T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/129
KARAR NO : 2025/664
DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ : 22/02/2024
KARAR TARİHİ : 21/10/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
D A V A /
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davanın, müvekkil şirketin ... tarihli, .. seri numaralı,125.000,00 TL tutarlı çekten kaynaklı ve bu çeke dayanılarak başlatılan ... 11.İcra Müdürlüğü, ... esas sayılı dosya dolayısıyla davalı yana herhangi bir şekilde borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhinde %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkin olduğunu, dava ve takip konusu çekteki davacı şirkete ait imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığını, çekin çalındığı, rıza dışı ellerinden çıktığı ileri sürülerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ... 11. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasının durdurulmasına dair tedbir taleplerinin kabulüne, müvekkil şirketin davalı tarafa 30.11.2023 tarihli, ... seri numaralı,125.000,00 TL tutarlı çekten kaynaklı ve bu çeke dayanılarak başlatılan ... 11.İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosya dosyasıyla herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötü niyeti olması dolayısıyla, davalı aleyhinde %20 ‘den aşağı olmaması kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
S A V U N M A /
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ... A.Ş. ile dava dışı ... Şirketi arasında 05.09.2023 tarihli Genel Faktoring Sözleşmesi imzalandığını, Faktoring sözleşmesine istinaden müşteri dava dışı ... Şirketi tarafından 27.09.2023 tarihli alacak bildirim formu ile ...Şirketi'nin davacıdan olan ve fatura ile tevsik edilmiş alacakları müvekkili şirket tarafından temlik alındığını, alacağın temliki ile ... seri numaralı çekte müvekkili şirkete ciro edildiğini, yapılan faktoring işlemiyle ... seri numaralı çekin meşru ve yetkili hamili müvekkili şirket olduğunu, müvekkili şirket üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiş olup yetkili ve meşru hamil sıfatına sahip olduğunu, söz konusu çek incelendiğinde bütün şekli unsurları tam, ciro zincirinin hukuka uygun olduğu açık olduğunu, davacının imza itirazı takibi sürüncemede bırakmaya yönelik haksız bir itiraz olduğunu, davacının basiretli tacir gibi hareket etmediğinin açık olduğunu, takibe konu çekin davacı ciranta tarafından imzalanıp imzalanmadığını, davacının imza ve yazı örneklerinin alınması ve akabinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını savunarak, yargılama neticesinde; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi, haksız dava nedeniyle % 20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılması talep etmiştir.
G E R E K Ç E /
Dava dosyası, ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/02/2024 tarihli ... Esas ve... karar sayılı gönderme kararı üzerine mahkememize tevzi edilmiştir.
Taraf delilleri toplanmış, ilgili, soruşturma, dava ve takip dosyaları, davacı şirketin yetkililerini gösterir ticaret sicil kayıtları, davacı şirket yetkilisine ait imza örneklerinin bulunduğu belge asılları celp edilmiş, davalı şirket yetkilisinin imza örnekleri alınmış, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce grafoloji uzmanı bilirkişi ...'dan alınan 09/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Sonuç :... Bankası A.Ş. ... Şubesine ait, ... / 30.11.2023 keşide yer ve tarihli, keşidecisi "...” olan, "...Ltd. Şti.” emrine yazılı, "4125.0004 TL” / "YÜZYİRMİBEŞBİN” TL meblağlı, ... numaralı çek aslı, - Ön yüzü keşideci hanesinde keşideci şirket adına atılı keşideci imzasının, davacı şirket yetkilisi ... isimli şahsın belirtilen dava dosyası içerisinde mevcut mukayeseye esas imzalarına kıyasla aralarında farklılıkların bulunduğunun tespit edilmiş olması sebebiyle... isimli şahsın eli mahsulü olmadığı yönünde kanaat ve sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre;
Dava; Sahtelik iddiası nedeniyle, davacının, davalıya, dava konusu ... 11. İcra müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ve dayanağı ... Bankası ... Şubesinin ... seri numaralı, 30/11/2023 tarihli, 125.000,00 TL bedelli çek nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
Dava şartlarının tam olduğu, incelenecek bir ilk itiraz veya süreler yönünden incelenecek bir itiraz veya def'i olmadığından davanın esasına geçilmiştir.
Davada ispat külfeti öncelikle davalı alacaklıdadır. Davalı taraf, alacağının varlığını ve alacağın dayanağı çekin yetkili hamili olduğunu, çeke istinaden davacıdan alacak talep hakkının bulunduğunu, yani davacı şirket adına atılı imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunu ispatlamak zorundadır.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelere ilişkin detaylı açıklamaların yapıldığı Yargıtay Hukuk Genel Kararının ... Esas ...Karar sayılı ve 30.11.2021 tarihli kararında da vurgulandığı üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.
Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221).
Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna, Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268).
Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticarî hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 757/1. maddesine göre, iradesi dışında çek elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatap bankayı çeki ödemekten menedilmesini isteyebilir. Aynı Kanun’un 759. maddesi uyarınca, çeki eline geçiren kişi bilinmiyorsa, çekin iptaline karar verilmesi istenebilir. İptal isteminde bulunan kişi, çek elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin bir suretini ibraz etmek veya senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 764. maddesi uyarınca elden çıkan çek, verilen süre içinde mahkemeye sunulmazsa, mahkemece çekin iptaline karar verilir. Çekin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen, iptal talebinde bulunan keşideciye karşı çekten doğan istem hakkı ileri sürebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesine göre, çekten dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’îleri başvuran yetkili hamile karşı ileri süremez. Ancak hamil, çeki iktisap ederken çekin keşidecinin rızası dışında elinden çıktığını ya da çekin karşılığının daha önce çeki elinde bulunduran kişiye keşideci tarafından ödendiğini bile bile keşidecinin zararına hareket etmiş olması durumunda keşideci hamile karşı kötü niyet def’înde bulunabilir.
Çek hakkında iptal kararı verilerek bu karara dayalı olarak keşidecinin lehtara ödeme yapmış olması yetkili hamile karşı 6102 sayılı TTK’nın 687. maddesi gereği ileri sürülemeyeceğinden keşidecinin çekin lehtar tarafından iptal ettirilmesi ve buna dayalı olarak lehtara ödemede bulunması def’ini ancak lehtara karşı ileri sürebilir. Bunu yanında çeki elinde bulunduran yetkili hamile karşı ileri süremez.
Çeklerin devrinin nasıl yapılacağı 6102 sayılı TTK’nın 788. maddesinde poliçeden ayrı ve özel olarak düzenlenmiştir. Bu maddeye göre açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilir. Keza 6102 sayılı TTK’nın 818. maddesinin göndermesi ile aynı Kanun’un 684. maddesine göre, ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile çekten doğan bütün haklar devrolunur.
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde çekin bir başka anlatımla çek üzerindeki hakkın bir başkasına devri için ciro ve kişiye çekin zilyetliğinin geçirilmesi gerekir. Ciro ise 6102 sayılı TTK’nın 683. maddesine göre, çek arka yüzüne veya çeke bağlı olan ve “alonj” denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması ile mümkündür. Bu nedenle cirantanın imzasını taşımayan ciro geçerli ciro sayılmaz. Böyle bir ciro ise çek üzerinde bulunan hakkın devrini sağlamaz.
Çekte hak sahibi olabilmek için yetkili hamil olmak gerekir. 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere bir çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu yani çek üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu çek üzerinde bulunan birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edebilir. Çek üzerindeki cirolar birbirini takip etmiyor veya ciro zincirinde bulunan cirolardan biri geçersiz veya sahte olması dolayısı ile ciro zincirinde kopukluk olması durumunda çekteki hak, kopukluktan sonraki kişilere geçmeyeceği için ciro zincirinde kopukluk olan çeki elinde bulunduran hamil yetkili hamil sayılamaz. Yetkili hamil olmadığı için de ciro zincirinin koptuğu kişiden itibaren ciranta ve keşideciden talepte bulunamaz. Her ne kadar çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu ispat edememiş olması nedeniyle yani ciro zincirinde kopukluk olması durumunda kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye gidemez ise de, 6102 sayılı TTK’nın 677. maddesinde ki; “Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez.” düzenlemesi karşısında “imzaların istiklali (bağımsızlığı) ilkesi” gereği ciro zincirinin kopmasından sonraki cirantalara başvurabilir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde;
Dava konusu ... 11. İcra müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyası ile ... Şubesinin ... seri numaralı, 30/11/2023 tarihli, 125.000,00 TL bedelli çeke istinaden dosyamız davalısı olan alacaklı ... A.Ş tarafından, dosyamız davacısı olan borçlu ... Şirketi ile dava dışı ... Şirketi aleyhine toplam 145.169,46 TL üzerinden takip başlatıldığı; ... Bankası ... Şubesinin 3285991 seri numaralı, 30/11/2023 tarihli, 125.000,00 TL bedelli çekin incelenmesinde, keşidecisinin dosyamız davacısı olan ...Şirketi, lehtar cirantasının dava dışı ... Şirketi olduğu, lehtar cirantadan da davalı... A.Ş'ye geçtiği, davalı ... şirketi tarafından 30.11.2023 tarihinde ... Bankasına ibraz edildiği, ibraz sonrasında ibraz edilen banka tarafından çekteki keşideci imzasının keşideciye ait olup olmadığından kuşkulanıldığından bahisle ödeme yapılmadığı şerhinin düşüldüğü; Hırsızlık olayına ilişkin davacı şirket vekilinin şikayeti üzerine, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca ... Soruşturma sayılı dosyası ile faili meçhul sanık hakkında soruşturma başlatıldığı, soruşturmanın derdest olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce Grafoloji uzmanı Bilirkişi ...'dan alınan 09/04/2025 tarihli bilirkişi raporuna göre, dava ve takip konusu ...Bankası ... Şubesinin ... seri numaralı, 30/11/2023 tarihli, 125.000,00 TL bedelli çekteki keşideci davacı şirket adına atılı keşideci imzasının, davacı şirket yetkilisi ... isimli şahsın eli mahsulü olmadığı tespit edilmiştir.
Davalı faktoring şirketi tarafından, dava ve takip konusu çekin faktoring ilişkisi kapsamında kendisine yasal mevzuata uygun olarak geçtiği ileri sürülmüş ise de, sahtecilik iddiası mutlak def'ilerden olup herkese karşı ileri sürülebilecektir.
Keşideci davacı şirket imzasının sahte olması nedeniyle birbirini takip eden geçerli ciro zinciri olmadığı için davalı şirketin 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre yetkili hamil olduğunu yani kendisine çek üzerinde bulunan hakkın geçtiğini ispat edemediğinden aynı Kanun’un 792. maddesine göre ispat yükünün davacı keşidecide olduğu düşünülemez. Çünkü 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki düzenleme, çeki 6102 sayılı TTK’nın 788. maddesine göre geçerli bir ciro ile hakkın devredildiği ve yine 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat eden yetkili hamiller içindir.
Bu durumda çeki elinde bulunduran davalı faktoring şirketi, çekteki keşideci davacı şirket imzasının sahte olması nedeniyle çekteki hakkın geçerli ve birbirine bağlı ciro zinciri ile hak sahibi olduğunu ispat edemediğinden ve keşideciye başvurma hakkı bulunmadığından davacı tarafın davasında haklı oldukları sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Bu nedenler ile; DAVACI TARAFÇA DAVALIYA KARŞI AÇILAN AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; Davacının, davalıya, dava konusu ... 11. İcra müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyası ve dayanağı ... Bankası ... Şubesinin ... seri numaralı, 30/11/2023 tarihli, 125.000,00 TL bedelli çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Davacı tarafça, ayrıca, kötü niyet tazminat talebinde bulunulmuş ise de, dava konusu çekin davalı şirket tarafından dava dışı şirket ile olan faktoring ilişkisi kapsamında alınmış olması, davalı şirketin çeki iktisabında kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu hususunda dosya kapsamında bir delil bulunmadığı değerlendirilerek, davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Tüm nedenler ile; aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVACI TARAFÇA DAVALIYA KARŞI AÇILAN AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; Davacının, davalıya, dava konusu ... 11. İcra müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ve dayanağı ... Bankası ... Şubesinin ... seri numaralı, 30/11/2023 tarihli, 125.000,00 TL bedelli çek nedeniyle BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE,
3-Alınması gereken 9.916,53 TL nispi karar ve ilam harcından peşin ve tamamlama yoluyla yatırılan 2.479,13-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 7.437,40 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.479,13 TL peşin harç parasının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı parası, 1.022,00 TL müzekkere ve davetiye posta masrafı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam; 8.949,60 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk giderinin, davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
8-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/10/2025
Katip
¸
Hakim
¸