T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/408
KARAR NO : 2025/626
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/07/2024
KARAR TARİHİ : 10/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ticari ilişki sebebiyle dava dışı ... A.Ş tarafından ... Bankası ...Şubesi 89.322,64 TL bedelli 07.06.2024 tarihli ... nolu çekin keşide edildiğini, ancak işbu çek müvekkil yetkili hamil konumundayken bilgisi ve rızası dışında kaybolduğunu, bu sebeple de ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... e sayılı dosyası ile çek zayi iptal davası açılıp teminat karşılığında ödeme yasağı konulduğunu, kaybolan çek müvekkil şirket yetkilisinin imzası ve kaşesi taklit edilerek ... a cirolandığını, müvekkilinin bu şirket ile herhangi bir bağlantısının olmadığı gibi ticari ilişkisinin de bulunmadığını, söz konusu olayda sahtecilik söz konusu olduğunu, bu kapsamda ... CBS nezdinde girişimde bulunulduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, davalı tarafından müvekkil ve keşideci aleyhine ... 3.İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını ve tüm mal varlığına haciz konulduğunu ve mağduriyet yaşadıklarını belirterek, açıklanan nedenlerle; ... bankası ...Şubesi 89.322,64 TL bedelli ...tarihli ... nolu çekin davalıdan istirdatına , müvekkil şirketin haklı hamil olduğunun tespitine ve çekin müvekkil şirkete teslimine , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usül yönünden davacı, dava şartı olan arabululuculuk kurumuna başvuru yapmadığını, dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmesini, esasa ilişkin olarak da; davacının iddiaları doğru ise müvekkil yaşanan hırsızlık olayında birlikte hareket etmek sureti ile fail değil, olsa olsa bu işte davacı ile birlikte mağdur konumunda olduğunu, müvekkilinin yasal yükümlülüklerinin tamamını yerine getirmek suretiyle dava konusu çeki iktisap ettiğini, müvekkilinin çekin iktisabında kötü niyet ve ağır kusuru bulunmadığını, davacı taraf, müvekkili şirket var olmayan sorumluluklar yükleyerek ispat külfetinden kurtulmaya çalıştığın belirterek; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :
Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi ve ekleri ile tüm dosya kapsamı bulunmaktadır.
Mahkememizde açılan dava öncelikle, görev, yetki, taraf sıfatı ve diğer dava şartları açısından incelenmiş ve mahkememizin görevli ve yetkili olduğu ve ayrıca diğer dava şartlarının bulunduğu anlaşılmış olduğundan davanın esasına geçilmiştir.
Dava, dava konusu çekin davacı yetkili hamil olduğu halde kendi eline geçmeden kaybolduğu, imza ve kaşesi taklit edilerek 3. Kişiler tarafından cirolanarak haksız yere davalı eline geçmesi nedeniyle çekin istridadına ilişkindir.
Mahkememizce 25/11/2024 tarihli 1. Ön inceleme duruşma ara kararı ile davacı vekiline dava tarihinden önce arabuluculuk kurumuna başvurulup başvurulmadığına yönelik beyanda bulunmak ve varsa arabuluculuk son tutanağını sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilerek aksi halde dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verileceği ihtar edilmiştir.
Davacı vekili 05/12/2024 tarihli beyan dilekçesi ile; huzurdaki davanın arabuluculuk dava şartına tabi olmadığını ve sunmuş oldukları kararlar ile bu hususun sabit olduğunu beyan etmiştir.
"... sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir.
Ticari davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK m. 5/A(1) hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31'inci maddesiyle bu fıkrada yer alan ''paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında'' ibaresi ''para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında'' şeklinde değiştirilmiştir. 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un31.maddesi ile değişik TTK'nın 5/A maddesinin son hali "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olmuştur.
Eldeki dava, 17.05.2024 tarihinde açılmıştır.
Bu yasal düzenlemeler gereğince, dava şartı arabuluculuk kapsamında kalan ticarî davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir.
Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK'ın 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK'ın 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, HMK'nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin 115.maddesi hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Bu bilgilere göre; 7445 sayılı Kanun'un 31.madde hükmü ile TTK'nın 5/A hükmünde değişiklik yapıldığı, davanın çek istirdadı istemine ilişkin olduğu ve mutlak ticari dava olduğu, konusunun da bir miktar para olduğu, kanunda istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edildiği, parasal değeri olan bir şeyin aynen iadesi talebini içeren çek istirdadı davasının da 01.09.2023 tarihinden itibaren dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, dava konusu çekin üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği, davanın konusunun bir miktar para olduğu anlaşıldığından, arabuluculuk yoluna başvurmadığı sabit olan davacı tarafın istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Her ne kadar Dairemizin 14.03.2022 tarihli ve ...Esas,... Karar sayılı kararında çek istirdadı davasının zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı belirtilmiş ise de, yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.12.2024 tarihli ve ... Esas,... Karar sayılı kararı uyarınca eldeki davada olduğu üzere çek istirdadı davasının arabulucuğa tabi olduğu görüşüne varılmış ve Dairemizce uygulama değişikliğine gidilmiştir."(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar ve 17/07/2025 tarihli kararı)
Mahkememizce 25/11/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında verilen karar sonrası takip eden duruşma tarihinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerince çekin istirdadı davalarında arabuluculuk dava şartının bulunmadığına yönelik devam eden uygulamaları nedeniyle yargılamaya devam olunmuş ise de; yukarıda değinilen ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar ve 25/12/2024 tarihli ilamı dayanak alınarak verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin ... Esas,...Karar ve 17/07/2025 tarihli kararı uyarınca eldeki davanın kararın gerekçesinde belirtildiği üzere Kanunda yer alan değişikliğin yürürlük tarihinden itibaren geçerli olacak ve çek istirdadına ilişkin davaları da kapsayacak şekilde arabuluculuğa tabii davalardan olduğu, davacı vekilinin 05/12/2024 tarihli beyan dilekçesi ile dava tarihinden önce yapılmış arabuluculuk başvurusunun bulunmadığı hususu da göz önüne alınarak HMK'nın 114/2 ve 7445 sayılı Kanun'un 31. madde hükmü ile değişik TTK'nın 5/A maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu ile reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntısı yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL ret karar ve ilam harcının peşin yatırılan 1.522,42-TL harcın mahsubu ile bakiye fazla yatırılan 907,02-TL harcın davacıdan alınarak, Hazineye GELİR YAZILMASINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4--Davalı taraf, davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya VERİLMESİNE,
5-HMK 120. maddesi gereğince; taraflarca yatırılan gider avansı ile delil avansının arta kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,
6-HMK Yönetmeliğinin 58/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.10.10.2025
Katip
¸
Hakim
¸