T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/655
KARAR NO : 2025/647
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 02/11/2024
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; dava dışı... Anonim Şirketi ile davalı bankanın İkitelli ticari şubesi arasında 30/03/2017 tarihinde genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin ise dava dışı asıl borçlu şirketin kullandığı krediye ilişkin kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzaladığını, 05/05/2017 tarihinde dava dışı asıl borçlu şirkete ...'nin kefaletiyle 2.000.000,00-TL tutarında 60 ay vadeli ve %15,84 akdi faiz ile taksitli ticari kredi kullandırıldığını, dava dışı şirketin sözleşme kapsamında kullandırılan kredinin 3 adet kredi taksitini ödediğini, ancak kalan kısmın geri ödemelerini yerine getirememesi üzerine davalı bankanın şubesi tarafından, dava dışı asıl borçlu şirkete ve müvekkiline Bakırköy ... Noterliğinin 06/12/2017 tarihli ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, bu ihtarname ile teminatlı taksit ödemeli ticari krediye konu borçların 04/12/2017 tarihi itibariyle kat edilerek muaccel hale geldiği ve anapara, faiz, kur farkı, KKDF, BSMV ve sözleşme gereğince ödenmesi gereken diğer kalemler olmak üzere toplam 2.024.640,68-TL boç tutarının olduğunun ihtar edildiğini, 18/12/2017 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile 2.009.657,13-TL asıl alacak, 33.518,23-TL işlemiş temerrüt faizi, 1.675,91-TL BSMV ve 1.080,42-TL masraf olmak üzere toplamda 2.045.931,69-TL alacak üzerinden dava dışı asıl borçlu şirket ve müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığını, ancak müvekkilinin bu şekilde borcunun bulunmadığını, takibe konu kredi sözleşmesinde kredi limitinin 2.500.000,00-TL olarak görünmekte olduğunu, ancak müvekkilinin kredi borcuna kefil olduğu bu sözleşmede, imza tarihinde kredi limit hanesinin boş bırakılarak sonradan doldurulduğunu, kredi sözleşmesinde belirtilen miktar ile dava dışı şirkete kullandırılan kredi miktarı dikkate alındığında, kredi limit hanesinin sonradan doldurulduğunun açıkça görülmekte olduğunu, asıl borç belli olmaksızın sadece kefilin sorumlu olacağı meblağ gösterilmek suretiyle berilmiş olan kefaletin geçersiz olduğunu, sözleşmede birinci kefil kısmında kefalet tutarının 2.500.000,00-TL olarak belirtildiğini, ikinci kefil olan müvekkili ile ilgili kısımda ise kefil olunan miktarın 2.500.000,00-USD olarak yazıldığını, bahse konu kredi miktarı Türk Lirası üzerinden belirlenmiş olmasına rağmen, müvekkilinin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tutarı yazılı bölümde TL olarak belirtilen kısımda yazılan yazının üzerinin karalandığını ve döviz cinsinden USD olarak belirtilen kısımda 2.500.000 yazılmış olduğunu, kefile asıl borçludan daha fazla mükellefiyet yüklendiğini, bu haliyle kefaletin, kanunun aradığı şekil şartlarını taşımamakta olduğunu ve geçersiz olduğunu, kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte ...'den 28/12/2017 tarihinde sağlanan 1.782.268,80-TL tahsilata rağmen, bahse konu icra takibine ... ödeme yaptıktan sonra da davalı banka tarafından başlatılan icra takibinin toplam alacak miktarı üzerinden sürdürüldüğünü, oysa ki ... tarafından yapılan ödemenin söz konusu icra takibi alacağından mahsubu ile birlikte, ... ödemesinin ... adına davalı banka tarafından ayrı bir icra takibi veya açılacak dava ile talep edilmesi gerektiğini, takip tarihinden sonra asıl borçlu şirketin konkordato başvurusunda bulunduğunu, Bakırköy ...Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası kapsamında 07/05/2018 tarihinden başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiğini, mahkemenin 03/08/2018 tarihli celsesinde 3 ay süreli geçici mühlet kararının, sürenin dolduğu 07/08/2018 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatılmasına, 04/10/2018 tarihli celsesinde 04/10/2018 tarihinden başlamak üzere 1 yıl süre ile kesin mühlet verilmesine, mahkemenine 20/09/2019 tarihli ara kararı ile 1 yıllık kesin mühletin 04/10/2019 tarihinden başlamak üzere 6 ay süre ile uzatılmasına karar verildiğini ve söz konusu dosyanın 14/07/220 tarihli celsesinde asıl borçlu şirketin konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, söz konusu kararın ise 18/10/2021 tarihinde kesinleştiğini, bu dosya kapsamında konkordato komiser heyetini alacaklıları, alacaklarını bildirmeye davet ilanı üzerine, davalı tarafça 3.503.513,00-TL alacak bildiriminde bulunulduğunu ve dava dışı asıl borçlu şirketin bildirilen alacak miktarına itiraz ettiğini, davalı tarafından çekişmeli alacağın belirlenmesi için talepte bulunulmamış olduğunu, alacak nisabında dava dışı asıl borçlu şirket tarafından kabul edilen 2.455.641,00-TL dikkate alındığını, bunun üzerine davalı tarafça Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas sayılı dosyası ile tasdik edilen konkordato projesinde nisaba dahil edilmeyen kısım için dava dışı asıl borçlu şirket aleyhine çekişmeli alacak davası açılmış olduğunu, mahkemenin 15/06/2022 tarihli kararı ile açılan davanın reddine karar verildiğini, Bakırköy ...Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sayılı dosyası ile tasdik edilen konkordato projesi kapsamında alacak nisabına dahil edilen tutarın tamamının ödeme planında belirtilen şekilde dava dışı şirket tarafından ödendiğini, bu kapsamda İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasına konu kredi borcunun, dava dışı asıl borçlu şirket tarafından konkordato koşulları çerçevesinde ödendiğini ve ortadan kalktığını, davalı tarafın müvekkilinden talep edebileceği bir alacağın bulunmamakta olduğunu, ayrıca dava dışı asıl borçlu şirketin konkordato başvurusu ve mühlet kararına ilişkin müvekkiline herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, dava banka alacağını kayıt yükümlülüğünü yerine getirmiş ise de, borçluya konkordato mehili verildiğini kefile bildirmediğini ve de bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dolayısıyla davalı bankanın TBK'nın 594/2. maddesinde belirtilen kefile karşı yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle, bahse konu kredi borcundan dolayı müvekkiline başvurma hakkının bulunmamakta olduğunu, dava dışı asıl borçlu şirket tarafından yapılan ödemeler bildirilmediğinden, icra dosyasında görülen alacak miktarının hatalı olduğunu, yine bahse konu kredi borcu nedeniyle müvekkilinin sorumlu olduğunu asla kabul manasına gelmemek kaydıyla, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının göndermesiyle Gaziosmanpaşa... Müdürlüğünün...talimat sayılı dosyası ile müvekkilinin maliki olduğu İstanbul ili, Arnavutköy ilçesi, Taşoluk mahallesi,... ada, ... parselde kayıtlı,... blok, ... numaralı bağımsız bölümün kıymet takdirinin yapıldığını, Gaziosmanpaşa ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile taraflarınca kıymet takdirine itiraz davası açıldığını ve halen dosyanın derdest olduğunu, bahse konu icra takip dosyasında herhangi bir borç tahsilatı görünmemekte ise de, dava dışı asıl borçlu şirket tarafından davalı bankaya Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/07/2020 tarihli, ...esas ve ... karar sayılı kararı ile tasdik edilen konkordato projesi kapsamında toplamda 1.964.512,80-TL ödeme yapılmış olduğunu, yapılan ödemelerin davalı tarafça icra dosyasına bildirilmediğini, dava dışı şirket tarafından davalı bankaya yapılan ödemelere ilişkin olarak, davalı tarafça tahsilat bildiriminde bulunulmadığından, icra takip işlemlerinin hiç tahsilat yapılmamış gibi yürütülmekte olduğunu, icra dosyasında görülen alacak miktarının gerçeği yansıtmamakta olduğunu, hesap kat ihtarnamesinin de usulüne göre müvekkiline tebliğ edilmemiş olması nedeniyle, ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihten önceki döneme ilişkin temerrüt faizi işletilmesinin mümkün