T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/329 Esas
KARAR NO : 2025/288
DAVA : Sermaye Piyasası Kanunundan Kaynaklanan Tazminat
DAVA TARİHİ : 11/05/2022
KARAR TARİHİ : 30/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; ... müşteri numaralı müvekkili ..., davalının da iştirak şirketlerinden biri olduğunu,... A.Ş. nezdindeki ... numaralı hesabın sahibi olan bir gerçek kişi olduğunu, müvekkilinin yaklaşık 20 yıllık birikimi dava dışı ... Bankası A.Ş. uhdesindeki vadeli mevduat hesabında iken, davalıya bağlı olarak çalışan, Yatırım Ürünleri Yönetmeni ...'in müvekkili ısrarla ve birçok kez araması sonrası, ... Bankası A.Ş.'deki mevduat hesabındaki tutarı, davalı uhdesine geçirdiğini, davalı çalışanı ..., müvekkile bu yöntem ile çok daha fazla kazanç elde edeceklerini ve en önemlisi de tüm sürecin risksiz olarak kat edileceğini söylediğini ve bu koşullar altında müvekkilinden onay aldığını, ... açık ve net bir şekilde müvekkile borsa zarar etse dahi kendilerinin zarar etmeyeceği gibi bir takım garanti ve telkinler vererek, müvekkilinin vadeli hesabını bozup davalı uhdesinde değerlendirmesi hususunda kendisini ikna ettiğini, burada davalı çalışanının eylemleri yönlendirme ve tavsiyeni ötesinde olduğunu, 14.12.2021 tarihi itibariyle hesabında 2.411.730 TL (İkiMilyonDörtYüzOnBirBinBeşYediYüzOtuzLirası) bulunan müvekkili, davalı çalışanı ... tarafından gerçekleştirilen işlemler sonunda, 31.12.2021 tarihi itibariyle hesabında kalan para tutarının 555.264,43 TL (BeşYüzElliBeşBinİkiYüzAltmışDörtTürk LirasıKırkÜçKuruş) ile sınırlı olduğunu öğrendiğini, bu yolla müvekkilinin toplamda 1.856.465,57 TL zarara uğratıldığının görülmekte olduğunu, 14-31 Aralık 2021 tarihleri arasındaki 17 günlük sürede, müvekkili hesabından yaklaşık 900 adet alım satım işlemi (Uzun-Kısa ... işlemi) yapıldığının anlaşılmakta olduğunu, hukuki süreç başlatılmadan önce 13.01.2022 tarihli dilekçeleri ile davalıya başvurulduğunu ve yapılan usulsüz işlemlere dair izah talep edildiğini, dilekçeleri içerisindeki sorulara cevap dahi vermeyen kötü niyetli davalı ile yine dilekçelerinin ekinde sundukları "Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı"ndan da anlaşılacağı üzere, müvekkili zararlarını tazmin etmek veya taraflarına yardımcı olmayı istemeyi, sordukları sorulara somut cevaplar vermekten bile imtina etmekte olduğunu, gerçekleştirdikleri mevzuat incelemesi ve uygulamadan edindikleri bilgiler ışığında, bu kadar kısa sürede yaklaşık 900 adet alım satım işleminin gerçekleştirilmesinin, gerek bankacılık uygulamalarına gerekse genel teamüllere uygun olmadığının anlaşıldığını, sayılan nedenlerle, müvekkilinin zararının tazmini için Mahkememize başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu, müvekkili, davalı yönlendirmesi ve davalı çalışanlarının ısrarlı ve sistematik aramaları neticesinde, yıllardır birikimini muhafaza ettiği ve dava dışı ... Bankası A.Ş. nezdindeki mevduat hesabını bozdurmaya ikna edildiğini, ...A.Ş. çalışanı ... tarafından adeta "kandırılan" müvekkilinin, henüz hukuki yardım için bizlere başvurmadan önce 27.12.2021 tarihinde konuyu evvelce şifahen görüştüğü ... Bankası yetkilisi ...'ya (...) yaşadığı şaşkınlık ve acıyı anlatan son derece samimi ve aslında olayı basitçe özetleyen bir elektronik posta gönderdiğini, davalı ile müvekkili arasında mobil onaylama yöntemiyle akdedilen 29.11.2021 tarihli "Sermaye Piyasası Araçları AlımSatım Aracılığı Çerçeve Sözleşmesi, Özel Hükümler, Türev Araçlar Alım Satım İşlem Aracılık Sözleşmesi"nin 4.sayfasının 4.1.maddesi içerisinde "Emirler'de Bulunması Gereken Hususlar" sayıldığını, Davalı'nın müvekkilden Borsa'da gerçekleştirmek üzere aldığı talimatlara "Emir" alınan emre dair hususları havi belgeye de "Emir Formu" denildiğini, Emir'in yazılı olarak değil de telefon üzerinden alındığı hallerde, elbette yine emir formu düzenlenir ve fakat bu kez müşteri ıslak imzası aranmaz olduğunu, müvekkilinin tecrübeli bir tacir olmadığını, tüm birikimini ve para kontrolünü bankaya emanet ettiğini ve güven ilişkisiyle hareket eden bir şahıs olduğunu, müvekkilinin izni, bilgisi, iradesi ve niyeti olmaksızın davalı tarafından tahsis edilen işlemler dolayısıyla müvekkilinin hayatı boyunca almadığı bir riski almakla itham edildiğini ve tespit edebildikleri kadarıyla 17 gün içerisinde 1.856.465,57 TL tutarındaki parasının yok edildiğini, 13.01.2022 tarihinde, dilekçeleri ekine vekaletname ibraz edilerek, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 02.05.2001 tarih ve 4667 sayılı Yasanın 2.maddesi ile değişik 2/3 maddesi uyarınca, müvekkil adına davalı tarafından gerçekleştirilen tüm işlemlere dair bilgi talep edildiyse de, kötü niyetli davalı tarafından bu taleplerinin cevapsız bırakıldığını, hiçbir şahısın aleyhine delil ibraz etmeye zorlanamaz olduğunu, ancak bir müşterisini 16-17 gün içerisinde yaklaşık 2 Milyon Türk Lirası zarara uğratan bir kurumun işbu kötücül yaklaşımına, en azından iradeleri bakımından olumsuz bir değer atfedilmeli, bu eylem kötü niyetli davrandıklarının bir diğer ispatı olarak kabul edilmeli olduğunu belirterek davalının ve çalışanının zarar verici eylemleri dolayısıyla müvekkilinin davalı ve dava dışı banka uhdesindeki varlıklarının tespit ve hesap edilebildiği kadarıyla kaybolan tutarlar için, kısmi alacak davalarında harca esas değer olarak şimdilik 10.000 TL'nin, her bir zararın doğduğu tarihten itibaren hesaplanacak bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsili ve davacı müvekkiline verilmesine, işbu davanın tensip tutanağı ile birlikte yahut Mahkememizce yazılacak ayrı bir müzekkere ile Sermaye Piyasası Kurulu, ...Borsası ve Bankacılık Faaliyetleri Düzenleme ve Denetleme Kurulu'na bildirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; iddia edildiği gibi ortada bir gabin hali olmadığını, davacı tarafın yatırım işlemlerinin acemisi olmayıp, yatırım işlemleri yapmayı meslek haline getirmiş deneyimli bir piyasa oyuncusu olduğunu, detaylı olarak defalarca bilgilendirildiğini, muhtemel riskleri kabul ettiğini, davacının müvekkili ile gerçekleştirdiği telefon kayıtlarında yer alan söylemleri ve eylemleri yatırım işlemlerini meslek haline getirmiş basiretli bir tacir olduğunu göstermekte olduğunu, müvekkilinin, davacıya defalarca ve detaylı olarak riskleri bildirdiğini ve davacı bu riskleri kabul ettiğini imzası ve telefon konuşması onayı ile kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, müvekkili çalışanının müvekkilin kurumsal pozisyonuna aykırı açıklama yapması mümkün olmadığını, böyle bir açıklama olsa dahi itibar edilemez olduğunu, davaya konu edilen işlemler bizzat müşterinin emir ve talimatlarına uygun olarak gerçekleştirilmiş olup, rıza hilafına veya müşterinin emir ve talimatına aykırı gerçekleşmiş bir işlem söz konusu olmadığını, dava dilekçesinde öne süren iddia ve ithamlar hatalı, yanlış ve çoğu kere HMK m. 29’ a açıkça aykırı olduğunu, davacının imzalamış olduğu sözleşmelerin hiç birinde davacının yapacağı alım satım işlemlerinde, müvekkili şirketin davacıya kar etme veya zarar etmeme taahhüdü veya garantisi bulunmadığı gibi, tam aksine, sözleşmelerde yapılacak işlemlerin çok riskli olduğu, paranın kısmen veya tamamen kaybedilme riski bulunduğu ve bu riskin tamamen davacıya ait olacağının açıkça belirtildiğinin görüldüğünü, yine sözleşmelerde, yatırım danışmanlarının tavsiyelerinin subjektif olup, danışmandan danışmana göre değişebileceği vurgulanarak, danışmanların tavsiyelerinin belirtilen nedenle bağlayıcılığı olmayıp, tüm karar, sorumluluk ve riskin davacıya ait olacağının açık ve net olarak kararlaştırıldığını, sözleşme hükümlerine göre, yapılan ve onay verilen tüm alım satım işlemlerinde tüm dikkat, özen ve karar verme yükümlülüğü ile sorumluluk ve risklerin tamamen davacıya ait olduğunu, davacının sosyo ekonomik durumu ve eğitsel bilinç düzeyi gözetildiğinde, imzaladığı sözleşmelerin, bu doğrultuda yaptığı ve onay verdiği alım satım işlemlerinin tüm anlam ve sonuçlarını idrak kabiliyetine sahip olduğunun anlaşıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, sermaye piyasası kanunundan kaynaklanan tazminat davasıdır.
Bilirkişi tarafından düzenlenen 31/10/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; 649 dakikalık ses kayıtlarını içerir DVD çözümlenmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 29/01/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre; uyuşmazlığa konu işlemlerin 17 Aralık 2021 tarihinde davacı adına gerçekleştirilen işlemlerden kaynaklandığı; davacının 17.12.2021 tarihinde kendisi adına gerçekleştirilen ‘... (...),... (...),... (...)ve ... (...) işlemi (4 tane alış pozisyonu) ile ilgili emirlerin kendisi tarafından verilmediğini ifade ettiği, dosyada işlem emirlerinin bulunmadığını, davalı tarafından davalı yatırımcı ile ilgili 14.12.2020 tarihinde yapılan ve davalının ‘Yüksek Riskli’ olarak onaylandığı/belirlendiğine ilişkin Uygunluk Testi ve Yerindelik Testi formlarının dosyada bulunmadığı, davalı aracı kurum tarafından sunulması gerektiğini, 31.10.2023 tarihli ses kayıtlarının dökümüne ilişkin raporda yer alan kayıtlara dayanılarak, itiraza konu hisseler ile ilgili, 17.12.2021 tarihli ses kayıtlarında geçen en düşük değerden yaklaşık 5.243.100,00-TL alış pozisyonuna davacının onay verdiğini, ancak uyuşmazlığın yaklaşık 10 milyon TL’lık işlemle ilgili oluştuğu, buna göre uyuşmazlığa konu işlemlerin yaklaşık %45 ile eşleşen davacının telefon kayıtlarında onaya rastlanmadığını, bu açıdan 17.12.2021 tarihinde -01 Aralık 2021 tarihinden itibaren başlamak üzere daha önceden alınmış olan ve 17.12.2021 tarihine taşınan hisse işlemleri dahil- gün sonu itibarı ile davacının hesabında bulunan hisselere ilişkin davacı emirleri ile hisse hareketleri ve hesap ekstresinin temini gerektiğini, raporun 3 ve 4. Maddesinde belirtilen : Uygunluk Testi, Yerindelik Testi, 01.12.2021-18.12.2021 tarihleri arasında davacı adına gerçekleştirilen işlemlere ilişkin hisse hareketleri; İşlemlere ilişkin davacı emirleri, Hesap ekstrelerinin, Teminine bağlı olarak davacının oluşan zararı ile bu zararın oluşumunda davalının kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenebileceğini belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 05/06/2024 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; uyuşmazlığa konu işlemlerin 17 Aralık 2021 tarihinde davacı adına gerçekleştirilen işlemlerden kaynaklandığını, davalı kuruluşun 05.04.2021 tarihli yazısı ekinde sunulan CD kayıtlarında, davacıya ait... sayılı hesap üzerinden gerçekleşen alım satım işlemlerine ilişkin alım/satım emirlerinin kapsamının sunulan kayıtlardan anlaşıldığını, ancak,... sayılı (...) hesap üzerinden gerçekleşen her bir işleme ilişkin emirlerin görülemediğini, buna bağlı olarak bu işlemlere ilişkin davacının bilgi ve onayının var olup olmadığının tespitinin yapılamadığını, 01.12.2021-18.12.2021 tarihleri arasında... sayılı (..) hesap üzerinden davacı adına gerçekleşen her bir işleme ilişkin emirlerin bilişim uzmanı tarafından incelenip değerlendirilmesinin yerinde olacağını belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 18/02/2025 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; uyuşmazlığa konu işlemlerin 17 Aralık 2021 tarihinde davacı adına gerçekleştirilen işlemlerden kaynaklandığını, davalı kuruluşun 05.04.2021 tarihli yazısı ekinde sunulan CD kayıtlarında, davacıya ait ... sayılı hesap üzerinden gerçekleşen alım satım işlemlerine ilişkin alım/satım emirlerinin kapsamının sunulan kayıtlardan anlaşıldığını, davalı kuruluşun 19.11.2024 tarihli yazısı ekinde sunulan CD kayıtlarında davacıya ait... sayılı (...) hesap üzerinden gerçekleşen alım-satım emirlerinin, 21.10.2023 tarihli ses kayıtlarına ilişkin Bilirkişi Raporundaki ifadelerle karşılaştırması sonucunda ses kayıtlarında tespit edilemeyen emirlerin aşağıdaki gibi olduğu; Davalı kuruluşun tespit edilemeyen emirler karşılığı alınan hisselerin alış bedeli ile bu hisselerin satış bedeli arasındaki farktan sorumlu olacağının kabul edilmesi halinde,davacının zararı, hisselerin alış bedeli ile satış bedeli arasındaki fark olan 950.310,00-TL (=Alım bedeli 5.934.000,00 - Satış bedeli 4.983.690,00) olarak hesaplandığını, 17.12.2021 tarihli işlemlerin akış yoğunluğuna ilişkin Müşteri ve Müşteri Temsilcisi arasındaki konuşmaların genel seyri içinde,(1) ... (...) hisselerine ilişkin konuşma kaydında yer alan “…bir saniye 11,61’e bir 1000 yok 500 tane yollayalım şimdilik 500 tane gönderdim birde altına hemen onun bir kademe 500 tane yazalım 1000 oluyor.Şöyle yapalım 57’e 500. 11,57 birde 11,52’ye düşerse 500 daha yazdım bu şekilde bekliyor şu an bilginiz olsun…” ifadelerinde, Müşteriden Telekom hisseleri için 11,61, 11,57 ve 11,52 fiyatlarının yanısıra 11,60 fiyatı üzerinden de alım yapılması emrinin alındığının ve (2) alım emri görülemewyen endeks ...) hisselerine ilişkin Müşteri Temsilcisinin,“Endeksi aldım ben teyidi söylemeyi unutmuştum” diyerek Müşteriyi bilgilendirdiği ve konuşmanın devamında Müşteri’nin yapılan işlemlere yönelik bir itirazının olmamasının olmayan emrin yerine geçtiğinin kabulü halinde davalı aracı kuruluşun hesaplanan zaradan sorumluluğuğunun oluşmayacağını, Bilgisayar Mühendisi bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde; davacının davalı şirket nezdinde bulunan yatırım hesabı ve ... hesabı üzerinde davalı şirket personeli tarafından gerçekleştirilen işlem kayıtları ile bu işlemler sırasında yapılan görüşmelerin ses kayıtları arasında yapılan karşılaştırma sonucunda; davacının gerçekleşen emirler hakkında bilgi sahibi olduğunu, davalı şirket personeli tarafından yapılan bilgilendirmelere karşı davacı tarafından “Tamam, olur” gibi kelimelerle onay verilmiş olduğunu, dolayısıyla herhangi bir zarar bedeli hesaplaması yapılabilmesinin mümkün olamadığı sonucuna ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Davacı ve davalı arasında Sermaye Piyasası Araçları Alım Satım Aracılığı Çerçeve Sözleşmesi, Türev Araçlar Alım Satım Aracılık Sözleşmesi ve Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesinin imzalandığı, davacının, hesabından bilgisi ve onayı olmadan kaldıraçlı işlemler yapıldığını, davalının ve çalışanının eylemleri nedeniyle zarar gördüğünü belirterek uğradığı zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafından davacıya ait hesap üzerinden gerçekleşen alım satım işlemlerine ilişkin emirlerin ve log kayıtlarının dosyaya sunulduğu ve bilirkişiler tarafından inceleme yapıldığı, bilirkişilerce davacının yatırım hesabı ve viop hesabı üzerinde davalının personeli tarafından gerçekleştirilen işlem kayıtları ve işlemler sırasında yapılan görüşmelerin ses kayıtlarının karşılaştırıldığı, işlem kayıtları ve ses kayıtlarının mahkememizce de incelenmesi sonucunda davacının gerçekleşen emirler hakkında bilgi sahibi olduğunun anlaşıldığı, davalının personeli tarafından yapılan bilgilendirmeler sonrası davacının tamam, olur gibi ifadelerle onay vermiş olduğu veya davacının herhangi bir itiraz ileri sürmeden konuşmaya devam etmesinin emrin yerine geçtiğinin kabulünün gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde oluşan zarardan davalı aracı kurumun sorumluluğunun olmadığı kanaatiyle davacının davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 170,78 TL harcın ve 16.230 TL ıslah harcının mahsubu ile artan 15.785,38 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 5.600 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 145.043,40 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 800 TL ücretin tamamının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/04/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
* Bu evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.