T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/360 Esas
KARAR NO :2025/118
DAVA:İstirdat
DAVA TARİHİ:14/06/2024
KARAR TARİHİ:19/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı, keşidecisi ... olan .... ... Şubesine ait ... nolu 30.03.2024 vadeli ve 300.000,00-TL bedelli çeki vadesi gelmeden kaybetmiş ya da çaldırmış olduğunu, 1.02.2024 tarihinde ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile iptal davası açarak ödeme yasağı çıkarttığını, çekin bu yasağa istinaden ödenmediğini, davalı ... A.Ş. tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, söz konusu çekte ciranta durumunda bulunan davacı diğer cirantalar ile aralarında hiçbir şekilde alacak-borç ilişkisi bulunmadığını, davalının dava konusu çeki nasıl ve ne şekilde hangi ticari ilişkiye istinaden aldığını hukuken ispat etmesi gerektiğini ve çekin istirdatı ile kendilerine verilmesine yönelik arar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu, söz konusu çekin kötü niyetle yahut ağır kusurlu olarak iktisap edildiğine ilişkin ispata yarar hiçbir delil sunulmadığını, TTK 792. Maddesine göre çekin davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak elinde bulundurulduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, TTK 801. maddesindeki düzenlemenin sadece cirolar arasındaki teselsülü incelemekle yükümlü olduğunu, emsal nitelikteki Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/806 esas ve 2016/298 sayılı kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2022/1781 esas, 2023/1457 karar sayılı, 23/11/2023 tarihli kararlarının destekleyici nitelikte olduğunu, çekteki imzaların kendisine ait olmadığına dair davacının herhangi bir itirazının bulunmadığını, ilgili TTK maddeleri ve Yargıtay İçtihatları uyarınca kötü niyetli olmadıkları, “Faktoring Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkındaki Yönetmeliğe” uygun hareket edildiği için çeki en son elinde bulunduran iyi niyetli hamil olduğu, hukukta ispat zorunluluğu bulunduğu, ispatın da ancak hukuka uygun delillerle olması gerektiği, ilgili çekin borç ödeme dışında başka bir nedenle verildiğinin aynı nitelikte yazılı bir belge ile kanıtlanması gerekmediği, kıymetli evrakın uygun şekilde saklanılmamasının davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini gösterdiği, soyut ve hayali beyanlar dışında hiçbir somut ve akılcı delil bulunmadığı için davanın esastan reddedilmesi gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2018/5363 esas, 2018/7977 karar sayılı kararının somut olaya emsal teşkil ettiği, davacının tedbir talebinin haksız ve hukuka aykırı ikame edilmiş olduğu, herhangi bir delil sunamadığı iddia edilip takibin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına yönelik ara karara itiraz ettiği, HMK m. 390'a göre, davacının soyut iddialara dayandığı ve haksız olduğu ileri sürülerek davanın öncelikle usulden mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacının rızası hilafına elinden çıkan çekin davalıdan istirdatı istemine ilişkin olup dava açıldıktan sonra icra dosyası borcu ödendiğinden bedel istirdatı davasına dönüşmüştür.
Öncelikli olarak, dava şartları, ilk itirazlar ve süreler yönünden değerlendirme yapılması gerekmiştir;
Çek istirdat davası 6098 sayılı TBK'nın 146. Maddesinde düzenlenen on yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğundan davalının bu yöndeki itirazının 30/03/2024 çek keşide tarihi ve 14/06/2024 dava tarihi dikkate alınarak reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkememizin 16/10/2024 tarihli ara kararı ile davanın bedel istirdatına dönüşmesi nedeniyle arabulculuk başvuru tutanağını sunması için süre verilmiş, sunulan arabuluculuk tutanağının incelenmesinde davadan önce 20/05/2024 tarihinde arabuluculuk anlaşamama tutanağının düzenlendiği, tutanağın incelenmesinde uyuşmazlık konusunun çek istirdatı olduğu, bedel istirdatına ilişkin bir kayıt düşülmediği anlaşılmasına rağmen TTK'nın 792. maddesi kapsamında açılan çek istirdadı davasında arabuluculuğa başvurmanın dava şartı olmadığı dava devam ederken çek bedelinin davalı tarafça tahsil edilmesi halinde davanın çek bedelinin istirdatına dönüşmesinde durumun değişmeyeceği davanın açıldığı tarihteki duruma göre değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla mahkememizce arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddi yoluna gidilmemiştir.
Dava şartlarının tam olduğu, incelenecek başkaca bir ilk itiraz veya süreler yönünden itiraz olmadığı anlaşıldığından davanın esasına geçilmiş, taraflarca sunulan dilekçe ve belgeler ile getirtilen kayıtlar incelenmiş BA/BS formları dosyaya kazandırılmış, 6102 sayılı TTK'nın 83. Maddesi hükmü de dikkate alınarak taraf şirketlerin ilişki dönemini kapsayan ticari defter, dayanağı belge ve kayıtlar üzerinde faktoring sözleşmeleri konusunda uzman bilirkişi vasıtasıyla dava konusu çek nedeniyle istirdat koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti noktasında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi 19/12/2024 tarihli raporunda; Davalı faktoring kuruluşu ... A.Ş.'nin çek keşidecisi ... hakkında istihbarat yaptığı; lehdar, fatura borçlusu ve davacı ...'ten de çekin ve düzenlenen e-arşiv faturasının doğruluğu ile ilgili sözlü teyit aldığı, temlik alırken özen gösterdiği, temlikin dayanağı olan faturayı araştırdığı, çek ve fatura miktarlarının uyumlu olup olmadığına baktığı, Merkezi Fatura Kaydı Sistemi sorgusu ve girişlerini yaptığı gözlenmiş, ancak irsaliye görülmemesi/veya istenmemesi nedeniyle V.U.K. 230. Maddesinde belirtilen irsaliye düzenlenmesi gerekliliği nedeniyle mal teslimi ve irsaliye kontrolü konusunda titiz davranılmadığı için mal tesliminin şüphe uyandırdığı, davacıdan ise faktoring işlemi öncesinde gerçekleşmesi muhtemel çekin kayıp/çalıntı durumuna ilişkin 19.12.2023 tarihi öncesi kanıt sayılabilecek herhangi bir evrak ve belge sunulması istenmişse de temin edilememiş, dolayısıyla istirdat koşullarının oluşmadığı anlaşılmışştır
şeklinde görüş bildirmiştir.
Bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, teknik ve ayrıntılı olarak hazırlanmış olması nedeniyle rapor Mahkememizce de benimsenmiş ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir.
Çekte hak sahibi olabilmek için yetkili hamil olmak gerekir. 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere bir çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu yani çek üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu çek üzerinde bulunan birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edebilir. Çek üzerindeki cirolar birbirini takip etmiyor veya ciro zincirinde bulunan cirolardan biri geçersiz veya sahte olması dolayısı ile ciro zincirinde kopukluk olması durumunda çekteki hak, kopukluktan sonraki kişilere geçmeyeceği için ciro zincirinde kopukluk olan çeki elinde bulunduran hamil yetkili hamil sayılamaz. Yetkili hamil olmadığı için de ciro zincirinin koptuğu kişiden itibaren ciranta ve keşideciden talepte bulunamaz.
Her ne kadar çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu ispat edememiş olması nedeniyle yani ciro zincirinde kopukluk olması durumunda kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye gidemez ise de, 6102 sayılı TTK’nın 677. maddesinde ki; “Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez.” düzenlemesi karşısında “imzaların istiklali (bağımsızlığı) ilkesi” gereği ciro zincirinin kopmasından sonraki cirantalara başvurabilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 792. maddesindeki, “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” şeklindeki düzenlemenin, çeki elinde bulunduran kişinin geçerli ve birbirini takip eden cirolarla yetkili hamil olduğunu ispat etmesi durumunda ancak çeki kötü niyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap etmesi durumunda iade ile mükelleftir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Davacı tarafından, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dava dosyası ile dava konusu çekin zayi olduğundan bahisle hasımsız kıymetli evrak iptal davası açıldığı, iş bu dava konusu çeklerin davalı elinde olduğunun ortaya çıkması üzerine, mahkemece istirdat davasını açmak üzere 4 haftalık süre verildiği, davacı tarafça iş bu davanın açıldığı, çekin kaybedildiği veya çalındığı iddiasına ilişkin yürütülen bir ceza soruşturması olduğuna dair bilginin dosya kapsamında yer almadığı, sunulan davacıya ait ses kaydının dinlenmesinde davalı şirketin çekin iktisabı esnasında yapmış oldukları istihbarat çalışmasında davacı ile telefonda görüştükleri davalının çek bilgilerini teyit ettiği, cironun kendisine ait olduğunu beyan ettiği, kağıt ticareti nedeniyle çeki devrettiğini, sonraki ciro sahibi Zeynep Alibekiroğlu'nun sunulan vergi kayıtlarının incelenmesinde kağıt ticareti ile iştigal ettiğinin anlaşıldığı, bu hali ile davalı Faktoring şirketinin çekin iktisabında kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğuna dair bir delil ve ispat bulunmadığı, dava konusu çekin ciro silsilesinde bir kopukluk olmadığı, davalının dava konusu çekin yetkili hamili olduğu, davalının çekin veya bedelini iade yükümlülüğünün olmadığı ile davacının icra dosyasına yapmış olduğu ödemeleri hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeden borç ödemesi olarak yapmış olduğunun anlaşılması karşısında davacı tarafın davasını ispatlayamadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmakla davanın reddi ile diğer tazminat istemlerinin de bu nedenle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından açılan davanın REDDİNE,
2-Davalının tazminat istemlerinin REDDİNE,
3-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin yatırılan 5.123,25 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 4.507,85 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm tesisine YER OLMADIĞINA,
7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 48.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
9-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.19/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır