T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/705 Esas
KARAR NO:2025/12
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:20/11/2024
KARAR TARİHİ:14/01/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takiplerde haciz yolu ile icra takibi başlatılmış olup, davalının itirazı üzerine söz konusu takip icra dairesince durdurulmuş olduğunu, davalının itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı yanın gerçekleştirmiş olduğu kaçak elektrik tüketimlerinin haksız eylemden kaynaklanan zarar niteliğinde olduğu bu zarara ilişkin müvekkili kurum tarafından davalılara karşı Enerji Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında fatura tahakkuk ettirilmiş ancak davalı tarafından bu zararın giderilmemiş olduğunu, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. Maddesine göre haksız fiilden doğan davalarda zarar görenin yerleşim yeri mahkemelerinin yetkili durumda olduğunu, alacaklı olan müvekkili şirketin ödeme ve dava zamanındaki yerleşim yerinin ... olduğundan, yetkili mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, taraflarınca arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de anlaşamama yönünde arabuluculuk son tutanağının düzenlendiğini, kaçak elektrik tutanaklarının, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitler içermekte olup, aksi ispat oluncaya kadar geçerli olduğunu, bu nedenle ispat yükünün, tutanağın aksini iddia eden tarafa ait olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulünü, davaya konu icra dosyası üzerinden davalı/borçlunun hak ve alacaklarının ivedilikle ihtiyaten haczi taleplerinin kabulünü, .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaliyle takibin takip talebindeki şartlarla devamını, davalı yanın %20’den aşağı olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile dava ettikleri anlaşıldı.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın haksız ve yersiz olarak davalı müvekkili hakkında kaçak elektrik kullandığı iddiası tutanak tutmuş ve işbu tutanağa ilişkin olarak da hakkında icra takibi yapmış, işbu icra takibine haklı olarak itiraz etmeleri üzerine işbu davayı açmış olduğunu, davacı yanın davaya konu ettiği ve dayandığı delilin 28/08/2024 tarih, Seri no:... olan tutanak olduğunu, bu tutanağın hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığı gibi usul ve şekil bakımından da delil mahiyetinde olmadığını, tutanak üzerinde birçok değişiklik yapıldığını, üzeri çizilmiş ve birçok değişiklik yapıldığını, bu durum dahi tutanağın hukuki sıhhatine ilişkin şüpheleri oluşturduğunu, tutanakta önce kaçak elektrik kullanıldığına ilişkin "sayaçtan elektrik geçmediği" belirtilmiş daha sonra bu yazının üzeri çizilerek "mevzuata aykırı bir şekilde elektrik tüketildiği" belirtildiğini, işbu tutanakta ne şekilde mevzuata aykırı bir şekilde elektrik tüketildiğinin açık, net ve tüketicinin anlayacağı bir şekilde belirtilmemiş olduğunu, davaya konu tutanak bu şekilde muğlak ve anlaşılmadığı gibi dava dilekçesinde de bu hususun açık ne anlaşılır olmadığını, davalı müvekkili hakkında açılan davanın konusu kaçak elektrik kullanımı mı yoksa mevzuata uygun olmayan elektrik kullanımı mı olduğu hususlarının belirsiz olduğunu, ayrıca ve önemle belirtmek gerekir ki bu elektriği davalı müvekkilinin kullanmamış olduğunu, kiracısı olan Hakkı ...adında bir kişinin kullanmış olduğunu, davalı müvekkilinin 83 yaşında bir kişi olup İstanbul'da oturmamakta, Mersin ili Mut ilçesinde oğlunun yanında bakıma muhtaç bir halde yatağa mahkum bir halde yaşamını devam ettirmekte olduğunu, davalının son 1 yıllık mernis sorgusu yapıldığında bu husus açıkça ortaya çıkacağını, davalının oğlu olan Muhammet Karakaş'ın söz konusu yerin kirası ve kiracısı ile ilgilenmekte olduğunu, yani bu tüketimin nasıl yapıldığı, kim tarafından yapıldığını davalının bilmesi mümkün olmadığını, abonelik her ne kadar müvekkilinin üzerinde görülse de gerçek kullanıcı hakkının ...adlı kiracıda olduğunu, ayrıca tutanakta 10 aylık süreyi kapsayacak şekilde ceza tahakkukuna gidilmiş olduğunu, yani davalının 10 aylık süre boyunca mevzuata aykırı bir şekilde elektrik kullandığının iddia edildiğini, bu sürenin 10 ay olmasının fiilen mümkün olmadığını, çünkü abonenin olduğu mahal küçük sanayinin yoğun olduğu bir bölge olduğu için davacı kurumun her 2 ayda bir bölgedeki tüm aboneleri kontrol etmekte, kayıp kaçak denetimi yapmakta olduğunu, tutanak tarihinden 2 ay önce denetim yapılıp kayıp/kaçak durumu söz konusu olmadığına göre eğer bir usulsüzlük varsa (ki yoktur) bu sürenin en fazla 2 aylık olduğunu, davacının 7 adet elektrikli cihazın tüketeceği elektrik miktarını tutanağa yazmış olduğunu, yalnız bunu yazarken makinelerin markası, cinsi, eski/yeni olup olmadıkları belirtmemiş ayrıca kullanım süreleri yönünden de kaç gün ve saat üzerinden hesaplama yaptığının belli olmadığını, eğer bir tüketim varsa bu tüketimin günlük kaç saat olduğu ve aylık kaç gün üzerinden hesaplama yapıldığının tutanakta olmadığını, bu durumda tutanağın gerçekliği ve sıhhati açısından şüpheye mahal vermekte olduğunu, davaya konu edilen tutanağın hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığı gibi kaçak veya usulsüz bir kullanımının da söz konusu olmadığını, eğer mevzuata aykırı bir kullanım söz konusu olsa bile bu kullanımı davalının yapmamış olduğunu, her ne kadar hukuki sorumluluk abonede olduğu iddia edilse bile bu kullanımın 2 aylık süreyi aşmadığı gibi tutanakta elektrik tüketimi yaptığı iddia edilen makinelerin model/marka/cins/yaş belirtilemediği gibi kullanım gün/saat belirtilmesinin de yapılmamış olduğunu, bu nedenle işbu tutanağa itibar etmenin mümkün olmadığını, bunun haksız ve yersiz olduğunu, bu nedenlerle haksız ve yersiz açılan davanın reddi ile yargılama harç ve masraflarının davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri anlaşıldı.
Dava, kaçak elektrik kullanım bedelinin tahsili istemi ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir.
HMK'nın 115/1. maddesi gereğince Mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.
HMK'nın 138.maddesine göre Mahkemeler öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinde karar verir.
HMK'nın 114/1-c maddesine göre Mahkemenin görevli olması dava şartlarındandır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Buna göre işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir.
Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği müzekkere cevabına göre davalının esnaf kaydının olmadığı anlaşılmıştır.
Mersin Defterdarlığı Gelir Kanunları Usul ve Tahsilat Grup Müdürlüğünün müzekkere cevabına göre davalının potansiyel mükellef kaydının olduğu, gelir vergisi mükellefiyet kaydının olmadığı anlaşılmıştır.
Mersin Ticaret Sicili Müdürlüğünün müzekkere cevabında davalının ticaret sicil kaydının olmadığı görülmüştür.
Davaya konu uyuşmazlık için özel bir düzenleme bulunmadığından davanın Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için tarafların tacir ve dava konusunun tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir. Davalı tacir olmadığından her iki tarafın tacir olma koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Buna göre davanın her iki tarafının tacir olmadığı ve davanın alacak davası olup mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı bu nedenle Mahkememizin bu davada görevli olmadığı anlaşıldığından Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle davanın usulden reddine, dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Uyuşmazlığın niteliğine göre dava tarihi nazara alınarak davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiği Mahkememizin GÖREVSİZ olduğu anlaşılmakla HMK 114/1 c ve 115/2 maddesi gereğince DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde RESEN, HMK'nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
5-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde gider avansının ilgili mahkeme veznesine aktarılmasına,
Dair, taraflar vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek veya başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/01/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır