T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/721 Esas
KARAR NO: 2025/833
DAVA: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
DAVA TARİHİ: 18/08/2025
KARAR TARİHİ: 25/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı --------- Şirketi'nin sermayesinin 5.000.000,00 TL olup diğer davacı -------- şirketin %100 pay sahibi olduğunu, müvekkillerinin bu davadan önce mahkememizin -------- Esas sayılı dosyası ile konkordato başvurusunda bulunduğunu ve geçici mühlet kararı verildiğini, ancak konkordato komiseri tarafından mahkemeye verilen nihai raporda belirtilen olumsuz görüş üzerine mahkemece konkordato taleplerinin reddine karar verildiğini, müvekkillerinin gerçekte hem ticari bakımdan hem idari bakımdan çok iyi devam eden ticari faaliyetlerinin komiser tarafından mahkemeye sunulan gibi olmadığını, müvekkillerinin komiserin işyerine gelmediğini, müvekkillerince iştigal edilen işin niteliğini anlamadığını, denizcilik sektöründe faaliyet gösterdiklerini, mevsimsel olarak ticari işlerinin durgun olduğu dönem olan yaz döneminin akabinde deniz araçlarının kıyıya çekildiği güz döneminde işlerin çok yoğunlaşması ve gelirlerin artması hususunun dikkate alınmadan raporun düzenlendiğini beyan ettiklerini, işbu başvurunun salt reddedilmiş bir konkordato projesinin yeniden sunulması talebi olmadığını, önceki yargılama sürecinde vuku bulan ve hem borçlunun iyileşme hem de alacaklıların menfaat temini hakkını ihlal eden usuli bir hatanın telafisi zaruretinden doğduğunu, özellikle emsal niteliğindeki Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının, komiserin "sadece bir denetim ve takdir makamı olmayıp, borçluya nezaret görevi ile donatıldığını" açıkça belirttiğini, aynı kararlarda, komiserin görevinin "borçlunun öngörmediği bazı hususları öngörmesi, borçluyu konkordatonun başarıya ulaşması ve tasdik edilmesi için gereken hususlarda yönlendirmesi" olduğu ifade edildiğini, bu içtihatların, önceki dosyada görev yapan Komiser Heyeti'nin, tespit ettiği sorunlar karşısında borçluyu uyarmak, yol göstermek ve proje revizyonuna aktif olarak katılmakla yükümlü olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyduğunu, müvekkillerinin başvuru tarihleri itibariyle vadesi gelen borçlarını ödeyemeyeceğini ve takip eden dönemde vadesi gelecek borçlarını da ödeyememe tehlikesi altında olduklarını, davacılar hakkında haciz ve ihtiyati haciz kararları alınıp icra işlemlerine başlandığını, bu sebeple müvekkilleri hakkında öncelikle geçici mühlet kararı verilerek, mahkeme tarafından uygun görülecek tedbirlerin alınmasını talep ettiklerini aksi halde alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesi de bozularak müvekkillerinin malvarlığının korumasız kalarak cebri icra yoluyla hesaplarının bloke edileceğini, davacı şirketin faaliyetlerine haciz uygulanmak suretiyle ticari hayatı duracağını ve malvarlığının adeta yok pahasına ortadan kalkacağını beyan ederek öncelikle davacı şirketin faaliyetine devam edebilmesi ve diğer davacılar ile birlikte malvarlığının korunabilmesi için İcra ve İflas Kanunu’nun 287, 288., 294, ve 295. maddeleri gereğince tensip kararı ile birlikte 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, İİK.’nun 206/1 sırasındaki haklar hariç olmak üzere, 6183 sayılı Kanundan doğan vergi ve her türlü harç, ceza ile --------- alacakları (prim, idari para cezaları dahil) ile ilgili takipler dahil olmak üzere, davacılar aleyhine takip yapılmamasına, haciz, ihtiyati haciz, e-haciz, ihtiyati tedbir, satış, muhafaza işlemleri uygulanmamasına, evvelce yapılmış olan tüm takiplerin durdurulmasına, yeni takip yapılmamasına, davacılar hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılmış ve yapılacak tüm icra takiplerinde satışlarının durdurulmasına, rehinli menkullerin muhafazasının durdurulmasına, davacılarının tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3. kişilerce haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesi ve tüm hak ve alacaklarının davacılara ödenmesine, davacıların takip borçlusu olduğu takiplerde kendisi aleyhine veya 3. Şahıs konumunda oldukları takiplerde kendisine yönelik 89/1 haciz ihbarnameleri gönderilmesinin tedbiren önlenmesine, geçici mühlet tarihinden sonra üçüncü kişilere İİK m. 89 uyarınca tebliğ edilen haciz ihbarnameleri nedeniyle, üçüncü kişilerin davacılara doğmuş ve doğacak alacaklarını blokede tutmaları halinde blokenin kaldırılarak bu alacağın davacı müvekkili şirkete ödenmesine ve konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına, geçici mühlet tarihinden önce üçüncü kişilere tebliğ edilen haciz ihbarnameleri nedeniyle, geçici mühlet tarihinden sonra doğmuş ve doğacak alacakların davacılara ödenmesine ve konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına, davacıların, borçlu olduğu banka hesaplarına geçici mühletin karar tarihi ve sonrasında gelecek olan paraları üzerinde gerek bankaların kendi alacakları yönünden takas-mahsup işlemi yapmalarının gerekse haciz ihbarnameleri nedeniyle bloke konulmasının önlenmesine, hesabın konkordato projesi ve konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına, Alacaklı olsun veya olmasın bankaların mühlet kararını gerekçe göstererek davacıların hesabında bulunan paraların üzerine bloke konulmasının önlenmesine, hesabın konkordato projesi ve konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına, başta bankalar olmak üzere idare ve tüm alacaklıların takas mahsup haklarının kullanmasının önlenmesine, davacı şirkete ait çeklerde karşılıksızdır işlemi yapılmamasına, davacıların tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3. kişilerce haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesi ve evvelce yapılmış takiplerden üzerine haciz konulan hak ve alacaklar da dahil olmak üzere tüm hak ve alacaklarının davacılara ödenmesine, davacı şirketin alacaklılarınca haczedilen ve muhafaza altına alınan araçlar, hammadde, demirbaş, tesis, makine ve cihazlar ile diğer levazım ve malzemelerin davacı şirket yetkilisine teslimine, İİK 289 madde uyarınca kesin mühlet verilmesine, davacı müvekkillerin konkordato talebinin kabulüne ve yasada belirtilen sair kararların alınmasına sonuç olarak yapılacak yargılama neticesinde konkordato taleplerinin tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava; Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) istemine ilişkindir. Konkordato, borçlarının vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçluya alacaklılarla yaptıkları anlaşma çer çerçevesinde ödeme imkanı tanıyan bu haliyle borçluyu haciz baskısından kurtararak mal varlığını korumayı amaçladığı için borçlunun menfaatine olan, aynı zamanda borçlunun iflasına göre daha fazla tatbik edilmesi nedeniyle alacaklıların da lehine olduğu kabul edilen bir kurumdur. Ancak bu dengenin korunması halinde alacaklı konkordatodan yararlanabilecektir. Konkordato projesinin kabule değer olup olmadığının değerlendirilmesinde borçlunun proje kapsamında borçlarını öngördüğü plan çerçevesinde ödeyebilme imkanının olup olmadığı mahkemece değerlendirilecektir. Konkordato talepleri yargılama sırasında değişen ekonomik parametrelere göre değerlendirilebileceğinden bu haliyle dava teorisinden ayrılır. Komiser raporları ve atanmış komiser raporları çerçevesinde konkordato tasdiki sonrası gelişmeler de dahil olmak üzere borçlunun davranışları verilecek karar üzerinde etkili olacaktır.
Konkordato isteminde bulunan her bir davacı için ayrı konkordato ön projesi sunulmalı İİK'nun 305. maddesinde konkordatonun tasdiki için aranan şartlar her bir davacı için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Borca batıklık ise, borçlunun mal varlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK'nun 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir.Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından, borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir. İİK'nun 285. maddesinde konkordato talebi düzenlenmiştir. Konkordato öncelikle borçlu tarafından talep edilmektedir. Borçlu ise, iflasa tabi olan veya olmayan bir gerçek veya tüzel kişi olabilmektedir. İİK‘nun 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş, yasada, iflasa tabi olan borçlu için, İİK‘nun 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu vurgulanmıştır. Davacı tarafından açılan davada mahkememizin yetkili ve görevli olduğu belirlenmiştir.Mahkememizde davacılar hakkında daha önce daha önce açılan -------- Esas-------- Karar sayılı konkordato davasının incelenmesinde; davacılar tarafından davanın 07/05/2025 tarihinde açıldığı, 12/05/2025 tarihinde davacılara 3 ay süre ile geçici mühlet verildiği, 3 aylık geçici mühlet sonunda sunulan komiser heyeti raporu dikkate alınarak;
"... borçlu şirketin sunulan mali verilerinde yer yer olağandışı tutarlar görüldüğü, konkordato kaynaklarından 11.479.365,13 TL en büyüğü olan “Alacaklardan yapılacak olan tahsilat” kalemine dair, azalması beklenen ticari alacaklar ve verilen sipariş avansları 14.349.206,41 TL'den yaklaşık iki katı olan 23.717.110,93 TL'ye yükseldiği; bu yönüyle öngörülen kaynağın sağlanmasından uzaklaşıldığı; borç tutarının ön projede belirtilen 26.876.156,29 TL yerine yaklaşık 34.867.450,09 TL artı rehinli alacaklara işleyecek faiz ile yaklaşık 40.000.000 TL civarında olacağı; 31.162.054,49 TL olarak ön projede belirtilen kaynakların tam olarak sağlandığı ihtimalde dahi, ödeme kaynakları ile borç tutarının orantılı olmadığı ve kaynağın borç tutarına göre yaklaşık %22-24 azaldığı; dolayısıyla konkordato ödeme kaynaklarında da özellikle alacaklardan yapılacak tahsilat kaleminden uzaklaşıldığı; belirtilen hususlar çerçevesinde, sunulan konkordato projesinin başarı ihtimalinin kuvvetli olmadığı ve kesin mühlet şartlarını gerçekleşmediği, davacı gerçek kişinin ise -------- Şirketinin %100 oranında hissedarı olduğu, borçlu gerçek kişinin temel konkordato sebebinin, tek ortağı ve yöneticisi bulunduğu diğer borçlu Şirket lehine verdiği kefalet taahhütleri olduğu; gösterilen konkordato kaynağının borçlu şirketten alınacak huzur hakkı olduğu; olağan yaşam giderleri için öngörülen bu gelirin ayrıca birikmiş borçların ödenmesi için yeterli olmadığı, şirket borca batık olmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığı" şeklinde gerekçe ile 11/08/2025 tarihli karar ile davacıların konkordato taleplerinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacılar tarafından daha sonra işbu davanın 18/08/2025 tarihinde mahkememize açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce düzenlenen 22/08/2025 tarihli tensibi uyarınca; " ...Dosyanın biri icra ve iflas hukuku kürsüsünden akademisyen ve bir diğeri mali muhasebeci bilirkişiden oluşan heyete tevdi ile yukarıda anılı ve Mahkememizin -------- E.sayılı dosyasında davacı tarafından sunulan ve komiserlerce tetkik edilen proje ve ibraz olunan mali kaynakları gösterir evrak ile işbu dosyada sunulan proje ve dayanak evrak içerikleri birlikte değerlendirilmek suretiyle,- Her iki projedeki kaynakların