T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2016/591 Esas
KARAR NO: 2018/65
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ: 30/05/2016
KARAR TARİHİ: 08/02/2018
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı şirketin 20.000.000 TL toplam sermayesi içinde 6.000.000.- TL ’lik sermayeye karşılık gelen 240.000 adet hisse ile %30 pay sahibi ortağı bulunduğunu, dava konusu 5 nolu karar ile davalı şirketin 2015 yılı faaliyet dönemine ilişkin bilanço ve kâr/zarar tablosunun ve diğer gelir tablolarının tasdikine karar verilirken, oy çokluğu ile alınan bu kararın, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ... (%39) ile Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ... ’ın (% 30) ve ... ’ın kızı ... ’ın (%î) şahıslarına ait paylardan doğan oyların kullanımı neticesinde alındığı; bu bakımdan TTK m. 436/2 oy yasağı ihlal edilmek suretiyle TTK m. 424 hükmü çerçevesinde kendi yararlarına ibra yetkisi doğuracak şekilde bir karar alınmasını sağladıklarından, alınan bu kararın, emredici oy yasağını ihlal ettiğinden geçersiz olup, ilk olarak bu yönden iptalinin gerektiği; bunun dışında fınansal tabloların tasdiki ile ilgili karar, hesap verme ve dürüstlük ilkelerine de uygun olmadığı gibi, özensiz ve gerçek durumu yansıtmaktan uzak olduğu; bir önceki 2014 yılı faaliyet döneminde genel kurula sunulan gelir tablosuna göre şirketin enet 22.605.819,85 TL kâr elde ettiği açıkça ortada olmasına rağmen, 2014 yılı bilançosunda kasten yapılan bir müdahale ile sanki 2014 yılında zarar edilmiş gibi geçmiş yıllar kârından 22.658.991,00 TL düşürüldüğü; davacı ve davalı şirket mevcut yönetim kurulu tarafından zarara uğratıldığından, yapılacak bilirkişi incelemesinin mutlaka 2013, 2014 ve 2015 yılı fınansal tabloları karşılaştırılarak dava konusunun incelenmesi gerektiği; ... Şirketin önceki yıllarının aksine 2015 yılında 101 ... Çekler kısmında 11.506.859,85 TL'lik bir tutarın göründüğü; bunun nereden kaynaklandığının meçhul ve fıktif bir işlemle gerçekleşmiş olmasının kuvvetle muhtemel olduğu; bunu izah etmeyen yönetim kurulunun davacının bilgi alma hakkını açıkça ihlal ettiği; bilançoda herhangi bir dipnot ve açıklama da bulunmadığından fınansal tabloların denetlenebilir ve hesap verilebilir nitelikte olmadığı; diğer yandan 131 Ortaklardan Alacaklar tutarı olarak gösterilen 12.424.889,79 TL’nin hangi ortaktan alacak olduğu, neden borç verildiği, neden geçen yıl 30.09.2014 tarihli ara bilançoda yer almasına rağmen, 31.12.2014 tarihli yılsonu bilançosunda göründüğünün açıklanmadığı gibi, bu alacağın neden 2015 yılında tahsil edilmemiş olduğunun da açıkça belli olmadığı; bu hesap nedeniyle ortaklar arasındaki eşitlik ilkesinin zedelendiği; 132 İştiraklerden Alacaklar bölümünde bir önceki yıl 2014 bilançosuna nazaran 2015 faaliyet döneminde 20.510.484,37 TL artış olarak alacak tutarının 51.004.548,74 TL’ye çıkarıldığı; bu borçların hangi iştiraklere verildiğinin de meçhul olduğu; yönetim kurulunun genel kurulda pay sahiplerine bu konuda herhangi bir açıklama yapmadığı; bir sayfadan ibaret bilanço ve gelir tablosunda da hiçbir dipnot ve dayanak açıklama olmadığından, fınansal tabloların denetlenebilir ve hesap verilebilir nitelikte olmadıkları; konsolide fınansal tabloların da genel kurul huzuruna getirilmediğinden, bu konuda hiçbir bilgi alınamadığı; diğer yandan Pasif bölümünde kısa vadeli yabancı kaynaklar altında 300 Banka Kredileri kısmında 13.612.485,79 TL yeni banka kredisi kullanıldığı, kısa vadeli banka borcunun 51.612.485,79 TL’ye ulaştığını, bunu anlamanın da mümkün olmadığı; daha da önemlisi 2014 yılı faaliyet döneminde genel kurula sunulan gelir tablosundan da anlaşılacağı üzere, 2014 yılında kârın düşürüldüğü ve bunun 2015 yılına da aktarıldığı, yönetim kurulunun bu yönden şahsi sorumluluğu için dava haklarının saklı olduğu; Gelir Tablosunda belirtilen gider ve zarar kalemlerine ilişkin en küçük bir izahat ve dipnot bulunmadığı; davalı şirketin 2015 yılında birdenbire 23.368.856,04 TL zarara girmesinin durumun vahametini gözler önüne serdiğini, Yönetim kurulunun ibrasına ilişkin ilişkin 6 nolu karar kapsamında, olumlu oy ile olumsuz oy arasındaki fark 8000 olup, ... ’ın Babası YK üyesi ... yararına 8000 adet olumlu oy kullandığından, bu oyun TTK 436 uyarınca geçersiz olduğu; dolayısıyla karar için nisap bulunmadığı; ayrıca oy yoksunluğu nedeniyle oy hakkını bizzat kullanmak olanağına sahip bulunmayan bir pay sahibinin (somut olayda ..., ... ve ... ’ın aynı sonuca üçüncü bir kişiye temsil yetkisi vererek ulaşmasının mümkün olmadığı; bu nedenle oy yasağına sahip bulunan ... ’ın ibra yönünde olumlu oyu geçersiz olacağından ve nisap sağlanamadığından ... ’ın ibrasına dair kararın iptalinin gerekeceğini, dağıtılmayan geçmiş yıllar kârının 116.003.862,10 TL’ye ulaştığı; şirket sermayesinin 20.000.000 TL olduğ hesaba katılırsa, dağıtılmayan geçmiş yıllar kâr tutarının, sermayenin yaklaşık 5,5 katı tutara ulaştığının görülebileceği; davalı şirketin yedek akçe ayırması için hiçbir haklı nedenin bulunmadığı; bu nedenle 2015 yılı faaliyet dönemi için belirlenen kâr dağıtımı kararının da kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı bulunduğunu, Yönetim Kurulu seçimine ilişkin 8 nolu kararın da TTK 436/1 hükmüne aykırı şekilde oy yasağı ihlal edilerek karara bağlandığından öncelikle oy yasağı yönünden iptal edilmesi gerektiğini, Yönetim Kurulu üyelerinden pay sahibi ... ile ... yararına örtülü kazanç niteliğinde fahiş tutarda aylık net kişi başı 50.000 TL, diğer yönetim kurulu üyesi ... için aylık net 25.000 TL ücret verilmesine ilişkin 10 nolu kararın da iptali gerektiği; yönetim kurulu üyelerinden ... ve ... ’ın davalı şirkette fiilen çalışmadıkları; ücret miktarı belirlenirken, dürüstlük kuralı çerçevesinde diğer pay sahiplerinin menfaatlerinin korunması ve eşit işlem ilkesinin de önem arz ettiği; davalı şirkette 2014yılında 23.368.856,04 TL zarar gösterilip, 2015 yılında sadece 4.429,648,68 TL kâr elde etmiş iken, kârın yalnız 935.000 TL'sinin tüm pay sahiplerine hisseleri nispetinde dağıtımı öngörülürken, yönetim kurulu üyelerinin aynı dönemda kâr payı hariç, kişi başı 900.000 TL ücret elde etmiş olmalarının, örtülü kazanç sağladıklarına ve azlık pay sahiplerinin menfaatlerinin zedelediklerine, başka deyişle kâr paylarını azalttıklarının en bariz delili olduğu hususlarını beyanla; ...fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere; davalı şirketin, 30.09.2015 tarihinde yapılan 2014 yılı Olağan Genel Kurulunda Davacının olumsuz oy verip, kararlara usulüne uygun şekilde muhalefet ettiğinden a) gündemde 5. sırada bulunan 2015 Yılı Finansal Tabloların tasdikine ilişkin oy çokluğu ile alınan 5 nolu kararın, kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılıkları nedeniyle TTK 445, 446. maddeleri uyarınca iptaline; b) Gündemde 6. sırada bulunan 2015 yılına ilişkin faaliyetler ile ilgili olarak Yönetim Kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oy çokluğu ile alman 6 nolu kararın, kanuna, usule ve dürüstlük kuralına aykırılıkları nedeniyle TTK 445, 446. maddeleri uyarınca iptaline; c) Gündemde 7. sırada bulunan ve 2015 yılı ve geçmiş yıllar karlarının kullanım şeklinin, dağıtımına ilişkin oylamada, “Geçmiş Yıllar Kârının Dağıtılmamasına” ve yine aynı gündem içinde “2015 yılı faaliyet dönemine ilişkin karın bir kısmının dağıtılmasına” ilişkin kararın, kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılıkları nedeniyle TTK 445, 446 ve uyarınca ve ayrıca iptaline; ç) Gündemde 8. sırada bulunan ve yönetim kurulu seçimine ilişkin yapılan oylamada oy çokluğu ili alman 8 nolu kararın, kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılıkları nedeniyle TTK 445 ve 446, maddeleri uyarınca iptaline; d) Gündemde 9. sırada bulanan ve yönetim kurulan TTK 395 ve 396. maddelerine istinaden yetki verilmesine oy çokluğu ile alman 9 nolu kararın, kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılıkları nedeniyle TTK 445 ve 446. maddeleri uyarınca iptaline; e) Gündemde 10. sırada bulanan ve yönetim kurulu üyelerinden ...’a aylık net 50.000 TL net ücret, ...’a aylık net 50.000 TL ücret ve ...’ye aylık net 25.000 TL fahiş tutarlı ücret verilmesine ilişkin oy çokluğu ile alınan 10 nolu kararın, kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılıkları nedeniyle TTK 445 ve 446. maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilleri cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ...’ın görevini yapamaz hale geldiğinde, hatta sağlık sorunları nedeniyle fiil ehliyetinden yoksun kaldığı için bizzat davacı kızı ... tarafından vesayet altına alınması talebinde bulunularak, İstanbul ... Sulh Hukuk Mahkemesinde ... E sayıyla dava açıldığı; Mahkemenin 18.11.2014 tarihli ve 2014/591 E - 1072 K sayılı kararıyla da vesayet altına alındığı ve vasi olarak davacının kız kardeşi ...'ın atandığı; her türlü tıbbi müdahale ve tedaviye rağmen ... ’ın 02.02.2016 tarihinde vefat ettiğini, davalı müvekkili Şirketin ..., kızları ... ve ... ’dan oluşan Yönetim Kurulu’nda, ...’ın görevini yapamaz hale gelmesi nedeniyle 19.09.2014 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında, Yönetim Kurulu'na ..., ... ve ...'nün seçildikleri; dolayısıyla da davacının 2015 yılı faaliyet döneminden önce 19.09.2014 tarihine kadar yönetim kurulu üyeliği yaptığını, 30.03.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı faaliyet dönemine ilişkin olağan genel kurul toplantısında finansal tabloların tasdikine ilişkin 5 nolu kararın iptali bakımından ortaya getirilen iddianın haksız, yersiz ve dayanaksız olduğu; davacının, toplantı gün ve saatine kadar gelip yasa gereği ortakların incelemesine, şirket merkezinde amade tutulan mali tabloları, diğer belge, rapor, bilgi vs. incelemediği; TTK 436/1 çerçevesinde, genel kurulun finansal tabloların tasdiki kararı bakımından oy kullanmasının şahsi bir iş olarak nitelendirilmesinin asla mümkün olamayacağı; Yargıtay ... HD'nin yerleşmiş içtihatlarının, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının dahi şahsi bir iş olarak değerlendirilmesinin ve alt-üst soyun yönetim kurulu üyelerinin ibrası konusunda oy hakkından yoksunluk hali olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı yönünde olduğunu, davacı tarafından 2014 yılı ile ilgili olarak kasten şirketin zarara uğratıldığı ile ilgili iddialarına içeren davalara karşın, halen işbu dava dilekçesinde de Sayın Mahkemeyi kasten yanlış yönlendirdiği; davacının gündem maddesinin görüşülmesi sırasında söz almadığı, yapılan oylamada olumsuz oy kullandığı, oylamadan/karar alındıktan sonra, önceden peşin bir fikir ve kararla hazırladığı yazılı muhalefet metnini toplantı divan başkanlığına verdiği; genel kurulda alınan bu ve diğer kararla ilgili olarak davacının bilgi edinme hakkının ihlal edilmediği; genel kurulda görüşülen ve tasdik edilen bilanço ve gelir tablosunun, davacının iddia ettiği gibi 1 sayfadan ibaret olmadığı; davalı şirketin yapısı itibarıyla bağımsız denetime tabi bir şirket olduğu; faaliyeti, iş ve işlemlerinin, işin usul ve esasına uygun surette zaten Bağımsız Denetim Kuruluşu tarafından denetlendiği ve denetlenmekte olduğu; geçmiş yıllar kârlarında meydana gelen azalmanın, 2013 yılı kârının bir kısmının kâr yedeklerine ayrılmasından ve bir kısmının ortaklara dağıtılmasından kaynaklandığını, 2015 bilançosunda ... Çekler hesabında gözüken tutarın, şirkete borçlu grup şirketlerinden ve ortaklardan merhum ... 'dan alınan çeklerden oluştuğu; Ortaklardan Alacaklar hesabının dağılımının verildiği, ortakların bu borçlarından dolayı faiz tahakkuk ettirildiği; Şirketin 30.09.2014 tarihli bilançosunda da ortaklarından 46.898.028,01 TL tutarında alacağının gözüktüğü; İştiraklerden Alacaklar hesabının açılımın da verildiği ve hepsinin davacının da ortağı olduğu grup firmaları oldukları; alman krediler ile, davacının da ortağı olduğu zarar eden grup şirketlerinin fonlandığı; 2014yılında 132.695.130,98 TL olan şirket Öz kaynaklarının 2015 yılında 135.960.793,03 TL ’ye ulaştığı; kambiyo zararlarının, değişken kurların döviz cinsinden banka hareketlerine etkisinden kaynaklandığı; finansman giderlerinin ...’in grup şirketlerine ve bankalar olan borçlarının faizlerinden kaynaklandığı; davalı şirketin 2014 yılında 6552 sayılı Yasadan faydalanılması nedeniyle 23.368.856,04 TL Yönetim Kurulu Üyelerinin ibrasına ilişkin Genel Kurulun iptali istenen (6) no.lu kararın, usule, yasaya, şirket ana sözleşmesine ve iyi niyet kurallarına uygun olduğu; oylamanın her bir yönetim kurulu üyesi için ayrı ayrı yapıldığı; yine bu karar alındıktan sonra davacının aynı şekilde önceden peşin fikir ve kararla hazırlamış olduğu yazılı muhalefetini toplantı divan başkanlığına verdiği; davacının oy kullanma yasağı bakımından ortaya getirdiği iddialara karşı yukarıda yaptıkları açıklamaları aynen tekrar ettiklerini, davacının 19.09.2014 tarihine kadar Yönetim Kurulu üyesi bulunduğu dönemlerde yapılan Genel Kurullarda kârın dağıtılmaması kararlarının hep oybirliği ile alındığı; 2015 yılı kârının 935.000 TL ’sini aşan kısmının dağıtılmamasının gerekçesinin de ekonomide ülke ve dünya genelinde yaşanan olumsuzluk ve hızlı değişkenlikler nedeniyle şirketin mali yapısını güçlü tutmak ve devamlı gelişimi için olduğunun genel kurulda etraflıca açıklandığı; aslında, davacının yönetimde olduğu 2013 yılında ... 'da iştiraki olan şirketteki hisselerin satışından kâr edildiği ve yatırımlara yönlendirildiği, yani geçmiş yıllar kârı kaleminde dağıtılabilir nitelikte bir kâr bulunmadığını, davacının yönetim kurulu üye seçimine ilişkin 8 sayılı genel kurul kararına dahi itiraz etmek suretiyle, amacının salt hakkın kötü niyetli olarak kullanılması suretiyle itiraz etmek ve şirketin işleyişini yavaşlatıp, şirketi sekteye uğratmak olduğunu tevsik ettiğini, davalının gündemin 9ncu maddesinde alınan kararının iptalini de talep etmiş olup, bu kararın iptalini gerektirecek şartların da bulunmadığını, 10 sayılı karar kapsamında ise, yönetim kurulu üyelerine ödenecek olan huzur hakkının, şirket ana sözleşmesinde belirli değilse TTK 413. md. uyarınca bunu belirlemenin genel kurulun görevi ve yetkisinde olduğu; davacının iddiasının aksine genel kurulda kararlaştırılan ücret tutarının kesinlikle yüksek olmadığı; eşitlik ilkesinin her pay sahibinin yönetim kurulu üyesi olmasını gerektirmediği gibi, pay sahiplerinin yönetim kurulu üyesi sıfatı ve görevi icabı hak ettiği menfaatlerin diğer pay sahiplerine de tanınmasının gerektirmediği, bir iç ilişki niteliğindeki yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücret vs. hususlarında yapılan oylamanın TTK md. 436’da değinilen şahsi iş kapsamında olmadığının açık bulunduğu; karar altına alınan ücret tutarının örtülü kazanç olarak da değerlendirilemeyeceği hususlarını beyanla dava müvekkili şirketin iş bu dava sebebiyle uğrayacağı zararların tazminini talep hakları yanında tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; davacının T.T.K. Md. 448/3 uyarınca Mahkemenin uygun göreceği miktarda davacının nakdi teminat göstermesine, haksız ve yersiz davanın usulden reddine; dayanaksız iddialarla açılmış olan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; 30/03/2016 tarihli olağan genel kurul kararının 5,6,7,8,9 ve 10.maddelerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce tüm dosya kapsamı, iddia ve savunmalar doğrultusunda bilirkişi raporu alınması cihetine gidilmiş olup, alınan bilirkişi raporunda özetle; davalı şirkete ait defterlerin tasdikleri yukanda gösterilmiş olup, defterlerin açılış tasdikleri ile yıl sonunda yaptırılması gereken yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yasal süresinde yaptırılmış olduğunu(TTK md.64/3), defterlerin birbirini teyit ettiği dolayısıyla TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulmuş kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğunun takdirinin Mahkemeye ait olduğunu, İptali talep edilen (5) sayılı karar ile ilgili olarak davacı tarafça sunulu (2) sayılı Muhalefet Şerhi özetle; " 30.03.2016tarihinde Şirket merkezinde yapılan 2015 yılı Şirket Olağan Genel Kurul Toplantısında Gündemin 5 nolu maddesinde 2015 yılı Finansal Tablolarının tasdiki konusunda yapılan oylamada alınan karara olumsuz oy kullandım ve karara muhalefet ediyorum. Bilanço ve Gelir Tablosu ile diğer fınansal tablolar, hesap verme ve dürüstlük ilkesine uygun değildir. Özellikle 2014 yılı bilançosu ve gelir tablosu ile 2015 yılı bilançosu ve gelir tablosu karşılaştırıldığında Dağıtılmayan Geçmiş Yıllar Karının gerçek duruma uygun olacak şekilde eritildiği, 2014 yılında şirket gerçek anlamda zarara uğramadığı halde, zarar varmış gibi düzenleme yapıldığı, bunun hukuka ve kanuna aykırı olduğu görülmektedir. Diğer yandan sadece bir sayfadan ibaret genel kurula sunulan bilanço ve gelir tablosu ile diğer tablolar, dipnotsuz ve açıklamasız olduğundan doğruluğunun tespit ve teyidi de bu haliyle mümkün değildir. Tüm bu nedenlerle ve ayrıca diğer kanuni gerektirici nedenlerle, alınan karar kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırıdır. Alınan karara ilişkin sunduğum işbu yazılı muhalefet şerhimin tutanağa işlenip, ayrıca eklenmesini ve bir nüshasının alındı imzalı olarak tarafıma iadesini talep ederim." İptali talep edilen genel kurul kararlarından 5 sayılı karar çerçevesinde; davacı tarafça 5 sayılı gündem maddesi kapsamında sunulan muhalefet şerhinde itirazlarının “2014 yılı ile 2015 yılı karşılaştırıldığında bilançosu ve gelir tablosu karşılaştırıldığında Dağıtılmayan Geçmiş Yıllar Karının gerçek duruma uygun olmayacak şekilde eritildiği, 2014 yılında şirket gerçek anlamda zarara uğramadığı halde, zarar varmış gibi düzenleme yapıldığı” yönünde olduğu görülmekte ve ayrıca bu tabloların yeterince değerlendirmeye elverişli ayrıntıları içermediği de itiraz olarak sunulmaktadır. Bu bağlamda, 2015 yılına ilişkin fınansal tabloların tasdikine ilişkin karar ile ilgili muhalefet şerhinde yer verilen itirazlardan önemli bir bölümünün fınansal boyutları itibarıyla, dava konusu genel kurul toplantısının ilgili bulunduğu yıl öncesindeki 2014 yılı finansal tablolarına ilişkin bulunduğu da görüldüğünü, dava dilekçesinde ise, gündemin (5) sayılı maddesi ile ilgili olarak sunulu muhalefet gerekçelerinin, bazı fınansal tablo kalemleri ile ilgili olarak detaylandırıldığı ve davalı şirket vekilince sunulu cevap dilekçesinde de itiraza konu kalemlerle ilgili ayrıntılara yer verildiği görüldüğünü, ayrıca dava dilekçesinde, fınansal tablolarla ilgili olarak ileri sürülen itirazlar çerçevesinde, ilgili hususların davalı şirketin 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin finansal tablolarıyla birlikte incelenmesi gerektiği de vurgulandığını, davalı şirket merkezinde keşfen incelemede de davalı tarafça anılan yıllara ilişkin ticari defterlerin ve fınansal tabloların sunulduğu da tartışmasız bulunduğunu, iptali talep edilen (5) sayılı genel kurul kararı çerçevesinde finansal yönden yapılan incelemede 2015 yılı ile öncesindeki 2 yıla ilişkin fınansal tablolar karşılaştırmalı olarak dikkate alındığını, ilgili yıllarda davalı şirketin bağımsız denetime tabi olduğu ve dava konusu genel kurul toplantısının ilgili bulunduğu 2015 yılına ilişkin olarak sunulu Bağımsız Denetim Raporunda yer verilen görüşün olumlu yönde olduğu görüldüğünü, öte yandan, gerek davacı tarafça sunulu muhalefet şerhi, gerekse davalı tarafça verilen cevaplar dikkate alındığında ise, taraflarca finansal tabloların bağımsız denetim öncesindeki tutarlarının esas alındığı anlaşıldığını, davacı tarafça gündemin (5.) maddesine ilişkin olarak genel toplantısında sunulu muhalefet şerhinde yer verilen ve doğrudan eleştiri niteliğinde olduğu görülen beyan ve itirazlar irdelendiğini, dağıtılmayan “Geçmiş Yıl Kârının” eritildigi yönünde olduğu görüldüğünü, dava dilekçesinde bu konuyla ilgili olarak ayrıntının sunulduğu ve 2014 yılında net 22.605.819,85 TL kâr elde edildiği halde bu bilançoya kasten yapılan bir müdahale ile geçmiş yıllar kârlarından 22.658.991 TL düşüldüğü vurgulandığını, davalı tarafça konuyla ilgili olarak davaya cevap dilekçesinde yer verilen; azaltıldığı iddia edilen tutarın 2013 yılı kârının bir kısmının kâr yedeklerine ayrılmasından ve bir kısmının da ortaklara dağıtılmasından kaynaklandığı belirtildiğii, şirket merkezinde yapılan mali incelemede, söz konusu azalmanın Öz Kaynaklarda azalma miktarının sadece Ortaklara dağıtımı yapılan kâr payı ile sınırlı bulunduğunu, muhalefet dilekçesinde ayrıntı olarak verilen ikinci eleştirinin ise özetle; 2014 yılında şirket gerçek anlamda zarara uğramadığı halde zarar varmış gibi düzenleme yapıldığı, bunun hukuka ve kanuna aykırı bulunduğu yönünde olduğu görülmektedir. Sunulan kayıt ve belgeler çerçevesinde 2014 yılındaki zararın 6552 sayılı Yasadan faydalanılması nedeniyle raporlanan zarar olduğu görüldüğünü, dava konusu genel kurul toplantısının ilgili bulunduğu 2015 yılında gerçekleşen kayıtlar ve raporlanan finansal tablolarla ilgili bulunmamakta; bir önceki yıla ilişkin bulunduğunu, dava dilekçesinde özetle; Gelir Tablosunda belirtilen gider ve zarar kalemlerine ilişkin en küçük bir izahat ve dipnot bulunmadığı; davalı şirketin 2015 yılında birdenbire 23.368.856,04 TL zarara girmesinin durumun vahametini gözler önüne serdiği belirtildiğini, davaya cevap dilekçesinde, kambiyo zararları ile finansman giderlerine ilişkin açıklamalar yapılırken 23.368.856,04 TL’lik zararın ne olduğu da açıklandığını, her ne kadar davacı tarafça sunulu dava dilekçesinde 2015 yılında birdenbire belirtilen miktarda zarara girildiği ileri sürülmek suretiyle eleştiriye konu edilmekle birlikte, aslında söz konusu zararın dava konusu genel kurul toplantısının ilgili bulunduğu 2015 yılı ile ilgili bulunmadığı, 2014 yılına ilişkin bulunduğu yukarıda karşılaştırmalı olarak aktardığımız gelir tablolarından da açıkça görülebildiğini, dava konusu 2015 yılına ilişkin genel kurul toplantısının iptali talep edilen kararlarından (5) sayılı gündem maddesi kapsamında alınan kararın iptali için gerekli koşulların finansal yönden doğduğundan söz edilemeyeceğini bildirdikleri anlaşılmıştır. İptali talep edilen genel kurul kararlarından 6 sayılı karar çerçevesinde yapılan incelemelerde ise; dava dilekçesinde, gündemin (6) sayılı maddesi ile ilgili olarak sunulu muhalefet gerekçelerinden farklı olarak, muhalefet şerhinde ileri sürülen fınansal gerekçelere ek olarak “oy yoksunluğu” gerekçesine yer verildiğini, davalı tarafça bu madde kapsamında cevap dilekçelerinde yer verilen açıklamalar özetle, TTK md. 436/1 hükmünün pay sahibi ile şirket arasındaki kişisel nitelikteki işlemleri, TTK md. 436/2’nin ise, ibra oylamasını özel olarak ayrı fıkralarda düzenlendiği ve iptali istenen ibra oylamasının TTK md. 436 hükmünün kapsamı dışında bulunduğu yolunda olduğunu, bu çerçevede dava dilekçesinde sunulan itirazlar ve davalı taraf savunmalarının, hukuki yönden analiz ve değerlendirmeye muhtaç bulunduğu görünmekle, bilirkişi kurulumuzun uzmanlık alanını aştığını, İptali talep edilen genel kurul kararlarından 7 sayılı karar çerçevesinde yapılan incelemelerde ise; makul orana ilişkin miktarın tartışmaya konusu olması da doğal bulunmaktadır. Bu bağlamda öncelikle; bilirkişi kurulumuzun görüsü, -takdiri tamamen Mahkemeye ait olmak üzere- davalı şirket fınansal yapısının genel kurulda oyçokluğu ile kararlaştırılan miktarın üzerinde kâr dağıtımına elverişli bir yapıya sahip durumda göründüğü yönünde olduğunu, belirlenen kâr miktarından daha yüksek oran belirlenmemesinin gerekçesi olarak sürülen hususların ise özetle, geleceğe yönelik genel ekonomik riskler olarak belirtildiğini, Yönetim Kurulunca genel kurula sunulu “Faaliyet Raporu”nda özetle, Holding ve Bağlı Grup Şirketlerin tüm faaliyetleri yönünden risk envanterinin oluşturulmasına yönelik çalışmalarının yürütüldüğü belirtilmektedir. Yine Faaliyet Raporunun “Finansal Durum” başlıklı bölümünün (d) maddesinde İse, şirketin mali yapısının olası piyasa risklerine karşı daha da güçlendirilmesi için sermayenin artırılmasının düşünülmesi görüşüne yer verildiğini, bu çerçevede, dava konusu genel kurul toplantısında karar verilen kâr miktarı ile olarak analitik değerlendirmeye elverişli risk analizi verilerine rastlanmadığını, İptali talep edilen genel kurul kararlarından 8 sayılı karar çerçevesinde yapılan incelemelerde ise; davacı tarafça 8 sayılı gündem maddesi kapsamında sunulan muhalefet şerhinde yer verilen herhangi bir gerekçeye rastlanmadığını, dava dilekçesinde ise, yönetim kurulu üyelerinin elde ettikleri hakkı huzur gelirinin düzeyinin yüksekliği yanında, oy yasağı ihlaline dayalı olarak itirazların sunulduğunu, davalı tarafça bu madde kapsamında cevap dilekçelerinde yer verilen açıklamaların da TTK md. 436 hükmü çerçevesinde sunulduğunu, bu çerçevede dava dilekçesinde sunulan itirazlar ve davalı taraf savunmalarının da hukuki yönden analiz ve değerlendirmeye muhtaç bulunduğu görünmekle, bilirkişi kurulunca uzmanlık alanını aştığını, İptali talep edilen genel kurul kararlarından 9 sayılı karar çerçevesinde yapılan incelemelerde ise; bu çerçevede dava dilekçesinde sunulan itirazlar ve davalı taraf savunmalarının da hukuki yönden analiz ve değerlendirmeye muhtaç bulunduğu görünmekle, bilirkişi kurulunca uzmanlık alanını aştığını, İptali talep edilen genel kurul kararlarından 10 sayılı karar çerçevesinde yapılan incelemede ise; davacı tarafça 10 sayılı gündem maddesi kapsamında sunulan muhalefet şerhinde yer verilen gerekçelerin, dava dilekçesinde de benzer yönde ve daha ayrıntılı olarak sunulduğu görülmekte, ayrıca oy yoksunluğu gerekçesine de yer verildiğini, davalı tarafça bu madde kapsamında cevap dilekçelerinde yer verilen açıklamalardan TTK md. 436 hükmü çerçevesinde sunulanlar dışında olanlar ise özetle; alman kararın eşitlik ilkesine aykırılığın bulunmadığı ve davalı şirket boyutlarındaki bir şirket dikkate alındığında ve örneklenen çeşitli şirketlerde uygulanan ücret düzeyleri de göz önünde tutulduğunda, davalı şirket yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretin yüksek olmadığını, bu gündem maddesi kapsamında alman kararın, işletme ekonomisi ve fınansal boyutları bulunduğu değerlendirilmektedir. Şüphesiz şirket faaliyetleri ve içinde bulunulan ekonomik çevrenin dinamiklerine göre yönetim faaliyetlerinin özellikleri de farklılaştığını, bu nedenle de gerek teknik işletme fonksiyonları, gerekse yönetim fonksiyonları itibarıyla stratejik, taktik ve faaliyet düzeylerine ilişkin uygulamalar büyük önem taşıdığını, bu noktada önemle vurgulanmasını gerekli gördüğümüz husus ise, yönetim kararlarıyla ulaşılması planlanan varlık ve kaynak dengesi ile faaliyet sonuçlarına yönelik hedefler veri iken, üst düzey yöneticilerin huzur hakkı maliyetleri ile kâr dağıtım politikalarının, diğer birçok unsur arasındaki ilişkide olduğu gibi fınansal yönden anlamlı olmasının işletme ekonomisinin doğası gereği bulunduğunu, bu çerçevede ve davalı şirket özelinde, bir yandan dağıtılmasına karar verilen kâr miktarının düzeyi gelecekteki ekonomik risklere dayalı olarak sınırlandırılırken, diğer yandan üst yönetim için belirlenen ücretlerin, dağıtılmasına karar verilen kâr miktarının çok üstünde belirlenmiş olması ise, fınansal yönden anlamlı görünmediği yönünde görüş bildirilerek sonuç olarak İptali talep edilen genel kurul kararlarından (5) sayılı karar çerçevesinde, davalı şirketin 2015 yılına ilişkin fınansal durum tablolarının onaylanması ile ilgili kararın iptali için gerekli koşulların fınansal yönden doğduğundan söz edilemeyeceğini, İptali talep edilen genel kurul kararlarından (6), (8) ve (9) sayılı kararlar ile ilgili olarak taraflarca ileri sürülen hususların tamamen hukuki yönden analiz ve değerlendirmeye muhtaç bulunduğu değerlendirilmekle, bilirkişi kurulunca uzmanlık alanını aştığını, iptali talep edilen genel kurul kararlarından (7) sayılı ve kâr dağıtımına ilişkin bulunan genel kurul kararının, fınansal boyutları itibarıyla iptalinin talep edilebileceğini, İptali talep edilen genel kurul kararlarından (10) sayılı ve yönetim kurulu ücretleri ile ilgili bulunan genel kurul kararının da aynı şekilde finansal boyutları itibarıyla iptalinin talep edilebileceği yönünde görüş bildirilmiştir.
Tek tek genel kurulda alınan kararların iptalinin gerekip gerekmeyeceği ile ilgili yapılan araştırmada 5 nolu genel kurul kararının iptali ile ilgili olarak;
Bu kapsamda, 30/03/2016 tarihinde yapılan genel kurulda ...'ın 312.000 , ...'ın 240.000 , ... 240.000, ...'ın ise 200.000 pay adedine sahip olduğu anlaşılmaktadır.
ÖNCELİKLE GENEL KURULDA DAVACININ DIŞINDAKİ ÜYELERİN VEKALETEN OY KULLANDIKLARI ANLAŞILMAKTADIR.
Bakınız Doç. Dr. ... Anonim Şirket Yönetim Kurulu 2012 Baskı syf 311 Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu yönetim kurulu ibrası ile yakından bağlantılıdır. İbra edilen yönetim kurulu üyesi aleyhine şirket adına sorumluluk davası açılamaz. Tüzel kişi adına yönetim kuruluna seçilen temsilci açısından ibranın ne anlama geldiği temsilci mi yoksa tüzel kişinin mi ibra edildiği konusunda 6762 sayılı TTK.DA herhangi bir açıklık yoktur. 674/2.de yeralan düzenlemeye göre şirket işlerinin görülmesi herhangi bir suretle içtirat etmiş olanlar idare meclisi azalarının ibrasına ilişkin kararlarda rey hakkına haiz değildirler. Konuyla ilgili yargıtay tutumu tüzel kişilerin yönetim kurulundaki temsilcilerin lehine oy kullanabilecekleri yönündedir. Nitekim Yargıtay .. HD.nin ... tarih ... sayılı kararında; TTK.nın 274.mad.uyarınca pay sahiplerinden hiçbiri kendisi yada karı kocası yahut şirket arasındaki şahsi bir işe veya davaya dahil olan müzakerelerde rey hakkını kullanamaz. Burada çözümü gereken sorun tüzel kişiler tarafından alınan yasa maddesi uygulamasının ne şekilde olacağıdır. Dairemizin 14/10/1982 gün 3556-1556 sayılı kararında; tüzel kişilerin yönetim kurulundaki temsilcilerin ibrasında oy kullanabilecekleri belirtilmiş olup, dairenin kökleşen uygulamaları da bu yöndedir. Tekinalp Çamoğlu Ortaklıklar syf. 540, 541.
Yine Yargıtay ... HD.nin ... tarih ... sayılı kararında; Anonim şirketin tüzel kişisi olan paydaşın yönetim kurulunda temsilcisi olsa da bu temsilci yada genel kurula gönderdiği temsilci aracılığı ile yönetim kurulunun ibrası konusunda oy kullanabileceği ve bunun iptal sebebi sayılamayacağı, keza aynı dairenin 29/04/1982 gün 1360-1996 sayılı kararı. Görüldüğü üzere yargıtay tüzel kişiliği temsilen yönetim kuruluna seçilen yönetim kurulu üyesi ibrasında tüzel kişiliği temsilen yönetim kuruluna seçilen kimse temsil ettiği tüzel kişinin oylarıyla genel kurulda ibra edilebilecektir. Buna göre, davalıların tamamının vekaleten temsilcilerin marifetiyle oy kullanmaları ve ibra ettirmelerinde bir usulsüzlük bulunmadığı ve iptal sebebi sayılmayacağı belirtilen yargıtay kararlarıyla belirtilmiştir.
Keza Yargıtay ... HD.nin ... tarih ... sayılı kararında; 2011 yılı kar zarar ve bilanço hesapları ile muhalefet oyuna karşı oy çokluğuyla alındığı, dava dışı şirketin temsil yetkisinin kullanılmasından kaynaklanması nedeniyle kendi ibra kararına oy kullanıldığından bahsedilemeyeceği, şirketin 2011 yılı bilançosuna göre bir önceki yıl bilançosuna göre zarar ettiği şirketin ticari hayatına devam edebilmesi, öz sermaye sıkıntısı yaşanmaması için sermaye artırımı kararının şirketin menfaati için alınması zorunlu bir karar olduğu nedeniyle davanın reddine dair kararın onanmış olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda İptali talep edilen 5 sayılı genel kurul kararı; "Bağımsız denetimden geçmiş fınansal durum tabloları (bilanço ve kâr/zarar tablosu) okundu ve açıklamalarda bulunuldu. Yapılan oylama sonucunda, fınansal durum tabloları 240.000 adet olumsuz oya karşılık, 560.000 adet olumlu oy ile oy çokluğuyla tasdik edildi.
Söz alan ... karara muhalif olduğunu belirterek, 1 sayfadan ibaret muhalefet şerhini içeren dilekçe verdiği. Muhalefet şerhine havi 1. no.lu dilekçe tutanağa ek yapılmak üzere alındı."
İptali talep edilen (5) sayılı karar ile ilgili olarak davacı tarafça sunulu (2) sayılı Muhalefet Şerhi ; " 30.03.2016 tarihinde Şirket merkezinde yapılan 2015 yılı Şirket Olağan Genel Kurul Toplantısında Gündemin 5 nolu maddesinde 2015 yılı Finansal Tablolarının tasdiki konusunda yapılan oylamada alınan karara olumsuz oy kullandım ve karara muhalefet ediyorum.
Bilanço ve Gelir Tablosu ile diğer fınansal tablolar, hesap verme ve dürüstlük ilkesine uygun değildir. Özellikle 2014 yılı bilançosu ve gelir tablosu ile 2015 yılı bilançosu ve gelir tablosu karşılaştırıldığında Dağıtılmayan Geçmiş Yıllar Karının gerçek duruma uygun olacak şekilde eritildiği, 2014 yılında şirket gerçek anlamda zarara uğramadığı halde, zarar varmış gibi düzenleme yapıldığı, bunun hukuka ve kanuna aykırı olduğu görülmektedir. Diğer yandan sadece bir sayfadan ibaret genel kurula sunulan bilanço ve gelir tablosu ile diğer tablolar, dipnotsuz ve açıklamasız olduğundan doğruluğunun tespit ve teyidi de bu haliyle mümkün değildir.
Tüm bu nedenlerle ve ayrıca diğer kanuni gerektirici nedenlerle, alınan karar kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırıdır. Alınan karara ilişkin sunduğum işbu yazılı muhalefet şerhimin tutanağa işlenip, ayrıca eklenmesini ve bir nüshasının alındı imzalı olarak tarafıma iadesini talep ederim."
İptali talep edilen genel kurul kararlarından 5 sayılı karar çerçevesinde; davacı tarafça 5 sayılı gündem maddesi kapsamında sunulan muhalefet şerhinde itirazlarının “2014 yılı ile 2015 yılı karşılaştırıldığında bilançosu ve gelir tablosu karşılaştırıldığında Dağıtılmayan Geçmiş Yıllar Karının gerçek duruma uygun olmayacak şekilde eritildiği, 2014 yılında şirket gerçek anlamda zarara uğramadığı halde, zarar varmış gibi düzenleme yapıldığı” yönünde olduğu görülmekte ve ayrıca bu tabloların yeterince değerlendirmeye elverişli ayrıntıları içermediği de itiraz olarak sunulmaktadır. Bu bağlamda, 2015 yılına ilişkin fınansal tabloların tasdikine ilişkin karar ile ilgili muhalefet şerhinde yer verilen itirazlardan önemli bir bölümünün fınansal boyutları itibarıyla, dava konusu genel kurul toplantısının ilgili bulunduğu yıl öncesindeki 2014 yılı finansal tablolarına ilişkin bulunduğu da görüldüğünü, dava dilekçesinde ise, gündemin (5) sayılı maddesi ile ilgili olarak sunulu muhalefet gerekçelerinin, bazı fınansal tablo kalemleri ile ilgili olarak detaylandırıldığı ve davalı şirket vekilince sunulu cevap dilekçesinde de itiraza konu kalemlerle ilgili ayrıntılara yer verildiği görüldüğünü, ayrıca dava dilekçesinde, fınansal tablolarla ilgili olarak ileri sürülen itirazlar çerçevesinde, ilgili hususların davalı şirketin 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin finansal tablolarıyla birlikte incelenmesi gerektiği de vurgulandığını, davalı şirket merkezinde keşfen incelemede de davalı tarafça anılan yıllara ilişkin ticari defterlerin ve fınansal tabloların sunulduğu da tartışmasız bulunduğunu, iptali talep edilen (5) sayılı genel kurul kararı çerçevesinde finansal yönden yapılan incelemede 2015 yılı ile öncesindeki 2 yıla ilişkin fınansal tablolar karşılaştırmalı olarak dikkate alındığını, ilgili yıllarda davalı şirketin bağımsız denetime tabi olduğu ve dava konusu genel kurul toplantısının ilgili bulunduğu 2015 yılına ilişkin olarak sunulu Bağımsız Denetim Raporunda yer verilen görüşün olumlu yönde olduğu görüldüğünü, öte yandan, gerek davacı tarafça sunulu muhalefet şerhi, gerekse davalı tarafça verilen cevaplar dikkate alındığında ise, taraflarca finansal tabloların bağımsız denetim öncesindeki tutarlarının esas alındığı anlaşıldığını, davacı tarafça gündemin (5.) maddesine ilişkin olarak genel toplantısında sunulu muhalefet şerhinde yer verilen ve doğrudan eleştiri niteliğinde olduğu görülen beyan ve itirazlar irdelendiğini, dağıtılmayan “Geçmiş Yıl Kârının” eritildigi yönünde olduğu görüldüğünü, dava dilekçesinde bu konuyla ilgili olarak ayrıntının sunulduğu ve 2014 yılında net 22.605.819,85 TL kâr elde edildiği halde bu bilançoya kasten yapılan bir müdahale ile geçmiş yıllar kârlarından 22.658.991 TL düşüldüğü vurgulandığını, davalı tarafça konuyla ilgili olarak davaya cevap dilekçesinde yer verilen; azaltıldığı iddia edilen tutarın 2013 yılı kârının bir kısmının kâr yedeklerine ayrılmasından ve bir kısmının da ortaklara dağıtılmasından kaynaklandığı belirtildiğii, şirket merkezinde yapılan mali incelemede, söz konusu azalmanın Öz Kaynaklarda azalma miktarının sadece Ortaklara dağıtımı yapılan kâr payı ile sınırlı bulunduğunu, muhalefet dilekçesinde ayrıntı olarak verilen ikinci eleştirinin ise özetle; 2014 yılında şirket gerçek anlamda zarara uğramadığı halde zarar varmış gibi düzenleme yapıldığı, bunun hukuka ve kanuna aykırı bulunduğu yönünde olduğu görülmektedir. Sunulan kayıt ve belgeler çerçevesinde 2014 yılındaki zararın 6552 sayılı Yasadan faydalanılması nedeniyle raporlanan zarar olduğu görüldüğünü, dava konusu genel kurul toplantısının ilgili bulunduğu 2015 yılında gerçekleşen kayıtlar ve raporlanan finansal tablolarla ilgili bulunmamakta; bir önceki yıla ilişkin bulunduğunu, dava dilekçesinde özetle; Gelir Tablosunda belirtilen gider ve zarar kalemlerine ilişkin en küçük bir izahat ve dipnot bulunmadığı; davalı şirketin 2015 yılında birdenbire 23.368.856,04 TL zarara girmesinin durumun vahametini gözler önüne serdiği belirtildiğini, davaya cevap dilekçesinde, kambiyo zararları ile finansman giderlerine ilişkin açıklamalar yapılırken 23.368.856,04 TL’lik zararın ne olduğu da açıklandığını, her ne kadar davacı tarafça sunulu dava dilekçesinde 2015 yılında birdenbire belirtilen miktarda zarara girildiği ileri sürülmek suretiyle eleştiriye konu edilmekle birlikte, aslında söz konusu zararın dava konusu genel kurul toplantısının ilgili bulunduğu 2015 yılı ile ilgili bulunmadığı, 2014 yılına ilişkin bulunduğu yukarıda karşılaştırmalı olarak aktardığımız gelir tablolarından da açıkça görülebildiğini, dava konusu 2015 yılına ilişkin genel kurul toplantısının iptali talep edilen kararlarından (5) sayılı gündem maddesi kapsamında alınan kararın iptali için gerekli koşulların finansal yönden doğduğundan söz edilemeyeceğini "
İptali istenilen 5 nolu kararın bilirkişilerin tefsiratlı olarak belirttikleri üzere, finansal yönden yapılan incelemede 2015 yılı öncesindeki 2 yıla ilişkin finansal tablolar karşılaştırmalı olarak dikkate alındığında bağımsız raporlardakji görüşün olumlu yönde olduğu, geçmiş yıl karının eritildiği yönündeki davacı muhalefetinin dava dilekçesinde ayrıntısının bulunduğu 2014 yılında 22.605.819,00 TL kar edildiği halde, bu bilançoya kasten yapılan bir müdahaleyle 22.688.984,00 TL ye düşüldüğünün vurgulandığı,davalı vekilinin verdiği cevap dilekçesinde bu tutarın 2013 yılındaki karının bir kısmının ayrılmasından bir kısmının ortaklara dağıtılmaısndan kaynaklandığıi yapılan incelemelerde de ortaklara dağıtım yapılan kısmın paylarla sınırlı bulunduğu, muhalefetin 2.bendinde ise 2014 yılında şirket gerçek anlamda zarara uğramadığı halde zarar varmış gibi düzenleme yapıldığı bunun hukuka ve kanuna aykırı olduğu yönündeki itirazlarda ise 2014 yılındaki zararın 6552 sayılı yasadan faydalanması nedeniyle raporlanan zarar olduğu görülmektedir. Dava konusu genel kurul toplantısının bulunduğu 2015 yılında gerçekleşen kayıt ve raporlar ve finansal tablolarla ilgisinin bulunmadığı, iki eleştiri dışında dava dilekçesinde verilen hesaplar ile ilgili incelemelerde tefsiratlı olarak bilirkişilerin vermiş olduğu raporda finansal durum tabloları diğer zarar tablosu ve kapsamlı gelir tablosu ile iptalinin gerektiren bir durum olmadığı, bilirkişi raporuna göre hesaplanmış olmakla bu maddenin iptali isteminin oy nisabı da gözönüne alınmak suretiyle iptali istenilen 5 nolu genel kurul kararı ile ilgili talebin reddi cihetine gidilmiştir.
Bilirkişi raporunda İptali Talep Edilen (6) Sayılı Karar: "Yönetim Kurulu üyesi Sn. ...'m 240.000 adet olumsuz oya karşılık 248.000 adet olumlu oyla oyçokluğu ile ibrasına karar verildi. Yönetim Kurulu üyesi Sn. ...’ın 240.000 adet olumsuz oya karşılık 320.000 adet olumlu oyla ibrasına oyçokluğu ile karar verildi.
Yönetim Kurulu üyesi Sn. ...'nün 240.000 adet olumsuz oya karşılık 560.000 adet olumlu oyla oyçokluğu ile ibrasına karar verildi.
(Her bir Yönetim Kurulu üyesinin ibrası sırasında Yönetim Kurulu üyesi ortağın temsilcisi tarafından oy kullanılmamıştır).
Söz alan ..., alman bu karara muhalif olduğunu belirterek, 1 sayfadan ibaret muhalefet şerhini içeren dilekçe verdi. Muhalefet şerhine havi 2 No.lu dilekçe tutanağa ek yapılmak üzere alındı.
İptali talep edilen (6) sayılı karar ile ilgili olarak davacı tarafça sunulu (2) sayılı Muhalefet Şerhi özetle " 30.03.2016 tarihinde Şirket merkezinde yapılan 2015 yılı Şirket Olağan Genel Kurul Toplantısında Gündemin 6 nolu maddesinde 2015 yılına ait faaliyetler ile ilgili olarak Yönetim Kurulu Üyelerinin ibrası hakkında yapılan oylamada alınan karara olumsuz oy kullandım ve karara muhalefet ediyorum.
Gerek Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu kapsamı, gerek Bilanço ve Gelir Tablosu ile diğer finansal tablolar, hesap verme ve dürüstlük ilkesine uygun değildir. Özellikle 2014 yılı bilançosu ve gelir tablosu ile 2015 yılı bilançosu ve gelir tablosu karşılaştırıldığında Dağıtılmayan Geçmiş Yıllar Karının gerçek duruma uygun olmayacak şekilde erit ildiği, 2014 yılında şirket gerçek anlamda zarara uğramadığı halde, zarar varmış gibi düzenleme yapıldığı, bunun hukuka ve kanuna aykırı olduğu görülmektedir. Diğer yandan sadece bir sayfadan ibaret genel kurula sunulan bilanço ve gelir tablosu ile diğer tablolar, dipnotsuz ve açıklamasız olduğundan doğruluğunun tespit ve teyidi de bu haliyle mümkün değildir. Şirketin ve Şirket ortaklarının zarara uğratılması ve yine Genel Kurul sırasında da sorulan sorulara yeterli ve ikna edici nitelikte cevap verilmemesi gözetildiğinde, yönetim kurulunun ibra edilmesi mümkün değildir.
Tüm bu nedenlerle ve ayrıca diğer kanuni gereklirici nedenlerle, olumsuz oyuma rağmen, diğer pay sahiplerinin oyçokluğu ile alınan karar kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırıdır. Alınan karara ilişkin sunduğum işbu yazılı muhalefet şerhimin tutanağa işlenip, ayrıca eklenmesini ve bir nüshasının alındı imzalı olarak tarafıma iadesini talep ederim."
İptali talep edilen genel kurul kararlarından 6 sayılı karar çerçevesinde yapılan tespit, analiz ve değerlendirmeler;
( a) Davacı tarafça 6 sayılı gündem maddesi kapsamında sunulan muhalefet şerhinde itirazlarının “2014 yılı ile 2015 yılı karşılaştırıldığında bilançosu ve gelir tablosu karşılaştırıldığında Dağıtılmayan Geçmiş Yıllar Karının gerçek duruma uygun olmayacak şekilde eritildiği, 2014 yılında şirket gerçek anlamda zarara uğramadığı halde, zarar varmış gibi düzenleme yapıldığı” yönünde olduğu görülmekte ve ayrıca bu tabloların yeterince değerlendirmeye elverişli ayrıntıları içermediği de itiraz olarak sunulmaktadır. Bu bağlamda, 2015 yılına ilişkin fmansal tabloların tasdikine ilişkin karar ile ilgili muhalefet şerhinde yer verilen itirazların, (5) sayılı gündem maddesinde olduğu gibi, fınansal gerekçelere dayandırıldığı ve dava konusu genel kurul toplantısının ilgili bulunduğu yıl öncesindeki 2014 yılı fınansal tablolarına ilişkin bulunduğu da görülmektedir.
(b)Muhalefet şerhinde ayrıca Genel Kurul sırasında da sorulan sorulara yeterli ve ikna edici nitelikte cevap verilmediği belirtilmekteyse de Genel Kurul Tutanağında, (5) ve (6) sayılı gündem maddeleri çerçevesinde davacı tarafça yöneltilmiş soru ve cevap niteliğinde herhangi bir metne rastlanmamaktadır.
(c)Dava dilekçesinde ise, gündemin (6) sayılı maddesi ile ilgili olarak sunulu muhalefet gerekçelerinden farklı olarak, muhalefet şerhinde ileri sürülen fınansal gerekçelere ek olarak “oy yoksunluğu” gerekçesine yer verildiği de görülmektedir.
Davalı tarafça bu madde kapsamında cevap dilekçelerinde yer verilen açıklamalar özetle, TTK md. 436/1 hükmünün pay sahibi ile şirket arasındaki kişisel nitelikteki işlemleri, TTK md. 436/2’nin ise, ibra oylamasını özel olarak ayrı fıkralarda düzenlendiği ve iptali istenen ibra oylamasının TTK md. 436 hükmünün kapsamı dışında bulunduğu yolundadır.
Bu çerçevede dava dilekçesinde sunulan itirazlar ve davalı taraf savunmalarının, hukuki yönden analiz ve değerlendirmeye muhtaç bulunduğu görünmekle, bilirkişi kurulunun uzmanlık alanını aştığını,
Yargıtay 11. HD.nin 07/11/2017 tarih 2017/3253-7015 sayılı kararında; Mahkemede bilançonun gerçeği yansıtmaması ve bazı konuların bilançoda bulunmaması nedeniyle dava konusu genel kurul finansal tabloların onaylanmasına ilişkin 3 nolu ve yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 4 nolu gündem maddesinin iptaline karar verildiği, mahkemece bilançonun nasıl ve hangi yönlerden gerçeği yansıtmadığı hususunun incelenmesi gerekeceği belirtildiğinden ayrı ayrı genel kurul da bilançoyla ilgili 5, yönetim kurulunun ibrası ile ilgili 6 nolu bendin ayrı ayrı genel kurul iptali kararının gözönüne alınacağı belirtilmiş olup Mahkememizce 5 nolu genel kurul kararının iptali ile ilgili belirtilen yargıtay kararı ışığında inceleme yapılmıştır.
Yargıtay 11. HD.nin 29/11/2017 tarih 2016/4873-2017/6010 sayılı kararında; 6102 sayılı TTK'nın rey hakkında mahrumiyetini düzenleyen 436.maddesi uyarınca muhalefet dolayısıyla ibra oylamasının kanuna aykırı olduğu belirtilmiş ise de genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasına katılmadıkları, diğer pay sahiplerinin yöneticilerle sıkı irtibatı bulunan ibra oylamasına katılabilmesini sınırlayıcı herhangi bir düzenleme ihtiva etmediği, iptal talebinin yerinde olmadığına dair mahkeme kararının onanmış olduğu anlaşılmıştır.
Yönetim kurulu üyelerinin her birinin ayrı ayrı yapılan oylaması sonucunda ; yönetim kurulu üyesi ...'ın 2.400.000 adet olumsuz oya karşılık 248.000 adet olumlu oya karşılık oyçokluğu ile ibrasına, ...'ın 240.000 adet olumsuz oya karşılık 320.000 adet olumlu oya karşılık oyçokluğu ile ibrasına, ...'nün 240.000 adet olumsuz oya karşılık 560.000 adet olumlu oya karşılık oyçokluğu ile ibrasına, her bir yönetim kurulu üyesi oylama sonucunda oy kullanmamıştır. Davacı , bu karara da muhalefet şerhi koymuş olduğu anlaşılmıştır.
Bu konuda bilirkişiler TTK.nın 445.mad.gereğince iptal davasının şekli şartlarının kapsadığı, ibra uygulamasının usulüne uygun yapılıp yapılmadığı , oydan yoksunluk varsa buna rağmen kullanılan oylar ibra kararının alınmış olup olmadığı konusunda TTK.nın 436.mad.oy yoksunluğu ile ilgili 2 fıkra halinde düzenleme yapıldığı, ilk fıkrada kanunun saydığı kişiler ve şirket arasındaki kişisel nitelikteki bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu yada hakemdeki davaya ilişkin davalarda yoksunluktur. İkinci fıkrada ise yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli olanlar yönetim kurulunda oydan yoksun bırakılmıştır.
Yargıtay 11. HD.nin 12/12/2016 tarih 2016/2098 Esas ve 2016/9484 karar sayılı kararında; " ... TTK'nın 436. maddesi hükmü emredici olup bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar geçersiz olacağından alınan genel kurul kararı da yok hükmünde olacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 436/2. maddesi gereğince, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz. Davalı şirketin altı ortağı bulunup, davacılar da dahil olmak üzere beş ortak yönetim kurulu üyesidir. Yönetim kurulunda temsil edilmeyen ortak sadece ... A.Ş'dir. Davalı şirket yönetim kurulu üyesi olan Hüseyin Yaşat Manav'ın şirketin ortağı ... A.Ş'nin temsilcisi olduğu savunulsa da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 436/2. maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri ibra oylamasında oy kullanamayacak olmasına rağmen, yönetim kurulu üyesi olmayan şirketin temsilcisi kendisi yönetim kurulu üyesi olsa dahi yönetim kurulu üyesi olmayan şirketi temsilen ibrada oy kullanması mümkündür. Dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunda ibra kararında kullanılan oyların sonuca etkili olduğu yönünde görüş bildirilmiş iken, mahkemece aksi yönde karar verilmiş ve kullanılan oyların sonuca etkili olmadığı ifade edilmiştir. Bu durumda, mahkemece yönetim kurulu üyelerinin ibrada oy kullanmalarının sonuca etkili olup olmadığının, her yönetim kurulu üyesi açısından ayrı ayrı ve denetime elverişli olacak şekilde değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak birleşen davanın bu yönden reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirdiğinden davacılar yararına bozulmasına karar verildiği, belirtilen içtihatta da anlaşıldığı üzere, Türk Ticaret Kanunu'nun 436/2. maddesi gereğince, yönetim kurulunun ibra edilmesine ilişkin kararlarda kendilerine ait doğan kararlardan oy hakkını kullanamaz ise de , yönetim kurulu üyesi olmayan şirketin ibrada oy kullanılmasının mümkün olduğu,
Yargıtay 11. HD.nin 04.02.2015 tarih 2014/10872 Esas ve 2015/1213 karar sayılı kararında; " yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibralarında oy kullanamaz iseler de yönetim kurulu üyeleri birbirlerinin ibraları için oy kullanabilirler. Bakınız Gönen Eriş , Açıklamalı-İçtihatlı Türk Ticaret Kanunu, 3. Baskı, sayfa: 2138; Paroy-Tekinalp-Çamoğlu Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku, 11. Baskı, sayfa: 587-589 somut olayda, denetçinin ibrası yönünden yeterli nisap sağlanmışsa iptal edilemeyeceği kararı verilmiş olup, belirtilen içtihatlardan da anlaşılacağı üzere; davacıların, birbirlerinin ibrasında oy kullanabilecekleri ve nisaplarına göre de yönetim kurulu üyelerinin iptalini gerektiren oy oranına ulaşılmadığı"
Yargıtay 11. HD.nin 27/11/2001 tarih 7293-9377 sayılı kararında; TTK.nın 274.mad.uyarınca pay sahiplerinden hiçbiri kendisi yada karı kocası yahut şirket arasındaki şahsi bir işe veya davaya dahil olan müzakerelerde rey hakkını kullanamaz. Burada çözümü gereken sorun tüzel kişiler tarafından alınan yasa maddesi uygulamasının ne şekilde olacağıdır. Dairemizin 14/10/1982 gün 3556-1556 sayılı kararında; tüzel kişilerin yönetim kurulundaki temsilcilerin ibrasında oy kullanabilecekleri belirtilmiş olup, dairenin kökleşen uygulamaları da bu yöndedir. Tekinalp Çamoğlu Ortaklıklar syf. 540, 541.
Yine Yargıtay 11. HD.nin 14/10/1982 tarih 3556-3887 sayılı kararında; Anonim şirketin tüzel kişisi olan paydaşın yönetim kurulunda temsilcisi olsa da bu temsilci yada genel kurula gönderdiği temsilci aracılığı ile yönetim kurulunun ibrası konusunda oy kullanabileceği ve bunun iptal sebebi sayılamayacağı, keza aynı dairenin 29/04/1982 gün 1360-1996 sayılı kararı. Görüldüğü üzere yargıtay tüzel kişiliği temsilen yönetim kuruluna seçilen yönetim kurulu üyesi ibrasında tüzel kişiliği temsilen yönetim kuruluna seçilen kimse temsil ettiği tüzel kişinin oylarıyla genel kurulda ibra edilebilecektir. Buna göre, davalıların tamamının vekaleten temsilcilerin marifetiyle oy kullanmaları ve ibra ettirmelerinde bir usulsüzlük bulunmadığı ve iptal sebebi sayılmayacağı belirtilen yargıtay kararlarıyla belirtilmiştir.
Keza Yargıtay 11. HD.nin 04/06/2016 tarih 2015/10455-2016/5038 sayılı kararında; 2011 yılı kar zarar ve bilanço hesapları ile muhalefet oyuna karşı oy çokluğuyla alındığı, dava dışı şirketin temsil yetkisinin kullanılmasından kaynaklanması nedeniyle kendi ibra kararına oy kullanıldığından bahsedilemeyeceği, şirketin 2011 yılı bilançosuna göre bir önceki yıl bilançosuna göre zarar ettiği şirketin ticari hayatına devam edebilmesi, öz sermaye sıkıntısı yaşanmaması için sermaye artırımı kararının şirketin menfaati için alınması zorunlu bir karar olduğu nedeniyle davanın reddine dair kararın onanmış olduğu kararları gerekse,
Her bir yönetim kurulu üyelerinin ibrasında olumlu oyların olumsuz oylardan fazla olduğundan, belirtilen yargıtay kararları ışığında bu 6 nolu genel kurul kararının iptali istenemeyeceğinden, reddi cihetine gidilmiştir.
(1) İptali Talep Edilen (7) Sayılı Karar:
Şirketin 2015 yılı ve Geçmiş Yıllar Karlarının dağıtımı müzakere edildi; Yönetim Kurulunun teklifinin kabulü ile 2015 yılı faaliyet dönemine ait karın kanun ve ana sözleşme gereği tenzili gereken miktarlar ayrıldıktan sonra geriye kalan kısmından net 935.000. -TL'sının 30.03.2017 tarihine kadar ortaklara dağıtılmasına, kalan karın olağanüstü yedek akçe olarak ayrılmasına, geçmiş yıllar karının dağıtılmamasına 240.000 adet olumsuz oya karşılık 560.000 adet olumlu oyla, oy çokluğuyla karar verildi.
Söz alan Sn. ..., alınan bu karara muhalif olduğunu belirterek, 1 sayfadan ibaret muhalefet şerhini içeren dilekçe verdi. Muhalefet şerhine havi 3 nolu dilekçe tutanağa ek yapılmak üzere alındı.
İptali talep edilen (7) sayılı karar ile ilgili olarak davacı tarafça sunulu (3) sayılı Muhalefet Şerhi özetle aşağıda aktarıldığı gibidir:
30.03.2016tarihinde Şirket merkezinde yapılan 2015yılı Şirket Olağan Genel Kurul Toplantısında Gündemin 7 nolu maddesinde 2015 yılı ve Geçmiş Yıllar Karlarının Kullanım Şekli ve Dağıtımı hakkında yapılan oylamada alman karara olumsuz oy kullandım ve karara muhalefet ediyorum.
Gerek Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu kapsamı, gerek Bilanço ve Gelir Tablosu ile diğer fınansal tablolar, hesap verme ve dürüstlük ilkesine uygun değildir. Özellikle
2014yılı bilançosu ve gelir tablosu ile 2015 yılı bilançosu ve gelir tablosu
karşılaştırıldığında Dağıtılmayan Geçmiş Yıllar Karının gerçek duruma uygun olmayacak şekilde eritildiği, 2014 yılında şirket gerçek anlamda zarara uğramadığı halde, zarar varmış gibi düzenleme yapıldığı, bunun hukuka ve kanuna aykırı olduğu görülmektedir. Diğer yandan sadece bir sayfadan ibaret genel kurula sunulan bilanço ve gelir tablosu ile diğer tablolar, dipnotsuz ve açıklamasız olduğundan doğruluğunun tespit ve teyidi de bu haliyle mümkün değildir. Bu bakımdan şirketin gerek 2015 yılı karı gerek önceki yıllar karının tutarı hatalıdır. Diğer yandan, Şirketin yedek akçeleri fazlasıyla mevcuttur. Bir önceki 30.09.2015 tarihli Genel Kurulda günden olan geçmiş yıllar karının da şirkette 2014 yılı bilançoları ile mevcut olduğu ve dağıtılabilir nitelikte bulunduğu bizatihi genel kurulun ve yönetim kurulunun kararı ile sabittir, tartışmasızdır. Gelinen noktada gerek geçmiş yıllar karının gerek
2015yılı karının tamamının ortaklara payları oranında dağıtılmasının kanun, Yargıtay içtihatları ve özellikle ana sözleşme uyarınca da gerektiği ortada olan bir gerçek iken bunun hakim ortakların çoğunluk oyuyla engellenmesi, azlık pay sahibi olarak şahsımın haklarının açıkça zedelenmesine yol açmaktadır. Dolayısıyla alınan bu karar, kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmuştur.
Tüm bu nedenlerle ve ayrıca diğer kanuni gerektirici nedenlerle, olumsuz oyuma rağmen, diğer pay sahiplerinin oyçokluğu ile alman karar kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırıdır. Alınan karara ilişkin sunduğum işbu yazılı muhalefet şerhimin tutanağa işlenip, ayrıca eklenmesini ve bir nüshasının alındı imzalı olarak tarafıma iadesini talep ederim.
İptali talep edilen genel kurul kararlarından 7 sayılı karar çerçevesinde yaptığımız tespit, analiz ve değerlendirmeler aşağıda maddeler halinde sunulduğu gibidir:
(a)Davacı tarafça 7 sayılı gündem maddesi kapsamında sunulan muhalefet şerhinde itirazlarının bir bölümünün (5) ve (6) sayılı gündem maddeleri ile ilgili muhalefet şerhlerinde gösterilen aynı gerekçelere dayandırıldığı görülmekte ve şirketin mevcut kârlılık ve geçmiş yıllardaki yedek akçeleri dikkate alındığında, 2015 yılı karının tamamının dağıtılması gerektiği belirtilmektedir. Dava dilekçesinde yer alan itirazların da muhalefet şerhinde belirtilen hususlar çerçevesinde olduğu görülmektedir.
Davalı tarafça cevap dilekçesinde bu gündem maddesi ile ilgili olarak yer verilen açıklamalar ise, kârın özetle 935.000,00 TL’yi aşan bölümünün dağıtılmamasınm gerekçesinin ekonomide ülke ve dünya genelinde yaşanan olumsuzluk ve hızlı değişkenlikler sebebiyle şirketin mali yapısını güçlü tutmak ve şirketin devamlı gelişimi için olduğu yönündedir.
(a) Davalı şirketin yukarıda aktarılan karşılaştırmalı bilançoları, fınansal yapısının olumlu bir seyre sahip olduğunu yansıtmaktadır. Bu bağlamda “kâr dağıtımı” ile ilgili bir karar söz konusu olduğunda, gerek Öz Kaynaklarının, gerekse Net Çalışma Sermayesinin, Şirket politikalarına göre belirlenecek makul oranda bir kâr dağıtımı için elverişli bir yapıda olduğu değerlendirilmektedir.
(b) Makul orana ilişkin miktarın tartışmaya konusu olması da doğal bulunmaktadır. Bu bağlamda öncelikle; bilirkişi kurulunun görüşü, davalı şirket fınansal yapısının genel kurulda oyçokluğu ile kararlaştırılan miktarın üzerinde kâr dağıtımına elverişli bir yapıya sahip durumda göründüğü yönündedir.
Belirlenen kâr miktarından daha yüksek oran belirlenmemesinin gerekçesi olarak sürülen hususların ise özetle, geleceğe yönelik genel ekonomik riskler olarak belirtildiği görülmektedir. Yönetim Kurulunca genel kurula sunulu “Faaliyet Raporu”nda özetle, Holding ve Bağlı Grup Şirketlerin tüm faaliyetleri yönünden risk envanterinin oluşturulmasına yönelik çalışmalarının yürütüldüğü belirtilmektedir. Yine Faaliyet Raporunun “Finansal Durum” başlıklı bölümünün (d) maddesinde ise, şirketin mali yapısının olası piyasa risklerine karşı daha da güçlendirilmesi için sermayenin artırılmasının düşünülmesi görüşüne yer verildiği görülmektedir.
Bu çerçevede, dava konusu genel kurul toplantısında karar verilen kâr miktarı ile olarak analitik değerlendirmeye elverişli risk analizi verilerine rastlanmamıştır.
Davalı şirket finansal yapısının mevcut karlık ve geçmiş yıllardaki durumu gözönüne alındığında 2015 yılı karının tamamının dağıtılması gerektiği belirtildiğinden, kar dağıtımına elverişli yapıya sahip durumda göründüğü, belirlenen kar miktarından daha yüksek oran belirlenmemesinin gerekçesi olarak sürülen hususların ise, genel ekonomik riskler olarak belirtilmesinin mümkün olmadığı, bu itibarla kar payının dağıtılması gerekeceği yönündeki bilirkişi raporuna göre 7.maddenin iptali cihetine gidilmiştir.
(1)İptali Talep Edilen (8) Sayılı Karar:
Şirketin yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi genel kurulun onayına sunuldu ve müzakere edildi. Yönetim kurul üyeliklerine 3 (üç) yıl süreyle görev yapmak üzere;
.... kimlik numaralı SN. ..., .... kimlik numaralı SN. ... ve .... kimlik numaralı SN. ...' nün 240.000 adet olumsuz oya karşılık 560.000 adet olumlu oyla, o çokluğuyla seçilmelerine karar verildi.
(Yönetim Kurulu'na seçilen kişilerin seçilmeleri ve seçildikleri halde görevi kabul edecekleri yönünde noterden tasdikli muvafakatnameleri Toplantı Başkanlığına sunulmuştur.)
Söz alan Sn. ..., alınan bu karara muhalif olduğunu belirterek, I sayfadan ibaret muhalefet şerhini içeren dilekçe verdi. Muhalefet şerhine havi 4 No.lu dilekçe tutanağa ek yapılmak üzere alındı.
İptali talep edilen (8) sayılı karar ile ilgili olarak davacı tarafça sunulu (4) sayılı Muhalefet Şerhi Özetle ;" 30.03.2016 tarihinde Şirket merkezinde yapılan 2015 yılı Şirket Olağan Genel Kurul Toplantısında Gündemin 8 nolu maddesinde Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin seçilmesi, Görev ve sürelerinin tespiti hakkında yapılan oylamada alınan karara olumsuz oy kullandım ve karara muhalefet ediyorum.
Tüm bu nedenlerle ve ayrıca diğer kanuni gerektirici nedenlerle, olumsuz oyuma rağmen, diğer pay sahiplerinin oyçokluğu ile alman karar kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırıdır. Alınan karara ilişkin sunduğum işbu yazılı muhalefet şerhimin tutanağa işlenip, ayrıca eklenmesini ve bir nüshasının alındı imzalı olarak tarafıma iadesini talep ederim."
İptali talep edilen genel kurul kararlarından 8 sayılı karar çerçevesinde yaptığımız tespit, analiz ve değerlendirmeler :
(a) Davacı tarafça 8 sayılı gündem maddesi kapsamında sunulan muhalefet şerhinde yer verilen herhangi bir gerekçeye rastlanmamıştır.
Dava dilekçesinde ise, yönetim kurulu üyelerinin elde ettikleri hakkı huzur gelirinin düzeyinin yüksekliği yanında, oy yasağı ihlaline dayalı olarak itirazların sunulduğu görülmektedir.
Davalı tarafça bu madde kapsamında cevap dilekçelerinde yer verilen açıklamaların da TTK md. 436 hükmü çerçevesinde sunulduğu görülmektedir.
(b) Bu çerçevede dava dilekçesinde sunulan itirazlar ve davalı taraf savunmalarının da hukuki yönden analiz ve değerlendirmeye muhtaç bulunduğu görünmekle, bilirkişi kurulunun uzmanlık alanını aştığı görülmüştür.
Yargıtay ... HD.nin ... tarih ... Esas ve ... karar sayılı kararında; " yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibralarında oy kullanamaz iseler de yönetim kurulu üyeleri birbirlerinin ibraları için oy kullanabilirler. Bakınız Gönen Eriş , Açıklamalı-İçtihatlı Türk Ticaret Kanunu, 3. Baskı, sayfa: 2138; Paroy-Tekinalp-Çamoğlu Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku, 11. Baskı, sayfa: 587-589 somut olayda, denetçinin ibrası yönünden yeterli nisap sağlanmışsa iptal edilemeyeceği kararı verilmiş olup, belirtilen içtihatlardan da anlaşılacağı üzere; davacıların, birbirlerinin ibrasında oy kullanabilecekleri ve nisaplarına göre de yönetim kurulu üyelerinin iptalini gerektiren oy oranına ulaşılmadığı,
Yargıtay ... HD.nin ... tarih ... sayılı kararında; TTK.nın 274.mad.uyarınca pay sahiplerinden hiçbiri kendisi yada karı kocası yahut şirket arasındaki şahsi bir işe veya davaya dahil olan müzakerelerde rey hakkını kullanamaz. Burada çözümü gereken sorun tüzel kişiler tarafından alınan yasa maddesi uygulamasının ne şekilde olacağıdır. Dairemizin 14/10/1982 gün 3556-1556 sayılı kararında; tüzel kişilerin yönetim kurulundaki temsilcilerin ibrasında oy kullanabilecekleri belirtilmiş olup, dairenin kökleşen uygulamaları da bu yöndedir. Tekinalp Çamoğlu Ortaklıklar syf. 540, 541.
Yine Yargıtay ... HD.nin ... tarih ... sayılı kararında; Anonim şirketin tüzel kişisi olan paydaşın yönetim kurulunda temsilcisi olsa da bu temsilci yada genel kurula gönderdiği temsilci aracılığı ile yönetim kurulunun ibrası konusunda oy kullanabileceği ve bunun iptal sebebi sayılamayacağı, keza aynı dairenin 29/04/1982 gün 1360-1996 sayılı kararı. Görüldüğü üzere yargıtay tüzel kişiliği temsilen yönetim kuruluna seçilen yönetim kurulu üyesi ibrasında tüzel kişiliği temsilen yönetim kuruluna seçilen kimse temsil ettiği tüzel kişinin oylarıyla genel kurulda ibra edilebilecektir. Buna göre, davalıların tamamının vekaleten temsilcilerin marifetiyle oy kullanmaları ve ibra ettirmelerinde bir usulsüzlük bulunmadığı ve iptal sebebi sayılmayacağı belirtilen yargıtay kararlarıyla belirtilmiştir.
Yargıtay ... HD.nin ... tarih ... Esas ve 2016/9484 karar sayılı kararında; " ... TTK'nın 436. maddesi hükmü emredici olup bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar geçersiz olacağından alınan genel kurul kararı da yok hükmünde olacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 436/2. maddesi gereğince, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz. Davalı şirketin altı ortağı bulunup, davacılar da dahil olmak üzere beş ortak yönetim kurulu üyesidir. Yönetim kurulunda temsil edilmeyen ortak sadece ... A.Ş'dir. Davalı şirket yönetim kurulu üyesi olan Hüseyin Yaşat Manav'ın şirketin ortağı ... A.Ş'nin temsilcisi olduğu savunulsa da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 436/2. maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri ibra oylamasında oy kullanamayacak olmasına rağmen, yönetim kurulu üyesi olmayan şirketin temsilcisi kendisi yönetim kurulu üyesi olsa dahi yönetim kurulu üyesi olmayan şirketi temsilen ibrada oy kullanması mümkündür. Dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunda ibra kararında kullanılan oyların sonuca etkili olduğu yönünde görüş bildirilmiş iken, mahkemece aksi yönde karar verilmiş ve kullanılan oyların sonuca etkili olmadığı ifade edilmiştir. Bu durumda, mahkemece yönetim kurulu üyelerinin ibrada oy kullanmalarının sonuca etkili olup olmadığının, her yönetim kurulu üyesi açısından ayrı ayrı ve denetime elverişli olacak şekilde değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak birleşen davanın bu yönden reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirdiğinden davacılar yararına bozulmasına karar verildiği, belirtilen içtihatta da anlaşıldığı üzere, Türk Ticaret Kanunu'nun 436/2. maddesi gereğince, yönetim kurulunun ibra edilmesine ilişkin kararlarda kendilerine ait doğan kararlardan oy hakkını kullanamaz ise de , yönetim kurulu üyesi olmayan şirketin ibrada oy kullanılmasının mümkün olduğu,
Yargıtay ... HD.nin 27/11/2001 tarih ... sayılı kararında; TTK.nın 274.mad.uyarınca pay sahiplerinden hiçbiri kendisi yada karı kocası yahut şirket arasındaki şahsi bir işe veya davaya dahil olan müzakerelerde rey hakkını kullanamaz. Burada çözümü gereken sorun tüzel kişiler tarafından alınan yasa maddesi uygulamasının ne şekilde olacağıdır. Dairemizin 14/10/1982 gün 3556-1556 sayılı kararında; tüzel kişilerin yönetim kurulundaki temsilcilerin ibrasında oy kullanabilecekleri belirtilmiş olup, dairenin kökleşen uygulamaları da bu yöndedir. Tekinalp Çamoğlu Ortaklıklar syf. 540, 541.
Yine Yargıtay ... HD.nin 14/10/1982 tarih ... sayılı kararında; Anonim şirketin tüzel kişisi olan paydaşın yönetim kurulunda temsilcisi olsa da bu temsilci yada genel kurula gönderdiği temsilci aracılığı ile yönetim kurulunun ibrası konusunda oy kullanabileceği ve bunun iptal sebebi sayılamayacağı, keza aynı dairenin 29/04/1982 gün 1360-1996 sayılı kararı. Görüldüğü üzere yargıtay tüzel kişiliği temsilen yönetim kuruluna seçilen yönetim kurulu üyesi ibrasında tüzel kişiliği temsilen yönetim kuruluna seçilen kimse temsil ettiği tüzel kişinin oylarıyla genel kurulda ibra edilebilecektir. Buna göre, davalıların tamamının vekaleten temsilcilerin marifetiyle oy kullanmaları ve ibra ettirmelerinde bir usulsüzlük bulunmadığı ve iptal sebebi sayılmayacağı belirtilen yargıtay kararlarıyla belirtilmiştir.
Keza Yargıtay ... HD.nin 04/06/2016 tarih ... sayılı kararında; 2011 yılı kar zarar ve bilanço hesapları ile muhalefet oyuna karşı oy çokluğuyla alındığı, dava dışı şirketin temsil yetkisinin kullanılmasından kaynaklanması nedeniyle kendi ibra kararına oy kullanıldığından bahsedilemeyeceği, şirketin 2011 yılı bilançosuna göre bir önceki yıl bilançosuna göre zarar ettiği şirketin ticari hayatına devam edebilmesi, öz sermaye sıkıntısı yaşanmaması için sermaye artırımı kararının şirketin menfaati için alınması zorunlu bir karar olduğu nedeniyle davanın reddine dair kararın onanmış olduğu anlaşılmıştır.
Gerekçesiyle yönetim kuruluna seçim ile ilgili nisabın olumsuz oyların olumlu oylardan az olduğundan belirtilen yargıtay kararları ışığında 8. Maddenin de iptali isteminin reddi cihetine gidilmiştir.
(1)İptali Talep Edilen (9) Sayılı Karar:
Yönetim kuruluna T.T.K.'nun 395 ve 396. maddelerine istinaden yetki verilmesine 240.000 adet olumsuz oya karşılık 560.000 adet olumlu oyla, oy çokluğuyla seçilmelerine karar verildi.
Söz alan Sn. ..., alınan bu karara muhalif olduğunu belirterek, 1 sayfadan ibaret muhalefet şerhini içeren dilekçe verdi. Muhalefet şerhine havi 5 No.lu dilekçe tutanağa ek yapılmak üzere alındı.
İptali talep edilen (9) sayılı karar ile ilgili olarak davacı tarafça sunulu (5) sayılı Muhalefet Şerhi :" 30.03.2016 tarihinde Şirket merkezinde yapılan 2015 yılı Şirket Olağan Genel Kurul Toplantısında Gündemin 9 nolu maddesinde “Yönetim Kuruluna TTK’nun 395. ve 396. Maddelerine İstinaden Yetki Verilmesi" hakkında yapılan oylamada alınan karara olumsuz oy kullandım ve karara muhalefet ediyorum.
Tüm bu nedenlerle ve ayrıca diğer kanuni gerektirici nedenlerle, olumsuz oyuma rağmen, diğer pay sahiplerinin oyçokluğu ile alınan karar kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırıdır. Alınan karara ilişkin sunduğum işbu yazılı muhalefet şerhimin tutanağa işlenip, ayrıca eklenmesini ve bir nüshasının alındı imzalı olarak tarafıma iadesini talep ederim."
İptali talep edilen genel kurul kararlarından 9 sayılı karar çerçevesinde yaptığımız tespit, analiz ve değerlendirmeler :
(a) Davacı tarafça 9 sayılı gündem maddesi kapsamında sunulan muhalefet şerhinde ver verilen herhangi bir gerekçeye rastlanmamıştır.
Dava dilekçesinde, bu maddeyle ilgili olarak da oy yasağı ihlaline dayalı olarak itirazların sunulduğu görülmektedir.
Davalı tarafça bu madde kapsamında cevap dilekçelerinde yer verilen açıklamaların da TTK md. 436 hükmü çerçevesinde sunulduğu görülmektedir.
Bu gündem maddesiyle ilgili olarak da dava dilekçesinde sunulan itirazlar ve davalı taraf savunmalarının hukuki yönden analiz ve değerlendirmeye muhtaç bulunduğu görünmekle, bilirkişi kurulunun uzmanlık alanını aştığı görülmüştür.
TTK.nın 395 ve 396.mad.lerine istinaden 240.000 olumsuz oya karşılık 560.000 olumlu oyla yetki verilmesine karar verilmiş ise de, Yargıtay ... HD.nin ... tarih 2014/685-8941 sayılı kararında; dava konusu genel kurulda tüm yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağının kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Bu karar sırf yönetim kurulu üyelerinden biriyle ilgili olmadığına göre oy yoksunluğunun halinin yalnızca anılan yönetim kurulu üyesinden aranması yönündeki değerlendirme isabetsizdir. Her bir yönetim kurulu üyesi yönünden şirketle rekabet yasağının kaldırılması kararının yeterli nisapla alınıp alınmadığının belirlenmesi gerekir. Bu durumda bir yönetim kurulu üyesi kendisiyle ilgili kararın alınması durumunda oy hakkından yoksun ise de diğer yönetim kurulu üyesi ile ilgili oylamaya katılabilir. Her bi yönetim kurulu üyesinin yasağın kaldırılması oylamasında yeterli oy nisabının sağlanıp sağlanmadığının ayrı ayrı değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olup, her bir yönetim kurulu üyelerinin oy oranlarına göre olumlu oyların olumsuz oylardan fazla olduğundan, bu itibarla ;
Yargıtay ... HD.nin ... tarih 2014/10872 Esas ve 2015/1213 karar sayılı kararında; " yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibralarında oy kullanamaz iseler de yönetim kurulu üyeleri birbirlerinin ibraları için oy kullanabilirler. Bakınız Gönen Eriş , Açıklamalı-İçtihatlı Türk Ticaret Kanunu, 3. Baskı, sayfa: 2138; Paroy-Tekinalp-Çamoğlu Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku, 11. Baskı, sayfa: 587-589 somut olayda, denetçinin ibrası yönünden yeterli nisap sağlanmışsa iptal edilemeyeceği kararı verilmiş olup, belirtilen içtihatlardan da anlaşılacağı üzere; davacıların, birbirlerinin ibrasında oy kullanabilecekleri ve nisaplarına göre de yönetim kurulu üyelerinin iptalini gerektiren oy oranına ulaşılmadığından ve
Yargıtay ... HD.nin 27/11/2001 tarih ... sayılı kararında; TTK.nın 274.mad.uyarınca pay sahiplerinden hiçbiri kendisi yada karı kocası yahut şirket arasındaki şahsi bir işe veya davaya dahil olan müzakerelerde rey hakkını kullanamaz. Burada çözümü gereken sorun tüzel kişiler tarafından alınan yasa maddesi uygulamasının ne şekilde olacağıdır. Dairemizin 14/10/1982 gün ... sayılı kararında; tüzel kişilerin yönetim kurulundaki temsilcilerin ibrasında oy kullanabilecekleri belirtilmiş olup, dairenin kökleşen uygulamaları da bu yöndedir. Tekinalp Çamoğlu Ortaklıklar syf. 540, 541.
Yine Yargıtay ... HD.nin 14/10/1982 tarih ... sayılı kararında; Anonim şirketin tüzel kişisi olan paydaşın yönetim kurulunda temsilcisi olsa da bu temsilci yada genel kurula gönderdiği temsilci aracılığı ile yönetim kurulunun ibrası konusunda oy kullanabileceği ve bunun iptal sebebi sayılamayacağı, keza aynı dairenin 29/04/1982 gün 1360-1996 sayılı kararı. Görüldüğü üzere yargıtay tüzel kişiliği temsilen yönetim kuruluna seçilen yönetim kurulu üyesi ibrasında tüzel kişiliği temsilen yönetim kuruluna seçilen kimse temsil ettiği tüzel kişinin oylarıyla genel kurulda ibra edilebilecektir. Buna göre, davalıların tamamının vekaleten temsilcilerin marifetiyle oy kullanmaları ve ibra ettirmelerinde bir usulsüzlük bulunmadığı ve iptal sebebi sayılmayacağı belirtilen yargıtay kararlarıyla belirtilmiştir.
Yargıtay ... HD.nin ... tarih ... Esas ve ... karar sayılı kararında; " ... TTK'nın 436. maddesi hükmü emredici olup bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar geçersiz olacağından alınan genel kurul kararı da yok hükmünde olacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 436/2. maddesi gereğince, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz. Davalı şirketin altı ortağı bulunup, davacılar da dahil olmak üzere beş ortak yönetim kurulu üyesidir. Yönetim kurulunda temsil edilmeyen ortak sadece ... A.Ş'dir. Davalı şirket yönetim kurulu üyesi olan Hüseyin Yaşat Manav'ın şirketin ortağı ... A.Ş'nin temsilcisi olduğu savunulsa da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 436/2. maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri ibra oylamasında oy kullanamayacak olmasına rağmen, yönetim kurulu üyesi olmayan şirketin temsilcisi kendisi yönetim kurulu üyesi olsa dahi yönetim kurulu üyesi olmayan şirketi temsilen ibrada oy kullanması mümkündür. Dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunda ibra kararında kullanılan oyların sonuca etkili olduğu yönünde görüş bildirilmiş iken, mahkemece aksi yönde karar verilmiş ve kullanılan oyların sonuca
etkili olmadığı ifade edilmiştir. Bu durumda, mahkemece yönetim kurulu üyelerinin ibrada oy kullanmalarının sonuca etkili olup olmadığının, her yönetim kurulu üyesi açısından ayrı ayrı ve denetime elverişli olacak şekilde değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak birleşen davanın bu yönden reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirdiğinden davacılar yararına bozulmasına karar verildiği, belirtilen içtihatta da anlaşıldığı üzere, Türk Ticaret Kanunu'nun 436/2. maddesi gereğince, yönetim kurulunun ibra edilmesine ilişkin kararlarda kendilerine ait doğan kararlardan oy hakkını kullanamaz ise de , yönetim kurulu üyesi olmayan şirketin ibrada oy kullanılmasının mümkün olduğu,
Yargıtay ... HD.nin ... tarih ... sayılı kararında; TTK.nın 274.mad.uyarınca pay sahiplerinden hiçbiri kendisi yada karı kocası yahut şirket arasındaki şahsi bir işe veya davaya dahil olan müzakerelerde rey hakkını kullanamaz. Burada çözümü gereken sorun tüzel kişiler tarafından alınan yasa maddesi uygulamasının ne şekilde olacağıdır. Dairemizin 14/10/1982 gün... sayılı kararında; tüzel kişilerin yönetim kurulundaki temsilcilerin ibrasında oy kullanabilecekleri belirtilmiş olup, dairenin kökleşen uygulamaları da bu yöndedir. Tekinalp Çamoğlu Ortaklıklar syf. 540, 541.
Yine Yargıtay ... HD.nin ... tarih ... sayılı kararında; Anonim şirketin tüzel kişisi olan paydaşın yönetim kurulunda temsilcisi olsa da bu temsilci yada genel kurula gönderdiği temsilci aracılığı ile yönetim kurulunun ibrası konusunda oy kullanabileceği ve bunun iptal sebebi sayılamayacağı, keza aynı dairenin ... gün ... sayılı kararı. Görüldüğü üzere yargıtay tüzel kişiliği temsilen yönetim kuruluna seçilen yönetim kurulu üyesi ibrasında tüzel kişiliği temsilen yönetim kuruluna seçilen kimse temsil ettiği tüzel kişinin oylarıyla genel kurulda ibra edilebilecektir. Buna göre, davalıların tamamının vekaleten temsilcilerin marifetiyle oy kullanmaları ve ibra ettirmelerinde bir usulsüzlük bulunmadığı ve iptal sebebi sayılmayacağı belirtilen yargıtay kararlarıyla belirtilmiştir.
Keza Yargıtay ... HD.nin ... tarih ... sayılı kararında; 2011 yılı kar zarar ve bilanço hesapları ile muhalefet oyuna karşı oy çokluğuyla alındığı, dava dışı şirketin temsil yetkisinin kullanılmasından kaynaklanması nedeniyle kendi ibra kararına oy kullanıldığından bahsedilemeyeceği, şirketin 2011 yılı bilançosuna göre bir önceki yıl bilançosuna göre zarar ettiği şirketin ticari hayatına devam edebilmesi, öz sermaye sıkıntısı yaşanmaması için sermaye artırımı kararının şirketin menfaati için alınması zorunlu bir karar olduğu nedeniyle davanın reddine dair kararın onanmış olduğu anlaşılmıştır.
Belirtilen yargıtay kararları ışığında 9. Maddenin de iptali isteminin reddi cihetine gidilmiştir.
(1)İptali Talep Edilen (10) Sayılı Karar:
Mevcut ve yeni seçilen Yönetim Kurulu üyelerinin ücretleri ile huzur hakki ikramiyeve prim gibi hakların belirlenmesi genel kurulun onayına ve müzakeresine açıldı; yapılan oylamada Yönetim Kurulu Üyesi ... ve ...'a her birine 01.04.2016 tarihinden itibaren aylık net 50.000,00 TL/Ay, ... ye 25.000,00 TL/Ay ücret ödenmesine 240.000 adet olumsuz oya karşılık 560.000 adet olumlu oyla, oy çokluğuyla seçilmelerine karar verildi.
Söz alan Sn. ..., alınan bu karara muhalif olduğunu belirterek, 1 sayfadan ibaret muhalefet şerhini içeren dilekçe verdi. Muhalefet şerhine havi 6. no.lu dilekçe tutanağa ek yapılmak üzere alındı.
İptali talep edilen (10) sayılı karar ile ilgili olarak davacı tarafça sunulu (6) sayılı Muhalefet Şerhi: " 30.03.2016 tarihinde Şirket merkezinde yapılan 2015 yılı Şirket Olağan Genel Kurul Toplantısında Gündemin 9 nolu maddesinde “Yönetim Kuruluna TTK’nun 395. Ve 396. Maddelerine İstinaden Yetki Verilmesi" hakkında yapılan oylamada alınan karara olumsuz oy kullandım ve karara muhalefet ediyorum.
Şirket yönetim kurulu üyeleri şirkette fiilen çalışmadıkları gibi, belirlenen ücret ve huzur hakkı aynı zamanda emsallerine göre çok yüksek ve fahiştir. Bu şekliyle belirlenen ücret ve huzur hakkı yönetim kurulu üyesi pay sahipleri bakımından örtülü kazanç niteliğindedir. Karar, ortaklar arasındaki menfaat dengesini, yönetim kurulu üyesi olan ortaklar yararına bozmaktadır. Başka deyişle yönetim kurulu üyesi olmayan benim gibi azlık pay sahipleri aleyhine eşitlik ilkesini zedeleyen bir durum oluşmaktadır.
Tüm bu nedenlerle ve ayrıca diğer kanuni gerektirici nedenlerle, olumsuz oyuma rağmen, diğer pay sahiplerinin oyçokluğu ile alınan karar kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırıdır. Alınan karara ilişkin sunduğum işbu yazılı muhalefet şerhimin tutanağa işlenip, ayrıca eklenmesini ve bir nüshasının alındı imzalı olarak tarafıma iadesini talep ederim. "
İptali talep edilen genel kurul kararlarından 10 sayılı karar çerçevesinde yaptığımız tespit, analiz ve değerlendirmeler :
(a) Davacı tarafça 10 sayılı gündem maddesi kapsamında sunulan muhalefet şerhinde yer verilen gerekçelerin, dava dilekçesinde de benzer yönde ve daha ayrıntılı olarak sunulduğu görülmekte, ayrıca oy yoksunluğu gerekçesine de yer verilmektedir.
Davalı tarafça bu madde kapsamında cevap dilekçelerinde yer verilen açıklamalardan TTK md. 436 hükmü çerçevesinde sunulanlar dışında olanlar ise özetle; alman kararın eşitlik ilkesine aykırılığın bulunmadığı ve davalı şirket boyutlarındaki bir şirket dikkate alındığında ve örneklenen çeşitli şirketlerde uygulanan ücret düzeyleri de göz önünde tutulduğunda, davalı şirket yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretin yüksek olmadığı yönündedir.
(a)Bu gündem maddesi kapsamında alınan kararın, işletme ekonomisi ve finansal boyutları bulunduğu değerlendirilmektedir. Şüphesiz şirket faaliyetleri ve içinde bulunulan ekonomik çevrenin dinamiklerine göre yönetim faaliyetlerinin özellikleri de farklılaşmaktadır. Bu nedenle de gerek teknik işletme fonksiyonları, gerekse yönetim fonksiyonları itibarıyla stratejik, taktik ve faaliyet düzeylerine ilişkin uygulamalar büyük önem taşımaktadır.
Bu noktada önemle vurgulanmasını gerekli gördüğümüz husus ise, yönetim kararlarıyla ulaşılması planlanan varlık ve kaynak dengesi ile faaliyet sonuçlarına yönelik hedefler veri iken, üst düzey yöneticilerin huzur hakkı maliyetleri ile kâr dağıtım politikalarının, diğer birçok unsur arasındaki ilişkide olduğu gibi finansal yönden anlamlı olmasının işletme ekonomisinin doğası gereği bulunduğudur.
B. Bu çerçevede ve davalı şirket özelinde, bir yandan dağıtılmasına karar verilen kâr miktarının düzeyi gelecekteki ekonomik risklere dayalı olarak sınırlandırılırken, diğer yandan üst yönetim için belirlenen ücretlerin, dağıtılmasına karar verilen kâr miktarının çok üstünde belirlenmiş olması ise, finansal yönden anlamlı görünmemektedir.
Yönetim kurulu üyelerinin ... ve ... ile ilgili aylık 50.000,00 TL ... ile ilgili 25.000,00 TL aylık ücret ödenmesine karar verilmesinin Yargıtay ... HD.nin ... tarih ... sayılı kararında da belirtildiği üzere, huzur hakkı her toplantı için ayrı ayrı belirlenebileceği gibi aylık olarak belli bir ücretle de tespit edilebilir. Ücretin miktarı ise şirketin mali yapısı, şirketin bu yöndeki uygulaması, yönetim kurulunun bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olmalıdır. Yönetim kurulu üyelerinin aylık olarak belirlenen ücretin şirketin defter ve kayıtlarıyla mali yapısı incelenerek belirlenmesi gerekeceği , şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, ortaklık yapısı, mali durum bakımından bilirkişi tarafından fahiş olarak belirtildiğinden, belirtilen içtihat doğrultusunda 10 nolu genel kurulu kararının iptali cihetine gidilmiştir.
İptali istenilen genel kurul kararının her bir maddesinin mahkememizce tek tek değerlendirilmek suretiyle gerekçesi açıklanmış olup 7 ve 10 nolu kararların iptaline, diğer maddelerle ilgili davanın reddi cihetine gidilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle;
1-03/03/2016 tarihli genel kurulun 7. ve 10.maddeleri ile ilgili genel kurul maddelerinin İPTALİNE,
Bakiye isteminin REDDİNE,
2-Peşin alınan 29,20 TL maktu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanununun 15.maddesi gereğince alınması gereken 35,90 TL maktu karar ve ilam harcından mahsubu ile geriye kalan 6,70 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline, Hazine adına İRAD KAYDEDİLMESİNE.
3-Diğer maddelerin red edilmesi sebebiyle; 492 sayılı Harçlar Kanununun 15.maddesi gereğince alınması gereken 35,90 TL maktu karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline, Hazine adına İRAD KAYDEDİLMESİNE.
4-Dava açılırken davacı tarafından yatırılaın 29,20 TL başvuru harcı+29,20 TL peşin harç olmak üzere toplam 58,40 TL harcın, davalıdan alınmasına, davacıya verilmesine.
5-Davacı davasını vekille takip ettiğinden, Av.Asg.Üc.Tarifesinin II.kısım, II.bölüm 9.maddesinde belirtilen 2.180,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınmasına, davacıya verilmesine.
6-Diğer maddelerin red edilmesi sebebiyle; Davalı aleyhine açılan davayı vekille takip ettiğinden Av.Asg.Üc.Tarifesinin II.kısım, II.bölüm 9.maddesinde belirtilen 2.180,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınmasına, davalıya verilmesine.
7-Yargılama giderleri için ; Kabul ve Reddedilen maddeler dikkate alınmak suretiyle; davacı tarafından yapılan 2.105,00 TL bilirkişi ücreti+tebligat masrafı+müzekkere yargılama giderlerinin 1/3 oranına tekabül eden 701,66 TL yargılama giderinin davalıdan alınmasına, davacıya verilmesine.
8-Kalan gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair kararın istinaf yolu açık olmak üzere davacı ve davalı vekillerinin yüzlerine karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır