T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/291 Esas
KARAR NO: 2024/99
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/02/2018
KARAR TARİHİ: 08/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Müvekkilinin alacaklı banka nezdinde kullandığı şahsi -------- kredisinin 10/06/2010 tarih ve 50.000,00-TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi ve çek karinesinin mevcut olduğunu, müvekkilinin maddi sıkıntıya girmesi nedeniyle yapılandırma ile bir müddet daha borcunu ödemeye devam ettiğini, bankanın 10/06/2010 tarihinde müvekkiline imzalatılan kredi sözleşmesinin ekinde yer alan ve gerçekte kredi borcunun ödenmemesi halinde kolay tahsilat imkanı sağlamak üzere alınan kıymetli evrakı icra takibine koyarak fazla tahsilat çabası içine girdiğini, yapılandırmada belirlenen taksitlerin günü gününe ödenmesi halinde bile faizle birlikte 60.000,00-TL aşmayacak borç için 13/09/2017 vade tarihli, 105.000,00-TL yazılarak-------- E sayılı dosyası ile 105.542,50-TL olarak icra takibine konulduğunu, müvekkilinin elinde bulunan 8 adet çek yaprağını bankaya teslim ederken kendisine 2011 yılında aldığı 25 yapraklı bir çek koçanını da iade etmesi gerektiği, her bir çek yaprağı için muhatabına ödemekle sorumlu oldukları tazminatın ----- kredi borcuna eklendiği ve senedin alacak kısmının bu miktara göre doldurulduğu belirtilmiş ise de banka tarafından müvekkiline verilen listede yazılı çeklerin olduğu koçanın müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilinin böyle bir çek karinesi olmadığını belirterek teslim tutanağını görmek istediğinde bu talebinin yerinde görülmediğini, başlatılan takibe kısmi itiraz da bulunduklarını, -------- E. sayılı dosyasıyla dava açtıklarını ve çek karnesi alındı makbuzunu müvekkili tarafından ilk defa yargılama sırasında görüldüğünü, makbuz üzerindeki imzanın da müvekkili tarafından atılmamış olduğunu ve çek karinesinin kendisi tarafından teslim alınmadığını, senedin dikkatle incelendiğinde o tarihte borçlu kısımlarının ve düzenleme tarihinin 10/06/2010 olarak yazıldığı, vade ile miktar kısmının sonradan doldurulduğunu, bahse konu senedin borca mahsuben verildiği davalı yan tarafından ------- E. Sayılı dosyasında açıkça kabul edildiğini, davanın kabulü ile,-------- E. sayılı dosyasına dayanak 10/06/2010 keşide, 13/09/2017 vade tarihli ve 105.000,00-TL bedelli, kıymetli evrakın düzenlenmesine neden olan borç ilişkisinin hangi hukuki işlem ya da sözleşmeye dayandığının tespitini, müvekkilinin alacaklı banka nezdinde bulunan tüm şahıs hesapları, imzaladığı tüm kredi sözleşmeleri ve şahsen kullandırılan hizmetlerden doğan borcunun 10/06/2010 ve 21/09/2017 takip tarihi itibariyle ne kadar olduğunun tespiti, davalı yan nezdinde mevcut 16/12/2014 tarihli, çek karinesi alındı makbuzunda bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığı ve makbuzda belirtilen ------- no'dan --------- no'ya kadar çek yapraklarından dolayı borçlu sorumlu bulunmadığının tespiti, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla bu aşamada --------- sayılı dosyası ile haksız olarak talep edilen 5.000,00-TL'lik kısım için takibin iptali ve müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti, haksız ve kötü niyetli olarak, gerçek borç üzerinden ve özellikle sözleşmeye dayalı olarak değil, düzenlediği tarihte var olmayan bir borca mahsuben verildiği iddia edilen senet ile icrai takip başlatarak müvekkilinin maddi anlamda iş yapamaz duruma gelmesine sebep olan davalı yanın haksız talep etmiş olduğu miktarın %20 aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle;
İcra hukuku bakımından menfi tespit davasının konusu herhangi bir hak ya da hukuki ilişki olmayıp sadece para borcunun mevcut bulunmadığının tespiti olduğunu, davacının 5.000,00-TL'lik talebinin dışındaki hiçbir talebinin menfi tespit davasının konusunu oluşturmadığını, davacının fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak dava açmasının mümkün olmadığını, talep konusunun miktarı taraflar arasındaki tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi davanın açılamayacağını, davanın kambiyo senedine dayalı olarak ------- E sayılı dosyasında yapılan takibin 5.000,00-TL'lik kısmı için borçlu bulunmadığının tespiti davası olduğunu, davacının hali hazırda borca itiraz süresini geçirdiğini, icra dosyasında açtıkları davanın kredi sözleşmesine ve hesap kat ihtarına dayalı takip olmadığını, kambiyo senedine dayalı takip olduğunu, davacı borçlunun müvekkili banka ile arasındaki borç ilişkisini kabul ettiğini, ancak kambiyo senedinden doğan borcu kabul etmediğini, bu durumda ispat yükünün davacıya ait olduğunu, kambiyo senedine bağlı borcun soyut bir borç olduğunu, bu nedenle asıl borç ilişkisinin gerçekleşmemesi geçersiz olması ya da sonradan ortadan kalkması kambiyo senedindeki kambiyo borcunun geçerliliğini etkilemeyeceğini, alacaklının alacağı için dilediği takip yolunu seçebileceğini, davacının davasının reddi ile davasının hangi miktar için açtığının açıklanması için kesin süre verilmesine, dava miktarının arttırılması halinde harcın ikmaline, haksız talep nedeniyle %20 tazminat ödemesine, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava, hukuki niteliği itibariyle; kambiyo senedine dayalı icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.
Davanın safahatı incelendiğinde, mahkememizin ------- E. ve ------- K. Sayılı ilamının -------- sayılı ilamı ile kaldırıldığı görülmüş, dosyanın aldığı yeni esas üzerinden istinaf mahkemesi ilamında belirtilen hususlarda eksiklikler giderilerek yargılamaya devam olunmuştur. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda yazılı yargılama usulü gereği oluşturulan tensibine istinaden işlemler yapılmış ise de 28/02/2018 tarihinde kabul edilen 7101 sayılı kanunun 61. Maddesiyle 6102 sayılı T.T.K. nın 4. Maddesinin 2. Fıkrasının değiştirilmesi sebebiyle usul hukuku hükümlerinin yürürlüğe girdiği andan itibaren uygulanacağına dair hükümler dolayısıyla huzurdaki davanın miktar itibariyle basit yargılama usulüne tabi olduğu değerlendirilmiş, basit yargılama usulüne geçilerek yargılama sonuçlandırtılmıştırTaraflar arasında kurulan genel kredi sözleşmesi, ihtarnameler ve icra dosyası incelenmiştir. Menfi tespit istemine konu------- E sayılı takip dosyası incelendiğinde; davalı bankanın alacaklı davacı --------- borçlu olduğu, davalı alacaklı bankanın 10/06/2010 düzenleme, 13/09/2017 vade tarihli, davalı bankanın lehtar, davacı borçlunun ise borçlu ve müteselsil kefil olarak isim ve imzasının yer alındığı 105.000,00 TL bedelli bono dayanak gösterilmek suretiyle 21/09/2017 tarihinde başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile ilamsız takip olduğu, davalı alacaklı bankanın takip ile 105.000,00 TL asıl alacak, 315,00 TL işlemiş faiz ve 227,50 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 105.542,50 TL talep edildiği görülmüştür. İstinaf ilamında belirtilen esaslar dahilinde öncelikle davacının davalı nezdindeki --------- nolu hesabına bağlı olarak -------- numaralar arasındaki 25 adet çek yaprağını taşıyan çek karnesinin davacıya teslim edildiğini gösterir teslim belgesinin celbi için -------- E sayılı dosyasına yazılan müzekkereye, söz konusu belgenin anılan dosyaya sunulmadığına ilişkin olarak yazı cevabı verildiği görülmüş bu kapsamda davalı vekiline söz konusu belge aslını dosyaya sunması için kesin süre verilmiş ise de duruşmada alınan beyanında davalı vekili, davalı banka tarafından belge aslının imha edilmiş olduğu yönünde bilgi verildiği, ellerinde belge aslının bulunmadığı yönünde beyanda bulunduğu görülmüş, her ne kadar davacının imza asıllarının bulunduğu belgeler celp edilmiş ise de fotokopi evrakı üzerinden imza incelemesine yönelik inceleme yapılmamıştır.
Dosya, İstinaf ilamında belirtilen hususlar kapsamında bu kez bankacı bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınmış; emekli bankacı bilirkişi --------- tarafından sunulan 17/10/2023 tarihli raporda özetle, davalı --------Ş.'nin, davacı -------- - --------, -------- E. sayılı, 22.09.2017 takip tarihi itibariyle, --------- numaralı taksitli ticari krediden kaynaklanmış, 60.430,48 TL asıl alacak, 1.776,65 TL temerrüt faizi, temerrüt faizinin % 5 gider vergisi ve 181,29 TL komisyon olmak üzere; toplam 62.388,42 TL alacağının olduğu, bu alacağın dava tarihi itibariyle 4.101,15 TLL işlemiş faiz ve 181,29 TL komisyon alacağı olmak üzere 64.712,92 TL olduğu, çek koçanlarına ilişkin zorunlu karşılık tutarlarından doğan gayri nakdi kredi alacağının ise 25 * 1.410 TL üzerinden 35.250,00 TL alacağının olduğu ancak davacının, dava konusu çek yaprakları ile ilgili olarak itirazının bulunduğu, çek karnesi alındı makbuzundaki imzanın kendisine ait olmadığını ve söz konusu çek yapraklarını teslim almadığını beyan etmekte olduğu, Sayın Mahkeme'ce, 14.09.2023 tarihli 2: celsesinde, “çek defterinin davacıya verildiğine dair evrak aslının bulunamamış olması sebebiyle imza incelemesinin yapılamayacağına” karar verildiği, ancak davalı - borçluya çekilen --------- Noterliğinin 01.08.2017 tarih ve -------yevmiye sayılı ihtarnamesinde ise, bu tutarın davalı - alacaklı Banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesaba nakden ve defaten depo edilmesinin istendiği, davacının, 10.06.2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'ni borçlu ve müşterek borçlu - müteselsil kefil olarak imzaladığı, kefaletin doğasına aykırı olmamak kaydıyla, sözleşmenin asıl borçlu yönünden etkili olan her maddesinin davalı müteselsil kefiller için de geçerli olduğu, davacının çek garanti bedellerinden kaynaklanan riski için Genel Kredi Sözleşmesi'nin 3., 9., 10., 16. ve 41. maddelerine dayanarak davacı - borçludan depo talebinde bulunabilecek ise de, 5941 sayılı Çek Kanunu'nda 3 Şubat 2012 tarih ve -------- sayılı Mükerrer --------- yayımlanan ve aynı tarihte yi çe giren 6273 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerle çek defterlerinin her bir yaprağı üzerine çekin basıldığı tarihin yazılmasının zorunlu kılındığı; çekin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi hâlinde, bankanın karşılıksız çeklerle ilgili ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğunun sona ermesinin öngörüldüğü, üzerinde basıldığı tarih yer almayan eski çeklerle ilgili olarak muhatap bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğunun ise Çek Kanunu'nun geçici 3'üncü maddesi uyarınca bu çeklerin 30.06.2018 tarihine kadar muhatap bankaya ibraz edilmemiş olması halinde, bu tarih itibarıyla sona erdiği, davacı -------- - ----------, 16.12.2011 tarihinde teslim edilen dava konusu çekler sebebiyle kanuni garanti miktarlarından sorumlu olan davalı bankanın, söz konusu çeklerden dolayı taşıdığı riskin en geç 30.06.2018 tarihinde sıfırlandığı, davacı -------- - -------- uhdesinde kalan çekler sebebiyle, kanuni garanti miktarını ödeme gibi bir riskle karşılaşması imkansız olan davalı bankanın, risk taşıdığı gerekçesiyle 35.250 TL tutarındaki çek yaprağı garanti bedeli depo talebinin yerinde olmadığı, davalı Banka'nın icra ödeme emrinde yazılı talebinin ise, 105.000 TL asıl alacak, 227,50 TL işlemiş faiz ve 315 TL komisyon olmak üzere toplam 105.542,50 TL olduğu, davalının, tarafımca hesaplanan alacağı ile icra ödeme emrinde yazılı talebi arasındaki farkın; davacının -------- numaralı taksitli ticari kredi için; kat tarihinden, takip tarihine kadar olan süre için yıllık % 54 faiz oranından temerrüt faizi işletmesinden ve çek garanti bedellerinden kaynaklanan 35.250 TL riskini bu alacağına dahil etmesinden kaynaklandığı, denedin düzenlenme 10.06.2010 tarihinin, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi ile aynı tarih olduğu, davaya konu senedin -------- - ------- kredi borçlarının tahsili için verilmiş bir borç senedi olduğu, tarafların da bononun teminat olarak verildiğine dair bir iddiasının ve/veya itirazının da bulunmamakta olduğu, senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin senedin üzerine açıkça yazılmasının gerektiği, takipte dayanılan 13.09.2017 vadeli, 105.000 TL tutarındaki bonoda, bononun teminat amaçlı verildiğine yönelik bir açıklama olmadığı gibi, taraflar arasında düzenlenen 10.06.2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'nde de dayanak senedin teminat olarak verildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, tahsilde tekerrür olmamak ve Türk Borç Kanunu'nun 100. maddesi gereğince, dava tarihinden sonra, --------- numaralı taksitli ticari kredi için yapılmış toplam 58.901,26 TL kısmi tahsilat, İcra Müdürlüğü'nce ve infaz sırasında, öncelikle işlemiş faiz, masraf ve borcun ferilere mahsup edilmek kaydıyla, ------ numaralı taksitli ticari krediden kaynaklanmış 60.430,48 TL asıl alacak tutarına, takip - dava tarihinden itibaren, asıl alacağın tamamen tahsiline kadar (talep gibi) yıllık 4 9,75 avans faiz oranından ve 3095 sayılı Kanun'un 2/3. maddesi gereğince -------- Bankası'nın kısa vadeli krediler için öngördüğü değişen avans faiz oranlarından temerrüt faizi hesaplanmak suretiyle takibin devam edeceği, sonuç ve kanaatine varılmış olup, davacının dava dilekçesindeki talepleri ile icra takibine itirazları ve davalının cevap dilekçesindeki savunmaları ile icra takibindeki isteklerinin hukuken değerlendirilmesi ve takdiri ile bilcümle hukuki tavsif ve takdir ve tarafların tazminat, yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin değerlendirilmesi ve takdirinin mahkemeye ait olduğunu belirtir rapor HMK m.282 hükmü kapsamında denetime elverişli görülerek hükme esas alınmıştır. Dava konusu uyuşmazlık, takibe dayanak bononun davacının kredi borcuna mahsuben alındığı sabit olmakla, davalı bankanın davacıdan genel kredi sözleşmesine dayalı temel ilişkiden dolayı bono bedeli kadar alacağının bulunup bulunmadığı, kötüniyet tazminatı hüküm koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, icra dosyası içeriği ve istinaf ilamında belirtilen esaslar kapsamında alınan denetime elverişli rapor içeriğine göre, davalı banka ile davacı arasında kurulan 10/06/2010 tarihli 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi kurulduğu, bu sözleşme kapsamında davalı tarafından davacıya 30/06/2016 tarihinde 75.000,00 TL bedelli taksitli ticari kredi sözleşmesi kullandırıldığı, bu hususta uyuşmazlık bulunmadığı, davalı tarafından davacıya çek karnesi verilmek suretiyle gayri nakdi kredi sözleşmesinin de varlığının iddia edildiği, davacı tarafından söz konusu çek karnesinin alınmadığının iddia edildiği, ayrıca davacı tarafından davalıya 13/09/2017 tarihli ve 105.000,00 TL bedelli senedin de verildiği, davalı vekilinin, bononun temel ilişkiden bağımsız soyut borç ikrarı niteliğinde olduğu iddia edilse de yerleşik içtihatlar ve istinaf ilamında belirtilen hususlar dairesinde söz konusu senedin keşide tarihinin de genel kredi sözleşmesi ile aynı tarih olduğu dikkate alındığında, bononun davacıya tahsis edilen kredi borcunun tahsili amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, istinaf ilamında belirtilen hususlar kapsamında alınan bilirkişi raporunda 22.09.2017 takip tarihi itibariyle, -------- numaralı taksitli ticari krediden kaynaklanmış, 60.430,48 TL asıl alacak, 1.776,65 TL temerrüt faizi, temerrüt faizinin % 5 gider vergisi ve 181,29 TL komisyon olmak üzere; toplam 62.388,42 TL alacağının olduğu, dava tarihinden sonra 58.901,26 TL kısmi tahsilatın yapıldığı, bu hususun infaz aşamasında icra müdürlüğünce dikkate alınması gerektiği, her ne kadar davalı tarafından davacıya teslim edildiği iddia edilse de çek karnesinin aslının sunulmaması sebebiyle imza incelemesi yapılamamış ise de davalı bankanın gayri nakdi kredilerden dolayı alacaklı olduğunu iddia ettiği 35.250,00 TL alacağını talep edemeyeceği, zira 16.12.2011 tarihinde teslim edilen dava konusu çekler sebebiyle kanuni garanti miktarlarından sorumlu olan davalı bankanın, söz konusu çeklerden dolayı taşıdığı riskin en geç 30.06.2018 tarihinde sıfırlandığı, davacı -------- - -------- uhdesinde kalan çekler sebebiyle, kanuni garanti miktarını ödeme gibi bir riskle karşılaşması imkansız olan davalı bankanın, risk taşıdığı gerekçesiyle 35.250 TL tutarındaki çek yaprağı garanti bedeli depo talebinin yerinde olmadığı, davanın kısmi dava olarak açıldığı daha sonra ıslah edilmek suretiyle dava değerinin 50.000,00 TL'ye yükseltildiği, davacının 50.000,00 TL yönünden borçlu olmadığının tespiti istemiyle açtığı davada borçlu olduğu bedele ilişkin olumlu tespit isteminde de bulunduğu, denetime elverişli görülerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan tespitler kapsamında davacının kullandığı taksitli ticari krediden dolayı takip tarihi itibariyle davalıya 60.1430,48 TL asıl alacak, 1.776,65 TL ve 181,29 TL komisyon alacağı olmak üzere toplam 62.388,42 TL borçlu bulunduğu, dava ve ıslah dilekçeleri doğrultusunda dava değeri olarak 50.000,00 TL gösterildiği ve bu tutar yönünden davacının davalıya borçlu bulunmadığı isteminin yerinde olduğu, davalının banka olması sebebiyle bir güven kurumu olarak her işinde basiretli tacir gibi davranmak zorunda olduğu, genel kredi sözleşmesi kurulduğu sırada düzenlenen senede dayalı başlatılan takip tarihi itibariyle de davacıdan alacağını doğru ve gerçek alacağı olan kredi alacağı kapsamında tahsil için gerekli işlemleri yapması gerektiği, davalı vekilinin dava konusu senedin soyut borç ikrarı niteliğinde olduğunu belirtilmesinin de bu kapsamda uygun olmadığı, yine hem çek karnesinin teslim edildiğini iddia edip akabinde imha edildiğinin belirtilmesi sebebiyle davalının TMK m.3/2 hükmü gereğince iyiniyetli kabul edilemeyeceği, davalının haksız olduğu ancak İİK m.72/4 hükmü kapsamında tazminat hükmü kurulabilmesi için davalının kötüniyetli olduğunun da tespit edilmesi gerektiği ve yerleşik içtihatlar uyarınca kötüniyetin açıkça ispat edilmesi gerektiği, dosyada bu kapsamda bir delilin yer almadığı gerekçesiyle şartları bulunmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddi gerektiği kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Bununla birlikte her ne kadar kısa karar okunurken istinaf süresi olarak 15 gün ifadesi zabta yazılmış ise de söz konusu husus HMK m.345 hükmüne açıkça aykırı olduğundan bu husus HMK m.304 hükmü kapsamında gerekçe yazım aşamasında düzeltilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Dava ve ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile
-------- E sayılı takip dosyasına konu borçtan dolayı davacının davalıya 40.829,28 TL asıl alacak ve ferileri ile birlikte borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Şartları bulunmayan tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine,
3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 2.789,05-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 853,88-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 1.935,17-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan; 35,90-TL Başvuru Harcı, 85,39-TL Peşin/nisbi Harcı, 768,49-TL Tamamlama Harcı, olmak üzere toplam 889,78TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 2.700,00-TL Bilirkişi ücreti, 277,45-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 2.977,45-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 2.431,34-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti reddedilen miktarı geçemeyeceğinden 9.170,72-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafça yatırılan ancak sarf olunmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerçekli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/02/2024