aynı yahut benzer olup olmadıkları, İşbu dosya bakımından sunulan proje ve sair evrak içeriğine göre farklı bir kaynak sunulup sunulmadığı, sunulmuş ise projenin uygulanabilir olup olmadığı,- 2004 sayılı Yasanın 286 ncı maddesinde belirtilen evrak ve kayıtların mevcut olup olmadığı hususlarında rapor tanzim edilmesinin istenilmesine, Bilirkişi olarak --------- ve ---------- görevlendirilmesine," karar verilerek işbu dosyamız ile mahkememizin ---------- Esas sayılı dosyası bilirkişilere tevdii edilerek rapor sunmaları istenmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından 01/09/2025 tarihinde dosyaya sunulan bilirkişi raporunda;
" ...konkordatoya ilk olarak müracaat edilmesinden ve bu talebin reddedilmiş olmasından hemen sonra salt konkordato projesine esas alınmış olan ticari kayıtlardaki tarih değişikliğinin talebe haklılık kazandırmasının da mümkün olmadığı, konkordato talebinin reddedilmiş ve bu ret kararının kesinleşmiş olmasından sonra yeni bir bilanço esas alınarak Konkordato projesinin hazırlanması mümkün ise de her şeyden önce her iki Konkordatoya müracaat arasında bilançolarda önemli ve anlamlı farklılıkların ortaya çıkmış olmasını da beklemek gerektiği, aksi halde Konkordatonun reddedilmiş olması ve bu kararın kesinleşmiş bulunmasından hemen sonra aynı müracaat silsilesinin sayısız defa yapılabilmesi mümkün hale geleceği, bu durumun, gerek tarafların yapmış olduğu bütün usul işlemlerinin dürüstlük kuralına uygun hareket edilmesi (HMK m.29) ilkesi ile uyumlu olmayacağı, hem de mahkemelerin de benzer konularda birden fazla yargılama yapmasına zemin hazırlayarak aynı konuda farklı kararlar vermesi ve bu suretle hukuk güvenliğinin ve adalete duyulan güvenin sarsılmasına yol açabileceği de gözden uzak tutulmaması gerektiği, somut olayı incelendiğinde de her iki müracaat arasında son derece kısıtlı bir sürenin geçmiş olduğu projeksiyonlar yönünden ve her iki konkordato projesine esas alınan bilançolarda anlamlı ve yeni bir müracaatı haklı kılacak değişikliklerin bulunmadığının değerlendirildiği," şeklinde tespitlerin rapor edildiği, raporun davacı tarafa tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Davacılar vekili 01/09/2025 tarihli ve 08/09/2025 tarihli dilekçeleri ile; mahkememiz ara kararı gereği alınan bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ edildiğini, bilirkişi raporunun, dosyaya daha önce sunmuş oldukları 05/08/2025 tarihli uzman raporu mahiyetindeki konkordato projesinin, taban tabana zıt veri ve görüşler içerdiğini beyan ederek öncelikle İcra ve İflas Kanunu’nun 287, 288, 294, ve 295. maddeleri gereğince geçici mühlet kararı verilerek dosyanın çelişik durumun giderilmesi bakımından HMK'nun 293.maddesi gereği üniversite kürsüsünden oluşturulacak heyete tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmesini talep ettiği, davacılar vekilinin talebi üzerine mahkememizin 09/09/2025 tarihli ara kararı ile;" Raporun denetlenebilmesi adına konkordato kaynaklarının ayrıntıları ile kalemler halinde değerlendirilerek ek kaynak yaratıp yaratmadığı konusunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına" karar verildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 18/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda;
" ...davacı tarafından işbu davaya sunulan konkordato ön projesindeki kaynak açığının 10.778.577,43 TL olduğu, ayrıca 8.692.401,15 TL'nin faizi ilave edilmesi gerektiği, raporlarında belirtilen en büyük olumsuzluğun davacı belgelerinde gözüken konkordatova tabi olmayan borçların konkordato kaynak listesinde gösterilmemesinden kaynaklandığı, bu tespitlerin yoruma dayalı tespitler olmayıp davacılar vekilinin kendi sunduğu belgeler ile sabit olduğu, diğer yandan davacılar vekili tarafından dosyaya ibraz olunan 15.09.2025 tarihli Protokol incelendiğinde davacı şirket kayıtlarında 2.246.940,72 TL olarak kayıtlı gözüken borcun 5.052.624,88 TL tutarlı vapılandırma protokolü yapıldığının görüldüğü, bu hususun yapılan tespitleri doğruladığı, tüm bu tespitler doğrultusunda kök raporda belirtilen görüşlerinin korunduğu, hukuken kök raporda yapılmış olan açıklamaların da buna bağlı olarak muhafaza edilmeye devam edildiği " şeklinde tespitlerin rapor edildiği anlaşılmıştır. Davacılar vekili 23/09/2025 tarihli dilekçesi ile 18/09/2025 tarihli bilirkişi ek raporuna itiraz ederek, bilirkişi raporunun dikkate alınmayarak davacı şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi ve malvarlığının korunabilmesi için İİK.nun 287. maddesi uyarınca geçici mühlet kararı verilmesini ve gerekli tüm tedbirlerin alınmasını talep ettiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamı ve alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporları da dikkate alınmak suretiyle yapılan değerlendirmede; Dosyamızda alınan bilirkişi heyeti raporlarında; davacı tarafın mahkememizde daha önce açılan --------- Esas sayılı dosyasındaki 01/05/2025 tarihli konkordato ön projesindeki 31/03/2025 tarihli bilançosu ile işbu dava dosyasına sunulan 30/06/2025 tarihli karşılaştırmalı bilançosunun, aynı dönemlere ait karşılaştırmalı gelir tablosunun incelenmesi sonucu yapılan tespitlerde davacı şirketin 05/08/2025 tarihli konkordato ön projesindeki kaynak tablosunda konkordato kapsamında olmayan rehinli/imtiyazlı borçların hesaba dahil edilmediğinin görüldüğü, ayrıca sunulan ön projede 8.692.401,15 TL. tutarındaki konkordato haricindeki borçlar için kaynak ayrılmadığı, bu borçlar için faiz hesaplamasının yapılmadığı, davacı şirketin konkordato tabi 33.090.43,42 TL. tutarındaki borç için tek seferlik %24 oran üzerinden 5.855.527,02 TL. faiz hesaplandığı, anılan borcun tek seferlik %24 oran üzerinden faiz tutarının 7.941.703,30 TL. olduğu, 2.086.176,28 TL. eksik hesaplama yapıldığı, konkordato kaynaklarının telafi edilmeyecek düzeyde eksik olduğu, yeni bir kaynak ortaya konulmadığı, davacı şahsın ise hisse satışı yöntemi ile borç tasfiyesini gerçekleştirmeyi taahhüt ettiği, davacı şahsın tek gelir kaynağı olarak davacı şirketten alınacak 100.000TL. tutarlı huzur hakkı olarak belirtildiği, davacı şirketten ayrı bir konkordato ön projesi sunulmadığı, davacı şirket tarafından sunulan konkordato ön projesinde belirtilen konkordato kaynaklarının yetersiz olduğu şeklinde tespitlerin yapıldığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamına göre yapılan değerlendirmede; davacı şirketin borca batık olmadığı, davacı tarafça yapılan her iki müracaat arasında kısıtlı bir sürenin geçmiş olması, her iki konkordato projesini esas alınan bilançolarda bilirkişi heyeti tarafından yapılan tespitlere göre mevcut durum nazara alındığında borçlarını ödeyebilecek kaynak sağlamasının mümkün görülmediği, revize projenin gerçekçi olarak değerlendirilemeyeceği, ulaşılabilir hedefleri içermediği, davacıların konkordato projesinin başarıya ulaştırma ihtimallerinin bulunmadığı kanaatine varılarak davanın reddine, davacı şirket borca batık olmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacıların konkordato geçici mühlet verilmesi taleplerinin reddine,
2-Davacı şirket borca batık olmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına,
3-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/09/2025