T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/536 Esas
KARAR NO: 2025/773
DAVA: Tespit
DAVA TARİHİ: 25/07/2025
KARAR TARİHİ: 02/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, dava dışı ... Limited Şirketi’ne, bazı dosyalarda ise müteselsil kefil sıfatıyla yer alan şirketin ortakları ve yetkilileri davalı ... ile dava dışı ...’ye 2015 yılından itibaren ... İcra Dairelerinde 53 ayrı dosya üzerinden icra takiplerine başlamış olduğunu, yapılan haciz işlemleri sonucunda hem dava dışı şahısların hem de davalı ...’nin malvarlığı toplam borcu karşılayacak düzeyin çok altında gösterildiği tespit edildiğini, davalı ...'nin, ticari faaliyetlerine devam ettiği gibi müvekkilinin alacağını tahsil etmesini engellemek için ortağı ve müdürü olduğu bütün şirketleri başka kişilerin üzerine göstermiş olduğunu, bu şirketlerden birinin ... Şirketi olduğunu, 14 Temmuz 2016 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ... Şirketinin kurucusu ve müdürü davalı ... olarak gösterilmiş olduğunu, davalı ...’in şirketin ortağı ve müdürü olarak gösterilmesi ... 27. Noterliğinin 9.5.2022 tarih 7620 sayı ile tasdikli, 28.4.2022 tarihli 1 sayılı genel kurul kararı ile ... 27. Noterliğinin... tarih ... sayı ile tasdikli, 8.6.2021 tarihli 1 sayılı genel kurul kararında da devam etmiş olduğunu, şirketin sahibinin ve müdürünün karşı taraf ... olduğunu şirketin çalışanları ile onunla piyasada iş yapan bütün iş sahipleri bilmekte olduğunu, müvekkili şirketin, bu bilgiyi ... adlı şahıstan öğrenmiş olduğunu ve ...'ün müvekkili şirketin yetkilisine şirketin bilgilerini gösteren kartviziti vermiş olduğunu, HMK’nun 106. maddesine göre, bir belgenin sahteliğinin tespiti için dava açılabileceğini, evrakta sahteciliğin ispatlanması ve hukuki dinlenilme hakkının tesisi açısından dava dışı şirketin bulunduğu yerde dava konusu sahte belgelerin ve davalı ... ile bağlantının var olduğunu gösteren belgelerin tespiti, suçu bildirmeme suçu işleyen ...Şirketi çalışanlarının ve şirketin davalı ...’ye ait olduğunu bilen bütün iş sahiplerinin Ba/Bs formlarından tespit edilerek bilgilerinin alınması için Karaköy Polis Merkezine müzekkere yazılmasını, dava dışı şirketin ve davalı ...’in banka hesap hareketlerinin getirilmesini, davalı...'nin eşi ...ve çocukları ... ve ...’in T.C. kimlik numaraları tespit edilip banka hesaplarına bakılarak gelen para miktarı bakımından üzerinden şüpheli transferlerin varlığının ortaya çıkarılması için banka hesap hareketlerinin getirilmesi gerekmekte olduğunu, müvekkilinin söz konusu alacaklarını hâlâ tahsil edememiş olduğunu, tahsilatın gerçekleştirilmesi için belgede sahteciliğin tespitine karar verilmesi gerektiğini, halihazırda alacakla ilgili icra yoluna başvurulmuşsa da üçüncü kişilere haciz ihbarnamesi gönderildiğinde ve menfi tespit davası açma yolu tercih edildiğinde karşı taraf delilleri saklayacağını veya yok edeceğini, müvekkili adına elde edilen Whatsapp ekran görüntüleri dahi tesadüf eseri ortaya çıkarılmış, karşı taraf yaptığı açığı fark edince paylaşımlarına son verdiğini, hatta haricen yapılan araştırmalarda ekranda görünen markaların ... Şirketi’nde de satıldığının öğrenildiğini, delillerin usulsüz olduğunun kanaatine varılması halinde Yargıtay uygulamasına göre, usulsüz elde edilen bir delillerin bile somut olayın özelliklerine göre değerlendirmeye alınabileceğinden belgenin karşı tarafın dürüst davranmadığını ve müvekkilinin hukuki yararının bulunduğunu göstermesi açısından dava konusu belgelerin sahte olduğunu gösteren bir emare olarak değerlendirilmesini talep ettiklerini, yukarıda açıklanan nedenlerle; ...Şirketinin 28.4.2022 tarihli 1 sayılı genel kurul kararının ve ...Şirketinin 8.6.2021 tarihli, 1 sayılı genel kurul kararının sahte olduğunun tespitini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; sahteliği iddia edilen şirket ...Ltd Şti müvekkilinin şirketi olmasına rağmen, sahteliğinin iddia edilmesinin hukuki açıdan davacı tarafa bir yararı olmadığını, ayrıca şirkette davalılar arasında olmadığını, genel kurulun sahte olduğuna mahkeme karar verse bile bu kararın davacı yana ne etkisi olacağını, bu açıdan davacının dava açmada hukuki yararı olmadığından davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacı vekilinin, dava dilekçesinin bütün olarak incelendiğinde, diğer davalı ...'in aslında kendilerine borçlu olduğunu ve 53 adet icra dosyasında kendilerine borçlu olduğunu, bu şirketi ... in 2016 yılında kurduğunu iddia etmekte, ticaret sicil kayıtlarının iptali ve davalı adına tesciline yönelik iddialar dile getirilse de, neticede sahteliğinin tespiti davası şeklinde dava ikame edilmiş olduğunu, davacı vekilinin bu iddialarında samimi ise müvekkilinin sahibi olduğu şirkette gelip haciz yapabileceğini, bunu bu şekilde tespit davası ile ileri sürmeyeceğini, davacı tarafın, ... isim şahsın yapmış olduğu araştırma neticesinde bu bilgilere sahip olduğunu ileri sürerek davasının temelini bu yönde kurmuşsa da ...'ün davacının borçlularından olduğu ve sektörde ne iş yaptığını herkesin bildiğini, diğer davalı ...'in müvekkili şirketle organik bir bağı olmadığını, müvekkili şirketin çalışan bir olmadığını, ...'in sektörün eskilerinden olup, yaşadığı iflas sonrası sahip olduğu müşteri kitlesi üzerinden para kazanmaya devam etmek için ticari simsarlık işi yapmakta olduğunu, daha önce mal pazarlamış olduğu anadoludaki elektrik müşterilerine yine karaköy elektrikçiler piyasasından mal temin etmekte ve bu temin karşılığında simsarlık ücreti almakta olduğunu, davalı ... in müvekkil şirketle son altı aydır, bu şekilde ticari simsarlık faaliyetinden dolayı anadoludaki 3 yada 5 müşterisine mal satılmasına aracılık ettiğinden dolayı komisyonunu almış olduğunu, bunun haricinde herhangi bir bağı olmadığını, müvekkilinin sahibi olduğu şirketle, diğer davalının hiçbir alakası bulunmamakta olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, yukarıda açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya aykırı davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının tüm iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin 40 senedir elektrik işiyle uğraşan, mesleğini dürüstlükle yapmaya gayret eden, piyasada da iyi bilinen bir elektrikçi olduğunu, 40 yıllık mesleki deneyim, tecrübe ile beraber aynı zamanda çok geniş bir müşteri portföyüne sahip olduğunu, müvekkilinin...'da neredeyse tanımadığı elektrikçi olmadığını, son yıllarda teknolojinin de gelişmesiyle müvekkilinin malını satmak isteyenlere eldeki spot malı kendi müşteri portföyüne teknolojik araçlar yardımıyla paylaşım yapmakta ve yapmış olduğu bu paylaşımlar neticesinde mala talip olan çıkması halinde ilgili firmalara yönlendirmekte olduğunu, müvekkilinin bunun karşılığında hayatını idame ettirebilmek için bir komisyon almakta olduğunu, son yıllarda spot piyasalarda çokça uygulanan bu durum müvekkilinin diğer davalının sahibi olduğu şirketin sahibi/yetkili temsilcisi/müdürü olduğunu göstermeyeceğini, bu gibi asılsız iddialarla diğer davalının şirketinin ve şirket tescil bilgilerinin, genel kurul kararlarının sahteliğini iddia etmek tam anlamıyla abesle iştigal olduğunu, yaklaşık 5 bin kişilik bir müşteri portföyüne bir ürünün paylaşımını yapmak gerçek bir tüzel kişiliğin belgelerinin sahteliğine nasıl yol açabileceğini, diğer davalının sahibi olduğu şirketin yine piyasanın tanıdığı, sahibinin 30 yıldır tüm elektrik piyasasınca tanındığı bir şirket olduğunu, dava dilekçesine zemin oluşturulan ... isimli şahsın bildikleri kadarıyla tuzak kurmak amacıyla diğer davalının sahibi olduğu şirkete defalarca gönderilmiş olduğunu, hasbelkader birinde müvekkili ...'i görerek delil elde ettiğini zannetmiş olduğunu, oysa bu piyasada herkesin birbirini tanıdığını ve herkesin birbirinin iş yerine gittiğini, gerektiğinde mal aldığını, mal sattığını, yukarıda da izah ettikleri gibi spot piyasa konusunda yardımcı olduğunu, Hasan Kütük isimli şahsın ise bu piyasada sahte faturadan ve diğer hususlardan mimlenmiş, ceza almış, bildikleri kadarıyla cezaevinde de yatmış bir şahıs olduğunu, bu şahıs belli amaçlar doğrultusunda davacı tarafından yönlendirilerek müvekkiline tuzak kurulmaya çalışıldığını ancak davacının iddialarının aksine müvekkilinin diğer davalı ile hiçbir organik bağı olmadığını, müvekkilinin hayatını sürdürebilmek için spot piyasada müşteri portföyünü kullanmakta, bunun dışında diğer davalı ile hiçbir ilgisi, ilişkisi ve bağı bulunmamakta olduğunu, müvekkilinin sosyal medyada yapmış olduğu birkaç paylaşımı delil gösterilerek diğer davalının sahip olduğu şirketin genel kurul kararlarının sahte olduğunu iddia etmenin mümkün olmadığını, belgede sahteciliğin tespiti davasının asla mümkün olmadığını, böyle bir dava türünün hukuk mahkemesinde görülmesinin de mümkün olmadığını, davacının böyle bir davayı açmakta hangi hukuki yararı olduğunu anlamadıklarını, yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının açmış olduğu davada öncelikle görevsizlik kararı verilmesini, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Dava, dava dışı ... Şirketinin 28.04.2022 tarihli 1 sayılı ve 08.06.2021 tarihli 1 sayılı genel kurul kararlarının sahte olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması gerekir. Hukuki yarar ise, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması anlamına gelir. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan, korunan, bir yararı olmalı; hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır. Hukuki yarar HMK'nın 114. maddesi gereği dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur.
Hukuki yarar dava açıldığı anda var olmalıdır. İlerideki bir yarar yeterli değildir. Dava ile erişilmek istenen amaç aynı güvenle ve fakat daha basit bir yolla gerçekleşebilecekse o konuda dava açılmasında hukuki yarar yoktur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ... K. ...T. 19.2.2014)
"Tespit davasında; eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın, ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Çünkü tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkâr ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır (A., R./ Y., E./ Taşpınar Ayvaz, S.: Medeni Usul Hukuku , Ankara 2017, s.287). Bu doğrultuda, davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı; bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı; yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır. Davacının tespit davası ile istediği hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden birisi ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur" (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin ...E. ... K. Sayılı kararı)
Somut olayda ; davacı vekilince davalılardan ...'den alacağı olduğundan bahisle dava dışı şirketin genel kurul kararlarının sahte olduğunun tespitinin talep edildiği, davacı şirketin, davalı şirketin hissedarı olmadığı, genel kurul kararının sahteliğinin tespiti istemiyle dava açmakta "hukuki, doğrudan , kişisel ve güncel" yararı olmadığı anlaşıldığından hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın HMK'nın 114/1-h ve 115/2. Maddesi gereğince hukuki yarar yokluğundan usulden REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken 615,40-TL harç dava açılırken peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/12/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
¸Bu evrak 5070 sayılı Yasa gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.