T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/848 Esas
KARAR NO : 2025/160
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/12/2023
KARAR TARİHİ : 18/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... markasının ... haklarının sahibi olduğunu, bu hakkını ... Sözleşmesi akdetmek suretiyle üçüncü kişilere tali lisans hakkı vererek kullanmakta ve verdiği tali lisans hakkı karşılığında sözleşme akdettiği üçüncü kişilerden sözleşmede anılan ücretleri almakta olduğunu, izah edilen ticari faaliyet kapsamında müvekkili ile davalı ... ile ... aralarında 01/04/2019 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında müvekkili tarafından ... ile ...’a, ... markasını ve ... iş sistemini bir franchise olarak kullanmak hakkı verildiğini, bu tarihten sonra sözleşme tahtında “... Kalite” ünvanı ile franchise hakkını kullanmaya başladıklarını, davalıların sözleşmeden kaynaklanan borçlarını yerine getirmemeleri sebebiyle sözleşmenin müvekkilince haklı sebeple ihtarname aracılığıyla feshedildiğini, ödenmeyen para borcu için icra takibi başlattıklarını, ne var ki; davalıların borçlu olmadıkları iddiası ile icra takibine itiraz ettiklerini, davalılar aleyhine ilk olarak takip konusu borç için ... 4. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında takip yapılmış, ancak davalılar tarafından takibe itiraz edildiğinden takibin durduğunu, takip tarihi itibari ile borcun takip çıkışının toplam 559.896,36-TL olduğunu, bu alacağın tamamının sözleşme uyarınca düzenlenen ve davalılarca ödenmeyen faturalardan kaynaklanmakta olduğunu iddia ederek alacaklarının tahsili için davalıların taşınır, taşınmaz mallarıyla üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına borca yeter miktarda ihtiyati haciz konulmasını, davalıların haksız olan tüm itirazlarının iptalini ve takibin devamını, davalıların %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.
Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dosyaya sunulan franchising sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere sözleşmesinin taraflarının,... olarak tanzim ve imza edilmiş olduğunu, ...'ı temsilen davacı ...A.Ş. , KALİTE'yi temsilen de müvekkilleri ... (%50 ortak) ve ... (%50 ortak) imzalamış olduklarını, müvekkilleri ... ve ...'ın, aynı adreste faaliyet gösteren ... sicil nolu ... ŞİRKETİ isimli şirketlerinin mevcut olup, işbu şirketteki ortaklık paylarının %50-%50 şeklinde olduğunu, bu şirketin 2008 yılından bu yana faaliyette olup, gayrimenkul yatırım danışmanlığı yapmakta olduğunu, davaya konu sözleşmede belirtilen ..., davalı ... olmayıp, ... ŞİRKETİ olduğunu, ... ŞTİ. ile davacı arasında imzalanmış hiçbir sözleşme bulunmadığını, davacının iddia ettiği gibi müvekkilleri arasında adi ortaklık sözleşmesinin de bulunmamakta olduğunu, sözleşmenin tarafı olmaması nedeni ile...ŞTİ.'nden sözleşmeye dayalı hiçbir talepte bulunulamayacağını, müvekkilleri ... ve ... her ne kadar davacı ile franchising sözleşmesi imzalanmış ise de sözleşmede belirtilen bedellerin döviz üzerinden olup, faturaların da işbu döviz karşılığı kesilmiş olduğunu, davacı şirketin Türkiye'de kurulmuş ve ortakları da Türk olan bir şirket olduğunu, sözleşmeden de açıkça görüleceği üzere, tüm ücretlerin döviz olarak belirlenmiş ve dövize endeksli olarak faturaların kesilmiş olduğunu, sözleşmenin bu hali ile Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanuna açıkça aykırı olduğunu, davacının her ne kadar sözleşme ile "Royalty ücreti, ulusal tanıtım fonu, Uluslar arası ofis ücreti ve Teknoloji ücreti" adı altında ücretler talep etmekte ise de kesilen bu ücretlerin de fahiş olup, taahhüt edilen tanıtım vs destek de müvekkillerine sunulmamış olduğunu, ayrıca davacının talep ettiği vade farklarının da fahiş olduğunu, Mahkememizce bu hususta yaptırılacak olan bilirkişi incelemesinde bu hususun açıkça ortaya çıkacağını, yukarıda açıklanan nedenlerle; davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Dava, İİK 67. Maddesi kapsamında itirazın iptali davasıdır.
Uyap üzerinden celp edilen ... 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalılar aleyhine 559.896,36TL alacağın tahsili için genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi yapıldığı, takibin dayanağının 01.04.2019 tarihli Gayrimenkul Franchise Sözleşmesi, 19.04.2023 tarihli ihtarname ve 19 adet fatura olduğu, davalılar tarafından yasal 7 günlük süre içinde, borca ve ferilerine, itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durduğu, davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.
01/04/2019 tarihli Gayrimenkul Franchise Sözleşmesi incelendiğinde; Franchise veren tarafın davacı şirket olduğu Franchise alan olarak davalılardan ... ve ... olduğu , sözleşmenin süresinin 10 yıl olarak kararlaştırıldığı, sözleşmenin 1.7.maddesinde "Ayrıca işbu sözleşmeyi gerçek kişi olarak akdetmiş olmanız halinde 90 (doksan) gün içerisinde bir tüzel kişi ticaret şirketi kurarak , kurduğumuz şirketin katılma sözleşmesi ile sizin yanınızda Sözleşme'ye katılmasını sağlamanız gerekmektedir." şeklinde düzenleme olduğu görülmüştür.
Takip dayanağı faturaların davacı şirket tarafından davalı ...Şti 'ye keşide edildiği, davacının sunduğu ödeme makbuzlarına göre davalı şirket tarafından davacı şirkete ödemeler yapıldığı görülmüştür.
... Vergi Dairesinden davalı şirketin , ... Vergi Dairesinden davacı şirketin 2022-2023 yıllarına ait BA-BS formları celp edilmiştir.
Tüm deliller toplandıktan sonra, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Davalı şirket inceleme gününde ticari defterlerini sunmadığı için, davacı şirket defter ve kayıtları ile tüm dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Mali müşavir bilirkişi ... ve sözleşme uzmanı bilirkişi ... tarafından hazırlanan 05.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...Davacının davalı/... Şirketi’nden, takip konusu faturalardan kaynaklanan 559.896,36 TL alacağı bulunduğunun, davacının HMK.md.220 uyarınca kesin delili gücüne sahip ticari defter kayıtları ile ispat edilmiş sayılacağı,
İşbu alacağın, davacının talebi gibi, takip tarihindin itibaren işletilecek, sözleşmenin 11.2.1 nolu maddesinde kararlaştırılmış olan “aylık %4 oranındaki” akdi temerrüt faizi ile birlikte tahsili gerekeceği Davacı alacağından bütün davalıların müteselsilen sorumlu olacağı..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir ( HMK 222/1 ). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır ( HMK 222/2 ). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur ( HMK 222/4 ).
Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin ... E.... K. sayılı ilamı ile; "Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, Kanun'un ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki ( ticari defterlerindeki ) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememizin 30/04/2024 tarihli duruşmasına 4-a) numaralı ara kararında tüm dosya kapsamı değerlendirilerek taraf defter ve kayıtları üzerinde varsa alacağın miktarı ve davalı yanın sorumlu olup olmadığının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş , taraf vekillerine inceleme günü bilirkişi incelemesine esas olacak ticari defter , kayıt ve belgelerini inceleme günü ibraz etmeleri, hazır etmedikleri takdirde defter ve belgelerinin ibrazından kaçınmış sayılacaklarına karar verileceği hususunun taraf vekillerine ihtar edildiği, davalılar vekilinin inceleme günü ticari defter ve kayıtları sunmadığı görülmüştür.
Davalılar vekili tarafından her ne kadar davalı şirketin Franchise Sözleşmesinin tarafı olmadığı, bu nedenle borcu bulunmadığı iddia edilmiş ise de tüm dosya kapsamına göre alınan ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile davacı şirketin Franchise sözleşmesine istinaden davalı ... Şti'ye fatura kestiği, davalı şirketin faturalara istinaden davacı şirkete ödemeler yaptığı, takip dayanağı faturaların elektronik fatura olduğu, davalı şirkete elektronik yolla tebliğ edildiği, davalı şirketin faturaları reddetmediği, iade faturası düzenlemediği, dava konusu faturaların davalı şirket tarafından BA formunda vergi dairesine beyan edildiği tespit edilmiştir.
Davalılar vekili tarafından dava konusu Franchise Sözleşmesinde ücretlerin yabancı para alacağı olarak düzenlenmiş olmasının davanın reddi nedeni olduğu iddia edilmiş ise de Franchise Sözleşmesi, Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkındaki 32 Sayılı Karardaki kısıtlamalar arasında sayılmadığı gibi davacı tarafından icra takibi yabancı para alacağı olarak değil Türk Lirası alacağı olarak talep edildiği için bu iddia yerinde görülmemiştir.
Sözleşmeye katılma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 206’ncı maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin devrinden farklı olarak sözleşmeye katılmada tam anlamıyla bir taraf değişikliği yani sözleşmeye taraf olan bir kişinin yerine başka bir kişinin geçmesi değil, bir kişinin yanına başka bir kişinin eklenmesi söz konusudur. Sözleşmeye katılmada sözleşmenin başından beri borçlu olan kişi borcundan kurtulmamaktadır. İlk borçlu, borcunu ifa ile ilgili olarak yanında bir katılan ile birlikte sorumludur. 6098 sayılı TBK'nun 206/3 maddesinde "Sözleşmeye katılmanın geçerliliği, katılma konusu sözleşmenin şekline bağlıdır." düzenlemesi mevcuttur.
Davalı şirketin yazılı bir katılım sözleşmesi akdedilmediği için borçtan sorumlu olmayacağı yönündeki iddiası, davacının ticari defter ve kayıtlarında yapılan inceleme ile davalıların takipteki alacak kadar borçlu olduklarının tespit edildiği, davalının ticari defterlerini inceleme günü ibraz etmediği, davacının defter ve kayıtlarının davacı lehine delil olarak kabul edilmesi gerektiği bununla beraber takip dayanağı faturaların davalı şirket tarafından BA formunda vergi dairesine beyan edildiği, davalı şirketin benzer faturalara istinaden daha evvel davacıya ödemeler yaptığı, dava konusu faturaları iade etmediği anlaşılmakla yapılan bu tespitler ve dava konusu Franchise Sözleşmesinin ilgili maddeleri ile birlikte değerlendirildiğinde yerinde görülmemiştir. Takipte talep edilen faiz oranının TTK'nun 8. maddesi uyarınca Franchise Sözleşmesinin 11.2.1. maddesinde belirlenen faiz oranına uygun olduğu görülmekle davanın kabulü ile ... 4. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasında davalıların itirazının iptali ile takibin aynı şartlarla devamına, alacak likit olduğu için kabul edilen alacağın %20’si olan 111.979,27 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile ... 4. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasında davalıların itirazının iptali ile takibin aynı şartlarla devamına,
2-Kabul edilen alacağın %20’si olan 111.979,27 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesap edilen 38.246,52-TL. maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 6.762,16-TL. harcın mahsubu ile bakiye 31.484,36-TL. harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 87.984,45-TL. vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 269,85-TL. başvurma harcı + 6.762,16-TL. peşin harç + 10.000-TL. bilirkişi + 733,50-TL. tebligat-müzekkere giderleri olmak üzere toplam 17.765,51-TL. yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200-TL. arabuluculuk ücretinin tamamının davalılardan tahsiliyle hazineye irat kaydına,
7-Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/03/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
¸Bu evrak 5070 sayılı Yasa gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.