T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/638 Esas
KARAR NO: 2024/41
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/09/2023
KARAR TARİHİ: 23/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın --------- numaralı tesisatının bulunduğu iddia edilen -------- Mah.------- Sk. No:------- -------- adresindeki iş yerinde kaçak elektrik tükettiğini ve müvekkili ekiplerince 12/12/2016 tarihinde kullanım yerinde yapıldığı iddia edilen kontrolde, perakende satış sözleşmesi olmadan, dağıtım lisansı sahini tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, mücbir sebep halleri dışında yükümlülüklerini yerine getirmeden dağıtım lisansı sahini tüzel kişinin izni dışında açıldığının tespit edildiğini ve davalı tarafa -------- seri numaralı kaçak usulsüz elektrik tüketimi tespit tutanağının düzenlendiğini ve aynı tarihte -------- nolu sayacın mühürlenerek elektriğin kesildiğini, kaçak elektrik kullanımına ilişkin 3.863,24 TL fatura düzenlendiğini ve bu fatura ile icra takibine başlandığını, 03/04/2017 tarihinde aynı şekilde davalı hakkında -------- seri numaralı kaçak usulsüz elektrik tüketimi tespit tutanağının düzenlendiğini, kaçak elektrik kullanımına ilişkin 5.700,06TL fatura düzenlendiğini ve icra takibine başlandığını, 16/09/2017 tarihinde aynı şekilde davalı hakkında --------- seri numaralı kaçak usulsüz elektrik tüketimi tespit tutanağının düzenlendiğini, kaçak elektrik kullanımına ilişkin 333.00TL fatura düzenlendiğini ve icra takibine başlandığını, 29/12/2017 tarihinde aynı şekilde davalı hakkında --------- seri numaralı kaçak usulsüz elektrik tüketimi tespit tutanağının düzenlendiğini, kaçak elektrik kullanımına ilişkin 8.491,01TL fatura düzenlendiğini ve icra takibine başlandığını, davalı tarafın başlatılan icra takiplerine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının kaçak elektrik kullandığını ve düzenlenen faturayı ifa etmediğini, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle davanın kabulüne,------- Esas ve ------- Esas sayılı dosyalarına yapılan itirazların iptali ile takibin devamına, itirazın haksız olması sebebi ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri, arabuluculuk ücreti ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptının tebliğ edildiği ancak davaya cevap dilekçesi sunmadığı anlaşıldı.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, kaçak elektrik kullanımına dayalı alacağa ilişkin itirazın iptali talebine istemine ilişkindir.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1.bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, ---------- 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve --------- sayılı --------- yayımlanan, --------- sayılı --------- Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen --------- kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan -------- kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. İtirazın iptali davaları İcra ve İflas Kanununda düzenlenmiş olup, TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir. -------- Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında davalının 01/04/2021 ile 31/01/2022 tarihleri arasında gelir vergisi mükellefi olduğu, 31/01/2022 tarihinde resen terk edildiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.31/01/2022 tarihinde vergi mükellefiyeti sona eren davalının; davanın açıldığı tarihte, icra takip tarihinde ve kaçak elektrik kullandığı iddia olunan tarihlerde herhangi bir vergi mükellefiyeti olmadığı ve tacir olmadığından, ortada her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari dava da yoktur. Somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde değildir. Bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Her ne kadar duruşmada açıklanan karar sehven istinaf kanun yoluna tabi tutulmuş ancak işbu kararın miktar itibariyle kesin karar niteliğinde olduğu anlaşılmış ise de kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması amacıyla bu hususa değinilmekle yetinilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine davanın usûlden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Mahkemelerinin görevli olduğuna,
2-Karar kesin olduğundan, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvuru halinde dava dosyasının görevli -------- Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzii edilmesi için Tevzii Bürosuna gönderilmesine,
3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, davacı tarafın yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.23/01/2024