T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARI
ESAS NO: 2014/383 Esas
KARAR NO: 2018/31
DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/10/2012
KARAR TARİHİ: 18/01/2018
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılardan ... Mücevheratın altın pırlanta gibi değerli maden ve taşların perakende saiışım yapan bir şirket olduğunu, davacılardan ..., ... ve ...’ın davacı şirketin ortakları olduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibine konu edilen 1.837.500,00 USD tutarlı bononun kefilleri olduğunu, davalı şirketin ise danışmanlık şirketi olduğunu, davalının 1.500.000 USD borç para verdiğini, verdiğini bu paraya karşılık peşinen işlettiği faizi ihtiva edecek şekilde 1.837.50ü USD tutarında bono aldığını, etiket fiyatları esas alınmak sureti ile yapılan hesaba üzere 6.000.000 USD’ye yakın altın ve mücevherden oluşan emtiayı rehin aldığını, rehin aldığı emtiayı yasa ve hukuka aykırı olarak 500.000 USD’ye alacağından mahsup ettiğini, davacı şirkel hakkında 3. bir şahıs tarafından icra takibi yapıldığını, takip alacaklısı ile davacı arasında anlaşma yapıldığını, anlaşmanın ön şartı olarak takibe konu edilen alacakla ilgili olarak bir miktar ödeme yapılması olduğunu, anlaşmanın ön şartı olarak takibe konu edilen alacakla ilgili olarak bir miktar ödeme yapılması olduğunu, anlaşmanın ön şartı olan ön ödemenin davalı şirketten temin edildiğini, davalıdan ön ödeme temin edilirken 12.10.2011 tarihli protokol imzalandığını, imzalanan protokole göre takip konusu edilen alacağın 1.500.000 USD tutarındaki kısmı dava şirket tarafından dosya alacaklısına ödeneceğini, ödeme ile birlikte dosya alacaklısı taralından hacizlerin fekkedileceğini hacizlerin fekkedilmesinden sonra davacının yediemine teslim edilmiş olan ziynet eşyaları, mücevherat ve kıymetli taşlardan oluşan mahcuz malların dosyada değer tespili yapılmış miktarları üzerinden verilen borç miktarına karşılık gelecek kadar olan kısmı davalı şirket ya da onun belirlediği üçüncü şahsa teminat olarak verileceğini, borç miktarına karşılık olarak verilenlerin dışında ayrıca davacı tarafından 450.000 USD tutarında davalı şirket yada onun belirleyeceği üçüncü bir şahsa ek teminat ziynet eşyaları teslim edileceğini. 1.500.000 USD'den oluşan borcun davacı tarafından 6 ay içinde ödeneceğini, 6. Ayın sonundaki ödeme miktarı % 22.5 faizi ile birlikte 1.837,500 USD'ye tekabül ettiğini, davacının bahse konu borcu bir ile 3 ay arasında ödemesi durumunda %20 alacağını, davalıya kısmi ödeme yapılması durumunda ödemeye paralel olarak elinde tuttuğ ziynet eşalarından bir kısmını iade etmeyi vaat ettiğini, teminat olarak verilen mallara ilaveten 10.05.2012 vade tarihli 1.837.500 TL bedelli lelıtarı davalı şirket olan borçlusu davacı şirket ve kefilleri Ahmet işlemiş faizleri ödenmediği takdirde davalı alacaklının tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile teminat olarak aldığı menkul malları satabileceği gibi aldığı bonoyu tahsil için takip de başlatabileceğini, haczin fekkinden sonra iiç ayrı haciz tutanağında yer alan tüm mahcuz mallar ile Nuriosmaniye haczinde muhafaza alıma alman malların bir kısmının davalı şirkete teslim edildiğini. İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasından yazılan taliat çerçevesinde davacı şirketin Istiııyepark alışveriş merkezindeki şubesinde Sarıyer İcra Müdürlüğünün ...Talimat sayılı doyasında 10.06.2011 tarihinde haczedilen mahcuz malların haciz, tutanağındaki sırasına göre haciz tarihindeki saiış fiyatlarını gösterir etiket değerleri ile icra müdürlüğü tarafından temin edilen bilirkişinin verdiği değerleri gösterir bir bir çizelgenin taraflarınca hazırlandığını, çizelgeye göre Sarıyer icra Müdürlüğünün ...Talimat sayılı dosyasında 10.06.2011 tarihinde haczedilen altın, mücevher ve kıymetli taşlardan oluşan menkullerin etiket değerinin 994.107 USD olduğunu, haciz tarihi itibariyle dolar kurunun I Usd = 1.585 TL olduğu nazara alındığında haczedilen menkul mallarının TL karşılığı değerinin 1,575.059,45 TL’ye tekabül ettiğini, gelen bilirkişinin herhangi bir ciddi inceleme yapmaksızın göz kararı ile yaptığı değerlendirme sonucu olsa olsa metoduyla söz konusu mahcuz mallara etiket değerinin yaklaşık 1/5 fiyatı olan 368.861 TL değer takdir ettiğini. 10.06.2011 tarihinde İstinyepark alışveriş merkezindeki şubesinden haczedilen menkul malların tamamının davalı şirkete teslim edildiğini, davalının eline geçen altın, kıymetli taş ve mücevherattan oluşan menkullerin etiket (ularının teslim larilıi ilibariyle 994.107 USD’ye tekabül elliğini, Sarıyer İcra Müdürlüğünün ...Talimat sayılı dosyasında 13.06.2011 tarihinde haczedilen mahcuz malların haciz tutanağındaki sırasına göre haciz tarihindeki satış fiyatlarını gösteren etiket değerleri ile icra müdürlüğü tarafından temin edilen bilirkişinin değerleri gösterir bir çızelae taraflarınca hazırlandığını, Sarıyer İcra Müdürlüğünün 13.06.2011 tarihinde haczedilen altın, mücevher ve kıymetli taşlardan oluşan menkullerin etikcı değerinin 3.394.657 USD olduğunu, haczedilen menkul malların TL karşılığından değerinin 5.363.558,06 TL olduğunu, bilirkişin mahcur inal kırcı etiket değerinin yaklaşık 1/3 fiyatı olan 1.409.872 TL değer takdir ettiğini,13.06.2011 tarihinde haczedilen menkul malların tamamının davalı şirkete teslim edildiğini, davalıya teslim edilen menkullerin etiket lutarı teslim tarihi itibariyle 3.394.657 USD'ye tekabül ettiğini. 10.06.2011 tarihinde... şubesinden haczedilen mahcuz malların tamamının davalı şirkete teslim edildiğini, mahcuz menkullerin etiket değerinin 4S7.872 USD olduğunu, haciz tarihi itibariyle dolar kurunun 1 Usd = 1.580 TL, olduğunu, haccedilen menkul malların TL karşılığından değerinin 770.837,76 TL'ye takebül ettiğini, icra memuru ile birlikte gelen bilirkişinin mahcuz mallara etiket değerinin yaklaşık 1/3 fiyatı ola 160.865,00 USD değer takdir ettiğini, 13.06.2011 tarihinde haczedilen menkul malların tamamının davalı şirkete teslim edildiğini, takipten önce 1.500.000 USD'lik borç için davalı şirkete 150.000,00 USD ödendiğinden bu ödemenin takip konusu borçtan mahsubuna, davalı şirkete 1.500.000,00 USD'lik alacağın teminatını teşkil etmek üzere 5.536.846 USD tutarında altın, mücevher ve pırlatadan oluşan menkul teslim edildiğine göre teslim edilen malların değerinin davalı şirketin takip konusu yaptığı alacağından fazla olduğu nazara alınarak teslm edilen menkul malların davalı şirket tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak mülkiyetinin kendi üzerine geçirildiği, mülkiyetin nakline esas menkul malların değerinin taraflar arasında aksine bir sözleşme olmadığından davacı şirketin etiket satış fiyatı olması gerektiğinin kabulü ile etiket satış fiyatları üzeriden 1.500.000,00 USD lik alacaktan haksız ve hukuka aykırı olarak mülkiyeti geçirilen menkul malların borca yeterinin mahsubunu,mahsup işlemi sonrasında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosya nedeniyle davacının borcunun kalmayacağından borçlu olmadığının tespitini, takibin iptalini, davalı şirketin haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle % 40'dan aşağı olmamak iizere davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, davalının 1.500.000,00 USD alacağına karşılık yıllık % 45 faiz hesaplanmak suretiyle bu alacak karşılığında 1.837,500 USD bono tanzim edildiği nazara alındığında sözleşmenin yapıldığı tarihte icra takipleri nedeniyle davacı şirketin müzayaka halinde bulunduğunun kabulü ile yıllık % 45 oranındaki faizin pek fahiş olduğunun nazara alınmasına ve maksimum döviz cinsinden 1 yıl vadeli hesaba uygulanan oranda faiz uygulanmasına, fazlaya dair kısmın iptalini, 1.500.000,00 USD lik alacak için vıllık % 45 faiz uygulaması ile 1.837.500 USD tarafında bono tanzim edilmesi sonra da faizi bakiye ihtiva eden bono tutarına yıllık % 6 faiz işletilmesi, faize faiz işletilmesi vaşağına tabi olduğundan işletilen bu faizlerin iptalini, davalıya teslim edilen 5.535.846 USD'den davalı alacağını yukarıdaki esaslarla yeniden hesaplanıp mahsup edilmesinden sonra kalan altın, pırlanta vs. mücevheratın davacıya aynen iadesini, ayııen iadesi mümkün olmadığı takdirde etiket değerleri üzerinden hesaplanacak tutarının dava tarihinden itibaren işletilecek 1 yd vadeli döviz mevduatına uyutana faizi ite birlikte davalıdan tahsilini, yapılan icra takibi nedeniyle takip dosyasından herhangi bir tahsilat yapılması halinde yapılan tahsilatın borçtan mahsubunu, haksız ve hukuka aykırı alarak tatbik olunan ihtiyati hacız vc hacizler nedeniyle davacı şirketin uğradığı zararın tespitini, tespit edilen zararın dava tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından tatbik olunan avans kredi faiz oranı üzerinden hesap edilecek faizi ile birlikle tahsilini, dava sonuna kadar davalı şirketin elinde alacağın 3 katından fazla miktarda menkul malın teminat olarak bulunduğu nazara alınarak davacı şirketin uğradığı zararların azaltılması maksadıyla takibin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; eksik olarak yatırılan harcın ikmalinin gerektiğini, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerektiğini, davacı borçlıların 3.şahıslara olan yüklü miktardaki borçlarını ödeyememerli ve sürekli hacze maruz kalmaları nedeniyle borçlarını yeniden yapılandırabilmeleri ve mali disiplinin sağlanarak ticari faaliyetlerine devam edebilmelerini sağlamak amacıyla ortak tanıdıkları vasıtasıyla davalı şirketten yardım talep
ettiklerini, taraflar arasında 12/10/2011 tarihli protolün akdedildiğini, davacıların bankalar nezdinde kredibilitelerini yitirilmiş olması nedeniyle ilk etapta ihtiyaç duyulan 1,500,000 USD’nin lemin edilmesi için davalı şirket ve Hüseyin Keçeci arkadaşı Burak Başaran adına bankalara üç adet kredi müracaatında bulunulduğunu, kredilerin çekilerek davalı şirkete ait hesapla toplanılması ve davacıların alacaklılarına ödenmek üzere bloke çek hazırlandığını, davacıların yükümlülüklerini yerine getirmemeleri tilerine tüm ticari ilişkileri ve düzeni bozulduğıınu, kredinin geri ödeme günü geldiğinde herhangi bir ödemede bulunmayan davacıların davalıyı zor durumda bıraktıklarını, davalının ticari olarak zor günler geçildiğini, davacıların edimlerini yerine getirmemelerinden doğan zararını ayrıca talep etme haklarını saklı tuttuklarını, sözleşmenin imzalanmasından hemen sonra davacı vekilinin dilekçesinin 9. Sayfasının 11.C a- bendinde iddia ettiği gibi zaman zanum davalı şirket vekilinin avukatlık ücretinin az ya da geç ödenmesinden kaynaklanan serzenişleri dışında taraftar arasında herhangi bir sorun çıkmamıştır." İfadesine davacılarında inanmış olabileceğini, ihtarname öncesinde davacılara sayısız kez şifahi olarak protokoldeki yükümlülüklerim verine getirerek eksikleri ikmal etmelerinin ihtar edildiğini, davacıların her defasında sayısız mazeretler sunarak yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçındıklarını, söyleşme edimlerinin yerine getirilmesi amaçlı keşide edilen ...Noterliği’nin 06.12.2011 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnameye karşılık davacıların İstanbul ... Noterliğinin 23.12.2011 tarih ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamelerinde esasen protokol bükümlerine yerine getirmediklerini açıkça ikrar ettiklerini, yükümlülüklerini en kısa sürede yerine getireceklerini bildirmişime de aradan geçen sürede de taahhütlerini yerine getirmediklerini, butum ürerine davalı tarafından davacılara ...Noterliğinin 06.01.2012 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalılar taralından alacağın teminatı olarak alacaklıya verilen malların değerinin ortaya çıkarılması amacıyla alacaklı larutııulan piyasadan fiyat teklifleri alındığını, davacı tarafından beyan değerlerinin de gerçek piyasa değerlerini yansıtmadığının ortaya çıktığını, ürünler için en iyi verilen fiyat teklifi olan 500.000 USD dikkate alınıp toplam ana para alacağı olan 1.500.000 USD lik alacaklarından ınahsup edildiğini, faizi, cezai şart ve tüm ferileri hariç bakiye 1.000.000 USD karşılığı TL 1.840.000,00 TL için yasal takip başlatılması gerektiğinin ...Noterliği'nin 24/01/2012 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile bildirildiğini, davacı borçlular aleyhine 16.05.2012 tarihinde İstanbul ...İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile yasal takip başlatıldığını, malların satışı için Sabah gazetesinde ilan verildiğini, ilan kapsamında hiçbir alıcının gelmediğini, teslim alınan emtiaların sertifikalandırılması için IIRD isimli firmadan alınacak hizmet karşılığında ödenmesi gereken faturanın talepleri olmadan değerlemeyi yapan firma prensipleri uyarınca tarafların fatura edildiğini, davacı tarafça defalarca bu faturanın kendileri tarafından ödeneceğinin ifade edildiğini, faturanın davalı tarafından ödenmek zorunda kalındığını, sözleşmedeki taraf iradeleri kesinlikle şekil şartına bağlanmış menkul rehni ve hapis hakkına dönük olmadığını, bu hükümler kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayacağını, davacı borçluların TTK m.18.kapsamında her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde hasiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir hükmü kapsamında değerlendirilmesi mümküm olmayacağını, davacı borçluların TTK m. 18 kapsamında her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket elmesi gerekir hükmü kapsamında imzalarının ve taahhütlerinin arkalarında durmalarının yasal bir zorunluluk olduğunu, davalının BK. m. 112 kapsamında borç hiç veya gereği gibi ita edilmezse borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyecegini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Hükmünün var olduğunu, BK. m, 12. deki düzenlemeye kapsamında temerrüde düşen borçlu verilen süre içinde borcunu ita etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir hükümleri çerçevesinde davacı borçlulardan alacağını ve zararlarını giderilmesini talep etmekte ve sözleşme hükümleri doğrultusunda alacağının takibi ve tahsili için çaba göstermekle olduğunu, davacıların ta ize itirazları vc faizlerin iptalini talep etine haklan bulunmadığını, davalının sözleşme kapsamında cezai şart isteme hakkına sahip olduğumu cezaî şartın talep edilebilmesi için alacaklının zarar gördüğünü ispat etmesinin gerekmediğini, boıea aykırılık davalarında ispat yükünün davalıda borçluda olduğunu, bu kurumun daha çok alacaklının haklanın korumaya yönelik olduğunu, alacaklının aykırılıktan doğan ve cezai şart miktarını aşan hir zararı varsa bunun tahsili için aşkın zararın ispatlayarak tahsil etmesinin mümkün olduğunu, davacının yapılan icra takibine itiraz etmemiş olması nedeniyle takibin kesinleştiğini, bu nedenle faiz ve ferilere itiraz haklarının bulunmadığının izahtan vares olduğunu, davacının 150.000 USD'lik ödemeyi ne zaman ne şekilde ve neye istinaden yapıldığının ispat külfetinin kendilerinde olduğunu, iddia olunan ödemenin belgeleriyle ispatının gerektiğini, bu şekilde borçtan düşümünün söz konusu olabileceğini, aksi halde bu talebin reddinin gerektiğim, belirlilen nedenlerle, kötü niyetli olarak açılan dava ve taleplerin tümüyle reddine karar verilerek %40’dan aşağı olmamak kaydıyla bir kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Dava; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasından dolayı davacının 1.837.500,00 USD lik bonodan dolayı 1.337.500,00 USD nin ve ferileriyle kendisinin icra müdürlüğünde sözleşme gereğince borçlu olmadığı ve istirdat istemine ilişkindir. Takibe konu senedin davacılar tarafından davalıya verildiği ihtilaf konusu değildir.
Mahkememizce tüm dosya kapsamı, iddia ve savunmalar doğrultusunda bilirkişi raporu alınması cihetine gidilmiş olup, alınan bilirkişi raporlarında özetle; tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmış olup, davalı tarafından ibraz edilmekle incelenen 2011 yılı ticari defterlerinin noter açılış onamalarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış, Envanter Defterinin kapanış tasdikinin yaptırılmamış ve deflerin yazdırılmamış olduğa tespit edilmiş olup, davalının 2011 yılı ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK.’nın ilgili hükümleri gereğince delil niteliği taşımadığını, 2012 yılı ticari defterlerinin noter açılış onamalarının yasal süresi iverisımlc yaptırılmış. Yevmiye ve Envanter Deflerinin kapanış tasdikinin yaptırılmamış ve Envamer defterinin yazdırılmamış olduğu tespit edilmiş olup, davalının 2012 yılı ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK.’nun ilgili hükümleri gereğince delil niteliği taşımadığını, davalının ibraz edilmekle incelenen 2013 yılı Yevmiye ve Defteri Kebir defterinin noter açılış onamalarının yaptırılmış, Envanter defterlerinin yazdırılmamış, Yevmiye ve Envanter defterlerinin kapanış tasdikinin yaptırılmamış ve deflerin yazdırılmamış olduğu tespit edilmiş olup, davalının 2013 yılı ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK.’ıum ilgili hükümleri gereğince delil niteliği taşımadığını, davalının ibraz edilmekle incelenen 2014 yılı defterlerinin noter açılış onamalarının yaptırılmış, Yevmiye defterinin kapanış tasdiknin yasal süresi içinde yaptırıldığını, davalının 2014 yılı ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK.’ıum ilgili hükümleri gereğince delil niteliği taşıdığını, davacı muavin kayıtlarının iki farklı hesapta takıp edildiğini, 159- Verilen Sipariş Avansları Hesabının alt detayında yer alan 159.01-... Şti.nolu hesabın tetkikinde; davalı taralından 13.10.2011 tarihinde davacıya bloke çek ile ödemesi yapılan1.510.760,00 TL.’nin davacı hesabına borç kaydedildiğini, davacıdan tahsil edilen 1.000.00 TL'nin. davacıya ait hacİz edilen altın ve pırlantadan oluşan ürünlerin toplam bedelî olan 1.212.271,43 USD karşılığı ( kur 1,8065 TL, ) 2.189.968,33 TL.'nin davacı hesabına alacak kaydedilmek suretiyle davacı borcundan mahsup edildiğini, kalan alacak bakiyesi 320.792.44 TL’nin ise 128-Şüpheli Alacaklar Hesabına virman edildiğini, davacı tarafın davalıdan borç para aldığını, buna karşılık davalıya borca işletilecek faizi de içerecek şekilde bono teslim edildiğini, ayrıca bu borcu teminat altına almak için altın ve mücevherden oluşan bir kısım emtia üzerinde taşınır rehni kurulduğunu, davalının bu emtianın bir kısmını sattırdığını, elde ettiği bedelin satılan emtianın gerçek değerinin çok altında olduğunu beyan ederek davalıya borçlu olmadığının tespiti ile rehin için bırakılan emtianın iadesine karar verilmesini talep ettiğini, davalı taraf ise davacı şirkete yardım etmek için bankadan kıedi çektiğini, bu kredilerin davacıya aktarıldığını, taraflar arasında buna ilişkin protokol imzalandığım, taraflar arasındaki sözleşmenin taşınır rehni sözleşmesi değil, inançlı işlem olduğunu, satılan mücevherlerin davalının iddia ettiği bedelden alıcı bulmasının mümkün olmadığını ileri sürdüğünü, davalının bankadan kredi çekip, bu krediyi davacıya yıllık % 45 oranında faizle borç olarak vermesine ilişkin taraflar arasında akdedilen protokolün hukuken geçerli olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, davalı taraf bankalardan kredi çekip, elde ettiği parayı davacı şirkete borç olarak verdiğini beyan etmek olduklarını, dosya kapsamından davalının bankalardan faizle kredi aldığı* bu krediyi % 45 oranımla faizle davacıya aktardığının anlaşıldığını, taraflar arasındaki 12.10.2011 tarihli protokolün geçerli olabilmesi için Bankacılık Kanunu ve İlgili mevzuat uyarınca, davalının bu tür bir faaliyette bulunabilmesi için gerekli izinlere sahip olması gerektiğini, dosya kapsamından davalı şirketin bu tür faaliyetler için gerekli izinlere sahip olup olmadığım tespit etmek mümkün gözükmediğini, davalı şirket gerekli izinlere sahip değilse, taraflar arasındaki 12.10.2011 tarihli protokolün, protokole kanun hükümlerine aykırı olmasından dolayı geçersiz olduğu kanaatine ulaşmak mümkün olduğunu, bu hususun takdiri tamamen Mahkemeye ait olduğunu, Mahkeme bu kanaatte ise tarafların 12.10.2011 tarihli protokole dayanarak bir talepte bulunmalarının mümkün olmadığını, ancak karşılıklı ifa edilen edimlerin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iadesinin talep edilebileceği yönünde görüş bildirildiğini, Mahkeme 12.10.2011 tarihli protokolün geçerli olduğa kunaatindeyse; taraflararasındaki uyuşmazlığın çözümü açısından ilk olarak 12.10.201 I tarihli protokolüntaşınır rehni sözleşmesi mi, inançlı işlem mi olduğu hususunun belirlenmesi gerektiğini, İnançlı sözleşmelerde, inanan bir hakkını belirli bir süre veya amaçla inanılana geçirmeyi, inanılan ise bu süre dolunca hakkı tekrar inanana devretmeyi üstlenir. İnançlı sözleşmelerin teminat amaçlı yapılması da mümkün olduğunu, bu bağlamda, taşınır bir eşya da teminat amaçlı inançlı işlemlere konu olabileceğini,bu tür bir inançlı işlemin taşınır rehninden ayıracak en önemli kriterin ise teminat konusu taşınır eşyanın mülkiyetinin alacaklıya geçip geçmemesi olacağını, teminat konusu eşyanın mülkiyetinin alacaklıya geçtiği durumlarda inançlı işlemin varlığını, teminat konusu eşyanın mülkiyetinin borçluda, zilyetliğinin ise alacaklıda kaldığı durumlarda ise taşınır rehnin varlığına hükmetmek yerinde olacağını, taraflarca imzalanmış 12.10.2011 tarihli sözleşmenin 2. maddesinde teminat amaçlı olarak mücevherlerin davalıya veya onun göstereceği üçüncü bir kişiye teslim edileceği belirtildiğini, sözleşmenin ilk paragrafında da, "... ziynel eşyasının ... yetkilisi veya onun göstereceği üçüncü bir şahsın yedinde bırakılması,.." ifadesi bulunduğunu, sözleşmenin tamamı incelendiğinde, uyuşmazlık konusu mücevherlerin mülkiyelinin bir ifadenin sözleşmede bulunmadığı görüldüğünü, bu durumda, taraflar arasındaki sözleşmenin taşınır rehni olarak kabulünün yerinde olacağını, 12.10.2011 tarihli sözleşmede, davacıya aldığı borcu ödeyebilmesi için 6 aylık süre tanındığını, bu süre sonunda davalının rehin konusu emtia üzerinde tasarruf etme yetkisine kavuşacağını, nitekim, süre sonunda davacının borcunu ödeyemediğini, davalının da bir kısım mücevheri satıp elde ettiği bedeli alacağından mahsup ettiğinin görüldüğünü, 12.10.2011 tarihli sözleşmenin 6. maddesiyle davalıya tanınan, borcun ödenmemesi halinde, rehin konusu mallar üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bu kapsamda değerlendirilebeceğini, 12.10.2011 tarihli sözleşmenin 6. maddesinin geçerli olduğunu, bu maddeye dayanarak yapılacak tasarruflarda, davalının özenli davranma yükümlülüğü altında bulunduğu sonucuna varılabileceğini, dosya kapsamından davalının iki farklı şirketten fiyat aldığı anlaşılmaktaysa da sattığı mücevherlere ait faturalardan, mücevher satışlarının farklı tarihlerde, farklı kişilere yapıldığının görüldüğünü, bu durumda davalının sorumluluğunun tespiti için emtiaların piyasa fiyatlarına uygun olarak satılıp satılmadığının tespitinin gerektiğini, taraflar aıasmdaki 12.10.2011 tarihli protokolün Bankacılık Kanunu ve ilgili mevzuatın emredici hükümlerine uygun olup olmadığının takdirinin Mahkemeye ait olduğunu, eğer Mahkeme taraflar arasındaki 12,10.2011 tarihli protokolün, emredici kanun hükümlerine aykırı olduğu kanaatindeyse, tarafların 12.10.2011 tarihli protokole dayanacak bir talepte bulunmalarının mümkün olmadığı, ancak karşılıklı ifa edilen edimlerin sebepsiz zenginlenme hükümleri gereğince iadesinin talep edilebileceğini, şayet Mahkeme, taraftar arasındaki 12.10.2011 tarihli protokolün geçerli olduğu kanaatindeyse, aşağıdaki görüşlerin ifade edilebileceğini, taraflar arasındaki 12.10.2011 tarihli protokolün taşınır rehni sözleşmesi niteliğinde olduğu, protokolün 6. maddesi aracılığıyla davalıya tanınan, rehin konusu emtia üzeride taşınır malları satma yetkisi olarak nitelendirilebileceğini, bu yönüyle protokol hükmünün geçerli olduğu, ancak davalının bu yetkisini kullanırken özenli davranması gerektiğini, dosya içeriğinden davalının iki farklı firmadan fiyat teklifi aldığı anlaşılmaktaysa da , rehin konusu eşyaları farklı tarihlerde , farklı kişilere sattığının görüldüğünü, satılan mücevherlerin bizzat incelenmesinin mümkün olmadığını, dosyadaki resim ve sertifikarlarla fatura belgelerinin karşılaştırıldığını, bu hususun takdirinin Mahkemeye ait olduğunu, bu belgelerin esas alınması durumunda, satılan mücevherlerin satış tarihlerindeki bedellerinin piyasa koşullarına uygun kabul edileceğini, davacının gabin iddiasının takdirinin Mahkemeye ait olduğunu, eğer bu iddiayı yerinde görürse, davalının talep edebileceği toplam alacağının 1.606.750 USD olduğunu, bu durumda satılan rehin konusu malların değeri ve 150.000,00 USD bedelin düşüldükten sonra davalının bakiye alacağının 906.398,99 USD olduğu söylenebileceğini, Mahkeme gabin iddiasını yerinde görmüyorsa, davalının atacağından satılan rehin konusu malların değeri ve 150.000,00 USD bedelindeki ödeme düşüldükten sonra geriye kalan hakiye bedelin 1.137.148,99 USD olduğu kanaatine varılabileceği ek raporlarında da görüşlerinin aynı olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Davacılar davalıdan kendileri hakkında 3.kişi tarafından yapılan İstanbul ... İcra Müd.nün ... sayılı icra takip dosyasında davalı tarafından bu borcun kapatılması karşılığında 12/10/2011 tarihinde sözleşme yaptıkları, bu sözleşme gereğince karşılıklı edimler yüklendikleri, 1.500.000,00 USD 'nin davalı tarafından karşılanacağı, 2.maddesinde bu icra dosyasından dolayı haczedilen ziynet eşyalarının borç miktarına karşılık gelecek kadar haczin kaldırılacağı, davalıya veya 3.kişiye teminat olarak verilebileceği ve ayrıca borçlu taraf yine tutark teminatı olarak alacaklının ödediği tutarın %30 fazlası olan 450.000,00 USD yi kıymetli taşlarla temin ederek davalıya veya 3.şahsa teslim edeceği, borçlular alacaklının ödediği tutarın %22,5 fazlasına denk gelen 1.837.500,00 USD yi protokol tarihinden itibaren 3.maddesinde ödemeyi kabul ve taahhüt ettiklerini ve ödenmemesi halinde faiz oranlarını kararlaştırdıklarını, 5.maddesinde de borcun ödenmemesi halinde ödedikleri tutar bono miktarından düşülecek, bakiye borç muaccel hale gelecek , davalının bono üzerinden yasal takip başlatıp başlatılmayacağı serbest kalacağı ve herhangi bir itirazda bulunmayacakları ve ayrıca %25 cezai şart öngörüldüğü, 6 aylık süre içinde borç ödenmediği takdirde borcun muaccel hale geleceği, borçlu davacının bu mallar üzerinden herhangi bir hak iddiasında bulunmayacağı kararlaştırılmıştır. Davalı sözleşme gereğince 1.837.500,00 USD lik bonodan dolayı kendisine verilen ziynet eşyalarının değerini düşerek 1.337.500,00 USD üzerinden icra takibi yaptığı, gerekirse bu miktar ödendiği takdirde ziynet eşyalarının davacıya iade edeceğini beyan etmektedir. Sözleşme kapsamında borcun 6 ay içinde ödenmediği takdirde davacının hak iddia edemeyeceği kararlaştırılmıştır. Her ne kadar bilirkişi incelemesi yapılmışsa da, Yargıtay ... HD.nin 28/03/2011 tarih 2010/7080-2011/4000 sayılı kararında; taşınmazın devrinin müzayaka altında verildiği ve müzakeye altında borç miktarından iddiasının kanıtlanamadığının reddine dair kararın onanmış olduğu, keza aynı dairenin 17/11/2011 tarih 4975-14149 sayılı kararında; davalı vekili protokolle belirlenen borcun tamamının ödenmesi halinde boröç miktarının 77.000,00 USD olarak sabitlendiği, taksitlerden birinin ödenmemesi halinde tüm alacağın talep edileceğinin kararlaştırıldığını, taksitler ödenmediğinden icra takibine devam edildiği, taraflar arasındaki protokolün yapıldığı ve satışın düşürülmesine rağmen peşinatın verilmediği ile ilgili davada müzayaka halinde olduğuna dair senedin bu amaçla verildiğinin ispatlanamayacağından bahisle kararın onanmış olduğu, yine Yargıtay 19. HD.nin 21/12/2015 tarih 6111-17372 sayılı kararında; protokol içeriği ile ilgili gerek ödenen paranın gerekse ödenen bononun itirazı kayıtla karşı tarafa verildiğine dair bir sübutun bulunmadığı, basiretli tacir olarak hareket eden davacı tarafta protokolün müzayaka halinde imzalandığının ileri sürülemeyeceğinden protokolün ve protokol gereği yapılan ve düzenlenen bononun rızaen karşı tarafa verildiğinin kabulü ile ilgili davanın reddine dair kararın onanmış olduğu belirtilmiştir.
Davalı, davacının bir 3.kişiye karşı borcuyla ilgili 1.500.000,00 USD bankadan borçlandığı, bunun karşılığı faizli olarak 1.837.500,00 USD senet aldığı, kendisine bırakılan mücevharat ile ilgili olarak bedelin düşülerek 1.337.500,00 USD üzerinden icra takibi yaptığı, sözleşmeye göre 6 aylık süre içerisinde ödemeleri yapmadığı, buna dayalı olarak itirazda bulunamayacağı hüküm altına alındığı, icra takibinden kurtulmak için yukarıda belirtilen içtihatlar doğrultusunda müzayaka sebebiyle senedi verdiğinin ispatlanamadığı anlaşılmakla açılan davanın reddi cihetine gidilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle;
1-Davacı vekilinin açmış olduğu davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 35,90 TL harcın peşin alınan 44.550,00 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 44.514,10 TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davalılar yararına tayin ve takdir edilen 95.200,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan tahsiline, davalılara ödenmesine,
4-Tarafların yapmış olduğu yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kalan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair kararın istinaf yolu açık olmak üzere davacı ve davalı vekillerinin yüzlerine karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır