T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/184
KARAR NO : 2025/198
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 04/07/2012
KARAR TARİHİ : 20/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak, Maddi ve Manevi Tazminat davalarının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirket ile müvekkili arasında ... İli, ... İlçesi, .... Mahallesi'nde kain, 6516 ada, 5 parselde bulunan taşınmaz üzerindeki akaryakıt satış ve servis istasyonu için ilk olarak 27/10/2006 tarihinde protokol imzalandığını, bu protokol kapsamında ...'in davalı şirkete bayilik verdiğini ve bir kısım yatırımlar yaptığını, davalı şirketin de mülkiyetinde olan istasyon üzerinde ... lehine 27/10/2006 tarihinden itibaren 20 yıl süreli intifa hakkı tesis ettiğini ve yapılan bayilik sözleşmesi kapsamında istasyonu işletmeye başladığını, işbu protokol ile belirlenen yükümlülükler ve alınan yatırımlara karşılık bayinin, söz konusu akaryakıt istasyonu üzerinde davacı lehine 1. ve 2. dereceden toplam 3.500.000,00-TL ipotek hakkı tesis ettiğini, protokolün imzalandığı ve istasyon üzerinde 20 yıllık intifa hakkının tesis edildiği tarihte Rekabet Kurumunun uzun süreli intifa haklarına yönelik şikâyetleri özel hukuk sorunu olarak gördüğünü ve reddettiğini, ancak bayilik sözleşmelerinin 5 yıldan uzun süreli yapılamayacağını ifade ettiğini, bu nedenle bayilik sözleşmesinin 5 yıl süreli olarak imzalandığını, davalı bayinin vermiş olduğu taahhütname ile istasyonda beher yılda asgari 5,000 m3 beyaz ürünü ...'ten alarak müşterilere satmayı kabul ve taahhüt ettiğini, dağıtım şirketlerinin bayilik hakkı tanıyacakları istasyona yapılacak yatırımları ve ödeyecekleri bedelleri belirlerken bayinin satmayı taahhüt ettiği asgari ürün miktarını göz önüne aldıklarını, diğer davalı ...'nun taraflar arasında imzalanan protokol ve akaryakıt bayilik sözleşmesini garantör sıfatıyla imzaladığını ve davalı bayinin borçlarına, protokol ve bayilik sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklere garantör olduğunu, ... lehine 20 yıl süreli intifa hakkı tesis edildikten 3 yıl sonra Rekabet Kurulu'nun, akaryakıt sektöründe yaygın olan uzun süreli intifa ve kira sözleşmelerini özel hukuk sorunu olarak kabul eden yaklaşımını terk ettiğini ve bu tarihten sonra verdiği kararlarda rekabet yasağı süresini fiilen uzattığını, 12/03/2009 tarihli duyuru ile de sektörü bu hususta bilgilendirdiğini, davalılar aleyhine daha önce ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E., ...K. Sayılı dosyası ile ikame ettikleri sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasının taraflar arasındaki bayilik dikey ilişki ve intifa sözleşmesi devam ettiğinden reddedildiğini, müvekkili şirketin, bayinin borçlarını ödememesi sebebiyle intifa haklarını terkin etmekten imtina ettiğini, ancak Rekabet Kurulu'nun uyarısı sebebiyle ceza baskısı altında intifa haklarını süresinden önce terkin etmek zorunda kaldığını, Rekabet Kurulu'nun 18/09/2005 tarihinden önce yapılan ve 18/09/2005 tarihi itibariyle kalan süresi 5 yılı aşan sözleşmelerin "azami hadde indirgeme ilkesi" gereğince 18/09/2010 tarihine kadar, 18/09/2005 tarihinden sonra kurulan sözleşmelerin ise akdedildikleri tarihten itibaren 5 yıl süre ile grup muafiyetinden yararlanacağını, bu tarihi aşan kısmının ise geçersiz olacağı sonucuna ulaştığını, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 2007 yılında imzalandığını ancak Rekabet Kurumu'nun taraflar arasında imzalanan ilk sözleşme olan 27/10/2006 tarihli protokolü esas aldığını, bu sebeple dikey ilişkinin 27/10/2011 tarihine kadar grup muafiyetinden yararlanabildiğini, davalı bayinin de keşide etmiş olduğu ihtarname ile taraflar arasındaki bayilik dikey ilişkisinin 27/10/2011 tarihinde sona erdiğini ihtar ettiğini, davalı bayinin 27/10/2011 tarihinden sonra davacı şirketten yeniden bayilik sözleşmesi imzalamak için ekstra taleplerde bulunduğunu, oysa davacı şirketin bayilik ilişkisinin başlangıcında yatırımlar gerçekleştirdiğini, istasyonun 20 yıllık intifa hakkını aldığını, Rekabet Kurumu görüş değişikliğine girmeseydi 20 yıllık intifa hakkının geçerli kalacağını ve bayilik sözleşmesinin 30/04/2012 tarihinde sona ereceğini, beşinci yılın sonunda ise ...'in yeniden sözleşme imzalayıp imzalamama konusunda söz sahibi olacağını, şayet davalının bayiliğinden ve satışlarından memnun ise yeniden sözleşme imzalayacağını, aksi halde intifa hakkı kendisinde olan istasyonu, uygun göreceği başka bir bayi ile işletebileceğini, anılan Rekabet Kurumu kararıyla iplerin bayinin eline geçtiğini, intifanın terkini ile davalı bayinin başka bir dağıtım şirketiyle anlaştığını, 27/10/2006 tarihli protokol şartları gereği davacının istasyona toplam 1.476.998 USD tutarında yatırım gerçekleştirdiğini, bu bedellerin belirlenen istasyonda 20 yıl süresince ... markası ve kurumsal kimliği altında taahhüt edilen miktarda benzin, motorin satışı yapılacağı inancıyla belirlenerek ödendiğini, belirlenen yatırımın davalının 20 yıl müddetle ve toplamda 100.000 m3 ürün satması ihtimaline göre hesaplandığını, oysa ki davalı bayinin ilk ürünü sözleşmenin başladığı tarihten 1 yıl 3 ay 7 gün sonra aldığını ve toplamda 9.177 m3 ürün aldığını, Rekabet Kurumu kararı sonucu intifa ilişkisinin muafiyet süresini aşan kısmının geçersiz olduğunu, bayilik ilişkisinin sona erdiğini, ifa edilmeyen dönemler bakımından edimlerin iadesinin gerektiğini, 27/10/2006 tarihli protokolün tazmin yükümlülüğü başlıklı bayi 3.1.5 maddesine göre; taraflar arasındaki bayiliğin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde davalıların tazmin etmekle yükümlü olduğu tutarın belirlendiğini belirterek; fazlaya ilişkin doğmuş ve doğacak her türlü hakları saklı kalmak kaydı ile, dava dilekçesinin ekinde (Ek-16) kayıtlı ayrıntılı hesap tablosunda belirtmiş olduğu 6.632.863,87-TL alacaklarının, dava tarihinden itibaren 1.719.643,66-TL tutarındaki anapara alacaklarına dava tarihinden itibaren TCMB'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi oranında faizi ile birlikte davalı bayi ve garantörden müştereken ve müteselsilen tahsiline, başkaca cezai şart, kar mahrumiyeti, ariyet malzemelerin iadesi, istasyon üzerindeki intifa hakkından kaynaklanan haklar, marka haklarını saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; taraflar arasında akdedilmiş bayilik sözleşmesi feshinin tamamen Rekabet Kurulu kararına dayandığını, sözleşme süresinin sınırlandırılmasında müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, sözleşme süresinin bitiminde davacının öne sürdüğü ağır sözleşme şartlarını kabul etmeyerek başka bir dağıtıcı şirket ile anlaştığı için davacının müvekkilinden adeta öç almak istediğini, Rekabet Kurulu kararının müvekkiline tanıdığı hakkın kullanılmış olmasının davacı tarafça suistimal edildiğini, 20 yıla dönük kâr beklentisinden mahrum kalmasının tüm sonuçlarını davalıya yükletmeye çalıştığını, davacının müvekkiline imzalattığı sözleşme şartlarının haksız ve tek taraflı hazırlanmış ve yeni BK'nun ilgili hükümleri karşısında geçersiz sayılması gereken genel işlem şartları niteliğinde olduğunu, dava dilekçesinin 7. sayfasında bayilik ilişkisinin 27/10/2011 tarihi itibariyle sona erdiğinin belirtilmesine rağmen aynı sayfada 1.719.643-TL'lik anaparanın ödeme tarihlerinden itibaren faiz yürütülerek ana para+ vade farkı+ KDV toplamı olarak 6.632.863-TL'nin iadesini talep ettiğini, ticari teamüllere aykırı ve bizzat kendilerince yapıldığı anlaşılan hesaplama yöntemi ile iddia ve talep ettiği rakamları çıkardığını, bunların kabulünün mümkün olmadığını, davacının ancak Rekabet Kurulu kararı sonucu bayilik ilişkisinin sona erdiği 27/10/2011 tarihinden itibaren zenginleşme iddiasını gündeme getirebileceğini, ana paranın nasıl 3,85 kat arttırılarak bu rakama ulaşıldığının belirsiz olduğunu, davacının bir yandan faizden bir yandan da vade farkından bahsetmesinin bileşik faiz yasağına aykırı davrandığı kuşkusuna yol açtığını, davacı şirketin taleplerine dayanak olarak 4 kalemi gösterdiğini, bunlardan kurumsal kimlik giydirmesinin davacıya iade edildiğini, demirbaş yatırımının tutulan tutanak ile davacıya iade edildiğini, kalan birkaç tankın da satın alındığını, inşaat yarımının 27/10/2006 tarihli protokolde ileri sürülen koşullar dahilînde yapıldığını, bayilik hizmet bedelinin ise adından anlaşıldığı gibi bayilik hizmetinin bedeli olduğunu ve süreli olmadığını, faturasının da bu şekilde tanzim edildiğini, Rekabet Kurulu kararının uzun süreli intifa ve kira sözleşmelerinin, rekabet yasağının süresini fiilen uzatacak şekilde kullanılamayacağını açıkça belirttiğini, davacının kötü niyetli, müvekkillerinin iyi niyetli olduğunu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 42. Maddesinde de bu sözleşmenin süresinin 5 yıl olduğunu ve tarafların isterse yenileyebileceklerinin açıkça yazılı olduğunu, davacının sanki bu hüküm yokmuş gibi davranmasının hem kötüniyetli hem de bayi üzerinde baskı kurma ve Rekabet Kurulu kararlarını dolanma niyetini açıkça gözler önüne serdiğini, davacının basiretli davranmadığını, iyiniyetli zenginleşenin iade borcunun kapsamının BK 63 ve 64. maddeleri gereği sınırlı olduğunu, davalı şirketin davacıdan ilk ürünü 07/08/2008 tarihinde yanı bayilik başladığından 1 yıl 3 ay 7 gün sonra aldığını, oysaki davacı delilleri arasında inşaat yatırım belgesi olarak sunulan hak ediş faturalarından anlaşıldığı üzere, bayilik sözleşmesinin müvekkili şirket bakımından 30/04/2007 tarihinde yürürlüğe girdiğini, ancak istasyondaki inşaat işlerinin 2007 yılı Ağustos ayına kadar devam ettiğini, davacı şirketin tüm bu süreçte müvekkilinden aktif bir biçimde vaat edilen satış grafiğini neden yakalayamadığının hesabını sorduğunu, davacı şirketin müvekkili şirkete karşı taahhütlerini yerine getirmediği iddiası ve cezai şart talebiyle ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığı ... Esas ...Karar sayılı davanın reddedildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili 03/12/2012 harçlandırma tarihli karşı dava dilekçesi ile; müvekkili ile karşı davalı şirket arasında 30/04/2007 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalanmadan, bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olarak zikredilen 27/10/2006 tarihli protokolü imza etmek mecburiyetinde kaldığını, ilgili protokol hükümleri gereğince karşı davalıya 20 yıl süreli intifa hakkı verildiğini ve davacı(karşı davalı) lehine ipotek hakları tesis edildiğini, intifa hakkının karşı davalı tarafından Rekabet Kurumu tarafından uyarıldıktan sonra kaldırıldığını, tesis edilen 3.500.000,00-TL değerindeki ipotek hakkının ise cevap tarihî itibariyle halen fek edilmediğini, taşınmaz üzerinde mevcut ipotek nedeniyle müvekkilinin başka dağıtım şirketleri ile yapacağı bayilik sözleşmeleri için teminat göstermekte güçlük çektiğini, müvekkilinin sırf bu nedenle uğradığı itibar kaybı mukabili 30.000,00-TL manevi zararının olduğunu, taşınmazı teminat gösteremedikleri, kredi kullanamadıkları için uğradıkları zararın şimdilik 30.000,00-TL'lik kısmının tazminine karar verilmesini talep ettiklerini, mahkeme tarafından yaptırılacak zararın tespiti, tapu kayıtlarının celbi, yeni bayilik sözleşmesinin celbi, dinlenecek tanıkların görgüye dayalı beyanları ile alacak rakamının netleşeceğini belirterek; karşı davanın kabulü ile müvekkilleri lehine 30.000,00-TL manevi tazminata ve uğranılan zararın belirsiz olması hasebiyle şimdilik 30.000,00-TL maddi tazminata hükmedîlmesine, bu alacak rakamlarına sözleşmenin sonlandırıldığı 27/10/2011 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesine, noter ihtara masrafları, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı(karşı davalı)üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı- karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesi ile; davalı(karşı davacı) vekilinin karşı dava dilekçesinin netice ve talep kısmında ipoteğin fekki talebinin yer almamasına rağmen, dava dilekçesinde ipotek fekki talep ettiğini, bu talebin hem usul hem de esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, ipotek bedeli üzerinden eksik harcın tamamlattırılması gerektiğini, davalı (karşı davacı) vekilinin davacı (karşı davalı) şirketin ipotek terkinini yapmaktan imtina ettiği ve bu durumun keyfi olduğu yönündeki beyanlarının hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, davacı yanın sözleşmeler akdedilir iken hata ve hileye düşürüldüğü iddiasının asılsız olarak suçlayıcı nitelikte olduğunu, ipotek akit resmi senedinde yer alan koşulları bilmediği iddiasının tamamen kötü niyetli olduğunu, davacının tacir olması hasebiyle yaptığı iş ve imzaladığı sözleşmelerin önem ve mahiyetini bilmek durumunda olduğunu, sözleşmeler hukukuna hakim prensipler gereği, tarafların ticari ilişkinin oluşması için özgür iradeleri ile üzerinde fikir birliğine vardıkları konularda sözleşme yaptıklarını ve bu sözleşmeleri uyguladıklarını, terkini talep edilen ipoteklerin müvekkili şirket lehine davacılar tarafından özgür iradeyle ve kanuna uygun olarak tesis edildiğini, ipoteklerin fekki ile ancak davacılar ile müvekkili şirket arasındaki sözleşmeler sebebiyle her ne sebeple doğarsa doğsun cezai şart da dâhil olmak üzere bayinin doğmuş ve ileride doğacak tüm borçlarının ödenmesi halinde söz konusu olacağını, davacı taleplerinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, ... 36. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ve ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... E. Sayılı dosyalarının yargılamaları devam etmekte olması nedeniyle, ipoteğin terkininin bu kapsamda talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 09/05/2019 tarih ve ... E., ... K. Sayılı kararı ile, asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine, karşı davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 06/02/2024 tarih ve...E., ... K. sayılı kararı ile, Mahkememizce verilen kararın kaldırılması üzerine dosya Mahkememizin 2024/184 E. sırasına kayıt edilerek, yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararı doğrultusunda, mahallinde keşif de yapılma suretiyle bilirkişi heyetinden rapor temin edilmiştir.
Asıl dava, akaryakıt bayilik sözleşmesi kapsamında ödenen bayilik hizmet ve inşaat işleri bedelinin sözleşmenin 5 yılı aşan süre için geçersiz hale gelmesi nedeniyle kullanılamayan süreye tekabül eden tutarın tahsili talebine, karşı dava ise uğranılan maddi ve manevi tazminatın tahsili talebine ilişkin bulunmaktadır.
Tüm dosya kapsamına göre; davacı şirket ile davalı bayi arasında 27/10/2006 tarihli Bayilik Protokolü düzenlendiği, bu sözleşmenin davalı ... tarafından garantör sıfatıyla imzalandığı, sözleşmelerin Rekabet Kurulu Kararları çerçevesinde 5. yılın sonunda 27/10/2011 tarihinde karşılıklı olarak fesih edildiği tartışmasız olup, asıl dava bakımından, taraflar arasındaki ihtilafın, akaryakıt bayiilik sözleşmesi uyarınca davacı tarafından ödenen bayilik hizmet ve inşaat işleri bedelinin kullanılmayan süreye karşılık gelen tutarının davalılardan talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin imzalandığı tarihte 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun uyarınca Rekabet Kurulu'nun çıkardığı 2002/2 numaralı tebliğ ile akaryakıt bayilik sözleşmesinin süresinin 5 yıl ile sınırlanmış olup, taraflarca bu husus bilinerek sözleşme imzalandığı, Bayilik Protokolünün 3.2.3 maddesinde, protokolün 3.2.2 maddesinde temin edilmesi kararlaştırılan menkul değer ve hizmetlerin yanı sıra 2. maddesinde tanımlanan amaca yönelik olarak ayrıca toplamda KDV hariç 1.000.000,00-USD tutarındaki bayilik hizmet bedelinin, bayinin ve garantörün üstlendiği edimlere karşılık bayi tarafından düzenlenecek hizmet faturası karşılığında hizmet bedeli olarak ödeneceği, bu ödemenin tamamının intifa ve teminat verme yükümlülüğünün yerine getirilmesini müteakip ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu doğrultuda, bayi tarafından düzenlenen 27/10/2006 tarihli KDV dahil 1.713.006,00-TL tutarında bayilik hizmet bedeli faturası düzenlenmiş olup davacı tarafından bu fatura bedeli davalı firmaya 30/10/2006 tarihinde 856.503,00-TL ve 07/11/2006 tarihinde 849.895,00-TL olarak ödenmiş ve anılan faturaların protokolün 3.2.3 maddesinde belirtilen hizmet bedeli ile uyumlu olduğu, buna göre, davacı tarafından, bayilik hizmet bedeli adı altında yapılan ödemelerin süresi 5 yıl olan bayilik için yapıldığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Dosya kapsamındaki deliller ile davacının davaya konu bayilik hizmet bedeli açıklamalı ödemelerinin 15 yıl süreli intifa hakkı ile ilişkili olduğu hususu da kanıtlanamamıştır. Bu nedenlerle, asıl davada davacı tarafın, bayilik hizmet bedeli talebinin yerinde olmadığı anlaşılarak, bu yöndeki talebin reddine karar verilmiştir. Asıl davada, davacı tarafın diğer talebi kalıcı yatırımlara ilişkin bulunmaktadır. Taraflar arasındaki 27/10/2006 tarihli sözleşme ile başlayan bayilik ilişkisinin 27/11/2011 tarihi itibariyle sona erdiği açık olup, bu durumda davacının bayilik ilişkisinin intifa süresi sonuna kadar devam edeceğine inanarak yaptığı kalıcı yatırımlara ilişkin ödemelerin, yararlanamayacağı süreye karşılık gelen kısmının iadesinin, bu ödemelerle yapılan yatırımların halen davalı bayinin kullanımında olması ve taşınmazına değer katması koşuluyla kabulü gerekecektir(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 17/10/2019 tarihli ... E.,... K. sayılı kararı). Bu anlamda davacının davaya konu istasyonun inşaat işleri dolayısıyla dava dışı şirketlere yaptığı ödemelere konu faturalara dayandırdığı bu yatırımların sabit yatırım niteliğinde değerlendirilebileceği anlaşılmıştır.
Davacının iddia ettiği sabit yatırımların davalının istasyonunun bulunduğu taşınmazın değerinde bir artış/fayda sağlaması, davalının kalıcı nitelikteki bu yatırımları kullanarak ticari faaliyetinin devam ettiğinin sabit olmasına bağlıdır. İstasyonun faaliyete geçmesi için zaruri olmayan giderlerin geri istenmesi mümkün değildir. Ne var ki, istasyonun işletilmesi için zorunlu olup halen davalıya fayda sağlayan (akaryakıt tankı, tank havuzu, hizmet binası, kanopi-tonoz, vb.) sabit yatırım bedelleri davacı tarafından talep edilebilir. Mahkememizce, mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 22/01/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile, dava konusu yapılan sabit ekipman yatırımların, işletmede kullanılmaya devam edildiği, işletmenin faaliyetinin gerçekleştirilebilmesi için bu ekipmanların tesiste yardımcı unsur olarak bulunduğu, mevcut taşınmaza değer kattığı, işletmenin ekonomik faaliyetine destek vermesinden dolayı fayda sağladığı, bu yatırımların sözleşme süresi ile kısıtlı olmaksızın akaryakıt istasyonunun faaliyete geçirilmesi için yapılması zorunlu yatırım olduğu tespit edilmiştir. Buna göre; davacı/bayilik verenin, söz konusu sabit ekipman bedeli ödemelerini, davalı/bayi ile aralarındaki bayilik akdi ilişkisinin, bayilik sözleşmesinin her 5 yıllık sürenin sonunda tarafların anlaşmasıyla 20 yıllık intifa hakkı süresinin sonuna kadar yenilenmek suretiyle devam edeceğine güvenerek yapmış olduğu; bu sebeple de, Rekabet Kurumu'nun 12/03/2019 tarihinde yaptığı duyuru ile, taraflar arasındaki bayilik akdi ilişkisinin 27/10/2011 tarihinde sonlandırılmak zorunda kalınmasından dolayı, söz konusu sabit ekipman bedeli ödemelerinin, bayilik akdi ilişkisinin 20 yıllık intifa süresi dolmadan önce sonlandırılması sebebiyle kullanılamayan kısmını sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesini talebe hak kazandığı anlaşılmıştır. Bilirkişi heyeti iadeye hak kazanılan bu bedeli, kıstelyevm usulüne göre yapılan hesaplama sonucu 450.310,95-TL olarak tespit etmiş olup, Mahkememizce de belirlenen bu miktarın, davalıdan tahsili gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu anlamda, asıl davada, davacı tarafça davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek, 450.310,95-TL'nin, 04/07/2012 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... Ltd. Şti. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... Şirketi'ne verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karşı davada davacılar, maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açmış bulunmaktadırlar. 4721 Sayılı TMK'nun 6. maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Karşı davada, ispat yükü üzerinde olan karşı dava davacıları, davalı ile arasında bayilik sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme gereğince davalı lehine ipotek ve intifa hakkı sağladığını, ancak davalı tarafın aralarındaki ticari ilişki sona ermesine rağmen ipotekleri fek etmekten imtina ettiğinden ticari hayatının zora girdiğini teminat göstermekte güçlük yaşadığını ve ticari itibarının zedelendiğini dosya kapsamındaki deliller ile ispat edememiştir. Bu nedenle, karşı davada, davacılar tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davada, davacı ... Şirketi tarafından, davalılar ... Ltd. Şti. ve ... hakkında açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; 450.310,95-TL alacağın, 04/07/2012 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... Ltd. Şti. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... Şirketi'ne verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
1/1-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 30.760,74-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 98.498,05-TL'nden mahsubu ile, fazladan yatırılan 67.737,31-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde asıl davada davacı ... Şirketi'ne iadesine, davacı tarafça yatırılan 30.760,74-TL harcın davalılar ... Ltd. Şti. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... Şirketi'ne verilmesine,
1/2-Asıl davada davacı tarafından yapılan ve 21,15-TL başvurma harcı, 148,60 istinaf başvuru harcı, 37.850,00-TL bilirkişi ücreti, 3.900,00-TL ... ücreti ve 668,00-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 42.587,75-TL yargılama giderinden, davanın kabul-red oranına göre belirlenen 2.891,31-TL'sinin davalılar ... Ltd. Şti. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... Şirketi'ne verilmesine,
artan kısmın davacı ... Şirketi üzerinde bırakılmasına,
1/3-Asıl davada davalılar tarafından yapılan ve 448,00-TL'den ibaret yargılama giderinden, davanın kabul-red oranına göre belirlenen 417,58-TL'sinin davacı ... Şirketi'den alınarak davalılar ... Ltd. Şti. ve ...'ya verilmesine, artan kısmın davalılar davalılar ... Ltd. Şti. ve ... üzerinde bırakılmasına,
1/4-Asıl davada davacı taraf davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince davanın kabul edilen kısmı üzerinden belirlenen 71.546,64-TL vekâlet ücretinin, davalılar ... Ltd. Şti. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... Şirketi'ne verilmesine,
1/5-Asıl davada davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince davanın reddedilen kısmı üzerinden belirlenen 585.127,65-TL vekâlet ücretinin, davacı ... Şirketi'nden alınarak davalılar ... Ltd. Şti. ve ...'ya verilmesine,
2-Karşı davada, davacılar ... Ltd. Şti. ve ... tarafından davalı ... Şirketi hakkında açılan maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı REDDİNE,
2/1-Karşı davada Harçlar Kanunu gereğince maddi tazminat ve manevi tazminat davaları için ayrı ayrı alınması gerekli 615,40-TL olmak üzere 1,230,80-TL harçtan, davacılar tarafından yatırılan 891,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 339,80-TL harcın davacılar ... Ltd. Şti. ve ...'dan alınarak Hazineye gelir kaydına,
2/2-Karşı davada davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
2/3-Karşı davada davacılar tarafından davalı aleyhine açılan maddi tazminat davasında davalı ... Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin karşı davada davacılar ... Ltd. Şti. ve ...'dan alınarak karşı davada davalı ... Şirketi'ne verilmesine,
2/4-Karşı davada davacılar tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasında davalı ... Şirketi kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin, karşı davada davacılar ... Ltd. Şti. ve ...'dan alınarak karşı davada davalı ... Şirketi'ne verilmesine,
3-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/03/2025
Başkan
¸
Üye
¸
Üye
¸
Katip
¸