T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/384 Esas
KARAR NO: 2025/507
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 10/06/2021
KARAR TARİHİ: 18/09/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesi ile; müvekkili firmanın 2010 yılında kurulduğunu, donuk pasta teknolojisini Türkiye'ye tanıtan ilk firmalardan olduğunu, piyasada prestijli bir yere sahip olan müvekkili firmanın, ürettiği donuk pasta vb. ürünlerini dünya genelinde restoran, kafe ve çeşitli işletmelere vermekte olduğunu, müvekkili firmanın yurt içinde ve yurt dışında ürünlerinin dağıtımı için taşıma firmaları ile anlaşma yaptığını, müvekkili firmanın, 29.05.2018 tarihli sözleşme ile dondurulmuş ürünlerinin ...'den ...'ya uluslararası nakliyesi konusunda davalı firma ile anlaşma sağladığını, davalı firmanın ... plakalı özel soğutucu ekipmanına sahip araç ile ürünleri taşımayı üstlendiğini, davalı firmanın ürünleri zayi olmadan, zamanında gönderilene teslim etmeyi taahhüt ettiğini, taraflar arasındaki anlaşma kapsamında davalı tarafından müvekkiline 31.05.2018 tarihli ... seri numaralı 3.970,00 Euro bedelli fatura kesildiğini, fatura bedelinin de müvekkili firma tarafından 11.06.2018 tarihinde ödendiğini, müvekkilinin bahse konu sözleşme kapsamında yükümlülüğünü yerine getirdiğini, taraflar arasında imzalanan anlaşma doğrultusunda davalı firmanın 30.05.2018 tarihinde müvekkili firmanın ürünlerini teslim aldığını ve varış adresine 11.06.2018 tarihinde teslim ettiğini, taşımaya konu ürünlerin, donuk pasta ve baklava benzeri dondurulmuş gıda olması nedeni ile ürünlerin -18 °C soğuk hava zincirinde taşınması gerektiğini, bu hususun birden fazla kez davalı firmaya bildirildiğini, davalı firmanın, müvekkili ile anlaştığı taşıma koşullarına aykırı hareket ettiğini, ürünlerin soğuk hava zincirini bozduğunu, insan sağlığını tehlikeye düşürdüğünü ve ürünlerin zayi olmasına neden olduğunu, müvekkili firmanın müşterisi tarafından taşımaya konu ürünlerin taşıma sırasında soğuk hava zincirinin bozulduğunun belirtilmesi akabinde müvekkili firmanın durumu derhal davalı firmaya bildirdiğini, 22.06.2018 tarihinde de e-posta ile yazılı olarak bildirim yapılarak aracın önünde ve arkasında bulunan müvekkili firmaya ait ısı ölçüm cihazının raporlarının davalı firmaya gönderildiğini, müvekkili firmanın, davalıdan da aracın orijinal ısı ölçüm cihazlarının raporlarının kendisine gönderilmesini istediğini ancak davalı tarafından excell şeklinde gönderilen taşıma işinde kullanılan araçta yer alan ısı ölçüm cihazının raporunda oynamalar yapıldığını tespit edildiğini ve teknik servisten rapor alınmasını talep ettiğini, buna karşın davalı firma tarafından teknik servis raporunun sunulmadığını, bunun üzerine müvekkili tarafından ... 27. Noterliğinin...tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı firmaya bir kez daha bildirim yapıldığını, davalı firmanın ... 44. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile müvekkili firmadan bir kısım evraklar istendiğini, 06.09.2018 tarihli ihtarname ile istenen evraklar davalı firmaya iadeli taahhütlü posta ile gönderildiğini, davalı firmanın, müvekkilin zararını gidermekten kaçındığını, davalı tarafından geri dönüş olmaması ve müvekkili firmanın zararlarının da giderilmemesi nedeni ile işbu davayı açtıklarını, davalı firmanın yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini, müvekkili ile davalı firmanın, ürünlerin "-18°C" soğuk hava zincirinde taşınacağı hususunda anlaştıklarını, müvekkili firma tarafından 28.05.2018 tarihli e-posta ile yükleme ve teslim adresleri ile yük cinsinin donuk pasta ve baklava benzeri dondurulmuş gıda olduğu ve -18°C soğuk hava zincirinde taşınması gerektiğinin belirtildiğini, davalı firmanın "..." resmi internet sitesinde belirtilen hizmetlerde de "..." belirtildiğini, davalı firma tarafından donuk gıdaların nasıl taşınması gerektiğinin zaten bilinmekte olduğunu, davalı firma tarafından ürünlerin özelliklerine uygun taşıma işi yapması gerek uluslararası gerekse ulusal mevzuatlar gereğince basiretli tacir olarak görevi olduğunu, ilgili tebliğ gereğince davalı firmanın sadece frigorifik araçla ürünleri taşıması yeterli olmayıp taşıma esnasında ürünlerin soğuk hava zincirinin kırılmaması için araç sıcaklığını sık sık ve düzenli olarak kontrol etmesinin gerektiğini, davalı firma tarafından sıcaklığı izlemek amacıyla kullanılan cihazların tebliğdeki standartlara uygun olup olmadığının belli olmadığını, davalı firma tarafından taşıma sırasında aracın sıcaklığının kontrol edilmediğini, sıcaklığın +17,8°C ve üzerine kadar çıktığını, ürünlerin donuk halinin çözüldüğünü, davalı firmanın ürünlerin soğuk hava zincirinin bozulmasına neden olduğunu, taşımaya konu ürünlerin uluslararası taşıma için gerekli belgelerinde de ürünlerin dondurulmuş olduğunu ve depolama ve nakil sıcaklığının -18°C olması gerektiğinin açıkça belirtildiğini, müvekkili firmanın, ürünlerle birlikte aracın ön ve arka olmak üzere farklı iki noktasına sertifikalı özel ısı ölçüm cihazı yerleştirdiğini, bahse konu cihazların raporları incelediğinde sevkiyat esnasında bahse konu ürünlerin -18°C de muhafaza edilmediğinin tespit edildiğini, TTK.nın 878/4. maddesinde taşıyıcının, eşyayı sıcağa, soğuğa, ısı değişikliklerine, neme, sarsıntılara ya da benzer etkilere karşı özel koruma yükümlülüğü olduğunu, gerekli donanımın seçimi, bakımı ve kullanımına ilişkin taşıyıcının kendisine düşen tüm önlemleri alması gerektiğini, ilgili yasal düzenleme uyarınca; taşımaya konu ürünlerin -18 C derecede muhafaza edilmesi gerektiği birden fazla kez davalı firmaya bildirilmesine karşın davalı firmanın, malların özelliklerine uygun verilen talimatlara uymadığını, yasal mevzuatlar gereğince ürünlerin sıcaklıklarını kontrol etmediğini, gerekli önlemleri almadığını, bu sebeple davalı firmanın, müvekkili firmanın talimatlarına aykırı ve kusurlu davrandığının açık olduğunu, TTK.nın 886. maddesinde; "Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879 uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz." hükmüne yer verildiğini belirterek, müvekkili firmanın uğramış olduğu zararlar kapsamında 61.903,99 Euro zayi olan eşyaların bedeli, 3.970 Euro navlun ve bekleme bedeli, 688 Euro import veteriner kontrol ücreti ve 4.585,07 Euro gümrük ve diğer vergi ücretleri olmak üzere şimdilik 71.147,06 Euro maddi tazminatın fiili ödeme gününki kur üzerinden TL değerinin zayi tarihinden itibaren uygulanacak avans faiz ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili Mahkememize verdiği cevap dilekçesi ile; zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davanın reddini talep ettiklerini, davaya konu edilen taşıma işleminin; ... tarihinde... plakalı araç ile Türkiye’den ...'ya şeklinde gerçekleştirildiğini, söz konusu emtianın 11.6.2018 tarihinde davacı tarafın müşterisinin kaşe ve imzası ile eksiksiz ve sağlam olarak teslim edildiğini, davaya konu taşımanın CMR Konvansiyonu kapsamında yapıldığını, davacı tarafın ileri sürdüğü iddiaları kabul etmemekle birlikte, CMR Konvansiyonu’nun ilgili maddesi gereğince dava konusu taşımalardan doğacak davalarda dava süresinin 1 yıl olduğunu, bu sürenin başlama tarihinin, hasarlarda teslim tarihi olduğunu, teslim tarihinin 11.6.2018 dava tarihinin ise 10.6.2021 olduğundan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddini talep ettiklerini, davacının süresinden sonra açılan davaya ilişkin ileri sürmüş olduğu sebeplerin gerçeğe ve hukuka aykırı olduğunu, taşıma işleminde kötüniyet, kötü hareket bulunmadığını, olayda dava konusu taşımanın CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olduğundan TTK hükümlerinin uygulama olanağın olmadığını, davacı tarafça CMR konvansiyonu genişletir ve değiştirir mahiyetteki iddialarının hukuka aykırı olduğunu, davacının gerek müvekkilinin ihmali olduğu ve pervasızca hareket ettiği gerekse resmi servis raporlarında oynama yaptığı iddialarının asılsız olup, süresinde açılmayan davanın hukuki dayanağı hem değiştirilerek hem de genişletilerek TTK m.885 kapsamına alınmasının mümkün olmadığını, taşıma konusu emtianın doğru soğuklukta taşınmış olmakla birlikte sıcaklık değerlerinde farklılık olsaydı bile davacı yanın iddiasının hukuki bir dayanağının bulunmadığını, dava dışı ... Şirketi ile müvekkili şirket arasında davacıya ait ürünlerin özel soğutucu teçhizatı bulunan araç ile nakli için alt taşıma sözleşmesi akdedildiğini, davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile taşımadan kaynaklı bir zarar meydana gelmiş olması durumunda taşıma sözleşmesine aykırı ifadan sorumlu firma olması sebebi ile davanın ... Şirketine ihbar edilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin taşıma tarihindeki sigorta şirketinin ...Sigorta Şirketi olduğundan adı geçen şirkete davanın ihbarına karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin yükümlülüklerini gereği gibi ifa ettiğini, taşımaya konu eşyanın tam ve zayi olmaksızın teslim edildiğini, 30.5.2018 tarihinde ...plakalı araç ile ...'den ...'ya taşıması gerçekleştirilen taşımaya konu ürünlerin CMR belgesine göre 11.6.2018 tarihinde kaşe ve imza ile eksiksiz ve sağlam olarak teslim edildiğini, taşıma esnasında soğuk hava zincirinin bozulması söz konusu olmadığını, davacı tarafça talepte bulunulması üzerine ... Şirketi'nden ... plakalı araçta yer alan soğutucuların resmi servis raporları talep edilerek davacı tarafa iletildiğini, resmi servis raporlarında da taşıma süresince ürünlerin -18°C ve altında taşındığının görüleceğini, davacı tarafça sıcaklığın +17,8° ve üzerine kadar çıktığı belirtilmişse de, böyle bir değer olmadığını, taşımanın yapıldığı frigo araçlarda, araç motoru ön tarafta olduğundan ön ve arka tarafın sensör sonuçları birbirini tutmayacağı gibi, araç içerisindeki sıcaklığın -18°C'de devamlılığı sağlanır iken araç içerisinde ve aksamda oluşan buzlanmayı önlemek/eritmek için saniyelik ısı artışları olduğunu, servis raporlarında "Defrost" şeklinde yer alan ısı artışlarının nedeni bu olmakla saniyelik artışlar olduğunu, servis raporlarında "..." şeklinde yer alan ısılar incelendiğinde ürünlerin -18°C'de taşındığının görüleceğini, söz konusu zararın taşıma esnasında meydana geldiği düşünülse dahi zarar açıkça görülebilir bir zarar niteliğinde olduğunu, bildirimin derhal yapılmasının gerekmekte olduğunu, teslim tarihinin 11.6.2018 olduğunu, davacı tarafça yazılı bildirimde bulunulduğu belirtilen tarihin 22.6.2018 olduğunu, müvekkili şirketin sadece taşıyıcı olup yükleme, boşaltma ve istifleme müvekkili şirkete ait olmadığını, emtinanın nasıl depolandığı ve korunduğunun belli olmadığını, taşımaya konu emtia niteliği gereği özel paketleme gerektirdiğini, meydana geldiği iddia edilen zararın paketleme nedeni ile meydana gelmiş olabileceği gibi bu hususta müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmayacağının aşikar olduğunu, CMR m.17 gereği eşya taşımalarında taşıyıcının asli edim borcu, sözleşmede kararlaştırılan eşyayı varma yerinde gönderilene teslim etmek olduğunu, dava konusu olayda müvekkili şirketin taşıyıcı olduğunu, müvekkili şirketin yükü, yükleyen/boşaltan veya istifleyen olmadığını, taşıma esnasında değil, boşaltma esnasında veya sonradan oluşan hasardan dolayı da müvekkili şirketin sorumlu olmayacağını davacı tarafça gönderilen ürün fotoğraflarında donuk yiyecek olduğu belirtilen ürünlerin boşaltma sonrasında ivedilikle soğuk hava deposunda muhafaza edilmesi gerekir iken normal -18°C istikrarını sağlamayacak bir depoda istiflendiği de görülmekte olduğunu, ürünlerde meydana geldiği iddia edilen bozulmanın taşıma sonrasında yapılan depolama/ istiflemeden kaynaklanabileceği kanaatinde olduklarını, davacı tarafça ürünlerin 13.8.2019 tarihinde imha edildiğinin belirtildiğini, imha tarihi teslim tarihinden 1 yıl 2 ay 2 gün sonra olduğunu, imhanın resmi bir eksper raporuna dayanmamakta olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; CMR Konvansiyonu kapsamında yapılan taşıma sözleşmesinden doğan hasar nedeni ile tazminat davasıdır.
Mahkememizin 16/05/2024 tarih ve ... Esas - ...yılı kararı ile;
"... Davalı zamanaşımı itirazında bulunduğundan Mahkememizce zamanaşımı itirazı ile ilgili yapılan incelemede; dava konusu olayda uygulanması gereken CMR'nin zamanaşımını düzenleyen 32.maddesinde;
"1. Bu Sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır ve şu tarihlerde başlar:
a)Teslimde kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren,
b)Tam kayıplarda, kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra kararlaştırılmış zaman limiti yoksa, yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60 ıncı günde,
c)Bütün diğer durumlarda, taşıma mukavelesinin akdedildiği tarihten sonraki üç aylık dönemin sonunda. Limit döneminin işlemeye başladığı gün bu döneme dahil edilmeyecektir.
2. Yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteler. Talebin bir kısmı kabul edildiği takdirde zaman süresi anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlar. Istemin alındığını, cevap verildiğini ve belgelerin gönderildiğini kanıtlamak, bu durumlara güvenen tarafa aittir. Aynı gayeyle yapılan başka istemler için zaman süresi ertelenemez.
3. Yukarıdaki 2 nci paragraf hükümlerine bağlı olarak, zaman limitinin uzatılması, davaya bakan mahkemenin kararlarına göre düzenlenir. Bu karar aynı zamanda yeniden dava açma haklarını da düzenler.
4. Zaman aşımı ile düşen dava açma hakkı, karşıt istek veya vereceğini alacağına sayışma yoluyla kullanılmaz." hükmü mevcuttur.
Dava konusu ürünlerin 30/05/2018 tarihinde teslim alındığı ve varış adresinde 11/06/2018 tarihinde teslim edildiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Ürünlerin imha edildiğinde dair tutanak ise 13/08/2019 tarihlidir.
CMR 32/1-a maddesine göre, bu sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıllık süre içerisinde açılması gerekmektedir. Ancak bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, malın olması gereken sıcaklıktan daha düşük sıcaklıkta taşınmasının, bilerek kötüniyetli davranma olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, somut olayda uygulanacak zamanaşımı süresi davacının iddia ettiği gibi 3 yıl olmayıp CMR'nin 32. maddesi uyarınca bir yıldır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03/12/2014 tarih ve....Esas -... Karar sayılı ilamı ve 24/01/2013 tarih ve ...Esas - ...Karar sayılı ilamı)
1 yıllık zamanaşımı süresinin başlama tarihi CMR'nin 32/1-a maddesine göre Teslimde kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren başlayacaktır.
Dava konusu ürünlerin Almanya'daki alıcısına teslim edildiği 11/06/2018 tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra 10/06/2021 tarihinde bu dava açılmıştır. Bu nedenle davalının zamanaşımı itirazı yerindedir.
Davacı her ne kadar CMR'nin 32/2 maddesinde yazılı bir istem taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip ona ilişkin belgeleri de iade edilinceye kadar zaman limitini erteler hükmünün olduğunu, 32/1-b maddesinde tam kayıplarda kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra kararlaştırılmış zaman limiti yok ise yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60. günden sonra zamanaşımı işlemeye başlayacağının belirtildiğini, müvekkilinin 09/07/2018 tarihli ihtarname ile davalıya yazılı bildirimde bulunduğunu, buna göre zamanaşımı süresi başlamadan önce ürünlerin bozulduğunun davalıya bildirildiğini, zamanaşımının durdurulduğunu, davalının taleplerinin geri çevrilmediğinin, bu nedenle zamanaşımı süresinin henüz dolmadığını belirtmiş ise de; CMR 32/1-b ve 2. maddelerinin uygulanabilmesi için ürünlerin tam kayba uğraması gerektiği, oysa ürünlerin tam kayba uğrayıp uğramadığı hususu davacı tarafından kanıtlanamamıştır. Ürünler alıcısına 11/06/2018 tarihinde teslim edilmiş olup teslim tarihinde ürünlerin tam hasara uğradığına ilişkin herhangi bir tutanağın bulunmaması, ürünlerin imha edildiğine dair tutanağın ise teslim tarihinden yaklaşık 1 yıl 2 ay sonrasına ait olması, 14/06/2022 tarihli bilirkişi raporundaki fatura içeriklerine göre ürünlerin tamamı zayi olmaksızın belli hasar oranları ile kurtarılmış olabileceği, emtiaların taşıma süresince tam zayi olduğunun sabit olmadığına ilişkin bilirkişi görüşü ve özellikle ürünlerin tesliminden çok sonra imha edildiği hususu göz önüne alındığında tam kayıp olarak kabul edilemeyeceği ve CMR 32/1-b ve 2. maddelerinin uygulama yeri olmadığı, olayda CMR 32/1-a maddesinin uygulanması gerektiği ve zamanaşımı başlama tarihinin teslim tarihi olduğu ve teslim tarihine göre dava tarihinde 1 yıllık zamanaşımı süresinin de dolmuş olduğu, ayrıca CMR’nin 32/3. maddesi gereğince zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanması gerektiğinden TBK’nın 153 ve 154. maddelerinde düzenlenen zamanaşımını kesen veya durduran bir sebebin bulunmadığı anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkememiz kararı davacı vekili tarafından karar İstinaf edilmiştir. İstinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 30/04/2025 tarih ve ... Esas -... Karar sayılı karar ilamı ile; "...Yukarıda yer verilen CMR Konvansiyonu'nun 32/1.maddesinde, sözleşme kapsamındaki taşımalardan kaynaklanan davalar bakımından zamanaşımı süresi bir yıl olarak kabul edilmiş, taşımacının bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusurlarının söz konusu olması halinde zamanaşımı süresi üç yıl olarak belirlenmiştir. Zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanacak olup bu durumda TBK'nın 146 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekecektir.
Somut olayda mahkemece, 1 yıllık mı yoksa 3 yıllık mı zamanaşımı süresinin uygulanacağı konusunda değerlendirme ve tespit yapılmakla birlikte CMR Konvansiyonunun 32/2 maddesi kapsamında hatalı tespitte bulunulmuştur. Şöyle ki; mahkemece CMR'nin 32/2 maddesinin tam kayıp halinde uygulanacağı belirtilmiştir. Ancak burada önemli olan husus zamanaşımının başlayacağı tarih olup emtianın teslim edilmesi halinde bu tarihten veya teslim edilememesi halinde teslimi gereken tarihten başlamasıdır. Bu nedenle CMR'nin 32/2 maddesi, tam ya da kısmi kayıp olmak üzere her iki halde de uygulanabilir olup aksi yöndeki gerekçe yerinde değildir.
Somut olayda davacı vekili,CMR Konvasiyonu'nun 32/2 maddesine göre zamanaşımı süresinin başlamadığını, davalıya gönderdikleri ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile zamanaşımı süresinin durdurulduğunu, davalının da ... tarihli ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile müvekkili firmadan bir kısım evraklar istediğini, taleplerini geri çevirmediğini, 06.09.2018 tarihli ihtarname ile istenen evrakların davalı firmaya iadeli taahhütlü posta ile gönderildiğini, ancak davalının yazılı bildirimlerine geri dönüş yapmadığını ve zamanaşımı süresinin durduğunu ileri sürümüştür. Mahkemece bu husus değerlendirilmemiştir.
Bu açıklama ve tespitlere göre, mahkemece, davacının davalıya gönderdiği 06.09.2018 tarihli ihtarnamenin CMR Konvansiyonunun 32/2 maddesi kapsamında, emtianın teslim tarihinden itibaren işlemeye başlayan zamanaşımı süresini durdurup durdurmadığı hususunun değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde, eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz bulunmuş, kararın kaldırılması gerekmiştir..." gerekçesiyle Mahkememiz kararı kaldırılmıştır.
Mahkememizde istinaf kararı sonrasında yapılan değerlendirilmesinde; Dava, uluslararası karayolu taşıması sırasında taşımaya konu emtianın zarar gördüğü iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dava konusu taşımanın, Türkiye ile Almanya arasında gerçekleştirildiği anlaşıldığından somut uyuşmazlığın CMR Konvansiyonu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir
Davacı taraf, taşıma konusu emtianın -18 C derecede taşınması gerekirken sözleşmeye aykırı olarak bu soğukluktaki hava ortamı sağlanmadan taşındığını, ürünlerin dondurulmuş ürün olduğunu ve bu sebeple çözünmeler olduğunu, emtianın tamamen zayi olduğunun müşterisi tarafından bildirildiğini, davalının bu hareketi sebebiyle zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğunu, CMR'nin 32/2 maddesi uyarıca davalıya gönderilen ihtarnameye cevap verilmemesi sebebiyle esasında zamanaşımı süresinin hiç başlamadığını/başlayıp kesildiğini ve davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığını ileri sürmüştür. Davalı ise 11.06.2018 tarihinde emtianın teslim edildiğini, davanın 1 yıllık zaamanaşımı süresi içinde açılmadığını, CMR belgesine göre ürünlerin alıcısına hasarsız teslim edildiğini, bu konuda bir şerh düşülmediğini, CMR m. 30 uyarıca süresinde bir hasar ihbarının yapılmadığını, kusuru bulunmadığını savunmuştur.
Davacıya ait dondurulmuş pasta ve benzeri ürünlerin davalı tarafından Köln/Almanya'ya taşınması konusunda taraflar arasında anlaşma yapılmış olup bu kapsamda davacı yanca davalıya navlun ücreti ödendiği, davalının da taşıma işini dava dışı ... Ltd. Şti. ile yaptığı taşıma sözleşmesine istinaden, bu şirket aracılığı ile gerçekleştirdiği, davacıya ait emtianın alıcıya 11.06.2018 tarihinde teslim edildiği anlaşılmaktadır.
Davalı zamanaşımı itirazında bulunduğundan Mahkememizce İstanbul BAM. 14 HD.nin kararı da göz önüne alınarak zamanaşımı itirazı ile ilgili yapılan incelemede; zamanaşımının başlayacağı tarih emtianın teslim edilmesi halinde bu tarihten veya teslim edilememesi halinde teslimi gereken tarihten başlar. Bu nedenle CMR'nin 32/2 maddesi, tam ya da kısmi kayıp olmak üzere her iki halde de uygulanabilir.
CMR'nin 32/2. maddesinde; 2. Yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteler. Talebin bir kısmı kabul edildiği takdirde zaman süresi anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlar. istemin alındığını, cevap verildiğini ve belgelerin gönderildiğini kanıtlamak, bu durumlara güvenen tarafa aittir. Aynı gayeyle yapılan başka istemler için zaman süresi ertelenemez." hükmü gözönüne alındığında ve gönderilen ihtarnamelere göre; davacı tarafından davalıya ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiği ve olayın davalıya bildirildiği, davalının 09.08.2018 tarihli cevabi ihtarnamesi ile davacıdan bir kısım evraklar istediği, talepleri geri çevirmediği, istenen evrakların davalıya gönderildiği, ancak davalının yazılı bildirimlere geri dönüş yapmadığı anlaşıldığından CMR'nin 32/2. maddesi gereğince davalının davacının istemini geri çevirmediği ve belgeleri de iade etmediğinden zamanaşımı süresinin durduğu ve buna göre zamanaşımı süresinin dava tarihine göre geçmediği Mahkememizce kabul edilmiş ve davalının zamanaşımı itirazına itibar edilmemiştir.
Davacıya ait dondurulmuş pasta ve benzeri ürünlerin davalı tarafından ...'ya taşınması konusunda taraflar arasında yapılan anlaşma kapsamında, davacının taşıma ilişkisi kapsamında zararının oluştuğunun sunulan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporları ile anlaşıldığı, hesaplama nedeniyle hükme esas alınan 15/05/2023 tarihli kök rapor ve 12/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporu ile CMR'nin 23/3 maddesi kapsamında davalının azami sorumluluğunun 112.629,87 Euro olarak hesaplandığı, davacı tarafından talep edilen 71.147, 06 Euro'nun bu sorumluluk bedeli içinde kaldığı ve davacının bu tutarın 62.961,99 Euro'luk kısmını davalıya gönderdiği 06/09/2018 tarihli ihtarnameyle talep ettiği, bu nedenle bu tutara ilişkin temerrüdün 14/09/2018 tarihinde oluştuğu, (Mahkememizin kısa kararında 2018 tarihi sehven 2028 olarak yazılmış olup bu maddi hata gerekçeli kararda düzeltilmiştir.) kalan 8.185,07 Euro'luk kısım yönünden ise temerrüdün dava tarihinde oluştuğu gözetilerek kabul edilen toplam 71.147,06 Euro'ya CMR'nin 27.maddesine göre yıllık %5 oranında faiz işletilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile; 71.147,06 Euro'nun 62.961,99 Euro kısmının temerrüt tarihi olan 14.09.2018 tarihinden itibaren kalan 8.185,07 Euro kısmı için dava tarihinden itibaren CMR'nin 27. maddesi gereğince yıllık %5 oranda faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken 50.415,78 TL harçtan peşin alınan 12.603,95 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 37.811,83 TL harcın davalıdan tahsiline,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 114.706,60 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 12.603,95 TL peşin harç, 560 TL tebligat-müzekkere ve 23.500 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 36.723,25 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 1.320 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/09/2025
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
**Bu belge 5070 sayılı Kanun Kapsamında Elektronik İmza İle İmzalanmıştır.*