T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/850 Esas
KARAR NO : 2025/562
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 08/11/2022
KARAR TARİHİ : 01/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirketin ...'ndan (''...'') Kanun (...) hükümlerine uygun olarak 22.01.2016 yılında geniş yetkili aracı kurum olarak faaliyet izni almış ve mevzuata uygun şekilde aracılık faaliyetlerini sürdüren bir aracı kurum olduğunu, müşterilerine verdiği sermaye piyasaları aracılık hizmetleri için davalı borçlu Banka'nın ...Şube nezdinde hesabının bulunduğunu, müşterilerin hesaplarının bulunduğu bankalar aracılığı ile aracı kurumlara para aktarabilmesi amacı ile Aracı Kurumlar ve Bankalar otomasyon hizmeti ile teknolojik bir hizmet alarak müşterilerine hızlı ve güvenli hizmet verebildiğini, müvekkili şirketin de müşterilerinin daha hızlı ve daha güvenli işlem yapabilmesi amacı ile davalı bankanın bilgisi dahilinde otomasyon yatırım maliyetine katlanarak 3. kişi konumunda olan bir teknoloji şirketinden bu teknolojik hizmeti aldığını, bu hizmetin davalı bankanın elektronik hizmet ağlarında (internet bankacılığı/mobil bankacılık) ara yüz yönlendirmesi ile hızlıca iki kurumda var olan müşterinin hesapları arası transfer işleminin yapılmasını sağladığını, ancak davalı bankanın hiçbir gerekçe göstermeden müvekkili şirketin hesabını bir süre sonra kapattığını, hesabın kapatılması sürecinde davalı banka ile görüşme yapılmak istenilmesi de hiç bir görüşme talebine cevap dahi verilmediğini, iletişim de kurulamadığını ve Sermaye Piyasası Kurulu denetim ve gözetimi altında olan bir şirketin hesabının tamamen keyfiyetle ve tek taraflı olarak, herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin kapatıldığını, işbu davanın konusunun, bu tek taraflı ve keyfi işlem nedeni ile kapatılan hesap sonucu müvekkili şirket tarafından katlanılmış ve davalı bankanın keyfiyeti sonucu boşa çıkmış olan otomasyon hizmetinden kaynaklanan zararın tazmini amacı ile yapılan icra takibine davalı bankanın itiraz etmesi sonucu açılan itirazın iptali davası olduğunu, müvekkili şirketin, davalı banka'ya ait olan Ticari Hizmetler Sözleşmesi'ni imza altına alarak hesap açımını gerçekleştirdiğini, hesabın açık olduğu dönemde banka ile müvekkil şirket arasında hesabın kapatılmasına neden olabilecek ne parasal işlemin ne de müvekkili şirketin konum ve pozisyonunda değişiklik olmadığını, hesabın açılması ve müvekkil şirket tarafından alınan hizmetlerin Ticari Hizmetler Sözleşmesine dayalı hizmet olduğunu, davalı Banka Ticaret Kanunu 18/3 kapsamında bir fesih bildiriminde de bulunmadığını, sadece bankacılık teamülleri, ticari teamüller değil keyfi davranışı Türk Ticaret Kanunu'na uygun şekilde davranmanın da önünde geçtiğini, bu nedenle davalı bankanın müvekkili şirketin itibarını, keyfi olarak almış olduğu karar ile zedeleyecek nitelikte tek taraflı bir hesap kapama işlemi gerçekleştirdiğini, davalı bankanın bu tek taraflı keyfi işleminin ticari itibarını zedeleyecek ölçüde olduğunu, davalı banka tarafından yapılan sözleşmeye aykırılık ve keyfi uygulama neticesinde, müvekkili şirket ile ... Şirketi arasında hizmetinin sözleşmesi sona erdiğini, ilgili 3. şirketten alınan hizmet gereği ... Bankası ile çalışılması gerekmekteyken davalının bu işlemi sonucunda hizmet alınamamış olup, sözleşmenin sona erdiğini, müvekkil şirket bu hizmet için ... Şirketine 289.100-TL ödeme yapıldığını ve işbu ödemenin makbuzunun dava dilekçesine eklediklerini, davalı tarafından haksız olarak yapılan bu işlem sonucunda ortaya çıkan zararın tazmini ve müvekkil şirketin hesabındaki tutarın iadesi için 16/06/2022 tarihinde davalı bankaya müzekkere yazıldığını, ancak davalı banka talep edilen bedelinin müvekkiline ödemediğini, davalı tarafından ödeme gerçekleştirilmediği için, 22/07/2022 tarihli işbu davaya konu ... 27. İcra Müdürlüğü'nün... E. Sayılı dosyası üzerinden ödeme emri gönderildiğini, ilgili ödeme emrinin davalıya 04/08/2022 tarihinde UETS üzerinden tebliğ edildiğini ancak, ilgili ödeme emrine süresinde kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, takibin haksız bir şekilde durdurulduğunu belirterek tüm nedenlerle davalı tarafından ... 27. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline, davalının %20’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili mahkememize verdiği süresinde olmayan cevap dilekçesinde özetle; tacir olan davacı ile akdedilen bankacılık hizmetleri sözleşmesi uyarınca müvekkili bankanın tek taraflı fesih ve hesap kapatma yetkisinin mevcut olduğunu, sözleşmesel bir hakkın kullanılması kaynaklı hesap kapama işlemi yönünden davacının afaki talebinin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili banka tarafından sözleşmenin belirli bir süre devam edeceği de dahil olmak üzere herhangi bir taahhüt söz konusu değilken dava dışı üçüncü fırmadan yazılım alındığı iddiasıyla müvekkil bankadan talepte bulunmanın açıkça hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, manevi zarar iddiasıyla başlatılan icra takibine ilişkin olarak icra inkar tazminatı talep edilmesi mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, itirazın iptali davasıdır.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 31/07/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının, takibe dayanak yaptığı 289.100,00 TL fatura giderinin (otomasyon alt yapı kurulum gideri) davalı bankanın talebine atfen yapıldığını kanıtlayamamış olduğu, yani bahse konu fatura ile davalı banka arasındaki illiyet bağının açıkça ispatlanamamış olduğu,bankanın davacıya belli bir süre çalışma taahhüdünün/garantisinin bulunmadığını, davalı bankanın gerek somut, gerek şüpheli işlemler nedeniyle ve gerekse de sözleşmenin taraflara verdiği yetkiye dayanarak sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih edebileceğini, sözleşmenin kurulumunda edimler arası karşılıklı dengenin kurulmuş olduğunu, sözleşmenin tarafının ve bu kapsamda bankanın, sözleşmeyi ilelebet her koşul ve şarta rağmen sürdürmek gibi bir yükümlülük altına sokulmasının, ticari hayatın olağan akışına da aykırılık teşkil edeceğini, tarafların tacir olmaları ve tacir olma ilkesinin sonuçları karşısında, mevcut delil durumuna göre davacının icra takibine konu edilen alacağını davalı bankadan talep etme koşullarının teşekkül etmemiş olduğunu, ayrıca heyet üyesi...’ın, davacı firmanın sisteminde 05.07.2023 tarihinde yaptığı yerinde inceleme neticesinde; davalı banka tarafından davacının davalı banka sistemine entegrasyonun sağlanabilmesi için gerekli kodların tanımlanmış olduğunu, davacının davalı banka entegrasyon hizmeti ile iletişim kurabilmesi için gerekli ... her banka için API yapılandırmasının farklı olduğunu, davacı ile davalı banka arasında gerçekleşen entegrasyonun 01.04.2021-20.06.2022 dönemlerinde yapılmış olduğunu, 20.06.2022 tarihi itibariyle sistemin kapanarak kullanım dışı olduğunu, kullanılan entegrasyon hizmetinin yatırım hesabı ile banka hesabı arasındaki para transferlerinin otomatik gerçekleştirilmesini sağladığının tespit edildiğini belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 26/12/2023 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; kök raporun düzenlenmesinden sonra dosyaya sunulan 01.10.2016 tarihli 'Yazılım Bakım-Güncelleme ve Danışmanlık Servis Sözleşmesi' ve 06.12.2019 tarihli Bilgi Sistemleri Yönetimi Tebliği açısından düzenlenen Ek Protokol, davacının faaliyetleri ile ilgili dava dışı Optimus firmasından otomasyon hizmeti aldığını göstermekte olduğunu, Optimus firmasının davacının otomasyon sistemini, davalı banka ile entagrasyonu sağlayacak şekilde geliştirmiş olabileceğini, ancak, 01.10.2016 ve 06.123.2019 tarihli sözleşmelerin, şirket personeline 31.03.2021 tarihinde gönderilen mailde '3 banka ile son aşamaya geldiği' belirtilen entagrasyona özgü yapılmış bir sözleşme olarak değerlendirilemediğini, davalı Banka'nın davacıdan entagrasyona yönelik bir talebi ve taahhüdünün tespit edilemediğini, bu açıdan davacı itirazlarının kök rapordaki değerlendirmelerimizi değiştirecek nitelikte görülemediğini belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 04/09/2025 tarihli bilirkişi raporuna göre; teknik inceleme sonucunda, davacı tarafın, dava dışı ... firmasından aldığı hizmette, davacı tarafın sistemlerine entegrasyon çalışmaları yaptığını, sözleşmede doğrudan davalı banka ismi geçmediği çünkü davalı banka ile bir entegrasyon söz konusu olmadığını, davalı nezdinde yapılan işlemlerde EFT kısmına yazılacak extra bir kod ile işlemlerin 7/24 olması ve daha hızlı akması, işlemlerin kolaylaşması için Davacı sistemleri üzerinde işlemler yapıldığını, davacı taraf ile ... arasında yapılan entegrasyonun davacı tarafından çalışanların duyurduğunu, davacı tarafın, davalı ile yaptığı işlemlerin sekteye uğramaması için ... firması ile bakım anlaşması yaptığı, bu sözleşmenin ilk 2016 yılında yapıldığı, sonrasında her sene otomatik olarak yenileneceği ve senelik sözleşme ücretinin artış miktarının belirlendiği, ... firmasının kestiği faturanın içeriğinin, davalı taraf süreçlerini düzeltmek ve bakımını yapmak için faturanın kesildiği ve mail yazışmalarında da görüldüğünü, 2 Haziran günü davalı firmadan gelen mail ile davacı tarafın hesaplarını kapatıldığı, neden kapatıldığı ilgili bilgi verilmediğini, davacı tarafın LOG kayıtlarında, davalı taraftan bilgi akışı olmadığı görüldüğünü, davacı tarafın, davalı taraf ile yaptığı çalışmalar zamanında 2021-2022 yıllarında işlem hacmi olduğunu, 2021-2022 yıllarında müşteri sayılarının 755 olduğunu, mevcut müşteri sayısının 992 olduğu ve bunlarda 677 kişinin işlem yapmadığı tablolarda göründüğünü, Sermaye Piyasası Uzmanı değerlendirmesi olarak, Davalı Bankanın dayandığı bankacılık hizmet sözleşmesi hükümlerinde Davalının hesabını tek taraflı olarak ve serbestçe kapatma ve hizmeti sonlandırma yetkisinin Bankaya verilmediği, bazı ön koşulların sağlanması halinde bu yetkinin Banka tarafından kullanılabileceğinin kararlaştırıldığını, davacının davalı banka ile ve dava dışı ... ile arasındaki sözleşmelerde Davalı Bankadan alacağı bankacılık hizmeti ile ... yazılımı arasında ilişki kuran bir hükme rastlanmadığını, yukarıda açıklanan teknik tespitler çerçevesinde, davacı aracı kurumun kendi bünyesinde kendi sistemine entegre ettiği davalı banka ile sözleşmesel ilişkisi tespit edilemeyen fiili durum sebebiyle davacının tazminata hak kazanıp kazanamayacağının takdirinin Mahkemeye ait olduğunu, davacının talebinin sözleşme ilişkisi çerçevesinde hizmet için ... Şirket'ine yaptığı 289.100-TL ödemeye dayandığı, bu ödemenin yapıldığı konusunda dosyada bir uyuşmazlık bulunmadığını, bu tutarın davalı bankadan tazminat olarak istenip istenemeyeceğinin takdirinin Mahkemeye ait olduğunu, Genel Değerlendirme: Mahkeme tarafından davalı bankanın sunduğu hizmeti uygun olmayan zamanda sona erdirdiği kabul edilirse, bundan doğan zararın tazmininin gerektiğini, belirtilen zararın davacı tarafından ispatının gerekeceğini, davacının talebinin 21.03.2021 tarihli fatura bedeli olduğu, bu faturaya bağlı hizmet bedelinin zarar olduğunun ileri sürüldüğünü, faturayı düzenleyen dava dışı ... Ltd. Şti. ile davacı arasındaki ilişkinin birer yıllık sürelerle devam eden danışmanlık ve entegrasyona yönelik hizmet ilişkisi olduğunu, fatura tarihinden sonraki bir yıllık sürede davalının davacıya hizmet vermeye devam ettiğini, buna bağlı olarak davacının dava dışı şirketten aldığı hizmetin karşılığının bulunduğu sonucuna varılması gerekeceğini, takibe dayanak oluşturan faturanın davacının iddia ettiği gibi “hizmet alınmamasına rağmen bedeli ödenen fatura” niteliğinde olmadığı ve bu faturanın bankacılık hizmetlerinin “uygun olmayan zamanda sona erdirilmesinden kaynaklanan bir zarar” niteliği taşımadığını belirtmişlerdir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının, kendisine ait hesabın davalı tarafından gerekçe gösterilmeksizin kapatılmasına dayalı olarak otomasyon hizmetinden kaynaklanan zararının oluştuğunu belirterek davalı hakkında icra takibi yaptığı, takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, davacı ve davalı arasında 14/10/2016 tarihinde Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmenin 7.maddesine göre bazı ön koşulların bulunması halinde davalının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme yetkisinin bulunduğu, dava konusu sözleşmenin davalı tarafından gerekçe gösterilmeksizin tek taraflı olarak feshedildiği, davacı ve dava dışı ... şirketi arasında 01/10/2016 tarihinde sözleşme imzalandığı, davacının aldığı hizmetin birer yıllık süreler halinde dönemlendirildiği, davaya konu faturanın kesildiği tarihin 16/03/2021 olduğu, davalı banka ile hizmetin 02/06/2022 tarihinde kesildiği, yani fatura tarihinden sonraki 1 yıllık sürede davalının davacıya hizmet vermeye devam ettiği, bu şekilde davacının takibine dayanak faturanın hizmet alınmamasına rağmen bedeli ödenen bir fatura niteliğinde olmadığının anlaşıldığı ve davacının dava dışı ... şirketinden aldığı hizmeti dava dışı bankalarla yaptığı işlemlerde de kullandığı gözetilerek; davacının dava dışı şirkete ödediği fatura bedeline dayanan tazminat talebinin haklı olmadığı kanaatiyle davacının davasının reddine karar verilmiş, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine,
3-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.542,40 TL harcın mahsubu ile artan 2.927 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 46.928,93 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 1.560 TL ücretin tamamının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/10/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
* Bu evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.