T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/46 Esas
KARAR NO:2023/853
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ:18/09/2014
KARAR TARİHİ:21/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... Genel Müdürlüğü arasında 03/09/2003 ve 05/11/2008 tarihleri arasında hizmet alımına ilişkin olarak ard arda ihale sözleşmeleri imzalandığını, sözleşmeler gereğince müvekkili şirketin kendi işverenliğinde ve ... Genel Müdürlüğü bünyesinde 300 den fazla işçiyi, ... amblemli iş kıyafetleri ile ...'nin verdiği emir ve talimatlar doğrultusunda ... tarafından belirlenen bölgelerde ve ihale sözleşmesinde tanımlanan işlerde çalıştığını, ... Genel Müdürlüğü tarafından yapılan 03/07/2008 ve 03/10/2008 tarihleri arasındaki 90 günlük dönemi kapsayan ihalenin, en uygun teklifi vermiş olan müvekkili şirket tarafından üstenildiğini, ihaleye konu olan işin süresinin 03/10/2008 tarihinde sona erecek olması nedeniyle, müvekkili şirketin işçilerine bildirimde bulunduğunu, işin ihale ile alınması sebebiyle, işin bitiş tarihinde iş akitlerinin de sonlanacağını bildirildiğini, ihalenin süresinin 03/10/2008 tarihinde bitimi sebebiyle belirli süreli iş sözleşmeleri sona eren işçilerin 18 günlük uzatma süresinde çalışmayı kabul etmediğini ve 03/10/2008 günü çalışmayı sonlandırdığını, bu nedenle ...'nin asıl işinde müvekkili şirketin kendi alt işverenliğinde çalışan işçilerden ...,... ve ... tarafından müvekkili şirkete ve davalı ...'ye karşı "Kıdem Tazminatı, İhbar Tazminatı, Fazla Çalışma Ücreti, Yıllık İzin Ücreti, Hafta Tatili ve Genel Tatil Ücretlerinin" alacaklarına ilişkin .... İş Mahkemesinde davalar açtıklarını, ....İş Mahkemesince açılan davalarda davalı ... nin asıl işveren olduğu ve işçilere ödenen bedelden müştereken ve mütessilen sorumlu olduğuna karar verildiğini, kararların Yargıtay 9.HD. tarafından onanarak kesinleştiğini, bu kararlar nedeniyle işçilere toplam 111.975 TL ödeme yapıldığını, 5393 sayılı Belediyeler Kanunundan önce ... Genel Müdürlüğü nezdinde çalışan işçilerin başlangıçtan itibaren münhasıran ... çalışanı kabul edilmesi gerektiğini, taraflar arasında müştereken ve mütessilen borç ilişkisi kurulduğunu, Davalı ... nin, kendilerine ödeme yapılan işçilerin müvekkili şirket dışında başka yüklenici şirketlerde çalıştığı döneme karşılık gelen alacakların tamamından sorumlu olduğunu, müvekkili şirkette çalıştığı döneme karşılık gelen alacaklardan dolayı ise % 50 oranında sorumlu olduğunu belirterek 111.975-TL'nin davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; taşeron ile asıl işveren arasındaki bir düzenlemeyi içermeyen 1475 sayılı Yasa'nın l/son maddesinin dava konusu olaya uygulanmasının mümkün olmadığını, uyuşmazlığın davacı ile davalı arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmede, davalı idarenin davacı yükleniciye karşı nelerden sorumlu olduğunun açıkça belirtildiğini, sözleşmede işçilere ödenecek kıdem tazminatından davalı idarenin sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmadığını, işin ihalesinden %15 müteahhitlik karı olan davacının kıdem tazminatını karşılaması durumunda, davacının zararına iş yapmış olacağı yönündeki bilirkişi görüşü ise, tacirin basiretli davranması gerektiğine ilişkin T.T.K'nun 20/2. maddesindeki düzenlemeye aykırı düştüğünü, bu durumun işçilere ödenecek olan kıdem tazminatının, davacı yüklenicinin sorumlu olduğunu kabul etmek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair kararın davalı yararına bozulmasına karar verildiğini, davacı tarafın dava konusu iddialarının ve taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zamanaşımı itirazında bulunduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Mahkememizin 13/11/2018 tarih, ... sayılı kararında; "...Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Hizmet alımları Tip sözleşmesi, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi,....İş Mahkemesi kararları,Yargıtay 9.H.D.nin onama kararları, Sulh ve ibra sözleşmeleri, taraflar arasındaki aynı mahiyette bulunan dava ve Yargıtay 23.H.D. nin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin davalıdan ihale sonucu hizmet işinde çalıştırdığı işçilerin iş akdine son vermesi üzerine işçilerin açtıkları kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer hakların tahsili davalarının ....İş Mahkemesince kısmen kabulüne karar verildiği, kararlarda bu davanın davacısının ve davalısının müteselsilen sorumlu olduklarının belirtildiği, kararların Yargıtay 9.H.D. tarafından onandığı, Davacı şirketin ilamlarda belirtilen bedelleri ödediği, buna ilişkin sulh ve ibra sözleşmesi düzenlendiği, taraflar arasında imzalanan Hizmet Alımları Tip sözleşmesinin 23.maddesi ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 38.maddesi gereğince işçilerle ilgili hukuki sorumluluğun davacı yüklenicide olduğunun kararlaştırıldığı, bu nedenle davacının kendi bünyesinde çalıştırdığı işçileri için ödediği tazminatı davalıdan rücuen talep edemeyeceği anlaşıldığından davanın reddine..." karar verildiği,
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 17/07/2019 tarih, 2019/1362 Esas ve 2019/1234 Karar sayılı ilamıyla; "...Dosya kapsamına göre; dava dışı işçilerin işçi alacaklarına ilişkin kesinleşmiş mahkeme ilamına konu borç miktarının tüm fer'ileri de dahil olmak üzere borcun tasfiyesi konusunda dava dışı işçilerle 07.09.2011 tarihli sulh ve ibra protokolü düzenlendiği, buna göre dava dışı işçi ...'na 8.772,00 TL, ...'a 14.669,00 TL, ...'a 41.772,00 TL, ...'a 21.494,00 TL, ...'a 25.368,00 TL toplam 111.975,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça, yapılan tüm ödemeler davalı asıl işverenden talep edilmiş ise de yukarıda açıklandığı üzere her alt işveren kendi döneminde sorumlu olup davalı asıl işveren TBK 167. maddesi uyarınca diğer alt işverenler ile eşit oranda sorumlu olduğundan ödenen miktarın tamamı davalıdan talep edilmesi hukuka uygun görülmediği gibi sulh protokolü ile ödenen miktarın, mahkemece hükmedilen alacak miktarı, yargılama gideri, vekalet ücreti ve faizi miktarını aşıp aşmadığı konusunda hesap bilirkişisinden rapor alınarak rapor sonucuna göre aşmadığı takdirde ödenen miktarın, aştığı takdirde bilirkişice hesaplanacak miktarın yarı oranında davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir.
...
Mahkemece, 07/07/2014 tarihli ön inceleme tensip tutanağı ile yargılamanın 22/10/2014 günü saat 10:10'a bırakılmasına dair karar verildiği, 22/10/2014 tarihli celsede huzurda bulunan taraf vekillerinin beyanının alınmış ise de; devam edilen yargılama ve ilişkili olarak duruşma tutanakları incelenmesinde ön inceleme duruşmasının... usulüne uygun bir şekilde yapılmadığı anlaşılmıştır... davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nin 353-(1).a.6 ve 355. maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine ..." karar verildiği, İstinaf kaldırma kararı sonrası, mahkememize gelen dosyanın 2023/46 Esas sayıya kaydının yapılarak yargılamaya devam olunduğu anlaşıldı.
Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi ve iş mahkemesi ilamı gereğince, dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarının rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Davacı şirket davalıdan aldığı ihale sonucu çalıştırdığı işçilerin iş akitlerin sona ermesi nedeniyle işçilerin açtığı dava sonucu işçilere ödediği tazminatlardan, davalı ... nin, işçilerin kendileri dışında başka yüklenici şirketlerde çalıştığı döneme karşılık gelen alacakların tamamından sorumlu olduğunu, kendilerinde çalıştığı döneme karşılık gelen alacaklardan dolayı ise % 50 oranında sorumlu olduğunu belirterek 111.975-TL'nin davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı ise uyuşmazlığın davacı ile davalı arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmede, davalı idarenin davacı yükleniciye karşı nelerden sorumlu olduğunun açıkça belirtildiğini, sözleşmede işçilere ödenecek kıdem tazminatından davalı idarenin sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Tüm deliller toplandıktan sonra, bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi İş Hukuku Hesaplama Uzmanı ... tarafından hazırlanan 13/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda;
"...Delillerin takdiri ve değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacı taleplerinin var olduğu yönünde kanaat getirilmesi halinde, davacı tarafından yapılan 111.975,00 TL tutarındaki ödemenin davalı ...'nin sorumluluğunda kalan miktarın 52.874,79 TL olduğuna..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
Asıl işverenle alt işverenler arasında yapılan hizmet akitlerine göre yapılan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışan işçilerin işçilik alacakları için açtıkları davalar sonunda ödenmesine karar verilen miktarlardan alacaklı işçiye karşı her biri müteselsilen sorumludurlar. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 167. maddesindeki düzenleme uyarınca, aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil sorumlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu olacaklardır. Yasa hükmünde eşit sorumluluğun müteselsil borçlularda aksinin kararlaştırılmaması halinde uygulanacağı belirtilmiştir.
O halde, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Bu nedenle tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve diğer taraflar arasında karşılıklı düzenlenen belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı, ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının alt işverenlerden bu alacak kalemi ile ilgili talep edebileceği miktar da açıkça belirlenmelidir. (Y.13. HD. 24/05/2018 T, 2015/38873 E.-2018/6205 K. ve yine aynı Dairenin 31.5.2018 T, 2016/2779 E.- 2018/6452 K. ve 11/05/2017 tarih, 2016/7790 E. 2017/5936 K. sayılı ilamları)
Somut olayda, davacı alt yüklenici, davalı asıl işveren ile yapılan ihale kapsamında çalıştırılan dava dışı işçilere, kesinleşmiş mahkeme ilamına istinaden "Kıdem Tazminatı, İhbar Tazminatı, Yıllık İzin Ücreti," olarak ödenen işçi alacaklarından davalı ...'nin, kendilerine ödeme yapılan işçilerin müvekkili şirket dışında başka yüklenici şirketlerde çalıştığı döneme karşılık gelen alacakların tamamından sorumlu olduğu, müvekkili şirkette çalıştığı döneme karşılık gelen alacaklardan dolayı ise %50 oranında sorumlu olduğunu belirterek 119.856,34 TL'nin davalıdan rücuen tahsili talep edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen Hizmet Alımları Tip Sözleşmesi'nin 23. maddesi, “Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartname'nin altıncı bölümünde belirlenmiş olup, Yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür.” hükmü uyarınca yüklenicinin sorumlulukları hususunda Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin altıncı bölümüne atıf yapılmıştır.
Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin altıncı bölümünün konuya ilişkin 38. maddesinde “...Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretlerinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur. Yüklenici, bunların ücretleri hakkında da aynen kendi elemanları gibi ve yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapmak zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir.
Dava konusu yapılan kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti, dönemsel bir ödeme olmayıp, feshe bağlı tazminat rejimine tabi bir hak olduğu, buna karşılık fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil alacağı ücrete tabi hukuki rejime tabi olduğu, buna göre zamanaşımları ve haczedilip haczedilemeyecekleri birbirinden farklı olduğu nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanmış uygulamalarında "fazla mesai, evlilik yardımı, çocuk zamları, ayni yardımlar, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti gibi ödemelerin haczi mümkün olmadığı, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı gibi ödentinin ücretten sayılacağına dair bir hüküm bulunmadığından tamamının haczedilebileceğine" yönelik kararları bulunduğu gibi Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 01/03/2017 tarih 2015/37589 Esas 2017/2683 Karar'ında "iş akitlerin feshedilmesi nedeniyle doğan tazminatların fiili işçilik alacaklarına girmediğinden ve dava konusu tazminat alacaklarından tümüyle yüklenici alt işverenin sorumlu olacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından dava dışı işçilere yapılan ödemelerden asıl işveren ile alt işverenlerin yarı oranında sorumlu olduklarına" ilişkin kararı dikkate alındığında taraflar arasındaki iç ilişkideki sorumluluğa yönelik hükmün sadece ücrete, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatili ücretine ilişkin olduğu, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacakları hususunda bir anlaşma bulunmadığından TBK 167. maddesi uyarınca eşit paylaşım esasının kabulü gerektiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre; dava dışı işçilerin işçi alacaklarına ilişkin kesinleşmiş mahkeme ilamına konu borç miktarının tüm fer'ileri de dahil olmak üzere borcun tasfiyesi konusunda dava dışı işçilerle 07/09/2011 tarihli sulh ve ibra protokolü düzenlendiği, buna göre dava dışı işçi ...'na 8.772-TL, ...'a 14.669-TL, ...'a 41.772-TL, ...'a 21.494-TL, ...'a 25.368-TL toplam 111.975- TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Hizmet alımları Tip sözleşmesi, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi,....İş Mahkemesi kararları,Yargıtay 9.H.D.nin onama kararları, Sulh ve ibra sözleşmeleri, Bam kararı ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin davalıdan ihale sonucu hizmet işinde çalıştırdığı işçilerin iş akdine son vermesi üzerine işçilerin açtıkları kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer hakların tahsili davalarının ....İş Mahkemesince kısmen kabulüne karar verildiği, kararlarda bu davanın davacısının ve davalısının müteselsilen sorumlu olduklarının belirtildiği, kararların Yargıtay 9.H.D. tarafından onandığı, davacı şirketin ilamlarda belirtilen bedelleri ödediği, buna ilişkin sulh ve ibra sözleşmesi düzenlendiği, taraflar arasında imzalanan söleşmede, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacakları hususunda bir anlaşma bulunmadığından, TBK 167. maddesi uyarınca eşit paylaşım esasının kabulü ile her alt işverenin kendi döneminde sorumlu olup, davalı asıl işverenin TBK 167. maddesi uyarınca diğer alt işverenler ile eşit oranda sorumlu olduğu, iş bu nedenle, sulh protokolü ile ödenen miktarın, bilirkişi tarafından hesaplanan, 52.874,79-TL. kısmının, davalının sorumluluğunda olduğu kanaati oluştuğundan, davacının davasının kısmen kabulü ile, 52.874,79-TL.’nın, 07/09/2011 ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının kısmen kabulü ile, 52.874,79-TL.’nın, 07/09/2011 ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesine göre, alınması gereken 3.611,87-TL. harçtan peşin alınan 1.912,30-TL. harcın mahsubu ile geriye kalan 1.699,57-TL. harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 17.900-TL. vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 17.900-TL. vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 25,20-TL. başvurma harcı + 1.912,30-TL. peşin harç toplamı olan 1.937,50-TL.'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 3.000-TL. bilirkişi ücreti + 364,10-TL. tebligat-müzekkere masrafları olmak üzere toplam 3.364,10-TL. yargılama giderlerinin kabul ve ret oranına göre 1.588,52-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalanın kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan 37,20-TL. yargılama giderlerinin kabul ve ret oranına göre 19,63-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geriye kalanın kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize verilecek ya da başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/11/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır