T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/462 Esas
KARAR NO : 2025/127
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/05/2018
KARAR TARİHİ : 04/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin , davalı şirketin ... bayiliğini ticari vekillik sözleşmesi ve cari hesap sözleşmesi ile sürdürmüş olduğunu, davalının müvekkilinden isim hakkı adı altında 03.10.2016 tarihinde 10.000-TL almıştır. Sözleşmenin 30. Maddesinde belirlenen 20.000-TL isim hakkı bedeli çalışma süresi boyunca müvekkilinin hak edişlerinden kesilmiş olduğunu, sözleşmeyi ... 3. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalının haksız biçimde sona erdirmiş olduğunu, ihtarname içeriğinde gelen giden kargoların geciktirilip dağıtılmaması, yeterli personel istihdam edilmemesi, kendilerine şikayetler gelmesi gerekçe gösterilmiş olduğunu, bu iddiaların tamamen asılsız olup buna ilişkin davalının hiçbir tespitinin olmadığını, bilakis davalının ... dağıtım istasyonundan kaynaklı müvekkilinin mağduriyetinin söz konusu olduğunu, bütün kargoların teslim alınma ve teslim edilme tarih ve saatlerinin kayıt altında olduğunu, davalının müvekkili ile olan ilişkisini 12.12.2017 tarihli Kasa Sayım Tutanağı isimli belge ile sona erdirmiş olduğunu, davalının müvekkilini 20.10.2017 fesih ihtarnamesi tarihinden 12.12.2017 tarihine kadar oyalamış, daha düşük ücretlerle sadece nakliyesini yapmaya zorlamış olduğunu, faaliyete başladıkları 06.09.2016 dan itibaren müvekkilinin işine yatırım yapmış olduğunu, 02.09.2016 tarihinde..., 08.03.2017 tarihinde ..., 21.08.2017 tarihinde ... plakalı kamyonu satın alıp borçlanmış olduğunu, bu alımların davalı şirkete güvenerek onun işleri için yapılmış olduğunu, müvekkilinin bu şekilde davalının haksız feshi sebebi ile zarar görmüş olduğunu, müvekkilinin .... acentesinin net cirosunu 5.946-TL den 31.08.2017 tarihinde 47.122,02-TLye çıkarmış olduğunu, davalının bu dönemde yapılan işlerden cirodan komisyon, dağıtımdan komisyon, kesintiler adı altında ayrıca isim hakkına mahsup edeceği kesintiler yapmış olduğunu, müvekkiline ait hak edişleri tam ve zamanında ödememiş olduğunu, isim hakkı adında müvekkilinden alınan ve hak edişlerinden kesilen 20.000-TL nin tespitini ve davalıdan alınarak müvekkilein verilmesini, haksız fesih nedeni ile müvekkilin in aylık 18.000-TL olan aylık kazanç kaybının bir yıllık tutarının tespitini, davalıya güvenerek aldığı araçların elinde kalması nedeniyle uğradığı zararın tespitine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin davalı şirketin sözleşmeyi haksız yere feshetmesi nedeniyle zarar görmüş ödediği isim hakkı bedelini geriye alamamış işbu tazminat iade ve tespit davasını açma zorunluluğu doğmuş olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalarının kabulü ile öncelikle davalı uhdesinde kalan, müvekkilinden tahsil edimiş 20.000-TL isim hakkı bedeli adı altındaki meblağın fesih tarihi olan 12.12.2017 den itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, haksız fesih nedeni ile müvekkilin aylık 18.000-TL olan aylık kazanç kaybının bir yıllık tutarının tespitini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının her ne kadar haksız ve mesnetsiz taleplerde bulunuyorsa da hak kaybına neden olmamak açısından öncelikle davacının haksız olarak talep ettiği, alacak taleplerinin her biri için zamanaşımı, husumet, derdestlik, yetki, dava şartı yokluğu ilk itirazında bulunduklarını, yargılama sırasında hak kaybı olmaması açısından zamanaşımı, husumet, derdestlik, yetki ve dava şartı yokluğu ve diğer tüm ilk itirazların dikkate alınmasını talep ettiklerini, tespit davalarının bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının saptanmasına ilişkin davalar olduğunu, tespit davası açılabilmesi için hukuki yararın varlığının gerektiğini, öncelikle ilk itirazları ve usule ilişkin açıklamaları çerçevesinde davanın esasa girilmeden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ancak herhangi bir hak kaybına neden olmamak için davanın esasına ilişkin olarak da beyanlarını arz etmek gerektiğini, taraflar arasında kargo taşımacılığı ticari vekillik sözleşmesi imzalandığını, davacının söz konusu sözleşme uyarınca yerine getirmek ile yükümlüğü olduğu edilmelerini tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmemiş olduğunu, davacının yapılmış, gelen - giden kargoların geciktirilmiş veya h iç dağıtılmamış, ihbarı verilen kargoların alımı yapılmamış, geciktirilmiş ve yeterli personel çalıştırılmamış olduğunu, bu kapsamda ürünlerin hiç veya gereği gibi teslim edilememesi nedeni ile müşterilerinden sürekli olarak şikayetler alınmaya başlandığını, davacının defalarca sözlü ve yazılı olarak uyarıldığını ama buna rağmen bahsi geçen sorunların hiçbirinin düzeltilmemiş olduğunu, ayrıca davacının işin icrasında gerekli özeni göstermediği, yeterli personel çalıştırmadığı ve bu nedenlerle şube cirosunun belirlenen hedefleri yakalayamadığının tespit edildiğini, tüm bu açıklanan nedenlerle taraflar arsında akdedilen sözleşmenin haklı nedenlere dayanılarak feshedilmiş olduğunu, sözleşme kapsamında alınan marka bedelinin süre ile bağlı olmaksızın markanın kullanılmasına ilişkin olarak belirlenen sabit bir ücret olması sebebi ile iadesi mümkün olmadığını, davacının söz konusu bedelin iade edilmeyeceğini sözleşme başlangıcından itibaren bilmekte olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Dava , taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasına dayalı tazminat ve aylık kazanç kaybının tespiti talebinden ibarettir.
Mahkememizde yapılan yargılamada taraf delilleri toplanmış, taraf tanıkları dinlenmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması için bilirkişi raporları alınmıştır.
Mahkememizin 21.01.2020 tarihli celsesinde davacı tanığı ...; "...davacı ... davalı ...'nun ... acentalığını yapmaktaydı, İlk başladığında 2.000-3000-TL arasında ciro yapıyordu, daha sonra ciro 50.000-60.000-TL arasına yükseldi, ... bundan sonra acentalığı almak için şartlar sunduğunu biliyorum, örneğin ikinci arabayı al dediler, davacı aldı, üçüncü arabayı al dediler, davacı aldı ve bunların hepsinde kredi çekerek yaptı, bütün şartlar yerine getirildi ancak bu seefer kargoların teslimatını geç yaptığını söylediklerini bana söyledi, kargoları geç teslim ettiği iddiası ile acentelik sözleşmesini sona erdirdiklerini biliyorum, ayrıca davacı ...'ın ...'den aldığı kargoları dağıtım yerine geç getirdiğini de ileri sürdüklerini biliyorum, dedi.
Tanıktan soruldu: ben ...'da ...'nin 2 hafta çalışmıştım, ayrıca ... şubesi ilk bana teklif edilmişti, ancak benim sermayem olmadığı için bu işe girememiştim, benim çalıştğıım yer daha sonra ... Kargo oldu, bu kargo şirketi de ... Kargo şirketi ile aynı sokaktadırlar, davacı ile gün içinde sürekli birlikteydik,..." beyanında bulunduğu görüldü.
Mahkememizin 21.01.2020 tarihli celsesinde davalı tanığı ..., "...Davacı ...'yu ...'dan tanıyorum, ben 5 senedir bu şirkette çalışıyorum, şuan bu şirkette genel müdür yardımcıyım, o dönemde satış müdürüydüm, bizim ...'de bir acentemiz vardı, ancak yetmediği için ikinci bir acente kurmaya karar verdik, davacının yaptığı başvuruyu değerlenirdik ve acentelik sözleşmesi imzaladık, diğer acentemizin bulunduğu aynı binada ofisi ikiye bölerek farklı acenteler olarak çalışmaya başladılar, 1 yıl kadar beraber çalıştık, biz sözleşmee istinaden acentelarimizin yatırım yapmasını ve işi büyütmelerini istiyoruz, ancak mevcut müşteriler dışında davacı başkaca iş getirememiş ve işi büyütememiştir, biz olabildiğince elimizden geldiği kadar süreci destekledik, ancak gelinen noktada mevcut müşteriler ile de ilgili hizmet tarafından sıkıntı çıktğıını gördük, ayrıca çalıştığımız firmalardan ... ile de yollarımızı ayırmak zorunda kaldık, aslında onun da bu konuda yapabileceği bir şey yoktu, çünkü yatırım yapamıyor, personel alamıyor, tek başına çalışıyor ve araba alamıyordu, bir 80 model arabası vardı, daha sonra 15-16.000-TL'ye de bir panelvan aldığını biliyorum, müşterileremizi kaybettiğmiz için kendisini uyardık ve daha sonra çalışmamızı sonlardırdık, ayrıca davacı ile acentelik sözleşmesini sonlardırktan sonra yeni bir acente almadık, mevcut acentemizi büyüterek devam ettik, ayrıca o dönem kaybettiğimiz süetsel ve diğer bir ... şirketi ile yeniden çalışmaya başladık, dedi.
Tanığa soruldu: ... firmasının müdürü bizi sürekli rahatsızlığından dolayı mail atıyordu, maillerde vardır, davacının akşam alımlarına yetişemediğini, bir tane arabası olduğunu, arabasının dolu olduğunu ve ürünleri alamadığını söylemiştir, bu nedenle de bizile yollarını ayıracağını mail yoluyla söylemiştir, ben de aynı mail üzerinden davacıya ve firmanın lojistik müdürüne mail attım, ..." beyanında bulunduğu görüldü.
Mahkememizce alınan 18.09.2020 tarihli talimat bilirkişi raporunda sonuç olarak; Davacı ... tarafından ibraz edilen Ticari Defter ve belgeler ile dosyaya sunulan belgeler üzerinden yapılan incelemede, Davacının “KARGO TAŞIMACILIĞI TİCARİ VEKİLLİK SÖZLEŞMESİ” ve “CARİ HESAP SÖZLEŞMESİ” ile Davalı adına ... Şube Vekili olarak kargo hizmeti verdiği, davalı tarafa sözleşme gereği Toplam 20.000,00 TL “İSİM HAKKI” adı altında ödeme yaptığı, bu tutarın 10.000,00 TL kısmını Tahsilat Makbuzu mukabili kakit ödediği, kalan 10.000,00TL kısmını da aylık hak ediş miktarı hesap tablosunda alacağından mahsup edilmek üzere davalı tarafa kalan miktarın fatura edilmesi sureti ile ödendiği , davacının Brüt Aylık Kazanç miktarının 15.166,70 TL olarak tespit edildiği görüldü.
Mali müşavir bilirkişi ... ve sözleşme uzmanı bilirkişi ... tarafından hazırlanan 31.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda; Dosya kapsamında; kargoların teslim alma/etme işlemlerine yönelik tarihsel çizelge ve şube cirosunun düşük rakamlarda seyrettiği iddialarına yönelik olması gereken/beklenen ciro hedeflerini gösterir bilgi ve belge de yer almadığı, sözleşmenin haklı nedene dayanarak feshedilmediği kanaatine ulaşıldığının sonuç ve mütalaa edildiği görüldü.
Taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilerek, ek rapor alınmasına ilişkin karar verilmiş, bilirkişi heyetine kargo taşıma faaliyetlerinde uzman bilirkişi ... dahil edilmiş ve 16.05.2022 tarihli Bilirkişi ek raporunda; kök rapor nihai görüşün aynen korunduğu, fesih haksız olduğundan ortada tazmin edilecek bir zarar da olmadığının sonuç ve mütalaa edildiği görüldü.
Taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilerek, ek rapor alınmasına ilişkin karar verilmiş, 05.05.2024 tarihli Bilirkişi ek raporunda; " ...Davacının aylık kazanç miktarının fatura ortalamasının beyannamelerde 157.778,50 TL 2017 hasılat+22.165,36 TL 2016 hasılat=179.943,36 TL safi hasılat olarak hesaplandığı179.943,36/12 ay= 14.995,32 TL aylık safi hazılata denk geldiği hesaplanmıştır.
Kök raporumuzda da aylık hasılatın bu tutara yakın bir tutar olduğundan hem bu konuda hem de diğer değerlendirmeler bakımından görüşümüzü değiştirecek bir husus görülemediği, münhasıran mahkemenin takdirinde olan hususlarla ilgili heyetin değerlendirme yapmamayacağı,.." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü.
Davalı vekilinin talebinin kabulü ile; dosyanın, iddia ve savunmalar ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; sözleşmenin haklı nedenle fesih edilip edilmediği, davacının, isim hakkı ve kazanç kaybına ilişkin alacak ve talebinin değerlendirilmesi alacağın varlığı ve miktarı davalı tarafın sorumluluğu hususunda dosya kapsamı değerlendirilerek bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, nakliye uzmanı bilirkişi ..., sözleşme uzmanı bilirkişi ... ve mali müşavir bilirkişi ... tarafından hazırlanan 10.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda; "...1.Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin TTK md, 102 vd. düzenlenen acentelik sözleşmesi niteliğinde olduğu,
2.Acentelik sözleşmesini derhal feshine yol açacak haklı sebeplerin sözleşmede düzenlemesinin ilke olarak mümkün olduğu buna karşın haklı sebep olarak öne sürülen olguların her halükarda sözleşme ilişkisini dürüstlük kuralı uyarınca ilişkisini çekilmez kılması gerektiği,
3.Davalının dosya sunduğu mail yazışmalarından ... firması ile yürütülen iş ilişkisindeki sıkıntıların doğrudan davacının etki alanından meydana gelen fiillerden mi, yoksa davalı şirketin iç işleyişindeki sorunlardan mı kaynaklandığının anlaşılamaması; ... firmasının fesih iradesini ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında mevcut bulunmayışı ve dolayısıyla davacının fiilleri ve muhtemel müşteri kaybı arasındaki illiyet bağının açık olmaması; davacının hak edişlerindeki düzenli artışın cirodaki bir artışı da zorunlu kılması; olması gereken/beklenen ciro hedeflerini gösterir bilgi ve belgenin dosya kapsamında mevcut olmaması; gecikmenin varlığını ortaya koyan kargo teslim alma/etme işlemlerine yönelik tarihsel çizelge, bilgi, belge ve diğer kayıtların ortaya konamaması; bunlara ek olarak davalının dağıtım yapmak üzere almış olduğu araç-gereçler ve diğer masraflar göz önüne alındığında, hiçbir uyarı yapılmadan fesih yoluna gidilmesinin TTK'nın taşıma hükümlerine ve kargo taşımacılığı kurallarına uymayan bir davranış olduğu; yapılan birçok iş arasında tek bir somut hata gösterilerek sözleşmenin sona erdirilmesinin taşımacılık pratiğindeki örf ve adetlere aykırı olduğu gibi sebepler göz önüne alındığında davalının acentelik sözleşmesini haksız bir şekilde feshetmiş olduğunun ve dolayısıyla sorumluluğunun doğduğunun kabulünün gerektiği,
4.Sözleşmeyi haksız fesheden davalının, davacının olumlu zararını tazmin ile yükümlü olduğu
5.Davalının sözleşmeyi haksız şekilde feshettiği göz önüne alındığında sözleşmenin kuruluş aşamasında ödenmesi kararlaştırılan 20.000,00-TL tutarındaki isim hakkı bedelinin davacıya iadesinin gerektiği,
6.Davacının haksız fesih nedeniyle 1 yıl boyunca yoksun kaldığı karın kendisine ödenmesi talebi bakımından yapılan değerlendirmede; yoksun kalınan karın tipik birer olumlu zarar kalemi olması nedeniyle istenmesinin mümkün olduğu; 1 yıllık sürenin olağan fesih süresi içinde kaldığının kabulü gerektiği; 1 yıllık yoksun kalınan karın hesabı noktasında ise, hesap ayrıntıları raporumuz içerisinde sunulduğu çerçevede (2.629,64 TL x 12ay) 31.555,70 TL TL'nin davalıdan tahsil edilebileceği, sonuçlarına varılmıştır..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü.
Kargo Taşımacılığı Ticari Vekillik Sözleşmesi incelendiğinde; sözleşmenin 1. maddesinde davacının sözleşmenin feshi bildirilinceye kadar ticari vekil olarak faaliyet göstereceği, 7/f maddesinde davalının şubesinde belirli ücret karşılığı, vekil sıfatı ile faaliyet göstereceği, 8. maddesinde kargo dağıtımlarını, davalının belirlediği kriterlere uygun olarak yapacağı, 9/b maddesinde müşteri portföyünü geliştirmek için çaba sarf edeceği, bulunacak yeni müşterilerle olan ilişkilere aracılık edeceği , 9/c maddesinde davalının temin ettiği baskılı evrak, fatura vs belgeleri kullanacağı, kargo taşımacılığına ilişkin sözleşmeleri yapacağı, 20/1 maddesinde kargo hizmetinin aksamaması için gerekli sayıda araç bulundurmak zorunda olduğu, 22. maddesinde personeli her türlü gideri kendisine ait olmak ve ya hak edişinden kesilmek üzere kendisi temin edeceği düzenlenmiştir.
Dava dilekçesi ekinde sunulan , davalı tarafından davacıya keşide edilen 03.10.2016 tarihli tahsilat makbuzunun 10.000TL tutarlı olduğu, makbuzda "isim hakkı "yazılı olduğu görülmüştür.
... 3. Noterliğinin... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalının sözleşmeyi tek taraflı feshettiği görülmüştür.
6102 Sayılı TTK nın 102/1 maddesinde acente, “Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimse” olarak tanımlanmıştır. Kargo Taşımacılığı Ticari Vekillik Sözleşmesinin tüm maddeleri incelendiğinde ve taraf defter ve kayıtlarında yapılan incelemelere göre alınan bilirkişi incelemeleri sonucunda taraflar arasındaki hukuki ilişkinin acentelik sözleşmesinin unsurlarını taşıdığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından 03/03/2025 tarihli dilekçe ile dava dilekçesinin talep sonucu müvekkilinden tahsil edilen 20.000TL' isim hakkı bedelinin fesih tarihinden itibaren avans faizi ile tahsili ile müvekkilinin 18.000TL olan aylık kazanç kaybının bir yıllık tutarının tespiti olarak açıklandığı görülmüştür.
Dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davacının davalının acenteliğini üstlendiği, sözleşmenin davalı tarafından tek taraflı olarak 20.11.2017 tarihinde feshedildiği, davalının fesih nedenlerine yönelik daha önceden davacıya ihtar göndermediği, dinlenen tanık beyanları, taraf defter ve kayıtlarında yapılan incelemeler sonucu alınan bilirkişi raporlarındaki tespitlere göre feshin haklı olmadığına Mahkememizce de kanaat getirildiği, davacının 10.000TL'lik kısmını davalıya nakit olarak diğer kısmını cari hesaptan mahsuplaştırma ile ödediği toplam 20.000TL isim hakkı bedelinin iadesini talep etme hakkı olduğu, davacının davadaki diğer talebinin haksız fesih nedeniyle 18.000TL aylık kazanç kaybının bir yıllık tutarının tespitine yönelik olduğu, tespit davasının dinlenebilmesi için konusunu oluşturan hak veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının Mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerektiği, davacının eda davası açma olanağı varken tespit davası açmasında güncel hukuki yararının bulunmadığı anlaşıldığından davacının isim hakkı adı altında alınan ve hak edişlerinden kesilen 20.000TL’nin iadesi istemine ilişkin davasının kabulü ile 20.000TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının tespit davasının HMK.nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri gereğince hukuki yarar yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının isim hakkı adı altında alınan ve hak edişlerinden kesilen 20.000TL’nin iadesi istemine ilişkin davasının kabulü ile 20.000TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının tespit davasının HMK.nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri gereğince Hukuki yarar yokluğundan usulden reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesap edilen 1.366,20-TL. maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 341,55-TL. harç + 3.688,74-TL. tamamlama harcının toplamı olan 4.030,29-TL.'ndan mahsubu ile fazla alınan 2.664,09-TL. harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 20.000-TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 35,90-TL. başvurma harcı + 1.366,20-TL. peşin harç + 3.000-TL. bilirkişi + 2.836-TL. tebligat-müzekkere giderleri olmak üzere toplam 7.238,10-TL. yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.. 04/03/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
¸Bu evrak 5070 sayılı Yasa gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.