T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/626 Esas
KARAR NO :2024/763
DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ:15/09/2023
KARAR TARİHİ:12/12/2024
Taraflar arasında görülen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili verdiği dava dilekçesi ile; müvekkilinin muhasebe müdürü ...'in, 11.01.2022 tarihinde ekranında ...'lü olarak görünen bir numaradan müvekkili şirkete ait ... numaralı sabit telefon hattından arandığını, telefonu açtığında karşısındaki üçüncü kişinin, ... Bankası Genel Müdürlüğünden aradığını söylediğini, kendisini ... Bankası Genel Müdürlüğünde çalışan olarak tanıtan üçüncü kişinin, kredi kartı aidatlarının iadesine yönelik yeni bir BDDK kararı çıktığını, herkesi arayıp iade sağladıklarını, bu kapsamda müvekkili şirkete ait kredi kartından alınan aidatların da iade edilmesini sağlayacaklarını söylediğini ve devamla öncelikle güvenliğin tamamlanabilmesi için internet şifresini kendisine söylemeden telefonundan tuşlamasını talep ettiğini, şifrenin tuşlanması akabinde iadeler için internet bankacılığı üzerinden onay gönderildiği söylenerek bu onayların yapılmasının istendiğini, gelen onay yazısında herhangi bir para tutarının da yazmadığından ...'in kredi kart aidatının iadesine onay verdiğini düşünerek gelen onayı olumlu yanıtladığını, daha sonra diğer iadeler için de bu işlemin tekrarlanması gerektiği söylenerek tekrar onaylar gönderilmeye başlandığını, ardı sıra onaylar gönderilmeye başlanması üzerine ...'in yapılan işlemlerden kuşkulanmaya başladığını, işlemler devam ederken diğer telefonundan ... Bankasındaki müşteri temsilcisini arayarak kredi kart aidatı iadelerine dair böyle bir işlemin yapılıp yapılmadığını sorduğunu ve böyle bir uygulama olmadığını öğrendiği ve hesaplardan yüklü miktarlarda EFT çıkışı için talimat verildiğini öğrendiğini, ...'in müşteri temsilcisinden hesaplara hemen bloke konulmasını isteyerek para gönderimini durdurduğunu ve dolandırıcı olan diğer hatta bekleyen üçüncü kişinin telefonu kapattığını, telefon görüşmesi sonrasında ... Bankasından yapılan kontrolde üçüncü kişi tarafından 11.01.2022 tarihinde müvekkil şirketin .../İstanbul Ticari Şubesi, ...-... nolu hesabından toplam 1.245.365 TL EFT işlemi yapıldığının öğrenildiğini, ... Bankası ile yapılan görüşme ile gönderilen paraya bloke konulması talep edildiğini, banka bu talebi kabul ettiğini, ancak blokenin 24 saat geçerli olacak şekilde konulabileceğini, blokenin devamı için savcılık kararı getirilmesi gerektiğinin söylendiğini, hem müvekkiline ait ... Bankasındaki işlem yapılan tüm hesaplara hem de bu hesaplardan para transferleri yapılan tüm hesaplara bloke konulması için ve bilişim yoluyla nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158/1-f) suçunu işleyen üçüncü kişilerin tespit edilip gerekli araştırma ve soruşturmanın yapılması ve nitelikli dolandırıcılık suçundan hakkında kamu davası açılması talebiyle 11.01.2022 tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcılığına başvurulduğunu, bunun üzerine konuya ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... sayılı soruşturma dosyasının halen yürütüldüğünü, işbu dolandırıcılığa konu eylem sonucu müvekkilinin zararı olan bir miktar paranın EFT yoluyla ... ... hesabına aktarıldığının tespit edildiğini, işbu paraların büyük bir kısmına bloke konulduğu, 50.000 TL'lik kısmının ise ... ...'ın ... Bankasında bulunan hesabına çekildiğini, ... ...'a ilişkin soruşturmanın ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında devam ettiğini, müvekkilinin daha sonra .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve 14.03.2023 tarihli ihtarnamesi ile davalı bankadan mevduat hesabından bilgisi ve izni dışında çekilen paranın iadesini talep ettiğini ve davalı bankacı bu talebin karşılanmadığı için arabuluculuk yoluyla uzlaşmanın denendiğini ancak sonuç alamayınca müvekkilinin dolandırıcılığa konu eylem sonucu davalı bankanın güvenlik zafiyeti sebebiyle 1.245.365 TL mahrum kaldığı paranın işbu dava ile ödenmesini talep etme zorunluluğunun doğduğunu, bankaların kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede aynı veya misli olarak iade etmekle yükümlü olduğunu, usulsüz işlemle çekilen paraların doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olduğunu, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam ettiğini, bankaların en hafif kusurlarından bile sorumlu olduklarını, objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı bankanın zararın tamamından sorumlu olduğunu belirterek; müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından davalı bankanın güvenlik zafiyeti nedeniyle rızası ve bilgisi dışında çekilen toplam 1.245.365 TL'nin zararın doğduğu tarihten itibaren davalı bankanın müşterilerine uyguladığı en yüksek kredi faizi bu mümkün değilse kısa vadeli iskonto faizi ile ile birlikte davalı bankadan alınarak müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili verdiği cevap dilekçesi ile; dava konusu dolandırıcılık işleminin sosyal mühendislik yöntemiyle gerçekleştirildiğini, söz konusu olayın gerçekleşmesinde müvekkili bankaya izafe edilebilecek herhangi bir kusur ve sorumluluğun bulunmadığını, davacı şirketin, müvekkili banka bünyesinde herhangi bir kredi kartı bulunmadığını, dolayısıyla kredi kartına ait alınmış bir masraf /aidat iadesinin de zaten söz konusu olmayacağını, davacı şirket yetkilisinin yani basiretli bir tacirin bunu bilmesi gerektiğini, davacının temeli insana dayanan sosyal mühendislik, yani ikna yöntemi ile dolandırıcılık vakası ile kendisine özel şifre/parola ve kod içerikli bilgilerini, hesap bilgilerini ve diğer kişisel bilgilerini yine bizzat kendi iradesiyle vermek/girmek suretiyle, dava konusu işlemin gerçekleştiğinin açık olduğunu, dolayısıyla kusurun tamamen davacıya ait olduğunu, müvekkili bankaca güvenlik önlemlerinin eksiksiz olarak alındığını, söz konusu olayda müvekkili banka sistemlerine herhangi bir saldırı tespit edilmediğini, davacının şifre, parola ve cep telefonunun başkalarının eline geçmesinde müvekkilinin herhangi bir kusuru veya sorumluluğunun bulunmadığını, davacı dava dilekçesinde "...'in kredi kart aidatlarının iadesine onay verdiğini düşünerek gelen onayı olumlu yanıtlamıştır" diyerek Müvekkili Banka tarafından kendisine gönderilen onayın davacı tarafından onaylandığının ikrar edildiğini, davacının internet bankacılığı üzerinden gerçekleştirilen, müşterinin bilinçsiz ve dikkatsiz işlemlerinden kaynaklanan zarara ilişkin kusurunu müvekkili bankaya yüklemesi, adeta müvekkilinin ödeme kabiliyetinin suiistimali anlamına gelmekte olduğunu, davacı tarafın, gereken tedbir ve özeni göstermeyerek bilgilerinin ele geçirilmesine sebebiyet verdiğini, müşterinin oltalama yöntemiyle kendisine özel şifre ve kod içerikli bilgilerini, yine kendi iradesiyle vermek/girmek suretiyle, işlemlerin gerçekleştiği gözetildiğinde kusurun tamamen davacıya ait olduğunu, kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, söz konusu usulsüz işlemlerin gerçekleştirilmesi nedeniyle ele geçirilen bilgilerin kullanılması suretiyle ortaya çıkan zararlardan müvekkili bankanın sorumlu olmadığını, müvekkili banka işlemleri ile dava konusu zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını, davacının müvekkili banka ile imzaladığı elektronik bankacılık sözleşmesinin ilgili maddeleri uyarınca şifre saklama yükümlülülüğünü yerine getirmediğini, zarara tamamen kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, müvekkili bankaya kusur atfedilemeyeceğinin Yargıtay kararları ile de açıkça ortaya konulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; alacak davasıdır.
... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası, davacı şirketin hesap hareketleri celp edilmiş, taraf delilleri toplanmış ve bilirkişi raporu alınmıştır.
Bilirkişiler ...; Mahkememize sundukları 02/04/2024 tarihli raporlarında; 11.01.2022 tarihinde davacının T.C.... Bankası A.Ş.'nin .../ İstanbul Ticari Şubesindeki, ...-... nolu hesabından; 10:59:24 itibariyle ... isimli kişinin ... IBAN nolu hesabına 245.434 TL, 10:59:01 itibariyle ... isimli kişinin ... IBAN nolu hesabına 243.832 TL, 10:58:33 itibariyle ... isimli kişinin ... IBAN nolu hesabına 248.443 TL, 10:58:14 itibariyle ... ... ... Sanayi Limited isimli şirketin ... IBAN nolu hesabına 234.234, TL, 10:57:50 itibariyle ... ... ... Sanayi Limited isimli şirketin ... IBAN nolu hesabına 273.422 TL olmak üzere toplam 1.245.365 TL EFT işlemi yapıldığını, usulsüz işlemlerle davacının hesabından transfer edilen tutarların önemli bir kısmının, ceza soruşturması kapsamında ... 3.Sulh Ceza Hakimliği'nin ...-Değişik İş sayılı bloke kararı ile gittiği bankalardaki hesaplara bloke konulmasına bağlı olarak zarara dönüşmediğinin anlaşıldığını, ceza soruşturmasında davacı vekili tarafından akibeti belirlenemediği belirtilen tutarın 360.000 TL olarak ifade edildiği, davalı tarafından sunulan kayıtlarda, işlemlerin tamamının 7530 Port ve 176.89.129.41 IP adresli cihazdan yapıldığının görüldüğünü, tarafların beyanlarından, bu cihazın banka hesapları için sistemde tanımlanan davacıya ait mobil cihaz olduğunu, işlemlere ilişkin SMS/LOG kayıtlarının ise görülemediğini, davacının kullandığı mobil cihaza dışarıdan bir müdahale/ yönlendirme/ oltalama olup olmadığının tespit edilemediğini, 15.03.2020 tarihli Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkındaki Yönetmeliğin 34. maddesinin 7.fıkrası (Banka, mobil bankacılık uygulamasını yükleyerek aktifleştirmiş olan müşterilerine, oturum açma ya da oturumun devamında herhangi bir işlemin doğrulanması için hiçbir şekilde SMS ile OTP ya da doğrulama kodu gönderemez ve bunu bir kimlik doğrulama unsuru olarak kullanamaz.) düzenlemesi uyarınca davacıya ait sistemde tanımlı mobil cihaz üzerinden yapılan işlemlerde bankanın kimlik doğrulaması yapamayacak olmakla birlikte, aynı maddenin 12 fıkrası (Banka elektronik bankacılık dağıtım kanallarından gerçekleştirilebilecek işlemler için müşterilerine, varsayılan ve müşteri tarafından güncellenebilecek erişim kısıtlamaları, günlük işlem limitleri, güvenli alıcılar listesi gibi ilave güvenlik önlemleri sunar. Güvenlik önlemlerinin tanımlanması, güncellenmesi veya değiştirilmesinin birinci fıkraya uygun olan bir kimlik doğrulama sonrasında gerçekleştirilmesi esastır. Banka kendi risk değerlendirmesi çerçevesinde güvenlik önlemlerinde yapılacak değişiklikler için birinci fıkraya ilave güvenlik önlemleri belirleyebilir.) düzenlemesi uyarınca bankanın müşterisine “erişim kısıtlamaları, günlük işlem limitleri, güvenli alıcılar listesi... gibi ilave güvenlik önlemleri sunmasını, kendi risk değerlendirmesine göre birinci fıkraya ilave güvenlik önlemleri belirleyebileceğini öngördüğü, eksik (log kayıtları, ceza soruşturması süreci) bilgilerde farklı bir bilgiye ulaşılmaması haline göre, davacının kendine özgü (şifre vb) bilgileri koruyamamış olması, davalı bankanın sisteminin dolanlı işlemleri algılayıp uyaracak yeterli güvenlik duvarına sahip gözükmemesine bağlı olarak oluşan zararda tarafların kusurunun ortaklaşa bulunduğunu, paylaşımın 1/2 oranında olabileceğinin mahkemenin takdirinde olduğunu, davacının tacir olması, taraflar arasındaki 18.01.2022 tarihinde davacı firma ile davalı banka arasında Elektronik Bankacılık Hizmet Sözleşmesi sözleşmenin 11. maddesinde “..(Müşterinin) şifre ve parola(sı) ile yapılan her türlü işlemin kendisi tarafından yapılmış sayılacağını; şifresinin veya parolasının başkaları tarafından bilgisi dahilinde veya dışında kullanılması nedeniyle Banka'yı hiçbir şekil ve surette sorumlu tutulmayacağını,” kabul etmesinin dikkate alınması halinde ise bankanın sorumlu olmayacağı belirtmişlerdir.
Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket davalı bankadaki mevduat hesabındaki paranın 3. kişiler tarafından dolandırıcılık eylemiyle çekildiğini, şirketin muhasebe müdürü olan ...'in, ekranında ...'lü olarak görünen bir numaradan şirkete ait ... numaralı sabit telefon hattından arandığını, telefonu açtığında karşısındaki üçüncü kişinin, kendisini ... Bankası Genel Müdürlüğünde çalışan olarak tanıttığını, kredi kartı aidatlarının iadesine yönelik yeni bir BDDK kararı çıktığını, herkesi arayıp iade sağladıklarını, bu kapsamda şirkete ait kredi kartından alınan aidatların da iade edilmesini sağlayacaklarını söylediğini ve devamla öncelikle güvenliğin tamamlanabilmesi için internet şifresini kendisine söylemeden telefonundan tuşlamasını talep ettiğini, şifrenin tuşlanması akabinde iadeler için internet bankacılığı üzerinden onay gönderildiği söylenerek bu onayların yapılmasının istendiğini, ...'in kredi kart aidatının iadesine onay verdiğini düşünerek gelen onayı olumlu yanıtladığını, daha sonra diğer iadeler için de bu işlemin tekrarlanması gerektiği söylenerek tekrar onaylar gönderilmeye başlandığını, ardı sıra onaylar verildiğini, bu durumdan şüphelenince diğer telefondan bankanın aranması ile durumun ortaya çıktığını, bu nedenle zarara uğradığını belirterek, alacak talebinde bulunduğu, davalı bankanın ise dava konusu dolandırıcılık işleminin sosyal mühendislik yöntemiyle gerçekleştirildiğini, söz konusu olayın gerçekleşmesinde bankaya izafe edilebilecek herhangi bir kusur ve sorumluluğun bulunmadığını, davacı şirketin banka bünyesinde herhangi bir kredi kartının bulunmadığını, dolayısıyla kredi kartına ait alınmış bir masraf /aidat iadesinin de zaten söz konusu olmayacağını, davacı şirket yetkilisinin, basiretli bir tacir gibi bunu bilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce toplanan tüm delillere ve bilirkişi raporuna göre; dava konusu işlemlerin 3. kişilerin doğrudan davacı şirket muhasebe müdürü ile
kurdukları iletişim bağlantısı ile sistemde tanımlı mobil cihaz üzerinden gerçekleştiği, işlemleri davacı şirketin muhasebe müdürünün gerçekleştirdiği, davacı şirket muhasebe müdürünün şifreyi tuşlaması ve işlemlere onay vermesi ile işlemlerin gerçekleştiği, muhasebe müdürünün kredi kartı aidatlarının iadesi için onay verdiği ancak şirketin kredi kartının bulunmadığı ve bu durumu muhasebe müdürünün bilmesi gerektiği, davacının korumakla yükümlü olduğu şifresini koruyamadığı, kendi rızası ile şifrenin 3. kişilerin eline geçtiği, davacı şirketin tacir olması nedeniyle basiretli tacir gibi hareket etmesi gerektiği, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 11.maddesinde; “ Banka, Müşteri'ye sadece kendisine münhasır bir şifre ve parola alma imkanı sağlayacaktır. Müşteri,
hesaplarında tasarruf yetkisinin sadece kendisine münhasır olduğunu, bu şifre ve parola ile yapılan her
türlü işlemin kendisi tarafından yapılmış sayılacağını, şifresinin veya parolasının başkaları tarafından
bilgisi dahilinde veya dışında kullanılması nedeniyle Banka’yı hiçbir şekil ve surette sorumlu
tutulmayacağını,” kabul ettiği göz önüne alındığında davacı şirketin muhasebe müdürü tarafından rızaen verilen şifre ve onay sonrasında işlemlerin gerçekleşmesinden dolayı meydana gelen olaydan dolayı kusurun tamamen davacıda olduğu, davalı bankanın her hangi bir kusurunun bulunmadığı ve bu olaydan dolayı bankanın sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 21.267,73 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 20.840,13 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 186.351,10 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 3.120 TL ücretin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinden davacıya iadesine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/12/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır