T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/14 Esas
KARAR NO :2024/686
DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ:14/02/2014
KARAR TARİHİ:14/11/2024
Taraflar arasında görülen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesi ile; taraflar arasında 01.09.2008 tarihinde imzalan sözleşme ile davalının Çimento fabrikasının ihtiyacı olan kalker ve kil ham maddelerini belirli bir ücret karşılığında sağlamayı müvekkili firmanın taahhüt ettiğini, davalının müvekkilinin sözleşme şartlarını yerine getirmediğinden bahisle sözleşmeyi feshettiğini, fesih bildiriminin ... Noterliğinin 06.03.2009 tarih ve ... yevmiye nolu işlemiyle müvekkiline bildirildiğini, yapılan feshin haksız olduğunu, ayrıca sözleşmenin feshi şartlarının oluşmadığını, feshin bu haliyle sözleşmeye aykırı olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin davalıdan Ekim ayı dahil Aralık, Ocak, Şubat ve Mart ayları istihkaklarını alamadığını, davalının bu alacağı ödemediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 12. maddesinde belirtilen ödeme şekillerine hiçbir süratle uyulmadığını ve bu madde hükmünce bir ödeme sağlanmadığını, müvekkilinin hak etmiş olduğu istihkak alacağının ödenmemesi nedeniyle .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... sayılı dosyası ile dava açıldığını ve Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, kısmi alacak şeklinde açılan davada uzun süren yargılamalar neticesinde 19.11.2013 tarihinde verilen karar ile müvekkilinin 1.861.393,36 TL istihkak alacağı olduğunun karara bağlandığını, 20.000 TL üzerinden açılan davanın kabul edildiğini, müvekkilinin fazlaya ilişkin hak ve alacaklarının saklı tutulduğunu, müvekkilin hak ettiği istihkak alacağının kalan kısmının tahsili için işbu davanın açıldığını bildirerek; 1.841.393,36 TL istihkak alacağının istihkak alacağının doğduğu tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili Mahkememize verdiği cevap dilekçesi ile; taraflar arasında 01.09.2008 tarihinde imzalanan Kalker ve Kil İstihraç-Yükleme-Nakliye Sözleşmesi gereğince, davalının müvekkili uhdesindeki ocaklardan fabrikanın hammadde ihtiyacı olan kil, kalker vb. maddelerin istihraç, yükleme, nakliye, konkasör bunkerlerine ya da fabrika yetkililerinin göstereceği alana stoklanması işini üstlendiğini ancak davacının sözleşmede üstlenmiş olduğu edimleri yerine getirmekte kusurlu davrandığını, sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini, bu ihlaller nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, bunun üzerine sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğinin davacıya bildirildiğini, davacı tarafından açılan .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... sayılı dosyasında müvekkilinin sözleşmeyi haklı olarak feshettiğinin tespit edildiğini ancak davacının istihkak alacağı yönünden hukuka aykırı olarak davanın kabul edildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 11. maddesi uyarınca kalker ve kil için ton başına belirlenen oranların 2008 Aralık ayında mazot fiyatlarının düşmesi nedeniyle indirilmesi ve davacının hak kazandığı hak ediş tutarlarına yansıtılması hususunun .... Asliye Ticaret Mahkemesindeki davada bilirkişilerce dikkate alınmadığını, yanlış hesaplar yapıldığını ve Mahkeme tarafından verilen kararda bu hususun dikkate alınmadığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi kararının temyiz edildiğini, temyiz sonucunun beklenmesi gerektiğini, davacının müvekkilinden fatura kesmediği istihkak bedelinin 214.243,02 TL olduğunu, davacının müvekkiline cari hesap eksterinde belirtildiği şekilde 108.828,56 TL borcu bulunduğunu, bu borcun mahsubundan sonra davacının müvekkilinden talep edebileceği istihkak alacağının 105.414,46 TL olduğunu, ancak davacının bunu talep edebilmesi için fatura düzenlemesi gerektiğini, fatura düzenlenmesi halinde bu ödemenin yapılacağının tartışmasız olduğunu ancak davacı tarafından herhangi bir fatura düzenlenmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Dava taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden alacak davasıdır.
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyası celp edilmiş, taraf delilleri toplanmış ve bilirkişi raporları alınmıştır.
Mahkememizde yapılan yargılama sonucunda 24/01/2019 tarih ve ... sayılı kararı ile; "... .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... sayılı dosyasına ait Mahkeme kararı, duruşma tutanakları, Yargıtay ilamları UYAP'tan celbedilmiş, incelenmesinde; Davacı... Motorlu Taş. Pek. Kim. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd.Şti. tarafından davalı ... San. ve Tic. A.Ş. aleyhine taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi iddiasına dayalı kâr kaybından kaynaklanan maddi tazminat ve alacağın ödetilmesi istemiyle dava açıldığı, bilirkişi raporları alındığı ve yargılama sonucunda 19/11/2013 tarihli karar ile davalının sözleşmeyi fesetmekte haklı nedene dayandığı, davacının fesih anına kadar gerçekleşen istihkak alacağını talep edebileceği, ancak feshin haklı nedene dayanması nedeniyle kar mahruniyeti isteminde bulunamayacağı, davacının istihkak alacağının 1.861.393,36 TL olarak hesaplandığı, davacının talebinin ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 20.000 TL olduğu, davacının istemiyle bağlı kalınarak 20.000 TL istihkak alacağının davalıdan tahsiline, istihkak alacağı ile ilgili davalının dava tarihinden önce BK 101.maddesine uygun şekilde temerrüte düşürülmediği ve bu nedenle dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği gerekçesi ile davacının istihkak alacağına ilişkin talebinin kabulüne, fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak koşuluyla 20.000 TL istihkak alacağının dava tarihinden itibaren hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kar mahrumiyetine ilişkin davanın reddine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi neticesinde kararın Yargıtay 23 HD.'nin 27/10/2015 tarih ve 2014/10085 E., 2015/6939 K.sayılı ilamı ile onandığı, karar düzeltme talebinin aynı dairenin 07/03/2018 tarih ve 2016/3834 E., 2018/3906 K.sayılı ilamı ile reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür.
Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine 01/09/2008 tarihli sözleşme kapsamında davalı şirketten Aralık, Ocak, Şubat ve Mart aylarına ait istihkak alacaklarına ilişkin .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/263 E., 2013/288 K.sayılı dosyası ile 20.000 TL'lik kısmi dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının davalıdan talep edebileceği istihkak alacağının 1.861.393,36 TL olduğunun tespit edildiği, davacının 20.000 TL talep etmesi nedeniyle talebe bağlı kalınarak bu miktar alacağın tahsiline karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, davacının bu dava ile bakiye alacağını talep ettiği, buna göre kesinleşmiş mahkeme kararı uyarınca davacının davalıdan bakiye 1.841.393,36 TL istihkak alacağı olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne ve dava tarihinden önce dava edilen kısım için temerrüt bulunmadığından faizin dava tarihinden itibaren yürütülmesine karar verilmiştir. Davalı her ne kadar bilirkişi raporu alınmasını talaep etmiş ise de; kesinleşmiş Mahkeme kararı bulunması nedeniyle Mahkememizce bu talebi yerinde görülmemiştir..." gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkememiz kararanın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. HD'nin 03/02/2020 tarih ve 2019/811 Esas - 2020/71 Karar sayılı kararı ile; davalı tarafın İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Bu kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. HD'nin 27/10/2020 tarih ve 2020/889 Esas - 2020/3291 Karar sayılı ilamı ile; "...Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesine dayalı istihkak alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı yanca işbu davadan önce açılan kısmi dava kapsamında verilen karar, Dairemizin 27.10.2015 tarihli, 2014/10085 E.-2015/6939 K. sayılı ilamı ile, “... özellikle talep edilen ve hüküm altına alınan miktara göre,..” onanmış olup, anılan onama ilamının kapsamı dikkate alındığında, kısmi davada tanzim edilen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun işbu dava için kesin delil niteliği taşımadığı tartışmasızdır.
Bu durumda mahkemece, yeniden oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi kurulundan tarafların tüm iddia ve savunmalarını karşılayacak şekilde rapor alınarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yukarıdaki hususlar gözetilmeden verilen ilk derece mahkemesi kararı ile bölge adliye mahkemesinin bu karara karşı istinaf isteminin reddine ilişkin kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür..." gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Yargıtay bozma ilamından sonra Mahkememizde yapılan yargılamada; Mahkememizin 01/07/2021 tarihli celsesinde; "Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.03.2015 tarih ve 2013/7-1728 Esas, 2015/1036 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; Kural olarak, kısmi davada alınan bilirkişi raporlarının açılan ek dava yönünden kesin delil olmayacağı gerek öğretide gerek yargısal uygulamada kabul edildiği, kısmi davada kesinleşen hükme esas alınan rapor tümüyle inceleme ve itiraz konusu yapılıp, tüm yargısal denetim yollarından geçerek toplam alacak miktarını ortaya koyacak şekilde kesinleşmiş ve taraflar yönünden yargısal denetim yolları tüketilerek usulü kazanılmış haklar gerçekleşmişse kesin delil olarak değerlendirilmesi gerekeceği hususu göz önüne alınarak, sunulan ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyasına ait, bilirkişi raporları, raporlara karşı itiraz ve beyanlar, Mahkeme kararında taleple bağlı kalınarak 20.000 TL istihkak alacağına karar verilmiş olması, davalının temyiz dilekçesinde davacının, müvekkili şirketten 105.414,46 TL alacağının olduğunu beyan etmesi ve özellikle Yargıtay 23.HD.nin ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyasına ait kararı "özellikle talep edilen ve hüküm altına alınan miktara göre" onaması hususları birlikte değerlendirildiğinde;
....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyasına ait hükme esas alınan bilirkişi raporunun içeriği ve özellikle “340.000 ton ile ilgili belgenin kabulü ve stokun kalker olması halinde” alacağın 1.861.393,36 TL olacağının belirtildiği, yapılan itirazlarla ilgili ek rapor alınmadığı ve gerekçeli kararda bilirkişilerin terditli görüşü ile ilgili bir gerekçe belirtilmediği ve Yargıtay 23.HD.nin talep edilen ve hükmedilen miktara göre onama kararı verdiğini özelikle belirtmesi nedeniyle ilk dava olan ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyasına ait hükme esas alınan bilirkişi raporunun Mahkememizin bu dosyası için kesin delil olarak değerlendirilemeyeceği ve bu davada tarafların iddia ve savunmaları kapsamında yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bu doğrultudaki Yargıtay 23.HD.nin 27.10.2020 tarih ve 2020/889 Esas, 2020/3291 Karar sayılı bozma ilamına Mahkememizce uyulmasına," karar verilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişiler Prof. Dr. ..., Doç. Dr. ... ve Prof. Dr. ... Mahkememize sundukları 18/03/2022 tarihli raporlarında; davacı...’nin hakkedişlerden faturasını kesmediği toplam tutar 214.243,83 TL (KDV'siz) cari hesapta gözüken borcu olan 108.828,56 TL düşüldüğünde davacı...’nin davalı ...’den alacağı toplam tutarın 105.415,27 TL olduğunu, davalının İdari Müdürü olan ... ile Davacının yetkilisi-
şirket Müdürü olan ... arasında ıslak imza ile imzalanan ve o anki fabrika stok sahasında bulunan hammaddeyi 340.000 ton/ kalker olarak belirleyen 06.03.2009 tarihli tutanak belgesinin kabulü halinde davacı...’nin davalı ...’den alacağı toplam
686.800 TL (340.000 x 2,02 TL) + 105.415,27 TL = 792.215,27 TL olduğunu, .... Asliye Ticaret Mahkemesince 19/11/2013 tarihli karar ile istihkak alacağına ilişkin istem yönünden davanın kabulüne, fazlaya talep hakları saklı kalmak koşuluyla 20.000 TL istihkak alacağının dava tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline, Kâr mahrumiyetine ilişkin istem yönünden davanın reddine, karar verildiği de dikkate alındığında;
a)Davacı firmaya 20.000 TL ödemenin yapılmış olması varsayımı ile
Mahkemenin 340.000 ton/kalker stok belgesini kabul etmemesi halinde Davacı firma ...’in davalı firma... ye ödeyeceği rakamın 85.415,27 TL olduğunu,
b)Davacı firmaya 20.000 TL ödemenin yapılmış olması varsayımı ile Mahkemenin 340.000 ton/kalker stok belgesini kabul etmesi halinde Davacı firma ...’in davalı firma... ye ödeyeceği toplam rakamın 772.215,27 TL olduğunu belirtmişlerdir.
Bilirkişi rapor ve ek raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığından ve taraf vekillerinin rapor ve ek rapora itirazları ile yeni rapor alınması talepleri göz önüne alınarak yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
Bilirkişiler Doç. Dr. ..., ... ve Prof. Dr. ... Mahkememize sundukları 26/05/2023 tarihli raporlarında; davacı...'nin hakkedişlerden faturasını kesmediği toplam tutarın 214.243,83 TL (KDV siz) cari hesapta gözüken borcu olan 108.828,56 TL düşüldüğünde davacı...'nin davalı ...'den alacağı toplam tutarın 105.415,27 TL olduğunu, ancak davalı ... tarafından davacı...'ye yapılan 28.01.2014 tarihli 39.800 TL ödemenin bu toplam alacaktan düşülmesi gerektiği bu durumda toplam alacağın; 65.615,27 TL olarak hesaplandığı, Mahkemece davalının İdari Müdürü olan ... ile Davacının yetkilisi-Şirket Müdürü olan ... arasında ıslak imza ile imzalanan ve o anki fabrika stok sahasında bulunan hammaddeyi 340.000 ton/kalker olarak belirleyen 06.03.2009 tarihli tutanak belgesinin kabulü halinde; davacı...'nin davalı ...'den alacağı toplam tutarın 686.800 TL (340.000 x 2,02 TL) x 65.415,27 TL = 752.415,27 TL olarak hesaplandığını, sözleşme hükümleri dahilindeki üretim miktarları esas alındığında normal üretim koşullarında 340.000 ton stok miktarının normal olduğu ve stokta bulunabileceğini, bu miktar için gerekli asgari stok sahası değerlendirildiğinde ise; stoklanan madenin yığın yoğunluğuna bağlı olarak hesaplanan stok hacmini karşılayabilecek asgari stok alanı doğrudan stok yığın yüksekliği ve geometrisi ile ilişkili olduğundan dosyada bulunan mevcut veriler ile 06.03.2009 tarihinde 340.000 ton kalker stok varlığının stok alanı mevcudiyetine göre tespiti bu aşamada kesin bir sonuç vermeyeceğini, 340.000 ton kalker stok miktarı taraflar arasında 06.03.2009 tarihinde ölçüldüğünü belirtilerek imzalanan ancak davalı tarafından itiraz edilen tutanağa dayanmakta olup 340.000 ton stok miktarının bulunup bulunmadığı konusunda dosyadaki mevcut veriler ile teknik olarak kesin bir sonuca ulaşılması mümkün görünmediğini, davalının i̇dari müdürü olan ... ile davacının
yetkilisi-Şirket müdürü olan ... arasında ıslak imza ile imzalanan fabrika stok sahasında bulunan hammaddeyi 340.000 ton/kalker olarak belirleyen 06.03.2009 tarihli tutanak belgesinin kabulü̈ halinde; Davacı...’nin davalı ...’den 686.800 TL (340.000 x 2,02 TL) + 65.415,27 TL = 752.415,27 TL toplam alacağının olabileceğini,
Davalının idare müdürü olan ... ile Davacının yetkilisi-Şirket müdürü olan ... arasında ıslak imza ile imzalanan fabrika stok sahasında bulunan hammaddeyi 340.000 ton/kalker olarak belirleyen 06.03.2009 tarihli tutanak belgesinin kabul edilmemesi halinde; Davacının davalıdan 65.415,27-TL alacağının olduğunu belirtmişlerdir.
Bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığından ve taraf vekillerinin rapora itirazları ve yeni rapor alınması talepleri göz önüne alınarak yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
Bilirkişiler Prof. Dr. ..., ... ve Prof. Dr. ... Mahkememize sundukları 11/03/2024 tarihli raporlarında; Taraflar arasındaki ticari ilişkiyi düzenlemeye yönelik 01.09.2008 tarihli sözleşmenin, gelinen noktada ihtilaf ve dava konusunu oluşturan alacağın tespitine yönelik fiyat ve ödeme maddelerine göre ... ... uhdesindeki ... ili, ... İlçesi ... mevkii çevresi ve ocaklarından, fabrikanın hammadde ihtiyacı olan kil, kalker vs.nin istihraç, yükleme, nakliye, konkasör bunkerlerine ya da fabrika yetkililerinin göstereceği alana stoklanması ve figürasyonu işinden ibaret olduğunu, Kalker birim fiyatı 2,20 YTL/ton#KDV (İstihraç: 0,55 Ytl/tonekdv, Yükleme : 0,27 Ytl/tonekdv, Nakliye : 1,38 Ytl/ton kdv (Mesafe - km- çalışılan ocak ile tesis kinci arası tek hat mesafe olarak alınacaktır) Kil birim fiyatı 1,90 Ytl/ton#KDV (İstihraç : 0,50 Ytl/ton#KDV, Yükleme : 0,25 Ytl/ton#KDV, Nakliye : 1,15 Yti/ton#KDV (Mesafe - km-çalışılan ocak ile tesis kırıcı arası tek hat mesafe olarak alınacaktır) ... veya müteahhittin kalker ocağından konveyor hattı ile malzeme taşımasına başlayacağı tarihten itibaren nakliye fiyatının revize edileceği, yıllık fiyat artışları için; yıl içinde uygulanan motorin fiyat farkları geri alınarak, sözleşmenin başlangıcındaki (ya da her dönem başı olan 01.09.2008, 01.09.2009, 01.09.2010) fiyata her yılın 9. ayında gerçekleşen yıllık (ÜFE#TÜFE/2) oranında fiyat artışı uygulamasının yapılacağı, hesaplamalarda TÜİK tarafından belirlenen ... ili enflasyon oranlarının dikkate alınacağı, Fiyat değişikliği; Akaryakıt Fiyat Farkının; Sözleşme tarihinden itibaren ve anlaşma devamı müddetince motorin fiyatlarında yetkili mercilerce değişiklik yapıldığı ve motorine gelen zam ya da eksiltme oranı toplam %5'i geçtiği taktirde ... İlçesi Petrol Ofisi Perakende Satış Fiyatlarındaki değişiklik esas alınmak ve zam ya da eksiltme oranı %5'i geçtiği tarihten itibaren geçerli olmak üzere artış ve eksilişlerin birim fiyata yansıtılacağı ve aşağıdaki formüle göre hesaplanacak olduğu, İstihraç Fiyat Farkı (YTL/Ton) - 0,256 x KDV'siz Motorin Fiyat Farkı (YTL/Lt) Yükleme Fiyat Farkı (YTL/Ton) < 0,195 x KDV'siz Motorin Fiyat Farkı (YTL/Lt) Nakliye Fiyat Farkı Ham yol (YTL/Ton) * 0,0386 x Uzaklık (gidiş*geliş) Km x KDV'siz Motorin Fiyat Farkı (Y FL /Lt) İstihraç motorin fiyat farkına esas miktarlarda patarların kırılması için kullanılacak hidrolik kırıcı makinenin ve delicinin motorin tüketimi dahil olup ayrıca bir fark verilmeyeceği, Patlayıcı madde olarak: Fiyat Farkı Hesaplanması Mukavele imza tarihinden sonra patlayıcı maddelere gelen fiyat farkı, kullanılan patlayıcı miktarına göre aynen ödenecek olduğu, davacı sözleşmenin düzenlendiği 1.9.2018 tarihinden sözleşmenin feshe yaptığı işler karşılığında aşağıda sıralanan 9 adet hakkediş düzenlendiği, dosyaya sunulu hakkediş raporlarına göre;
¸¸
Yukarıdaki hakkedişlerden ilk 7'sinde yer alan tutarlar ve bunlara ilişkin Davacı... tarafından kesilen faturalar ve davalı tarafından da defterlerine kayıt edilmesinden, taraflar arasında çekişme konusu oluşturmadığının anlaşıldığını, ilk 7 hakedişe ilişkin fatura bilgileri ve davalı ... kayıtlarında yevmiye numaraları aşağıdaki gibi olduğunu;
¸Hakedişlerin tamamı belgeye dayalı olup Dava dosyasında EK-35 de yer aldığını, Yukarıda yer verilen ve belgeleri dosyaya sunulu olan, her iki tarafça itiraza konu olmadığından, çekişmesiz olduğunu söylemenin yanlış olmayacağını değerlendirildiğini, Hakkediş dökümü ve bu hakkedişlerden ilk 7'sinin davalı tarafından faturalarının kesilmiş olduğunu, davalı tarafından kayıtlarına almış olduğunun ortada olduğunu, Yukarıda yer alan ve taraflarca imzalı olan hakkedişlerden henüz fatura edilmediği görülen Mart ayına ilişkin 8. ve Nisan ayına ilişkin 9. Hakkedişler fatura edilmediğinden kayıtlara girmediğini ve ödemeye konu olmadığının anlaşıldığını,
¸Davacı alacağı olarak öncelikle yukarıda belirtilen 214.238,10 TL hakkediş bedeli ve 38.562,86 TL + KDV olmak üzere toplam 252.800,96 TL'lık faturanın kesilmesi ve davalı tarafından ödenmesi gerektiği, bu işlemin gerçekleşmediğinin anlaşıldığını, Hakedişlerin faturaya bağlanmaması nedeniyle ödenmediği ve davacı alacağını oluşturduğu anlaşılan 214.238,10 TL asıl alacak x 38.562,86 TL KDV olmak üzere toplam 252.800,96 TL tutardan, Davalı tarafından (93.814,83 TL'si avans nedeniyle yapıldığı kayıtlardaki açıklamada net olarak yer alan) ön ödemelerden kaynaklanan ve defter bakiyesi (Davalı alacağı) olarak 108.828,56 TL tutarın tenzili gerektiğini, bu durumda; 214.238,10 (KDV'siz) Davacı alacağından, kalan davalı alacağının (önemli bir kısmı avans ödemesinden kaynaklanan) (108.828,56 TL) mahsubu sonucunda davacının hakkedişlerden kalan alacak bakiyesi (214.238,10 TL (KDV'siz - 108.828,56.-TL)> 105.409,54 TL' olduğunu, Deliller arasında EK-12'de yer alan 06.03.2009 tarihli tutanağa göre, tutanak tarihinde davalı uhdesinde 340.000 Ton Kalker stoğu bulunduğunu, bu stok miktarının her iki tarafça imza altına alındığını, bu stok hariç 31.03.2009 tarihine kadar üretime devam edileceği de ayrıca belirtildiğini, ayrıca yapılacağı belirtilen üretimin hakkedişler kısmında açıklanan rakamlara dahil olduğunu ve Mart, Nisan aylarına ilişkin 8.ve 9. Hakkedişlerin bu kısımla ilgili olduğu kanaatine varıldığını, Yukarıda yer verilen EK-12'de yer alan, taraflar arasında karşılıklı imza altına alınan 06.03.2009 tarihli tutanağa göre davalının bedeli ödenmek üzere 340.000 ton stoğun varlığını kabul ettiğinin görüldüğünü, Bu tutanaktaki imzanın sahte olduğu iddiası ile tutanak davalı tarafça itiraza konu olmuşsa da, aşağıda sonuç bölümüne yer verilen ve EK-26'da yer alan “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına düzenlendiği görülen” Teknik Bilirkişi raporu ile imzanın gerçek olduğu hususunun belgelenmiş olduğu, EK-26'da yer alan rapora göre imza itirazının sonuçsuz kaldığının kabulü halinde 06.03.2009 tarihli tutanağa göre davalının bedeli ödenmek üzere 340.000 ton stoğun varlığı hususu tartışma dışı olduğunu, Yukarıda EK-12'de yer alan tutanakta, “6/3/2009 tarihi itibarı ile ölçülen mevcut stok 340.000 Ton ocak ve kırılmış hariçtir...” İbaresinde yer alan ve 6/3/2009 itibarı ile Davacı kayıtlarında Kalker stoğu olarak görülen, 2019 Mart ayı kalker ve kil kayıtları aşağıdaki gibidir; KİL; (150.3.1.101) kod'lu stok hesabı. 5/3/2003 tarihinden hemen önceki son hareket 28/2/2003 tarihinde olan kalker stoğu 59.179,02 TL, aynı tarihli Kil stoğu ise 12.321,79 TL'dir. Ancak Ek-12'de yer alan tutanaktan ve önceki kayıtlardan taraflarca 340.000 Ton stoğun belgelenmedi; kayıtlarda bulunmadığı için ayrıca tutanak altına alındığı kanaatine varıldığını, aksi halde kayıtlara girmiş bir stoğun zaten tutanağa gerek kalmaksızın diğer satışları gibi cari hesap bakiyesi olarak talep konusu olması gerektiği değerlendirildiğini, bu hususta takdir tamamen mahkemeye ait olduğunu, 07.03.2009 tarihli fesih bildirisinde davalı davacıya “....iş bitiminde şirketiniz tarafından sağlanan ve sahamızda stok olarak kalan kalker ve kil bedelleri birim fiyat üzerinden sözleşmenin 11. Maddesi gereği akaryakıt ve patlayıcı fiyat farkları hesaplanarak, tüm yasal kesintiler yapıldıktan sonra firmanıza ödenecektir...” şeklinde bildirimde bulunduğunu, davalı EK-31'de yer alan belge ile davacıya stokta kalan kalker ve kil stoğunu ödeyeceğini kabul ve ikrar ettiğini, EK-12 ile ödeneceği kabul edilen stoğun 340.000 Ton olduğu hususu karşılıklı imza altına alındığı, sözleşmede ise Stok miktarının hangi birim fiyattan fiyatlandırılacağı hususunda “Akaryakıt Fiyat Farkının; Sözleşme tarihinden itibaren ve anlaşma devamı müddetince motorin fiyatlarında yetkili mercilerce değişiklik yapıldığı ve motorine gelen zam ya da eksiltme oranı toplam %5i geçtiği taktirde ... İlçesi Petrol Ofisi Perakende Satış Fiyatlarındaki değişiklik esas alınmak ve zam ya da eksiltme oranı %5'i geçtiği tarihten itibaren geçerli olmak üzere artış ve eksilişlerin birim fiyata yansıtılacağı ve aşağıdaki formüle göre hesaplanacak olduğu, - İstihraç Fiyat Farkı(YTL/Ton) < 0,256 x KDV'siz Motorin Fiyat Farkı (YTL/Lt) - Yükleme Fiyat Farkı/YTL/Ton) - 0,195 x KDV'siz Motorin Fiyat Farkı (YTL AL?) - Nakliye Fiyat Farkı Ham yol(YTL/Ton)- 0,0386 x Uzaklık (gidiş #geliş)Km x KDV'siz Motorin Fiyat Farkı (Y FL/Lt)" hükmünün bulunduğunu, hakkedişlerde karşılıklı imza altında olan birim fiyatlar 1-31/12/2008 tarihli 5 No'lu hakkediş den (Bu hakediş dahil) 27/04/2009 tarihli 9.hakedişe kadar (5,6.7.8, ve son Hakkediş olan 9. dahil) Kalker için 2,02 TL Kil için 1,73 TL birim fiyat belirlenmiş ve bu fiyat kullanılarak hakkedişler düzenlendiği, açıklandığı üzere 2,02 TL birim fiyat üzerinden, 340.000 Ton Kalker stoğunun değeri; (340.000 x 2,02) 686.800 TL olduğunu, buna göre davacının alacağının hesaplanmasında; davacının henüz faturasını kesmediği 8.ve 9. Hakkediş tutarları:
¸¸
olduğunu, davalının 06.03.2009 tarihli İhtamame ile taraflar arasındaki sözleşmeyi, sözleşmenin ilgili hükümlerine (m.7, m.14) göre haklı olarak feshettiğini, Zira davacı taraf, yukarıda anılan tespite göre, sözleşmeden doğan borcunu, yani şantiyede bir maden mühendisi istihdam etme borcunu, yerine getirmediğini, kendisine yazılı ihtar ile bu ihlalin giderilmesi için süre verildiği ve fakat davacı tarafından bu borcun yerine getirildiğinin ortaya konulduğu teknik bilirkişilerce tespit edildiği, ancak feshin sözleşmeyi ileriye etkili olarak ortadan kaldırdığından, davacının fesih tarihine kadar doğan alacaklarını davalıdan talep etme hakkı bulunduğunu, davacının 8. ve 9. Hakkedişlerin faturasını kesmediğini ve tahsil edilmediğini, davacının iki kalem alacağı söz konusu olduğunu birincisinin 8. ve 9. Hakkediş bedellerinden oluşan alacak, diğerinin ise Ek-12 ve Ek-31.de karşılıklı imza altına alınmış olan 340.000 Ton stok bedeli olduğunu, bu iki kalemden olan alacağının cari hesapta görülen 108.828,56 TL avans alacağından düşüldüğünde davacının net alacağının 792.209,54 TL olarak hesaplandığını, daha önce .... Asliye Ticaret Mahkemesi kararına istinaden aynı alacak ile ilgili olarak
ödenen 20.000 TL.nin bu toplamdan mahsup edileceğini belirtmişlerdir.
Tarafların itiraz ve beyanlarının incelenmesi için aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır.
Bilirkişiler Prof. Dr. ..., ... ve Prof. Dr. ... Mahkememize sundukları 02/10/2024 tarihli ek raporlarında; Kök raporlarında davacı alacağını 792.209,54 TL olarak hesaplandığını ancak 3. ve 4. Hakediş belgelerinde orijinal bilgisayarla yazılmış rakamlar yanında el yazısı ile
düzeltmeler yapıldığını bu düzeltmelerin tarafların parafı ile paraflanması gerekir iken paraflanmadığı anlaşıldığını, bu durumda orijinal bilgisayar yazılarını esas almak yerine sehven el yazılarını dikkate alındığında Taşerona yapılacak ödemeler toplamını aşağıdaki şekilde
düzeltmek gerektiğini, Kök raporlarında “Taşerona Ödenecek Tutar rakamı 214.238,10 TL iken elle yapılan düzeltme yerine orijinal rakam dikkate alınarak eklenen 133.739,98 TL’nin ilavesi ile 347.978,08 TL olarak düzeltildiğini, buna göre;
¸olduğunu, Mahkemenin ... Valiliği Emniyet Müdürlüğü üstyazısı ve ekinde orijinal tutanağın suretine binaen bu tutanakta yer alan 340.000 Ton stok miktarının sahtecilik fiili ile sonradan
eklendiği iddiasını haklı bulması halinde, yukarıdaki hesaplamadan bu stoğa ilişkin 686.600 TL’nin çıkarılması gerekeceğini, Mahkemenin “Davalının Hammadde Sorumlusu Mühendis ... tarafından 07.03.2009 tarihinde imzalanan ve toplamda 90.000 – 100.000 ton (ortalaması 95.000 ton) arası Kalker hammaddesi ile 100.000 – 120.000 ton (ortalaması 110.000 ton) arası kil hammaddesi stoğunun var olduğu ve davacı alacağına eklenmesi gerektiği yönündeki iddiayı haklı görerek davacı alacağına eklenmesi gerektiğini benimsemesi halinde eklenecek tutarın Stok tutarı = (Kalker;95.000 ton
x 2,02 TL=191.900) + (Kil 110.000 ton x 1,73 TL=190.300) = 382.200 TL olarak hesaplandığını, açıklandığı üzere davacı alacağının kök raporlarında hesaplamaya binaen (paraflanmamış düzeltmelerin dikkate alınmaması haliyle) 925.749,52 TL olarak hesaplanması gerektiğini, iki taraflı imzayı haiz tutanakta yer alan (340.000 Ton) 686.600 TL’nin belgesinin sahte olduğunun kabulü ve davalı hammadde sorumlusu mühendis ...’ın imzalı tespitinin esas alınması görüşünün
benimsenmesi halinde hesaplamanın;
¸olduğunu belirtmişlerdir.
Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan Prof. Dr. ..., Doç. Dr. ..., Dr. Öğr. Üyesi ... tarafından düzenlenen 14/12/2021 tarihli teknik raporda; verilen görüntülerin incelenmesinden, kalkerin stoklandığı ön homojene stok alanının kapasitesinin yoğun stok durumu göz önüne alındığında azami 40.000 ton olabileceğini, İşletme faaliyet raporlarından 2008 yılı için yıllık ortama günlük girdinin 2900 ton olduğunu, 2009 Mart ayında incelenen günler için ortalama günlük girdinin 4100 ton olduğunu, işletme faaliyet raporlarına göre 06.03.2009 tarihinde Kalker Stoğunun 0,00 (Sıfır) ton olduğunun anlaşıldığını, sonuç itibariyle; dava konusu 340.000 ton kalkerin 2009 yılında ... San. ve Tic. A.Ş.'nin sahibi olduğu Çimento Fabrikasındaki Kalker Deposunda stoklanmasının teknik olarak mümkün olmadığı görüş ve kanaatinde olduklarını bildirdikleri görülmüştür.
Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 29/06/2021 tarihli Uzman görüşünde; "Kısmi davanın konusu ile daha sonra açılan ek davanın konusu farklıdır. Bu nedenle kısmi davanın kabulüne ilişkin kesinleşen hüküm, ek dava bakımından kesin hüküm teşkil etmez. Taleple bağlılık ve talepten başka bir şeye hüküm verilememesi ilkesi gereğince kısmi davanın kabulüne ilişkin kesin hüküm, sadece hüküm altına alınan meblağ ile sınırlıdır; bu hükmün kapsamı dava konusu yapılmamış kısma genişletilemez. Ek davaya bakan mahkeme, kısmi davada taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığına veya yokluğuna (örneğin, sözleşmenin geçerli olup olmadığına yada haklı nedenle feshedilip feshedilmediğine) ilişkin tespitleri dikkate alabilir. İncelenen dosyada .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.000,00 Türk lirası istihkak alacağının bulunduğuna dair verdiği hüküm, ek dava bakımından kesin hüküm teşkil etmez. Mahkeme taleple bağlılık ilkesi gereğince, kısmi davaya konu edilen alacak miktarını aşan miktar yönünden ne eda ne de tespit hükmü kurmuştur. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin de kısmi davaya ilişkin 27.10.2015 tarihli onama kararı sadece talep edilen ve hüküm altına alınan kısma ilişkindir. Söz konusu yargılamada bilirkişi heyetinin davacının, 1.861.393,36 Türk lirası istihkak alacağının bulunduğunu hesaplaması ek dava için kesin hüküm ve kesin delil oluşturmaz. Açılan ek davada mahkemenin, kısmi davada yapılan bu tespite bağlı olarak hüküm vermesi mümkün değildir. Ek davada davacının 1.841.393,36 Türk lirası istihkak alacağının bulunduğunu ispat etmesi gerekir. Bu nedenle, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 27.10.2020 tarihli bozma kararı hukuka uygundur.
Tasarruf ilkesi ve taleple bağlılık ilkesi gereğince kısmi davada tahkikat sadece dava konusu yapılan kısım bakımından yürütülür. Dava konusu yapılmayan kısmı mahkemenin incelemesi ve bu kısım hakkında karar vermesi mümkün değildir. Bu nedenle bilirkişi incelemesinin de sadece dava konusu yapılan meblağ ile sınırlı şekilde yapılması gerekir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen davada yapılan bilirkişi incelemesinin talebi aşar şekilde yapılmış olması hukuka aykırıdır.
Bilirkişinin yetkisi yokken istihkak alacağının tamamını meblağ olarak “telaffuz ederek” ek davanın kaderini belirlemesine izin verilmesi, davalının hukuki dinlenilme hakkını da ihlâl eder. Ayrıca bilirkişi incelemesi, bir takdiri delildir; hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünün diğer delillerle birlikte “serbestçe” değerlendirir. Raporun kısmi davada hükme esas alınması, davacı yararına kazanılmış hak yaratmayacağı gibi, ek davada hâkimi de bağlamaz. Medeni usül hukukunun temel ilkelerine aykırı olarak hazırlanan rapor, başka bir dava için de bağlayıcı kabul edilemez. Bu nedenle, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin bozma kararındaki kısmi davada tanzim edilen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun ek dava için kesin delil niteliği taşımadığı tespiti de son derece isabetlidir.
Kısmi davanın reddi, taraflar arasındaki borç ilişkisinin bulunmadığına ilişkinse, kısmi davada yapılan bu tespitin daha sonraki davalarda da çok ciddi şekilde dikkate alınması gerekir. Yargıtay uygulamasında ve doktrinde, kısmi davadaki bu yöndeki tespitin kesin hüküm teşkil ettiği kabul edilmektedir. İncelenen dosyada kâr mahrumiyetinin reddine ilişkin karar, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği tespitine dayandığı için bundan sonra açılan davalarda bu tespitin mutlaka dikkate alınması gerekecektir. Aksi takdirde, kısmi davada sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği tespit edilmişken diğer davada aksine bir sonucun çıkması söz konusu olabilir ki, bu da hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil eder.
Kısmi davada ileri sürülmemiş veya ileri sürülmesine rağmen incelenmemiş ve reddedilmemiş savunma sebepleri, ek davada ileri sürülebilir. Ek davada mahkeme, davalının bu savunma sebeplerini incelemeden karar veremez. İncelenen dosyada da davalı dava dilekçesinde davacıdan 108.828,56 Türk lirası alacaklı olduğunu ve alacağını takas ettiğini beyan ettiğine göre, bir an için davacının istihkak alacağının varlığı kabul edilse bile, davalının takasa konu ettiği karşı alacağı dikkate alınarak mahkemenin bir karar vermesi gerekecektir.
Aynı şekilde davalı, mevcut stokun 340.000 ton olduğuna ilişkin tutanağın sahte olduğunu ve kendileri bakımından sorumluluk doğurmayacağını ileri sürmektedir. Davacının, istihkak alacağının bir bölümü söz konusu tutanağa dayandığı için, mahkemenin davalının söz konusu tutanağa ilişkin sahtelik iddiasını ve davalıyı bağlı kılmayacağı yönündeki savunmasını mutlaka incelemelidir.
Takas savunmasına ve sahtelik iddiasına yönelik .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde bir inceleme yapılmadığı ve bu hususlarda bir karar verilmediği için, davalının söz konusu savunma sebeplerinin dikkate alınmasına engel bir kesin hükümde bulunmamaktadır." görüşünü belirtmiştir.
Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından Mahkememize verilen dava dilekçesinde taraflar arasındaki 01/09/2008 tarihli sözleşmeden kaynaklanan istihkak alacağı ile ilgili .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı kararında belirtilen bakiye 1.841.393,36 TL'nin tahsilini talep ettiklerini belirttiği, Mahkememizce .... Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan ilk davanın sonucunun beklendiği ve o kararın kesinleşmesi üzerine Mahkememizce davanın kabulüne karar verildiği, bu karara karşı yapılan İstinaf başvurusunun reddine karar verildiği, bu kararında temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. HD. nin 27/10/2020 tarihli kararı ile kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili Yargıtay bozma ilamına karşı direnilmesine ve kesin hüküm nedeniyle önceki karar gibi davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Kısmi davanın ek davaya etkisi ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.03.2015 tarih ve 2013/7-1728 E., 2015/1036 K. sayılı ilamında;" Hemen burada, kısmi dava ve ek davanın etkisi üzerinde durulmalıdır. Her dava, kural olarak iki kısımdan; tespit ve eda kısımlarından oluşur. Davanın kısmi nitelikte olması halinde önceden açılan davada kesinleşen ilamın tespit kısmı, kalan kısım hakkında açılan ikinci davanın tespit kısmı için kesin hüküm oluşturur ve kuşkusuz bağlayıcıdır. Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmi davanın redle sonuçlanması halinde tüm alacak hakkında kesin hüküm oluşacağı kısmi dava kısmen kabul kısmen redle sonuçlanırsa her iki bölüm yönünden de kesin hüküm oluşacağı, kısmi dava tümüyle kabul edilirse de kararın tespit bölümünün açılan ek dava için kesin hüküm oluşturacağı kabul edilmiştir. Eş söyleyişle; kısmi dava sonunda davalının borcu ödemeye mahkum edilmesi veya kısmi davanın tamamen veya kısmen reddine karar verilmiş olması halinde taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ya da yokluğu da tespit edilmiş olur ki bu tespit zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsar. Bu nedenle kısmi dava sonunda verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümü sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturur.
Kısacası ikinci davaya bakan mahkeme, kısmi davanın davalının sorumluluğuna ilişkin bu tespit bölümüyle bağlıdır. Burada davalının haksızlığı olgusu artık tartışılamaz hale gelmiştir. Zira, kesin hüküm bulunan bir konuda mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu yön kamu düzenine ilişkin olup mahkemeler ve Yargıtayca doğrudan doğruya (resen) göz önünde tutulmalıdır.
Kısmi dava sürerken ek davanın açılmış olması halinde davalı ilk itirazda bulunarak birleştirme istememişse kısmi dava ile ek dava birleştirilemez. Ancak, ek davaya bakan mahkeme kısmi davanın sonuçlanmasını bekletici sorun yapmalıdır. Çünkü, kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilecek olursa bu karar ek dava için kesin hüküm teşkil edecek, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin bölümü ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir.
Açıklanan hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.1980 gün ve 1980/9-73 E. 1980/186 K., 02.06.1982 gün ve 1981/11-1130 Esas 1982/549 Karar ve 09.11.1988 gün ve 1988/15-572 Esas 1988/898 K. sayılı kararlarında da açıkça vurgulanmıştır.
Kısmi davada alınan ve kesinleşen hükmün dayanağını teşkil eden bilirkişi raporunun kısmi dava tutarını aşan bölümünün açılan ek davada mahkemeyi bağlayacak nitelikte bir kesin delil mahiyetinde olup olmadığı konusundaki uyuşmazlığa gelince;
Kural olarak, kısmi davada alınan bilirkişi raporlarının açılan ek dava yönünden kesin delil olmayacağı gerek öğretide gerek yargısal uygulamada kabul edilmiştir. Ne var ki, kısmi davada kesinleşen hükme esas alınan rapor tümüyle inceleme ve itiraz konusu yapılıp, tüm yargısal denetim yollarından geçerek toplam alacak miktarını ortaya koyacak şekilde kesinleşmiş ve taraflar yönünden yargısal denetim yolları tüketilerek usulü kazanılmış haklar gerçekleşmişse kesin delil olarak değerlendirilmesi gerekeceği de ortadadır. Bu nedenledir ki, bilirkişi raporlarının takdiri delil oldukları kural ise de somut olay özelliklerine göre kesin delil niteliği alabilecekleri de göz ardı edilmemelidir...." şeklinde ilkeler konulmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararında da belirtildiği üzere; Davanın kısmi nitelikte olması halinde önceden açılan davada kesinleşen ilamın tespit kısmı, kalan kısım hakkında açılan ikinci davanın tespit kısmı için kesin hüküm oluşturur. İkinci davaya bakan mahkeme, kısmi davanın davalının sorumluluğuna ilişkin bu tespit bölümüyle bağlıdır. Kısmi davada alınan bilirkişi raporlarının açılan ek dava yönünden kesin delil olmayacağı gerek öğretide gerek yargısal uygulamada kabul edilmiştir. Kısmi davada kesinleşen hükme esas alınan rapor tümüyle inceleme ve itiraz konusu yapılıp, tüm yargısal denetim yollarından geçerek toplam alacak miktarını ortaya koyacak şekilde kesinleşmiş ve taraflar yönünden yargısal denetim yolları tüketilerek usulü kazanılmış haklar gerçekleşmişse kesin delil olarak değerlendirilmesi gerekir.
Mahkememize sunulan Prof.Dr.... tarafından düzenlenen Uzman görüşünde de; Kısmi davanın konusu ile daha sonra açılan ek davanın konusu farklı olduğu, bu nedenle kısmi davanın kabulüne ilişkin kesinleşen hükmün, ek dava bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceği, taleple bağlılık ve talepten başka bir şeye hüküm verilememesi ilkesi gereğince kısmi davanın kabulüne ilişkin kesin hükmün, sadece hüküm altına alınan meblağ ile sınırlı olduğu, bu hükmün kapsamının dava konusu yapılmamış kısma genişletilemeyeceği, Ek davaya bakan mahkemenin, kısmi davada taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığına veya yokluğuna ilişkin tespitleri dikkate alabileceği, incelenen dosyada .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.000 TL istihkak alacağının bulunduğuna dair verdiği hükmün, ek dava bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceği, Mahkeme taleple bağlılık ilkesi gereğince, kısmi davaya konu edilen alacak miktarını aşan miktar yönünden ne eda ne de tespit hükmü kurduğunu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin de kısmi davaya ilişkin 27.10.2015 tarihli onama kararı sadece talep edilen ve hüküm altına alınan kısma ilişkin olduğunu, Söz konusu yargılamada bilirkişi heyetinin davacının, 1.861.393,36 TL istihkak alacağının bulunduğunu hesaplaması ek dava için kesin hüküm ve kesin delil oluşturmayacağını, açılan ek davada mahkemenin, kısmi davada yapılan bu tespite bağlı olarak hüküm vermesinin mümkün olmadığını, ek davada davacının 1.841.393,36 TL istihkak alacağının bulunduğunu ispat etmesi gerektiğini, bu nedenle Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 27.10.2020 tarihli bozma kararı hukuka uygun olduğu belirtilmiştir.
Kısmi dava ile ilgili .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyası, Yargıtay bozma ilamı ve mevzuat hükümleri göz önüne alınarak yapılan değerlendirme sonucunda; kısmi davada .... Asliye Ticaret Mahkemesince verilen tespit hükmünün yani davacının davalıdan istihkak alacağı bulunduğuna dair hükmün, Mahkememizde açılan bu ek dava için kesin hüküm teşkil ettiği, ancak alacak miktarı ile ilgili Mahkemece alınana bilirkişi raporunun bu ek davada kesin delil teşkil etmediği anlaşıldığından Mahkememizin 01/07/2021 tarihli ara kararında belirtilen; "....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyasına ait hükme esas alınan bilirkişi raporunun içeriği ve özellikle “340.000 ton ile ilgili belgenin kabulü ve stokun kalker olması halinde” alacağın 1.861.393,36 TL olacağının belirtildiği, yapılan itirazlarla ilgili ek rapor alınmadığı ve gerekçeli kararda bilirkişilerin terditli görüşü ile ilgili bir gerekçe belirtilmediği ve Yargıtay 23.HD.nin talep edilen ve hükmedilen miktara göre onama kararı verdiğini özelikle belirtmesi nedeniyle ilk dava olan ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyasına ait hükme esas alınan bilirkişi raporunun Mahkememizin bu dosyası için kesin delil olarak değerlendirilemeyeceği ve bu davada tarafların iddia ve savunmaları kapsamında yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bu doğrultudaki Yargıtay 23.HD.nin 27.10.2020 tarih ve 2020/889 Esas, 2020/3291 Karar sayılı bozma ilamına Mahkememizce uyulmasına," gerekçesi ile Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, davacının direnme kararı verilmesi ve kesin hüküm nedeniyle önceki kararın verilmesi talepleri ret edilmiş ve bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi raporları alınmıştır.
Taraflar arasında 01.09.2008 tarihli ve 3 yıl süreli, "Kalker ve Kil İstiraç Yükleme-Nakliye” sözleşmesi düzenlenmiştir. Sözleşmenin konusunun düzenlendiği 2. maddesine göre; davalı ... A.Ş. uhdesindeki, ... ili, ... ilçesi ... mevki çevresi ve ocaklarından fabrikanın hammadde ihtiyacı olan kil kalker, vs'nin istihraç, yükleme, nakliye, konkasör bunkerlerine veya fabrika yetkilisinin gösterdiği alana stoklanması ve figürasyonunun davacı tarafından yapılması işidir. Sözleşmenin 3. maddesine göre; Fabrikanın bir yıllık süre içindeki kalker ihtiyacının yaklaşık 1.410.000 Ton/yıl, kil ihtiyacının 612.000 Ton/yıl olduğu ayrıca yönetimin ...'in yapacağı üretim ve stok planına göre her ay yapılması gereken kalker ve kil istihraç ve nakliye miktarının bir önceki ayın sonunda yazılı olarak müteahhite ...” ye bildirileceği, ...'in fabrika çalışma şartlarına göre bu miktarları artırıp eksiltebileceği gibi kısmen ya da tamamen durdurabileceği, ...'nin bunu şimdiden kabul edip şirketin bu kararına itiraz edemeyeceğinin ve herhangi bir hak talep edemeyeceğinin belirlendiği, işin süresinin 3 yıl olduğu, sözleşmenin 01/09/2008 tarihinden 01/09/2011 tarihine kadar geçerli olduğunun düzenlendiği, sözleşmenin 10. maddesine göre; Kalker için toplam 2,20 TLton+KDV (İstihraç: 0,55 TL/ton + KDV, Yükleme : 0,27 TL Ton+KDV Nakliye : 1,38 TL/Ton+KDV (Mesafe - km- çalışılan ocak ile tesis kinci arası tek hat mesafe olarak alınacaktır) olarak belirlendiği, Kil için toplam 1,90 TL/Ton+KDV (İstihraç : 0,50 tl/ton+KDV, Yükleme : 0,25 tl/ton+KDV, Nakliye : 1,15 tl/ton+KDV (Mesafe - km-çalışılan ocak ile tesis kırıcı arası tek hat mesafe olarak alınacaktır) olarak belirlendiği görülmüştür.
Taraflar arasındaki sözleşme, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...sayılı dosyası ve toplanan tüm delillere göre; davacının davalıdan istihkak alacağı olduğu anlaşılmış ve yaptırılan bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamına göre davacının alacak miktarının aşağıda belirtilen şekilde olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir.
Davacı sözleşmenin düzenlendiği 1.9.2018 tarihinden sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar yaptığı işler karşılığında 31/08/2008 tarihli, 30/09/2008 tarihli, 31/10/2008 tarihli, 30/11/2008 tarihli, 31/12/2008 tarihli, 31/01/2009 tarihli, 28/02/2009 tarihli toplam 7 adet hakediş düzenlendiği, ayrıca fatura kesilmemiş 31/03/2009 ve 27/04/2009 tarihli hakedişlerin bulunduğu, buna göre toplam hakedişlerin 9 adet olduğu, ilk 7 hakediş tutarları ve bunlara ilişkin davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından defterlerine kayıt edildiği, imzalı olan hakkedişlerden henüz fatura edilmeyen Mart ayına ilişkin 8. ve Nisan ayına ilişkin 9. Hakkedişler fatura edilmediğinden kayıtlara girmediği ve ödenmediği anlaşılmıştır.
3. ve 4. Hakedişlerde orijinal bilgisayar ile yazılmış rakamlar yanında el yazısı ile düzeltmeler yapıldığı, ancak bunların paraflanmadığı veya imzalanmadığı, bu nedenle el ile yapılan düzeltmeler dikkate alınmadan orijinal rakam dikkate alındığında Mahkememizce itibar edilen son bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere davacı şirketin davalı şirketten hakedişlerden kaynaklı olarak talep edebileceği alacağın 347.978,08 TL olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir.
Stok miktarı ile ilgili taraflar arasında ihtilaf bulunmaktadır. Davacı 06/03/2009 tarihli tutanak başlıklı belgede mevcut stokun 340.000 ton olduğunun belirtildiğini beyan ederek 340.000 ton kalkerin hesaplanması gerektiği iddia etmiş, davalı ise davacı tarafın dayandığı tutanak başlıklı belgenin aslının ... Valiliği Emniyet Müdürlüğünün 17/10/2010 tarihli yazısı ekinde olan tutanak olduğunu, aslı belgede 340.000 ton stoka ilişkin fotokopi tutanakta yer alan ifadelerin yer almadığını, orijinal belgenin sonuna bir kaç satır ekleme yapılıp fotokopi çekilerek oluşturulan sahte belge olduğunu iddia etmiştir.
Davacının ve davalının dayandığı her iki belgenin de 06/03/2009 tarihli tutanak başlıklı belge olduğu ve her iki belge de; "TUTANAK 06/03/2009 .... San. Tic. Ltd. Şti. ile 01.09.2008 tarihinde imzalanan “Kalker ve Kil İstihraç, Yükleme ve Nakliye Sözleşmesi “ 06.03.2009 tarihinde tek taraflı olarak fesih edilmiştir. ... San. Tic. Ltd.Şti. sözleşmenin fesih tarihi olan 06.03.2009 tarihinden 31.03.2009 tarihine kadar kalker ocağı için gerekli olan patlayıcı maddeleri kullanarak ... gözetim yetki ve sorumluluğu dahilinde ve patlayıcı maddelerle ilgili mevzuat çerçevesinde kalker üretim, yükleme ve nakliye işine devam edecektir. 06/03/2009" kısımlarının birebir aynı olduğu, davacı tarafından sunulan 06/03/2009 tarihli tutanak başlıklı belgede ise yukarıda belirtilen metnin devamında "tarihinde ölçülen mevcut stok 340.000 ton, ocak ve kırılmış stok hariçtir. ..., 01/09/2008'den 06/03/2009 fesih tarihine kadar sözleşmedeki 4.1.a maddesi teknik nezaretçi ve maden mühendisi sorumluluklarını üstlenmiştir. ... bu konunda 09/01/2008 - 31/03/2009 arasında yapılan çalışmalardan...'yi sorumlu görmeyecektir.06/03/2009" ibarelerinin bulunduğu, her iki tutanaktaki şirket kaşelerinin isim ve imzaların aynı olduğu görülmüştür.
Davalı şirket bu tutanağın sahte olarak düzenlendiğini ileri sürmüş bu konuda yapılan suç duyurusu üzerine Savcılık tarafından alınan bilirkişi raporlarında; tutanakta ... adına imza atan ...'ın imzasının eli ürünü olduğu belirtilmiştir.
Davalı vekili bu belgede imza incelemesi yapıldığını, oysa belgenin bir tutanağa ekleme yapılarak bunun fotokopisini çekmek suretiyle sahte belge meydana getirdiğini, eklenen stok bilgisinin gerçeği yansıtmadığını, belge aslının ... Valiliği Emniyet Müdürlüğünden gelen yazı olduğunu ve orijinal yazıda stok varlığının bulunmadığını belirtmiştir.
Tutanakların bilgisayarda yazılmış olması ve bir yere kadar birebir aynı olmaları nedeniyle davacının dayandığı tutanaktaki 340.000 ton stok ile ilgili hususların sonradan eklenip eklenmediği hususu Mahkememizce belirlenememiştir. Ancak aşağıda belirtilen hususlar nedeniyle Mahkememizce toplanan diğer deliller karşısında davacının dayandığı 340.000 ton stok olduğuna ilişkin belgeye Mahkememizce itibar edilmemiştir.
Davacının dayandığı 06/03/2009 tarihli tutanakta 340.000 ton kalker stoğu olduğu işaret edilmiş ise de; bu belgenin 06/03/2009 tarihli olduğu, bu tarihten hemen 1 gün sonra 07/03/2009 tarihli davalı ... fabrika yetkili amiri ... tarafından imzalı tutanaktır başlıklı belgede... firmasının stoklarında bulunan kalkerin 90.000 ton ile 100.000 ton arası, kilin 100.000 ton ile 120.000 ton arası olduğu belirtilmiştir.
Davacının dayandığı ve içerisinde 340.000 ton kalker stoğun bulunduğu bu tutanak ile 1 gün sonra düzenlenen tutanaktaki kalker stoğunun 90.000 ton ile 100.000 ton arası olduğu belirtildiğinden her iki tutanağın çelişmesi, davalı vekili tarafından sunulan Prof. Dr. ..., Doç. Dr. ... ve Dr. Öğr. Üyesi ... tarafından düzenlenen teknik raporda; dava konusu 340.000 ton kalkerin 2009 yılında ... San. ve Tic. A.Ş.'nin sahibi olduğu çimento fabrikasındaki kalker deposunda stoklanmasının teknik olarak mümkün olmadığı görüşü, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda; yapılan hesaplar neticesinde 30 065 88 metreküp (49 608 71 ton) kil, 24 849 26 metreküp (42 243 75 ton) kalkerin olduğu yönündeki tespitleri ve tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında; davacı tarafın dayandığı ve içerisinde 340.000 ton stok olduğuna ilişkin tutanağına Mahkememizce itibar edilmemiş ve 07/03/2009 tarihli tutanağa itibar edilerek 95.000 ton kalker ve 110.000 ton kil stoğu olduğu Mahkememize kabul edilerek, bilirkişi ek raporunda gösterildiği şekilde 95.000 ton x 2,02 TL ve 110.000 ton x 1,73 TL = 382.200 TL stok alacağı olduğu sonucuna varılmıştır.
Sonuç itibariyle; davacının sözleşmenin fesih tarihine kadar doğan alacaklarını davalıdan talep edebileceği, Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda toplanan tüm delillere göre davacının davalıdan talep edebileceği alacağının;
Fatura edilmemiş hak edişler : 347.978,08 TL
Kalker ve kil stoğu + : 382.200 TL
Toplam :730.178,08 TL
Cari Hesap Bakiyesi olarak
davalı alacağı: - 108.828,56 TL
Toplam : 621.349,52 TL olduğu,
davacı tarafından açılan .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı kesinleşmiş kararında davacının istihkak alacağı olarak 20.000 TL'ye hükmedildiğinden bu davada davacının davalıdan talep edebileceği alacağının 621.349,52 TL - 20.000 TL = 601.349,52 TL olduğu sonuç ve kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıdaki açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kısmen kabulü ile; 601.349,52 TL istihkak alacağının dava tarihinden itibaren hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken 41.078,19 TL harçtan peşin alınan 31.446,40 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 9.631,79 TL harcın davalıdan tahsiline,
3-Davacı tarafından yatırılan 25,20 TL başvurma harcı ve 31.446,40 TL peşin harç toplamı 31.471,60 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 94.202,43 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın ret edilen kısmına göre hesaplanan 185.606,14 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 27.000 TL bilirkişi ücreti ve 168,63 TL tebligat- müzekkere masrafları olmak üzere toplam 27.168,63 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 8.872,54 TL.sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan 7.500 TL bilirkişi ücreti ve 238,87 TL tebligat-müzekkere masrafları olmak üzere toplam 7.738,87 TL yargılama gideninin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 5.211,56 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Davacı şirket yetkilisinin, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile YARGITAY yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 14/11/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
**Bu belge 5070 sayılı Kanun Kapsamında Elektronik İmza İle İmzalanmıştır.*