olmadığını, Bakırköy ... Noterliğinin 06/12/2017 tarihli ve ...yevmiye sayılı ihtarnamesi ekinde yer alan ödeme planında kredinin akdi faiz oranının, ilgili maddede belirtildiği şekilde aylık %1,32 olduğunun belirtildiğini, icra takibinde işletilen %40 oranında temerrüt faizinin sözleşmeye aykırı olduğunu, dolayısıyla icra dosya hesabında görünen asıl alacak miktarı, işlemiş faiz ve diğer tüm alacak kalemlerinin hatalı olduğunu ve taraflarınca kabulünün mümkün bulunmadığını, ayrıca müvekkiline ait taşınmazın icra dosyasından satışının gerçekleşmesi durumunda ağır hak mağduriyetinin doğacağını ve Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının telafisi imkansız şekilde zedeleneceğini, tüm bu nedenlerle öncelikle ve ivedilikle teminatsız olarak, aksi durumda uygun görülecek bir teminat mukabilinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile müvekkili hakkında başlatılan icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini; davanın kabulü ile müvekkilinin kefaletinin geçersizliğini ve bu sebeple bahse konu kredi sözleşmesine dayanılarak müvekkili hakkında başlatılan icra takibinin iptalini; aksi durumda İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konu alacağın tamamına ilişkin müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitini ve davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava dışı ... Anonim Şirketi ile müvekkili bankanın İkitelli Ticari İstanbul Şubesi arasında genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmeleri imzalandığını, davacının ise sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını ve bu durumun davacı tarafın da kabulünde olduğunu, asıl borçlunun kredi taksitlerini aksatması üzerine, borçlulara ödemeyi teminen Bakırköy ... Noterliğinin 06/12/2024 tarihli ve ... yevmiye sayılılı ihtarnamesi gönderilerek borcun ödenmesinin talep edildiğini, buna rağmen borcun ödenmemesi üzerine alacaklarının tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, icra takibi kesinleşip üzerinden 7 yıl geçtikten sonra eldeki dava dosyasının ikame edildiğini, bu anlamda hak düşürücü sürenin geçmiş bulunduğunu, davacı tarafın, müvekkili banka ile imzalamış olduğu genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinde, kredi limiti hanesinin sonradan doldurulduğu ve asıl borcun belli olmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu ve bu kanıya nasıl varıldığının anlaşılamamakta olduğunu, ayrıca kredi limit kısmının sonradan doldurulmuş olduğu hususu kabul edilse dahi, bu durumun kefaleti geçersiz hale getirmeyeceğini, kefaletin geçerlilik şartları arasında asıl borcun belirli olması gibi şart olmadığı gibi, limit kısmının boş olmasının da borcun belirli olmadığı anlamına gelmeyeceğini, yine davacı tarafın, kefalet limitinin USD mi, TL mi olduğunun belirsiz olduğu iddiasının da bir anlamı ve geçerliliğinin bulunmadığını, gerek davacının el yazısı ve gerekse ihtarname ekinde yer alan ödeme planında imzasının yer almakta olduğu nedenle, para birimi veya kefalet limiti hususunda tereddüt yaratacak bir hususun bulunmamakta olduğunu, davacı tarafın belirtmiş olduğu gibi bahse konu kredinin Kredi Garanti Fonu kefalet ili kullandırılan bir kredi olduğunu, bankalar ile ... arasında imzalanan protokol gereği, bankalar tarafından bu takiplere ... adına devam edilmekte olduğunu, asıl borçlunun konkordato projesi kapsamında ödemelerini tamamlamasının, kefili sorumluluktan kurtarmamakta olduğunu, müvekkili banka tarafından konkordato projesine kabul oyu verilmediğinden, İİK'nın 303. maddesi gereği konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklının, borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza edebileceğini, davacı tarafın, dava dilekçesinde öne sürdüğü TBK'nın 594/2. maddesinde yer alan düzenlemenin, davacı tarafa kefaletten kurtulma hakkını vermeyeceğini, kefilin borçtan habersiz olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zaten kefilin asıl borçlu şirketin yetkilisi olduğunu, bu noktada bir eksiklik olsa dahi, bunun yaptırımının kefaletten kurtulmak değil, ispatı halinde uğranılan zarar kadar kefaletten kurtulmak olduğunu, davacının, tahsilatların icra dosyasına bildirilmediği yönündeki iddiası ve devamındaki hesaplamalara ilişkin iddialarının bu davanın konusu olmadığını, gerektiği takdirde icra dosyasına yapılan tahsilatların müvekkili tarafından bildirilebileceği gibi, borçlu tarafından da bildirilebileceğini, ayrıca icra takibinde kesinleşmiş olan faize ilişkin iddiaların dinlenmesinin mümkün olmadığını, ilgili oranların sözleşme ile belirlenmiş olduğunu ve davacı tarafın bu sözleşmeleri imzaladığını, tüm bu nedenlerle öncelikle ihtiyati tedbir talebinin reddini, davanın reddini ve %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Dava, davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ...Anonim Şirketi arasında akdedilen genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesine dayalı alacağın asıl borçlu ile müteselsil kefil davacı tarafından ödenmemesinden sebep, davalı banka tarafından alacağın tahsili amacıyla İstanbul... İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi ve dayanak sözleşme nedeniyle, borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkin bulunmaktadır.
Mahkememiz dosyası öncelikle İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sırasına tevzi edilmiş olup, mahkemenin 04/11/2024 tarihli,... esas ve ... karar sayılı kararıyla; "Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı'nın 25.11.2021 karar tarihli ve 1232 karar nolu kararıyla; Finans ile ilgili açılacak davalara bakacak mahkemeler nezdinde ihtisas mahkemelerinin belirlenmesi hususu görüşülerek, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceğinin düzenlendiğini, asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağının değerlendirildiği, kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir." gerekçesiyle "Dosyanın İstanbul 6, 7, 8 ve 9 numaralı Asliye Ticaret Mahkemeleri'nden birine tevzii edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri tevzii bürosuna gönderilmesine" karar verilmiş ve dosya, mahkememizin 2024/655 esas sırasına kaydedilerek yargılamaya mahkememiz heyetince devam olunmuştur.
Mahkememizce taraflar arasında akdedilen 30/03/2017 tarihli ve 2.500.000,00-TL bedelli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi ile ekleri, ... Fonu kredi kullandırım evrakları, Bakırköy ... Noterliğinin 06/12/2024 tarihli ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi ile tebliğ mazbataları, ödeme planları, dekontlar, asıl borçlu ...Anonim Şirketinin ticaret sicili kayıtları, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sayılı dosyası, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sayılı dosyası, arabulucuk son tutanağı vs. dosyamız arasına alınmış, bankacılık işlemleri uzmanı bilirkişiden rapor temin edilmiştir.
İstanbul ...İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasının incelenmesinden, alacaklı ... Bankası Anonim Şirketi tarafından, 18/12/2017 tarihinde borçlular..., ... ve ... Elektronik Sanayi Ticaret Anonim Şirketi aleyhine 2.009.657,13-TL asıl alacak, 33.518,23-TL işlemiş %40 temerrüt faizi, 1.675,91-TL BSMV ve 1.080,42-TL masraf olmak üzere 2.045.931,69-TL alacağın, takip tarihinden alacağın tamamen tahsiline kadar, belirtilen hesap tablolarındaki belirtilen oranlardan işleyecek temerrüt faizleri, faizlerin gider vergisi, avukatlık ücreti, icra harç ve masraflarıyla birlikte, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak, tahsilde tekerrür olmamak ve kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara mahsup edileceği kaydıyla tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edilerek takibin kesinleştiği, talimat yoluyla taşınmaz kıymet takdiri yapıldığı ve bir kısım fiili ve kaydi hacizlerin uygulandığı anlaşılmıştır.
Bankacılık işlemleri uzmanı bilirkişi ... tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 04/07/2025 tarihli rapor ile; davacı borçlunun, davalı/alacaklı bankaya takip tarihi 18.12.2017 takip itibariyle 2.009.657,00-TL asıl borç, 4.465,90-TL temerrüt faizi, faizin %5’i 223,30-TL BSMV ve 1.080,42-TL masraf olmak üzere toplam 2.015.426,75-TL borçlu bulunduğu, davalı/alacaklı bankanın hesaplama üzerinde kalan 2.045.931,69-TL’lik alacak
talebinin yerinde olmadığı, tespit edilmiştir.
Davalı tarafça her ne kadar hak dürüşücü süre itirazında bulunulmuş ise de, menfi tespit davası açılması için mevzuatımızda öngörülen herhangi bir hak düşürücü süre bulunmadığından, davalı tarafın bu yöndeki itirazına itibar edilmemiştir.
Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre davalı bankanın İkitelli Ticari İstanbul Şubesi ile asıl borçlu ...Anonim Şirketi arasında 30.03.2017 tarihinde 2.500.000,00-TL bedelli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin asıl borçlu şirket yetkilisi bulunan ... tarafından 2.500.000,00-USD limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, sözleşmeye istinaden 05/05/2017 tarihinde şirkete 2.000.000,00-TL kredi kullandırıldığı ve davacı ...'in ise ödeme planında bu krediyi kefil sıfatıyla imzaladığı ve ayrıca el yazısı ile genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmelerine ilişkin olarak sözleşmenin kendisine verildiği, içeriğinin öğrenmesinin sağlandığı ve sözleşmenin bir örneğinin tarafına verildiği yönünde yazılı beyanda bulunmuş olduğu, söz konusu borcun ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından asıl borçlu ve kefillere Bakırköy ... Noterliğinin 06/12/2024 tarihli ve ...yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesinin gönderildiği ve 08/12/2017 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ihtarnameye rağmen borçluların borçlarını ödememeleri üzerine davalı banka tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 18/12/2017 tarihinde borçlular ..., ...ve ... Anonim Şirketi aleyhine 2.009.657,13-TL asıl alacak, 33.518,23-TL işlemiş %40 temerrüt faizi, 1.675,91-TL BSMV ve 1.080,42-TL masraf olmak üzere 2.045.931,69-TL alacağın, takip tarihinden alacağın tamamen tahsiline kadar, belirtilen hesap tablolarındaki belirtilen oranlardan işleyecek temerrüt faizleri, faizlerin gider vergisi, avukatlık ücreti, icra harç ve masraflarıyla birlikte, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak, tahsilde tekerrür olmamak ve kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara mahsup edileceği kaydıyla tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edilerek takibin kesinleştiği, talimat yoluyla taşınmaz kıymet takdiri yapıldığı ve bir kısım fiili ve kaydi hacizlerin uygulandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça, davalı banka ile imzalamış olduğu genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinde, kredi limiti hanesinin sonradan doldurulduğu ve asıl borcun belli olmadığı, kefalet limitinin USD mi, TL mi olduğunun belirsiz olduğu ileri sürülmüştür. Davacı borçlunun kredi sözleşmelerini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olması, kredi türü ve kefaletin türü, sözleşmeye istinaden 05/05/2017 tarihinde şirkete 2.000.000,00-TL kredi kullandırıldığı ve davacı ...'in ise ödeme planında bu krediyi kefil sıfatıyla imzaladığı ve ayrıca el yazısı ile genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmelerine ilişkin olarak sözleşmenin kendisine verildiği, içeriğinin öğrenmesinin sağlandığı ve sözleşmenin bir örneğinin tarafına verildiği yönünde yazılı beyanda bulunmuş olması, kredi limit kısmının sonradan doldurulmuş olduğunun ispatına yönelik dosyaya herhangi bir delil sunulmaması, kredi sözleşmesindeki kefalete ilişkin kısım ve davalı tarafın beyanı dikkate alındığında, kefaletin para biriminin yanlışlıkla USD olarak yazıldıktan sonra bu durumun düzeltilmesi amacıyla bu kısmın karalanarak para biriminin TL olarak belirtilmiş olması, dikkate alınarak, davacı tarafın söz konusu iddialarına itibar edilmemiş, alacaklı tarafından asıl borçlu yerine müteselsil kefillerden de borcun ödenmesinin talep edilebilmesinin mümkün bulunması, kredi sözleşmesinin şekli bakımdan usulüne uygun olup, herhangi bir eksiklik içermemesi, davacı ...'in şirket temsilcisi olması nedeniyle eş muvafakatına gerek bulunmaması dikkate alındığında davacının ödenmeyen borçtan kefalet limitleri oranında sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Yine davacı tarafça konkordato projesi kapsamında yapılan ödemelerin icra dosyasına bildirilmediği, bahse konu icra takibine ... ödeme yaptıktan sonra da davalı banka tarafından başlatılan icra takibinin toplam alacak miktarı üzerinden sürdürüldüğü, oysa ki ... tarafından yapılan ödemenin söz konusu icra takibi alacağından mahsubu ile birlikte, ... ödemesinin ... adına davalı banka tarafından ayrı bir icra takibi veya açılacak dava ile talep edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Bankalar ile ...Fonu arasında imzalanan protokol gereği davalı bankanın, ... Fonu Anonim Şirketi ile yapılan ek kefalet protokolü kapsamında 28/12/2017 tarihinde tazmin edilen 1.782.268,80-TL bedelin, davacı kefil ile dava dışı asıl borçludan tahsil edilmesinde sözleşmesel olarak yetkili ve sorumlu pozisyonda bulunması, yani davalı bankanın tazmin edilen bu bedel bakımından takiplere aynen devam etme yükümlülüğünün bulunmakta olması, bu bakımdan gerek davalı banka ile dava dışı ...Fonu Anonim Şirketi arasında akdedilen ek kefalet protokolü; gerekse de Bankalar Kurulu kararına atfen sanki hiç ödeme yapılmamış gibi takiplere aynen devam edilebileceği, konkordato projesinin davalı banka tarafından onaylanmamış olması İİK'nın 303. maddesi gereği asıl borçlunun konkordato projesi kapsamında ödemelerini tamamlamasının kefili sorumluluktan kurtarmamakta olması, TBK'nın 594/2. maddesinde yer alan düzenlemenin, davacı tarafa kefaletten kurtulma hakkı vermemesi, yalnızca ilgili durumda ispatı halinde uğranılan zarar kadar kefaletten kurtulmaya yönelik olması ve buna ilişkin ispata yarar bir delil de sunulmamış olması dikkate alınarak, davacı tarafın bu yöndeki itirazlarına da itibar edilmemiştir. Davacı borçlu taraf borcu bulunmadığı gerekçesiyle icra takibine eldeki davayı ikame etmiş ise de, dosya kapsamında bankacılık işlemleri uzmanı bilirkişiden temin edilen 04/07/2025 tarihli rapor ile, davacının bilirkişi tarafından belirlenen miktarda davacı bankaya borçlu bulunduğu tespit edilmiş ve mahkememizce, denetime ve hüküm tesisine elverişli bulunan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Davacı borçlu tarafından söz konusu borcun bulunulmadığına ilişkin dosyaya ispata yarar herhangi bir delil sunulmamıştır. Bu hususlar dikkate alınarak, temin edilen bilirkişi raporu doğrultusunda davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmiştir. Eldeki dosya kapsamında herhangi bir ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması dikkate alınarak, davacı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir.
Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafça, davalı hakkında açılan davanın REDDİNE,
2-Davalı tarafın, kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 34.939,40-TL'den mahsubu ile fazladan yatan 34.324,00-TL'nin, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Arabuluculuk görüşmelerinde arabulucu olarak atanan ...(...)'a 3.600,00-TL ödeme yapılmasına karar verildiği, ödemenin suçüstü ödeneğinden karşılandığı anlaşıldığından 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-13'e göre davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 812.459,32-TL vekâlet ücretinin, davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.16/10/2025
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır