T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/458 Esas
KARAR NO: 2025/536
DAVA: Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ: 21/12/2017
KARAR TARİHİ: 25/09/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesi ile; müvekkilleri ... ve ...'nın 22.02.2009 tarihinde vefat eden merhum ...’nın yasal mirasçıları olduğunu, ...'nın merhumun eşi, ...'nın ise ...'den olma oğlu olduğunu, Merhum ...'nın bazı taşınmazlarını sağlığında ... ve ...’ya bağışladığını/devrettiğini, ayrıca ... 9. Noterliği tarafından tanzim edilen ... tarih ve ... yevmiye numaralı vasiyetname ile mirasını tasarruf nisabına dahil olan kısmının ... ile ...'ya bıraktığını, Merhumun 22.02.2009 tarihinde vefatının ardından ilk eşinden olma oğulları ..., ... ve diğer mirasçılar tarafından, müvekkilleri aleyhine birçok hukuk davası açıldığını ve bir kısmının halen derdest olduğunu, ... 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasından devam eden, miras davasında, Mart 2017'de yazılan bir mahkeme müzekkeresine davalı ...Bankası tarafından, müzekkerenin kapsamını ve zamanını aşar şekilde verilen bir cevapla müvekkillerinin müşteri sırrı niteliğindeki bilgilerinin ifşa olduğunu, diğer mirasçıların ve üçüncü kişilerin eline geçtiğini, Merhum ...'nın mirasçılarından ...'nın, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında ... ve ... aleyhine tenkis istemli dava açtığını, davanın ... Adliyesi kapatılınca ... 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, diğer mirasçılardan ... ve ... tarafından ise ... 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...E. sayılı dosyasında ... ve ..., ...A.Ş., ... A.Ş. aleyhine tapu iptal ve tescil, mirasta iade, tenkis istemli dava açtığını, ... 20.Asliye Hukuk Mahkemesinin ...E. sayılı dosyasının ... 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin... E. sayılı dosyası ile birleştiğini, mezkur davanın halen derdest olduğunu, dosyanın ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasından devam ederken, dosyadan 17.09.2009 tarihinde ...Bankası Genel Müdürlüğüne müzekkere gönderilerek müvekkilleri Uğur ve ...'nın 22.02.2009 tarihinden geriye doğru 10 yıl içinde tüm hesap numaralarının ve hesap hareketlerinin dökümünün istendiğini, ...Bankası Genel Müdürlüğümden 17.09.2009 tarihli yazıya 27.10.2009 havale tarihli yazı ile cevap verildiğini ve ..., ... ve merhum ...’ ya ait hesap hareketlerinin gönderildiğini, ... 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...E. sayılı dosyasından 30.03.2017 tarihinde, birleşen dosyadan davalı bankaya geçmişte gönderilen 17.09.2009 tarihli eski müzekkere de eklenerek ekteki müzekkereye cevap gönderilmesinin istendiğini, 30.03.2017 tarihli müzekkere ve ekinde davalı Banka tarafından gönderilen yazı cevapları incelendiğinde ise, dosyada yazılan müzekkerede 22.02.2009 (vefat) tarihinden geriye doğru hesap numaraları ve hesap hareketleri istenmesine rağmen davalı ... Bankası tarafından... tarihli cevap ile, müvekkilleri ... ve ...'nın 07.04.2007-07.04.2017 tarih aralığındaki hesap bilgilerinin ve hesap hareketlerinin 17.04.2017 tarihli cevap ile de müvekkilleri ... ve ...'nın 11.04.2007 ile 11.04.2017 tarih aralığındaki hesap bilgilerinin ve hesap hareketlerinin mahkemeye gönderildiğini, davalı banka vekillerinin 29/05/2017 tarihinde mahkemeye verdikleri dilekçe ile müzekkere cevabının dosyadan çıkartılmasını ve UYAP tan silinmesini talep ettiklerini mahkemenin bu talebi kabul ederek davalı bankanın cevap verdiği yazılı cevapların bankaya iade ettiğini, mahkemece belgelerin iade edilmesinin de esasen bu belgelerin mahkemece istenmediğini, davalı bankanın mahkeme istemine aykırı olarak cevap verdiğinin bir göstergesi olduğunu, ayrıca dava dilekçesinin yazılması esnasında söz konusu müzekkere cevabının UYAP sisteminde halen silinmediğinin görüldüğünü, müvekkillerinin davalısı olduğu anılan miras dosyasının 8 yılı aşkın devam ettiğini, bu miras davasının davacıları ile müvekkili arasında hukuk mücadelesi, karşılıklı birçok davaya ve suç duyurusuna sebebiyet verdiğini, davalı banka tarafından müvekkillerine ait sır niteliğindeki belgelerin/hesap hareketlerinin ifşa edilmesinin ardından, her ne kadar bu belgeler uzun süre sonra fiziki dosyadan çıkarılmışsa da, bu süre zarfında bu bilgilere, diğer mirasçı davacılar ve birçok kişi tarafından erişim sağlandığını, davalı banka tarafından müvekkillerine ait sır niteliğindeki hesap bilgilerinin ifşa edilmesiyle birlikte "..." alan adlı bir internet sitesinde müvekkillerinin hesap hareketlerinin kısmen yayınlandığını, davalı ... Bankasının müracaatı neticesinde 08.06.2017 tarihinde... 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin ... D.İş sayılı dosyasından bu siteye erişim engellendiğini, bu sitenin İngilizce ve Türkçe olup, yalnızca Türkiye’de erişime kapanıp, yurtdışında erişime açık olduğunu, ayrıca müvekkilinin de bu sitede yer alan içeriği ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...D.İş. sayılı dosyasından tespit ettirdiğini, davalı ...Bankası tarafından mahkemeye gönderilen yazı içerikleri incelendiğinde, 01 Ocak 2010 tarihinden Nisan 2017'deki cevap tarihine kadar müvekkilinin gerçek kişi davacılar ... ve ...’ya ait sayısı yaklaşık olarak 1.031 adet işlem kaydının gönderildiğinin görüleceğini, ifşa edilen 2010 yılı ve sonrası işlem miktarının 10.380.355,17 TL., 33.041.773,78 USD ve 85.570 Euro gibi çok vahim yüksek tutarlarda (bugünkü kurdan toplam TL karşılığı 137 milyon TL’yi aşkın) olduğunun görüleceğini, bunların aslında miras davasında mahkeme tarafından istenmediği halde, işbu davanın davalısı Bankaca gönderilen belgeler olduğunu, davalı bankanın mahkemenin istememesine rağmen kastıyla veya en azından ağır kusuru ile müvekkillerin sırlarını ifşa ettiğini ve güven müessesi banka olması nedeniyle elinde bulundurduğu verileri hukuka aykırı olarak miras davası davacılarının ve üçüncü kişilerin eline geçmesine ve yayınlanmasına sebebiyet verdiğini, bu bilgilerin tamamının müşteri sırrı niteliğinde olduğunu, bazı kişilere aylık olarak gönderilen miktarlar yer alırken diğer bazı havalelerin ise yabancı şirketlere gönderildiğinin görüldüğünü, davacı şirketlerin müşteri kavramına dahil olduğunu ve müşteri sırrı niteliğindeki bilgilerinin ifşa edildiğinin açık olduğunu, davalı bankanın hukuka aykırı davranışının müvekkillerine çok büyük manevi zarara uğrattığını, davacıların oldukça yüksek malvarlığına sahip ve çeşitli işleri ve işletmeleri olan kişiler olduğunu, nitekim sır niteliğindeki bilgilerin internet sitelerine kadar düşmüş olmasının da olayın vahametini de ortaya koyduğunu, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile; müvekkili ... için 100.000 TL, ... için 100.000 TL, müvekkili şirketler için 50.000 'er TL olmak üzere toplam 400.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili Mahkememize verdiği cevap dilekçesi ile; banka müşterisi olmamaları nedeni ile, dava sebebi olarak dayanılan müşteri sırrının ifşası iddiası nedeniyle bir zarara uğramalarının mümkün bulunmayan davacı tüzel kişiliklerinin iş bu davada husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, dava konusu olayda yegane eylemi aynı zamanda kendisi için yasal mükellefiyet teşkil eden müzekkereye cevap vermek olan müvekkili bankanın hukuka aykırı ve davacıların manevi haklarını hedef alan hiçbir eylem ve işleminin mevcut olmadığını, HMK nın 221. maddesi hükmü uyarınca bilgi ve belge talebinde bulunan ... 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin... tarihli yazısına cevap verilmesinin müvekkili banka bakımından yasal mükellefiyeti karşısında, bu durumun müvekkili bankanın hatalı eylem yahut işleminden değil, müzekkerenin kaleme alınış biçiminden kaynaklanmakta olduğunu, 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31/03/2017 tarihli yazısının, özellikle dosyaların birleşmesinden müzekkerede bahsedilmesi, tekit ibaresinin olmaması, herhangi bir açıklık veya ihtarın yer almaması gibi hususları karşısında yazı ekinde yer verilen 17/09/2009 tarihli müzekkerenin de konusunu teşkil eden hesaba ilişkin güncel (son 10 yıllık) hesap bilgilerinin talep edilmekte olduğu şeklinde anlaşılmaya son derece elverişli olduğunu ve mezkur yazı cevbanın da bu saik ve anlayış ile tanzim edildiğini, ... 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E.sayılı dosyasından tanzim edilen müzekkerinin aynısının müvekkil banka yanında ... Bankası A.Ş. tarafından da aynı şekilde değerlendirildiğini ve yanıtlandığını, müvekkili bankanın 17/04/2017 tarihinde yazı cevabını mahkeme dosyasına ibraz ettiğini, Müvekkili banka vekilleri tarafından 29/05/2017 tarihinde ... 19. Asliye Hukuk Mahkemesine müracaat edilerek, müzekkere ile cevabi yazının farklılığı değerlendirilmesi durumunda müzekkere cevabının ve eklerinin dosyadan çıkarılmasının talep edildiğini, mahkemece yazı cevabının ve eklerinin çıkarılmasına karar verildiğini, yazı cevaplarının UYAP ortamından da çıkarılması için müvekkili banka vekillerinin 29/05/2017 tarihinde ikinci bir dilekçe sunduğunu ve mahkemece aynı tarihte yazı cevaplarının UYAP ortamından da kaldırılmasına karar verildiğini, bu belgelerin ... alan adlı internet sitesi üzerinden yayınlandığının belirlenmesi üzerine müvekkili banka tarafından derhal ... Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat edilerek internet sitesine erişimin engellenmesinin talep edildiğini ve soruşturmanın ... soruşturma sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, ... 8. Sulh Ceza Mahkemesinin...tarih ve ... D. İş sayılı kararı ile internet sitesine erişiminin engellenmesine karar verildiğini, aynı süreçte davacılar tarafından müvekkili banka yönetim kurulu üyelerinin tamamı aleyhine ... Cumhuriyet Başsavcılığına bankacılık kanununa muhalefet suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyası üzerinden yürütülen soruşturma neticesinde 12/01/2018 tarihinde somut olayda bankacılık sırrının ifşa suçunun unsurlarının oluşmaması üzerine kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu karara karşı yapılan itirazın ... 11. Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarih ve ...D.İş sayılı kararı ile reddedildiğini, davacının dava neden ve sebebi olarak dayanmakta olduğu bilgi ve belgelerin müvekkili banka tarafından dava dosyasına HMK nın 221.maddesi gereğince sunulmuş olduğunu, davacı yan iddialarının aksine belgelerin ibrazının ifşa olarak nitelendirilmesine hukuki olarak dayanak bulunmadığını, bu kayıtların dava dosyası dışındaki mecralara taşınmasının ise müvekkili banka ile tamamen ilgisiz olduğunu, aksi kabulde dahi müvekkili bankaya atfedilen eylem ile meydana geldiği iddia edilen zarar arasındaki illiyet bağının üçüncü kişinin hukuka aykırı eylemi ile kesildiğini, somut olayda hukuka aykırılık teşkil eden asıl unsurun bu bilgi ve belgelerin kimliği meçhul kişilerce internet ortamına taşınmasının olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacıların tazminat talep edeceği kişilerin kimliklerinin... Cumhuriyet Başsavcılığının... soruşturma sayılı dosyası kapsamında belirlenecek kişilere ait olduğunu, davacıların manevi haklarının zedelendiğini yahut zarara uğradığını gösteren tek bir delilin mevcut olmadığını, aksi düşünülse bile manevi tazminat adı altında talep edilen tutarların fahiş tutarlar olduğunu belirterek; öncelikle müvekkili bankanın müşterisi olmamakla haklarında dava neden ve temelini teşkil eden "müşteri sırrının ifası" iddiasının vücut bulmasına hukuki olanak bulunmayan dolayısı ile iş bu dava bakımından aktif husumet ehliyetine sahip olmayan davacı tüzel kişilerin davasının esasa girilmeksizin ve husumet nedeniyle usulden reddine, davacı yanın davasının esastan ve tümden reddine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Mahkememizin 14.11.2019 tarih ve ...E., ...K. sayılı kararı ile; "...Davacılar her ne kadar davalı banka tarafından mahkemenin yazısına aykırı olarak talep edilmeyen dönemlere ilişkin hesap bilgilerinin gönderildiğini, bu nedenle sır niteliğindeki hesap hareketlerinin ifşa edilmesinden dolayı çok büyük manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek manevi tazminat talebinde bulunmuş iseler de; Mahkeme tarafından davalı bankaya gönderilen yazının içeriği itibariyle açık olmadığı, dava dışı ... Bankasının da davalı banka gibi kendisine yazılan yazıya cevap verdiği, davalı bankanın hesap bilgi ve hareketlerinin Mahkemeye ibrazından yaklaşık 40 gün sonra belgelerin dosyadan ve UYAP ortamından çıkartılması talebinde bulunduğu ve bu talebinin kabul edilerek belgelerin fiziken dosyadan çıkarıldığı ve UYAP tan çıkartıldığı, hesap hareketlerinin bir kısmının yayınlanan internet sitesine erişimin engellenmesi için davalı banka tarafından müracaatta bulunulduğu ve bu talebinin... 8. Sulh Ceza Hakimliğince kabul edildiği ve internet sitesine erişiminin engellendiği, buna göre davalının bu eylemi dolayısıyla davacıların mevcut bir zararlarının olduğunun ispat edilemediği, ayrıca hesap bilgilerinin bir kısmının internet sitesine konulması fiilinin 3. kişi veya kişiler tarafından ancak kasten işlenebileceği ve bunların fiillerinin, davalının fiili ile sonuç arasındaki illiyet bağının kesilmesine sebebiyet verdiği, bu nedenle davalı bankanın sorumlu tutulamayacağı sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkememiz kararının istinaf edilmesi üzerine istinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 16.02.2022 tarih ve ...Esas -...Karar sayılı karar ilamı ile istinaf talebinin reddine karar vermiştir.
Davacılar vekili tarafından bu kararın temyiz edilmesi üzerine temyiz incelemesini yapan Yargıtay 4. HD. 13.02.2025 tarih ve... E., ... K. sayılı ilamı ile; "... Dolayısıyla bankalardan bilgi ve belge talep etmeye yetkili kurum ve kuruluşlarla yapılacak kişisel veri paylaşımlarında, paylaşılan bilgi/belgenin talep edilen veriler ile sınırlı tutulması, bunun mümkün olmaması durumunda ilgili belgede yer alan diğer kişisel verilerin silinmesi/maskelenmesi/anonim hale getirilmesi suretiyle paylaşılması, Kişisel Verileri Koruma Kurumunun "Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Bankacılık Sektörü İyi Uygulamalar Rehberinde" iyi uygulama örneği olarak değerlendirilmiştir.
KVKK kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesinden doğan zararların tazminine ilişkin özel hükümler düzenlemekten kaçınmış, kişilik hakları ihlal edilenlerin genel hükümlere göre tazminat hakkının saklı olduğunu belirtmek suretiyle genel hükümlere yollama yapmayı tercih etmiştir. Bu bağlamda KVKK'nın 11/ğ maddesinde ilgili kişinin hakları düzenlenirken, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesi nedeniyle doğan zararlarının giderilmesini talep etme hakkına sahip olduğu ve 14/3 maddesinde kişilik hakları ihlal edilenlerin genel hükümlere göre tazminat haklarının saklı olduğu ayrıca belirtilmiştir. Bu nedenle TMK'nın kişiliğin korunmasına ilişkin hükümlerine yollama yaptığı sonucu ortaya çıkmaktadır. KVKK maddi ve manevi zarar ayrımı yapmamıştır. TMK'da doğrudan doğruya kişisel verilerin korunmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte kişisel verilerin kişilik değerleriyle örtüşmesi ve kişilik hakkının koruma kapsamına dahil edilmesi nedeniyle; TMK'nın kişilik hakkını koruyan hükümleri, kişisel verilerin korunması hususunda da uygulanacaktır. KVKK m. 11'de kusur kavramına ilişkin bir ifadeye yer verilmemektedir. Türk hukukunda asıl olan kusur sorumluluğu, istisnai olan ise kusursuz sorumluluktur. KVKK m. 11'e dayalı sorumluluk bir kusur sorumluluğudur. KVKK m. 12'de veri sorumlusunun verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini, erişilmesini önleme ve verileri muhafaza etmek için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü açıkça hüküm altına alınmıştır. Kusurun tanımına bakılacak olursa gerekli özeni göstermeme şeklinde tanımlandığında gerekli özeni göstermeyen kişi kusurludur. KVKK m. 11'e dayanılarak zararın tazmini için, hukuka uygunluk sebebinin bulunmaması ve veri sorumlusunun özen yükümlülüğüne uymaması, hukuka aykırı fiilden dolayı veri sahibinin bir zarara uğraması ve fiil ile zarar arasında da uygun bir illiyet bağının bulunması gerekir. TMK'nın 25/3. maddesinde zarar görenin maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Manevi tazminat talebinde hukuka aykırı bir saldırının varlığı şarttır. Bunun için kişilik hakkının ağır biçimde ihlali gerekmez; kişilik hakkının her türlü ihlali manevi tazminat için yeterlidir. Zarar verici fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağı olmalıdır. Böylece ilgili kişinin Bankacılık Kanunu'nun ilgili hükümleri ile TMK'da düzenlenen genel hükümlere dayanarak zararının giderilmesi talebinde bulunabileceği açıkça anlaşılmaktadır.
Yukarıda izah edilen hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; murisin 22.02.2009 tarihinde vefatı sonrası, davacılardan ... ve ... aleyhine diğer mirasçılardan biri tarafından ilk önce ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında açılan davada mahkemece davalı bankaya 17.09.2009 tarihinde yazılan müzekkere ile; muris ... tarafından davalılara aktarılan veya davalılara sarf edilen nakdi tutarların tespit edilebilmesi için ... ve ... ile murise ait geriye doğru 10 yıl içinde açılmış tüm hesap numaraları ile hesap hareketlerinin mahkemeye gönderilmesi istenilmiş; davalı banka bu yazıya 22.10.2009 tarihinde verdiği cevapta Nurten adına belirlenen hesapta herhangi bir hareket olmadığını belirterek, ... ve murisin son 10 yıla ait (01.10.1999-01.10.2009 tarih aralığına ilişkin) hesap hareketleri yazı ekinde mahkeme dosyasına teslim edilmiştir. Ardından işbu dosyanın, diğer mirasçıların ..., ..., ... A.Ş, Altın ... A.Ş aleyhine açtığı ... 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesi sonrası birleşen dosyadan davalı bankaya bu kez 30.03.2017 tarihinde yeniden yazılan müzekkerede dosyaların birleştiği vurgulanarak ve bir önceki müzekkere eklenmek suretiyle "... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası Mahkememizin ... esas sayılı dosyası ile birleşmiş olduğundan, ekte yer alan müzekkere cevabının gönderilmesi" istenilmiştir. 30.03.2017 tarihli müzekkere ile müzekkere tarihi itibariyle güncel hesap bilgilerinin talep edilmediği açıktır. Davalı bankanın ise müzekkereye konu belgelerin dosyaya daha önce iletildiğini bildirmekle yetinmesi ya da talebe konu 22.02.2009 tarihinden geriye doğru 10 yıllık tarih aralığına ilişkin aynı belgeleri tekrar göndermesi gerekirken, talep dışına çıkarak 14.04.2017 tarihli cevap ile davacılar ... ve ...'in 07.04.2007-07.04.2017 tarih aralığındaki güncel 10 yıllık hesap bilgileri ile hesap hareketleri ile 17.04.2017 tarihli aynı nitelikteki ikinci cevabi yazı ile de aynı kişilerle ilgili bu kez de güncel 11.04.2007-11.04.2017 tarih aralığındaki 10 yıllık hesap hesap bilgileri ile hesap hareketleri dökümünü mahkeme dosyasına ibraz etmiştir. Ardından davalı banka yanlış kayıtları gönderdiğini fark ederek 29.05.2017 tarihinde bu kez müzekkere cevaplarının dosyadan çıkarılması ve UYAP'tan silinmesi ile hesap hareketlerinin internet sitesinde yayınlanması üzerine de erişimin engellenmesi taleplerinde bulunmuştur.
Davacıların talebi, miras davasında yargılamayı yapan mahkemece istenilmemesine karşın davalı bankanın bu davayla ilgisi olmayan ve müzekkere kapsamı ve talebe konu tarih aralığını aşar şekilde müşteri sırrı niteliğindeki hesap hareketlerinin yargılama dosyasına sunulması nedeniyle uğranılan manevi zararın tazminine yönelik olup talebin hesap hareketlerinin bir kısmının internette yayınlanmasına ilişkin olmadığı açıktır. Hukuka aykırılık, güven kurumu ve veri sorumlusu olan, ayrıca müşteri sırrının saklanması yükümlülüğü bulunan davalı bankanın gerekli özeni göstermemek, uyması gereken yükümlülüklere uymamak suretiyle davacıların müşteri sırrı niteliğindeki hesap bilgi ve hareketlerini/kişisel verilerini dosyaya sunmasıyla gerçekleşmiştir. Miras davasına bakan Mahkeme tarafından davalı bankaya gönderilen yazıda davaların birleştiği belirtilerek bir önceki müzekkere örneği de eklenip bu müzekkere cevabının gönderilmesi istenilmekte olup yazı içeriğinin açık olmadığı yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde değildir. Böylece veri sorumlusu olan davalı banka, yasal yükümlülüğünü doğru şekilde yerine getirmemiştir. Somut olayın tüm özellikleri ve yukarıda açıklanan kişisel verilere ilişkin temel ilkeler göz önüne alınarak yapılan değerlendirme sonucu veri sorumlusu bankanın kusurlu hareketi ile hukuka aykırılık gerçekleşmiştir. İhlalin ortaya çıkmasının sebebi nazara alındığında internet sitesinde daha sonra bu bilgilerin kimliği tespit edilemeyen üçüncü kişilerce yayınlanması, davalı bankanın kusur ve sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi zarar ile eylem arasındaki illiyet bağını kesecek nitelikte de değildir. Öte yandan yetkili mercın talep etmediği belgelerin sonradan fiziki dosyadan ve UYAP'tan çıkarılması ve internet sitesine erişimin engellenmesi taleplerinde bulunulması, davalının hukuki sorumluluğunu ortadan kaldıracak nitelikte olmayıp mahkeme gerekçesinde açıklanan hususlar ancak tazminat miktarının belirlenmesinde göz önüne alınabilecek hususlardır.
Açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişiler yönünden manevi tazminat sorumluluğunu gerektirecek hukuka aykırılığın gerçekleştiği benimsenerek davacı gerçek kişiler yararına somut olaya uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2.Davacı tüzel kişiler yönünden yapılan incelemeye gelince;
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, davacı tüzel kişilerin talepleri ve taleplerin hukuki niteliği yönünden ayrıca bir gerekçe oluşturulmadan tüm davacıları kapsar şekilde davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Bu durumda Mahkemece; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek davacı tüzel kişilerin talepleri yönünden varsa eksik deliller de toplanarak belirtilen hususlar irdelenip 5411 sayılı Kanun ve diğer mevzuat kapsamında değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar incelenmeden eksik incelemeyle karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmamıştır. " gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce bozma ilamına uyulmuştur.
Bozmadan sonra Mahkememizce yapılan değerlendirme sonucunda; murisin 22.02.2009 tarihinde vefatı sonrası, davacılardan ... ve ... aleyhine diğer mirasçılardan biri tarafından ilk önce ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında açılan davada mahkemece davalı bankaya 17.09.2009 tarihinde yazılan müzekkere ile; muris ... tarafından davalılara aktarılan veya davalılara sarf edilen nakdi tutarların tespit edilebilmesi için Nurten ve Uğur ile murise ait geriye doğru 10 yıl içinde açılmış tüm hesap numaraları ile hesap hareketlerinin mahkemeye gönderilmesi istenildiği, davalı bankanın bu yazıya 22.10.2009 tarihinde verdiği cevapta Nurten adına belirlenen hesapta herhangi bir hareket olmadığını belirterek, ... ve murisin son 10 yıla ait (01.10.1999-01.10.2009 tarih aralığına ilişkin) hesap hareketleri yazı ekinde mahkeme dosyasına teslim edildiği, ardından işbu dosyanın, diğer mirasçıların ..., ..., ...A.Ş, Altın ... A.Ş aleyhine açtığı ... 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin... esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesi sonrası birleşen dosyadan davalı bankaya bu kez 30.03.2017 tarihinde yeniden yazılan müzekkerede dosyaların birleştiği vurgulanarak ve bir önceki müzekkere eklenmek suretiyle "... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası Mahkememizin ...esas sayılı dosyası ile birleşmiş olduğundan, ekte yer alan müzekkere cevabının gönderilmesi" istenildiği, 30.03.2017 tarihli müzekkere ile müzekkere tarihi itibariyle güncel hesap bilgilerinin talep edilmediğinin açık olduğu, davalı bankanın ise müzekkereye konu belgelerin dosyaya daha önce iletildiğini bildirmekle yetinmesi ya da talebe konu 22.02.2009 tarihinden geriye doğru 10 yıllık tarih aralığına ilişkin aynı belgeleri tekrar göndermesi gerekirken, talep dışına çıkarak 14.04.2017 tarihli cevap ile davacılar Uğur ve Nurten'in 07.04.2007-07.04.2017 tarih aralığındaki güncel 10 yıllık hesap bilgileri ile hesap hareketleri ile 17.04.2017 tarihli aynı nitelikteki ikinci cevabi yazı ile de aynı kişilerle ilgili bu kez de güncel 11.04.2007-11.04.2017 tarih aralığındaki 10 yıllık hesap hesap bilgileri ile hesap hareketleri dökümünü mahkeme dosyasına ibraz ettiği, ardından davalı bankanın yanlış kayıtları gönderdiğini fark ederek 29.05.2017 tarihinde bu kez müzekkere cevaplarının dosyadan çıkarılması ve UYAP'tan silinmesi ile hesap hareketlerinin internet sitesinde yayınlanması üzerine de erişimin engellenmesi taleplerinde bulunduğu, davacıların talebinin miras davasında yargılamayı yapan mahkemece istenilmemesine karşın davalı bankanın bu davayla ilgisi olmayan ve müzekkere kapsamı ve talebe konu tarih aralığını aşar şekilde müşteri sırrı niteliğindeki hesap hareketlerinin yargılama dosyasına sunulması nedeniyle uğranılan manevi zararın tazminine yönelik olduğu, talebin hesap hareketlerinin bir kısmının internette yayınlanmasına ilişkin olmadığı anlaşılmıştır.
Güven kurumu ve veri sorumlusu olan, ayrıca müşteri sırrının saklanması yükümlülüğü bulunan davalı bankanın gerekli özeni göstermemek, uyması gereken yükümlülüklere uymamak suretiyle davacıların müşteri sırrı niteliğindeki hesap bilgi ve hareketlerini/kişisel verilerini dosyaya sunmasıyla hukuka aykırılığın oluştuğu anlaşılmıştır.
İhlalin ortaya çıkmasının sebebi nazara alındığında internet sitesinde daha sonra bu bilgilerin kimliği tespit edilemeyen üçüncü kişilerce yayınlanması, davalı bankanın kusur ve sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi zarar ile eylem arasındaki illiyet bağını kesecek nitelikte de değildir. Öte yandan yetkili merciin talep etmediği belgelerin sonradan fiziki dosyadan ve UYAP'tan çıkarılması ve internet sitesine erişimin engellenmesi taleplerinde bulunulması, davalının hukuki sorumluluğunu ortadan kaldıracak nitelikte olmayıp tazminat miktarının belirlenmesinde göz önüne alınabilecek hususlardır.
Bir gerçek kişiye ait kişisel veriler hem KVKK hem 5411 sayılı Kanun tarafından korunmaktadır. 6698 sayılı KVKK kapsamında tüzel kişiler her ne kadar tazminat talebinde bulunamayacak ise de; 5411 sayılı Kanunun 73. maddesi ile bankalara yüklenen sorumluluk gereğince gerçek ve tüzel kişi ayrımı yapılmaksızın sır saklama yükümlülüğünün düzenlendiği anlaşılmaktadır. Müşteri sırrı bankanın gerçek kişi müşterisine ait olabileceği gibi onun tüzel kişi müşterisine ilişkin de olabilir. Bankanın tüzel kişi müşterilerine ilişkin finansal bilgilerin KVKK m. 3/1-d kapsamında kişisel veri niteliği taşımadığı ve yalnızca 5411 sayılı Bankalar Kanunu hükümlerine tabi olduğu kabul edilmelidir.
Güven kurumu olarak nitelendirilen banka ile ilişkiye giren her kişi, bankaya duymuş olduğu güven neticesinde bilgilerinin gizli tutulacağına inanmaktadır. Nitekim bankacılık sektörüne özgü mevzuat düzenlemeleri, kişisel veriler dahil olmak üzere tüm müşteri ve banka bilgilerinin gizliliği ve güvenliğinin de sağlanmasını amaçlamaktadır. Bankaların müşterilerden elde etmiş olduğu bilgi ve belgelerin gizliliğini sağlama yükümlülükleri temel olarak 5411 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinde "Sırların saklanması" başlığı altında düzenlenmiştir. KVKK'nın yürürlüğe girmesiyle birlikte bankaların müşterileri ile girdikleri ilişkilerde, kişisel verilerin işlenmesi, aktarılması ve veri güvenliği süreçleri de yasal bir zemine oturtulmuştur.
5411 sayılı Kanunun 73. maddesinde, sıfat ve görevleri dolayısıyla bankalara veya müşterilerine ait sırları öğrenenlerin söz konusu sırları bu konuda kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamayacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla bilgi ve belge istenilmesine ilişkin yetkinin muhakkak kanunen tanınmış olması gereklidir. Bu durumda kanun kapsamında bir hukuka uygunluk nedeninin doğması için 5411 sayılı Kanun gereğince mutlaka "kanun" ile tanınan bir yetkilendirme olmalıdır. Şüphesiz ki, kanunen yetkili kılınan merciler tarafından talep edilebilecek bilgiler, ilgili mevzuatta belirlenen kapsam ve konusu ile sınırlı olmalıdır. Yetkili merciler tarafından gelen bilgi ve belge talepleri yerine getirilirken bankaların ilgili mevzuatta belirlenen sınırları gözetmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde, belirlenen yetkinin kapsamı dışına çıkılarak bilgi ve belge veren bankanın bu eylemi hem 5411 sayılı Kanunun 73. maddesinde düzenlenen sır saklama yükümlülüğüne hem de KVKK'ya aykırılık teşkil edecektir. Talep edilen müşteri bilgilerinin gerçek kişiye ait olması halinde kişisel veri niteliği de taşıdığı açıktır. Dolayısıyla bankanın, ilgili kanunda belirtilen sınırı aşması, kişisel verilerin izinsiz paylaşımına da neden olacaktır. Bankacılık Kanununun anılan maddesi kapsamında belirtilen sır saklama yükümlülüğünden istisna tutulan hallerde yapılacak paylaşımlar da dahil olmak üzere, yapılan paylaşım/ifşaların belirtilen amaçlarla sınırlı ve ölçülülük ilkesine uygun ve amacın gerektirdiği kadar veriyi içermek kaydıyla yapılabileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla bankaların kanunlarla izin verilen ya da hukuki yükümlülükleri çerçevesinde açık rıza olmaksızın gerçekleştirdiği bilgi/belge aktarımları kapsamında, gerçek kişi verisi içerir müşteri ve banka sırlarını kanunen açıkça yetkili kılınan mercilere açıklama yükümlülükleri, yetkili kılınan mercinin talep ettiği bilgi ile sınırlı olmalı ve banka, yetkili mercin talebinde açıkça belirtilenden fazla bir gerçek kişi verisini kendi takdiri ile paylaşmamalıdır.
KVKK kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesinden doğan zararların tazminine ilişkin özel hükümler düzenlemekten kaçınmış, kişilik hakları ihlal edilenlerin genel hükümlere göre tazminat hakkının saklı olduğunu belirtmek suretiyle genel hükümlere yollama yapmayı tercih etmiştir. Bu bağlamda KVKK'nın 11/ğ maddesinde ilgili kişinin hakları düzenlenirken, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesi nedeniyle doğan zararlarının giderilmesini talep etme hakkına sahip olduğu ve 14/3 maddesinde kişilik hakları ihlal edilenlerin genel hükümlere göre tazminat haklarının saklı olduğu ayrıca belirtilmiştir. Bu nedenle TMK'nın kişiliğin korunmasına ilişkin hükümlerine yollama yaptığı sonucu ortaya çıkmaktadır. KVKK maddi ve manevi zarar ayrımı yapmamıştır. TMK'da doğrudan doğruya kişisel verilerin korunmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte kişisel verilerin kişilik değerleriyle örtüşmesi ve kişilik hakkının koruma kapsamına dahil edilmesi nedeniyle; TMK'nın kişilik hakkını koruyan hükümleri, kişisel verilerin korunması hususunda da uygulanacaktır.
Davacılar manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
Manevi tazminat çekilen elem ve üzüntü karşılığı olup tarafların ekonomik ve sosyal durumları göz önüne alınarak, bozulmuş ruhsal ve bedensel huzurun düzeltilmesi için TMK.nın 4. maddesinde yer alan hak ve nesafet kurallarına uygun olarak ve bu arada sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak şekilde takdir ve tayin edilmesi gerekir.
Yasal düzenlemeler ve olay değerlendirildiğinde; 6698 sayılı KVKK, 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 73. maddesi ve TMK.nın 24. maddesi kapsamında; davacı gerçek kişiler yönünden manevi tazminat sorumluluğunu gerektirecek hukuka aykırılığın gerçekleştiği anlaşıldığından davacı gerçek kişiler yararına somut olayın özellikleri, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur durumu, çevre koşulları, davacıların olaydan etkilenme durumu, paranın satın alma gücü, davalının ödeme gücü ile hak ve nesafet kurallarına göre olay nedeniyle davacıların her biri için 50.000 TL manevi tazminata karar verilmiştir.
Davacı tüzel kişiler yönünden yapılan incelemede; KVKK hukuki düzlemde gerçek kişilere ilişkin bilgileri koruma altına alırken tüzel kişilere ait bilgileri koruma altına almamaktadır. Bu nedenle kanunda kişisel verisi işlenen gerçek kişiyi ifade etmek için "ilgili kişi" ifadesi kullanılmıştır. 6698 sayılı KVKK kapsamında tüzel kişiler tazminat talebinde bulunamazlar.5411 sayılı Kanunun 73. maddesinde ise; banka müşterisi olan kişiler için düzenlenmiştir. Bankalara yüklenen sorumluluk gereğince gerçek ve tüzel kişi ayrımı yapılmaksızın sır saklama yükümlülüğünün düzenlenmiştir. Müşteri sırrı bankanın gerçek kişi müşterisine ait olabileceği gibi onun tüzel kişi müşterisine ilişkin de olabilir. Davacı tüzel kişi şirketlerin davalı bankanın müşterileri olmadıkları anlaşıldığından davacı tüzel kişilerin bu kanun çerçevesinde de tazminat haklarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle davacı tüzel kişilerin tazminat taleplerinin yasal dayanağı bulunmadığından onların davasının reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacılar ... ve ...’nın davasının kısmen kabulü ile; davacı ... için 50.000 TL manevi tazminatın ve davacı ... için 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak bu davacılara verilmesine,
2-Davacılar ...A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş. ve ... A.Ş. tarafından açılan davanın reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken 6.831 TL peşin harç dava açılırken peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
4-Davacı tarafından yatırılan 6.831 TL peşin harç ve 31,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 6.862,40 TL'nin davalıdan alınarak davacılar ... ve ...'ya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'ya ve 30.000 TL vekalet ücretinin davacı ...'ya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2. gereğince davacı ...'dan 30.000 TL, davacı ...'dan 30.000 TL vekalet ücreti alınarak davalıya verilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/3. maddesi gereğince haklarındaki davanın reddine karar verilen davacı ... A.Ş.'den 30.000 TL, Davacı ...A.Ş.'den 30.000 TL, Davacı ... A.Ş.'den 30.000 TL ve Davacı ... A.Ş.'den 30.000 TL vekalet ücretinin ayrı ayrı alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 554,30 TL tebligat-müzekkere giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 138,58 TL.sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
9-Davalı tarafından yapılan 100 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 75 TL'sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile Yargıtay yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/09/2025
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
**Bu belge 5070 sayılı Kanun Kapsamında Elektronik İmza İle İmzalanmıştır.*