T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/143
KARAR NO : 2025/582
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/03/2024
KARAR TARİHİ : 30/09/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
D A V A /
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Malların, ürünlerin ve faturaların teslim edildiğini gösterir teslim kargo belgelerinden görüleceğe üzere müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğunu, davalı taraf halen daha borçlarını müvekkili şirkete ödemediğini, müvekkilinin alacaklı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından borçluya karşı satımdan kaynaklanan faturalara dayalı icra takibi başlatıldığını, davalı taraf müvekkiline olan borcunu ödemediği gibi, taraflarınca alacağını tahsil etmek için başlattığı icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, davalı taraf haksız şekilde yaptığı itiraz ile hiçbir borcunun olmadığını gerçek dışı beyanla iddia ettiğini, yapılan itiraz üzerine icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı tarafın itirazları mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yetkili İcra daireleri müvekkilinin ikametgahının olduğu yer olan İstanbul İcra daireleri olduğunu, haklı davanın kabulü ile; borçlunun takibe itirazının iptali ve 154.099,29TL'lik borç miktarı açısından avans faizi ile birlikte takibin devamına karar verilmesini, likit borca rağmen takibin durmasına haksız yere sebep olan davalı aleyhine, %20'den aşağı olmamak üzere İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılması talep ve dava etmiştir.
S A V U N M A /
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Eldeki dava haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi yetkili mahkemede de ikame edilmediğini, müvekkili firmanın davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmamakta olduğunu, davacı taraf her ne kadar müvekkili firmaya bir kısım mallara ilişkin fatura tanzim etmişse de dilekçe ekinde sunduğumuz iade faturası da dikkate alındığında müvekkili firmanın davacı tarafa faturadan kaynaklı borcunun bulunmadığı sabit olduğunu, davacı tarafça müvekkili firmaya gönderilen malların tamamı taraflar arasındaki sözleşmeye uygun içerikte olmadığını, müvekkili firma tarafından kabulü mümkün olmayan malları göndermek suretiyle ve esasen sözleşmeye aykırı hareket ederek fatura tanzim eden davacı tarafın alacak iddiasının kabulü mümkün olmadığını, davacı taraf dava dilekçesinde davanın tarafı olmayan ve üçüncü kişilerin yazışmalarını dosyaya delil olarak ibraz ettiğini, ancak masör ve ikinci başkan arasında yapılan yazışmaların hukuki delil olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığını, taraflar arasında yapılmayan görüşmelerin dosyada delil olarak kullanılması hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf müvekkili firmanın olmayan borcuna istinaden haksız ve kötüniyetli olarak takip başlattığını, özellikle müvekkili firmanın Sivas ilinde spor faaliyetlerine katılması ve sportif faaliyetler kapsamında toplumda tanınırlık oranının da yüksek olması haksız takibin tarafı olmasında etkili olduğunu, nitekim müvekkili firmaya yönelik başlatılan takip itibarını da afaki oranda zedeleyecek olup işbu baskıyla haksız takibin tahsili sağlanmaya çalışılmakta olduğunu, bu nedenle kötüniyetli başlatılan takip nedeniyle kötüniyet tazminatının da yasal unsurları oluştuğunu, öncelikle yetki itirazımızın kabulüyle dosyanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesini, aksi kanaatte olunacak ise de haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, haksız ve kötüniyetli takip başlatan davacı tarafın alacak miktarının %100'ü oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
G E R E K Ç E /
Dava; Fatura ve cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla, davacı şirket tarafından davalıya karşı ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası celp edilmiş, 2022-2023-2024 tarihlerine ait BA-BS formları celp edilmiş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Dava konusu ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklı tarafından davalı borçluya karşı fatura ve cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla 154.099,29 TL asıl ve toplam alacak üzerinden 25/12/2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 29/12/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 02/01/2024 tarihinde takibe itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce talimat yoluyla SMMM bilirkişi ...'tan alınan 05/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Değerlendirme ve Sonuç: Yapılan incelemeler neticesinde takdiri Mahkemeye ait olmak üzere, davalı tarafın ticari defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulune uygun olarak tuttuğu, 2023 yılına ait yasal defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerini yasal süresi içerisinde ettirildiği tespit edildiğini, delil niteliği taşımakta olduğunu, davalı tarafın defter kayıtlarında takibe konu alacak 25.10.2023 tarihli ... numaralı 154.098,39TL'lik faturayı yasal defterlerde kayıt altına aldığını, 11-12-2023 Tarihli ... fatura numarası ile 115.775,94 TL' sini geri Davacıya iade ettiğini, davacıya 4.057,90 TL avans ödediğini, davacıya 34.264455 TL borcu kaldığını, defter kayıtları içerisinde tespit edildiği bildirilmiştir.
Mahkememizce SMMM bilirkişi ...'dan alınan 01/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; İnceleme: Davalı yan kayıtları dosyaya sunulu talimatlı bilirkişi raporu ile incelenmiş olduğundan tarafınca davacı yan kayıtları incelendiğini, 2023 yılı içinde davacının -davalı ile ilgili- cari hesap muavini aşağıda olduğunu, dava konusu fatura öncesindeki hareketler ihmal edildiğini, yalnızca dava konusu olan 25.10.2023 tarihli fatura ve buna bağlı işlemler (iade, ihtarname, teslim vs.) inceleneceğini, zira, icraya veya davaya konu edilen tutar yalnızca 25.10.2023 tarihli fatura olup, davada harca esas değer 154.099,29 TL olduğunu, davacı taraf dava konusu faturayı ... tarih ve ... no.lu fiş no ile kayıtlarına aldığını, mezkûr fatura görseli aşağıda olduğunu, davacının BS formunda dava konusu faturanın vergi dairesine (KDV hariç olarak) beyan edildiği tespit edildiğini, davalı yanın dava konusu faturayı kabul ederek Ba formunda vergi dairesine (KDV hariç olarak) bildirdiği görüldüğünü, dosyaya sunulan talimatlı bilirkişi raporuna göre, davalı yan ihtilaf konusu faturayı ... no.lu mahsup fişi ile ve 25.10.2023 tarihinde defter kayıtlarına da aldığını, netice itibari ile dava konusu olan ve davacı yanca düzenlenen 25.10.2023 tarih ve ... sayılı e-Arşiv fatura davalı yanca hem ticari defter kayıtlarına alındığını, hem de Ba Bildirimi formu ile vergi dairesine beyan edildiğini, hâl böyle olunca, davalının faturayı kabul ettiği ve davacıya mezkûr fatura mucibince 154.098,39 TL borçlandığının kabulü gerekeceğini, bu aşamadan sonra yapılan incelemeler ise aşağıda olduğunu, davalı yan, dava konusu olan ... no.lu faturaya istinaden davacıya 11.12.2023 tarih ve ... sayılı iade faturası düzenlediğini, iade faturasının tutarı ise 115.775,94 TL olduğunu, buradan hareketle davalının dava konusu faturayı kısmen (38.322,45 TL kadarını) kabul ettiği anlaşılmakta olduğunu, davalı yanın düzenlediği iade faturasının yine davalı yanın defter kayıtlarında yer aldığı dosyaya sunulu talimatlı bilirkişi raporundan anlaşılmakta olduğunu, davalının beyan ettiği 2023 yılına ait Bs Bildirimi formlarında dava konusu faturaya karşı düzenlediği iade faturası görülemediğini, 25 Ocak 2021 tarihli ve 31375 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 523 sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile 396 sıra No.lu Tebliğde değişiklik yapıldığını ve mal ve hizmet alımlarının Form Ba ve Form Bs ile bildirilmesine ilişkin esaslarda değişiklik yapıldığını, Vergi Usul Kanunu kapsamında elektronik olarak düzenlenen belgeler, 2021 yılının Temmuz ayına ilişkin dönemden itibaren Form Ba ve Form Bs bildirimlerine dâhil edilmeyeceğini, dolayısı ile davalı yan düzenlediği e-Arşiv faturayı yukarıdaki mevzuat ve uygulama değişikliği sebebi ile Bs formuna konu etmemiş olabileceğini, davalı yan defterleri talimatla alınan bilirkişi raporunda incelendiğinden bu konuda tarafınca bir inceleme yetkisi bulunmamakta olduğunu, dosyaya sunulu talimatlı bilirkişi raporunda da e-faturaların B formlarında bildirilmeyeceği (bahsi geçen raporun 3. Sayfasının son paragrafında da) yazmakta olduğunu, öte yandan, davacı yanın beyan ettiği 2023 yılı Ba Bildirimlerinde de davalı yanın düzenlediği iade faturasının bilgileri görülemediğini, burada irdelenmesi gereken bir diğer husus ise fatura tarihleri olduğunu, şöyle ki; davacı yanca davaya konu edilen fatura 25.10.2023 tarihinde düzenlendiğini, davalı yanca düzenlenen iade faturası ise 11.12.2023 tarihli olduğunu, iki tarih arasında 47 gün olduğunu, 6102 sayılı kanunun 21. Maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağını, eldeki olayda, davacının düzenlediği ve tek başına davaya konu olan faturanın davalı yanca (fatura tarihi olan 25.10.2023 tarihinde) kayıtlara alındığını ve Ba bildirimine konu edildiği anlaşıldığını, dolayısı ile faturanın davalı yanca kayıtlara alındığı tarihi tebliğ tarihi kabul edildiğinde, davalının en geç 01.11.2023 tarihine kadar KEP, noter ya da iade faturası yolu ile dava konusu faturaya itiraz etmesi gerekeceğini, bu yönü ile bakıldığına davalının dava konusu 154.098,39 TL’lik faturaya yasal süresinde itiraz etmediği anlaşılmakta olduğunu, ayrıca, davacı yanın dosyaya sunduğu ... tarih ve ... yevmiye no.lu ... 38. Noterliği ihtarnamesinde davalı yanın düzenlediği 11.12.2023 tarihli iade faturasına 8 günlük yasal süre içinde itiraz ederek faturayı reddettiği anlaşıldığını, ezcümle, dava konusu fatura davacı yanca ve davalı yanca kayıtlara alındığını, yine her iki tarafça da B formları ile bağlı bulundukları vergi dairesine bildirildiğini, dolayısı ile davacının dava konusu ettiği faturaya yönelik 154.098,39 TL alacağı doğduğunu, davalının ise hem mezkûr faturayı kayıtlarına alarak hem de Ba bildirimine konu ederek faturayı kabul ettiğini, TTK 21. Madde kapsamında da davalı yanca düzenlenen iade faturasının 8 günlük yasal süreden sonra düzenlendiği anlaşıldığını, malın teslim edilip edilmediği, anlaşma veya sözleşme koşullarına uyulup uyulmadığı, taraflar arasındaki Whatsapp yazışmaları ve sair mesajlaşmaların muteber kabul edilip edilmeyeceği gibi hukuki, teknik ve sektörel konular mali müşavir bilirkişinin uzmanlık alanında olmadığını, ayrıca, davalı yan cevap dilekçesinde; davacının gönderdiği malların taraflar arasındaki sözleşmeye uygun içerikte olmadığı, davalı yanca kabulü mümkün olmayan malları göndererek sözleşmeye aykırı hareket ettiğini yazdığını, fakat dosya münderacatında bir sözleşme görülemediğini, ayrıca, davalı yan kendilerince kabulü mümkün olmayan mallar dahi olsa birtakım malların davacı yanca kendisine gönderildiğini zımnen kabul ettiğini, fakat kabul edilmeyen malların davacı yana iade edildiğine dair -dosyaya ve talimatlı bilirkişi raporuna sunulan- bir mal teslimi/iadesi/kargo gönderimi belgesi görülemediğini, mahkeme takdir ederse davacı yan lehine 8.141,88 TL ticari temerrüt faizi de hesaplandığını, SONUÇ: Raporun inceleme kısmında detayları ile anlatıldığı üzere; davacının davaya konu ettiği fatura tutarı kadar (154.098,39 TL) davalıdan alacaklı olduğunu, Mahkemenin takdiri halinde davacı lehine ayrıca 8.141,88 TL ticari temerrüt faizi hesaplandığı sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre;
Dava konusu ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklı tarafından davalı borçluya karşı fatura ve cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla 154.099,29 TL asıl ve toplam alacak üzerinden 25/12/2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 29/12/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 02/01/2024 tarihinde takibe itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafça, dava dilekçesi ile, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete karşı düzenlenen fatura ve cari hesaptan kaynaklı alacağının davalı tarafça ödenmediği, faturaların kesinleştiği, bu kapsamda davalı tarafın dava konusu icra takibine vaki itirazlarının haksız olduğu ileri sürülerek, davalının ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı talep edilmiştir.
Davalı tarafça, cevap dilekçesi ile, mahkemenin yetkisiz olduğu, davacı tarafın sözleşme kapsamında yükümlülüklerini sözleşmeye uygun yerine getirmediği, iade faturası düzenlendiği, davacı tarafa borcunun bulunmadığı savunularak davanın usulden ve esastan reddi ile kötü niyet tazminatı talep edilmiş, icra takibine itirazında da, icra dairesinin yetkisiz olduğu, davacı tarafa borcunun bulunmadığı ileri sürülerek icra takibine itiraz edilmiştir.
Öncelikli olarak, dava şartları, ilk itirazlar veya süreler yönünden değerlendirme yapılmıştır;
İcra Dairesinin ve Mahkememizin Yetkisine İtirazının incelenmesinde, dava ve takip konusu alacağın para alacağı olduğu, para alacaklarının davacının yerleşim yerinde ifa edilecek olması, davacının yerleşim yerinin İstanbul Mahkeme ve icra dairelerinin yetki sahasında kalan Fatih / İstanbul olması nedeniyle HMK'nun 10. Ve TBK'nun 89. Maddeleri uyarınca davalı tarafın icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine yapmış olduğu itirazın reddine karar verilmiştir.
İ.İ.K.'nın 67/1 maddesi uyarınca itirazın iptali davalarının, itirazın tebliğinden itibaren 1 sene içerisinde açılacağı, itiraz tarihi, dava tarihi dikkate alındığında eldeki davanın yasal süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava şartlarının tam olduğu, incelenecek başkaca bir ilk itiraz veya süreler yönünden itiraz olmadığından davanın esasına geçilmiştir.
Dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır.
Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.
Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Somut olayda, dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre; Tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, taraflar arasında alım satımdan kaynaklı sözleşme ilişkisi bulunduğu, bu ilişki kapsamında davalı tarafça 10.10.2023 tarihinde 4.057,90 TL avans ödemesi yapıldığı, davacı tarafça bu avans ödemesinin cari hesaptan mahsubu ile dava ve takip konusu 25.10.2025 tarihli 154.098,39 TL bedelli faturanın düzenlerek davalıya gönderildiği, davalı tarafça 25.10.2025 tarihinde kayıtlarına işlendiği, dava ve takip konusu faturanın her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olduğu, davacı tarafça BS, davalı tarafça BA formları ile ilgili vergi dairelerine beyan edildiği, davalı tarafça, bu faturaya 8 günlük yasal süresi içerisinde itirazda bulunulmadığı, davalı tarafça süre dolduktan 11.12.2023 tarihinde 115.775,94 TL tutarlı iade faturasının düzenlenerek gönderildiği, iade faturasına konu malların ise iade edilmediği, dosya kapsamında davacıya iade edildiğine dair bir delil bulunmadığı, davacı tarafça da davalı tarafından düzenlenen iade faturasına 13.12.2023 tarihli ihtarname ile itiraz edildiği, davalının, davacı tarafından düzenlenen faturayı ticari defter ve kayıtlarına işlemekle ve vergi dairesine BA formu ile bildirmekle ve de yasal süresinde faturaya itiraz etmemekle, dava konusu faturayı ve içeriğini kabul etmiş olduğu, davacı tarafın üzerine düşen ispat külfetini yerine getirdiği, davalı tarafın faturanın bedelini ödendiğine, istenebilir olmadığına dair bir ispatının da olmadığı anlaşılmakla ve değerlendirilmekle; Davacı tarafın, davalıdan, dava ve takip konusu faturadan ve cari hesaptan dolayı, takip tarihi itibarıyla 154.098,39 TL alacağının bulunduğu, davacının icra takibindeki alacak talebinin yerinde olduğu, bu alacak için TC Merkez Bankasınca belirlenen ticari işlerde uygulanacak yıllık %44,25 oranında ticari avans faizi talep edilebileceği, takipteki faiz talebininde uygun olduğu, davalının icra takibine vaki itirazlarının yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılarak, davacı tarafça açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca, davacı tarafça icra inkar tazminatı talep edilmiş olmakla, davalı tarafın itirazında haksız bulunduğu, dava ve takip konusu alacağın fatura alacağı olduğu, likit ve belirlenebilir olduğu anlaşılmakla, hükmolunan alacağın %20'si oranında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Bu nedenler ile aşağıdaki şekilde hüküm kurularak yargılama sonuçlandırılmıştır.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı Tarafça Açılan Davanın KABULÜ İLE; Davalı borçlunun dava konusu ... 20. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına vaki itirazlarının İPTALİNE, Takibin takip talebindeki şartlarla DEVAMINA,
2-Hükmolunan 154.099,29 TL alacağın %20'si oranında hesap ve takdir edilen 30.819,85 TL icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacı alacaklıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gereken 10.526,52-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak yatan 1.861,14-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 8.665,38-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.861,14 TL peşin harç parasının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı parası, 217,00 TL müzekkere ve davetiye posta masrafı, 9.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam; 9.644,60 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk giderinin, davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
8-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/09/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır