T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/405
KARAR NO : 2025/403
DAVA : Ticari Şirket Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 12/07/2024
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan ticari şirket genel kurul kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin hissedarı olduğu davalı şirketin 12/07/2024 tarihinde olağanüstü genel kurulunun gerçekleştirildiğini, söz konusu genel kurul kararının 2 numaralı maddesinin şirket ana sözleşmesine aykırı olduğunu, karara karşı taraflarınca ret oyu kullanıldığını ve muhalefet şerhlerinin zapta geçirildiğini, söz konusu kararın esas sözleşmeyle birlikte yasa ve usule aykırı olmasının yanında, aynı zamanda kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin, ilk olarak 26/03/2015 yılında kurulduğunu, o dönem adının ... Şirketi olarak ticaret siciline tescil edildiğini, söz konusu tescilde şirket esas sözleşmesinin de aynı tarihli ticaret sicili gazetesi ile ilanının gerçekleştirildiğini, söz konusu esas sözleşmeye göre amaç ve konu başlığı altında şirketin faaliyet alanının estetik hizmetleri ve sağlık hizmetleri olarak belirlendiğini, şirketin esas sözleşmesinde, şirketin faaliyet alanı olarak belirlenen estetik ve sağlık hizmetleri için özel kanunlarla aranan belirli lisans koşullarının bulunmakta olduğunu, söz konusu lisansların alınması için Sağlık Bakanlığından çok fazla onay ve ön koşul arandığı ve bu lisansların bir kez devri gerçekleştirildikten sonra tekrar alınmasının neredeyse imkansız olduğunun açık olduğunu, bu şekilde, şirket ana sözleşmesi ile belirlenen faaliyet alanlarından çıkış amacına yönelik olarak kullanılabilecek şekilde, şirketin ana faaliyet konusunda çalışmasını sağlayan ana unsur olan ruhsat ve faaliyet belgesini dilediği şekilde ve bedel ile satması yönünde şirket müdürüne yetki verilmesinin şirket esas sözleşmesine aykırı olduğunu, genel kurullar ile esas sözleşmeye aykırı şekilde karar alınamayacağının kanunun amir hükmü olduğunu, şirket ana sözleşmesinde şirket faaliyeti olarak belirtilen bir alanda çalışmasını kısıtlayacak nitelikte alınan kararın esas sözleşmeye aykırı olduğunun izahtan vareste olduğunu, söz konusu yetkinin aslında bir şirket tasfiyesi kararı niteliğinde olduğunu, davalı şirket ortaklarının söz konusu karar ile kanunu dolandırmaya çalışmakta olduklarını, alınacak karar sonrasında şirketin çalışacak bir alanının kalmayacağını ve yapılacak bu satışın en basit tabirle şirketin kapısına kilit vurmaktan farksız olduğunu, müvekkilinin, ortağı olduğu ve belirli bir süre öncesine kadar hekim olarak da görev yaptığı davalı şirkette ortaklar arasındaki huzursuzluk olduğu ve diğer ortaklar tarafından kendisine açıkça cephe alınmış olması ve mobing uygulanması, haklarının kısıtlanması, kâr payının dağıtılmaması ve şirket ortakları arasında bir güven ilişkisinin kalmamış olması gibi sebeplerle ortaklıktan çıkma, ayrılma akçesinin ve kâr payının ödenmesi talepleriyle, davalı şirkete ... 22. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve ... tarihli ihtarnameyi gönderdiğini, söz konusu ihtarname ile taleplerinin kabul edilmemesi üzerine taraflarınca şirket ortaklığından çıkış talepli ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyasının ikame edildiğini ve söz konusu dosyanın halen derdest olduğunu, söz konusu kararın dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ve müvekkilinin ayrılık akçesinin kasti olarak azaltılmaya çalışılmakta olduğunu, söz konusu karar ile şirket müdürüne verilen yetkinin denetlenemez bir yetki olduğunu, istediği koşul ve bedelle satışının gerçekleştirilmesi hususunda yetki verilmesinin yasa ve usule aykırı olduğunu, söz konusu devir işlemine yönelik alınan yetkinin iptali gündemde olduğundan, üçüncü kişilerin olası hak kayıplarının önüne geçilmesi için davanın Sağlık Bakanlığına ihbarının gerektiğini, aksi bir durumda üçüncü kişiler nezdinde doğacak zararlardan şirket de sorumlu hale geleceği için, bu bildirimin davalı şirketin de menfaatine olacağının açık olduğunu, ayrıca söz konusu kararın durdurulmaması durumunda, dava sonuçlanıncaya kadar şirketin içinin tamamen boşaltılabileceğini, yargılama sonunda dava kabul edilse bile bütün mal varlığının çoktan satılmış olacağını, bu durumda hem müvekkili ve hem de şirket için önlenemez sonuçlar doğuracağını, tüm bu nedenlerle öncelikle davalı şirketin 12/07/2024 tarihli genel kurulunda alınan kararların tedbiren durdurulmasına ve yapılacak yargılama sonunda davanın kabulü ile davacı şirketin 12/07/2024 tarihli genel kurulunda alınan 2 numaralı kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava tarihi itibariyle müvekkili davalı şirketin 150.000 adet payından 76500 adet payının, yani şirket paylarının %51'inin doktor ...'e, 73400 adet payının, yani % 48,93'ünün ...'a, 50 adet payının, yani % 0,0003'ünün davacı ...'a ve 50 adet payının, yani % 0,0003'ünün ...'a ait olduğunu, davacının şirketteki payının 3/10.000 kadar olduğunu, müvekkili şirketin birtakım zorluklar içerisinde olduğunu ve bu durumu aşmak için elinden geleni yaptığını, davacının yapılan anlaşma üzerine müvekkili şirket bünyesinde doktor olarak çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra, 17/11/2019 tarihinde ...'in ... bölgesinde ortaya çıkan ve kısa sürede ülkemizin de içinde bulunduğu dünyadaki bir çok ülkeye yayılan, ülkemizde 100.000'in üzerinde, dünya genelinde 6.000.000'dan fazla insanın ölümüne yol açan Covid-19'un tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi, ülkemizin de ekonomik faaliyetlerini durdurduğunu, müvekkili şirketin içerisine düştüğü bu durumdan kurtulmak için yasal önlemlerden olan, zarar telefi fonunu ve sermaye artış avans hesaplarını kullandığını, bu kapsamda şirket ortaklarından ... tarafından 2015-2019 yılları arasında muhtelif tarihlerde şirkete borç olarak verilen 8.000.000,00-TL ve 2019 ile 2020 yıllarının muhtelif tarihlerinde şirkete borç olarak verilen 1.000.000,00-TL'nin zarar fonuna aktarıldığını, bu süreçte tüm bunların yanında, ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşları hakkında yönetmelikte yapılan değişiklikle hali hazırda faaliyetine devam eden tıp merkezlerinin belli süre içerisinde uzman doktor kadro sayısını 10'a tamamlamaları zorunluluğu getirildiğini, düzenlemeye göre müvekkili şirket bünyesindeki tıp merkezinin halihazırda 4 olan uzman doktor kadrosunu kısa sayılabilecek bir sürede en az iki uzmanlık dalında olmak üzere 10'a çıkarmak zorunda olduğunu, bu şartın sağlanmaması durumunda tıp merkezinin ruhsatının ilk başta askıya alınması ve daha sonra da iptal edilmesi, yani şirketin teknik olarak iflas etmesi durumunun söz konusu olabileceğini, müvekkili şirketin içinde bulunduğu zor durumda ise davacı doktorun, müvekkili tıp merkezine emeğini koyma yükümlülüğünden vazgeçerek, tıp merkezinde doktorluk hizmeti vermeyi bıraktığını ve tıp merkezine çok yakın lokasyonda kendisine bir muayenehane açtığını, tıp merkezinden ayrılırken plastik cerrahi koordinatörü ve kıdemli asistanı, ameliyathane sorumlu hemşiresi ve ameliyathane sosyal medya uzmanından oluşan tıp merkezi çalışanlarını da yanında götürdüğünü, bu kişilerle ortağı olduğu tıp merkezinin iş alanında Nişantaşı bölgesinde doktorluk yapmaya başladığını, tıp merkezinde çalıştığı dönemde tıp merkezi yetkilileri tarafından tanıştırıldığı hasta ve yakınlarına ve acentalara tıp merkezinden ayrıldığını ve artık tek başına çalıştığını deklare ederek, tıp merkezinin hasta datalarını birlikte götürdüğünü, davacı doktorun ortağı olduğu müvekkili şirketle rekabet etmeye başladığını, müvekkili şirkette daha önce çalışan doktorların da bir süre çalışıp sonra kendilerine muayenehane açıp, müvekkili şirketin hastalarına dışarda hizmet verdiklerini bilen ve buna bir çare arayan şirket yetkililerinin, emeği karşılığında bedelsiz olarak şirket hissesi verdiği davacı doktordan da aynı muameleyi gördüğünü, bu zorlu durumlar karşısında şirket borçlarının ödenmesi ve şirketin devamlılığını sürdürübilmek için sermaye artırım kararı almak gerektiğini, yasal prosedürler tüketilerek şirket genel kurulu tarafından sermaye artırım kararı alındığını, ortakların tamamının temsil edildiği şirket genel kurulunda sermaye arttırım kararına muhalefet şerhi koyan ve daha sonra da kararın iptali için dava açan tek tarafın davacı olduğunu, sermaye artırım kararının yürütülmesinin durdurulmasını, yani ortakların hisselerine düşen sermaye miktarını şirkete ödemelerinin durdurulmasını da dava ile birlikte bu davadaki gibi talep ettiğini, söz konusu davanın ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasında görüldüğünü ve mahkemenin 07/09/2023 tarihli kararında davanın reddine karar verildiğini, bu defada davacı tarafça şirket ortaklığı nedeniyle kar payının ödenmediği, kendisine tıp merkezinde çalıştığı dönemde mobbing uygulandığı vs. gerekçeleri ileri sürerek bu sefer ortaklıktan haklı sebeple ayrılma akçesi ödenerek çıkma talepli davasını müvekkili şirkete yönelttiğini, söz konusu bu davanın halen ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas sırasında derdest olduğunu, gelinen süreçte müvekkili şirket genel kurulunun, şirketin yapılan tüm çalışmalara rağmen belirtilen sebeplerle şirket aktifinin, pasifinin önüne geçirilememesinden dolayı yaşanan belirsizliği çözmek, şirketin aktifini çoğaltarak, küçülmeye giderek sağlık hizmeti vermeye devam etmek amacıyla şirket genel kurulunu 29.05.2024 tarihinde usulune uygun yapılan ilanlı davetle topladığını, yapılan toplantıda toplam payların %99,99'unun oyuyla müvekkili şirketin uhdesinde bulunan tıp merkezi ruhsatının devri konusunda gerekli işleri takip edip sonuçlandırması için şirketin müdürüne yetki verdiğini, davacı tarafın kanaatlerince, şirketten ayrılıp kendi muayenehanesinde ortağı olduğu şirketle rekabet etmeye başladığı günden bu yana alınan genel kurul kararlarına itiraz ederek ve dava hakkını kötüye kullanarak, sanki kendi haklarını korumak için yaptığı izlenimi vermek suretiyle müvekkili şirketin, şirketi ve ortaklarını kurtarmak için gerçekleştirmeye çalıştığı her girişimi engellemek, akim bırakmak için elinden geleni yapmaya çalıştığı için bu genel kurul kararına da itiraz kaydını düşüp, iptali ve yürütmesinin durdurulması için dava açtığın, bu davanın halen ... 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esasında kayıtlı olup derdest olduğunu, üstelik müvekkili şirketin tıp merkezi ruhsatının devrinden elde edebileceği hatırı sayılır miktarın şirket aktifine eklenmesiyle, davacının ayrılma akçesi miktarının artacağı gerçeği ve davacının ortaklıktan ayrılma isteğini dava konusu edip bilirkişiler tarafından hesaplanan ayrılma akçesinin az olduğu yönünde itiraz ettiği gerçeği ortada iken, iş bu davayı açmasındaki amacının üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek kastıyla olduğunu göstermekte hatta ispat etmekte olduğunu, davacının, şirket ortaklığının kendine yüklediği yükümlülükleri yapmaktan kaçınarak sadece şirketten kendisine kâr payı verilmesini talep etmekte olduğunu, müvekkili şirketin yasa gereği kâr edilse bile şirket ortaklarına düzenli olarak dağıtmak gibi bir yükümlülüğünün bulunmamakta olduğunu, şirket genel kurulunun kâr dağıtılması konusunda bir karar alması halinde kâr dağıtılmasının söz konusu olacağını, bu zamana kadar böyle bir karar alınmadığını, zaten müvekkili şirketin dağıtılacak bir kârının da bulunmamakta olduğunu, devir işleminin denetimsiz olduğuna dair iddiaların gerçeklikten uzak olduğunu, bu işlemlerin Sağlık Bakanlığının denetimi ve gözetimi altında gerçekleşebileceğini, davacı tarafın şirket ruhsatının devrinin şirket esas sözleşmesine, kanuna ve dürüstlük ilkesine aykırı olduğu iddiasının da hukuk dışı olduğunu, davacının ihtiyati tedbir talebinin de yerine olmadığını, zira talebin kabulüne karar verilmesinin, mülkiyet hakkının ağır ihlali niteliğinde bir insan hakkı ihlalini doğurabileceğini, ayrıca davacının genel kurul kararına karşı dava hakkını kötüye kullanarak şirketin ve ortakların zararına sebebiyet vermek, muhtemel devralacak alıcıların alacakları ruhsatın iptalini bir ortağın dava yoluyla istediği gerçeği karşısında devralmaktan vazgeçeribilmek amacıyla kötü niyetli iptal davası açıldığı gerçeği karşısında, şirketin bu dava nedeniyle uğrayacağı zararların tazmininin teminat altına alınmasının gerekmekte olduğunu, tüm bu nedenlerle davacı tarafın sunduğu ve yeni ortaya çıkan vakıalara karşı yeni beyan sunma hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddini, davacı taraftan 1.865.600,00-TL nakdi teminat alınarak mahkeme veznesine depo edilmesini ve yapılacak yargılama sonunda davanın reddini talep etmiştir.
Dava, davalı şirketin 12/07/2024 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan 2 numaralı kararın iptali istemine ilişkin bulunmaktadır.
Mahkememizce davalı şirketin ticaret sicili kayıtları, 12/07/2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağı, hazirun listesi, şirket ana sözleşmesi, ticari defter ve kayıtlar, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası vs. dosyamız arasına alınmış, mali müşavir ve ticaret hukuku öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor temin edilmiştir.
Davacı tarafın, davalı şirketin 12/07/2024 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan 2 numaralı kararın ihtiyati tedbirle yürütülmesinin geriye bırakılması talebine ilişkin olarak, mahkememizin 19/07/2024 tarihli tensip tutanağı ile, 6102 sayılı TTK'nın 622 maddesi yollamasıyla TTK'nın 449 maddesi gereğince, davalı şirket müdürü ...'ın beyanın alınmasına ve söz konusu tedbir talebinin bundan sonra alınmasına karar verilmiş, adına tebligat çıkarılmış, şirket müdürü tarafından 20/08/2024 tarihli dilekçe mukabilinde ihtiyati tedbir talebine yönelik olumsuz görüş verilmiş ve mahkememizin 10/09/2024 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizin 17/04/2025 tarihli celsesinde; davacı vekili, taraflarınca 12/07/2024 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan 2 numaralı kararının iptali için dava açıldığını, davalı tarafın bu kararı tescil ettiremediği veya kasten tescil ettirmediğini bilirkişi tarafından yapılan tespitten öğrenmekte olduklarını, davalı şirket tarafından 12/07/2024 tarihli ikinci bir toplantı tutanağı düzenlenerek bunun tescil ve ilan ettirildiğini rapordan öğrenmiş bulunmakta olduklarını, davalı şirketin, müvekkilini saf dışı bırakarak, çağrısız ve usulsüz bir şekilde tescil olunan ikinci toplantının iptali gerektiğinden, dava konusunu ve istem sonucunu ıslah ettiklerini beyan etmiş, ıslah dilekçelerini sunmak için süre talep etmiş, mahkememizce; "Davacı vekiline talebi doğrultusunda davasını tam ıslah yoluyla ıslah etmek ve yeni dava dilekçesini sunmak üzere 1 haftalık süre verilmesine, bu süre içerisinde ıslah dilekçesini sunmadığı takdirde davanın ıslah edilmemiş sayılarak, yargılamaya devam edileceği husunun davacı vekiline ihtarına" karar verilmiştir.
Davacı vekili 24/04/2025 tarihli davanın tam ıslahı dilekçesi ile; dosyada alınan bilirkişi heyeti kök raporu ile birlikte davalı şirket ortaklarının, davada iptalini talep ettikleri 12/07/2024 tarihli genel kurul kararından farklı; fakat aynı tarihli başka bir genel kurul tutanağını usulsüz bir şekilde tescil ve ilan ettirdiklerinin öğrenildiğini, bilirkişilerin ticari defter ve kayıt incelemesi sırasında genel kurul karar defteri incelendiğinde, 12/07/2024 tarihli farklı sayfalara yapıştırılmış 12/07/2024 tarihli iki farklı genel kurul kararı olduğunun görüldüğünü, söz konusu kararın hiçbir davet ve ilan gerçekleştirilmeden ve müvekkilinin katılımı olmadan düzenlendiğini, genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetvelinin ise ilkinden farklı olarak ... yevmiye numarası ile ... tarihinde tasdik edildiğini, devamında ise bu genel kurulun tescil ve ilanının gerçekleştirildiğini tespit ettiklerini, burada davalı şirketin ... yevmiye numaralı ve 12/07/2024 tarihli genel kurul kararını tescil ve ilan ettiremediğini, akabinde davacı müvekkilinin haberinin olmayıp çağırılmadığı yeni bir genel kurul tertip edilerek, birinci toplantının çağrı ilanını kullanabilmek için ikinci genel kurula da 12/07/2024 tarihinin atıldığını ve ikinci 12/07/2024 tarihli toplantının bu kez ... yevmiye numarası ile tasdik edildiğini, müvekkilinin yalnızca usulüne uygun olarak çağırıldığı ve vekil vasıtasıyla ret oyu kullandığı ... yevmiye numaralı 12/07/2024 tarihli genel kuruldan haber olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda şirketin devir yoluyla tasfiyesini engellemek adına aynı gün 12/07/2024 tarihinde bu davayı açtığını, bu dava açıldıktan sonra, davalı şirket yetkililerinin, usulüne uygun olarak toplanan ... yevmiye numaralı 12/07/2024 tarihli genel kurul kararını tescil ettiremeyince, tescil edilmeyen bu toplantının çağrı ilanını kullanabilmek adına, çağrısız ve ilansız şekilde genel kurul toplayıp, müvekkilinin haberdar edilmediği ve dolayısıyla katılmadığı bu toplantı tutanağına da 12/07/2024 tarihini attıklarını, söz konusu genel kurul kararının şirket ana sözleşmesine aykırı olduğunu, davalı şirket ortaklarının, söz konusu karar ile kanunu dolandırmaya çalışmakta olduklarını, şirket müdürüne, şirketin çalışma konusundaki ruhsat ve faaliyet izin belgesi hakkında satış yetkisi verilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve müvekkilinin ayrılık akçesinin kasti olarak azaltılmaya çalışılmakta olduğunu, söz konusu karar ile şirket müdürüne verilen yetkinin denetlenemez bir yetki olduğunu, istediği koşul ve bedelle satışının gerçekleştirilmesi hususunda yetki verilmiş olduğunu, söz konusu kararın icrasının durdurulması için acil olarak tedbir kararı verilmesi gerektiğini, davanın sağlık bakanlığına ihbarının gerektiğini, tüm bu nedenlerle öncelikle, söz konusu 12/07/2024 tarihli genel kurulda alınan kararların tedbiren durdurulmasını ve yargılama sonunda davanın kabulü ile, davalı şirketin ... 25. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye sayısı ile tasdikli 12/07/2024 tarihli genel kurulunda alınan 2 numaralı kararın iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili 05/05/2025 tarihli ıslaha cevap dilekçesi ile; davacı tarafın ıslah dilekçesiyle iptalini istediği karar ile, ıslahtan önce iptalini istediği kararın birbirlerinin aynısı olduğunu, bu kararların farklı birer karar değil, karar numarası, tarihi ve içeriği ile birbirlerinin aynısı tutanaklar olduklarını, tutanakları birbirinden ayıran tek hususun, davacı tarafın vekilinin birbirlerinin aynısı olan bir tutanakta imzasının bulunmaması olduğunu, bu durum müvekkili şirket yetkililerine sorulduğunda, her iki tutanağın birbirinin aynı, bir genel kurul kararının iki nüsha çıkarmak şeklinde olduğunu, farklı genel kurul kararları olmadığını belirttiklerini, karar defterindeki her iki tutanak da incelendiğinde karar numarası, karar tarihi ve karar içeriği dahil birbirlerinin birer nüshası olduklarının açık bir biçimde anlaşılmakta olduğunu, 12/07/2024 tarihine toplantı yeri ve saatinde yapılan toplantıda toplantıya gelenlerin tespit edildiğini ve davacı tarafın vekili olduğunu beyan eden kişinin, cevap dilekçesine ekledikleri vekaletnameyi sunduğunun görüldüğünü, toplantı başkanının yaptığı incelemede davacı vekilinin vekaletnamesinde 12/07/2024 tarihli genel kurul(29/05/2024 tarihli genel kurulda davacıyı temsil yetkisi veren vekaletname sunmuştur) toplantısına katılmaya yetkisinin bulunmadığının anlaşıldığını ve bunun üzerine toplantı sonucunda ıslah dilekçesine konu edilen genel kurulu karar tutanağının düzenlenmek istendiğini, davacı tarafın asaleten kendisinin hazır olmadığı ve vekili sıfatıyla hazır olan kişinin sunduğu vekaletin 12/07/2024 tarihli genel kurul toplantısı için değil de daha önceki bir tarih olan 29/05/2024 tarihli genel kurul toplantısında davacıyı temsil etmesi için bir günlük verildiğinin anlaşıldığı bir ortamda, yetkisiz vekilin muhalefet şerhini tutanağa geçirmekte ısrar etmesinin, davacı tarafın vekili olduğunu tekrar tekrar vurgulaması ve genel kurul başkan ve diğer ortaklarını tıpkı bu davadaki iddialarında belirttiği gibi kendilerini saf dışı bırakmak amacıyla böyle hareket edildiğini iddia etmesi karşısında, alınan karardan hiçbir şüphesi bulunmayan genel kurul başkanı ve diğer ortakların genel kurul tutanağını iki nüsha çıkarıp, davacı tarafın muhalefet şerhini içeren beyanını da ekletip imzasını aldıklarını, aynı anda genel kurul tutanaklarının nüshalarının ilgililer tarafından imzalandığını, söz konusu durumun tamamen davacı yararına, davacı tarafa genel kurul kararına dava yoluyla itiraz hakkını veren bir eylem olduğunu, iddia edildiği gibi davacı tarafı dışarda bırakmak, onu pasifize etmek, dava hakkını kullanmasına engel olmak için değil, bilakis alınan karardan hiçbir endişesi bulunmayan şirket hisselerinin %99,9 unu elinde bulunduran diğer ortakların, vekaletname eksikliğine rağmen davacı tarafın dava haklarını kaybetmemeleri için iyi niyetle yapıldığını, süre yönünden geçerli olmayan bir vekaletname ile davacının vekil aracılığıyla toplantıya katılması ve karara muhalefet şerhini koyması ve böylece genel kurul kararının dava yoluyla iptalini istemek mümkün değil ve toplantı başkan ve diğer ortakları tarafından davacı tarafın böylece dışarıda bırakılması hukuka uygun iken bu yol değil, davacının yararına olan yol tercih edilerek davacının yararının gözetildiğini, nitekim davacı tarafın vekili aracılığıyla altına muhalefet şerhini dercettiği genel kurul kararına karşı iptal davası açtığını ve bu tarihe kadar da bu davanın devam ettiğini, müvekkilinin bu tarihe kadar davacının dava ehliyetinin düşmesine ve davasının reddine karar verilmesine sebebiyet verecek nitelikte olan bu hususu mahkemenin dikkatine sunmadığını, davacı tarafın genel kurul davasına karşı dava açabilecek duruma gelebilmesi için göstermiş olduğu iyi niyeti dava sürecinde de göstermeye devam ettiğini, tüm bu nedenlerle davacı tarafın sunduğu ve yeni ortaya çıkan vakıalara karşı yeni beyan sunma hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle ihtiyati tedbir talebinin reddini, davacı taraftan 1.865.600,00-TL nakdi teminatın alınarak mahkeme veznesine depo edilmesini ve yapılacak yargılama sonunda davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirketin 12/07/2024 tarihli olağanüstü genel kurulunun 2 numaralı kararı;
"2 - Şirket ortakları aşağıdaki hususu karar altına almışlardır.
A- ... ili ... ilçesi 1... Mahallesi 19 Mayıs caddesi no:...adresinde merkezi bulunan Mahkeme kararıyla kaldırılan kelime ...Ltd. Şti. (eski ünvanı: .... Ltd. Şti.)(... V.D. ... VKN - Ticaret sicil no:...-0) adına kayıtlı ve sahipliğinde bulunan tıp merkezi statüsünde faaliyet gösteren ...Tıp Merkezimizin ATT yönetmeliğinin ruhsatlandırılmış sağlık kuruluşunun devri ve başka bir yere nakli başlı madde 34'ün 1inci fıkrası kapsamında merkezimizin adına düzenlenen 10/04/2020 tarih 4057 sayı 89 numaralı tıp merkezi ruhsatını ve 23/02/2007 tarih 2088 sayılı Faaliyet İzin belgemizin tüm hak ve yetkileri ile ...Limited Şirketi'ne (... V.D. ... VKN) devredilmesine, devredilmesi için şirket müdürüne yetki verilmesine oy çokluğuyla,
B- Şirketimize ait Tıp merkezi ruhsatının ve faaliyet izin belgesinin tüm hak ve yetkileri ile devredilmesinin hazırlığı ve icrası kapsamında iş bu toplantı tarihine kadar şirket müdürü tarafından yapılan tüm iş ve işlemlerin onaylanmasına, bu iş ve işlemlerin genel kurulumuz nezdinde geçerli olduğunun tespitine oy çokluğuyla,
Bu sırada söz alan ...'ın vekili Gürçağ Emin Akın; söz konusu tıp merkezi ruhsatının devrine dair kararın şirket menfaatlerine aykırı olduğu, ayrıca devam eden davaların yargılama süreçleri göz önüne alındığında kötü niyetli olduğu gerekçesiyle red oyu kullanmıştır." şeklindedir.
6102 Sayılı TTK'nun 622. maddesine göre; bu Kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümleri, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacaktır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun iptal sebepleri başlıklı 445. maddesi; "446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." şeklinde düzenlenmiştir.
Aynı kanunun devam eden iptal davası açabilecek kişiler başlıklı 446. maddesi;
"(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,
b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,
c) Yönetim kurulu,
d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Genel kurul kararlarının iptali, Türk Ticaret Kanunu'nun 445 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu 445. maddede iptal sebeplerini sıraladıktan sonra, bir sonraki maddede iptal davası açabilecek kişileri sıralamıştır. Özetle bir pay sahibinin genel kurul kararlarının iptalini talep edebilmesi için ya genel kurula katılıp olumsuz oy vermesi ve muhalefetini tutanağa geçirmesi ya da çağrının usulsüz olması, gündemin gereği gibi ilan edilmemesi, genel kurula yetkisiz kişilerin katılması ve oy kullanması ve genel kurul toplantısına alınmaması ve bunların kararın alınmasında etkili olması gerekmektedir. Taraflarca her ne kadar iddialarını ispatlamaya yarar çeşitli belge ve beyanlar sunulduğu görülmüş ise de davanın, davalı şirketin 12/07/2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2 numaralı kararının iptali amacıyla ikame edildiği ve dolayısıyla uyuşmazlık konusunun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 445. maddesinde yazılı koşullarının oluşup oluşmadığı etrafında şekillendiği tespit edilmiştir. Bu nedenle T.T.K.'nın 445. ve 446. maddeleri kapsamında inceleme yapılmıştır.
Davacı vekilinin dosyaya sunduğu 24/04/2025 tarihli davanın tam ıslahı dilekçesi dikkate alındığında, davanın, davalı şirketin, ... 25. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye sayısı ile tasdikli 12/07/2024 tarihli genel kurulunda alındığı belirtilen 2 numaralı kararın iptaline ilişkin olduğu açıktır. Davacı taraf, kendisinin bu toplantıdan haberdar edilmediğini, usulüne uygun olarak çağrı yapılmadığını, kendi katılımı olmaksızın söz konusu toplantının gerçekleştirildiğini belirterek, söz konusu genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep etmektedir. Davacı şirket ticaret sicil kayıtları, genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun listesi dikkate alındığında, davalı şirketin 150.000 adet payından 76500 adet payının yani şirket paylarının %51'inin ...'e, 73400 adet payının, yani % 48,93'ünün ...'a, 50 adet payının, yani % 0,0003'ünün davacı ...'a ve 50 adet payının, yani % 0,0003'ünün ...'a ait olduğu anlaşılmaktadır. Davanın tam ıslahı dilekçesi sonrasında iptali talep edilen gelen kurul kararı toplantı tutanağı incelendiğinde davacının toplantıda hazır olmadığı, yine davacıya toplantıya ilişkin çağrının yapılmadığı açıktır. Ancak 6100 Sayılı TTK'nun 446/1-b maddesine göre; toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri iptal dava açabileceklerdir. Buna göre, davacının toplantıya çağrılmamış olması, toplantıda hazır bulunması ve oy kullanmasının engellenmesi yanında, bu aykırılığın genel kurul kararının alınmasında etkili olması da gerekmektedir. Davacının davalı şirkette 50 adet payının bulunduğu, paylarının oranının % 0,0003 olduğu, kararın, davacının dışındaki tüm pay sahipleri tarafından % 99,9 oranında bir oy çokluğu ile alındığı dikkate alındığında, 6100 sayılı TTK'nun 446/1-b maddesinde belirtilen, aykırılığın genel kurul kararının alınmasında etkili olması şartının gerçekleşmediği açıktır. Bu nedenle davacının, iptal davasının yerinde olmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafça açılan davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcı, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60-TL peşin harç ve 615,40-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.043,00-TL'den mahsubu ile, fazladan yatan 427,60-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince davacı ve davalı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avanslarının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.19/06/2025
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır