, aynı kanunun 73/1 Maddesinde tüketici işlemine ilişkin davaralara Tüketici Mahkemeleri tarafından bakılacağının hüküm altına alındığı, göreve ilişkin kuralı daha da tartışmasız hale getiren aynı kanunun 83/2 Maddesi hükmü ile de "diğer kanunlarda hüküm olması halinde dahi" 6502 Sayılı Yasanın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanacağının açıkça belirtildiği anlaşılmakla ve değerlendirilmekle, açılan davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Bu nedenler ile, Mahkememizin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan, 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkememizin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan, 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Karar kesinleştiğinde ve süresi içerisinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemelerine GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK'nun 331. maddesi uyarınca harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde, talep üzerine harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda mahkememizce KARAR OLUŞTURULMASINA,
4-HMK'nun 20. maddesi gereğince, karar tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde görevli mahkemeye gönderilmesi talebinde bulunulmaması halinde, davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.30/06/2026
Katip
¸
Hakim
¸