T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/578
KARAR NO:2025/769
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/10/2024
KARAR TARİHİ:02/12/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
D A V A /
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla taraflarınca .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası üzerinden ... hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu, borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, işbu itiraz sadece takibi sürüncemede bırakarak müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapılmış olup haksız ve mesnetsiz olduğunu, edimini ifa etmeyen davalı borçlu bilinçli olarak müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemeye çalışmakta ve ortada likit bir alacak mevcut olmasına karşın icra takibine itiraz etmekte olduğunu, her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkilinin alacağının haklılığı ortaya çıkacağını, davalı takip borçlusunun kötü niyetli olarak takibe itiraz ederek durmasına yol açmak suretiyle müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellediği açıkça ortada olduğunu, işbu sebeplerle davalı borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hak ve alacak talep etme hakkımız saklı kalmak kaydı ile; davalının haksız ve mesnetsiz itirazının 114.768,33 TL üzerinden iptaline ve takibin takip tarihi itibariyle işleyecek faiz, vekalet ücreti ve tüm ferileri ile birlikte devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
S A V U N M A /
Davalı şirkete usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip tutanağının tebliğ edildiği, ancak süresinde herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
G E R E K Ç E /
Dava; Taraflar arasındaki cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davacı tarafından davalıya karşı .... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın 114.768,33 TL cari hesap alacağı ( asıl alacak ) yönünden iptali istemine ilişkindir.
Taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmış, tarafların 2021-2024 yıllarına ait BA-BS formları celp edilmiş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Dava konusu .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde;Taraflar arasındaki cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davacı tarafından davalıya karşı 114.768,33 TL cari hesap alacağı, 5.207,02 TL işlemiş faiz olmak üzere 119.975,35 TL toplam alacak üzerinden 29/07/2024 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 06/08/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 09/08/2024 tarihinde takibe itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce SMMM bilirkişi Erkan Temel'den alınan 06/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının 2024 yılına ilişkin yevmiye ve kebir defterlerinin e-defter olarak elektronik ortamda tutulduğunu, e-defter beratlarının Maliye İdaresine kanuni süresinde yüklendiğini, envanter defterinin açılış tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı tespit edildiğini, davacının, ticari defterlerinde davalıyı 120.01.... hesap kodunda takip ettiği görülmüş olup 2024 yılına ilişkin muavin defter dökümünün çıkarıldığını, tabloda görüldüğü üzere, davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 114.802,02 TL alacaklı olduğu tespit edildiğini, davalı vekili, mahkeme duruşma salonunda yapılan incelemede hazır bulunmadığından ve herhangi bir ticari defter ve belge sunmadığından davalıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılamadığını, tarafların vergi dairelerinden gelen 2024 yılına ilişkin Ba-Bs Formları karşılaştırıldığında, davacının Form Bs içeriğinde davalı adına düzenlenmiş KDV hariç 348.724,49 TL tutarında 20 adet satış faturasını bildirdiğini, buna karşılık davalının Form Ba içeriğinde davacı tarafından düzenlenmiş KDV hariç 348.724,49 TL tutarında 20 adet alış faturasını bildirdiğini, netice itibarıyla davacının 2024 yılına ilişkin Bs bildirimi ile davalının Ba bildiriminin birbirleriyle uyumlu olduğu tespit edildiğini, İşlemiş Faiz Talebi: Davacı icra takibinde işlemiş faiz talep ettiğini, davacı alacağını tahsil etmek için davalıya takip tarihine kadar herhangi bir ihtarname göndermediğini, diğer yandan süresinde ödenmeyen alacaklarla ilgili olarak faiz talep edileceği konusunda taraflar arasında düzenlenmiş herhangi bir sözleşme veya taraflar arasında bu konuda oluşmuş bir teamül de bulunmamakta olduğunu, davacı, davalıyı takip tarihine kadar temerrüde düşürdüğüne dair dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmamakta olduğunu, dolayısıyla davacının takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edip edemeyeceği hususu Mahkemenin takdirinde olduğunu, Sonuç: Davacının 2024 yılına ilişkin yevmiye ve kebir defterlerinin e-defter olarak elektronik ortamda tutulduğunu, e-defter beratlarının Maliye İdaresine kanuni süresinde yüklendiğini, envanter defterinin açılış tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığını, davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 114.802,02 TL alacaklı olduğunu, davalı vekili, mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemede hazır bulunmadığından ve herhangi bir ticari defter ve belge sunmadığından davalıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılamadığını, davacının 2024 yılına ilişkin Bs bildirimi ile davalının Ba bildiriminin birbirleriyle uyumlu olduğunu, davacının, davalıyı takip tarihine kadar temerrüde düşürdüğüne dair dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı dolayısıyla davacının takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edip edemeyeceği hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre;
Dava konusu .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası icra takip dosyası ile, taraflar arasındaki cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davacı tarafından davalıya karşı 114.768,33 TL cari hesap alacağı, 5.207,02 TL işlemiş faiz olmak üzere 119.975,35 TL toplam alacak üzerinden 29/07/2024 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 06/08/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 09/08/2024 tarihinde takibe itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafça, dava dilekçesi ile, taraflar arasındaki ticari ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete karşı düzenlenen faturalardan kaynaklı cari hesap alacağının davalı tarafça ödenmediği, faturaların kesinleştiği, bu kapsamda davalı tarafın dava konusu icra takibine vaki itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğu ileri sürülerek, davalının dava konusu icra takibine vaki itirazının 114.768,33 TL tutarındaki asıl alacak üzerinden iptaline, takibin devamına ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir.
Davalı tarafça, davaya cevap verilmemiş, davalı vekilince bilirkişi raporuna beyanlarında, usulsüz tebligat itirazında ve zamanaşımı def'inde bulunulmuş, dilekçesi ile, davacı tarafın faturalar konusu malları teslim yükümlülüklerini yerine getirmediği, müvekkilinin davacı tarafa borcunun bulunmadığı savunulmuş, icra takibine itirazında da, sebep belirtmeksizin davacıya borcunun bulunmadığı ileri sürülerek icra takibine itiraz edilmiştir.
Öncelikli olarak, dava şartları, ilk itirazlar veya süreler yönünden değerlendirme yapılmıştır;
İ.İ.K.'nın 67/1 maddesi uyarınca itirazın iptali davalarının, itirazın tebliğinden itibaren 1 sene içerisinde açılacağı, itiraz tarihi, arabuluculukta geçen süre ve dava tarihi dikkate alındığında eldeki davanın yasal süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı tarafa dava dilekçesi ve tensip zaptının usulüne uygun tebliğ edildiği anlaşıldığından davalı vekilinin usulsüz tebligat itirazının reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafça yasal süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı ve bu kapsamda yasal süresinde zamanaşımı def'inde bulunulmadığından davalı vekilinin zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir.
Dava şartlarının tam olduğu, incelenecek başkaca bir ilk itiraz veya süreler yönünden itiraz olmadığından davanın esasına geçilmiştir.
Dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır.
Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.
Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Somut olayda, dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre; Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, davalı tarafça ticari defter ve kayıtlarının mahkememiz dosyasına ve bilirkişi incelemesine sunulmayarak ibrazdan kaçınıldığı, davacı tarafça düzenlenen dava ve takip konusu cari hesap alacağının dayanağı faturaların, davacı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafça, BS formları ile, davalı tarafça BA formları ile ilgili vergi dairelerine beyan edildiği, tarafların BS, BA formlarının örtüştüğü, bu hususların, dava ve takip konusu cari hesap alacağının dayanağı faturaların davalı tarafça teslim alınarak kayıtlarına işlendiğini gösterdiği, davalı tarafça, bu faturalara yasal süresi içerisinde itirazda bulunulduğuna, faturaların davacı tarafa iade edildiğine dair bir ispatın bulunmadığı, bu kapsamda dosya kapsamına bir delil sunulmadığı, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının örtüştüğü, her iki tarafın örtüşen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacının davalıdan takipte talep edilen miktarda olmak üzere 114.768,33 TL TL alacaklı olduğu, davalının, davacı tarafından düzenlenen faturaları ticari defter ve kayıtlarına işlemekle, dava konusu faturaları ve içeriklerini kabul etmiş olduğu, davacı tarafın üzerine düşen ispat külfetini yerine getirdiği, davalı tarafın faturaların bedelini ödendiğine, istenebilir olmadığına dair bir ispatının da olmadığı anlaşılmakla ve değerlendirilmekle; Davacı tarafın, davalıdan, taleple bağlılık ilkesi de göz önünde bulundurulduğunda dava ve takip konusu faturalardan dolayı, takip tarihi itibarıyla faturalardan kaynaklı 114.768,33 TL cari hesap alacağının bulunduğu, icra takibindeki asıl alacak talebinin yerinde olduğu, tarafların tacir olması karşısında bu alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi uyarınca yıllık değişen oranlarda avans faizi talep edilebileceği sonuç ve kanaatine ulaşılarak, davacı tarafça açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca, davacı tarafça icra inkar tazminatı talep edilmiş olmakla, davalı tarafın kabul edilen miktar yönüyle itirazında haksız bulunduğu, dava ve takip konusu alacağın fatura alacağı olduğu, likit ve belirlenebilir olduğu anlaşılmakla, hükmolunan alacağın %20'si oranında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Bu nedenler ile aşağıdaki şekilde hüküm kurularak yargılama sonuçlandırılmıştır.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı Tarafça Açılan Davanın KABULÜ İLE; Davalı borçlunun dava konusu .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına vaki itirazlarının, 114.768,33 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, Takibin 114.768,33 TL toplam alacak miktarı üzerinden 114.768,33 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi uyarınca yıllık değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle DEVAMINA,
2-Hükmolunan 114.768,33 TL alacağın %20'si oranında hesap ve takdir edilen 22.953,67 TL icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacı alacaklıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gereken 7.839,82-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak yatan 1.360,08-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 6.479,74-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.360,08 TL peşin harç parasının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı parası, 666,00 TL müzekkere ve davetiye posta masrafı, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam; 11.093,60 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
6-Davalı tarafın zorunlu arabuluculuk toplantısına mazeretsiz olarak katılmadığı anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
8-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı yanın yokluğunda, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.02/12/2025
Katip ...
Hakim ...